{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. KONYA BAM   6. HUKUK DAİRESİ     <br>T.C.<br>KONYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  6. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: <br>KARAR NO\t: <br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>KATİP\t\t: ...  (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: Konya.... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 21/02/2024<br>NUMARASI\t\t: ....... Esas - ....... Karar <br>DAVACI\t: ...  VEKİLİ\t: Av. ...  <br><br>İSTİNAF EDEN DAVALI\t: .......  <br>VEKİLLERİ\t: Av. ...  Av. ... & Av. ... <br>DAVA\t\t: Menfi Tespit<br>İSTİNAF KARARININ<br>KARAR TARİHİ\t: 07/02/2025<br>YAZIM  TARİHİ\t: 07/02/2025<br>Davacı tarafından, davalı aleyhine Konya.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ....... Esas sayılı dosyası ile açılan menfi tespit davasında 21/02/2024 tarihinde tesis edilen davanın kabulüne ilişkin karara karşı, davalının  istinaf kanun yoluna başvurması üzerine, üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendi; <br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin oğlu olan dava dışı .......'ın davalı bankadan kullanmış olduğu krediye müvekkilinin kefil olduğunu, davalı bankanın kredi borcundan dolayı müvekkiline Ankara.... İcra Müdürlüğünün ....... Esas ve Konya.... İcra Müdürlüğünün ....... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını, takibe konu kefalet sözleşmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, kefalet sözleşmesinin tarihsiz olup müvekkilinin kefil olabilmesi için yasal şartlardan olan eş rızasının usulüne uygun alınmadığını, müvekkilin eşinin ilkokul diploması dahi olmayan biri olup eş rızası muvafakinin usulünce yapılmadığını, banka görevlilerince müvekkilinin eşinin okuma yazma bilmemesine rağmen yaşından ve bilgisizliğinden faydalanılarak muvafakatının imzalattırıldığını, kanunda öngörülen aydınlatılmış eş rızasından bahsedilemeyeceğini bu nedenle de muvafakatnamenin geçerli olmadığını dolayısıyla takibe konu kefalet sözleşmesinin de geçersiz olduğunu, davalı bankanın önce Ankara.... İcra Müdürlüğünün ....... Esas sayılı dosyası ile kefalet sözleşmesine dayalı alacağı için müvekkili adına kayıtlı ilgili taşınmazları cebri icra yoluyla satışını yaptırarak paraya çevrildiğini, sonrasında da Konya.... İcra Müdürlüğünün ....... Esas sayılı dosyası ile asıl borçlunun gayrinakdi borçları niteliğinde teminat mektup bedelleri ve çek bedellerinin depo edilmesi için takip başlatıldığını, kefalet sözleşmesinde yazılı olan \"TÜM BORÇLAR\" ibaresinin Yargıtay içtihatları doğrultusunda yeterli olmayıp açıkça yazılması gerektiğini beyanla öncelikle tedbir kararı verilerek dava neticesine kadar Konya.... İcra Müdürlüğünün ....... Esas sayılı dosyasının durdurulmasına, kefalet sözleşmesinin geçersiz olduğunun tespitine, müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine, icra takibinin müvekkili yönünden iptaline,  şayet mahkeme aksi kanaatte olur ise müvekkili ...'ın dava konusu kefalet sözleşmesinde gayri nakdi borçlardan sorumlu olmaması ve ihtarnamelerin usulsüz olması sebebi ile Konya....İcra Müdürlüğü'nün ....... E. sayılı dosyası kapsamında müvekkili yönünden takibin iptaline,  %20'den az olmamak üzere müvekkili lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın iddialarını kabul etmediklerini, takibe konu kefalet sözleşmesinde bahsedilen eksikliklerin söz konusu olmadığını, sözleşmenin usul ve esaslara uygun olarak düzenlendiğini, davacının iddialarının gerçek dışı olduğunu, kanunda eş muvafakatinin şekil şartlarına bağlanmadığını, müvekkil banka personelinin davacının eşinin okuma yazma bilmediğini bilebilmesinin mümkün olmadığını, kanunda aranan aydınlatılmış eş rızasının dosyada mevcut olduğunu, takibe konu kefalet sözleşmesinde asıl borçlunun davacının oğlu olduğu, kefilin asıl borçlunun babası, kefil eşinin de asıl borçlunun annesi olduğunu, ailecek müvekkil banka şubesine gelinerek kredi talebi yapıldığını bu nedenle de aydınlatılmış eş rızası olduğunun açık olduğunu, kefalet sözleşmesindeki imzanın kefilin eşi olan .......'a ait olup imza atmasının okuma yazma bildiğinin göstergesi olduğunun kabul edilmesi gerektiğini, kefilin de asıl borçluyla birlikte tüm borçtan müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu, davacının bu duruma yönelik iddialarının haksız olduğunu, müvekkili bankanın ve personelinin iddia edildiği gibi kötü niyetli olduğunun söz edilemeyeceğini aksine kötü niyetli tarafın davacı taraf olduğunu, davacı tarafın borçtan kurtulmaya yönelik ve kamu bankası olan müvekkili bankanın alacağını sürüncemede bırakmaya yönelik olarak iş bu davayı açtığını beyanla haksız ve mesnetsiz açılan davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına, davacının %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"....Kefalet sözleşmesi Türk Borçlar Kanunu'nun 581 inci maddesinde,  “kefilin alacaklıya karşı, borçlunun borcunu ifa etmemesinin sonuçlarından kişisel olarak sorumlu olmayı üstlendiği sözleşme” şeklinde tanımlanmıştır. Kanunda yer alan bu tanıma göre kefalet sözleşmesi, alacaklı ile kefil arasında kurulan ve alacaklıya kişisel güvence sağlayan bağımsız nitelikte bir borç ilişkisidir. Türk Borçlar Kanunu'nda kefalet sözleşmesinin geçerliliği ağır şartlara bağlamıştır. Kefalet sözleşmesinin geçerli olması, genel hükümlerin yanında, Türk Borçlar Kanunu'nun 583 ve 584 üncü maddelerde kefalet sözleşmesi için öngörülen koşulların varlığına bağlıdır. Bu koşullar mevcut ve geçerli borcun bulunması, kefalet sözleşmesinin yazılı şekilde yapılması ve kefil evli ise eşin rızasının alınmasıdır.  Diğer yandan Türk Borçlar Kanunu'nun 584/3. Maddesine göre,“Ticaret siciline kayıtlı ticari işletmenin sahibi veya ticaret şirketinin ortak ya da yöneticisi tarafından işletme veya şirketle ilgili olarak verilecek kefaletler, mesleki faaliyetleri ile ilgili olarak esnaf ve sanatkârlar siciline kayıtlı esnaf veya sanatkârlar tarafından verilecek kefaletler, 27/12/2006 tarihli ve 5570 sayılı Kamu Sermayeli Bankalar Tarafından Yürütülen Faiz Destekli Kredi Kullandırılmasına Dair Kanun kapsamında kullanılacak kredilerde verilecek kefaletler ile tarım kredi, tarım satış ve esnaf ve sanatkârlar kredi ve kefalet kooperatifleri ile kamu kurum ve kuruluşlarınca kooperatif ortaklarına kullandırılacak kredilerde verilecek kefaletler için eşin rızası aranmaz” hükmünü havidir.<br>Kanun metninden de görüldüğü üzere kefalet sözleşmesinin geçerli olarak kurulması için hangi hallerde eşin rızasının gerektiği ayrıntılı bir şekilde hükme bağlanmıştır. Emredici olan bu düzenlemeden, eşlerin feragat etmesi mümkün değildir. Eşin rızasının verilmesi ise yazılı şekle tâbidir. Yani rıza beyanının eş tarafından imzalanması gereklidir. Ancak rıza somut ve belirli bir kefalet sözleşmesinin kurulmasından önce veya en geç sözleşmenin kurulması anında verilmelidir. Dolayısıyla gelecekte yapılacak kefalet sözleşmelerini de kapsayacak şekilde genel bir rıza verilemeyeceği gibi sözleşmenin yapılmasından sonra (geçersiz sözleşmeye geçerlik kazandırmak için de) rıza verilemez.<br> Türk Borçlar Kanunu'nun 584/1 inci maddesine göre rıza sonradan verilecek icazet ile tamamlanmadığından, eşin izni tamamlayıcı unsur değil geçerlilik unsurudur. (Yargıtay\tHukuk Genel Kurulu Esas no: 2017/12-1135 Karar no: 2017/1012)<br>Somut uyuşmazlıkta, takibe konu kredi sözleşmesinin asıl borçlusunun dava dışı ....... olduğu, davacı ...'ın TBK'nun 584/3  maddesinde belirtilen istisnai bir durumunun olmadığı, verdiği kefalete kefalet tarihinde evli olması sebebiyle eşi tarafından yazılı olarak rıza göstermesinin kefalet sözleşmesi için geçerlilik koşulu olduğu anlaşılmıştır. <br>Somut olayda, davalı banka ile davacı arasında kefalet sözleşmesinin 24/07/2013 tarihinde düzenlendiği, ...'ın, sorumlu olduğu miktarı, kefalet verdiği tarihi ve müteselsil kefil olduğunu kendi el yazısı ile yazıp imzaladığı anlaşılmıştır. Davacı söz konusu tarihte evli olup eşi ....... tarafından imza atmak suretiyle kefalete aynı tarihte rıza beyanında bulunulduğu görülmüştür. Ancak ne var ki, davacının eşi ......., rıza gösterdiği tarih itibariyle okur yazar değildir. Bu husus Selçuklu İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünün 26/06/2020 tarihli yazı cevabından ve davacı vekili tarafından dosyaya sunulan tapu devir senedi ile noterlikçe düzenlenen vekaletnameden anlaşılmıştır. <br>Her ne kadar davalı vekili tarafından davacının eşinin daha öncesinde bazı belgelerde imzasının olduğu ve geçmişte imza atmak suretiyle bir takım hukuki işlemlere geçerlilik kazandırıldığı ileri sürülmüş ve bu belgelerin icra dairesinden gönderilen tebligat ile seçim kurulunda bulunan oy listesi olduğu belirtilmiş ise de; iddia olunan ve dosyaya celp edilen tebliğ mazbatasında kendisine tebligat yapılan kişinin  davacının eşi ....... değil, torunu olan aynı isimli ....... olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca seçim kurulunda davacının eşinin imzasının bulunduğu herhangi bir belgenin olmadığı yazı cevabından anlaşılmıştır. <br>6100 sayılı HKM'nun 206. maddesi: \"Okuma ve yazma bilmediği için imza atamayanların mühür veya bir alet ya da parmak izi kullanmak suretiyle yapacakları hukuki işlemleri içeren belgelerin senet niteliğini taşıyabilmesi, noterler tarafından düzenleme biçiminde oluşturulmasına bağlıdır. Okuma ve yazma bildiği hâlde imza atamayanların mühür veya bir alet ya da parmak izi kullanmak suretiyle yapacakları hukuki işlemleri içeren belgelerin senet niteliğini taşıyabilmesi, noterler tarafından onaylanmasına veya düzenlenmesine bağlıdır. İmza atamayan kimselerin, cüzdanla iş yapmayı usul edinmiş kuruluşlarla olan işlemlerde kullanacakları mühür, kazınmış imza, işaret veya parmak izinin, işlemin başlangıcında hesap defterine veya cüzdanına basılmış olması veya önceden noterde bir örneği saklanmak üzere onanmış bulunması yeterli olup, her işlemde ayrıca onamaya bağlı değildir. Yukarıda belirtilen hükümler dairesinde noterlerce onaylanacak veya düzenlenecek olan senetler için ilgilisinden harç, vergi ve değerli kâğıt bedeli alınmaz.'' hükmünü içermektedir. <br>1512  sayılı Noterlik Kanununun 87.maddesi: \"İlgili okuma ve yazma imkanına sahip değilse, hazır bulundurulacak iki tanık huzurunda maksadını notere beyan eder. Noter, bu beyanı yazdıktan sonra tutanak okunur. Ancak, işlemin tanık huzurunda yapılmasını emreden diğer kanunların hükümleri saklıdır.\" hükmünü içermektedir. <br> 6098 sayılı TBK'nın 15/1. maddesi: \"imzanın, borç altına girenin el yazısıyla atılması zorunludur. Buna göre imzanın geçerli olabilmesi için el yazısıyla atılmış olması yeterli olup, başkaca unsuru bulunmamaktadır.\" hükmünü içermektedir. <br>6098 sayılı TBK'nın 16/1 maddesi: \"İmza atamayanlar, imza yerine usulüne göre onaylanmış olması koşuluyla, parmak izi, el ile yapılmış bir işaret ya da mühür kullanabilirler.\" hükmünü içermektedir. <br>Davacının eşinin okur yazar olmaması ve geçmişte imza atmak suretiyle hukuki işlemlere geçerlilik kazandırıldığı yönünde bir delil sunulamaması nazara alındığında, davacının eşinin kefalete rıza beyanının yukarıda yer verilen yasal düzenlemelerdeki emredici şekil kurallarına uygun olmaması karşısında, rıza beyanının geçerli olmadığı ve dolayısıyla davacının kefaletinin de geçerli olmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır. <br>Davalı vekili her ne kadar davacının kötü niyetli olduğunu, davacının, eşi okur yazar olmasa bile bunun davacı tarafından bilindiğini, buna rağmen bu şekilde imza atarak rıza beyanında bulunmasına sessiz kaldığını ve iyi niyet kurallarına aykırılık sebebiyle kefaletin geçerli kabul edilmesini gerektiğini belirtmiş ise de; mevzuatta emredici olarak düzenlenen ve geçerlilik şartı olarak özellikle vurgulanan unsurlara aykırı belgelerin iyi niyetli olunmadığı şeklindeki savunmalarla geçerli kılınamayacağı anlaşıldığından davalı vekilinin bu savunmalarına itibar edilmemiştir.<br>Öte yandan davalı vekili, Konya ...İcra Hukuk Mahkemesinin ....... esas sayılı dava dosyasında davacının mahkeme içi ikrar niteliğinde beyanlarının olduğunu belirtmiş ise de, sözü edilen dava dosyası celp edilerek incelenmiş olup; davacının bu dosyada ödeme emrinde davacının sorumlu tutulduğu bedeli aşan icra memur muamelerine yönelik bir şikayetinin olduğu ve bu dosyadaki beyanlarında mahkeme içi ikrar niteliğinde bir beyanının olmadığı anlaşılmakla davalının bu savunmasına da itibar edilmemiştir.<br>Hal böyle olmakla davacının dava konusu icra borcundan sorumlu tutulamayacağı anlaşılmıştır. İstinaf Mahkemesi kararı uyarınca dava terditli olduğundan ve davacının ilk talebi Mahkememizde kabul gördüğünden ikincil talep üzerinde bir değerlendirme yapılmamıştır....\" gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının Konya.... İcra Müdürlüğünün ....... Esas sayılı  dosyasında davalıya borçlu olmadığının tespitine, yasal şartları oluşmadığından davalı aleyhine tazminata hükmedilmesine yer olmadığına  karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; öncelikle  dosyada alınan eş rızasının usulüne uygun olduğunu, bilindiği üzere Borçlar Kanunu'nun  kefaletin aksine eş rızası için katı bir şekil şartı aramadığını, dosyada dava dışı eş .......’ ın imzasıyla eş rızası alındığını, işbu imzanın .......’ ın eli ürünü olduğunu, davacı tarafın buna bir itirazının bulunmadığını, zaten krediyi kullanan kişinin oğlu, kefil olanın da eşi ....... olduğunu, bir diğer hususun ise işbu dosyada TBK 584/3 hükümlerinin geçerli olduğunu, yerel mahkemece yeterli araştırma yapılmadığını, davacı tarafın eşin rızasının olmadığını ispatlayamadığını, gayrinakdi kredilerden davacı kefilin sorumlu olmadığına ilişkin belirlemeyi de kabul etmediklerini, zira kredi sözleşmesi içeriğinden açıkça görüleceği üzere nakdi gayrı nakdi tüm kredi türlerinden kefilin müştereken ve müteselsilen sorumluluğu bulunduğunu, davacı borçlu tarafından icra dosyasına 2 kez ikrar beyanı verildiğini,  05.07.2021 ve 12.01.2022 verilen talepte takip tarihi itibariyle 478.540,00 TL. borçlu olduklarını 2 kez  açıkça ikrar ettiğini, bu beyanların mahkeme dosyasına sunulduğunu, açık ikrar ve kabul beyanına rağmen davacının davasının kabul edildiğini, nitekim davacının ...İcra Hukuk Mahkemesi’ nde açmış olduğu ....... Esas ....... Karar sayılı dosyada da dava dilekçesi ile borçtan kısmen sorumlu olduğunu ikrar ettiğini, aynı kararda mahkemece davacının kefaletinden dolayı müşterek müteselsil sorumluluğunun bulunduğunun  tespit edildiğini, sonuç itibariyle genel hukuk kaidesi olan “kimse kendi yarattığı eksikliğe sonradan dayanamaz” ilkesi gereği kötüniyetli davacının davasının reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek istinaf talebinde bulunmuştur.<br>Davacının istinaf başvuru dilekçesinin harç yatırılmadığından ilk derece mahkemesince yapılmamış sayılmasına karar verilmiştir.<br><br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava, kefaletin geçersiz olduğunun tespiti ile borçlu olmadığının tespiti, bu kabul edilmediği takdirde gayri nakdi borçlardan sorumlu olunmaması nedeniyle borçlu olmadığının tespiti ve takibin iptali istemine ilişkindir. <br>İstinaf incelemesi; Kamu düzenini ilgilendiren konularda resen, diğer yönlerden HMK'nın 355.maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılmıştır. <br>6100 sayılı HKM'nun 206. maddesinde: \"Okuma ve yazma bilmediği için imza atamayanların mühür veya bir alet ya da parmak izi kullanmak suretiyle yapacakları hukuki işlemleri içeren belgelerin senet niteliğini taşıyabilmesi, noterler tarafından düzenleme biçiminde oluşturulmasına bağlıdır. Okuma ve yazma bildiği hâlde imza atamayanların mühür veya bir alet ya da parmak izi kullanmak suretiyle yapacakları hukuki işlemleri içeren belgelerin senet niteliğini taşıyabilmesi, noterler tarafından onaylanmasına veya düzenlenmesine bağlıdır. İmza atamayan kimselerin, cüzdanla iş yapmayı usul edinmiş kuruluşlarla olan işlemlerde kullanacakları mühür, kazınmış imza, işaret veya parmak izinin, işlemin başlangıcında hesap defterine veya cüzdanına basılmış olması veya önceden noterde bir örneği saklanmak üzere onanmış bulunması yeterli olup, her işlemde ayrıca onamaya bağlı değildir. Yukarıda belirtilen hükümler dairesinde noterlerce onaylanacak veya düzenlenecek olan senetler için ilgilisinden harç, vergi ve değerli kâğıt bedeli alınmaz.'' hükmünün,<br> 6098 sayılı TBK'nın 15/1. maddesinde: \"imzanın, borç altına girenin el yazısıyla atılması zorunludur. Buna göre imzanın geçerli olabilmesi için el yazısıyla atılmış olması yeterli olup, başkaca unsuru bulunmamaktadır.\" hükmünün yer aldığı, <br>Davacının dava dışı asıl borçlu oğlu ....... davalı bankadan kullandığı krediye kefil olduğunu, eşi .......'ın okuma yazması olmadığını, bu nedenle eş rızasının geçerli olmadığını belirterek  kefaletin geçersiz olduğunun tespiti ile borçlu olmadığının tespiti, bu kabul edilmediği takdirde gayri nakdi borçlardan sorumlu olunmaması nedeniyle takibin iptalini talep ettiği, <br>Dairemizin önceki kararında belirtilen Konya BAM....Hukuk Dairesinin 13.06.2022 tarih ....... Esas .... Karar sayılı ilamı , Yargıtay....Hukuk Dairesinin 13.03.2023 tarih ....... Esas .... Karar sayılı ilamı ile bozulduğu, verilen direnme kararının da Yargıtay  Hukuk Genel Kurulunun 06.06.2024 tarih .... Esas  .... Karar sayılı ilamı ile bozulmasına karar verildiği, takibin 18.10.2018 tarihli takip talebi ve ödeme emrine istinaden yürütüldüğü,<br> Davacının eşi .......'ın kefalet sözleşmesinde eş rızasına ilişkin kısmı imzaladığı, bu belgenin sahteliği ileri sürülmediğinden 6100 sayılı kanunun 206.maddesinin 1.fıkrasına dayanılamayacağı, 6098 sayılı kanunun 15.maddesinde imzanın borç altına girenin el yazısıyla  atılmasının zorunlu olduğu belirtilmiş olup davacının eşinin el yazısı ile imzasını attığı ve imzanın inkar edildiğine dair bir iddianın bulunmadığı, bu nedenle eş rızası geçerli olduğundan ilk derece mahkemesinin kefalet sözleşmesi geçersiz olduğundan davacının  Konya.... İcra Müdürlüğünün ....... esas sayılı  dosyasında davalıya borçlu olmadığının tespitine karar vermesinin usul ve yasaya uygun olmadığı,  davacının  sözleşmede hüküm bulunmaması nedeniyle gayri nakdi borçlardan borçlu olmadığına ilişkin talebinin incelenmesinde kefillerin gayri nakdi alacağın deposundan sorumlu tutulabilmesi için sözleşmede açık hüküm bulunması gerektiği, dava konusu kredi sözleşmesinde ve kefalet sözleşmesinde kefilin gayri nakdi kredilerden sorumlu olacağına ilişkin açık bir hükmün bulunmadığı,   ancak dava tarihinden önce 10.09.2019 tarihinde  ....... no.lu 367.200 TL tutarındaki teminat mektubunun nakde çevrildiği, davacının bundan sorumlu olacağı, ....... no.lu 107.500,00 TL teminat mektubu ile  6 adet çek yaprağı bedeli toplamı olan 3.840,00 TL'nin depo talebinden ise sözleşmede hüküm bulunmadığından sorumlu olmadığından davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmadığından  davalının istinaf  başvuru talebinin kabulü ile  ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, HMK'nın 353/1.b.2. maddesi gereğince davanın kısmen kabulü ile; davacının Konya.... İcra Müdürlüğü'nün ....... Esas sayılı dosyasında yapılan takipte  ....... no.lu 107.500,00 TL teminat mektubu ile  6 adet çek yaprağı bedeli toplamı olan 3.840,00 TL'nin depo talebinden dolayı borçlu olmadığının tespitine,  fazlaya ilişkin talebinin reddine, davalının şartları oluşmayan tazminat talebinin reddine şeklinde yeniden karar verilmesi gerektiği  sonuç ve kanaatiyle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Gerekçesi  yukarıda  açıklandığı üzere;<br>A) Davalının istinaf başvuru talebinin KABULÜ ile; Konya....Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21/02/2024 tarih ....... Esas ....... Karar sayılı ilamının KALDIRILMASINA,<br>1-İstinaf başvurusunda bulunan davalı  tarafından yatırılan 8.198,83‬ TL istinaf karar harcının talep halinde davalıya  iadesine, <br>2-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına, <br>3-İstinaf başvurusunda bulunan davalı  tarafından yatırılan 1.169,40 TL istinaf yoluna başvuru harcının davacıdan  alınarak davalıya  verilmesine,<br>B) Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b.2 maddesi gereğince davacının talebi ile ilgili YENİDEN HÜKÜM KURULMASINA, <br>1-Davanın KISMEN KABULÜ ile; davacının Konya.... İcra Müdürlüğü'nün ....... Esas sayılı dosyasında yapılan takipte  ....... no.lu 107.500,00 TL teminat mektubu ile  6 adet çek yaprağı bedeli toplamı olan 3.840,00 TL'nin depo talebinden dolayı borçlu olmadığının tespitine,  fazlaya ilişkin talebinin reddine, <br>2-Davalının şartları oluşmayan tazminat talebinin REDDİNE,<br>3-Davacı  tarafından dava açılırken yatırılan 1.707,75 TL peşin harç ile 6.464,51 TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 8.172,26‬ TL harçtan, alınması gereken 615,40 TL maktu  harcın mahsubu ile fazla yatırıldığı anlaşılan 7.556,86‬ TL harcın karar kesinleşince ve talep halinde davacıya iadesine, <br>4-Davacı tarafından yatırılan 615,40 TL harcın davalıdan alınarak  davacıya verilmesine, <br>5-Davacı davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince belirlenen 30.000,00 TL maktu ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, <br>6-Davalı davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince belirlenen 30.000,00 TL maktu ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, <br>7-Kabul ve red oranına göre davacı tarafından ilk derece mahkemesi ve ilk istinaf aşamasında yapılan 54,40 TL başvurma harcı, 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 700,00 TL bilirkişi ücreti, 244,75 TL posta ve tebligat gideri olmak üzere toplam 1.219,85 TL yargılama giderinden 283,80 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, <br>8-Kabul ve red oranına göre davalı tarafından ilk derece mahkemesi ve ilk istinaf aşamasında yapılan 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 300,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere  toplam 520,70 TL yargılama giderinden 399,50 TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, kalan kısmın davalı üzerinde bırakılmasına, <br>9-Arabuluculuk görüşmelerinden dolayı Hazine tarafından (suçüstü ödeneğinden) yapılan 1.320,00 TL yargılama giderinin kabul ve red oranları nazara alınarak 307,50 TL'sinin davalıdan, 1.012,50 TL'sinin davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,  <br>10-HMK'nın 333 ve HMKGAT'nin 5/1. maddeleri gereğince yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının gider avansını yatıran tarafa iadesine,<br>C) İlk derece mahkemesince davalıdan tahsiline karar verilen arabuluculuk ve bakiye karar harcı ile ilgili yazılan 08/05/2024 tarihli harç tahsil müzekkeresinin bila infaz iadesinin istenmesine, iade işleminin İlk derece mahkemesince yapılmasına,<br>D) Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 359/4. maddesi gereğince; kararın tebliği işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına, <br>E)  Dava dosyasının ilk derece mahkemesine gönderilmesine, <br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 07/02/2025 tarihinde oy çokluğuyla HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince kesin olarak karar verildi. <br><br>\t\t\t\t<br>Başkan ...<br> e-imzalıdır<br><br>Üye ...<br> e-imzalıdır<br>(Muhalif)<br><br>Üye ...<br>e-imzalıdır <br>Katip ...<br>e-imzalıdır <br><br><br><br><br>....<br><br><br><br><br><br>\tMUHALEFET ŞERHİ: Davacının eşi .......'ın kefalet sözleşmesinde eş rızasına ilişkin kısmı imzaladığı, bu belgenin sahteliği ileri sürülmediğinden 6100 sayılı kanunun 206.maddesinin 1.fıkrasına dayanılamayacağı, 6098 sayılı kanunun 15.maddesinde imzanın borç altına girenin el yazısıyla  atılmasının zorunlu olduğu belirtilmiş olup davacının eşinin el yazısı ile imzasını attığı ve imzanın inkar edildiğine dair bir iddianın bulunmadığı, bu nedenle eş rızası geçerli olduğundan ilk derece mahkemesinin kefalet sözleşmesi geçersiz olduğundan davacının  Konya.... İcra Müdürlüğünün ....... Esas sayılı  dosyasında davalıya borçlu olmadığının tespitine karar vermesinin usul ve yasaya uygun olmadığı,  HMK'nın 111/1 maddesinde \"Davacı, aynı davalıya karşı birden fazla talebini, aralarında aslilik-ferilik ilişkisi kurmak suretiyle, aynı dava dilekçesinde ileri sürebilir. Bunun için, talepler arasında hukuki veya ekonomik bir bağlantının bulunması şarttır\" hükmünün,  HMK'nın 111/2 maddesinde “Mahkeme, davacının asli talebinin esastan reddine karar vermedikçe, fer'i talebini inceleyemez ve hükme bağlayamaz.” hükmünün yer aldığı, davacının asli talebinin reddi gerektiğinden davalının istinaf başvuru talebinin kabulü ile  ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi gereğince davacının terditli talebi incelenerek usulüne uygun hüküm tesis etmek üzere dava dosyasının ilk derece mahkemesine gönderilmesi gerektiği düşüncesinde olduğumdan  sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.<br><br><br>\t\t\t\t\t    Üye ...<br>\t\t\t\t\t    e-imzalıdır<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f5adb96771ee5f98","SID":"66580c630810e9b3"}}