{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/1061 <br>KARAR NO:2025/180<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:23/11/2021<br>NUMARASI:2017/195 esas- 2021/848 karar<br>ASIL DAVA:Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>BİRLEŞEN DAVA:İtirazın İptali (Ticari Mümessillik Kaynaklı)<br>KARAR TARİHİ:06/02/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  müvekkili ile davalı arasında 01.05.2015 tarihli sözleşme ile bu sözleşmenin devamı olan 01.01.2016 tarihli sözleşme akdedilerek 01.01.2016 - 31.12.2017 tarihleri arasında sözleşmede yer alan şartlar dahilinde yönetici olarak çalışılması konusunda kar payı ortaklığı sözleşmesi imzalandığını, taraflar arasındaki mevcut sözleşmelere göre müvekkili tarafından, davalı firmanın Türkiye içinde ve dışında gerçekleştireceği her türlü gayrimenkul geliştirme, inşaat, taahhüt ve ticari faaliyetlerinde davalı adına teknik, mali ve idari olarak tam yetkili ve sorumlu olacağını, bunun karşılığında da davalı tarafından kendisine aylık net: 15.000,00 TL ücret ödeneceği ve ayrıca davalının Türkiye içinde ve dışında gerçekleştireceği her türlü gayrimenkul geliştirme, inşaat, taahhüt ve ticari faaliyetlerden elde edeceği vergi öncesi karın %15 ini ödeyeceği kararlaştırıldığını, taraflar arasındaki sözleşme ile müvekkili, davalı şirkette yönetici sıfatı ile sorumlu kılındığını, yönetim kurulu kararıyla 01.01.2016 tarihinden itibaren Genel Müdür olarak atanarak her türlü işlem yapma, temsil ve ilzama yetkili kılındığı ve karar ticaret sicil gazetesinde yayınlandığını, müvekkili tarafından 01.05.2015 tarihinden itibaren sözleşme ile üstlenmiş olduğu tüm edimler yerine getirilmesine rağmen; davalı tarafından sözleşmede yer alan müvekkilinin \"tam yetkili ve sorumlu olacağı\" yönündeki düzenlemeye aykırı olarak ve müvekkiline hiçbir bildirim yapılmaksızın temsil yetkisi elinden alındığını, ayrıca devam eden süreçte davalı şirkete ait projeler ile ilişkisi nedensiz bir şekilde sona erdirilmek istendiğini, müvekkilinin yönetici olarak projeleri yönetmesi fiilen engellendiğini, şirket ortağı ... tarafından 09.01.2017 tarihinde \"sizle olan ticari çalışma konumuz bitti\" şeklinde gönderilen whatsapp mesajı ile şirketteki görevine haksız olarak fiilen son verildiğini, 10.01.2017 tarihinde şirket aracı evine gelinerek teslim alındığını ve 13.01.2017 tarihinde de şirket e-posta hesapları kapatıldığını, davalı tarafça müvekkilinin sözleşmesi haksız olarak sona erdirilmesine rağmen sözleşme gereği ödenmesi gereken hak ve alacakları ödenmediğini, müvekkilinin sözleşmeden kaynaklanan 2016 yılı Aralık ayına ait hak ettiği ücreti ile sözleşme sonu olan 31.12.2017 tarihine kadar hak edeceği bakiye süre ücret alacakları ve ayrıca davalının Türkiye içinde ve dışında gerçekleştireceği her türlü gayrimenkul geliştirme, inşaat, taahhüt ve ticari faaliyetlerden elde ettiği/edeceği vergi öncesi karın %15 i ödenmediğini, dava öncesinde müvekkilinin belirtilen alacaklarının ödenmesi Kartal 23.Noterliği'nin 18.01.2017 tarih ve ... yevmiye no'lu ihtarnamesi ile ihtar edilmiş söz konusu ihtarname davalı tarafa 23.01.2017 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen müvekkilinin hak ve alacakları ödenmediğini, fazlaya dair dava ve talep hakları saklı kalmak kaydı ile kar payı ortaklığı sözleşmesinden kaynaklanan 2.500,00-TL kar payı alacağı ile 2.500,00-TL ücret alacağının temerrüt tarihi olan 31.01.2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesine ve yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında 1.5.2015 tarihli ve işbu sözleşmenin devamı mahiyetinde 1.1.2016 tarihli kar payı ortaklığı sözleşmesi akdedildiğini, İşbu sözleşmenin 1. Maddesi ile; “01.01.2016 tarihinden itibaren yönetici, şirketin Türkiye içinde ve dışında gerçekleştireceği her türlü gayrimenkul geliştirme, inşaat, taahhüt ve ticari faaliyetlerinde şirket adına, teknik, mali ve idari olarak tam yetki ve sorumlu olacaktır” denildiğini, bu surette davacıya 1.1.2016 tarihinden itibaren Türkiye içinde ve dışında iş geliştirebilmesi; şirkete yeni projeler getirebilmesi için mali ve idari olarak tam yetki ve sorumluluk verileceği düzenlendiğini, müvekkili tarafından İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü 28.12.2015 tarihinde tescil ve ilan olunan Beşiktaş ...Noterliği 21.12.2015 tarih ve ... yevmiye numaralı yönetim kurulu kararının 2 ve 3 nolu maddeleri ile karar tarihinden itibaren 31.12.2018 tarihine kadar davalının ticari temsilci olarak atanması yapıldığını, müvekkili şirket taraflar arasındaki sözleşme uyarınca davacının özenle yükümlendiği edimlerini yerine getireceği inancıyla davacıya temsil yetkisini vermiş ve konforlu bir çalışma ortamı temin ettiğini, davacıya projeleri yürütmek ve bitirmek için gerekli tüm yetkileri verdiği gibi davacıya aylık ödemelerini de düzenli olarak yaptığını, ayrıca davacıya sözleşmeden doğan taahhütlerini yerine getirebilmesi için yüklü miktarlarda avanslar verildiğini, davacıya 21.12.2015 tarihinde 250.000 TL avans ödemesi yapıldığını, bu avansın veriliş sebebi tamamen iş avansı mahiyetinde olmasına rağmen davacı bu parayı uhdesinde tuttuğunu, ayrıca müvekkili tarafından proje hizmet bedeli olarak 24.8.2015 tarihinde davacıya 150.000 TL tutarında bir ödeme yapıldığını, işbu iş avansı da davacı tarafından uzun süre uhdesinde tutulduktan sonra 23.10.2015 tarihinde iade edildiğini, 23.10.2015 tarihinde iade dolayısıyla 3.650 TL finansman maliyeti zararı ortaya çıktığını, davacı taraf sözleşme uyarınca kendisine tanınan “iş ve projelerle ilgili avans alma” hak ve yetkisini kötüniyetli bir şekilde kişisel finansman aracı olarak kullandığını,  bahsi geçen 250.000 TL’lik avans ödemesi ile 3.650 TL’lik finansman maliyeti zararlarına ilişkin olarak davacı aleyhine ... sayılı dosyası üzerinden ilamsız icra takibine girişildiğini, davacı tarafından takibe haksız yere itiraz edilmesi üzerine 15.3.2017 tarihinde huzurdaki davanın davacısı ... aleyhine İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2017/251 E. Sayılı dava dosyası üzerinden itirazın iptaline karar verilmesi talep edildiğini, davacı taraf tamamen özensiz ve gayriciddi davranarak Türkiye içinde ve dışında gerçekleştirmeyi öngördüğü projeleri nihayete erdiremediği ve taahhüt ettiği başarıyı yakalayamadığı gibi proje bazlı şirketin zarar etmesine sebebiyet verdiğini, müvekkili şirketin Türkiye içinde ve dışında gerçekleştirilmesi öngörülen projeler nihayete ermemiş ve davacı vaat ettiği başarıyı yakalayamadığını, müvekkili şirketin 2016 yıl sonu devam eden ve biten projeler itibariyle proje bazlı 1.044.119 TL zararı ortaya çıktığını,  bu projeler davacının özensiz, profesyonellikten uzak, gayriciddi yaklaşımları nedeniyle tamamlanamadığını, bahsi edilen 1.044.119 TL 2016 yıl sonu zararı salt bu 3 proje ile ilgili olduğunu, davalı tarafından gerçekleştirilmesi taahhüt edilen başarıların sağlanamaması, üstüne şirketin proje bazlı zarar ettirilmesi sebebiyle müvekkili şirket tarafından 31.12.2016 tarihinden itibaren geçerli olacak taraflar arasındaki sözleşme feshedildiğini, taraflar arasındaki sözleşmenin feshi akabinde davacı tarafça Kartal 23. Noterliği 18.1.2017 tarih ve ... yevmiye nolu ihtamame haksız olarak keşide edildiğini, cevaben Beşiktaş ... Noterliği 31.1.2017 tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesi keşide edildiğini,  davanın davacının sözleşmenin haklı nedenle feshine neden olduğu; kendi kusurlu davranışları ile kendi lehine hak yaratmaya gayret ettiği tespit edileceğini, bu nedenle davanın reddine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle : müvekkilinin ... tarafından T.C. İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nden 28.12.2015 tarihinde tescil ve ilan olunan müvekkili şirketin Beşiktaş ... Noterliği'nden 21.12.2015 tarih ve ... yevmiye numaralı yönetim kurulu kararının 2 ve 3. Maddelerine göre; karar tarihinden itibaren 31.12.2018 tarihine kadar davalı ... ticari temsilci olarak atandığını, müvekkili şirket  ile davalı arasında müvekkili şirketin Türkiye içinde ve dışında gerçekleştireceği her türlü gayrimenkul geliştirme, inşaat, taahhüt ve ticari faaliyetlerden elde edeceği karın paylaşılmasının düzenlenmesi amacıyla 01.05.2015 tarihinde Kar Payı Ortaklığı Sözleşmesi imzalandığını, 01.01.2016 tarihinde aynı sözleşme yenilendiğini, Müvekkili şirket tarafından  davalı ..., müvekkil şirketin gerçekleştireceği projelerin gelişimi, tanıtımı hususlarında; teknik, mali ve idari olarak tam yetkili ticari temsilci olarak atandıktan sonra müvekkili şirket, taraflar arasında Kar Payı Ortaklığı sözleşmesinin imzalandığı günden bu yana sözleşmeden doğan maddi ve manevi tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini,  davalı ...'e; projeleri yürütmek ve bitirmek için gerekli tüm yetkileri verdiğini,  aylık düzenli ödemelerini  gerçekleştirdiğini, müvekkili davacı şirket tarafından, davalının taahhütlerini yerine getirebilmesi için, davalıya 250.000,00-TL avans hizmet bedeli ödendiğini, Bu ödemenin davalı tarafından iadesinin  gerçekleştirilmediğini,   müvekkili şirket tarafından proje hizmet bedeli olarak 24.08.2015 tarihinde davalı ...'e 150.000-TL tutarında yapılan ödemenin  23.10.2015 tarihinde iadesi dolayısıyla, müvekkil davacı şirketin 3.650,00 TL finansman maliyeti zararı ortaya çıktığını, bu zararlarının tahsili amacıyla müvekkili davacı şirket tarafından ... numaralı dosyası ile ilamsız icra takibinin  başlatıldığını, Davalı tarafından müvekkili davacı şirketin başlattığı icra takibine haksız ve dayanaksız olarak itiraz edildiğinden, Davanın kabulü ile davalının ... dosyası ile başlatılan icra takibine yapılan haksız İTİRAZIN İPTALİYLE, fazlaya ilişkin alacak ve talep haklarının saklı kalmak kaydıyla yukarıda sözü edilen icra takibine dayanak teşkil eden  alacaklarının takip tarihinden itibaren işleyecek yıllık %9  yasal faizi ile birlikte takibin devamına karar verilmesini,  alacağın %20’sinden az olmamak kaydıyla aleyhinde İCRA-İNKAR TAZMİNATINA hükmedilmesini, Yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davalı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.Birleşen davada davalı  vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafından Sözleşme haksız ve hukuka aykırı olarak feshedildiğini, Sözleşmenin haksız nedenle feshinden sonra, Müvekkili tarafından Kartal ... Noterliği’nin 18.01.2017 tarih ve  ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile sözleşmeden doğan hak ve alacaklarının ödenmesi talep edilmesine rağmen, Davacı, Beşiktaş ... Noterliği’nin 31.01.2017 tarih ve ... yevmiye numaralı cevabi ihtarnamesinde, Şirket’in Türkiye içinde dışında gerçekleştirmeyi öngördüğü projelerinin nihayete ermediğini, projelerin çok uzun süre sonunda dahi bitmediğini gerekçe göstererek taleplerin sonuçsuz bırakıldığını, Davacı tarafından 31.12.2016 tarihinden itibaren geçerli olacak şekilde sözleşmenin feshedildiği bildirildiğini,  bunun üzerine taraflarınca İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2017/195 E. Sayılı dosya numarası alacak davası ikame edildiğini, davanın halen derdest olduğunu, Müvekkili aleyhine girişilen ... Sayılı icra takibi ve huzurda görülen dava, İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2017/195 E. Sayılı davasına  karşılık olarak kötüniyetli ve gerçeği yansıtmayan iddialarla açıldığını,  Müvekkili tarafından ihtiyaç için kullanılan ve iade edilen 150.000,00-TL’lik bedeli ‘proje hizmet bedeli; 21.12.2015 tarihli dekontta “Şişli 2 Projesi Hizmet Bedeli” olarak ödendiği belirtilen 250.000,00-TL’lik bedeli ‘avans hizmet bedeli’ gibi göstermek suretiyle ... dosya numarası ile Müvekkili aleyhine takibe giriştiğini, Müvekkilinin Davacı Şirket’e herhangi bir borcu bulunmadığını,  aksine sözleşmeden doğan ücret ve kar payı alacağı bulunduğunu, Bu nedenlerle  her türlü yasal haklarının ve tazminat taleplerinin saklı kalmak kaydıyla  haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddini, %20 oranından az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep  etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 23/11/2021 tarih ve 2017/195 Esas- 2021/848 Karar sayılı kararında;\"Asıl dava, sözleşmeden kaynaklı kar payı ve ücret alacağı istemine, birleşen dava ise finansman maliyeti tazminatı ve ödenen avansların iadesinden kaynaklı takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.Asıl davada davacı-birleşen dava davalısı, taraflar arasında 01/05/2015 tarihli sözleşme ve devamı olan 01/01/2016 tarihli sözleşme ile 01/01/2016-31/12/2017 tarihleri arasında sözleşmede yer alan şartlar dahilinde yönetici olarak çalışılması konusunda kar payı ortaklığı sözleşmesi yapıldığını, sözleşme ile üstlenilen tüm edimleri yerine getirdiğini, ancak davalı tarafça sözleşmeye aykırı olarak hiçbir bildirim yapılmaksızın temsil yetkisinin elinden alındığını, görevine son verildiğini, sözleşmenin haksız olarak sona erdirilmesine rağmen sözleşmeden doğan hak ve alacaklarının ödenmediğini beyan ederek kar payı alacağı ile ücret alacağının tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, davalı-birleşen dava davacısı ise ilgili sözleşme kapsamında davacının edimlerini gereği gibi yerine getirmediğini, sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğini beyan ederek davanın reddini savunmuş, birleşen davada ise davalı-birleşen dava davacısı, aynı gerekçelerle finansman maliyeti tazminatı ve ödenen avansların iadesinden kaynaklı takibe yapılan itirazın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Taraflar arasında 01/05/2015 tarihli sözleşme ve bu sözleşmenin devamı mahiyetinde olan 01/01/2016 tarihli sözleşmenin imzalandığı hususunda herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, sözleşmenin  davalı-birleşen dava davacısı tarafından feshinin haksız olup olmadığı, tarafların sözleşme ile üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirip getirmediği, asıl dava bakımından taraflar arasında yapılan sözleşmeden kaynaklı davacının davalıdan kar payı alacağı ve ücret alacağı olup olmadığı, varsa miktarı, birleşen dava bakımından ise finansman maliyet tazminatı ve ödenen avansların iadesi talebiyle başlatılan ilamsız icra takibine yapılan takip kapsamında talepte bulunulup bulunulamayacağı hususlarında toplanmaktadır.Birleşen davaya konu ...sayılı icra dosyası dosyamız arasına alınıp incelendiğinde; davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine 24/02/2017 tarihinde 3.650,00 TL Finansman Maliyeti Tazminat Alacağı, 35.903,00 TL Ödenen Avansın İşlemiş Faizi, 250.000,00 TL Ödenen ...(Asıl Alacak) olmak üzere toplam 289.553,00 TL'lik ilamsız takipte bulunulduğu, ödeme emrinin borçluya 02/03/2017 tarihinde tebliğ olduğu,davalı borçlu vekilinin 03/03/2017 tarihli dilekçesi ile borca itiraz etmesi üzerine takibin durduğu ve süresi içerisinde itirazın iptali davası açıldığı görülmüştür.Tarafların bildirmiş olduğu delillerin toplanmasının ve tanık beyanlarının alınmasının ardından Mahkememizin 25/12/2018 tarihli ara kararı gereğince dosyamız rapor hazırlanmak üzere mali müşavir, Ticaret Hukukçusu, İnşaat Mühendisi ve Gayrimenkul Değerlendirme Uzmanı bilirkişilere tevdi edilmiş,  bilirkişi heyeti  tarafından ibraz edilen 25/06/2019 teslim tarihli raporda özetle;\"a) Davacının, davalıya ait işleri ve projeleri geliştirmek suretiyle maddi bir katkı sağlamak amacıyla,  işe alınmış olduğu,b)  Davacının iş yaptığı süre içerisinde, iş ve proje geliştirerek davalıya önemli oranda bir katkı sağlamadığı, dolayısıyla davalı tarafından yapılan fesih bildiriminin haklı olduğu, c) Bununla birlikte fesih bildirimi ileri doğru hüküm ifade ettiğinden, davacının, fesih tarihine kadar yapmış olduğu işlere karşılık sözleşmede kararlaştırılan aylık ücret ödemelerini ve yürüttüğü projeler nedeniyle ödenmesi gereken kar paylarını alabileceği,d) Davacının imzaladığı kar payı ortaklığı sözleşmelerinin (01/05/2015 – 31/12/2015 ve 01/01/2016 – 31/12/2017 tarihleri arasında) davacının işene son verildiği beyan edilen 09/01/2017 tarihleri arasına denk gelen 20 ay karşılığında her ay için 15.000,00 TL olmak üzere toplam 300.000,00 TL ücret  alması gerektiği;Bu bahisle;• Asıl dava yönünden;Davacı alacağı;Aylık ücret 20 ay x 15.000,00 TL = 300.000,00 TL Davacının 2015 yılı karı (Mali tablodan) 2.950,39 TL x %15 = 442,56 TL Davacının 2016 yılı karı (Mali tablodan)  249.825,67 TL x %15 =    37.473,85 T Toplam 37.916,41 TL Olmak üzere Davacının toplam alacağının; Aylık ücret + Kar payı = 300.000,00 TL + 37.916,41 = 337.916,41 TL, Davacıya yapılan ödemelerin; Davalı şirket hesaplarından 15.000,00 TL + 24.159,29 (Mali tablodan) =  39.159,29 TL ... hesabından  (Mali tablodan)  280.854,98 TL Toplam 320.014,27 TL Olmak üzere ;Davacı alacağı – davalıya ödenen:  337.916,41 TL – 320.014,27 TL =  17.902,14 TL Olmak üzere davacı ...’in davalı şirket’ten 17.902,14 TL (On Yedi Bin Dokuz Yüz İki Türk Lirası  On Dört Kuruş) alacaklı olduğu, Davacı ... 17.902,14 TL alacağını, Kartal 23. Noterliğinden keşide ettiği 18.01.2017 tarih ve ... yev. nolu ihtarnamenin davalı ...Ş.’ya tebliğ olduğu tarihten itibaren faizini talep edilebileceği,• Birleşen dava yönünden;Takip tarihi olan 24/02/2017 itibari ile davacı (alacaklı) şirketin (asıl davada davalı), davalı borçlu (asıl davada davacı) ...’den 250.000,00 TL alacaklı olduğu,Davalı ... 250.000,00 TL alacağını,   Beşiktaş ... Noterliğinden keşide ettiği 31.01.2017 tarih ve ... yev. nolu ihtarnamenin davacı ...’e tebliğ olduğu tarihten itibaren faizini talep edebileceği, Mahsuplaşma yapıldığı taktirde;Asıl davada;Davacı (birleşen davada davalı) ...’in davalı (birleşen davada davacı)  şirketten 17.902,14 TL alacaklı, Birleşen davada;Davacı (asıl davada davalı) Şirketin davalı (asıl davada davacı) ...den 250.000,00 TL alacaklı olduğu dikkate alındığında, Asıl davada davalı, birleşen davada  davacı (alacaklı) şirketin, Asıl davada davacı (birleşen davada davalı) ...’den;Davacı alacağı – davalıya ödenen:  17.902,14 TL – 250.000,00 TL = (-) 232.097,86 TL alacaklı olduğu\" yönünde görüş ve tespitlerde bulunulmuştur.  Tarafların rapora ilişkin itirazlarda bulunmaları nedeniyle Mahkememizin 04/10/2019 tarihli ara kararı gereğince dosyamız taraf itirazları değerlendirilmek suretiyle ek rapor hazırlanmak üzere  bilirkişilere tevdi edilmiş, bilirkişi heyeti tarafından ibraz edilen 12/12/2019 teslim tarihli ek raporda, kök rapordaki görüş ve kanaatlerinde herhangi bir değişiklik oluşmadığı belirtilmiştir. Mahkememizin 29/06/2021 tarihli ara kararı gereğince birleşen dosya yönünden açılan davanın itirazın iptali istemine ilişkin olduğu ve asıl ve birleşen davada tarafların mahsup talebinde bulunmamış olduğu nazara alınarak asıl ve birleşen davalar arasında herhangi bir mahsuplaşma yapılmadan temerrüt tarihi ve takip tarihi nazara alınarak işlemiş faiz kalemi yönünden hesaplama yapılması için dosya mali müşavir bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından ibraz edilen 28/09/2021 teslim tarihli ek raporda özetle; \"Davalı / birleşen dosya davacısı ... şirketinin 250.000,00 TL alacaklı olduğu, Davalı / birleşen dosya davacısı ... şirketinin takip tarihi itibariyle talep edebileceği faiz 1.356,16 TL olarak hesaplandığı\"  belirtilmiştir. Bu kapsamda alınan kök ve ek raporların dosya kapsamına uygun, hüküm kurmaya elverişli tespit ve değerlendirmeler içerdiği anlaşıldığından yeni bir heyetten yeni rapor alınması yönündeki talebin reddine karar verilmiştir.Somut olayda taraflar arasında 01/05/2015 tarihli sözleşme ve bu sözleşmenin devamı mahiyetinde olan 01/01/2016 tarihli danışmanlık ve hizmet sözleşmesinin imzalandığı, bu sözleşmeler uyarınca davacının davalıya vereceği danışmanlık ve hizmet edimlerine karşılık aylık 15.000 TL ücret ve gayrimenkul projelerinden de vergi öncesi karın %15'i oranında kar payı verilmesi konusunda anlaşmaya varıldığı, davacının davalı şirkette genel müdür olarak yetkilendirildiği, davacıya birtakım ödemelerin yapıldığı hususlarında bir ihtilaf bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, sözleşmenin feshinin haksız olup olmadığı, tarafların sözleşme ile üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirip getirmediği, davacının şirkete yapmış olduğu projeler nedeniyle herhangi bir hak ediş kazanıp kazanmadığı, projelerin aksatılıp aksatılmadığı ve buna bağlı olarak davalı şirketin bir zararını oluşup oluşmadığı noktalarında toplanmaktadır.Davacı ile davalı Şirket arasında 01/05/2015 ile 31/12/2015 tarihleri arasını kapsayan  01/05/2015 tarihli ve 01/01/2016 ile 31/12/2017 tarihli arasını kapsayan 01/01/2016 tarihli Kar Payı Ortaklığı Sözleşmelerinin incelenmesinde; 01/05/2015 tarihli sözleşmenin dava konusu ile ilgili ana maddeleri;\"1-01.05.2015 tarihinden itibaren Yönetici, Şirketin, Türkiye içinde ve dışında gerçekleştireceği her türlü gayrimenkul geliştirme, inşaat, taahhüt ve ticari faaliyetlerde Şirket adına, teknik, mali ve idari olarak tam yetkili ve sorumlu olacaktır.3-Şirket, Türkiye içinde ve dışında gerçekleştireceği, her türlü gayrimenkul geliştirme, inşaat, taahhüt ve ticari faaliyetlerden elde edeceği karın %15 ini Yönetici'ye ödeyecektir.10-Yönetici; Şirket'ten 15.000 tl/ay net ücret alacak olup, ücret yönetim gideri olarak hesap edilecektir. Aylık ücret dışında Yönetici ihtiyacı olduğu zaman kar payından düşülmek üzere Şirketten kendi adına para alabilecektir.12-Bu sözleşme 31.12.2015 tarihine kadar geçerlidir. Her iki tarafın tekrar karşılıklı anlaşması durumunda, Yönetici 01.01.2016 tarihinden itibaren Şirket bünyesinde bordrolu Yönetici olarak çalışmaya devam edecektir.13-Şirket’in hasılat paylaşımı modeliyle üstleneceği ... A.Ş. projesi bu kapsam dışında olup bu proje için Şirket ile Yönetici arasındaki kar paylaşımına karşılıklı mutabakatla daha sonra karar verilecektir….” şeklindedir.01/06/2016 tarihli sözleşmenin dava konusu ile ilgili ana maddeleri ise; \"1-01.01.2016 tarihinden itibaren Yönetici, Şirketin, Türkiye içinde ve dışında gerçekleştireceği her türlü gayrimenkul geliştirme, inşaat, taahhüt ve ticari faaliyetlerde Şirket adına, teknik, mali ve idari olarak tam yetkili ve sorumlu olacaktır.3-Şirket, Türkiye içinde ve dışında gerçekleştireceği, her türlü gayrimenkul geliştirme, inşaat, taahhüt ve ticari faaliyetlerden elde edeceği karın %15 ini Yönetici'ye ödeyecektir.10-Yönetici; Şirket'ten 15.000 tl/ay net ücret alacak olup, ücret yönetim gideri olarak hesap edilecektir. Aylık ücret dışında Yönetici ihtiyacı olduğu zaman kar payından düşülmek üzere Şirketten kendi adına para alabilecektir.12-Bu sözleşme 31.12.2017 tarihine kadar geçerlidir. Yönetici 01.01.2016 tarihinden itibaren Şirket bünyesinde bordrolu Yönetici olarak çalışmaya devam edecektir.….” şeklinde olduğu,13-Şirket’in hasılat paylaşımı modeliyle üstleneceği ...A.Ş. projesi bu kapsam dışında olup bu proje için Şirket ile Yönetici arasındaki kar paylaşımına karşılıklı mutabakatla daha sonra karar verilecektir.….” şeklindedir. Davacı/birleşen dava davalısı ...'in davalı/birleşen dava davacısı ...’dan alacağını Kartal ... Noterliğinden keşide ettiği 18.01.2017 tarih ve 1461 yev. nolu ihtarname ile talep ettiği, ihtarnamenin 31/01/2017 tarihinde ... A.Ş.'ye tebliğ edildiği, ...A.Ş.'nin ise ...’e Beşiktaş ... Noterliğinden keşide ettiği 31.01.2017 tarih ve 2003 yev. nolu ihtarname ile ödenen avansın talep edildiği, ihtarnamenin 02.02.2017 tarihinde ...e’e tebliğ edildiği anlaşılmıştır.Mali yönden yapılan incelemede, davacının defterlerinin usulüne uygun şekilde tutulduğu, delil vasfını haiz olduğu, ... A.Ş’nın mali verileri incelendiğinde, ...’in davalı ...Ş.’nın özkaynaklarında bir artış sağlamadığı,... A.Ş.’ye artı bir değer katmadığı tespit edilmiştir.Bu doğrultuda alınan rapor ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, davacının iş yaptığı süre içerisinde, iş ve proje geliştirerek davalıya önemli oranda bir katkı sağlamadığı, dolayısıyla davalı tarafından yapılan fesih bildiriminin haklı olduğu sonucuna varılmıştır. Bununla birlikte fesih bildirimi ileri etkili hüküm ifade ettiğinden, davacının fesih tarihine kadar yapmış olduğu işlere karşılık sözleşmede kararlaştırılan aylık ücret ödemelerini ve yürüttüğü projeler nedeniyle ödenmesi gereken kar paylarını alabileceği, davacıya yapılan ödemeler hesaplamaya dahil edildiğinde asıl dava bakımından davacı ...’in davalı ...Ş.'den 17.902,14 TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir.Davalı ...Ş.’nin 21.12.2015 tarihinde davacı ...’e “... Projesi Hizmet Bedeli” açıklaması ile göndermiş olduğu 250.000,00 TL’nin, yapılan projelerdeki işlerde kullanılmak üzere veya sözleşme kapsamı dışındaki başkaca hizmetlere karşılık verildiğine ilişkin davacı tarafından herhangi bir delil sunulmadığı, dekontta yer alan “hizmet bedeli” ifadesi dikkate alınarak, anılan bedelin, davacıya yapmış olduğu hizmetlere karşılık bir ödeme veya avans olarak verildiğinin kabulü gerektiği, dolayısıyla davacının sözkonusu bedel oranında bir hizmet vermediğinin anlaşılması halinde bedeli iade etmesi gerektiği, buna göre birleşen dava bakımından takip tarihi olan 24/02/2017 itibari ile davalı-birleşen dava davacısı ... A.Ş.'nin ...’den 250.000,00TL alacaklı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.Yapılan açıklamalar ışığında asıl dava bakımından davacı ...’in davalı ...Ş.'den 17.902,14 TL alacaklı olduğu, birleşen dava bakımından ise takip tarihi olan 24/02/2017 itibari ile davalı-birleşen dava davacısı ... A.Ş.'nin ...’den 250.000,00TL alacaklı olduğu anlaşıldığından asıl dava dilekçesinde ücret alacağı ve kar payı alacağı için talep edilen miktarlar ile hükme esas alınan bilirkişi raporundaki hesaplamalar doğrultusunda asıl dava yönünden  taleple bağlı kalınarak davanın kabulü ile 2.500,00 TL ücret alacağı ve 2.500,00 TL kar payı alacağı olmak üzere toplam 5.000,00 TL 'nin temerrüt tarihi olan 31/01/2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, birleşen dava yönünden davanın kısmen kabulü ile davalının ... sayılı icra dosyasına yapmış olduğu  itirazın kısmen iptali ile takibin 250.000,00 TL ödenen avans asıl alacak, 1.356,16 TL ödenen avans işlemiş faiz üzerinden kaldığı yerden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, yasal şartları oluşmadığından icra inkar tazminat taleplerinin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur...\"gerekçesi ile,''A)Asıl dava yönünden;Davanın kabulü ile 2500 TL ücret alacağı ve 2500 TL kar payı alacağı olmak üzere toplam 5000 TL 'nin temerrüt tarihi olan 31/01/2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, B)Birleşen dava yönünden;1-Davanın kısmen kabulü ile davalının...sayılı icra  dosyasına yapmış olduğu  itirazın kısmen iptali ile takibin 250.000,00 TL ödenen avans asıl alacak, 1.356,16 TL ödenen avans işlemiş faiz üzerinden kaldığı yerden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, 2-Yasal şartları oluşmadığından davacının icra inkar tazminat taleplerinin reddine,'' karar verilmiş ve asıl ve birleşen davada verilen karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı-birleşen davada davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; verilen kararın gerek asıl dava yönünden gerekse birleşen dava yönünden usul ve yasaya aykırı olduğunu; Asıl dava yönünden verilen kararın eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile verilmiş olup kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, bu nedenle Yerel Mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilerek istinaf mahkemesince yeniden yapılacak yargılama sonucunda talepleri doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini beyan etmiştir.1- Ücret Alacakları Yönünden İstinaf Sebepleri;Davacı Müvekkil adına açılan 2017/195 esas sayılı asıl davada müvekkil ...'in davalı şirket ile imzalamış olduğu  01.05.2015 tarihli sözleşme ile bu sözleşmenin devamı olan 01.01.2016 tarihli Kar Payı Sözleşmesinden kaynaklanan alacaklarının tahsili talep edildiğini, dava dilekçesinde de belirtildiği üzere dava konusu edilen alacakları içeren sözleşmenin iki hususu içerdiğini, birincisinin şirketi genel müdür sıfatıyla yönetecek olması nedeniyle aylık alacağı ücretin belirlendiği hizmet akdini içerdiğini, ikinci hususun ise kar payı alacağını düzenleyen hükümler olduğunu, öncelikle hizmet akdi yönünden yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırılığının izah edileceğini daha sonrada sözleşme gereğince kar payı talebine yönelik verilen kararın usul yasaya aykırılığı izah edilerek istinaf sebeplerinin ortaya konacağını,Davacı müvekkilin  01.01.2016 – 31.12.2017 tarihleri arasını kapsayan ücret ve kar payı alacaklarını düzenleyen 01.01.2016 tarihli sözleşmesinin, davalı şirket tarafından haksız bir şekilde süresinden önce fesih edilerek müvekkilin hizmetine son verildiğini, ancak sözleşme gereği ödenmesi gereken hak ve alacaklarının eksik veya hiç ödenmediğini, bu nedenle bakiye ücret alacakları ve sözleşmenin süresinden önce fesih edilmesi sebebiyle doğan ücret alacaklarının ödenmesi nedeniyle istinafa konu dava açıldığını, yapılan yargılamada yerel mahkeme tarafından feshin haklı olduğuna karar verilerek erken fesih nedeniyle talepleri olan ücret alacaklarının hesaplanmadığını, çalıştığı döneme ait ancak ödenmeyen ücret alacağı talebi yönünden davanın kabulü yönünde hüküm kurulmuş ise de bu yönden verilen kararın da eksik inceleme ile hatalı olarak verildiğini, ücret alacağının hesabına yönelik bilirkişi raporuna itirazlarının mahkemece değerlendirilmeden hüküm tesis edildiğini, hükme dayanak yapılan bilirkişi raporunun hatalı olup hüküm kurmaya elverişli olmadığını, zira müvekkilin ücret alacakları bilirkişi raporunda; \"Davacının imzaladığı kar payı ortaklığı sözleşmelerinin (01/05/2015 – 31/12/2015 ve 01/01/2016 – 31/12/2017 tarihleri arasında) davacının işene son verildiği beyan edilen 09/01/2017 tarihleri arasına denk gelen 20 ay karşılığında her ay için 15.000,00 TL olmak üzere toplam 300.000,00 TL ücret  alması gerektiği\" belirtildiğini, bilirkişi kurulu tarafından yapılan değerlendirmede fiili çalışma dönemine ait ücret hesap edilirken fiili çalışmanın 20 ay olduğunun belirtildiğini,  9 günlük ücreti hiç dikkate alınmadan hesaplama yapıldığını, bu durumun bilirkişi kurulu raporunun özensiz ve yanlı olarak hazırladığının çok açık göstergesi olduğunu, yine bilirkişi kurulu görevi olmadığı halde yetki sınırlarını aşarak adeta taraf gibi davranarak feshin haksız olmadığını iddia ederek haksız fesih nedeniyle sözleşme süresinin sonuna kadar talepleri olan ücretlerinin hesap edilmediğini, mahkemece yapılan tüm itirazların reddine karar verilerek hüküm kurulmuş olup verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, Ayrıca bilirkişi kurulunun müvekkile ödenen ücretleri hesap ederken dava dışı şirket ortağı hesabından yapılan ödemeleri mahsup ederek hesaplama yapmış olmasının da usul ve yasaya aykırı olduğunu,Davacı müvekkilin ücretinin taralar arasındaki sözleşme gereğince 15.000,00 TL iken davalı şirketin memnuniyeti sebebiyle ücretinde artış yapılmış 2016 yılı mayıs ayından itibaren ücreti 20.000,00 TL olarak ödenmeye başlandığını, bu nedenle 2016 mayıs ayından itibaren aylık ücret ödemesinin 20.000,00 TL olarak yapıldığını, Bilirkişi Kurulunun tüm bu hususları göz ardı ederek yapılan itirazları dikkate almayarak ödenen ücretleri 20.000,00 TL üzerinden hesapladığını, alması gereken ücretleri ise 15.000,00 TL üzerinden hesapladığını, bu durumda fiili çalışma dönemine ait ücretleri eksik hesaplandığını, Yine yerel mahkemenin gerekçeli kararında feshin haklı olduğuna yönelik kabulünün haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacı müvekkilin 20 ay fiilen şirkette genel müdür sıfatıyla çalıştığını, bu çalışma süresinin son 3 aylık döneminde genel müdürlük yetkileri kendisine haber dahi verilmeden alındığını, fiili çalışma süresi içinde inşaat sektörü için çok kısa sayılabilecek bir süre içinde aşağıda sayılan işleri başarı ile yürüttüğünü, bu hususların birleşen davaya sunulan  16.11.2017 tarihli cevap dilekçesinde tüm ayrıntıları ile anlatıldığını davacı müvekkilin verdiği emek ile kısa sürede çok büyük işlerin yapıldığının açıkça ortada olduğunu,Şirketin kendisinden önce başladığını ancak çeşitli nedenlerle problemli hale gelmiş işlerini tamamladığını,Müvekkilin Davalı Şirket nezdinde görev aldığı dönemde, Şirket karlılığı sermayesinin ve varlıklarının beklenenin üzerinde arttığını, şirketin 2013 yılı 0- TL gelir, 40.116,00-TL zarar; 2014 yılı 7.500,00-TL gelir, 48.392,00-TL zarar; 2015 yılı 1.790.775,00-TL gelir, 926.617,00-TL vergi öncesi kar elde ettiğini, 2016 yılı Şirket aktifinde, ... projesi adında \"..., ... ada ... parsel olarak kayıtlı 7 katlı bina, ... projesi adında, \"..., ... ada ... parsel olarak kayıtlı yapılmakta olan 5 katlı bina,... de kayıtlı ... Parsel 6.875 m2, ... parsel 12.137 m2 olmak üzere taşınmazlar mevcut olduğunu,Şirketin 2013 yılı itibarıyla sermaye oranlarında da artış gözlendiğini, şirketin 2013 yılı sermayesinin 2.000.000-TL, 2014 yılı sermayesinin 2.000.000-TL, 2015 yılı sermayesinin 6.000.000-TL, 2016 yılı sermayesinin ise 10.000.000-TL olduğunu, tüm bu işler ve projelerin bu kısa süre içerisinde gerçekleştirildiğini,Davacı müvekkilin şirketi gereği gibi yönetmediğine ilişkin davalı tarafça herhangi bir iddianın ileri sürülmediğini davacı müvekkilin sorumluğuna ilişkin bir davanın da açılmadığını,  davalı şirketin iş akdinin son erdirilmesinin sebebi müvekkil tarafından şirkete kazandırılan önemli ekonomik değere sahip projelerinin yapımına başlanılmış olmasının, bu projeler sebebiyle kar payı vermek istememesi nedeniyle iş akti haksız bir şekilde fesih edilmediğini, nitekim \"Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 08.04.2019 tarihli 2018/983 E.,  2019/2731 K. sayılı kararında,\"...Davacı vekili, müvekkilinin 20.07.2010 tarihli hizmet sözleşmesinde aylık 10.000,00 TL net ücret ile davalı şirket tarafından genel müdür olarak görevlendirildiğini, müvekkilinin ücretinin 2011 yılı Mart ayına kadar ödendiğini, ancak 07.09.2011 tarihli ihtarname ile müvekkilinin genel müdürlük görevine davalı tarafından son verildiğini ve Nisan ayından itibaren Ağustos ayına kadar toplam beş aylık ücretin ödenmediğini, bu nedenle davalı aleyhine icra takibi yaptıklarını, davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, ... sayılı icra takip dosyasında başlattıkları takibe yapılan itirazının iptali ve davalı aleyhinde %20 oranında icra inkar tazminatına hükmolunmasını talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davacının aynı zamanda şirketin ortağı olduğunu, sözleşmenin sona erdiği 06.09.2011 tarihine kadar davacının en geniş yetkilerle donatılmış olduğunu ancak, davacının şirket ortağı olarak yükümlülüklerini yerine getirmediğini ve hakim ortağı olduğu ... A.Ş. lehine işlemler gerçekleştirerek müvekkili şirketi zarara soktuğunu, bu nedenle ibra edilmediğini, İş Kanunu kapsamında haklı fesih şartları oluştuğundan davacının istifasının kabulüne karar verildiğini, davacıya ihtar edilmesine rağmen 2010 ve 2011 yıllarına ait defter ve belgeleri teslim etmediğini, mevcut kayıtlarda davacının şirketten olan herhangi bir alacağının görünmediğini, genel müdür olarak ücret ödemelerinden sorumlu olan davacının ortağı olduğu müvekkil şirketten ayrıca ücret talebinde bulunmasının kötüniyetli olduğunu ve alacağa talep ettiği faizin de fahiş olduğunu ileri sürerek, davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; davacının şirketi zarara uğrattığına dair delil bulunmadığı, davacının şirket genel müdürü ve yönetim kurulu üyesi olarak sorumluluğuna ilişkin de herhangi bir davanın açılmadığı, ayrıca şirket kayıtlarında ödeme tarihlerine ilişkin bir açıklık bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile, ... sayılı icra takip dosyasında davalının 50.000,00 TL asıl alacağa yaptığı itirazın iptaline, bu miktarın takip tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsiline, kabul edilen miktarın %20'si olan 10.000,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine ve fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir....Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddine (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazının kabulüyle hükmün davacı yararına BOZULMASINA...\"  karar vererek yönetici sıfatıyla çalışan davacıyı haklı bulduğunu,Davalı şirket tarafından davacı müvekkil ile ilk sözleşmenin 01.05.2015 tarihinde imzalandığını davacının performansından memnun kalındığını 01.01.2016 tarihi ile 31.12.2017 tarihini kapsayan ikinci bir sözleşme yapıldığını, bunun davacının gösterdiği performans ile davalı şirket tarafından beğenildiğini ve ikinci sözleşmenin imzalandığını gösterdiğini, tüm bu açıklamalar ışığında yerel mahkemece davacı müvekkilin şirkete katkısı olmadığından hareketle verdiği kararın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olup kararın kaldırılması gerektiğini,Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında fiili çalışma döneminde 2015 yılından 2016 yılı mayıs ayına kadar olan dönemde ücretlerin 15.000,00 TL üzerinden, ücret artışının yapıldığı 2016 yılından 09.01.2017 tarihine kadar dönem için 20.000,00 TL olarak hesaplanıp yapılan ödemelerin budan sonra mahsup edilmesi gerekirken aksi yönde yapılan hesaplamanın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı müvekkilin çalıştığı süre içinde 2016 Aralık ayı ücretinin ödenmediğini, yine sözleşmenin süresinden önce haksız olarak fesih edilmesinden kaynaklı 12 aylık ücretinin ödenmediğini, (bu sürenin içinde 9 günlük fiili çalışma süresi de olduğunu,) dolayısıyla 13 aylık ücreti olan toplam 260.000,00 TL davacı müvekkile ödenmesi gerekirken, yargılama sırasında alınan bilirkişi raporlarında eksik ve hatalı hesaplama yapıldığını, yerel mahkemece hüküm kurmaya elverişli olmayan raporlara itibar edilerek karar verildiğini,  açıklanan nedenlerle Yerel mahkeme kararının ortadan kaldırılarak aynı zamanda hüküm mahkemesi olan İstinaf mahkemesince davacı müvekkilin sözleşme ve adet haline gelen uygulama gözönünde bulundurularak borçlar veya iş hukuku alanında uzman bir bilirkişi aracılığı ile ücret alacaklarının yeniden hesaplanarak bilirkişi raporunda hesaplanacak ücretin ıslah edilmesi için kendilerine imkan verilmeli ve sonucuna göre talepleri doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, 2- Kar Payı Alacakları Yönünden İstinaf Sebepleri;Müvekkil ile davalı arasında 01.05.2015 tarihli sözleşme ile bu sözleşmenin devamı olan 01.01.2016 tarihli sözleşme akdedilerek 01.01.2016 – 31.12.2017 tarihleri arasında sözleşmede yer alan şartlar dahilinde yönetici olarak çalışılması konusunda kar payı ortaklığı sözleşmesi imzalandığını, davacı müvekkilin sözleşme gereği üstlendiği görevde yaptığı çalışmaların detayları dosyaya sunulan dilekçelerde defaatle izah edildiğini, yapılan işler karşılığı davacıya kar payı adı altında herhangi bir ödeme yapılmadığını, sadece Şişli -2 Hizmet bedeli açıklaması ile 250.000,00 TL ödeme yapıldığını yerel mahkemece birleşen dava üzerinden bu ödemenin iadesi için açılan icra takibine yapılan itirazın iptaline karar verildiğini, birleşen dava yönünden istinaf sebeplerinin aşağıda ayrıca izah edileceğini,İnşaat işlerinde bir projenin başlayıp tamamlanması ve bunun gelire dönüşmesinin belirli bir süre alacağı hususunun izahtan vareste olduğunu, davacı müvekkilin yaklaşık 16 ay gibi bir süre içinde dava dosyası içinde bulunan dilekçelerde detayları anlatıldığı üzere şirketin problemli olan işlerinin tamamını çözdüğünü, şirkete ya gelir sağlandığı veya şirketin kayba uğramasının önlendiğini,  bir taraftan şirketin problemli işleri ile uğraşırken diğer tarafından yeni projeler geliştirdiğini böyle kısa bir zamanda kendi döneminde Pendik ve Şişlide toplam 3 adet proje geliştirdiğini, geliştirilen projelerden bir tanesinin yapımını kendi döneminde tamamlandığını, bir diğer projede yapı ruhsatı alınarak imalata başlandığını, Pendik projesinin ise şirketin projeyi devam ettirmek istememesi üzerine yine davacı müvekkil tarafından şirket zarar uğratılmadan bir başkasına devir suretiyle tasfiye edildiğini, 2013 ve 2014 yıllarında bilançolarını zarar ile kapatan davalı şirketin 2015 yılındaki bilançosunda kara geçtiğinin görüldüğünü, ancak bilirkişi raporlarında 2015 yılı bilançosunda elde edilen kardan dahi davacı müvekkile kar payı vermemek için bilançoda ki 922.261,54 TL olan karı çeşitli muhasebe oyunları ile 2.950,39 TL 'ye indirildiğini ve 2015 yılı için çok cüzi bir kar payı hesaplandığını, halbuki Bilançoda görünen dönem karı üzerinden hesaplama yapılması gerektiğini, bu durumda 2015 yılı için davacıya ödenmesi gereken kar payının 922.261,54 TL *%15 = 138.339,23 TL olması gerektiğini, yerel mahkemenin hükme esas aldığı raporda 442,56 TL kar payı hesaplandığını, sırf bu hususun bile hükme dayanak yapılan bilirkişi kurulu raporunun hatalı olduğunun göstergesi olduğunu, yargılama sırasında defaatle beyan edilmiş olmasına rağmen kar hesaplamalarının sadece bilançolar üzerinden değil proje bazlı olarak konusunda uzman inşaat mühendisi ve gayrimenkul değerleme uzmanları aracılığı ile yapılması gerektiğini, ayrıca taraflar arasında imzalanan sözleşmede hesaplamanın proje bazlı yapılacağının kararlaştırıldığını, bütün bu hususların göz ardı edilerek kar payı alacakları yönünden eksik inceleme ile hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, Kar payı alacakları hesabına yönelik davacı müvekkilin şirketten ayrılık sürecinde davalı şirket yetkilisi ... ile yaptığı görüşmelerde dahi eksikte olsa kar payı hesaplandığını ve bu hususun davacı müvekkile şirket personeli ...' tarafından 11.01.2017 tarihli e-posta ile bildirildiğini,  <...>  (E-Posta Ekte sunulmuştur.) ...'in e-posta içeriğinde davacı müvekkil ...'e hitaben; \"... Sizin için hazırlanan icmali basılı olarak...'in odasında dosya halinde bırakıldı. Bu icmali oluşturan tüm veriler ekli 3 dosyadan geliyor. Bilginize\" şeklinde bilgi verildiğini, bu bilgiler doğrultusunda hazırlanan ekte sunulan icmal tablosunda her nedakar eksikte olsa (eksik olduğu için müvekkil tarafından kabul edilmemiştir) 251.860,00 TL kar payı hesaplandığını, ancak tüm bu hususların gerek hükme esas alınan bilirkişi raporlarında gerekse de yerel mahkeme kararında eksik ve hatalı değerlendirmeler ile göz ardı edilerek hüküm kurulduğunu,Belirtilen nedenlerle yerel mahkeme kararının kaldırılarak her bir alacak talepleri için alanında uzman ehil bilirkişiler aracılığı ile rapor alınarak taleplerinin hesaplanması, yapılacak hesaplamada doğacak alacak talebinin ıslah ile artırılmasına imkan verilmesi ve neticesine göre davanın talepleri doğrultusunda karar verilmesini talep etmek zorunluluğu hasıl olduğunu,B. Birleşen Dava yönünden istinaf sebepleri; Karşı davacı tarafça, müvekkil karşı davalı ... aleyhine  açılan ... sayılı icra  dosyasına yapmış oldukları itirazın kısmen iptali ile takibin 250.000,00 TL ödenen avans asıl alacak, 1.356,16 TL ödenen avans işlemiş faiz üzerinden kaldığı yerden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verildiğini, birleşen davada verilen kararın aşağıda açıklanacak gerekçelerle usul ve yasaya aykırı olmakla kararın kaldırılarak birleşen dava yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiğini beyan etmiştir. Birleşen dava davacısının şirket tarafından itirazın iptaline konu icra dosyasında borcun sebebi olarak belirtilen 250.000,00 TL karşı davalı müvekkile ... Hizmet bedeli olarak ödendiğini ve dekont açıklamasında da bu şekilde belirtildiğini, yerel mahkemenin bu bedeli karşı davalı müvekkile bir avans ödemesi olarak kabul etmek suretiyle ... projesine verilen hizmetin karşılığı ödendiği husunu dikkate almayarak karar verdiğini, oysa davaya sunulan beyan dilekçelerin de ayrıntılı olarak açıklamış oldukları üzere karşı davalı müvekkile yapılan ödemenin ... Projesi için yapıldığını, karşı davalının müvekkilin ödemenin yapıldığı tarihe kadar proje için satınalmalar dahil birçok hizmet verdiğini, ödeme yapıldıktan sonrada hizmet paketi tamamlanarak proje imalat safhasına getirildiğini, dolayısıyla ödenen bedelin karşılığını hizmet olarak tam ve eksiksiz bir şekilde ifa edildiğini, bu proje için karşı davalı müvekkilin verdiği hizmetin aşağıda tüm detayları ile belirtilmiş olup büyük bir emek ve gayret sarfederek projenin imalat safhasına getirildiğini, •... PROJESİ için yapılan hizmetler;Müvekkil. Mecidiyeköy projesinin binasını Temmuz 2015 sonunda, şehir içi gayrimenkulde iyi bir marka olmak adına yaptığımız piyasa araştırmaları sonucu buldu. Amaç; ... sokaktaki projenin devamında iyi bir yerde nitelikli bir projeyle devam etmekti. Bina 3 katlı ...100 mt mesafede 214 m2 lik köşe bir parseldi. Halihazırda butik otel olarak ... otelcilik tarafından kullanılıyordu. Binanın sahibi... ile Müvekkil görüştü. Ailenin yeri için daha önce ilan çıkılmış ve istenen rakam 2.400.000 Usd idi. İmar koşullarını Belediyeden kontrol ettikten sonra ... ailesinden ... ve ... ile 3.900.000 tl (1.375.000 Usd) bedelle satış için 14.08.2015 günü protokol imzaladı ve 35.000 usd kaparo verdi. Sonrasında Müvekkil, Kiracı ... Otelcilikle yapılan kira sözleşmesinde 2015 yılı içinde boşaltılması istenmesi haline 400.000 tl olan tazminat ödemesini, ... Otelcilik sahibi... beyle görüşerek 226.000 tl ye indirip 31.01.2016 tarihinde boşaltması için tahliye taahhüdü aldı.  Ayrıca binada uydu alıcıları olduğu için kiracı olan ... ve ... na 31.12.2015 tarihinde uydu alıcılarını tahliye etmeleri için ... Hukuk bürosundan ihtarname gönderdi. Varislerin toplam sayısı 46 idi ve veraset intikal işlemleri devam ederken, kiracıların tahliyesini kolaylaştırması ve işin hızlanması adına Eylül 2015 te Belediye den bina için riskli bina raporunu aldı ve tapuya işletti.Veraset intikal işlemleri Kasım 2015 tarihinde tamamladı. Binanın alımı için ...bank’la kredi görüşmesi yaptı. 1 yıl sadece faiz ödemeli toplam 3 yıllık eşit taksitli TL kredi kullanarak 06 Kasım 2015 tarihinde binayı satın aldı. ... ve ... Ocak ayı başında uydu alıcılarını tahliye etti,... Otelcilik de binayı Şubat 2016 başında boşalttı. Müvekkil ... ve inşaat ruhsatı işlemleri ile ilgili...’la anlaştı. Yıkım ruhsatını 10 Mart 2016 tarihinde aldı. Yıkıma hemen başladı ve Nisan 2016 ın ilk haftasında yıkımı tamamladı. Bu arada cins değişikliği yaparak Şirket adına arsa tapusunu 12 Nisan 2016 da aldı.Müvekkil Proje ile ilgili tanıdığı ... ile Mart ayında anlaştı. İlk düşünce ticari bir bina yapmaktı ve ... ona göre çalıştı ve Nisan 2016 da ticari konsept mimari projeyi geliştirdi. Belediye için Ruhsat projeleri hazırlanmaya başladı.Ancak daha sonra ticari projenin riskli olabileceğini değerlendirilerek Mayıs 2016 tarihinde projenin üst katlarının konut olmasına karar verildi....’ye bu yönde tekrar çalışmaya başladı. Diğer Statik, Elektrik ve Mekanik Uygulama projeleri için de anlaşıldı. Müvekkil Projeyi ruhsat için Belediyeye Haziran 2016 sonunda verdi. Aynı zamanda Temmuz ayında Maket çalışması için ve iç ve dış nitelikli görsel çalışmaları için anlaştı. Belediye den gelen bir takım düzeltmelerle mimari proje Temmuz 2016 sonunda onaylanmak üzere tekrar Belediyeye verildi. Arsanın önünde Belediyeye bedelsiz terkedilecek 7 m2 lik alan yüzünden cepheyi kırık halde istiyorlardı. Müvekkil bu dönemde cephe hattını düz geçebilmek için Belediye ile görüşmeler yaptı ve düz geçebilmeyi sağladı.İnşaat ruhsatının yazılabilmesi için yola terk işleminin tamamlanması gerekiyordu. Bunun için gerekli taahhütnameyi ... ancak 09 Eylül 2016 da verebildi. Yola terk işlemi için dosyanın Belediye Encümenine girip onaylanması gerekiyordu. Yola terk işlemi Encümenden ancak Ekim sonu çıktı ve 14 Kasım 2016 da yeni tapu çıktı. Sonrasında projeler onaylandı ve 1 Aralık 2016 günü Müvekkil inşaat ruhsatını elden teslim aldı. Projenin  Maketi de 2 Kasım 2016 da tamamlanmıştı.Dolayısıyla Müvekkil projeyi; kiracının binayı boşalttığı Şubat 2016 tarihinden itibaren 10 ay içerisinde,1 Aralık 2016 da inşaat ruhsatı alınmış, maketi yaptırılmış, katalog çalışmaları bitmiş, uygulama projeleri hazır, inşaata başlanabilir duruma getirdi.Ruhsat alındıktan sonra ... projeyi yürütmek üzere ... ı işe aldı. Müvekkil, Proje ile ilgili sahada kullanabileceği bütün  bilgileri ... la paylaştığı halde ... 14 Aralık 2016 tarihinde ... da bilgiye alarak gönderdiği maille proje ile ilgili bilgi veremeyeceğini yazdı.'' şeklinde olduğunu beyan etmiştir.Karşı davacının şirket kısa zamanda yapılan böyle bir hizmetten memnuniyet duyduğunu ve bunun karşılığında ... Proje Hizmet bedeli olarak karşı davalı müvekkile ödeme yaptığını, ne için yapıldığı belli olan bir ödemenin ödemeyi yapanın iradesinin aksine değerlendirerek avans kabul edilmesi ve iadesi talep edilen icra dosyasına yapılan itirazın iptaline karar verilmesinin usul, yasa ve yerleşik yargı içtihatlarına aykırı olduğunu,  karşı davacı şirketin kısa zamanda yapılan böyle bir hizmetten memnuniyet duyduğunu ve bunun karşılığında ... Proje Hizmet bedeli olarak karşı davalı müvekkile ödeme yaptığını,  ne için yapıldığı belli olan bir ödemenin ödemeyi yapanın iradesinin aksine değerlendirerek avans kabul edilmesinin ve iadesi talep edilen icra dosyasına yapılan itirazın iptaline karar verilmesinin usul, yasa ve yerleşik yargı içtihatlarına aykırı olduğunu, aşağıda belirtilen emsal kararlarda bahse konu hususların açıkça belirtildiğini, ileri sürülen taleplerin haklılığını açıkça ispatladığını,YARGITAY 13. HUKUK DAİRESİ'NİN  30.04.2019 TARİHLİ 2017/9623 E.  ,  2019/5500 K. SAYILI KARARINDA,\"...1-Anayasa Mahkemesinin 21.09.2017 tarih, ... başvuru numaralı kararı gereği yeniden yapılan inceleme sonucunda; Dairemizin 06.03.2014 tarih 2014/2727 Esas, 2014/6084 Karar sayılı ilamı ile verilen Karar Düzeltme isteğinin reddine ilişkin kararın ortadan kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir. 2-Davacı, davalıya banka havalesi yoluyla ödünç para verdiğini ileri sürerek alacağının tahsili için başlatılan icra takibine karşı davalı tarafça öne sürülen haksız itirazın iptali amacıyla eldeki davayı açmıştır. Davalı ise gönderilen paranın kendi alacağına karşılık gönderildiğini savunarak akdi ilişkiyi inkar etmiştir. Davalının bu savunması gerekçeli inkar niteliğindedir. Bu durumda ispat yükü davalıya değil, davacıya düşer. Ne var ki davacının dayandığı para yatırma dekontlarında “... tarafından borç olarak yatırılan/yatan” açıklamaları yazılıdır. Bu yazılar davacının karz iddiasını doğrulamaktadır. Hal böyle olunca mahkemece bu havaleler için davanın kabulüne karar verilmelidir. Mahkemece aksine düşüncelerle davanın reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir. ...\" YARGITAY 3. HUKUK DAİRESİ'NİN 01.04.2019 TARİHLİ 2018/7878 E., 2019/2808 K. SAYILI KARARINDA, \"....Türk Medeni Kanunu'nun 6.maddesi hükmü uyarınca; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatlamakla yükümlüdür.Gerek doktrinde; gerek Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere, ispat yükü hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden ya da savunmada bulunan kimseye düşer.Öte yandan, ileri sürdüğü bir olaydan kendi yararına haklar çıkarmak isteyen kimsenin, iddia ettiği olayı ispatlaması gerekir. İspat yükünün açıklanması noktasında vasıflı ikrardan da söz edilmesi gerekmektedir. Vasıflı ikrarda, karşı tarafın ileri sürdüğü vakıanın doğru olduğu fakat, bunun hukuki niteliğinin (vasfının) iddia edildiğinden başka olduğu bildirilir.Hukukumuzda vasıflı ikrarın bölünemeyeceği, yani vasıflı ikrarın ikrar eden aleyhine delil teşkil etmeyeceği, bilakis o vakıayı ileri sürenin onu ispat etmesi gerektiği kabul edilmektedir. Vasıflı ikrarda ispat yükü (6100 sayılı HMK md.190-TMK md. 6 ) vakıayı ileri süren tarafta olup, o vakıayı vasıflı olarak ikrar eden (gerekçeli olarak inkar eden) tarafta değildir. Öte yandan, Türk Borçlar Kanunu'nun 555. ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olan havale, hukuksal nitelikçe (tıpkı onun özel biçimlerinden biri niteliğindeki çek gibi), bir ödeme vasıtasıdır. Eş söyleyişle, havalenin, mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapıldığı yolunda yasal karine mevcuttur. Bu yasal karinenin tersini (havalenin borcun ödenmesinden başka bir amaçla yapıldığını) ileri süren havaleci (muhil), bu iddiasını kanıtlamakla yükümlüdür. (Havale kavramı hakkında geniş bilgi için bkz: Prof. Dr. Arif B.Kocaman. Türk Borçlar Hukukunda Havale, Banka ve Ticaret Hukuku Araştırma Enstitüsü Yayını, Ankara 2001; Yargıtay’ın bu konudaki uygulamasına örnek olarak: 11.Hukuk Dairesi’nin 28.9.1992 gün ve 1991/1956- 1992/9316 sayılı kararı)....\"YARGITAY 13. HUKUK DAİRESİ'NİN 20.03.2019 TARİHLİ 2017/981 E.,  2019/3635 K. SAYILI KARARINDA, \"..Davacı, EFT ile gönderilen 25.000,00 TL’nin borç olarak verilmiş olduğunu ileri sürerek,.....6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 102. maddesinde “Kanunen geçerli bir açıklama yapılmadığı veya makbuzda bir açıklık bulunmadığı durumda ödeme, muaccel bir borç için yapılmış sayılır“ hükmü düzenlenmiş olup, havale dekontunu borç verildiğine ilişkin bir açıklama da bulunmamaktadır. Hal böyle olunca, somut olayda ispat yükünün davacıda olduğu dikkate alındığında yazılı şekilde yanılgılı gerekçe ile hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozma sebebidir.\" yönündeki kararları ile havale dekontunda herhangi bir açıklama yer almasa dahi verilen bedelinin mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapılmış sayılacağı yönünde karinenin mevcut olduğu aksini iddia edenin ispat yükünü üzerinde tuttuğu belirtilmiştir.Yukarıda arz ve izah edilen istinaf sebepleri ve resen nazara alınacak hususlar doğrultusunda birleşen dava yönünden usul ve yasaya aykırı olan yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini beyanla, öncelikle istinaf incelemesi sonuçlanıncaya kadar tehir-i icra kararı verilmesine, istinaf yargılamasının duruşmalı olarak yapılmasına, yerel mahkemenin 23.11.2021 tarih 2017/195 E. 2021/848  K. sayılı kararının istinaf incelemesi neticesinde ortadan kaldırılmasına ve asıl davadaki istinaf sebepler doğrultusunda yapılacak istinaf yargılaması neticesinde talepleri doğrultusunda davanın kabulüne, yerel mahkemenin 23.11.2021 tarih 2017/195 E. 2021/848  K. sayılı kararı ile birleşen 217/251 Esas sayılı dosya ile ilgili kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı-birleşen davada davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davacı-karşı davalı tarafından müvekkil şirket aleyhine ikame edilen işbu davada özetle; \"davacı-karşı davalı ile müvekkil şirket arasında 1.05.2015 tarihli sözleşme ile bu sözleşmenin devamı olan 01.01.2016 tarihli sözleşme akdedilerek 01.01.2016 ile 31.12.2017 tarihleri arasında sözleşmede yer alan şartlar dâhilinde yönetici olarak çalışması konusunda kar payı ortaklığı sözleşmesi akdedildiği; davacıya tam yetki ve sorumluluk verildiği; bunun karşılığında aylık net 15.000 TL ücret ödeneceği; ayrıca davacının geliştirdiği işlerden elde edilen vergi öncesi karın %15’inin ödeneceğinin kararlaştırıldığı; 1.1.2016 tarihinden itibaren Genel Müdür olarak çalışmaya başlayan davacının kar payı ortaklığı sözleşmesinin haksız yere sona erdirildiği; Aralık 2016 ayına ait ücretinin ve bakiye ücret alacaklarının ve ayrıca elde edilen/edilecek olan işlerden %15 kar payının ödenmediği iddia edilmiş ve netice olarak 2.500 TL ücret alacağı ile 2.500 TL kar payı alacağının tahsiline karar verilmesi ve İstanbul ilinde yer alan müvekkilin 2 projesi ile ilgili tedbir kararı verilmesi\" talepli dava ikame edildiğini,Akabinde ise kendileri tarafından davacı-karşı davalı aleyhine başlatılmış olan icra takibine yapılan haksız itirazın reddi, fazlaya ilişkin alacak ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla, takip konusu alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek yıllık %9 (sonradan lehimize değişen ve artan oranlarda) yasal faizi ile birlikte takibin devamı ve borçlu aleyhinde alacağın % 20’ sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesi talepli dava ikame edildiğini, anılan davanın, İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde görülmekte olan 2017/195 Esas sayılı dosya ile birleştirildiğini,İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından 23/11/2021 tarihinde verilen karar uyarınca \"A)Asıl dava yönünden;Davanın kabulü ile 2500 TL ücret alacağı ve 2500 TL kar payı alacağı olmak üzere toplam 5000 TL 'nin temerrüt tarihi olan 31/01/2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, <br>B)Birleşen dava yönünden;1-Davanın kısmen kabulü ile davalının...sayılı icra  dosyasına yapmış olduğu  itirazın kısmen iptali ile takibin 250.000,00 TL ödenen avans asıl alacak, 1.356,16 TL ödenen avans işlemiş faiz üzerinden kaldığı yerden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, 2-Yasal şartları oluşmadığından davacının icra inkar tazminat taleplerinin reddine...\"Şeklinde hüküm kurulmuş olup davacı-karşı davalı tarafça mahkemece hükme karşı istinaf başvurusunda bulunulduğunu, Mahkemece birleşen davanın kabulüne yönelik olarak verilmiş olan kararın hukuka uygun olup, davacı-karşı davalının istinaf başvurusunun hukuki dayanaktan yoksun olduğunu,Dosya kapsamında kendileri tarafından daha önce de açıklanmış olduğu üzere, müvekkil şirket tarafından T.C. İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nden 28.12.2015 tarihinde tescil ve ilan olunan müvekkil şirketin Beşiktaş ... Noterliği'nden 21.12.2015 tarih ve ... yevmiye numaralı yönetim kurulu kararının 2 ve 3. Maddelerine göre; karar tarihinden itibaren 31.12.2018 tarihine kadar davacı-karşı davalı ... ticari temsilci olarak atandığını müvekkil şirket ile davacı-karşı davalı arasında müvekkil şirketin Türkiye içinde ve dışında gerçekleştireceği her türlü gayrimenkul geliştirme, inşaat, taahhüt ve ticari faaliyetlerden elde edeceği karın paylaşılmasının düzenlenmesi amacıyla 01.05.2015 tarihinde Kar Payı Ortaklığı Sözleşmesi imzalanmış, 01.01.2016 tarihinde aynı sözleşmenin yenilendiğini,Davacı-karşı davalı ...'in, müvekkil şirketin gerçekleştireceği projelerin gelişimi, tanıtımı hususlarında; teknik, mali ve idari olarak tam yetkili ticari temsilci olarak atandıktan sonra müvekkil şirket, taraflar arasında Kar Payı Ortaklığı sözleşmesinin imzalandığı günden bu yana sözleşmeden doğan maddi ve manevi tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini, davacı-karşı davalı ...'e; projeleri yürütmek ve bitirmek için gerekli tüm yetkileri verdiğini, aylık düzenli ödemelerini gerçekleştirdiğini, ayrıca müvekkil şirket tarafından, davacının taahhütlerini yerine getirebilmesi için, davacıya 250.000,00 TL avans hizmet bedeli ödediğini bu ödemenin davacı tarafından iadesinin yapılmadığını,Yine müvekkil şirket tarafından proje hizmet bedeli olarak 24.08.2015 tarihinde davacı-karşı davalı ...'e 150.000 TL tutarında yapılan ödemenin 23.10.2015 tarihinde iadesi dolayısıyla, müvekkil şirketin 3.650,00 TL finansman maliyeti zararı ortaya çıktığını,Müvekkil şirketin Türkiye içinde ve dışında gerçekleştirmeyi öngördüğü projelerin nihayete ermediği ve davacı-karşı davalı tarafından vaat edilen başarının yakalanamadığını, davacı-karşı davalı tarafa her türlü imkanın ve özellikle; proje giderlerinin, projelerin her türlü arsa, inşaat, ruhsat, malzeme, işçilik, taşeron, yönetim ve endirekt giderlerinin sağlanmasına rağmen davacı-karşı davalı tarafından gayrimenkul gelişim projelerinin bitiminin sağlanmadığını, nitekim; müvekkil şirketin 2016 yıl sonu devam eden ve biten projeler itibariyle proje bazlı 1.044.119,00 TL zararı ortaya çıktığını,Davacı-karşı davalı tarafından gerçekleştirilmesi taahhüt edilen başarıların sağlanamamasından ötürü; müvekkil şirket tarafından 31.12.2016 tarihinden itibaren geçerli olacak şekilde davacı-karşı davalı ... ile aralarında olan Kar Payı Ortaklığı sözleşmesinin feshedildiğini, sözleşmenin feshinin akabinde, davacı-karşı davalı ...'in, müvekkil şirkete; Kartal 23. Noterliği aracılığıya 18.01.2017 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnameyi gönderdiğini, daha sonra müvekkil şirket tarafından davacı-karşı davalı ...'e; Beşiktaş ... Noterliği kanalıyla 31.01.2017 tarihli, ... numaralı cevabi ihtarname gönderildiğini, işbu ihtarnamede;Projelerin çok uzun süre sonunda dahi bitmediği, davalı ile aralarında akdedilen sözleşmenin feshedildiği,  finansman maliyeti sebebiyle 3.650,00 TL zarara uğranıldığı, bu zararın müvekkil şirketin banka hesabına iade edilmesi gerektiği, müvekkil şirket tarafından 21.12.2015 tarihinde davacı-karşı davalı ...'e avans hizmet bedeli olarak 250.000,00 TL verildiği bu bedelin 31.12.2016 tarihi itibariyle faiziyle birlikte toplam 285.903,00 TL'ye ulaştığı ve 285.903,00 TL'nin müvekkil şirketin banka hesabına iade edilmesi gerektiği hususlarının açıkça ihtar edildiğini,Davacı-karşı davalı, atandığı görevlerini tedbirli bir yöneticinin özeniyle yerine getirmediğini, dürüstlük kuralına aykırı olarak şirketin menfaatlerini gözetmediğini ve nihayetinde müvekkil şirketin Türkiye içinde ve dışında gerçekleştirmeyi öngördüğü projelerin tamamlanamadığını, ancak müvekkil şirket tarafından, davacı-karşı davalının taahhütlerini yerine getirebilmesi için, davacı-karşı davalıya 250.000,00 TL olarak ödenen avans hizmet bedeli 31.12.2016 tarihi itibariyle faiziyle birlikte toplam 285.903,00 TL' ye ulaştığını ve çekilen ihtara rağmen bu bedelin davacı-karşı davalı ... tarafından müvekkil şirkete iade edilmediğini,Tüm bu açıklananların dosyada mübrez belgelerle  kanıtlanmış olup müvekkil şirketin avans hizmet bedeline ve finansman maliyeti tazminatına yönelik alacağı gerek kar payı ortaklığı sözleşmesi, gerek müvekkil şirketin yaptığı ödemeleri gösterir dekontlar, gerekse ticari defterler ile sabit olduğunu, yerel mahkemece de buna uygun olarak \"Davalı ...’nin 21.12.2015 tarihinde davacı ...’e “... Projesi Hizmet Bedeli” açıklaması ile göndermiş olduğu 250.000,00 TL’nin, yapılan projelerdeki işlerde kullanılmak üzere veya sözleşme kapsamı dışındaki başkaca hizmetlere karşılık verildiğine ilişkin davacı tarafından herhangi bir delil sunulmadığı, dekontta yer alan “hizmet bedeli” ifadesi dikkate alınarak, anılan bedelin, davacıya yapmış olduğu hizmetlere karşılık bir ödeme veya avans olarak verildiğinin kabulü gerektiği, dolayısıyla davacının sözkonusu bedel oranında bir hizmet vermediğinin anlaşılması halinde bedeli iade etmesi gerektiği...\" şeklinde gerekçelendirilmiş olup verilen hükmün son derece hukuka uygun olduğunu, davacı-karşı davalının istinaf gerekçelerinin isabetsiz olduğunu beyan etmiştir. Asıl dava yönünden davanın kabulüne karar verilmiş olmasının ise hukuka aykırı olup,  asıl davanın kabul edilen kısmını tehiri icra talepli istinaf ettiklerini, yapılacak inceleme neticesinde davanın reddine karar verilmesini talep etiklerini beyan etmiştir. Dosya kapsamında daha önce sunulmuş beyan ve deliller göz önüne alındığında  davacı-karşı davalının müvekkilden  herhangi bir ad altında alacağının bulunmadığının görüleceğini, tam aksine davacı-karşı davalının müvekkil şirkete “avans hizmeti bedeli” ve “finansman maliyeti”ne ilişkin borcu bulunduğunu, Müvekkil tarafından davacı-karşı davalıya sözleşmesel taahhütlerini yerine getirebilmesi adına 250.000 TL avans hizmet bedeli ödendiğini, ayrıca 24.08.2015 tarihinde 150.000 TL tutarında proje hizmet bedeli ödendiğini, işbu 150.000 TL’lik ödemenin davacı-karşı davalı tarafça 23.10.2015 tarihinde iade edildiğini, ancak arada geçen süreye istinaden 3.650,00 TL finansman maliyeti oluştuğunu, neticede davacı-karşı davalının iadesini yapmadığı 250.000 TL için 31.12.2016 tarihi itibariyle faiziyle birlikte toplam 285.903,00TL ve 3.650,00 TL finansman maliyetine ilişkin olarak müvekkil şirkete borçlu durumda olduğunu, Davacı-karşı davalının kar payı alacağı iddiası ve ücret alacağı iddiasının tamamen haksız ve mesnetsiz olup, müvekkil şirketin alacağına kavuşmasını ötelemenin amaçlandığını, taraflar arasındaki sözleşmenin davacı-karşı davalının proje bazlı şirketi zarara uğratması ve yükümlendiği taahhütlerini yerine getirmemesi sebebiyle haklı nedenle feshedildiğini, bu sebeple davacı-karşı davalının bakiye süreye ilişkin ücret isteminin yersiz olduğunu, proje bazlı şirketin zarar etmiş olması sebebiyle davacı-karşı davalının kar payı isteminin de tamamen haksız olduğunu, tüm bunlara rağmen mahkemece asıl davanın reddi gerekirken kabulüne karar verilmesinin yerinde olmadığını,Mahkemece icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş olmasının uygun olmadığını,Davacı-karşı davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesinin talep edildiğini fakat bu hususun İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce reddedildiğini, söz konusu hükmün isabetli olmadığını, davacı-karşı davalı tarafından açıklanan zararların net bir şekilde bilindiğini, yalnızca alacağın tahsilini geciktirmek amacıyla itirazın iptali davasının ikame edildiğini, İcra İflas Kanunu'nun 67. Maddesinin 2. Fıkrası uyarınca düzenlenen icra inkar tazminatının esas itibariyle, kendisine gönderilen ödeme emrine karşı haksız itiraz eden borçlunun mahkûm edileceği tazminat olarak ifade edildiğini, bu kapsamda, taraflar arası mevcut ilişki gözetildiğinde müvekkil tarafından varlığı iddia edilen alacak kalemlerinin mevcudiyeti net bir şekilde davacı-karşı davalı tarafından da bilindiğini, dolayısıyla alacağın mevcudiyetinin farkında olmasına rağmen aleyhine başlatılan takibe haksız şekilde itiraz eden davacı-karşı davalı aleyhine alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini,Davacı-karşı davalı tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddini, asıl dava yönünden kabul edilen kısma ilişkin ve yine birleşen davada icra inkar tazminatı talebinin reddedilen kısmına ilişkin hususları tehiri icra talepli istinaf ettiklerini beyanla , asıl davanın reddine, birleşen davanın tüm talepler yönünden kabulüne; Yerel Mahkemece asıl davanın kabulü üzerine davacı-karşı davalı tarafından başlatılan/başlatılacak olan icra takiplerinin İcra İflas Kanunu uyarınca geri bırakılmasına, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı-karşı davalı ... üzerinde bırakılmasına  karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Asıl dava; taraflar arasında akdedilen kar payı ortaklık sözleşmesinin davalı tarafından haksız olarak feshedildiği iddiası ile sözleşme kapsamında hak edilen ücret ve kar payı alacağının davalıdan tahsiline, birleşen dava; taraflar arasında akdedilen kar payı ortaklık sözleşmesi kapsamında davalının üzerine düşen edimleri yerine getirmediği iddiası ile davacıya avans ödemesi olarak verilen bedelin iade edilmemesi sebebiyle söz konusu avans ve işlemiş faiz alacağı ile iade edilen avansın geç iade edilmesi sebebiyle uğranılan finansman maliyeti alacağının tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptaline ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talebine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda asıl davanın ve birleşen davanın kısmen kabulüne, birleşen davada icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş, asıl davada ve birleşen davada verilen kararlara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Somut uyuşmazlıkta; taraflar arasında 01/05/2015 ve 01/01/2016 tarihli sözleşmeler ile kar payı ortaklık sözleşmesi akdedildiği, 01/05/2015 tarihli sözleşmenin süresinin 31/12/2015 tarihine kadar, 01/01/2016 tarihli sözleşmenin süresinin 31/12/2017 tarihine kadar geçerli olduğu, sözleşmenin konusunun; şirketin, Türkiye içinde ve dışında gerçekleştireceği her türlü gayrimenkul geliştirme, inşaat, taahhüt ve ticari faaliyetlerden elde edileceği karın paylaşımı olduğu, sözleşmenin diğer hükümlerine göre asıl davada davacının yönetici olarak şirketin, Türkiye içinde ve dışında gerçekleştireceği her türlü gayrimenkul geliştirme, inşaat, taahhüt ve ticari faaliyetlerde şirket adına, teknik, mali ve idari olarak tam yetkili ve sorumlu olacağı, şirketin Türkiye içinde ve dışında gerçekleştireceği, her türlü gayrimenkul geliştirme, inşaat, taahhüt ve ticari faaliyetlerden elde edeceği karın %15 ini yönetici'ye ödeyeceği, yönetici; Şirket'ten 15.000 tl/ay net ücret alacağı, ücretin yönetim gideri olarak hesap edileceği, aylık ücret dışında Yönetici ihtiyacı olduğu zaman kar payından düşülmek üzere Şirketten kendi adına para alabileceği, karın vergi öncesi brüt kar olup; her projenin gelirinden enin giderinin çıkartılmasıyla hesaplanacak ve her proje için ayrı ayrı hesap edileceği, örnek bir kar hesabının sözleşme eki olarak yapılacağı, şirket’in hasılat paylaşımı modeliyle üstleneceği ... A.Ş. projesi bu kapsam dışında olup bu proje için Şirket ile Yönetici arasındaki kar paylaşımına karşılıklı mutabakatla daha sonra karar verileceğinin düzenlendiği, davalı tarafından davacının sözleşme kapsamında  özensiz ve gayriciddi davranarak Türkiye içinde ve dışında gerçekleştirmeyi öngördüğü projeleri nihayete erdiremediği ve taahhüt ettiği başarıyı yakalayamadığı gibi proje bazlı şirketin zarar etmesine sebebiyet verdiği gerekçesi ile Beşiktaş ... Noterliği'nin 31.1.2017 tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile feshedildiği anlaşılmıştır.Asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekili, davacının taraflar arasında akdedilen sözleşme kapsamında üzerine düşen tüm yükümlülükleri yerine getirdiğini, dava dilekçesi ve cevaba cevap dilekçesinde belirtilen projelerde yer aldığını ve söz konusu projeler kapsamında davalının gelir elde ettiğini, ancak davalının haksız olarak sözleşmeyi feshettiğini, bu sebeple sözleşme kapsamında hak ettiği ücretin ve kar payının ödenmesini, birleşen davada davalı tarafından ödenen 250.000,00 TLnin avans ödemesi olmadığını, hizmet bedeli ödemesi olduğunu, bu hususun bizzat davalı tarafından banka dekontunda açıklandığını, davalı tarafından kendisine verilen 150.000,00 TL nin de proje hizmet bedeli olarak değil, kendi ihtiyaçları için kar payından mahsup edilmek üzere aldığını, iade etme yükümlülüğü olmamasına rağmen iade ettiğini, bu sebeple oluşan zarardan sorumlu olmadığını, birleşen davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı-birleşen davada davacı vekili, sözleşmenin davalı tarafından davacının Türkiye içinde ve dışında gerçekleştirmeyi öngördüğü projeleri nihayete erdiremediğini ve taahhüt ettiği başarıyı yakalayamadığı gibi proje bazlı şirketin zarar etmesine sebebiyet verdiği gerekçesi ile feshedildiğini, davalı tarafından davacıya verilen 150.000,00 avans ödemesinin davacı tarafından geç iade edilmesi sebebiyle davalının finansman maliyeti zararına uğradığını, ayrıca avans ödemesi olarak verilen 250.000,00 TL nin iade edilmediğini, söz konusu alacakların tahsili için başlatılan icra takibine haksız itiraz edildiğini, haksız itirazın iptali ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini, asıl davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sırasında alınan bilirkişi kök ve ek raporunda davalı-birleşen davada davacının ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan inceleme sonucunda taraflar arasında akdedilen sözleşmelerin devamı sırasında davacı-birleşen davada davalının davalı-birleşen davada davacı şirkete artı bir değer katmadığı, öz varlığında bir artış sağlamadığı tespitine dayanarak sözleşmenin haklı sebeple feshedildiği sonucuna varılmış, asıl davada davacının hak ettiği ücret ve yer aldığı projelerdeki kar payı alacağı hüküm altına alınmış, birleşen dava da ise davacı tarafından yapılan ödemenin avans ödemesi olduğu kanaatine varılarak söz konusu bedel üzerinden itirazın iptali ve takibin devamına, koşuları oluşmadığından icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.Davacı-birleşen davada davalı vekili davacı dilekçesi, cevaba cevap dilekçesi, birleşen davada vermiş olduğu cevap, ikinci cevap ve tüm yargılama boyunca vermiş olduğu beyan ve bilirkişi raporlarına itiraz dilekçelerinde yer almış olduğunu iddia ettiği projeleri belirtmiş, taleplerinin sözleşme hükümleri de dikkate alınarak projeler bazında incelenmesini talep etmiş, bu kapsamda dosyaya dilekçelerinde belirttiği delillerini, mail ve whatsapp yazışmalarını sunmuş, projelere ilişkin başka yerden celbini talep ettiği belgeleri belirtmiş, aynı şekilde davalı-birleşen davada davacı vekili tarafından delil listesinde belirttiği delillerin bir kısmı sunulmuş, celbini talep ettiği belgeler belirtilmiştir. Mahkemece bir kısım belgeler celbedilmiş ise de, taraf vekillerinin dilekçeleri ve delil dilekçelerinde dayandıkları tüm kayıtlar, bilgi ve belgeler ve özellikle davaya konu projelerin tamamına ilişkin kayıtlar celbedilmemiş, söz konusu belgeler celbedilmek ve taraflar tarafından sunulan tüm bilgi, belge ve yazışmalar incelenmek suretiyle her bir proje bazında asıl davada davacının projelere katılıp katılmadığı, projeleri yürütüp yürütmediği, geliştirip geliştirmediği, projeler kapsamında ne iş yaptığı, projelerin nihayete erip ermediği, ermemiş ise sebebi, bu hususun davacıdan kaynaklanıp kaynaklanmadığı, davalının ticari defter ve kayıtları incelenerek kar elde etmediği tespit edilmiş ise de bu hususun davacıdan kaynaklanıp kaynaklanmadığı, davalının projeler bazında kar elde edip etmediği,  zarara uğrayıp uğramadığı, zarara uğramış ise bu hususun kimden kaynaklandığı hususlarının tespit edilmediği, davacının kar payı alacağının bulunması halinde taraflar arasındaki sözleşmeye göre davacının hak ettiği karın her bir proje bazında örnek olarak gösterdikleri tabloya göre hesap edilmesi gerekmesine rağmen her bir proje bazında hesaplama yapılmadığı ve her proje bazında iddia, savunma ve alacakların tespit edilmediği, davacının ücret alacağı sözleşmede aylık 15.000,00 TL olarak belirlenmesine rağmen ücret alacağının 2016 yılının Mayıs ayından itibaren 20.000,00 TL ödendiği dikkate alındığında ücret miktarında değişiklik olup olmadığı irdelenmeden ücret alacağının hesaplanmasına ve sözleşmenin feshine kadar hesapta da alacağının eksik süre üzerinden hesaplanıp hesaplanmadığına ilişkin davacı vekilinin itirazlarının, tarafların iddia, savunma ve bilirkişi raporuna itirazların karşılanmadan eksik inceleme ve değerlendirme ile karar verilmesi usul ve yayaya aykırı olmuş ve davacı-birleşen davada davalı vekilinin asıl davada verilen karara karşı bu yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmüştür. Sonuç itibariyle, davacı-birleşen davada davalı vekilinin asıl davada verilen karara karşı istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-a6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, davacı-birleşen dosyada davalı vekilinin asıl davada verilen karara karşı sair istinaf sebeplerinin ve birleşen davada verilen karara karşı istinaf sebeplerinin, davalı-birleşen dosyada davacı vekilinin asıl davada ve birleşen davada verilen karara karşı istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, dosyanın kaldırma kararı doğrultusunda taraf delillerinin celbedilerek ve taraflarca sunulan delillerin incelenip değerlendirmek suretiyle sonucuna göre asıl ve birleşen davadaki tüm talepleri yönünden karar verilmek üzere mahkemesine iadesine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davacı-birleşen davada davalı vekilinin asıl davada verilen karara karşı istinaf başvurusunun KABULÜ ile;İlk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE,Davacı-birleşen dosyada davalı vekilinin asıl davada verilen karara karşı sair istinaf sebeplerinin ve birleşen davada verilen karara karşı istinaf sebeplerinin, davalı-birleşen dosyada davacı vekilinin asıl davada ve birleşen davada verilen karara karşı istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,3-İstinaf talep edenler tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde yatıran tarafa iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde  yatıran tarafa iadesine, 6-Dairemizce verilen kararın mahiyeti gereği İİK'nın 36/5 maddesi uyarınca icranın geri bırakılması için yatırılan teminatın talep halinde teminatı yatıran ilgili tarafa iadesine,7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 06/02/2025 tarihinde HMK'nın  362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.  </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"521854ca0332054d","SID":"cf3f44f2055c4032"}}