{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO:2022/1164 <br>KARAR NO:2025/201<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:22/03/2022<br>NUMARASI:2021/719 E. - 2022/317 K.<br>DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Emanet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:30/01/2025<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA DİLEKÇESİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  müvekkilin davalıdan alacağı nedeniyle davalı aleyhine icra takibine başlandığını, davalının itirazı üzerine takibin durdurulduğunu, ara buluculuğa başvurulduğunu  ve ara buluculuk görüşmelerinde anlaşma sağlanamadığını, davacı ile davalı arasında menkul malların saklanmasına dair saklama sözleşmesi imzalandığını ve sözleşmede borcun dayanağı olan her hususun açık ve net bir şekilde yazdığını, taraf malların saklanması için günlük 30 TL ödenmesi konusunda mutabık kalındığını, müvekkilin tüm sorumluluğunu yerine getirdiğini ve davalının saklanmak üzere kendisine teslim ettiği malı emanet edildikleri şekilde muhafaza ettiğini ve davalının sözleşmesel sorumluluğunu yerine getirmeyerek ödeme yapmadığını, bu nedenlerle davalı borçlunun haksız itirazının iptali ile takibin devamına, %20 den az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP DİLEKÇESİ:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilin adresinin Ümraniye İstanbul olduğunu, takibe yetki nedeniyle itiraz ettiklerini, takibin Küçükçekmece İcra Müdürlüklerinde yapılması gerektiğini, müvekkil Bankanın ipotekli taşınmazın ... talimat sayılı dosyasından yapılan ihale neticesinde alacağa mahsuben almış ve taşınmaz müvekkil banka adına tescil olduğunu, müvekkil banka mülkiyetine geçen taşınmaz hakkında tahliye edilmiş ve tahliye aşamasındaki taşınmaz içerisinde bulunan eşyaların icra kanalı ile yediemin deposuna taşındığını, taşınmazın tahliyesi aşamasında işgalci sıfatıyla bulunan yediemin deposundaki menkullerin muhatabı olan ...'e davanın ihbar edilmesi gerektiğini,  müvekkil şirketin ödeme emrine konu borcun sebebi olarak gösterilen saklama ücreti borcunun bulunmadığı, ödeme emri konusu borcun muhatabının müvekkil şirket olmadığını, bu nedenlerle borca itirazlarının kabulüne, takibin iptaline, karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İlk Derece Mahkemesince \"Dosya kapsamına göre esasen tarafların serbest iradeleri ile imzaladıkları yedieminlik sözleşmesi hükümlerini geçerli saymak ve davanın tamamen kabulüne dair karar vermek doğru gibi görünse de; borçlunun mağduriyeti, hacze konu malların  değeri, hakkaniyet kuralları, haczedilen  eşyanın fazladan özen yükümlülüğü gerektirmesi, haczedilen emtianın satışında elde edilen hasılat vesair gibi nedenlerle Borçlar Kanunun 51/1 maddesi kıyasen uygulanarak takdiri indirim yapılarak, yedieminlik ücretinde %25 hakkaniyet indirimi  yapılmasına karar vermek gerekmiştir.  Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin konuya ilişkin emsal içtihadı da bu yöndedir. (Yargıtay 13 HD’nin 21/01/2014 tarih 2013/19629 Esas ve 2014/1362 sayılı kararı) Ayrıca Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin hakkaniyet indirimi yapılması halinde, indirimden dolayı reddedilen kısım için vekalet ücreti takdir edilemeyeceğine ilişkin içtihatları gözetilerek reddedilen kısım için davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemiştir. (Yargıtay 17 HD’nin 26/12/2016 tarih 2014/14866 Esas, 2016/11906 numaralı kararı) Açıklanan bu sebeplerle davanın kabulüne, alacak likit olduğundan asıl alacağın %20’si üzerinden hesap edilen  icra inkar tazminatına  hükmedilmesine\" şeklindeki gerekçesi ile; Davacının davasının KISMEN KABULÜ ile KISMEN REDDİNE-... sayılı icra takibine davalı borçlu tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin asıl alacak 10.260,00 TL üzerinden kaldığı yerden aynen devamına,-Fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,-Alacağın %20 si olan 2.052,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, şeklinde hüküm kurulmuştur.<br>İSTİNAF:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; alacak hakkına dayalı olan davaya ilişkin olan karar tarihinden sonra, 28.03.2022 tarihinde, davacı ...'nın vefat ettiğini,  geriye mirasçı olarak eşi ... ile kızları ... ve .. kaldığını, mirasçılar davaya kaldığı yerden devam edeceğini, veraset ilamı ve mirasçılara ait vekaletnamenin mevcut olduğunu, bu bilgi ve belgeler doğrultusunda, mahkeme kayıtlarındaki davacı sıfatının da mirasçılar olarak değiştirilmesini talep ettiklerini, dava konusu alacak talebi taraflar arasında akdedilmiş olan saklama sözleşmesine dayandığını, bu sözleşmeye göre taraflar malların saklanması için günlük 30,00 TL ödenmesi konusunda mutabık kaldıklarını, mahkemenin mevzuata ve içtihatlara uygun olarak ve sözleşme serbestisi ilkesi de nazara alınarak saklama sözleşmesinin tarafları bağladığına hükmettiğini, sözleşme bedelinden %25 oranında hakkaniyet indirimi yaparak davanın kısmen kabulüne karar verdiğini, Yerel Mahkemece saklama sözleşmesine dayalı ücret talebin kısmen kabul edildiğini ve \"borçlunun mağduriyeti, hacze konu malların değeri, hakkaniyet kuralları, haczedilen eşyanın fazladan özen yükümlülüğü gerektirmesi, haczedilen emtianın satışında elde edilen hasılat\" ve sair nedenlerle %25 oranında hakkaniyet indirimi yapıldığını, Borçlar Kanunu'nun 51. maddesinde bahsedilen indirim ise haksız fiillerden doğan borç ilişkileri için düzenlenmiş tazminatlarla ilgili olduğunu, ve bu nedenle olaydaki gibi sözleşmeden doğan bir borç ilişkisine uygulanması mümkün olmadığını, haksız fiillere ilişkin bu hükümlerin kıyasen sözleşmesel zararlara da uygulanacağı varsayımında da \"sözleşmesel zarar\"a uygulanması gerektiğini, sözleşme bedeline hakkaniyet indirimi yapılmasının yasal dayanağı olmadığını, hakkaniyet indirimi yapılacak olması halinde de her bir olay kendi özel koşullarına göre değerlendirilmesi gerektiğini, Yerel Mahkeme'nin indirim gerekçesinin kararda \"borçlunun mağduriyeti, hacze konu malların değeri, hakkaniyet kuralları, haczedilen eşyanın fazladan özen yükümlülüğü gerektirmesi, haczedilen emtianin satışında elde edilen hasılat\" ve sair nedenler olarak belirtilmiş ise de bu hususların nasıl ücretin dörtte bir oranında düşürülmesine neden olduğu tarafından anlaşılamadığını, zira saklama konusu olan malların 2 adet krem rengi tekli koltuk, 1 adet krem rengi üçlü koltuk, 1 adet beyaz masa, 4 adet beyaz sandalye, 1 adet siyah - beyaz Tv ünitesi, 1 adet ... marka beyaz buzdolabı, 1 adet ... marka beyaz çamaşır makinesi, 1adet beyaz çocuk beşiği, 1 adet beyaz yatak, 4 kapaklı dolap ve 2 adet komodini olduğunu, anlaşılacağı üzere saklama konusu olan bu malların hem çok yer kapladığını hem de ev eşyası olması sebebiyle fazladan özen yükümlülüğü gerektirdiğini, malların yediemin işleten müvekkilinden geri alınana kadar müvekkilin verdiği hizmetin devam ettiğini, davalının sözleşme ile belirlenmiş olan saklama ücretini ödemesinin bir mağduriyet olmadığını, bu koşullar altında müvekkilinin yirmi beş yıl boyunca bu faaliyetini hukuka uygun bir şekilde ve ihtimamla yaptığını, bu hizmetinin karşılığı olan saklama ücretini talep ettiğinde ise ücretinden indirim yapılmasının hakkaniyet ile açıklanamayacağını, davalıya ait taşınmazlardan tahliye edilen mallar olduğunu, ayrıca “yediemine tevdi edilen eşyaların niceliği, niteliği, kapladığı hacim, ev eşyası olması sebebiyle fazladan özen yükümlülüğü gerektirmesinin ayrıca uzun bir süre davacı yedieminde kalmış olması gözetildiğinde yedieminlik ücretinden hakkaniyet indirimi yapılmaması”nın hukuka uygun olduğuna hükmedildiğini, Yerel Mahkeme kararını hakkaniyet indirimi bakımından istinaf ettiklerini beyan ederek, Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 22.03.2022 tarihli, 2021/719 E., 2022/317 K. sayılı kararı ile ilgili belirtilen istinaf nedenlerinin kabulüne ve neticeten talepten herhangi bir indirim yapılmaksızın davanın kabulüne, icra inkar tazminatına, karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAF:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili Banka ipotekli taşınmazın ... Talimat sayılı dosyasından yapılan ihale neticesinde alacağa mahsuben aldığı ve taşınmazın müvekkili Banka adına tescil olduğunu, müvekkili Banka mülkiyetine geçen taşınmazı tahliye edildiği ve tahliye  aşamasındaki taşınmaz içerisinde bulunan eşyalar icra kanalı ile yediemin deposuna taşındığını, davacı tarafın iddia ettiğinin aksine müvekkili Banka alacağına karşılık  haciz işlemi tesis etmek amaçlı muhafaza işlemi yapmadığını, müvekkili Bankanın yediemin deposuna taşınan menkuller için alacağına karşılık açmış olduğu bir icra takibi de mevcut olmadığını, müvekkili Bankanın, ödeme emrine konu borcun sebebi olarak gösterilen saklama ücreti borcunun bulunmadığını ve ödeme emri konusu borcun muhatabının müvekkili- şirket olmadığını, müvekkili-şirketin iddia edilen söz konusu borç ile herhangi bir ilgisinin bulunmadığını ve takibe konu borca itiraz ettiklerini, yediemin ücretinin çok yüksek olduğu dikkate alındığında takip konusu borç iddiasının bu açıdan da kabulü mümkün olmadığını, müvekkili bankanın Kamu bankası olduğunu, iyi niyetli olarak  yapılan ihale neticesinde ipotekli taşınmazı  alacağa mahsuben aldığı ve Banka mülkiyetine geçen taşınmazın hakkında işgalci sıfatıyla bulunan ...'ün tahliye  aşamasındaki taşınmaz içerisinde bulunan eşyalarını icra kanalı ile yediemin deposuna taşıdığını, Yediemin tarafından taşınırlar alacağına mahsuben satışa çıkarılmayıp belli zaman bekletilip müvekkili  Bankadan ücret talepli icra takibine konu edildiğini, tarafı olmadığı ve hiçbir ilgisi ve ilişkisi olmadığı menkuller hakkında müvekkili Bakanın sürekli yediemin ücreti ödemesinin hukuka aykırı olduğunu, 5 yılı geçen süre zarfından beri  depoda duran ve davacı  yediemin tarafından alacaklarına karşılık ısrarla satışa çıkarılmayan ve tamamen kullanılmaz hale gelen menkuller hakkında  müvekkili Bankadan yediemin ücreti almak  amaçlı hareket edildiğini ve ekonomik değeri bile kalmayan menkullerinden ciddi derecede ücret tahsil edilmesi  usule yasaya aykırı olduğunu, İcra dairelerince haczedilen ve lisanslı yediemin depoları ile özel depo ve garajlarda muhafaza edilen mahcuz mallar için alınacak ücret hususunun yönetmelik dikkate alınarak belirlenen ücret tarifesinde kanun tarafında ön görülecek had (en yüksek miktar) belirtildiğini, başka bir anlatımla haczedilen bir mahcuz mal üzerine haczi koyan icra memuru kıymet takdiri ile belirlediği bir malı %30 dan fazlasını yediemin depo ücreti olarak isteyemeyeceğini, yönetmelik kapsamında hacizli bir malın değerinin 10.000 TL'sini aşması halinde aşan miktar üzerinden alınabilecek yediemin ücretinin %20 ‘yi geçemeyeceğinin açıkça düzenleme altına alındığını,  belirtilen %20 oranı yine yönetmelikle belirlenen,  en çok alınabilecek oranın belirlediğini, mahkeme tarafından bilirkişi incelemesi yapılmadan, hukuki nedenler dikkate alınmadan inceleme yapıldığını ve müvekkile Banka aleyhine karar oluşturulduğunu bu sebeplerle Bakırköy 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2021/719 Esas 2022/317  Karar sayılı ilamının ortadan kaldırılmasını talep etmiştir.<br>İSTİNAFA CEVAP:Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; saklama konusu malların hacizli olmadığını, tahliye eşyası olduğunu belirttiğini ve bu durumun taraflar arasındaki saklama sözleşmesine bir etkisi olmadığını, İstinaf dilekçesinde bahsedilen İİK 88. maddesi hiçbir şekilde bir zorunluluk ya da yediemin ücreti için ön koşul olmadığını, malları kendi menfaati için muhafaza altına aldırdığını, taraflar arasında saklama sözleşmesinin olduğunu ve tarifenin uygulanması gerektiğini, sözleşmede Tarife'ye göre mal teslim alınmadığının açıkça belirtildiğini, güvence altındaki sözleşme serbestisi de nazara alındığında aksi yönde sözleşme varken tarifenin uygulanmamasının yerinde olduğunu, Banka'nın sürekli olarak yediemin ücreti ödemesinin hukuka aykırı olduğu iddia edildiğini, bu durumda saklama hizmetine son verecek hukuki işlemleri yapması gerektiğini, yedieminin verdiği hizmet ile menfaatine ulaşan davalı hizmetin bedelini ödememek konusunda bu kadar ısrarcı olmakta ve hatta bu davranışında kendisini haklı gördüğünü, müvekkilin malları belli bir zaman bekletip Banka'dan ücret talep ettiği yazdığını, malların müvekkiline 08.06.2018 tarihinde teslim edildiği ve taraflar malların günlük 30,00 TL karşılığında saklanacağı ve hiçbir şekilde Tarifenin uygulanmayacağı şeklinde saklama sözleşmesi imzaladıklarını 2.700,00 TL peşinat ödendiğini, ardından saklama ücreti ödenmeyince 08.06.2018'den 27.09.2019'a kadarki 475 gün için (peşinat düşülerek) davalıya takip yapıldığı ve ara buluculuk sürecinde anlaşma sağlandığını, davanın konusu olan dönem ise 28.09.2019'dan 28.12.2020'ye kadarki 456 günlük saklamaya ilişkin olduğunu,  davalının ısrarla saklama sözleşmesine dayalı borcunu ödememekte ve verdiği hizmetin bedelini isteyen yedieminin kötü niyetli olduğunu iddia ettiğini, bu sebeplerle; Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 22.03.2022 tarihli, 2021/719 E. 2022/317 K. sayılı kararı ile ilgili olarak davalının istinaf başvurusunun reddi ile ayrıca sunulan 16.06.2022 tarihli istinaf dilekçesindeki istinaf nedenlerinin kabulüne ve talepten herhangi bir indirim yapılmaksızın davanın kabulüne, icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE:İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davanın konusu  yedieminlik ücretinin tahsili için başlatılan icra takibine İİK’nun 67 maddesine göre itirazın iptali davasıdır. ... sayılı dosyasında 08/06/2018 ile 27/09/2019 tarihleri arasındaki yedieminlik ücreti alacağının tahsili amacı ile başlatılan takip taraflar arasında anlaşma ile neticelenmiş olup dava konumuz ise ... sayılı dosyasında icra takibine konu edilen  28/09/2019 tarihi ile 28/12/2020 tarihleri arasındaki  yedi emin ücreti alacağına ilişkindir.Sözleşme serbestisi ilkesi uyarınca taraflar resmi tarife dışında  yedieminlik ve depo ücretine ilişkin sözleşme yapılmış olup, sözleşme yapma özgürlüğü Anayasanın 48 maddesi ile güvence altına alınmıştır. Dosya kapsamına göre esasen tarafların serbest iradeleri ile imzaladıkları yedieminlik sözleşmesi hükümlerini geçerli saymak ve davanın tamamen kabulüne dair karar vermek doğru gibi görünse de; borçlunun mağduriyeti, hacze konu malların  değeri, hakkaniyet kuralları, haczedilen  eşyanın fazladan özen yükümlülüğü gerektirmesi, haczedilen emtianın satışında elde edilen hasılat vesair gibi nedenlerle Borçlar Kanunun 51/1 maddesi kıyasen uygulanarak takdiri indirim yapılarak, yedieminlik ücretinde mahkemece  %25 hakkaniyet indirimi  yapılmasına karar verilmiştir.Davacının istinafı yönünden yapılan incelemede; Dava dilekçesinde -...13.680,00 TL. Olduğu kabul edilen miktarın  10.260,00 TL. olduğu red edilen miktarın 3.420,00 TL. olduğu, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341/2 maddesinde öngörülen kesinlik sınırı, 6763 Sayılı Kanun'un 41. Maddesiyle HMK'ya eklenen Ek-Madde 1'de öngörülen yeniden değerleme oranı da dikkate alındığında 2022 yılı için 8.000,00  TL olduğundan, istinafa konu miktarın  kesinlik sınırının altında kaldığı anlaşıldığından,  davacının istinaf başvurusunun  HMK 346,352 maddesine göre usulden reddine  karar  vermek gerekmiştir.-Davalının istinafı yönünden yapılan incelemede; davalı, davacı tarafından satış istenmediği için alacağın artmasına sebebiyet verdiğini, kendisinin malları haczetmediğini taşınmazı  haczederek alacağına mahsuben aldığını ve Müvekkili Bankanın yediemin deposuna taşınan menkuller için alacağına karşılık açmış olduğu bir icra takibi de mevcut olmadığını, Taşınmazın tahliyesi aşamasında işgalci sıfatıyla bulunan yedimin deposundaki menkullerin muhatabı olan  ...(T.C.NO ...) davanın ihbar edilmesi gerektiğini  ileri sürmüş ise de yedi emine teslim edilen menkullerin hacizli menkuller olması gerekmeyeceğinden, Sözleşme serbesti hükümleri geçerli olduğundan mahkemece  %25 hakkaniyet indirimi  yapılmasına karar verilmesi dosya kapsamına uygundur.Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla  yapılan inceleme neticesinde  davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine, Davacı vekilinin istinaf başvurusunun istinaf olunan miktar kesin olması sebebi ile  HMK 346,352 maddesine göre usulden reddine  karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun Bakırköy1. AsliyeTicaret Mahkemesi'nin 22/03/2022 tarih ve 2021/719 E., 2022/317 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, -Davacı vekilinin istinaf başvurusunun istinaf olunan miktar kesin olması sebebiyle 6100 sayılı HMK 346, 352 maddesi gereğince USULDEN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 700,86 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 175,21 TL harcın mahsubu ile bakiye 525,65‬ TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-İstinaf talebinin esası incelenmediğinden davacı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine,4-Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,5-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 6-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,7-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 30/01/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3872af4f644d5a43","SID":"9c520b02ee6f5058"}}