{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/1167 Esas<br>KARAR NO:2025/66 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI:2018/1412 Esas -  2020/244 Karar <br>TARİH:05/03/2020<br>DAVA:Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ:23/01/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin ... hizmetlerini önce Ulaştırma Bakanlığı ile imzaladığı, daha sonra 4673 sayılı Kanunun geçici 2.maddesi gereğince  ... ile yenilediği \"...\" kapsamında yürüttüğünü, bu çerçevede abonelerine mobil elektronik haberleşime hizmeti sunan, hisseleri İMKB ve New York Borsası'na kote olan ilk türk şirketi olduğunu,şiketin markası olan \"...\" in tanınmış bir marka olduğunu ve koruma altında olduğunu, davalı tarafından ... adlı kişisel twetter hesabından \"bu arada ben sizin tüm kadronuzun yetmiş yedi sülalesinin gelmişini sikeyim\" şeklinde ağır hakaret içeren paylaşımı sonrası, kendisine neden bunu yazdığını soran birisine ise \"yok müşterilerini kandırarak haksız kazanç elde etmesi gerizekalı niye böyle bir şeyi darbeye bağlama ihtiyacı duydun alık mısın\" şeklinde müvekkilini haksız kazanç  elde ettiğini ileri sürdüğünü, böylece davalının müvekkilinin müşterilerini kandırarak haksız kazanç elde ettiği iddiasında bulunduğunu ve tüm ... kadrosuna ağır hakaret ettiğini belirterek, kişilik haklarını ve ticari itibarını ağır bir şekilde ihlal eden küfürleri  ve somut olgu istinadı niteliğindeki iddiaları nedeni ile 100.000,00 TL manevi tazminatın, dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalıya usulüne uygun tebligat yapıldığı ancak cevap verilmediği görülmüştür.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 05/03/2020 tarih ve  2018/1412 Esas -  2020/244 Karar  sayılı kararında;\"Dava; Hukuki niteliği itibariyle davalı tarafın; twitter üzerinden paylaştığı ve davacı şirkete yönelik küfür içeren yazısı ile davacı yanın müşterilerini kandırarak haksız kazanç elde ettiğine yönelik paylaşımları nedeniyle davacı şirketin kişilik haklarını ve ticari itibarını ihlal ettiği gerekçesiyle açılan manevi tazminat davasıdır.Dava, öncelikle İstanbul Anadolu 12. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde görülmeye başlanmış,  mahkemenin vermiş olduğu 2016/316 E. 2017/119 K. Sayılı 23/03/2017 tarihli ilamının davacı tarafça istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi 2017/966 E. 2018/279 K. Sayılı ilamı ile: \"İstanbul Anadolu 12. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin kararının kaldırılarak dosyanın görevli İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesine\" karar verilmiştir.Görevsizlik kararı üzerine dosya Mahkememize tevzi edilmiş ve yargılamaya devam edilmiştir. Görevsiz mahkemede yapılan ön inceleme duruşmasında davalı taraf paylaşımları atığını kabul etmiş, davalının mesleğinin tıbbi sekreter olduğu anlaşılmış, Mahkememizce de ... araştırması yapılmıştır.Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 22/01/2016 tarih ve 2014/4-213 Esas, 2016/70 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere; ''Tüzel kişilerin manevi tazminat talep edip edemeyeceği tartışmalı olmakla birlikte hukuk düzeninin tüzel kişileri hukuk sujesi olarak tanıdığına ve onlara ad, şeref ve itibar gibi kişisel varlıklar bahşedilmiş olduğuna göre, kişisel varlıklara yapılan saldırı nedeniyle elem ve ızdırap duymayacaklarından söz edilerek tüzel kişilerin manevî tazminat adı ile bir paranın ödetilmesi davası açamayacaklarını kabul etmek yasa koyucunun amacına aykırı düşecektir. Gerek Medenî Kanun ve gerekse Borçlar Kanunu yalnız gerçek kişilerin değil, aynı zamanda tüzel kişilerin de kişisel haklarını korumaktadır. Günümüzde doktrin ve Yargıtay tarafından yaygın olarak benimsenen görüş, gerçek kişilere özgü olanlar dışında kalan kişilik haklarında tüzel kişilerin de manevi zarara uğrayabileceğini ve bu nedenle manevi tazminat talebinde bulunabileceğini kabul etmektedir.\"Öte yandan Türk Borçlar Kanunu'nun 56. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre  manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. (HGK 23/06/2004, 13/291-370) Manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkındaki hüküm kurulurken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli de gözönünde tutularak, hak ve nasafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılmalıdır. Zira, M.K'nun 4.maddesinde, kanunun takdir hakkı verdiği hallerde hakimin hak ve nasafete göre hükmedeceği öngörülmüştür.Yüksek Yargıtay kararları, AİHM kararları ışığında davalı tarafça inkar edilmeyen ve davacının açıkça ismi belirtilmek ve hashtag ekleyerek daha geniş alana yaymak suretiyle atmış olduğu tweetinde: \"Bu arada ben sizin tüm kadronuzun yetmişyedi sülalesinin gelmişini si...yim\"  içeriğini haiz olup yine bu tweeti atma sebebi olarak da davacının müşterilerini kandırarak haksız kazanç elde etmesine bağladığı anlaşılmaktadır. Davalının küfür içeriğinde tweet attığı ve davacının kişilik haklarının zedelenmiş olduğu, ifadelerin ağır ve rencide edici nitelikte olduğu görülmektedir. Atılan tweetler davacının faaliyetlerini veya ticari işlerini sosyal medya ortamında gereksiz yere incitici açıklamalarla kötüleme niteliğinde olup, manevi tazminat koşullarının oluştuğu sonucuna varılmış olmakla; fiilin gerçekleşme zamanı, tarafların sosyal ekonomik durumları, olayın ağırlığı, paranın satın alma gücü hep birlikte değerlendirildiğinde takdiren 500,00-TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, davacıya verilmesine hükmetmek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.\"gerekçesi ile,''Davanın Kısmen Kabulü ile, 500,00-TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;  davaya konu paylaşımda kullanılan ifadelerin müvekkili şirketin kişilik haklarını  ve ticari itibarını zedeleyen hakaret içerikli ifadeler olduğunu,Müvekkil Şirketin; ... A.Ş., Ulaştırma Bakanlığı ile 27.04.1998 tarihinde imzaladığı, daha sonra 4673 sayılı Kanunun Geçici 2. maddesi gereğince ... ile yenilediği ve akabinde 10.03.2006 ve 25.02.2009 tarihlerinde tadil edilen \"imtiyaz Sözleşmesi\" kapsamında tüm Türkiye'de ... mobil telekomünikasyon hizmetleri, 30.04.2009 tarihli \"... Altyapılarının Kurulması ve İşletilmesi ile Hizmetlerinin Sunulmasına İlişkin İmtiyaz Sözleşmesi\" ile tüm Türkiye'de üçüncü nesil mobil telefon hizmetleri ile BTK tarafından 26.08.2015 tarihinde yapılan \"... ve Altyapılarına ilişkin Yetkilendirme Thalesi\"' (4.5G ihalesi) kapsamında son nesil mobil telefon hizmetlerini sunmakta olduğunu; Müvekkili Şirketin, hisseleri 11 Temmuz 2000'de ... ve New York ...'de eş zamanlı olarak işlem görmeye başlayan ve New York borsasına kote olan ilk ve tek Türk şirketi unvanına sahip olduğunu; yurt dışında da yatırımları bulunan ...'in, yalnızca Türkiye'nin değil dünya ... pazarının en önde gelen firmalarından olup, ticari itibarı ve toplum nezdindeki tanınırlığının son derece yüksek olduğunu, Davalının ... adlı twitter hesabından paylaştığı “Bu arada ben sizin tüm kadronuzun yetmişyedi sülalesinin gelmişini sikeyim...’’ şeklindeki paylaşımı, Müvekkil Şirket’e yönelik son derece ağır, kabul edilemez bir küfür içermekte olduğunu; davalı, bu ağır hakaret içeren paylaşımı sonrasında kendisine neden bu şekilde bir ifade kullandığını soran birisine “yok müşterilerini kandırarak haksız kazanç elde etmesi gerizekalı niye böyle bir şeyi darbeye bağlama ihtiyacı duydun alıkmısın?’’ şeklinde cevap verdiğini,Davalının bu paylaşımları ile Müvekkili Şirket’in kişilik haklarını ağır şekilde ihlal etmenin ve ticari itibarına zarar vermenin yanı sıra, Müvekkili Şirket’e yönelik, haksız ve dayanaksız şekilde bir somut olgu isnadında da bulunduğunu; davalının, Müvekkili Şirket ...’in müşterilerini kandırarak haksız kazanç elde ettiği şeklindeki iddiası, bir eleştiri veya yorum niteliğinde olmayıp, Müvekkil Şirket’e yönelik haksız ve mesnetsiz somut bir olgunun isnadı niteliğinde olduğunu; davalının bu ifadelerini ne sebeple sarf ettiği, neye dayanarak böylesi ağır bir ithamda bulunduğu anlaşılamamış olmakla birlikte, hiçbir dayanağı bulunmayan, gerçek dışı olduğu son derece açık olan bu ifadenin ifade özgürlüğü korumasından yararlanmasının mümkün olmadığının aşikar olduğunu; bu ifadelerin hiçbir haklı sebebi olamayacağı açık olmakla beraber, davalının, Müvekkil Şirketin kullanıcılarını kandırdığı iddiasına dayanak teşkil edecek bir olgu öne sürmediğini; davalı, davaya konu paylaşımları ile Müvekkil Şirket ...’i  alenen aşağılamış olup, Müvekkili Şirket kullanıcılarının ve toplumun genelinin, Müvekkili Şirketin ticari faaliyetlerine duyduğu güven ağır bir şekilde zedelendiğini, Sosyal medya üzerinden şirketlerle ilgili sarf edilen ifadelerin, şirketlerin halihazırda kullanıcısı olan kişilerin yanı sıra potansiyel ticari işleri üzerinde de etki yaratmakta oludğunu,Davalının paylaşımı ile, Müvekkili Şirket çalışanlarının hepsinin, davalıya hiçbir zarar vermedikleri halde ağır ve tahrik edici ifadelerle aşağılanmış olup, hepsinin kişilik hakları ağır bir saldırıya uğradığnıı; bu itibarla, davaya konu ifadeler ile Müvekkili Şirketin tüzel kişiliğinin yanı sıra Müvekkil Şirket nezdinde çalışan gerçek kişilerin de kişiliği, onurunun zedelendiğini, Yerel mahkeme’ce takdir edilen 500,00-tl manevi tazminat, somut olayın koşulları düşünüldüğünde son derece düşük bir tutar olup, müvekkili şirketin zararını tazmin etmekten uzak olduğunu, Ölçülülüğün, somut olayın koşulları değerlendirilirken ve  gerekli hukuki yaptırım belirlenirken, her aşamada gözetilmesi gereken çok temel bir hukuki ilke olduğunu; mahkemelerin, ister hukuk, ister ceza alanında olsun, takdir yetkisi kullanmak suretiyle kişilerin işlediği fiillere yönelik yaptırımları belirlerken bu ilkeyi göz önünde bulundurması, hukuk devletinin gereği olduğunu; bu itibarla, somut olayın koşullarına uygun bir yaptırım belirlenmesi, ölçülülük ilkesi çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini, Görülen uyuşmazlıkta, Yerel Mahkeme’nin 500,00-TL tutarında manevi tazminata hükmetmiş olması, olayın ağırlığı, davaya konu ifadelerin paylaşıldığı mecra ve yöneldiği kişiler göz önünde  bulundurulduğunda, Müvekkil Şirket’in manevi zararını tazmin etmek noktasında yetersiz olup, ölçülülük ilkesine aykırı olduğunu,Öncelikle, davalının ifadeleri, son derece yaygın kullanılan bir platform olan Twitter üzerinden, sayısız kişiye ulaşabilecek şekilde alenen paylaşıldığını; bu itibarla, davalının ifadelerini sarfettiği platform Müvekkili Şirketin ticari itibarını ve kişiliğini zedelemeye elverişli, çok sayıda kullanıcısı olan bir platform olduğunu,Davalının ifadeleri ile hedef alınan yalnızca Müvekkili Şirketin kurumsal kişiliği olmayıp, Müvekkili Şirketin bütün çalışanları bu ifadeler ile hakarete maruz kaldığını; bu itibarla onuru, ticari itibarı zedelenen yalnızca Müvekkili Şirket olmayıp, pek çok çalışanın kişiliği ve onurunun zedelendiğini,Yargıtay içtihatlarıyla da sabit olduğunu, kişilik haklarının saldırıya uğradığı durumda hükmedilecek manevi tazminatın esas özelliği, bu tutarın davacının uğradığı manevi zararın karşılığı olması,başka bir deyişle bu zararı tazmin edici, giderici nitelikte olması olduğunu; zarara uğratan taraf açısından da, hükmedilen manevi tazminat tutarının caydırıcı nitelikte olması gerektiğini,\"Manevi tazminatın asıl fonksiyonunun meydana gelen zararı tazmin etmek olduğunu kabul etmekle birlikte, onun tıpkı maddi tazminatta olduğu gibi zararın meydana gelmesini önleyici, yani caydırıcı niteliğinin de göz ardı edilmemesi gerektiği görüşündeyiz. Bu itibarla, manevi tazminatın her iki fonksiyonunu da göz önünde bulundurarak, fiilin tekrar işlenmesini engelleyici tazminat miktarlarına hükmedilmesini öngörmekteyiz.\" (KIRCA, Çiğdem, Manevi Tazminatın Fonksiyonu ve Niteliği, Yargıtay Dergisi, sf. 3, Temmuz 1999, Sf. 264) T.C. YARGITAY 4. HUKUK DAİRESİ, E. 2014/4015, K. 2014/7400, T. 8.5.2014;\"Kişilik hakları hukuka aykırı olarak saldırıya uğrayan kimse manevi tazminat ödetilmesini isteyebilir. Yargıç, manevi tazminatın tutarını belirlerken, saldırı oluşturan eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranını, sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate almalıdır. Tutarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel durum ve koşulların bulunacağı da gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenleri karar yerinde nesnel (objektif) olarak göstermelidir. Çünkü yasanın takdir hakkı verdiği durumlarda yargıcın, hukuk ve adalete uygun (hak ve nasfetle) karar vereceği Medeni Yasa'nın 4. maddesinde belirtilmiştir.Takdir edilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir işlevi (fonksiyonu) olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek tutar, var olan durumda elde edilmek istenilen doyum (tatmin) duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.\"Somut olayın koşulları çerçevesinde, davalının ifadelerinin alenen, çok sayıda kişiye ulaşacak şekilde bir platform üzerinden paylaşılmış olması ve yalnız Müvekkili Şirketin kurumsal kişiliğine yönelik bir saldırı olmayıp, tüm çalışanlarının da kişiliğini ve onurunu zedelemeye yönelik olması karşısında, hükmedilen 500,00-TL manevi tazminat, tutar itibariyle son derece düşük bir miktar olduğundan, Yerel Mahkeme’nin kararı kaldırılarak daha yüksek bir tutarda manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğini,İleri sürerek, yukarıda arz ve izah edilen ve dairemizce re’sen gözetilecek sebeplerle, İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2018/1412 E., 2020/244 K. sayılı kararının, hükmedilen manevi tazminat tutarı yönünden kaldırılarak, daha yüksek ve Müvekkil Şirket’in manevi zararına karşılık gelecek tutarda bir manevi tazminata hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava; davalının davacıya yönelik twitter hesabından yaptığı hakaret içerikli paylaşım sebebiyle Türk Medeni Kanununun 25. maddesi, Türk Borçlar Kanunu' nun 49 ve 58. maddeleri ile Türk Ticaret Kanununun 55-56. maddeleri uyarınca; kişilik haklarına saldırı ve haksız  rekabete dayalı  manevi tazminat talebine ilişkindir.Davacı tarafından iş bu davanın ilk olarak İstanbul Anadolu 12. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2016/316 esas sayılı dosyasında açıldığı, Mahkemece 23/03/2017 tarih, 2016/316 esas ve 2017/119 karar sayılı ilamı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmesi üzerine davacı vekili tarafından hükmedilen manevi tazminat miktarının düşük olduğu gerekçesi ile istinaf başvurusunda bulunulduğu, Dairemizin 04/04/2018 tarih,  2017/966 esas ve 2018/279 karar sayılı ilamı ile iş bu davada Asliye Ticaret Mahkemesi'nin görevli olduğu gerekçesi ile kararın kaldırıldığı görülmüştür.Dairemiz kaldırma kararından sonra Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı hükmedilen manevi tazminat miktarının düşük olduğu gerekçesi ile davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Mahkemece davacı lehine fiilin gerçekleşme zamanı, tarafların sosyal ekonomik durumları, olayın ağırlığı, paranın satın alma gücü dikkate alınarak takdiren 500,00-TL manevi tazminat takdirine karar verilmiştir. Ancak İstanbul Anadolu 12. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 23/03/2017 tarih, 2016/316 esas ve 2017/119 karar sayılı ilamı ile davacı lehine 3.000,00 TL manevi tazminat takdirine karar verildiği, verilen karara karşı davalı tarafından istinaf başvurusunda bulunulmadığı ve miktarın davacı lehine kazanılmış hak oluşturduğu, bu sebeple Mahkemece bu miktardan daha düşük miktarda manevi tazminat takdirine karar verilemeyeceği açık olmasına rağmen Mahkemece daha düşük miktarda manevi tazminata hükmedilmesi usul ve yasaya uygun olmamıştır. Ayrıca dava konusu hakaret ve kötüleme içerikli paylaşımların içeriğinin ağırlığı, bu paylaşımların çok büyük takip ve kullanıcı kitlesi olan ve kamuoyuna yön veren bir sosyal paylaşım sitesinde yayımlanması, davacı markasının tanınmışlığı, fiilin gerçekleşme zamanı, tarafların sosyal ekonomik durumları,  paranın satın alma gücü, manevi tazminatın amacı dikkate alındığında çok düşük kalmış olup, bu hususlar dikkate alındığında davacı lehine 5.000,00 TL manevi tazminat takdirine karar verilmesi Dairemizce hakkaniyete uygun görülmüştür. Sonuç olarak; davacının istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılması gerekmediğinden Dairemizce yeniden hüküm kurulmasına karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ ile;İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 05/03/2020 tarih ve 2018/1412 Esas -  2020/244 Karar  sayılı kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle,2-Davanın KISMEN KABULÜ İLE;Davacı lehine 5.000,00 TL manevi tazminat takdiri ile takdir edilen manevi tazminatın dava tarihi olan 03/08/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, <br>İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN:3-Dairemiz karar tarihi itibariyle kabul edilen miktar üzerinden davalıdan alınması gereken 615,40-TL karar harcının, davacı tarafından dava açılırken peşin olarak yatırılan 1.707,75-TL harcından mahsubu ile bakiye 1.092,35‬-TL harcın talep halinde davacıya iadesine, 4-Davacı tarafından dava açılırken yatırılan 1.707,75-TL peşin harç, 29,20-TL başvurma harcı olmak üzere; toplam 1.736,95‬-TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 5-İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama sırasında davacı tarafından sarf edildiği anlaşılan 183,10‬-TL yargılama giderinin davanın kabul/ ret oranına göre 10,98-TL'sının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 6-İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama sırasında davalı tarafından herhangi bir yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,7-Davacı yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca kabul edilen miktar ve tarifenin 13/2 maddesi dikkate alınarak takdir edilen 5.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,8-Kullanılmayan gider avansı bulunması halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, <br>İSTİNAF YÖNÜNDEN:9-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 10-Davacı tarafından istinaf aşamasında sarf edilen 202,10-TL istinaf kanun yoluna başvurma giderlerinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 11-Kullanılmayan gider avansı bulunması halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, 12-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara  tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 23/01/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile  karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c25cd1608e0edc61","SID":"c854d41810f311ab"}}