{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>4. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2023/1878 <br>KARAR NO: 2025/639<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 11/04/2023<br>NUMARASI: 2022/6 Esas -  2023/335 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 19/02/2025<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353.maddesi gereğince dosya incelendi, <br>GEREĞİ  DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Dava konusunun, davalının yayın hakkı sahibi olduğu ...com isimli haber sitesinde 28.06.2019 tarihinde yayınlanan \"...\" başlıklı haberde müvekkilinin yayın hakkı sahibi olduğu ... kanalı aleyhine, hayal ürünü bir olay üzerinden başlatılan karalama kampanyası sebebi ile müvekkilinin ticari itibarının gördüğü zarara dayalı olduğunu, haber içeriğinde; \"...\", \"...\" ifadelerini kullandı. ....'iıı ... askerlerin bildirisi için \"...\" demesi ve \"...\" ifadelerinin kullanıldığını,  söz konusu mesnetsiz ve asılsız açıklamalar ile her ne kadar müvekkili şirketin yayın hakkı sahibi olduğu kanal hakkında şaibe yaratılmak istenmiş ise de dava dilekçesi ekinde yer alan ve diğer haber kanallarına ait görüntülerden de ...'de yayınlanan haberin, diğer televizyon kanalları ile aynı dakikalar içinde yayına girdiğinin görüleceğini belirterek 100.000 TL manevi tazminatın yayın tarihi olan 28/06/2019 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; Tazminat rakamının fahiş olduğunu, haberin  yayınlanmasında toplumsal ilgi ve kamu yararı olduğunu, davacının kanalında bildirinin ...'den önce okunduğunu, bu koşullarda davacının kişilik haklarına bir saldırı olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.    <br>İlk Derece Mahkemesince; \"... Davanın reddine ...\" karar verilmiştir. Verilen karara karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Dava konusu haberin hukuka uygunlkuk kriterlerini haiz olmadığını, ...’de darbe bildirisinden değil, tsk'nın internet sitesinde paylaşılan bildiriden bahsedildiğini, dava konusu yayının eleştiri kapsamında  değerlendirilemeyeceğini,  davalı lehine hükmedilen vekalet ücreti hatalı olduğunu,  avukatlık asgari ücret tarifesi ikinci bölüm gereğince asliye mahkemelerinde takip edilen davalar için vekalet ücretinin 9.200 TL olarak düzenlendiğini, avukatlık asgari ücret tarifesi'nin 10/3.maddesine göre, manevi tazminat davasının tamamının reddi durumunda avukatlık ücretinin, tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunacağı dikkate alınarak, maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava; Basın yoluyla kişilik haklarının ihlali sebebiyle manevi tazminat talebine ilişkindir. Basın özgürlüğü, Anayasa'nın 28. maddesi ile 5187 sayılı Basın Kanunu'nun 1. ve 3. maddelerinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemelerde basının özgürce yayın yapmasının güvence altına alındığı görülmektedir. Basına sağlanan güvencenin amacı; Toplumun sağlıklı, mutlu ve güvenlik içinde  yaşayabilmesini gerçekleştirmektir. Bu durum da halkın dünyada ve özellikle içinde yaşadığı toplumda meydana gelen ve toplumu ilgilendiren konularda bilgi sahibi olması ile olanaklıdır. Basın, olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve  yönlendirmede yetkili ve aynı zamanda sorumludur. Basının bu sebeple ayrı bir konumu bulunmaktadır. Bunun içindir ki bu tür davaların çözüme kavuşturulmasında  ayrı ölçütlerin koşul olarak aranması, genel durumlardaki hukuka aykırılık teşkil eden eylemlerin değerlendirilmesinden farklı bir yöntemin izlenmesi gerekmektedir. Basın dışı bir olaydaki davranış biçiminin hukuka aykırılık oluşturduğunun kabul edildiği durumlarda, basın yoluyla yapılan bir yayındaki olay hukuka aykırılık oluşturmayabilir. Ne var ki basın özgürlüğü sınırsız olmayıp yayınlarında Anayasa'nın Temel Hak ve Özgürlükler bölümü ile Türk Medeni Kanunu'nun 24 ve 25. maddesinde yer alan ve yine özel yasalarla güvence altına alınmış bulunan kişilik haklarına saldırıda bulunulmaması da zorunluluktur.Basın özgürlüğü ile kişilik değerlerinin karşı karşıya geldiği durumlarda; Hukuk düzeninin çatışan iki değeri aynı zamanda koruma altına alması düşünülemez. Bu iki değerden birinin diğerine üstün tutulması gerektiği, bunun sonucunda da, daha az üstün olan yararın daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve o an için korumasız  kalmasının uygunluğu kabul edilecektir. Bunun için temel ölçüt kamu yararıdır. Gerek yazılı ve gerekse görsel basın bu işlevini yerine getirirken, özellikle yayının gerçek olmasını, kamu yararı bulunmasını, toplumsal ilginin varlığını, konunun güncelliğini gözetmeli, haberi verirken  özle biçim arasındaki dengeyi de korumalıdır. Yine basın, objektif sınırlar içinde kalmak suretiyle yayın yapmalıdır. O anda ve görünürde var olup da sonradan gerçek olmadığı anlaşılan olayların yayınından da basın sorumlu tutulmamalıdır. Davaya konu yayın bir bütün olarak değerlendirildiğinde; ... de okunan darbe bildirisinin ...de yayınlanmadığı, darbe bildirisinin ...de okunmadığı, ancak ...de yayınlanan \"...\", şeklindeki haber göz önüne alındığında haberin davalı tarafından bir başka bakış açısıyla muhalif gözüyle değerlendirilerek  gazetecilik tekniği gereği okuyucunun ilgisini çekmesi için çarpıcı  başlık kullanılarak   eleştiri sınırları içerisinde aktarıldığı ve yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda yapılan yayının basın özgürlüğü kapsamında kaldığı anlaşılmıştır. Bu durumda ilk derece mahkemesince  verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığından davacı vekilinin yöndeki istinaf istemi yerinde değildir (Aynı doğrultuda Dairemizin 2020/1721 E.- 2022/1592 K sayılı ilamları). Vekalet ücreti yönünden yapılan istinaf incelemesinde; Avukatlık asgari ücret  tarifesinin 10/3 maddesinde;\" Bu davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur.\" düzenlemesi mevcuttur. Somut olayda dava dilekçesinde 100.000,00 TL manevi tazminat talep edilmiş olup davanın tümden reddine karar verilmiştir. Buna göre ilk derece mahkemesince karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre davalı lehine 9.200,00 TL maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken 16.000,00 TL nispi vekalet ücretine hükmedilmiş olması usul ve yasaya aykırı olduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun bu yönden kısmen kabulüne karar verilmesi gerekmiştir. Yukarıda açıklanan hususlar gereğince davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne ilk derece mahkemesi kararının  6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince kaldırılmasına ancak bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, davanın reddine, ilk derece mahkemesinin karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre davalı lehine 9.200,00 TL maktu vekalet ücreti verilmesi yönünde yeniden karar verilmesi gerektiği gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜ ile; İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/6 Esas  2023/335  Karar sayılı 11/04/2023 günlü kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden bu kapsamda; 2- Davacı tarafından davalı aleyhine açılan manevi tazminat davasının REDDİNE, 3- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 3/a-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 1.707,75 TL'nin mahsubuyla fazla yatırılan 1.092,35‬ TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,3/b-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 3/c-Davalı tarafça yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 3/d-İlk Derece Mahkemesinin karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 10/(3). maddesine göre  9.200,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, 4- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 4/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine, 4/b-Davalı tarafça yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,4/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 5- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise kalan gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, 6-\tKarar tebliği, harç tahsil müzekkeri düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemleri ile HMK nın 302/5. maddesi gereği kanun yollarından geçmek suretiyle kesinleşen kararların kesinleşme kaydı ile kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi gereğince miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 19/02/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6d9ee2690920e089","SID":"edb8e22fb413d4ee"}}