{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2024/1615 <br>KARAR NO: 2025/217<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 01/10/2024<br>NUMARASI: 2024/157 E. - 2024/630 K.<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 30/01/2025<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava talepli dilekçesinde özetle; davalılardan ...' ın müvekkili aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğü' nün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını, ödeme emrine ilişkin tebligatın muhtarlığa yapılması nedeniyle müvekkili aleyhine yapılan icra takibinden kanuni itiraz süreleri geçtikten sonra haberdar olunduğunu, müvekkili adına kayıtlı taşınmazlara takibe konu icra dosyasından haciz konulduğunu, müvekkilinin lehdara takibe konu senedi keşide edip vermediğini, takibe konu senetteki imzanın müvekkiline ait olmadığını, davalı aleyhine resmi evrakta sahtecilik ve dolandırıcılıktan kaynaklı İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2013/109504 soruşturma dosyası ile suç duyurusunda bulunulduğunu, bu soruşturma dosyasında takibe konu senetteki imzanın İstanbul Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü'nün 14/01/2014 tarihli uzmanlık raporu ile de sabit olduğu üzere müvekkilinin eli ürünü olmadığını, takip konusu senetteki imza ile müvekkilinin kullandığı imza karakterinin farklı olduğunu, davalı ...' ın iyi niyetli üçüncü kişi olmadığını, bu nedenlerle gerekli yargılama yapılarak takibe konu senetteki imzanın müvekkiline ait olmadığını yönündeki İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2013/109504 soruşturma dosyasında mevcut İstanbul Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü' nün 14/01/2014 tarihli uzmanlık raporu ve diğer hususların gözetilerek müvekkilinin borcunun olmadığına karar verilmesini, davalılar aleyhine müvekkilinin imzasını taklit etmek suretiyle icra takibi başlattıkları için %20' den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar, dava dilekçesi usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş olmasına karşın yasal süresi içerisinde cevap dilekçesi sunmayarak iddiaların inkarı cihetine gitmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesin 15/09/2020 tarihli kararıyla; \"İhtilafın çözülmesi amacıya gerekli araştırmalar yapılmış, dava konusuna ilişkin taraflar arasında devam eden ceza yargılaması dosyasının bir örneği dosyamız arasına alınmıştır. Bakırköy 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/16 Esas sayılı dosyası ile yapılan yargılamada, mahkememiz davacısının katılan, mahkememiz davalılarından ...'ın sanık olduğu,  senet üzerinde yapılan bilirkişi incelemesinde, mahkememiz davacısına itafen senet üzerine keşideci sıfatıyla atılan imzanın davacıya ait olmadığı tespit edilmiş ve karar İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi incelemesinden geçerek 14.05.2019 tarihinde kesinleşmiştir. Yapılan incelemede 14/01/2013 tarihli İstanbul Kriminal Polis Laboratuvarlığı Müdürlüğü Uzmanlık Raporu ile senedin ön ve arka yüzündeki  el yazıları ve imzaların davacıya ait olmadığı /davacının eli ürünü olmadığı belirlenmiştir. Böylece; davaya konu senedin, bononun, davacı keşideci tarafından düzenlenmediği, imzasının taklit edilerek sahte imzayla tedavüle ve takibe konduğu anlaşılmıştır. Sahtelik def'i ise mutlak def'i olduğundan herkese karşı ileri sürülebilir. (Yargıtay 19.H.D 2013/18072 Esas, 2014/1981 K; aynı dairenin 2015/9524 E., 2016/526 Karar sayılı ilamları) Bu nedenle söz konusu senetten ve icra takibinden dolayı davacının davalılara borçlu olmadığının tespitine, Bakırköy 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nin gerekçeli karar içeriği de gözetilmekle davalıların kötüniyeti ispat olunamadığından kötüniyet tazminat talebinin reddine\" şeklindeki gerekçeleri ile; Davanın KABULÜNE, İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasına dayanak 01.01.2013 düzenleme tarihli, 30.05.2013 vade tarihli, 160.000,00 TL bedelli keşidecisi ... olan bono ve İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra takibinden dolayı davacının davalılara borçlu olmadığının tespitine, Kötüniyet tazminatı talebinin reddine,  şeklinde hüküm kurulmuştur. Dairemizin  09/02/2024 tarih  2021/71 Esas  2024/211 K. sayılı kararıyla; \"ilk derece mahkemesince verilen kararın, usul ve yasaya aykırı olması nedeniyle, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a-4-6 maddesi gereğince davalının istinaf başvurusunun kabulüne, davacının istinaf başvurusunun bu aşamada incelenmesine yer olmadığına\" karar verilmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesin 01/10/2024 kararıyla; \"davaya konu bononun, davacı keşideci tarafından düzenlenmediği, imzasının taklit edilerek sahte imzayla tedavüle ve takibe konduğu, sahtelik def'inin mutlak def'i olup herkese karşı ileri sürülebileceği (Yargıtay 19.Hukuk Dairesi 2013/18072 Esas 2014/1981 Karar, 2015/9524 Esas 2016/526 Karar) anlaşılmakla söz konusu senetten ve icra takibinden dolayı davacının davalılara borçlu olmadığının tespitine, Bakırköy 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nin gerekçeli karar içeriği de gözetilmekle davalıların kötüniyeti ispat olunamadığından kötüniyet tazminat talebinin reddine\" şeklindeki gerekçeleri ile; Davanın KABULÜ ile, Davacının, İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasına dayanak 01/01/2013 düzenleme tarihli, 30/05/2013 vade tarihli, 160.000,00-TL bedelli, keşidecisi ... olan bonodan dolayı ve İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra takibinden dolayı davalılara borçlu olmadığının tespitine, Davacının kötüniyet tazminatı talebinin reddine, şeklinde hüküm kurulmuştur.<br>İSTİNAF: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili davalı ... ile dava dışı ... arasında et alış-satışından doğan ticari ilişki olduğunu, bu ticari ilişkide, ..., et satın almasından dolayı müvekkili ...'e birtakım çekler verdiğini, bu çeklerin davacı ...'e ait olduğunu, çeklerin günü geldiğinde  dava dışı ... tarafından borcun ödenmediği için, elindeki çekleri tahsil etmek amacıyla Sivas ... İcra Dairesi'nde icra takipleri başlatıldığını, İcra takibi neticesinde davacı ...'e ait mal varlıklarına haciz konulduğunu, takipler devam ederken davacı ..., davalının yanına Sivas'a geldiği ve dava dışı ...'ye verilen çeklerin hatır çeki olduğundan bahsettiğini, kendi mal varlığına konulan haciz neticesinde ticari hayatının baltalandığını söyleyerek davalı ...'den icra takibinden feragat etmesini istediğini, davalı ...'in de davacının talebini kabul ettiği, borçlara karşılık da davacının kendisine 160.000-TL'lik senet düzenlemesini istediğini, davacının İstanbul'a döndüğünde düzenlemek üzere senet düzenlemeyi kabul ettiğini, davacının İstanbul'a döndüğünü ve senedi düzenlediğini, davalı ...'in taksici olan bacanağının, davacının Zeytinburnu'ndaki yazıhanesine gidip senedi teslim aldığını, senedin teslim alındığının teyidi ile davalı ...,'in Sivas'ta derdest olan icra takiplerinden feragat ettiğini, davalının da elinde olan 160.000-TL'lik senedi kendisinin iflas ettiği dönemden borçlu olduğu ...'a verdiğini, ... da zamanı geldiğinde bu senedi tahsil etme amacıyla icra takibi başlattığını ve iş bu istinafa konu olan Asliye Ticaret Mahkemesindeki menfi tespit davası açıldığını, davacının daha önceden, aleyhine başlatılan icra takibinden sonra Başsavcılığa şikayet ettiğini ve kamu davası açıldığını, Ceza davasında davalı/sanık ..., beraat aldığını, İstanbul 2.Asliye Ticaret mahkemesinde işbu karar verilerek, davacının borcu olmadığı yönünde hüküm kurulduğunu, beyan ederek İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/157 E.-2024/630 K. sayılı kararının istinaf incelemesi sonucunda kaldırılmasına, davanın reddine, karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAFA CEVAP: Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davalı aleyhine resmi evrakta sahtecilik ve dolandırıcılıktan kaynaklı, tarafa İstanbul CBS'nın 2013/109504 Soruşturma dosyası ile suç duyurusunda bulunulduğunu, soruşturma dosyasında yer alan İstanbul Kriminal Polis Labarotuvarı Müdürlüğü'nün 14.01.104 tarihli Uzmanlık Raporunda  suça konu senedin ön ve arka yüzündeki el yazıları ve imzaların müştekinin elinden çıkmış olduğunu gösterir nitelikte bulgu tespit edilemediğinin belirtildiğini, davalı ...’ın Bakırköy 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/16 E. sayılı dosyasından beraat kararı almasının, dosyada senetteki imzanın müvekkiline ait olduğu manasına gelmediğini, dosyadaki gerekçeli karar ile sabit olduğu üzere senetteki imza müvekkiline ait olmadığını, davalının istinaf gerekçelerinin usul ve yasaya aykırı olduğu ve istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek, davalının istinaf başvurusunun REDDİNE, karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davanın konusu  İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası dosyasına ilişkin İİK 72 maddeye göre açılan menfi tespit davasıdır. İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı  dosyasında alacaklı ..., tarafından borçlular aleyhine kambiyo senedine dayalı icra takibi başlatılmıştır. Takip dayanağının, 21/01/2013 keşide tarihli  30/05/2013 vade tarihli 160.000 TL bedelli senet olduğu anlaşılmıştır. Dava ve takip konusu 11/01/2013 düzenleme, 30/05/2013 vade tarihli 160.000 TL bedelli senette davacının keşideci, davalılardan ...'ın lehdar olduğu, senet arkasında sırasıyla; davalılarından ... ve dava dışı ... cirolarının bulunduğu anlaşılmaktadır. 05/08/2015 tarihinde Beyoğlu ... Noterliği'nin ... yevmiye numaralı alacağın devri sözleşmesi icra takip alacağı alacaklı ... tarafından  ...'a temlik edilmiştir. Davacı tarafından icra takibine konu bonodaki imzanın müvekkiline ait olmadığı ileri sürülmektedir. Bakırköy 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2016/16 Esas 2018/250 Karar sayılı dosyasında, davacı ...'in katılan, davalı sanık ... hakkında  Resmi Belgede Sahtecilik, Banka veya Kredi Kurumlarınca Tahsis Edilmemesi Gereken Krediyi Sağlamak Amacıyla Dolandırıcılık suçlarından TCK.nun  204/1, 158/1.j maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle açılan davada mahkemece  atılı suçlardan delil yetersizliği nedeniyle ayrı ayrı beraatine karar verilmiştir.TBK 74 maddeye göre Hukuk Hakimi Ceza mahkemesinin delil yetersizliğinden beraat kararı ile bağlı değildir.Soruşturma esnasında İstanbul  C. Başsavcılığınca bilirkişi incelemesi yaptırıldığı   14/01/2013 tarihli İstanbul Kriminal Polis Laboratuvarlığı Müdürlüğü Uzmanlık Raporunda davacının istiktap tutanağındaki el yazıları ve imzaları ile senet aslı üzerinde yapılan inceleme neticesinde ;  senedin ön ve arka yüzündeki  el yazıları ve imzaların davacıya ait olmadığı /davacının eli ürünü olmadığı belirtilmiştir. Senetteki imzanın borçluya ait olduğunun ispat külfeti senet elinde olup, takibe başlayan ve imzanın borçluya ait olduğunu iddia eden alacaklıya aittir. (HGK 26/04/2006 tarih, 2006/12-259 E., 2006/231 K. sayılı kararı) Bu durumda davanın niteliği itibari ile imzanın borçluya ait olduğunu kanıtlama külfeti alacaklıya aittir. Davaya konu, bononun, davacı keşideci tarafından düzenlenmediği, imzasının taklit edilerek sahte imzayla tedavüle ve takibe konulduğu anlaşılmıştır. Sahtelik def'i ise mutlak def'i olduğundan herkese karşı ileri sürülebilir. (Yargıtay 19.H.D 2013/18072 Esas, 2014/1981 K; aynı dairenin 2015/9524 E., 2016/526 Karar sayılı ilamları) Tüm bu nedenlerle mahkemece davanın kabulü ile kötü niyet tazminat talebinin reddine dair verilen karar dosya kapsamına uygundur. Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla  yapılan inceleme neticesinde davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine  karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun  İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 01/10/2024 tarih ve 2024/157 E., 2024/630 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1.044,88-TL harçtan başlangıçta peşin alınan 2.761,22-TL harcın mahsubu ile eksik olan 8.283,66‬-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, 6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 30/01/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"70141b336efadc5a","SID":"ad7c7f38d23e2d5c"}}