{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>9.HUKUK DAİRESİ <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br>ESAS NO: 2022/1460 <br>KARAR NO: 2025/108<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ: 10/11/2021<br>NUMARASI: 2018/385 Esas - 2021/774 Karar<br>DAVA: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan )<br>KARAR TARİHİ: 23/01/2025<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle;10.05.2016 tarihinde davalı sigorta şirketine ZMMS poliçesi ile sigortalı,  davalı ...'a ait  davalı ...'ın sürücüsü olduğu  ... plakalı araç ile seyir halinde iken müvekkillerinin murisine çarparak yaralanmasına ve murisin tedavi görse de kaza neticesinde 07.06.2016 tarihinde vefat etmesine sebep olduğunu,  davacı ... müteveffanı eşi olup çalışmadığını, ev hanımı oluğunu, davacı ... de şuan da öğrenci olduğunu,  davalı sürücü hakkında Eskişehir 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/10 Esas  2017/629 Karar sayılı  kesinleşen dosyada sürücünün kusurlu olduğunun tespit edildiğini, davalı sigorta şirketinin 44,273,65 TL ödeme yapığını, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile müvekkillerin alabilecekleri destekten yoksun kalma tazminatının tespiti ile eksik ödenen kısmın şimdilik; eş ... için 1.000,00 TL, öğrenci olan oğul ... için 1.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının kaza tarihi olan 10.05.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıların tamamından, müştereken ve müteselsilen tahsili ile müvekkillerine verilmesini, manevi tazminat taleplerinin de kabulü ile davacıların her biri için 75.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 10.05.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan ... ve ...'dan tahsili ile müvekkillerine verilmesini talep  etmiştir. Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket tarafından davacılara ödeme yapılmış olup bakiye tazminat taleplerinin reddi gerektiğini, dosyanın kusur incelemesi için ATK ya gönderilmesi ile davacıların ...'ın ölümü nedeni ile destekten yoksun kalıp kalmadığı hususunun araştırılması gerektiğini öncelikle yapılan ödemenin 22/03/2018 tarihi itibariyle davacıların zararını karşılayıp karşılamadığı tespit edilmesini davacıların bakiye tazminat talepleri haksız olduğunu ancak dava tarihinden yasal faiz talep edilebileceğini  belirterek  davanın reddini  talep  etmiştir. Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Sürücü olarak ...'ın hiçbir kusuru olmadığını, sürücü ... kazayı önlenmek için elinden gelen tüm çabayı sarf ettiğini, kaza sonrasında yere düşen müteveffaya hemşire olması sebebi ile ilk müdahaleyi yaptığını ve ambulansı çağırdığını, ölümün kazaya bağlı olmadığını ölümle olay arasında illiyet bağı bulunmadığını kabul anlamına gelmemek kaydı ile maddi tazminat sigorta şirketi tarafından karşılandığını yine manevi tazminatın zenginleşmenin aracı olamayacağını belirterek davanın reddini savunmuştur.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, \"Davacıların maddi tazminat taleplerinin reddine, davacıların manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulü ile her bir davacı için ayrı ayrı 18.750 TL manevi tazminatın 10/05/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'dan alınarak davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine \" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacılar vekili ve davalılar ... ile ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkemenin davalı sürücünün %25 kusurlu olmasının kazanın meydana geliş biçimine ve dosya içeriğine aykırı olduğunu,   müteveffa ... için yapılan kusur tespit oranlarında yalnızca sürücü ...'ın ifadesine dayanarak tespit yapıldığını, mahkemenin her bir müvekkili için 18.750,00 TL manevi tazminat vermiş ise de bu rakamın düşük olduğunu, maddi tazminatın tam manevi tazminatın ise kısmen reddi ile davalılara üç ayrı vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Davalılar ... ile ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; ...'ın yolda park halinde bulunan araçların arasında sürekli kafası sağa dönük bir şekilde birisi ile konuştuğunu gördüğünü, davalı tedbiren yavaşlamasına rağmen müteveffanın arasında dikildiği arabaların yanından geçerken müteveffa yolu hiç kontrol etmeden birden yola atladığından davalı frene basmışsa da kazayı engelleme şansı olmadığını, davalıya tahmil edilen kusuru, kaza ile ölüm arasındaki illiyeti ve dahi bunlara bağlı olarak hükmedilen tazminatların kabulü mümkün olmadığını, davalının yaşanan kazada hiçbir kusuru olmadığını, her ne kadar işbu dosyada davacının davasının kısmen kabulü ile davacılar lehine manevi tazminata hükmedilmiş ise de, meydana gelen kaza ile ölüm olayı arasında illiyet bağı olmadığından davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, aynı gün taburcu edilen hastanın ölüm sebebi bu hasarlar olamayacağını, eğer ölüm sebebi bunlar olarak belirlenecekse hastanın kazadan hemen sonra zamanında müdahale için hastaneye ulaştırılmasını sağlayan davalı değil, hasarları tespit etmesine rağmen tedavi uygulamadan, yalnızca bandajlayarak hastayı eve gönderen doktorlara kusur atfedilmesi gerektiğini, vücut travması sonucu meydana gelebileceği gibi herhangi bir yaralanma yokken akciğerin astım, ciddi bronşit, kanser, verem, apse gibi mevcut hastalıklarının bir sonucu olarak veya belirlenen herhangi bir neden yokken kendiliğinden ortaya çıkabileceğini, doktorların kusurlarının olup olmadığına ve illiyete ilişkin tüm raporlarda, çekilen filmlerde belirgin kot kırığı gözlemlenmediği yazıldığını, ayrıca müteveffa kazadan tam 17 gün sonra hastaneye başvurduğunu, bu 17 günde müteveffanın yeni bir kaza geçirmesi, evde düşmesi, bir yere çarpması yahut akciğerindeki diğer rahatsızlıklarından dolayı hastalanması mümkün olacağını, kazadan sonra herhangi bir kot kırığı tespit edilemediyse, bu kırıkların kaza dolayısıyla meydana gelmediği ve müvekkile matuf kusur olmadığı izahtan vareste olduğunu, kaldı ki kazadan sonra doktorların iki hafta sonra kontrole gel uyarısına rağmen iki haftayı da aşarak 17.gün hastaneye başvuran müteveffanın da olayda ihmali olduğunu, eğer göğüs kafesindeki kırıkların kaza sonucunda meydana geldiği düşünülecek olursa bunların filmlerde tespit edilememiş olması müvekkilin kusuru değil, tedavinin yapıldığı Eskişehir Devlet Hastanesinde kullanılan cihazların yetersizliği yahut doktor ya da personellerin dikkatsizliğinden meydana geldiğinden müvekkil kusurlu kabul edilemeyeceğini, nitekim kaza tespit tutanağına göre de kazada kusursuz olan müvekkil, kaza alanında müteveffanın gitmesini engelleyerek, ilk müdahaleyi yaparak, ambulansı arayarak üstüne düşen görevi yerine getirdiğini, Mahkeme gerekçeli kararında her bir davacı için 18.750 TL olmak üzere toplam 56.250 TL manevi tazminata hükmedildiğini, müvekkilin kazada herhangi bir kusuru olmadığından manevi tazminata hükmedilmesinin hatalı olduğunu, müvekkilin bir an için kusurlu olduğu düşünülecek olsa dahi kabul anlamına gelmemekle bu kusur ancak ikinci derecede düşük oranda kusur olabileceğini, bu kadar düşük kusurlu olduğu halde hükmedilen manevi tazminat adeta davalıyı cezalandırıcı nitelikte olduğunu, her bir davacının açmış olduğu dava esasen birbirinden bağımsız ve ihtiyari olarak bir araya getirilmiş davalar olmasına rağmen lehe tek vekalet ücreti hükmedilmesinin de hatalı olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, ölümlü trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat  istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. Dosya kapsamından, 10.05.2016 günü saat 08:05 sıralarında Eskişehir Odunpazarı ilçesi ... caddesi üzerinde hız sınırının 50 Kms olduğu meskun mahalde, 2 şeritli tek yönlü yolda, hava açık, vakit gündüz, yol asfalt kaplama ve kuru iken, sürücü ... yönetimindeki ... plakalı otomobili ile seyrederken kaza yerinde önüne doğru karşıdan karşıya geçmeye çalışan yaya ...'a aracının ön kısımlarıyla çarpması sonucu yayanın yaralandığı  daha sonra 07/06/2016 tarihinde de vefatı nedeniyle tazminat talep edildiği anlaşılmıştır. Mahkemece alınan 11/12/2020 tarihli kusur bilirkişi raporunda; olayın meydana gelmesinde her iki tarafın dikkatsiz, nizam ve kurallara aykırı hareket ettiği tespit edilmiş olduğu, olayda her iki tarafında eşit derecede kusurlu olduğu, kaza ile ilgili davalı sürücünün yargılandığı Eskişehir 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/10 Esas sayılı dosyasında talimat mahkemesi vasıtasıyla alınan kusur raporunda \"  Olaydan belirli bir süre sonra, yaşamını yitirmiş olduğu anlaşılan yaya ...'ın olayda “Birinci Derecede ve Yüksek Bir Oranda Kusurlu” olduğu, olaya karışan ... plakalı otomobilin sürücüsü sanık ...'ın olayda “İkinci Derecede ve Düşük Bir Oranda Kusurlu” bulunduğu tespit edilmiş olduğundan,  tarafların kusur oranlarına ilişkin çelişkinin giderilmesi için daha önce düzenlenen raporlara katılan bilirkişiler haricinde İTÜ Trafik Kürsüsünden oluşturulacak 3 kişilik kusur bilirkişilerinden oluşan 15/05/2021 tarihli bilirkişi heyet raporunda; davaya konu trafik kazasının meydana gelmesinde davacıların murisi yaya ...'ın % 75 oranında asli kusurlu olduğu, davalı sürücü ... (...)'ın % 25 oranında tali kusurlu olduğu tespit edilerek raporlar arasındaki çelişki giderilmiş olup, dosya kapsamı ile olayın oluşuna uygun olan 15/05/2021 tarihli bilirkişi heyet raporunun hükme esas alınmasında isabetsizlik bulunmamaktadır.Mahkemece destek ...'ın 10/05/2016 tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazası ile ölümü arasında illiyet bağı olup olmadığı hususunda Adli Tıp Kurumu 8. İhtisas Kurulunun 29/05/2019 tarihli  raporu ile 07/06/2016 tarihinde vefat eden ...'ın 10/05/2016 tarihinde meydana gelen kazaya bağlı yaralanması ile ölümü arasında illiyet bağı bulunduğu tespit edilmiş olduğuna göre, davalılar vekilinin kaza ile ölüm arasında illiyet bağı bulunmadığına  ilişkin istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir. TBK'nın \"manevi tazminat\" başlıklı 56/2.maddesi ve  22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı  çerçevesinde, somut uyuşmazlıkta olay tarihi,  kazanın oluş şekli, kusur durumu ile tarafların dosyaya yansıyan ekonomik ve sosyal durumları, manevi tazminatın belirlenmesine ilişkin ilkelerle birlikte dikkate alındığında mahkemece belirlenen manevi tazminat miktarlarının, manevi tazminat müessesinin amacına ve hakkaniyete uygun, yeterli ve makul olduğu kanaatine varıldığından  manevi tazminata ilişkin istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. Mahkemece reddedilen maddi ve kısmen kabul edilen manevi  tazminat miktarları üzerinden hesaplama yapılarak vekalet ücreti belirlenmesinde AAÜT, usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı yine vekalet ücretine yönelik istinaf talebi bakımından inceleme yapıldığında; Karar tarihinde uygulanması gereken AAÜT'nin 3/2.maddesi gereğince müteselsil sorumluluk da dahil olmak üzere, birden fazla davalı aleyhine açılan davanın reddinde, ret sebebi ortak olan davalılar vekili lehine tek vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinden  bu hususa   ilişkin istinaf başvuruları da  yerinde görülmemiştir. Bu nedenlerle; davacılar vekili ve davalılar ... ile ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.<br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davacılar vekili ve davalılar ... ile ... vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 615,40 TL harçtan peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile 534,70 TL harcın davacılar'dan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 3.842,44 TL harçtan peşin alınan 960,61 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.881,83‬ TL harcın davalılar ... ile ...'dan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına, 5-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 6-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,  HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.23/01/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"dd81c5fad4a02d05","SID":"5c16dc29cd25bd39"}}