{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">       <br>\t                    T.C. <br>\t                  BURSA<br>\t1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br><br>                                                                                                                                                        TÜRK MİLLETİ ADINA<br>                                                                                                                                                                     KARAR<br><br>ESAS NO\t: 2019<br>KARAR NO\t: 2019<br><br>HAKİM\t: ... ...<br>KATİP\t: ... ...<br><br>İADE-İ MUHAKEME İSTEYEN (DAVALI): <br><br>VEKİLİ:<br> Av. ... <br><br><br>ALEYHİNE İADE-İ MUHAKEME İSTENEN (DAVACI):<br><br>VEKİLİ: <br>Av. ... <br><br><br>DİĞER DAVALI: <br>...<br><br>VEKİLİ: <br>Av. ... <br><br><br>DAVA\t: Yargılamanın İadesi<br>DAVA TARİHİ\t: 16/10/2019<br>KARAR TARİHİ\t: 23/12/2019<br>\tMahkememizin 27/03/2014 tarih ve .............. sayılı kesinleşmiş kararına karşı davalı ... Plastik San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili mahkememize sunduğu dilekçe ile yargılamanın yenilenmesini talep etmiş, dosya mahkememizin... esas sırasına kaydı yapılarak ele alınmıştır. H.M.K.'nın 381'inci maddesi metninden de anlaşılacağı üzere yargılamanın iadesi ayrı bir dava olarak ele alınıp incelenmelidir. Bu yargılamada esnasında;<br><br>YARGILAMANIN İADESİNİ İSTEYEN TARAFIN TALEBİ\t: <br>\tDavalı ... Plastik San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili yargılamanın yenilenmesi talepli dilekçesinde özetle, taraflar arasındaki Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesinde gerçekleşen yargılama sırasında lehlerine gelen bilirkişi raporlarına rağmen keyfi olarak aleyhlerine hüküm kurulduğunu, söz konusu hükmün Yargıtay'ın 15. Hukuk Dairesince onaylanarak 16/03/2016 tarihinde kesinleşerek dosyanın kapatıldığını, müvekkilinin işbu dava ve yaşadığı kayıptan dolayı mağdur olup ve hukuka olan güveninin sarsıldığını, ticaret yapan müvekkilinin yaşamış olduğu bu kaybın aynı zaman da maddi külfetler doğurduğunu, sonradan 15 Temmuz 2016 tarihinde gerçekleşen hain darbe teşebbüsü sonrasında bir çok insanın hakkının yendiği, yapılanma üyelerine iltimas geçildiğinin ortaya çıktığını, müvekkilinin sonradan gazetelerden öğrendiğine göre davanın davacısı ve davaya bakan hakimin işbu terör örgütünün üyesi olup yargılandığını, yapılan yargılamada ceza alıp hakimin görevden uzaklaştırıldığını, aynı şekilde davacı yanın da üyelikten ceza aldığını, bunun neticesinde mağdur olan müvekkili adına yargılanmanın yenilenmesini istemenin zaruri bir hal aldığını belirterek, Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin  27/03/2014 tarih ve ...... sayılı kararı hakkında yargılamanın yenilenmesine karar verilmesini, yapılacak yargılama sonunda ilk davadaki istemlerinin hüküm altına alınmasını, vekalet ücreti ve yargılama masraflarının karşı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini talep etmiştir.<br>ALEYHİNE YARGILAMANIN İADESİ İSTENEN TARAFIN CEVABI\t: <br>\tTaraflar arasındaki Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesinde gerçekleşen yargılama sırasında birçok defa bilirkişi raporu alındığını ve mahkemenin kararının 2 defa Yargıtay denetiminden geçtiğini, hal böyle iken, davalı tarafın birtakım soyut iddialarla yargılamanın iadesini talep etmesi, bu aşamalarda ilgisi bulunan Yargıtay Dairesini, Mahkememizi ve tüm bilirkişileri zan altında bıraktığını, böylesine aşamalardan geçen bir yargılama için hile ve gerçeğe aykırı beyanda bulunma gibi soyut iddialarda bulunmanın, ciddi olmayan bir davranış olduğunu, zira bu iddialarda bulunan kişinin söz konusu iddialarını somut delillerle kanıtlaması gerektiğini, davalı tarafın iddialarının ise,  soyut ifadelerden öteye geçmeyen ifadeler olduğunu, somut olayda ise davaya bakan hakimin davanın görüldüğü tarihlerde yasaklı olmadığını belirterek davalı ... Plastik San. ve Tic. Ltd.Şti.’nin yargılamanın iadesi talebinin reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLER ve GEREKÇE:<br>\tDerdest dava yargılamanın iadesi davasıdır. Her ne kadar dava dilekçesi kesinleşmiş karar içeren dava dosyasına verilse de ilk davadan bağımsız iddialar içerir. Bu niteliği itibariyle kararı kesinleşmiş dava dosyasının bir devamı değil ayrı bir davadır. Şartları ve usulü kanunda özel olarak düzenlenmiş ve madde metinlerinde de “dava” olarak zikredilmiştir. Bu itibarla uyuşmazlık dava olarak ele alınmış ve incelenmiştir. Esasen bu niteliği itibariyle ilk davaya nispeten taraf sıfatları değişik ise de tereddüte neden olunmaması açısından yargılamanın iadesini isteyen taraf karar başlığında bu sıfatıyla gösterilmiştir. İlk davada davacı olan taraf yargılamanın iadesi davasında davalı taraftır. Bu sıfat değişikliği zaman zaman ifade hatalarına neden olduğundan mümkün olduğunca “davacı-davalı” ifadelerinden kaçınılmıştır. <br>\tDerdest davada ispat külfeti yargılamanın iadesini isteyen taraf üzerindedir. İade isteyen, HMK.’nın 375’inci maddesinde tahdidi olarak sayılan hallerden birinin veya birkaçının gerçekleştirdiğini ispat etmelidir. <br>\tDavanın ortaya konulmuş biçimine göre yargılamanın iadesini isteyen taraf açıkça 375’inci maddedeki hangi halin gerçekleştiğini ifade ederken madde metnini dava dilekçesinde tekrar etmiş ve özellikle maddenin b, f ve h bentlerini vurgulayarak, davaya tesir edecek yönlerini birer cümle ile açıklamakla yetinmiştir. İddiaya göre davaya bakan hakim de davacı da FETÖ Terör örgütü üyesidir. Bu durumun kanunun 375/1-b maddesindeki hale uygun olduğu savunulmaktadır. Halbuki somut olayda hakim davaya bakmaktan yasaklı olmadığı gibi herhangi bir red sebebi de yoktur. Elbette davacı ile hakim arasında bir örgütsel bağ tespit edilmiş olursa bu red sebebi olabilir. Davanın görüldüğü aşamada bu red sebebini bilmeyen tarafın bu hususu yargılamanın iadesi sebebi yapması mümkündür. Ancak bunun için hem davacının hem de hakimin kasıtlı ve bilinçli biçimde aynı örgütsel bağın etkisi altında hareket ettiklerinin açıkça ortaya çıkmış olması gerekir. Daha açık bir ifade ile, dava görülürken taraflardan biri ile hakimin aynı siyasi, ideolojik, etnik veya fikri bir örgüte/cemaate mensup olmaları tek başına yargılamanın iadesini gerektirmez. Hakimle aynı mensubiyeti taşıyan taraftan öte bizzat hakimin bu saikle hareket etmesi, hukuku uygularken veya takdir hakkını kullanırken tarafgir davranıp maddi/usuli gerçeğe aykırı hareket ederek karar vermesi şarttır. Hakim taraflardan biri ile aynı ideolojik görüşe sahip olsa da vicdani kanaatine ve inandığı maddi gerçeğe göre karar vermiş olabilir ki, ideal olan da budur. Her hakimin bir dünya görüşü vardır. Ama adil bir hakim karar verirken kendi dünya görüşüne yakın olan taraf lehine tutum sergilemez. <br>\tSomut olayda hakimin siyasi görüşü ne olursa olsun tarafgir davrandığına dair hiçbir emare yoktur. Kaldı ki verilen karar birden fazla bilirkişi raporuna dayalı olduğu gibi birden çok yüksek yargı mensubu hakimin yer aldığı Yargıtay Dairesi tarafından denetlenmiştir. Delillere ve dosya kapsamına aykırı bir karar varsa dikkati çekecektir. Zaten dosyanın davalısı kararı temyiz ederken maddi/ usuli gerçeğe uymayan halleri dilekçesinde göstermiş olacaktır. Davacı tarafın davayı ortaya koyma biçimi, Yargıtay hakimlerinin de bu tezgahın içinde oldukları izlenimi verecek biçimdedir ki davacı taraf bunu da açıkça iddia etmiş değildir. Elbette Yargıtay içinde de FETÖ Terör Örgütü mensupları vardı. Ancak hangi Yargıtay üyelerinin bu kapsamda davaya tesir ettiği açıkça gösterilmelidir. Halbuki mahkemenin verdiği ilk karar davalı taraf lehine bozulmuştur. <br>\tÖte yandan davaya bakan hakimin FETÖ mensubu olduğu iddiası da doğru değildir. Her ne kadar hakkında bu suçtan soruşturma ve kovuşturma açılmış ise de beraat etmiştir. Üstelik dosyada hakimin tarafgir davrandığına dair tek bir emare dahi yoktur. Hakim dosya kapsamına ve vicdani kanaatine göre karar vermiştir. Tarafların itirazlarını değerlendirmiş, birden fazla bilirkişi raporu aldırmış, TÜBİTAK’dan da rapor alınmıştır. Dava tamamen kabul edilmemiş, bilirkişi raporları dikkate alınarak davanın yaklaşık %58’lik kısmı kabul edilmiştir. Hakim iddia edilen saikle hareket etse davacı lehine daha yüksek bir meblağa hükmedebilirdi. Kaldı ki davanın tamamı dahi bu riske girmeyi değmeyecek miktardır. <br>\tDavaya bakan hakim gerçeğe ve adalete bağlılığı tartışılmayacak bir kişidir. Taraf tuttuğu iddiası abestir. Hiçbir maddi gerçeğe dayanmayan bu iddia sadece mefruz bir örgütsel bağ varsayımından yola çıkmaktadır. Davayı kaybeden herkesin suçu başkasında arama hastalığından caz geçmesi gerekir. Mahkemenin verdiği karar maddi gerçeğe aykırı olabilir. Ancak hukuk davalarında usuli gerçek aranır. Haklı olan değil ispat eden kazanır. Bu tüm dünyada uygulanan bir kuraldır. Bir tarafın kendi maddi gerçeğinden yola çıkarak mahkeme kararını eleştirmesi mümkündür. Ancak insanları örgütsel bağla, adaleti saptırmakla, taraf tutmakla itham etmek kabul edilemez. <br>\tTalep sahibi maddenin “f” bendine de temas etmiştir. Halbuki karara esas olan raporun gerçeğe aykırılığı oraya çıkmış değildir. İddia o kadar ileri götürülmüştür ki, sanki davacı, hakim, TÜBİTAK raporunu hazırlayanlar, üç ayrı bilirkişi raporunu hazırlayanlar, Yargıtay’da denetim yapan yüksek yargıçlar aynı fikir ve irade birliği içinde hareket ederek davalıyı zarara uğratmıştır. Bu iddianın kabul edilir yanı yoktur. Değişik kişilerden rapor alınmış, hatta raporlardan biri de talimat yoluyla alınmıştır. Bilirkişi raporlarındaki çelişki sadece sorumluluk oranından ibarettir. Her üç rapor da davalı tarafın yaptığı kalıp ve kartuşların hatalı olduğunu ortaya koymuştur. Buna rağmen bilirkişi raporları arasındaki çelişki yargılamanın iadesi talebine dayanak yapılmıştır. <br>\tKaldı ki hem bilirkişi raporları hem de davacı tarafın tutumu hukuki denetim mekanizmalarından geçerek irdelenmiştir. Bunların yeniden ele alınması için sebep yoktur. <br>Nitekim diğer davalı yargılamanın iadesi talebine destek vermemiştir. <br>\tSonuç itibariyle davanın safahatında görev alan herkesi töhmet altında bırakan FETÖ Terör Örgütü iddiasi dikkate alınmayacak ölçüde abestir. Yargılamanın iadesini gerektiren hiçbir şart tahakkuk etmemiştir. Davanın reddine karar verilmelidir. <br><br>H Ü K Ü M  \t: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; <br>Yargılamanın yenilenmesine ilişkin davanın reddine,<br>Peşin harç yeterli olduğundan başkaca harç tahsiline yer olmadığına,<br>Polikor Boya A.Ş. vekili lehine takdir edilen 2.725-TL ücret-i vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, <br>Davalı tarafça yapılan muhakeme masrafının kendi üzerinde bırakılmasına,<br>Kesinleşme süreci tamamlanana kadar masraf avanslarının kullanılabileceği nazara alınarak kararın kesinleşmesinden sonra yazı işlerince yapılacak hesaba göre artan avansların yatıran tarafa iadesine dair gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde mahkememize iletilecek bir dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı  açıkça okundu, anlatıldı. 23/12/2019<br><br><br><br>Katip ...<br>e-imzalıdır <br> <br> <br>Hakim ...<br> e-imzalıdır<br><br><br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"88067133bd15844e","SID":"f0d009c6629db012"}}