{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>9.HUKUK DAİRESİ <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br>ESAS NO: 2024/1636 <br>KARAR NO: 2025/116<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ: 14/05/2024<br>NUMARASI: 2024/120 Esas - 2024/330 Karar<br>DAVA: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 23/01/2025<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;    <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin araç kiralama işi yaptığını,  31/03/2022 tarihinde, saat 16.00 sıralarında, sürücü ... sevk ve idaresinde bulunan ... plakalı araç ile İstanbul ili, Sarıyer ilçesi, ... Mahallesi, ... Cd. mevkiinde seyir halinde iken sürücü ... yönetimindeki, müvekkili şirkete ait ... plakalı araca çarpması sonucu  maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle müvekkili şirketin aracında maddi hasar meydana geldiğini, Tramer kaydında kazanın meydana gelmesinde ... plakalı araç sürücüsünün %100 kusurlu olduğunun tespit edildiğini, müvekkili şirketin ... plakalı aracın bu kaza nedeniyle onarımda kaldığını ve bu onarım süresince de müvekkil şirket kardan mahrum kaldığını,  zarardan kazaya sebep olan sürücü ...  ve aracı işleten ... Tic. A.Ş.'nin müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını belirterek ... plakalı aracında meydana gelen iş durması - kazanç kaybı bedelinin tespitine, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik belirsiz alacak olarak açtığı 100,00 TL iş durması-kazanç kaybı bedelinin 31/03/2022 olan kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; araç maliki -dava dışı- ... Servis A.Ş.'nin davalı olarak gösterilmediğini, açılan dava belirsiz alacak davası olarak, 100 TL dava değeri gösterilerek, tazminat davası olarak açıldığını, 31.03.2022 tarihinde gerçekleşen trafik kazası sonrasında davacı tarafça araç maliki ... Servis A.Ş. ve sürücü ... aleyhinde icra takibi başlatıldığı haricen öğrenildiğini, İstanbul ...İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasında 3 gün hesabıyla toplam 7.200 TL asıl alacak talebi olduğu, ... Yönetim Hiz.Ltd.Şti isimli bir  firmadan özel bilirkişi raporu alındığı ve bu raporun alacak talebine dayanak yapıldığının anlaşıldığını, belirsiz alacak davasının ancak alacağın belirlenmesinin taraftan beklenemeyeceği durumda açılacağı, bu durumda belirsiz miktarlı dava açmanın mümkün olmadığını, aracın kaç günde onarıldığının bilinmediğini, belirsiz dava olarak açılan davanın  hukuki yarar yokluğundan reddine, esas bakımından da haksız ve dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili sunduğu cevap dilekçesinde özetle; davacının aynı konu ile ilgili olarak davalı ... ve araç maliki -dava dışı- ... Servis A.Ş. aleyhine İstanbul ...İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını, müvekkilin 22.08.2022 tarihli itiraz dilekçesi sonrası icra takibinin durmasına karar verildiğini, davacı tarafın itirazın kaldırılması veya itirazın iptali davası açmadığını, müvekkili aleyhine tazminat davası açtığını, açılan davanın da belirsiz alacak davası olarak açıldığını, İstanbul ...İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyasında davacı taraf 3 gün hesabıyla toplam 7.200 TL asıl alacak talebinde bulunduğu ve ... Hasar Yönetim Hiz.Ltd.Şti isimli bir  firmadan aldığı özel bilirkişi raporunu alacak talebine dayanak  gösterdiğini, trafik kazasının meydana gelmesinde müvekkilin kusurunun bulunmadığını, müvekkilin kullandığı araca davacının maliki olduğu diğer aracın çarptığını, çarpan diğer kazanın diğer sürücünün dikkatsizliği sebebiyle meydana geldiğini, ayrıca aracın kaç günde onarıldığının bilinmediğini, belirsiz dava olarak açılan davanın  hukuki yarar yokluğundan reddine, esas bakımından da haksız ve dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, \"Davacının davasının hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddine\" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili  istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Belirsiz alacak davasının açılabilmesi için kanunun aradığı şartların mevcut olduğunu, Hukuk Genel Kurulu Kararı ve Yargıtay kararlarından görüleceği üzere davacı tarafça dava açılmadan önce delil tespiti yaptırma yoluna gidilmiş olmasının, davaya konu edilen zarar veya alacak miktarının belirli hâle getirildiği şeklinde yorumlamak Kanun'un amacına aykırı olduğunu, dava açılmadan önce delil tespiti yapılsa dahi belirsiz alacak davası açılabileceği hüküm altına alındığını,  davacı müvekkilin meşru ve haklı bir talebi bulunduğunu, bu talebini sair yollarla ve hatta icra kanalıyla elde edemediği için huzurdaki davayı açma zarureti hasıl olduğunu, dolayısıyla müvekkilin işbu davayı açmakta hukuki yararı bulunduğunu, güncel ve yerleşik içtihatlarda belirli veya belirsiz alacak davası olup olmadığı fark etmeksizin eda davası açmakta yararı bulunan kimselerin davasını açmakta hukuki yararının bulunduğu kabul edildiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere yapılan inceleme sonucunda: Açılan davada; HMK'nın 107.maddesine göre belirsiz alacak davası olduğu açıklanarak, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere davacının hasarlı olan aracını kullanamaması nedeniyle kazanç kaybı  talep edilmiştir. Yargıtay  Hukuk Genel Kurulu'nun 16.04.2019 tarih, 2017/17-1099  E. ve  2019/460  K. sayılı kararında \"Somut olay bakımından davacının belirsiz tazminat alacağı davasına konu ettiği, aracında oluşan değer kaybının varlığının ve miktarının belirlenebilmesi ancak yargılama sırasında delilerin toplanıp değerlendirilmesinden yani HMK 107/2 maddesinde belirtildiği gibi tahkikatten sonra mümkün olabilecektir. Bir başka anlatımla değer kaybının miktarının tespiti bilirkişi incelemesini gerektirmektedir. Bu nedenle davacının iddia ettiği zararın dava tarihi itibariyle miktar ve değerinin tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin davacıdan beklenemeyeceği kabul edilmelidir.Belirtilen nedenlerle, davacının davaya konu taleplerinin belirsiz alacak davasına konu olabilecek nitelikte olduğu ve dava tarihi itibariyle zararın miktar ve değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin davacıdan beklenemeyeceği anlaşılmakla HMK’nın 107. maddesine uygun olarak, aradaki hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar veya değeri belirtmek suretiyle dava açabileceği sonucuna varılmıştır.\" yönünde karar verilmiştir. Somut uyuşmazlıkta davadan önce davacı tarafından davadan önce icra takibi başlatmış ise de davayı itirazın iptali davası olarak açmamıştır. Dava itirazın iptali olarak açılması halinde dahi kazanç kaybının tespiti, yapılacak yargılama sırasında bilirkişi incelemesi sonunda belli olacaktır. Bu halde takip miktarını aşan kısım için ek dava açılabileceği gibi itirazın iptali davasının da ıslah ile \"belirsiz alacak\" davasına dönüştürülmesi olanaklıdır (Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2021/9185 E. - 2021/2184 K. sayılı kararı). Bu durumda eldeki dava, itirazın iptali olarak açılmadığına göre açılan davanın belirsiz alacak davası açılabileceği ve davacının elde ki davayı açmakta hukuki yararı bulunduğuna kuşku yoktur. İlk Derece Mahkemesince işin esasına girilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddine  kararı verilmesi doğru olmamıştır.  Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a/4. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yukarıda belirtilen şekilde işlem yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.<br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/4. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-İstinaf karar harcının istek halinde İlk Derece Mahkemesince yatırana  iadesine, 4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 6-İstinaf aşaması için yatırılan  gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda  HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.23/01/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3bc817bb63c2b952","SID":"10e094642df81d2c"}}