{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/80 <br>KARAR NO: 2025/143 <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 24/10/2024<br>NUMARASI: 2024/567 Esas -2024/977 Karar<br>DAVA: Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin)<br>KARAR TARİHİ: 30/01/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  Müvekkili ... sonradan istisnai yolla Türk vatandaşı olduğunu altın ticaretini yapmak üzere ülkemize geldiğini, Türk vatandaşı olduğunu ve davalı şirketi kurduğunu şirketin hala yetkili müdürü ve resmiyette büyük pay sahibi aslında ise tamamının sahibi olduğunu,  müvekkili 2020' li senelerde ülkemizin yabancı vatandaşlara sağlamış olduğu imkanlardan yararlanarak ülkemize yatırım yapmak istediğini ve davalı şirketi kurduğunu, müvekkili Türk vatandaşı olmak suretiyle ülkemizde ticaret yapmaya başladığını ve başarılı bir iş adamı olduğunu, Böylece büyük saygınlık kazanan müvekkili ve ailesi her yerde saygı görülmeye başladığını ve fakat davalı şirketin diğer ortağı sürekli müvekkili karalamaya ve tasfiye kararını sürekli olarak ticaret yaptığı firmalara ileterek müvekkilinin ticaretini sekteye uğratmakta davalı da dolaylı yoldan ülkemize tek bir santim faydası yokken bir de ülkemiz ticaretine zarar vermeyi amaçladıklarını, tariften anlaşılacağı üzere limited şirkette, ortakların sorumluluğu şirkete koymayı taahhüt ettikleri sermaye ile sınırlı olduğunu, Yani ortaklar, şirketin borçlarından dolayı taahhüt ettikleri sermaye miktarına kadar bütün malları ile sorumlu olduklarını, taahhüt ettikleri sermaye paylarının tamamını ödemiş oldukları takdirde, prensip olarak ve ortak sıfatları nedeniyle herhangi bir sorumluluğa maruz kalmayacaklarını, azami kayıpları, fiilen ödedikleri sermayeyi kaybetmek ve taahhüt edip henüz ödemedikleri sermayeyi ödemek zorunda kalmaktan ibaret olduğunu, fakat mevcut somut olayda davalı şirketin diğer ortağının şirkete ödediği sermaye bile şimdiye kadar neden olduğu zararları karşılamaya yetmediğini,  bu nedenle şirket içerisinde ilgili ortağın sorumluluğu konusunda bir değerlendirme yapıldığında bu zararın ortaktan tazmin edecek herhangi bir tutarın davalıda olmadığı açık olduğunu, vekalet ücretini bile ödemekten aciz olduğunu aciz halde olan bu kişinin meydana getireceği zarara son verip şirketin yönetiminin ve tüm hissesinin müvekkiline devredilmesi kamu düzeni açısından da önem arz etmekte olduğunu müvekkilinin bunda gönüllü olması da dikkate alınması gerektiğini, müvekkili  açısından davalı şirketteki ortaklığının  devamı çekilmez hale gelmiş olduğunu buna sebebiyet veren de tam kusurlu olan  ...' olduğunu . bu durumda davalı şirketin devamında müvekkilleri açısından korunmaya değer menfaati mevcut olduğunu bu karar kamu güvenliği ve kamu yararı açısından da önem arz ettiğini, şuan davalı şirketin nasıl idare edilmesi gerektiği de önem arz etmekte olduğunu öncelikli olarak bakırköy 1 asliye ticaret mahkemesi 2021/ 224 e ( yeni esas: 2024/ 497 e. ) sayılı dosya ile birleştirme kararı verilmesi, akabinde kararın ivedi olarak birleşen davanın ilgili dosyada atanmış kayyım' a bildirilmesi ve şirketin feshi yerine ortağın ortaklıktan çıkartılması ve şirketin müvekkile teslimi için gerekli tedbirlerin de derhal sayın mahkemenizce alınmasını saygılarımızla talep ettiklerini, öncelikle  işbu dava ile bakırköy 1 asliye ticaret mahkemesi 2024/ 497 e. sayılıdosyası arasında bağlantı bulunması ve taraflarının aynı olması sebebi ile bu dosyanın  bakırköy 1 asliye ticaret mahkemesi 2024/ 497 e. sayılı dosya ile birleştirilmesine karar verilmesini, yargılamanın asıl dava yönünden devam edilmesini, şirket ortaklarının bir birlerine karşı güvenleri kalmadığından ve bu şartlar altında şirket ortağı ile şirketin yönetimine devam etmenin mümkün olmadığı ortada olup şirketin tasfiyesinin de ferilerinin ülkemizde ticaretine devam eden müvekkil için ağır olacağı da düşünüldüğünde  ( tasfiye edilen şirketin yetkilisi olmak )  şirketin devamının kamu güvenliği ve yararına olması da gözetildiğinde birleşme talebimizin kabulü ile birlikte tedbir talebimizin de kabulü ile davalı şirketin bu süreçte müvekkilinin haklarının korunması amacı ile ttk 235. maddesi gereği şirkete kayyım atanmasına ( birleştirilmesi talep edilen davada mevcut kayyım ile sürecin devamı ) ve gerekli önlemlerin  mahkemece alınmasına, feshin son çare olma ilkesi ve kamu düzeni de gözetilerek şirketin diğer ortağı ... (ykn: ...) yukarıda izah edilen bir çok nedenden ötürü şirketten çıkartılmasına, bu kişiye ait olan tüm payın bilabedel şirkete devrine, kusurundan kaynaklı ortağın sorumluluğu ve tüm zararların rücu hakkımız saklı kalmak kaydıyla yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  Dava konusu ...'n öncelikle bakırköy 1. asliye ticaret mahkemesinin 28/10/2021 tarihli ve e:2021/224 -k:2021/1031 sayılı kararı ile tasfiyesine karar verildiğini, istinaf mahkemesince teminat hususu değerlendirme konusu yapıldığını, karar kaldırılarak yerel mahkemesine iade edildiğini, tekrar yapılan yargılama sonucunda  müvekkilinden teminat alınmasına gerek olmadığına karar verildiğini tekrar dava konusu şirket'in tasfiyesine karar verildiğini  davacı, halihazırda tasfiyesine karar verilen bir şirket hakkında ortaklıktan çıkarma talepli işbu davayı açmış ise de, hukuki yarar yokluğu sebebiyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı, halihazırda tasfiyesine karar verilen bir şirket hakkında ortaklıktan çıkarma talepli işbu davayı açmış ise de, hukuki yarar yokluğu sebebiyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini müvekkilinin babası haıdar ıbrahım kadem (davacı) ile hamit arasında bakırköy 3. asliye ticaret mahkemesinin 2021/649 esas sayılı dosyasında alacak davası devam ettiğini, hukuki sebepler bakımından, davacının dava açma ehliyeti ttk uyarınca bulunmadığı halde açılan bu davanın reddine karar verilmesini talep ettiğini,  dava dilekçesinde ortaklıktan çıkarma sebeplerinin haklı olmadığı çok açık olmasına rağmen kötüniyetli bir şekilde feshine karar verilen şirket hakkında işbu davanın açılmasında hukuki yarar bulunmadığı için koşulları oluşmayan davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini, şirket hakkında düzenlenen kayım denetim raporlarından da bu şirketin feshine karar verilmesi gerektiği çok net bir şekilde ifade edildiğini, müvekkiline fazlasıyla zarar veren hamit'in bu davada haksız olduğu net bir şekilde ortada olup davasının tümden reddine karar verilmesini talep ettiklerini, detaylıca arz ve izah edilen ve resen nazara alınacak sebepler karşısında; davanın maddi ve hukuki sebeplerinin bulunmaması, dava açma ehliyetinin davacıda olmaması, haklı sebeplerin olmaması dikkate alınarak daha önceden feshine karar verilen şirketten müvekkilinin çıkarılması talebinin reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 24/10/2024 tarih 2024/567 Esas-  2024/977 Karar sayılı kararında; \"....Her ne kadar dava dilekçesinde TTK 638.maddesinden bahsedilmiş ise de, anılan madde ortağın şirketten haklı sebeple çıkması  davasına ilişkindir. Oysa huzurdaki dava şirket ortağı tarafından diğer ortak aleyhine haklı sebeple çıkarma davasıdır. Bu nedenle TTK 638.maddesinin somut olaya uygulanabilmesi mümkün değildir. TTK 640/3 maddesinde \" Şirketin istemi üzerine  ortağın mahkeme kararıyla haklı sebebe dayanılarak şirketten çıkarılması hâli  saklıdır. \" düzenlemesi ile şirkette, haklı sebeplerin varlığında ortağı aleyhinde  ortaklıktan çıkarma davası açma hakkı tanınmıştır. Bu yasal düzenleme gözetildiğinde limited şirket ortağının diğer ortak aleyhine haklı sebeple çıkarma davası açması olanaklı değildir. Böyle bir davanın ancak  Şirket tarafından açılması gerekir. Somut olayda davacı ortağın şirket adına açtığı bir dava da bulunmadığından  aktif dava ehliyetinin olmadığı anlaşılmakla aktif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar vermek gerekmiştir. ( Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin  02/07/2014 tarih 2013/18625 esas 2014/12736 karar, aynı dairenin 06/02/2017 tarih 2016/2664 esas 2017/607 karar sayılı ilamları da aynı yöndedir ) açma yönünde davacı sıfatı  olmadığından davacı bakımından aktif husumet yokluğu nedeniyle davanın HMK'nun 114/d madde uyarınca usulden reddine karar vermek gerekmiştir...\"gerekçesi ile, ''1-DAVANIN AKTİF DAVA EHLİYETİ YOKLUĞU NEDENİYLE REDDİNE, 5-Davanın red miktarı dikkate alınarak karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; huzurdaki dosya kapsamında Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 24.10.2024 tarihli  2024/ 567 E. 2024/ 977 Karar sayılı kararında; ön inceleme duruşmasında davanın aktif dava ehliyeti yokluğu nedeniyle reddine karar verildiğini,  bu kararın hukuka aykırı olması nedeniyle istinaf kanun yoluna başvurma gereği hasıl olduğunu beyan etmiştir. Davada öncelikli olarak Bakırköy 1 Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/ 224 E ( Yeni Esas: 2024/ 497 E ) sayılı dosya ile birleştirilmesi ve böylece her ne kadar bu mahkemede tasfiye kararı verilmişse de kamu düzeni de gözetilerek ortaklıktan çıkartma kararının verilmesinin talep edildiğini, Yerel mahkemenin tavzi edilen mahkemenin birleştirme kararı sonrasında ara karar ile dosyayı tefrik ettiğini ve farklı esas verdiğini ve akabinde de Bakırköy 1 Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/ 224 E ( Yeni Esas: 2024/ 497 E ) dosyasında tasfiye kararını verdiğini, bu kararın kamu düzeni de gözetildiğinde hukuka aykırı karar olup kendileri tarafından ilgili dosyada da istinaf başvurusu nedeniyle istinaf incelemesi aşamasında olduğunu, yerel mahkemece birleştirme işleminin yapılmamasının hukuk aykırı olduğunu, Yerel mahkemenin usule ilişkin itirazları gerek cevap dilekçesinde, gerek duruşmada gerekse de talep dilekçesinde belirtmelerine rağmen dikkate almadığını, tasfiye kararının zaten hukuka aykırı olduğunu, bu nedenle kamu düzeni de gözetilerek tasfiye kararından dönülerek zaten kusurlu olduğu tespit edilen ortağın davadan çıkartılarak şirketin faaliyetlerine devam etmesinin hukuka uygun olacakken bu kararın verilmemesinin hatalı olduğunu, üst derece mahkemesinin bu hataları düzeltecek bir şekilde hüküm tesis etmesini talep ettiklerini, Davacının her ne kadar kendisinin ve babasının  müvekkil şirkete sermaye ödemesi yaptığını belirtmişe de bu hususta dosyaya herhangi bir belge sunmayıp tamamıyla hayali iddialarla mahkemeyi yanıltmaya yönelik eylem içerisine girdiğin, Davacı tarafından tasfiye talebindeki haklılığını ispatlayacak herhangi bir delil sunulmadığını, davacının müvekkil şirkette ödenmiş sermayesini ödemediği, mevcudiyeti ile şirketin işleyişini aksatmaktan başka şirkete bir katkısı bulunmadığını, davacının babasının, müvekkil şirketten gerek kendisinin gerek davacının tüm haklarını almış olup kendi hisselerini devretmişse de oğlunun yurt dışında olması nedeniyle daha sonra devir işlemlerini yapabileceğini söylediğini, sonrasında ise herhangi bir işlem gerçekleştirmediği gibi haksız olarak müvekkil şirketten yeni bir ödeme talep ettiğini, bu talepler neticesinde müvekkili baskı altına alabilmek için bir çok dava açtığını ve savcılığa şikayetçi olmuşsa da tamamında müvekkilin haklılığının ortaya çıktığını, şirket tasfiyesi ile kamu düzenine aykırı hareket eden ortaklıktan çıkartılması talep edilen ortak ile ilgili çıkartma kararı verilmemesinin isabetsiz olduğunu, Dava dilekçesinde dava tasfiye kararı verildiğini, şirkete karşı açıldığını ve bu hususun ayrıntıları ile dava dilekçesinde belirtildiğini, akabinde hukuka aykırı olarak çıkarılması istenen  şirket ortağı ...'in  (YKN: ...) dosyada davalı olarak taraf kaydının yapıldığını, bu kişinin taraf kaydı ile ilgili bir talebi olmadığı gibi böyle bir taleplerinin olup olmadığının da mahkemece kendilerine sorulmadığını, bu nedenle gerek bu kişinin dosyaya taraf kaydının yapılması gerekse de dosyada cevap veren vekillerinin lehine vekalet ücretinin hükmedilmesi hukuka aykırı olup bu kararın hatalı olması nedeniyle istinaf kanun yoluna başvurma gereği hasıl olduğunu, zira müvekkilin davasını çıkarılması istenen şirket ortağı ... (YKN: ...) aleyhine açmamışken mahkemece böyle bir taraf teşkilinin yapılmasının hatalı olduğunu, Ayrıca, ortaklıktan çıkartılması istenen kişinin davalı olarak taraf teşkil edilmesini kabul etmemekle birlikte davada davalılar lehine verilen tam vekalet ücretinin de hatalı olduğunu, zira ön inceleme duruşması alınması gerekirken alınmadığını, verilen aktif dava ehliyeti yokluğu nedeniyle verilen red kararına verilen tam maktu vekalet ücretinin de hukuka aykırı olup öncelikle vekalet ücretine hükmedilmemesi aksi halde de tutarın yarısına hükmedilmesi gerektiğini, buna rağmen müvekkil aleyhine hükmedilen vekalet ücretinin hatalı olduğunu, Mahkemece müvekkilin ortaklıktan çıkarma kararı veremeyeceğine, Öyle ki davalının şirket ortaklıktan çıkartılması talep edilen kişinin kusuru nedeniyle zarara uğradığını ve şirket yönetiminin işlenemez hale geldiğini, şirket ortağı şirket yönetim organını işletemediğinden mağdur olan ortağın bu davayı şirkete karşı açmasının önünde bir engel bulunmadığını, öyle ki bu nedenle de davanın şirkete karşı açıldığını, fakat yerel mahkemenin davayı bu şekilde açılmayacağını öne sürmesi nedeniyle davayı reddetmişse de bu kararın üst derece mahkemesince yeniden değerlendirilmesi gerektiği düşüncesi ile yerel mahkemenin somut olayda ilgili verdiği kararı da istinaf ettiklerini, bu hususta yerel mahkemece verilen karara karşı dava açma haklarını da saklı tuttuklarını beyanla istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmesini beyanla,  Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 24.10.2024 tarihli  2024/ 567 E. 2024/ 977 Karar sayılı kararın sayın üst derece mahkemesince gerçekleştirilecek istinaf incelemesi neticesinde istinaf kanun yoluna başvuru ve itirazların kabulüyle, yerel mahkemenin kararının kaldırılmasına, Yerel mahkemece ortaklıktan çıkartılması talep edilen ortağın kusurunun tespiti ile ortaklıktan çıkartılma talepli davamızın kabulüne karar verilmesi ile birlikte aksi kanaatte bulunulması ve davanın reddine karar verilmesi durumunda dahi ortaklıktan çıkartılması talep edilen ...' in davalı sıfatının olmaması nedeniyle vekili lehine verilen vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin kaldırılmasına, Tehir-i icra talebinin kabulüne, yargılama harç ve masrafları ile vekalet ücretinin karşı taraftan tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:  HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava,haklı nedenlerin varlığına dayalı davalı limited şirket ortağının 6102 sayılı TTK'nın 640/3 maddesi uyarınca ortaklıktan çıkarılması istemine ilişkindir.Mahkemece, davanın reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Dosya incelendiğinde; davacı ... tarafından davalı şirkete yönelik  şirketin diğer ortağı ...'in şirket ortaklığından çıkartılması talebiyle 10/06/2024 tarihinde  Bakırköy 2 ATM.'nin  2024/538 Esas sayılı dosyası ile Bakırköy 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/497 E. sayılı dosya ile birleştirilmesi talepli dava açıldığı, Bakırköy 2 ATM. Tarafından 11/06/2024 tarihinde birleştirme kararı verilerek dosyanın  Bakırköy 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/497 E. sayılı dosyası içerisine konulmak üzere gönderildiği, Bakırköy 1.Asliye Ticaret Mahkemesince yapılan değerlendirme sonucu  13/06/2024 tarih ve 2024/ 494 Esas sayılı ara kararı ile; Bakırköy 2.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/538 Esas sayılı dosyasının bu dosyadan tefrikine, davanın mahkemenin yeni esasına kaydedilmesine karar verildiği ve tefrik edilen davanın aynı mahkemenin 2024/567 Esas sırasına kaydedilip yapılan yargılama sonucunda istinafa konu karar verilmiştir. Davalı şirkete ait sicil kaydı incelendiğinde; İstanbul Ticaret Sicil Memurluğu'nun ... numarasında kayıtlı davalı  ...'nin Yenibosna-Bahçelievler/İstanbul adresinde  09/01/2018 tarihinde Değerli metal cevherleri ve konsantrelerinin toptan ticareti (altın, gümüş, platin vb.) konusunda faaliyette bulunmak üzere 200.000 TL (İkiyüz bin Türk Lirası) ile ... ve ... (Irak vatandaşı oan ... 2020 yılında Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmuş, ismi ... olarak değişmiştir.) 2 ortaklı olarak kurulduğu, şirket ortaklarının %50 hisseye sahip oldukları, şirket ortakları ... ve ... (...) kendi ortaklık paylarına ait 1.667.000 TL tutarında hisselerini ...'e devrettikleri, ortaklıktan çıkartılması istenen ...'in 17.04 2019 tarihinde davalı şirkete ortak olduğu, böylelikle üç ortağın hisse dağılımının %33 olduğu, ...'in şirket ortağı ...'in de oğlu olduğu,  03.11.2020 tarihinde şirketin kurucu ortaklarından %33 hissedar ... (Kanada vatandaşı)'in, hisselerinin tamamını yine kurucu ortaklardan olan davacı ... (...)'na devrederek ortaklıktan ve müdürlük görevinden ayrıldığı, 03.11.2020 Tarihi İtibariyle Pay Devirleri Sonrası davalı şirkette davacı ... (...)'nun % 67, ortaklıktan çıkartılması istenilen ...'in ise % 33 pay sahibi olduğu, sicil kaydına göre davacı ortak  ...'nun münferit yetkili müdür, ortaklıktan çıkartılması istenilen ...'in ise münferit yetkili müdürler kurulu başkanı olduğu  anlaşılmıştır. Davacı vekili dava dilekçesi ile, müvekkilinin ortağı olduğu davalı şirketin diğer davalı ortak tarafından zarara uğratıldığı  iddiasıyla ortaklıktan çıkarılmasını talep etmiştir. 6102 sayılı TTK'nın 640. maddesinin 3. fıkrası gereğince haklı sebebe dayalı olarak ortağın şirketten çıkarılması için şirket dava açabilir. Ortağın bir başka ortağın şirketten çıkarılmasını isteyebileceğine dair yasada düzenlenmiş bir hüküm bulunmamaktadır. Ayrıca şirketin bu davayı açabilmesi için de aynı yasanın 616. maddesinin birinci fıkrasının h bendi gereğince, genel kurulun bu konuda bir karar vermesi gerekir.  6102 sayılı TTK’nın 640. maddesi uyarınca ortağın şirketten çıkarılmasına ilişkin davalarda öncelikle şirket genel kurulunda bu yönde karar alınması şartıyla aktif husumet ehliyeti şirkete ait olup şirket ortaklarının bu tür davalarda aktif husumet ehliyeti bulunmamaktadır.  (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi,  E. 2016/24, K. 2016/1120) Buna göre davacı ortak, diğer ortağın ortaklıktan çıkarılmasına ilişkin dava açamayacaktır. Bu davayı açma hakkı şirkete aittir. Şirketin bu konuda dava açabilmesi için de genel kurul kararına ihtiyaç bulunmaktadır. Bu nedenle davacı vekilinin istinaf sebebi yerinde değildir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre mahkemenin kabul ve gerekçesine göre davacı vekilinin mahkemenin kabulüne ilişkin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Dava dilekçesi incelendiğinde, davanın davalı şirkete yönelik açıldığı, dava dilekçesinde diğer ortağın çıkartılması istenen şirket ortağı olarak gösterildiği ve Bakırköy 2 ATM.'nin  2024/538 Esas sayılı dosyasından verilen  11/06/2024 tarihli birleştirme karar başlığında da şirketin davalı olarak gösterildiği anlaşılmıştır. Ortaklıktan çıkartılması istenen  şirketin diğer ortağı ...'in davalı sıfatı olmadığı halde mahkemece  davalı olarak kabul edilip karar başlığında davalı olarak gösterilmesi ve lehine vekalet ücretine hükmedilmesi yerinde olmayıp bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmüştür. Davacı vekilinin sair istinaf sebepleri aynı mahkemenin 27.06.2024 tarih ve 2024/497 Esas -2024/654 Karar sayılı kararı ile davalı şirketin fesih ve tasfiyesine yönelik verilen karara ilişkin olduğu, eldeki davaya yönelik olmadığından yerinde görülmemiştir. Sonuç itibariyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkeme kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca kaldırılarak dairemizce yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda şirketin diğer ortağı ... aleyhine dava açılmadığı ve davalı sıfatı olmadığından  lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi ve karar başlığında davalı olarak gösterilmemesi gerektiği kanaatine varılarak, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜ ile, Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 24/10/2024 tarih ve 2024/567 Esas - 2024/977 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,Dairemizce yeniden hüküm kurulmak suretiyle; DAVANIN AKTİF DAVA EHLİYETİ YOKLUĞU NEDENİYLE REDDİNE, <br>İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN: 2-Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 427,60-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat KAYDINA, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Bakiye gider avansı bulunduğu takdirde karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, <br>İSTİNAF YÖNÜNDEN: 5-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 6-Davacı tarafından yatırılan 1.169,40 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Bakiye gider avansı bulunduğu takdirde karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere 30/01/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a2a83e9fe3ccd50f","SID":"23a68f602e365b08"}}