{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>İSTİNAF KARARI<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: DENİZLİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:16/09/2021<br>DAVA:Maddi Tazminat (Trafik kazasından kaynaklanan)<br><br><br>Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonucunda ilk derece mahkemesince verilen, yukarıda tarih ve numarası gösterilen kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmakla, dosyada duruşma yapılmasını gerektiren eksiklik görülmediğinden Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1-son cümle uyarınca istinaf incelemesinin duruşmasız yapılmasına karar verilerek, dosya incelendi;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ<br>DAVACI İSTEMİNİN ÖZETİ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 18/12/2020 tarihinde, davalı nezdinde zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi bulunan ve sigortalı ... idaresindeki ... plakalı araç ile davacıya ait ... plakalı aracın çarpışması sonucu meydana gelen trafik kazasında davacıya ait araçta hasar ve değer kaybı oluştuğu, karşı araç sürücüsünün olayda tam kusurlu bulunduğu, dava öncesi sigorta şirketine başvuru yapıldığı, ancak herhangi bir ödeme alınmadığını beyanla ve artırılmış haliyle 8.000,00 TL araç değer kaybının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>DAVALI CEVABININ ÖZETİ:<br>Davalı vekili davaya cevap dilekçesinde özetle; dava öncesi müvekkili şirkete başvuru yapılmadığı, bu yöne ilişen dava şartının yerine getirilmediği, genel yetki kuralına göre müvekkili şirketin merkezinin bulunduğu İstanbul mahkemelerinin davaya bakmaya yetkili olduğu, belirsiz alacak biçimde davanın ikame edilmesinde hukuki yararının bulunmadığı, kusurun ve zararın usulünce ispatı gerektiği, kabul anlamına gelmemesi kaydıyla dava öncesi temerrüt oluşmadığından dava tarihinden faiz işletilebileceği, davanın sigortalıya ve sürücüye ihbarı gerektiğini beyanla davanın reddini istemiştir.<br>DELİLLER                                :<br>Kaza tespit tutanağı, kusur ve tazminat bilirkişi raporu, tüm dosya kapsamı.<br>İDM KARARININ ÖZETİ       :<br>İlk Derece Mahkemesince verilen kararda özetle; davalı nezdinde sigortalı araç sürücüsünün olayda asli ve tam kusurlu olduğunun benimsendiği, tazminat bilirkişi tarafından araç değer kaybının davacı aracının hasarsız ikinci el değeri ile hasarı sonrası tamiri yapılmış ikinci el rayiç değerinin karşılaştırılması suretiyle 8.000,00 TL olarak saptandığı, bilirkişi raporunun dosya kapsamına uygun olduğu, dava öncesi sigorta şirketine başvuru yapılarak 04/02/2021 tarihinde temerrütün oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 8.000,00 TL değer kaybı bedelinin poliçe limitiyle sınırlı şekilde ve 04/02/2021 temerrüt tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ            : <br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; cevap dilekçesinde ileri sürülen savunmaların kararın gerekçesinde hiç tartışılmadığını, sigorta şirketine yapılan başvuru sırasında tazminat hesaplamasına esaslı evrakların eksik olması nedeniyle dava öncesi sigortaya müracaat şartının usulünce yerine getirilmediğini, kusur yönünden bilirkişi tetkikatı yaptırılmadığını, kaza tespit tutanağı üzerinden resen kusur oranı tayinine gidildiğini, araç değer kaybı tespit olunurken hasarlanan parçaların daha evvel tamir ve onarım görüp görmediğinin önem arz ettiğini, davacı aracının geçmiş hasar kaydının araştırılmadığını, ayrıca değer kaybı zararının genel şartlara ekli formüle göre hesaplanması gerektiğini, piyasa koşuluna göre yapılan hesaplamanın denetime elverişli olmadığını, aracın ikinci el değerinin fahiş belirlendiğini, davanın ihbarı yönündeki talebiyle ilgili mahkemece hiçbir işlem yapılmadığını beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>İSTİNAFA CEVAP                   : <br>Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davalı yanın tam kusuru sonucu meydana gelen trafik kazasında müvekkiline ait aracın hasarlandığı ve değer kaybına uğradığını, dava öncesi sigorta şirketine müracaat edildiği halde herhangi bir ödeme alınamadığını, değer kaybının piyasa şartlarına göre belirleyen raporun hükme esas alınmasında herhangi bir usulsüzlük bulunmadığını beyanla istinaf talebinin reddini istemiştir.<br>G E R E K Ç E<br>Uyuşmazlık, trafik kazası sonucu araç hasarı nedeniyle araç değer kaybı isteğine ilişkindir.<br>Türk Borçlar Kanunu'nun 49. maddesi gereğince kasten veya taksirle başkasına zarar veren bu zararı gidermekle yükümlüdür. 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85. maddesi gereği motorlu araç işleteni doğan zararlardan sürücü ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur. 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91, 97 ve 99. maddeleri gereği trafik kazasına ve zarara sebebiyet veren motorlu aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı, yasa ve genel sigorta şartları kapsamına dahil maddi zararlardan işletenle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur.<br>Davacı, trafik kazası sonucu aracının hasarlandığını ve değer kaybına uğradığını belirterek değer kaybı zararına ilişkin bir miktar maddi tazminatın karşı aracın trafik sigortacısı olan davalıdan tahsilini talep etmiş, ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş, bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.<br>6100 Sayılı HMK.'nun 355. maddesi gereğince istinaf dilekçesinde gösterilen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılan istinaf incelemesi sonucunda;<br>1-)Araç değer kaybı, aracın trafik kazası sonucu hasarlanıp onarılmasından sonraki değeri ile hiç hasarlanmamış haldeki değeri arasındaki farka ilişkin olup araçtaki değer kaybı belirlenirken, aracın markası, yaşı, modeli ve hasar gördüğü kısımları dikkate alınarak aracın kaza tarihinden önceki 2. el satış değerinin tespiti ile aracın tamir edildikten sonraki ikinci el satış değerinin tespiti ve arasındaki fark göz önüne alınmaktadır.<br>Somut dosyada sigorta eksperi bilirkişinin araçtaki değer kaybını; dosya içerisinde yer alan fotoğraflar, hasar belgeleri vs. delilleri dikkate alıp, aracın özelliklerini gözetmek ve piyasa şartlarında araştırma yapmak suretiyle, aracın trafik kazası sonucu hasarlanıp onarılmasından sonraki değeri ile hiç hasarlanmamış haldeki değeri arasındaki farkını belirleyerek hesapladığı, bu haliyle yukarıda açıklanan ilkelere uygun olarak düzenlenen, ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli olan bu bilirkişi raporuna itibar edilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı kanaatiyle, davalı vekilinin bu hususa yönelen istinaf talebinin reddi gerekmiştir.<br>2-)Somut olaya ilişkin olan ve taraflarca düzenlenen kaza tespit tutanağında; davalı tarafından sigortalanan aracın sürücüsünün, yaklaştığı kontrolsüz kavşakta kendi yönünde \"dur\" levhası bulunmasına ve davacının kullandığı aracın geçiş üstünlüğü bulunmasına karşın  dikkatsiz şekilde ve davacı sürücüyü beklemeden kavşaktan geçtiğinin anlaşıldığı, kaza tespit tutanağında belirlenen bu kural ihlalleri ve araçların hasar bölgeleri dikkate alındığında, somut olayda davalı tarafından sigortalanan aracın sürücüsünün asli ve tam kusurlu olduğu yönündeki ilk derece mahkemesi kabulünün isabetli olduğu anlaşıldığından, davalı vekilinin kusur durumuna yönelen istinaf talebinin reddi gerekmiştir.<br>3-)2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 97 nci maddesi ile zorunlu mali sorumluk sigortasından faydalanmak isteyen hak sahiplerinin dava yoluna gitmeden önce sigortacıya yazılı başvuru yapması gerektiği düzenlenmiştir.<br>Somut dosyada ise, davacı tarafından davalı sigorta şirketine dava tarihinden önce başvuru yapıldığı sabittir. Her ne kadar, davalı tarafından yapılan bu başvurunun eksik belgelerle yapıldığı ve yasada gösterilen başvuru şartının yerine getirilmediği ileri sürülmüş ise de; davacı tarafından yapılan başvuruya davalı tarafından cevap verilip verilmediği ve dolayısıyla başvuru sırasında eksik bir belge olduğu ve eksik belgelerin sunulması gerektiğine yönelik davacı tarafa bildirimde bulunulduğu ve davacının da eksik belgeleri tamamlamadığı hususları davalı tarafça bu yönde bir cevabi yazı veya buna benzer bir belge sunularak ispatlanamadığından, davacı tarafından yapılan başvurunun usulüne uygun bir başvuru olduğunun kabulü gerektiği kanaatiyle, davalı vekilinin bu hususa yönelen istinaf talebinin reddi gerekmiştir.<br>4-)6100 sayılı HMK 61 ve devamı maddelerinde davanın ihbarı hususu düzenlenmiş olup, yasanın 62/2 maddesine göre, davanın ihbarı sebebiyle yargılamanın başka bir güne bırakılamayacağı hüküm altına alınmıştır. Bu durumda, somut doyada HMK 61. maddesinde gösterilen tahkikat aşamasının sonuçlandığı gözetildiğinde,  gelinen aşama itibariyle yalnızca davanın ihbarının yapılması amacıyla kararın kaldırılması mümkün olmadığından, davalı vekilinin davanın ihbarına yönelen istinaf taleplerinin de dinlenmesi mümkün değildir.<br>Yukarıda açıklanan nedenler ve tüm dosya içeriğine göre; ilk derece mahkemesince taraflarca gösterilen delillerin toplanmasında, değerlendirilmesinde esas ve usul bakımından hukuka aykırılık bulunmadığı ve davalı vekilinin tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkrası (b-1) bendi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davalı vekilinin tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkra (b-1) bendi gereğince istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,<br>2-Davalı tarafından peşin yatırılan 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvuru harcı ile 136,62 TL istinaf karar harcının Hazineye gelir kaydına, bakiye 478,78‬ TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak Hazineye verilmesine,<br>3-Yapılan istinaf giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına, <br>4-Artan istinaf gider avansının yatıranlara iadesine,<br>5-Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği, avans iade, harç tahsil/ iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>İlişkin dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 6100 Sayılı HMK'nun 362. maddesi (1-a) bendi uyarınca 17/02/2025 tarihinde KESİN olmak üzere oy birliğiyle ile karar verildi.<br>...<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ce3268e3145afd95","SID":"7cb2ec897a151c6c"}}