{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/136 <br>KARAR NO: 2025/144<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:  04/12/2024  (Tarihli Ara Karar )<br>NUMARASI: 2024/737 Esas (Derdest dava dosyası )<br>DAVANIN KONUSU: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 30/01/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFIN İDDİASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesi ile;  Davalı ... A.Ş.'nin ve davalı ... Sanayi Ve Tic. A.Ş. hisselerinin devrinin önlenmesi yönünde tedbir konulmasına, lisanssız destekleme bedelinin dava sonuçlanıncaya kadar davalı şirketlere  ödenmemesine, elektrik üretimi ve  satışı sonucu yapılan ödemelerin dava sonuçlanıncaya kadar ... Bankası A.Ş'ye ödenmesine,  mümkün değilse ... Satış A.Ş.'ye  yazı yazılarak  ges tesisinde üretilen enerjiye ilişkin bedellerin davalılara ödenmeyerek bir devlet bankasında açılacak vadeli mevduat hesabında bloke edilmesine karar verilmesini, mahkemece uygun görülmediği takdirde uygun görülecek teminat karşılığında; tedbir taleplerinin kabulüne karar  verilmesini, yapılan muvazaalı devir işleminin iptali ile sözleşmeye uygun şekilde ges santralinin müvekkili şirkete devrinin sağlanması, bu devrin gecikmesi sebebiyle müvekkilinin uğramış olduğu zararın tazmininin tespiti ile, şimdilik 100.000,00 USD'lik kısmının işleyecek Merkez Bankası USD tevdiat hesabına uygulanan en yüksek yıllık faiz oranı üzerinden hesaplanacak olan temerrüt faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, müvekkilinin güneş enerji santralinin kabul aşamasına getirilmesine kadar olan süreçte yapmış olduğu masrafların, devrin yapılmaması nedeniyle uğradığı zararların tazminine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 04/12/2024 tarih ve 2024/737 Esas  sayılı ara  kararında; \"...Bu aşamada davacının, dava dilekçesindeki tedbir taleplerinin kabulü  aslında, enerji alanında faaliyet gösteren, anonim şirket statüsünde olan şirketler açısından dahi telafisi imkansız yahut zor haller dahi doğurabilecektir. Esasen benzer konulardaki BAM uygulaması da aynı yöndedir.(İzmir BAM 11.HD 2021/860 Esas 2021/838 Karar sayılı kararı) O halde, somut davada  gerekli yasal ve fiili şartlar ile ilgili \"yaklaşık ispat şartı\" oluşmadan tedbir kararı verilmesi orantılı olmayacağı gibi bu konuda gerekliliğin varlığı dahi\" yaklaşık ispat\" derecesinde henüz anlaşılamamaktadır. \"İhtiyati tedbir talebinde bulunan talep ettiği varlığın hakkı ve bu hakkın varlığının tehlikede olduğu hususunda hâkimde kuvvetli bir kanaat oluşturması hususunun ispatı gerektiği, ihtiyati tedbir talebinde bulunanın hakkını ve tedbir sebeplerini dilekçede belirtmiş olmasının yeterli değildir. (İsmail Hakkı KARAFAKİH, Hukuk Muhakemeleri Kanunu, Hukuk Muhakemeleri Usulü ve Esasları, Ankara, 1952, Sy.267; Prof. Dr. Saim ÜSTÜNDAĞ, Medeni Yargılama Hukuku, Cilt 1-2, İstanbul, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayını, S. 58; Hakan ALBAYRAK, Medeni Usul ve İcra İflas Hukukunda Yaklaşık İspat, Ankara, 2013, S.192,193; Dr. Evrim ERİŞİR, Geçici Hukuki Korumanın Temelleri ve İhtiyati Tedbir Türleri, 2013,Sy.148; Prof. Dr. Baki KURU, Hukuk Muhakemeleri Usulü, 4. Cilt, İstanbul, S.4326; Prof. Dr. Ejder YILMAZ, Hukuk Muhakemeleri Şerhi, Ankara, S.213; Prof. Dr. İlhan POSTACIOĞLU, Medeni Usul Hukuku Dersleri, İstanbul, 1975, S.488; Dr.Saim ÜSTÜNDAĞ, İhtiyati Tedbirler, İstanbul Üniversitesi, İstanbul, 1981,S.783; ayrıca belge sunması gerektiği, atıf yapılan eserlerde de belirtildiği üzere) İhtiyati tedbir talebinde bulunanın hakkını ve tedbir sebeplerini dilekçede belirtmiş olmasının yeterli olmayacağı gibi yine bir geçici hukuki koruma olan ihtiyati tedbir yönünden talep eden lehine yaklaşık ispatın şartlarının henüz doğmadığı sonucuna varılmıştır. Nihayet konusu, dayandığı vakıala, taraflar yönünden benzer davada, benzer yöndeki tedbir talepleri dahi \"yaklaşık ispat\"oluşmadığı gerekçesiyle İDM tarafından red olmuş, BAM tarafından ise istinaf talebi reddedilmiştir. (Ankara BAM 21.HD 2024/748 E.-2024/769 K.sayılı ilamı) Yapılan açıklamalar karşısında davacının, davalılar aleyhine talep ettiği tüm tedbir taleplerinin reddine karar vermek gerekmiştir....\"gerekçesi ile, '' 1-Talep edenin tüm tedbir taleplerinin reddine, '' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; \" Geçici Hukuki Koruma tedbirlerinden olan “ihtiyati tedbir” 6100 Sayılı HMK’nın 389-399. maddelerinde düzenlenmiştir. HMK’nın 389. maddesinde ihtiyatin tedbirin şartları, 391. maddesinde ihtiyati tedbir kararının kapsam ve içeriği, 393. maddesinde ihtiyati tedbir kararının uygulanması, 394. maddesinde ihtiyati tedbir kararına itiraz ve uygulanacak usule yer verilmiştir. HMK’nın 389. maddesinde ihtiyati tedbirin şartları düzenlenmiş olup, söz konusu maddede; meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkansız hale geleceği veya gecikmesinde sakınca bulunması yahut ciddi bir zararın ortaya çıkacağı endişesi bulunan haller, ihtiyati tedbir sebebi ve şartı olarak kabul edilmiştir. Mahkemece, ihtiyati tedbir yargılamasının gerektirdiği inceleme ve ispat kuralları dikkate alınarak, yapılan incelemeden sonra, bu sakınca veya zararı ortadan kaldıracak tedbire karar verilmesi mümkün olacaktır. İhtiyati tedbirde asıl olan ihtiyati tedbire esas hakkın bulunması ve bir ihtiyati tedbir sebebinin ortaya çıkmasıdır. Bunlar ihtiyati tedbirin temel şartlarını oluştururlar. Maddede bu iki hususa yer verilmiş ihtiyati tedbire ilişkin hak ve özellikle ihtiyati tedbir sebebi genel olarak belirtilmiştir. Tedbir talebinin kabulü veya reddi bir kısım genel ilkeler konularak hakime bırakılmış, ancak ihtiyati tedbirin sadece uyuşmazlık konusu hakkında verileceği düzenlemiştir. Öte yandan HMK'nın 390/3. maddesi uyarınca ihtiyati tedbir talep eden taraf, talep dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Anılan yasal düzenlemeler ışığında  somut olaya bakıldığında; \"Santralin işletme hakkı ve bununla ilgili diğer tüm hakların üçüncü kişilere devir ve temlikinin önlenmesini, lisanssız üretim hakkının devrinin önlenmesi yönünde tedbirin uygulanması için ... Satış A.Ş'ye karar eklenerek müzekkere yazılmasına, Davalı ... A.Ş.'nin ve davalı ... Sanayi Ve Tic. A.Ş. hisselerinin devrinin önlenmesi yönünde tedbir konulmasına, Lisanssız destekleme bedelinin dava sonuçlanıncaya kadar davalı şirketlere  ödenmemesine, Elektrik üretimi ve  satışı sonucu yapılan ödemelerin dava sonuçlanıncaya kadar ... Bankası A.Ş.' ye ödenmesine,  mümkün değilse ... Satış AŞ.'ye  yazı yazılarak GES tesisinde üretilen enerjiye ilişkin bedellerin davalılara ödenmeyerek bir devlet bankasında açılacak vadeli mevduat hesabında bloke edilmesine karar verilmesini mahkemece uygun görülmediği takdirde uygun görülecek teminat karşılığında tedbir taleplerimizin kabulüne karar  verilmesine,\"  şeklinde  tedbir talebinde bulunmamıza rağmen yerel mahkemece; \"Esasen muvazaalı devir işleminin iptali talebi karşısında iptali istenen işleme esas olan sözleşme belirsizdir. Ayrıca iddia olunan bu sözleşmede belirtilen değer üzerinden gösterilmiş herhangi bir değer ve harç dahi yoktur. Yatırılan harç ise sadece devrin gecikmesi nedeniyle davacının uğradığını iddia ettiği zarar kalemine ilişkin olup bu ise bir alacak davasıdır. Alacak davası yönünden, davacının dava dilekçesinde yer alan ihtiyati tedbir taleplerinin kabulü ise bu açıdan mümkün değildir. Esasen mevcut tüm tedbir talepleri halihazırda bu alacak davasının da konusu dahi değildir. Bu aşamada davacının, dava dilekçesindeki tedbir taleplerinin kabulü  aslında, enerji alanında faaliyet gösteren, anonim şirket statüsünde olan şirketler açısından dahi telafisi imkansız yahut zor haller dahi doğurabilecektir.\" şeklinde karar verilerek tedbir talebimiz reddedilmiştir. Müvekkil şirket, Çanakkale İli, Merkez İlçesi, ... Köyü, Mevkii, ... Ada ... Parselde Lisanssız Güneş Enerji Santrali kurmak istemiştir. Ancak lisanssız GES kurulumu için \"Çağrı Mektubu\"  başta olmak üzere  daha önce izinleri almış olan şirket üzerinden işlemleri gerçekleştirecek aracı şirkete ihtiyaç duymuştur. Bu nedenle de önceden izinleri alınan davalı ... A.Ş. müvekkil şirketten  vekaletname alarak  ile işlemleri gerçekleştirmiştir. Müvekkil, davalı şirket ... ve dava dışı ... A.Ş. arasında 07/04/2022 tarihinde iki ayrı sözleşme imzalanmıştır (EK-1: 07/04/2022 Tarihli Lisanssız Elektrik Üretim Santrali Tesis Devir Sözleşmesi ). Belirtmek gerekir ki hem davalı ... Şirketinin hem diğer davalı ... Şirketinin hem de dava dışı ... Şirketinin ortakları, yöneticileri ve adresleri birebir aynıdır.İmzalanan sözleşmeler kapsamında GES tesisinin tüm kurulum, panel, inverter, eskavatör bedelleri, aydınlatma değeri, konsol ve kamera ödemeleri, kablolar, trafo, kepçe çalışma bedelleri, işçilik ödemeleri, konteyner ödemeler, gümrük bedeli, gemport ödemeleri, noter harç ödemesi, antrepo bedelleri müvekkil şirket tarafından karşılanmıştır. Tüm harcamalar ... Şirketine ödenmiş (... şirketine kendi grup şirketi ... enerji üzerinden panel ve invertörleri ithal etmiştir) panel  ya da GES kurulumu için gereken hizmetin/malın alınacağı şirkete/şahısa ödemeler müvekkil şirket tarafından gerçekleştirilmiştir. Davalılar; taraflar arasında akdedilmiş olan sözleşmeler kapsamında yatırım harcaması tamamen müvekkil şirket tarafından karşılanan Çanakkale İli, Merkez İlçesi, ... Köyü, Mevkii, ... Ada ... Parselde Lisanssız Elektrik Üretim Santrali Tesislerini ve bu tesislerin üzerinde bulunduğu yukarıda zikredilen taşınmazın her türlü kullanım ve yararlanma haklarını müvekkil şirkete, ... ve ...'e ait lisansssız üretim hakkının (çağrı mektubu) devri karşılığı 100' er bin USD’ye devredeceğini kabul ve beyan etmişlerdir. Müvekkil şirket, davalılara devir bedelinin ödemesini gerçekleştirmiştir. (EK-3: Devir Bedeli Dekotları). Müvekkil şirket, sadece tesis devri ödemesi yapmamakla birlikte tesisin tüm kurulum masraflarını karşılamış, GES kurulumunda ana ekipmanlar olan inverter ve panellerin finansmanı için ... Bankası AŞ. Kadıköy İstanbul Şubesinden murabaha yöntemi (bankanın kar payı alması şeklinde) ile kredi sözleşmesi imzalamıştır. Kredi Sözleşmesine bakıldığında 14.878.642,68-TL Finansman tutarlı kredi kullanımı gerçekleştirmiş olup 47.515.293,76-TL geri ödemeli kredi kullanmıştır (EK-4:Kar Beyanı ile Satım (Murabaha) Sözleşmesi). İlgili murabaha sözleşmesine göre müvekkil şirket adına ... Bankası A.Ş. vekaleten, davalı ...'ten, GES projesindeki panel ve inverterı satın almış olup müvekkil ile banka arasında belirlenen kar, vergi ve masraflar eklenerek vadeli olarak müvekkil şirkete satılacaktır. Müvekkil şirket ise belirlenen vadelerde mutabık kalınan satım bedelini ... Bankası A.Ş.'ye ödemesini gerçekleştirecektir. Müvekkil kredinin kullanıldığı günden bu güne kadar kredi taksitlerini ödemektedir. Müvekkil şirketin GES kurulumu için ... Bankası A.Ş.'den kullanmış olduğu murabaha sözleşmesi kapsamında doğmuş ve doğacak her türlü kredi borçlarının teminatı olarak (GES işletmesinin  resmiyette davalı ...'te görünmesi nedeniyle) davalı ...; GES projesindeki elektrik üretimleri nedeniyle doğmuş ve doğacak alacaklarını ... Bankası AŞ'ye temlik etmiştir.  Söz konusu bu temliki ... imzalamıştır (EK-5 :23/01/2023 Tarihli Temlikname). Aynı zamanda, banka tarafından ... Satış AŞ'ye eletrik üretim bedelinin ...'e değil de ... Bankası AŞ'ye ödenmesi gerektiğine yönelik temlik ihbarı tebliğ edilmiştir. (EK-6: Temlikin ... AŞ'ye ihbarı). Beyoğlu ... Noterliği’nin 04/10/2023 tarihli ... yevmiye numaralı işlemiyle ... Üretim A.Ş. 934,2 AC kWe gücündeki Çanakkale İli, Merkez İlçesi, ... Köyü, Mevkii, ... Ada ... Parseldeki geçici kabulü yapılmış (Yatırımı Müvekkil Firmaca karşılanmış ve üretim hakkı devri için) ... A.Ş. Adına kayıtlı ve 12.017.0002.001.00000001 sayılı Lisanssız Elektrik Üretim Santrali tesisini ve bu tesisler üzerinde bulunduğu taşınmazın her türlü kullanım ve yararlanma hakkını 100.000-TL bedelle müvekkil şirkete devretmiştir. (EK-7: Beyoğlu ... Noterliği’nin 04/10/2023 tarihli ... yevmiye numaralı Tesis Devir Belgesi) Davalı ..., müvekkil şirketin genel kurulunun iznini, kararını veya onayını almadan ve temlik alan ... Bankası AŞ'nin  iznini, kararını veya onayını almadan temlik konusu olan elektrik bedeli alacağını, ... Bankası AŞ'den ve müvekkil şirketten kaçırmak için GES tesisini yetkili olduğu bir başka şirket olan davalı ... Sanayi Ve Tic. A.Ş.'ye muvazaalı şekilde devretmiştir ve bu şekilde  temlik konusu elektrik bedeli müvekkil şirketten ve temlik alacağı olan ... Bankası A.Ş.'den alıkonulmuştur. Bu kötü niyetle temlik teminatından kurtulmak için  temlik sözleşmesine aykırı davranışı karşısında tarihinde ... Bankası AŞ, 02/10/2024 tarihinde Kadıköy ... Noterliği ... yevmiye numaralı ihtarname ile ... ile ... Satış AŞ.'ye temlik alan olarak temlikname hükümlerine aykırılık teşkil edecek iş ve işlemlerde bulunulmaması, temliknameye konu tutarın temliknamelerde belirtilen hesaplara ödenmesini aksi halde söz konusu tutarları tekraren ödemek zorunda kalınacağı ve bankadaki temliknameler kapsamında tüm yasal yollara başvuracağını ihtaren bildirmiştir (EK-8 :Kadıköy ... Noterliği ... yevmiye numaralı ihtarname).Müvekkil şirket, elektrik dağıtım bedeli üzerinden kredi ödemelerini gerçekleştiriyorken davalı ... tesisi ...'e devrettiğinden ... Satış A.Ş. elektrik üretim bedellerini ...'e yapmaktadır (EK-9:...'ın elektrik dağıtım bedelini ...'e ödeme yaptığını gösterir fatura). Davalı ...'in müvekkil ile 07/04/2022 Tarihli  sözleşmeye göre yine ...'te olduğu gibi yatırım harcaması tamamen müvekkil şirketçe karşılanmış GES projesinin geçici kabulü yapıldıktan sonra tüm hakları ile yükümlülükleri  ile beraber yatırımcı konumunda olan müvekkile devredeceğini kabul, beyan ve taahhüt etmiştir. Müvekkil tüm yükümlülüklerini yerine getirmiş ve davalı şirketlerin yetkilileri aynı olan ... ile aynı şartlarda anlaşılan dava dışı diğer proje sahibi ... AŞ., tesisin devrini müvekkil lehine gerçekleştirmiş olmasına rağmen Davalı ... Üretim AŞ, enerji santralini devretmemiştir. Davalı Firma kötü niyetli davranarak sözleşme şartlarında yer alan vekaletnameleri de sonlandırarak tesisin bitirilme zamanını uzatarak Müvekkil Firmayı zarara uğratmıştır (EK-10:Beyoğlu ... Noterliği 07/12/2023 Tarihli ... yevmiye numaralı Azilname). Davalı ...'e karşı ihtar zorunluluğu olmadığı halde  tarafımızca Beyoğlu ... Noterliği ... Yevmiye numaralı 12/06/2024  tarihli yazılı ihtarnamede enerji santralinin devrinin gerçekleştirilmediği ve sözleşme kapsamında belirlenmiş olan cezai şart bedelini  talep etme ve fazlaya dair haklarımız saklı kalmak kaydıyla  3 gün içerisinde tesisin müvekkile fiili devrinin gerçekleştirilmesi şeklinde belirtilmiş olup ihtarname tebliğ edilmişse de karşı taraf somut ve hukuki dayanaktan yoksun bahaneleri ile cevap verdiğinden işbu davayı açma zorunluluğumuz hasıl olmuştur. (EK-11: Beyoğlu ... Noterliği ... Yevmiye numaralı 12/06/2024  tarihli yazılı ihtarname) Doğaldır ki,  haklı olup olmadığımız yargılama sonunda tüm deliller toplandıktan ve incelendikten sonra ortaya çıkacaktır. Ancak, davaya konu olayda davalıların başkalarına devri durumunda mahkemece verilecek hükmün infaz kabiliyetinin de ortadan kalkabileceği de açıktır. Bu durum ileride telafisi güç yada imkansız durumlar ortaya çıkarabilecektir. Öyleyse, yerel mahkemece gerektiğinde davalının muhtemel zararlarının karşılanması amacıyla uygun bir miktarda teminat da alınarak ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verilmesi gerekli iken, reddine ilişkin olarak verilen kararının doğru ve yasal olduğu söylenemez. Davalı şirketler arasında organik bağ vardır. Yargıtay'ın yerleşik kararlarında da belirtildiği gibi organik bağdan söz edebilmek için şirketler arasında iktisadi bütünlüğü yönetsel özdeşliği bulunması gerekmektedir. Davalılara bakıldığında  her iki davalı şirketin yetkilileri ... ve ...'tür. Her iki şirketin faaliyet adresleri ile davalı tarafların faaliyet konularının aynı olduğu görüldüğünden her iki şirket arasında organik bağ olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda davalı taraflar arasında iktisadi bütünlük ve yönetsel özdeşlik dikkate alındığında organik bağ olduğu açıktır. (EK-12: Şirketlerin Yetkililerinin Gösterildiği Ve Şirketlerin Amaç Ve Konusunun Gösterildiği Ticaret Sicil Gazetesi) Bu nedenle devir sözleşmesinin tarafı olmayan ancak davalı ... tarafından muvazaalı şekilde dava konusu tesisin ... adlı şirkete devredilmesi nedeniyle ... adlı şirketi de davalı olarak taraf göstermek hasıl olmuştur. HMK md 389-390 hükümleri ve sunulan deliller kapsamında yaklaşık ispat koşulu oluşmuştur. İhtiyati tedbir, normal yargılamadan farklı olarak gerçeğin tam olarak araştırılmasını değil, zararlı bir sonucu geçici olarak engellemeyi amaçladığından, mümkün olduğunca seri ve çabuk hareket etme gerekliliği ister istemez ve haklı olarak ispat ölçüsünü düşürmektedir. Bu nedenle ihtiyati tedbire karar verebilmek için tam ve kesin bir ispata gerek bulunmamaktadır; yaklaşık ispat yeterlidir. Yaklaşık ispat en basit şekliyle “yalın bir iddiadan daha çok, tam ispattan daha az” bir durumu anlatmaktadır.  Dolayısıyla hakim gerekli tüm incelemelerden sonra, tam bir kanaate sahip olmasa da, talepte bulunanın haklı olma ihtimalini kuvvetli görüyorsa tedbire karar vermelidir. Yargıtay kararları ve doktrince kabul edilen ve neticede HMK ile açıkça düzenlenmiş olan ispat ölçüsünün yaklaşık ispat ölçüsü olduğu konusunda bir duraksama yoktur. Davalılar GES tesisini devretmesi gerekirken devretmeyip muvazaalı şekilde yetkili olduğu bir başka şirket olan davalı ... Sanayi Ve Tic. A.Ş.'ye  devrederek hem tesisi hem de  ve bu şekilde  temlik konusu elektrik bedeli müvekkil şirketten ve temlik alacağı olan ... Bankası AŞ'den alıkonulmuştur. Söz konusu bu olayı ispatlar nitelikte: Kötü niyetle temlik teminatından kurtulmak için temlik sözleşmesine aykırı davranışı karşısında ... Bankası AŞ, 02/10/2024 tarihinde Kadıköy ... Noterliği ... yevmiye numaralı ihtarnamesi (EK-8 :Kadıköy ... Noterliği ... yevmiye numaralı ihtarname), ..'ın elektrik dağıtım bedelini ...'e ödeme yaptığını gösterir faturayı (EK-9),  her iki davalı şirketin yetkililer, faaliyet adresleri, faaliyet konularının aynı olduğu, her iki şirket arasında organik bağ olduğunu, (EK-12: Şirketlerin Yetkililerinin Gösterildiği Ve Şirketlerin Amaç Ve Konusunun Gösterildiği Ticaret Sicil Gazetesi) Deliller sunulmuş olup yaklaşık ispat külfetini yerine getirmiş bulunmaktayız. Yukarıda yer alan Yargıtay kararı ışığında işbu davada ihtiyati tedbir kararı verilmesinde hiçbir engel olmayıp aksine hak kayıplarının önüne geçmek ve yargılama sonunda hakkın tesis edilmesinde büyük bir öneme sahiptir. HMK md 389-390 hükümleri ve sunulan deliller kapsamında yaklaşık ispat koşulunun oluşmuştur. Davalı şirketlerin enerji piyasasında olmaları öne sürülerek tedbir talebimiz  hukuka aykırı bir şekilde reddedilmiştir. Davalıların enerji piyasasında olmaları öne sürülerek tedbir taleplerimiz reddedilmiştir. Karar şu şekilde belirtilmiştir: \"...tedbir taleplerinin kabulü  aslında, enerji alanında faaliyet gösteren, anonim şirket statüsünde olan şirketler açısından dahi telafisi imkansız yahut zor haller dahi doğurabilecektir.\" Ancak  dava konusuna erişiminin ortadan kalkması durumunda davalıların tazminat hakkının oluşu bu duruma engel değildir.  Yargı kararlarında da bunun üzerinde durulmuştur. Yargıtay 11. HD’nin 25.02.2013 tarihli; “… uyuşmazlıkta karşı tarafın ihtiyati tedbir isteyen aleyhine yanlış veya yanıltıcı yayınlar yaptığı ileri sürüldüğüne ve bu hususta bir kısım deliller ibraz edildiğine göre mahkemece HMK nın 389. vd. maddeleri uyarınca ihtiyati tedbir kararı verilmesi gerekirken yargılamayı gerektirmenin ve sonradan tazminat talep edebilecek olmanın ihtiyati tedbir talebinin reddine gerekçe olamayacağı, yargılamayı gerektirir hallerde ihtiyati tedbir istenebilecek olması hususu gözden kaçırılarak yerinde bulunmayan gerekçelerle talebin reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle ihtiyati tedbir isteyen yararına bozulması gerekmiştir.” ilamı buna örnek olarak verilebilir. Aynı zamanda tedbir kararıyla, mahkemece karşı tarafların zarara uğrayacağı olası olduğu düşünülüyorsa taraflar arasındaki menfaat çatışmasını dengeleyecek olan HMK’nın 392’nci maddesinde belirlenen teminat alınması uygulaması uygulanmadan hukuka aykırı bir şekilde tedbir talebimiz reddedilmiştir. Tedbir taleplerimizin reddedilme nedenlerinden biri de sözleşmede belirtilen   değer üzerinden gösterilmiş herhangi bir  değer ve harç dahi olmadığı öne sürülmüştür. Söz konusu  bu gerekçe ile davamızın konusu anlaşılmamış ve bu nedenle tedbir taleplerimiz reddedilmiştir. Öncelikle Belirsiz alacak davalarında da tedbir kararı verilmesinde bir engel teşkil etmemektedir. Alacak davasında  dava dilekçemizde yer alan tüm tedbir taleplerimizin halihazırda bu alacak davasının konusu olmadığı belirtilmiştir. Ancak talebimiz sadece alacak değil aynı zamanda GES tesisini  müvekkil şirkete devrinin sağlanmasını da talep etmek durumundayız. Bu yönde Yargıtay’ın güncel görüşünü içeren Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2012/24239 Esas 2012/25011 Karar ve 02.02.2012 tarihli kararında; belirsiz alacak davalarında ihtiyati tedbir kararı verilmesinin yerinde olduğuna hükmetmiştir;\"…O halde kısmi dava veya belirsiz alacak davasında, hakkın bulunması ve sebebin ortaya çıkması halinde borçlunun taşınır veya taşınmaz malları üzerine ihtiyati tedbir konulmasında ve karar verilmesinde yasal bir engel bulunmamaktadır. …Mahkemece bu hak nedeni ile ihtiyati tedbir kararı uygulanması doğrudur. Ancak hakkın bulunması yeterli değildir. Ayrıca ihtiyati tedbir için yasadaki sebeplerin de ortaya konulması veya çıkarılması gerekir. Bu nedenle Mahkemece davacının iddia ettiği gibi davalının alacakların tahsilini imkansız hale getirmek için taşınmaz ve araçlarını elden çıkarıp çıkarmadığı, hakkında birden fazla dava olup olmadığı yönündeki sebepler ortaya çıkarılmalı ve var ise ihtiyati tedbir kararı verilmelidir.\" Geri dönüşü mümkün olmayan zararların önüne geçilmesi adına ihtiyati tedbir kararı verilmesi gerekmektedir. Müvekkil davayı kazansa dahi hak kaybına uğrayıp  zararının telafisi mümkün olamayacaktır. Dava dilekçemizin içeriğinden de anlaşılacağı üzere davalılar müvekkil şirkete haksız ve kötü niyetli olarak alacağını ödememektedirler. Müvekkilin alması gereken enerji bedelleri, ... şirket hesabına ödenmektedir. Davalılar, elektrik satışından kazanılan bedelleri istediği gibi harcayıp başka hesaplara aktarmaktadırlar. Davalılar  bankanın temlik sözleşmesine aykırı davranarak ödeme yapmayıp, müvekkil şirketin çalışamaz hale gelmesine sebebiyet vermektedir. Müvekkilin alacağını kaçırmak amacıyla davalıların yapmış olduğu birçok muvazaalı işlem mevcut olup müvekkilin dava sonunda hakkını almasında önemli ölçüde zorluk yaşayacağı açıktır. Davalıların ödeme kabiliyetini tamamen kaybetmesi, dolayısıyla alacağın karşılıksız kalması ve yüksek miktarda kamu zararı tehlikesi bulunduğundan  yargılama sonucu verilecek karar etkisiz kalacaktır.  Dava kapsamında müvekkilin haklı olduğunu bilen davalı şirketler dava sonucunu beklemeksizin işlemlerine devam edecektir. Diğer taraftan işin yapıldığı tarihteki dolar kuru ile bugünkü dolar kuru farkında meydana gelen değişikliklerden bile maddi anlamda büyük bir zarar yaratacak olup dava sonunda kuvvetle muhtemel haklı çıkmamız halinde bu zararların da davalı şirketlerin bedelleri ödemeye ekonomik durumu, yeterliliği olmadığı düşünüldüğünde telafisinin mümkün olmadığı açıktır, \" Şeklinde istinaf sebeplerini ileri sürerek, İlk derece mahkemesi ara kararının kaldırılmasına, ihtiyati tedbir taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Talep, yapılan muvazaalı devir işleminin iptali ile sözleşmeye uygun şekilde GES santralinin  davacı şirkete devrinin sağlanması, bu devrin gecikmesi sebebiyle  uğramış olduğu zararın tazmininin tespiti ile, şimdilik 100.000,00 USD'lik kısmının temerrüt faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili, güneş enerji santralinin kabul aşamasına getirilmesine kadarki süreçte yapmış olduğu masrafların, devrin yapılmaması nedeniyle uğradığı zararların tazmini istemi ile açılan davada; Santralin işletme hakkı ve bununla ilgili diğer tüm hakların üçüncü kişilere devir ve temlikinin önlenmesi, Davalı ... A.Ş.'nin ve davalı ... Sanayi Ve Tic. A.Ş. hisselerinin devrinin önlenmesi, lisanssız destekleme bedelinin dava sonuçlanıncaya kadar davalı şirketlere  ödenmemesi, elektrik üretimi ve  satışı sonucu yapılan ödemelerin dava sonuçlanıncaya kadar ... Bankası AŞ'ye ödenmesi, (mümkün değilse ... Satış AŞ.'ye  yazı yazılarak  GES tesisinde üretilen enerjiye ilişkin bedellerin davalılara ödenmeyerek bir devlet bankasında açılacak vadeli mevduat hesabında bloke edilmesine karar verilmesi ) yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece, davacının tüm ihtiyati tedbir taleplerinin reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. HMK'nın 389. maddesi uyarınca, \"Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyat tedbir kararı verilebilir. \"  HMK'nın 390/3. maddesinde, tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmeli ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmelidir.  İstinafa konu ara karar tarihinde davalıların davaya cevap vermedikleri ve ara karar tarihinden sonra dosyaya davalılar vekili tarafından sunulan  cevap dilekçesindeki savunma ve iddialarda gözetildiğinde; dava dilekçesinde ileri sürülen iddialar ispata muhtaç durumdadır. Bu hususlar açılan eldeki davada iddia ve savunma doğrultusunda  yargılama içinde toplanıp incelenecek deliller ışığında yargılama  sırasında ortaya çıkacaktır.  Dava  ve ara karar tarihi itibariyle yargılamanın bulunduğu aşama gözetildiğinde henüz delillerin toplanmamış olması, dava dilekçesi ekindeki delillere göre  ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için gerekli olan yaklaşık ispata yeterli değildir. Yargılamanın ilerleyen aşamalarında koşulların değişmesi halinde ihtiyati tedbir talebinin mahkemece yeniden değerlendirilebileceği gözetildiğinde; dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme ara kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve uyuşmazlığı esastan çözecek olan  ilk derece mahkemesinin takdirine göre, ihtiyati tedbir talebinin reddine yönelik karar ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b1 maddesi uyarınca esasta reddine karar verilerek, aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince   ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından, istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırılan 427,60‬ -TL harcın mahsubu ile bakiye 187,8‬ TL'nin davacıdan alınarak  hazineye irat kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 30/01/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"88979e884e3eba23","SID":"bdd51e909252ae74"}}