{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>KAYSERİ<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>4. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/603 <br>KARAR NO: 2025/97<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ: Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>NUMARASI: 2023/423 Esas 2024/37 Karar<br>KARAR TARİHİ: 17/01/2024<br>DAVANIN KONUSU: Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 22/01/2025<br>KARAR YAZMATARİHİ: 23/01/2025<br>Taraflar arasında görülen dava sonucu ilk derece mahkemesince verilen hükme yönelik süresi içinde istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine gönderilen dosyanın yapılan incelemesi sonucunda,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TARAFLARIN  İDDİA  VE  SAVUNMALARININ  ÖZETİ :<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Davacı ile davalılardan ... firması arasında 01.12.2021 tarihinde akdedilerek TKDK (Tarım Ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu) onayı ile yürürlüğe giren sözleşme uyarınca davalı firmanın TKDK kapsamında teşvikli ahır yapımı işini üstlenmiş bulunmakta olduğunu, sözleşme bedeli olarak kararlaştırılan 1.560.000 TL'nin 1.076.390,00 TL'si davacının davalı tarafa ödenmiş olup; bakiye 483.610,00 TL'nin ise sözleşme konusu ahırın davacıya ''anahtar teslimini'' müteakip 3 gün içinde ödeneceği kararlaştırılmış olduğunu, şimdiye kadar davalı tarafa verilen 1.076.390,00 TL'nin ödendiği konusunda taraflar arasında hesap mutabakatı olduğunu, sözleşmenin tetkik edilmesi neticesinde görüleceği üzere, ahır yapım işinin teslim süresi 90 gün olarak kararlaştırılmışsa da davalı firma bu süre dahilinde inşaatı bitirmeyerek asli edimini ifada temerrüde düşmüş olduğunu, davacı tarafından keşide edilen Kayseri 7. Noterliği'nin ...Tarih ve ... Yevmiye numaralı ihtarnamesi ile, davalı firmadan yarım bırakılan inşaat işinin sözleşme şartlarınca tamamlanması talep edilmiş ve yapılan görüşmeler neticesinde taraflarca Ek Protokol düzenlenmiş olduğunu, davalılardan ... ise işbu sözleşmeyi, müşterek müteselsil borçlu kefil sıfatı ile imzalamış olup, dava konusu taleplerden şahsen sorumlu bulunmakta olduğunu, öte yandan davalı ... tarafından imzalanıp taraflarına verilmiş olan, söz konusu inşaatta kullanılacak demir ve çelik malzemelerin zamanında ve gereği gibi teslimini mümkün kılmak için 07.02.2022 tarihinde düzenlenmiş 400.000,00 TL'lik senet mevcut olduğunu, bu protokol uyarınca projede belirtilen 27.300 kg demir çelik malzemesinin inşaat alanına getirilerek davacıya teslim edilmesi ve inşaat işlerinin en geç 15.12.2022 tarihinde bitirilerek sözleşme konusu ahırın anahtar tesliminin yapılması ve davalı tarafça verilmiş senedin davalı tarafa geri verilmesi kararlaştırılmış olduğunu, ek protokol hükümleri uyarınca inşaatın 15.12.2022 tarihinde teslim edilmemesi halinde, bakiye borcun gecikilen her gün için 5.000,00 TL kesinti yapılarak hesap edilmek suretiyle ödeneceği ve sözleşmenin feshine sebep olan tarafın, protokol kapsamında doğacak zarar ziyanlar dışında diğer tarafa 200.000,00 TL cezai şart ödeyeceği kararlaştırılmış olduğunu, davalı firma ek protokol hükümlerine de uymayarak inşaatı 15.12.2022 tarihinde tamamlayamadığını, dosyaya ibraz edilen ihtarname ve cevapların incelenmesi neticesinde görüleceği üzere davalı firma ''davacının borcunu ifa etmediğini'' ileri sürerek '' fiyat artışlarından ve ekonomik zorluklardan'' dem vurmak suretiyle kendisine bir çıkış yolu bulmaya çalışmakta olduğunu ancak davalı tarafın bu savunmaları gerçek durumla örtüşmediği gibi, sözleşme hükümlerine aykırı olup aynı zamanda ticaret hukukumuzun en temel ilkelerinden olan basiretli tacir yaklaşımı ile de uyuşmadığını, yukarıda da değinildiği üzere davacının bugüne kadar sözleşme bedeli olan 1.560.000 TL'nin 1.076.390,00 TL'sini ödeyen davacının muaccel bir borcu bulunmadığını, sözleşme ve eki niteliğindeki protokol hükümleri uyarınca bakiye bedel olan 483.610,00 TL'nin gecikilen her gün için 5.000,00 TL kesinti yapılmak suretiyle iş tesliminden en geç 3 gün sonra ödeneceği açık olduğunu, öte yandan malzemelerdeki meydana gelen fiyat artışlarının tacir olan davalı firma tarafından öngörülmesi gerekmekte olduğunu, her sözleşme kendi içerisinde riskler barındıracağını, davalı firmanın bu riskleri öngörmesi gerekmekte olduğunu, kaldı ki yapılacak iş 90 günde bitirilebilecek nitelikte olan bir iş olduğunu, bu süre zarfında fiyatlarda iddia edildiği gibi bir artış da olmadığını, bunun yanında, davalı firmanın yapacağı sözleşmelerin yerine getirilip getirilmeyeceğini hesaba katıp, “basiretli bir iş adamı” gibi davranıp borcun yerine getirilmesini engelleyebilecek hareketleri önceden nazara alması gerekmekte olduğunu, Yargıtay 13. HD. 16.4.1996 T., 1996/3653 E., 1996/3920 K. sayılı ilamının dikkate alınması gerektiğini, söz konusu inşaatla ilgili bir başka sıkıntı da; ...’ nin (İnşaat Mühendisi Gayr. Değ. Uzm. ...) 27.02.2023 tarihli düzenlemiş olduğu bilirkişi raporundan anlaşılacağı üzere, inşaatın büyük bir kısmının yapılmamış olması ve proje inşaatından alınan numuneler ile uygulanılması gereken profil miktarlarının ve kullanılan malzemelerin birbirleri ile örtüşmemesi olduğunu, temel seviyesinde olan inşaatta kullanılan malzemeler, kararlaştırılan proje ile uyumsuz olduğunu, proje ile fiili durum arasındaki farklılıkların dava dilekçesinde belirtildiği gibi olduğunu, açıklandığı üzere, 3 ay içerisinde teslim edilmesi gereken ahırın sözleşmenin imza edilmesinin üzerinden yaklaşık 16 ay gibi bir süre geçmiş olmasına karşın teslim edilmediği ve yapılan eksik imalatın da sözleşme hükümlerine, inşaat güvenliğine ve deprem yönetmeliğine aykırı şekilde yürütüldüğü objektif olarak ortada olduğunu, söz konusu inşaat TKDK proje kapsamında olduğunu, Projenin teşvik kapsamında olması nedeniyle, gecikmeden dolayı teşvik düzenleyen kurum nezdinde davacının zararlara uğramakta, uğranılan zararların miktarları da her geçen gün artmakta olduğunu, davalı tarafla yapılan iyiniyetli görüşmelerden ve dava şartı arabuluculuk sürecinden de netice elde edilmediğini, tüm ifa yükümlülüklerini yerine getirerek işin bitirilmesi adına iyiniyetli girişimlerde ve maddi - manevi fedakarlıklarda bulunan davacı için artık sözleşmeyle bağlı kalmak objektif olarak çekilmez bir hal almış olup; davacının bu süreçte uğramış olduğu zararları tazmin etmek ve kararlaştırılan cezai şartı tahsil etmek maksadıyla iş bu davayı açmak gereği hasıl olmuş olduğunu, açılan dava neticesinde davalıların - özellikle şahsen sorumlu olan ...'nın- haczi kabil mallarını elden çıkarma riski mevcut olup, bu halde davacı için telafisi mümkün olmayan zararların doğacağı açık olduğunu, hal böyle iken tensip tutanağı ile birlikte davalıların haczi kabil mallarının teminatsız olarak ihtiyaten haczine karar verilmesini talep etmekte olduklarını belirterek, teşviki düzenleyen kurum nezdinde uğranılan zararlar da dahil olmak üzere fazlaya ilişkin her nevi talep, takip, dava ve faiz isteme hakları saklı kalmak kaydıyla; tensip tutanağı ile birlikte davalıların haczi kabil mallarının ve üçüncü şahıslar nezdinde bulunan hak ve alacaklarının teminatsız olarak ihtiyaten haczine, davanın kabulü ile davacının uğramış olduğu ve bilirkişi raporu ile tespit edilecek menfi ve müspet zararlara karşılık şimdilik 1.000,00 TL tazminat ile ek protokol uyarınca kararlaştırılan 200.000,00 TL cezai şartın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari faiz ile birlikte müştereken ve müteselsilen davalılardan tahsiline karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür.<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde;Davacılar dava dilekçesinde davalı olarak ... ve ...Ltd. Şti. Firmasını göstermiş olduğunu, ..., ... Ltd. Şti. Firmasının ortağı ve şirket yetkilisi olduğunu, taraflar arasında TKDK kapsamında teşvikli ahır yapım işi sözleşmesi davacı ... ve davalı ...Ltd. Şti. Arasında akdedilmiş olduğunu, davalı ...'nın akdedilen bu sözleşmede taraf sıfatı olmadığını, daha sonra akdedilen ve taraflar arasında yürürlüğe girmeyen Yapım işleri Tedarik Sözleşmesi Ek Protokol başlıklı belge de davalı ...'nın müşterek ve müteselsil kefil olduğuna dair şahsi imzası bulunmadığını, davalı ...'nın ek protokoldeki tüm imzaları şirket kaşesi üzerine atılmış olduğunu, imzaların şahsını bağlayıcılığı olmadığını, ortada bir kefillik durumu söz konusu olmadığını, kabul etmemekle birlikte Borçlar Kanunu 583. Maddesinde kefalet sözleşmesi şekli şartlarının da hiçbirisinin yerine getirilmediğini, tüm bu hususlardan dolayı davalı ... yönünden davanın dava da öncelikle taraf yokluğundan usulden aksi halde kefil olmadığından dolayı esastan reddine karar verilmesini talep ettiklerini, davacıların dava dilekçesindeki tüm iddiaları zamanaşımına uğramış olup zamanaşımı ve hak düşürücü süre itirazında bulunmakta olduklarını, taraflar arasında 01/12/2021 tarihli sözleşme ile tkdk (tarımsal ve kırsal kalkınmayı destekleme kurumu) onayı ile başlatılan teşvikli ahır yapımı sözleşmesinde başlayan eser sözleşmesinde davacı iş sahibinin sözleşmede yazılı peşin ödemeleri ve geri kalan ödemeleri süresinde yapmaması nedeniyle süreçte davalıdan kaynaklanan aksamalar meydana gelmiş olduğunu, taraflar arasındaki 01.12.2021 tarihli yapım işleri tedarik sözleşmesi davacı iş sahibinin ödemelerini ifa etmemesi nedeniyle 26.08.2022 tarihinde davalı şirket tarafından feshedilmiş olduğunu, kayseri 13.noterliği'nin ... tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile sözleşmenin feshedildiği davacı iş sahibine ihtar edilmiş olduğunu, ihtarname içeriğinde peşin 300.000 tl ödemenin 08.02.2022 tarihine kadar yapılmaması, inşaat devam ederken yapılacak 200.000 tl ve 1.060.000 tl ödemelerin gününde yapılmaması gösterilmiş olduğunu, taraflar arasında akdedilen 01.12.2021 tarihli sözleşme davalı şirket tarafından feshedilmiş olmakla taraflar arasında sonradan akdedilen yapım işleri tedarik sözleşmesi ek protokol geçersiz bir sözleşme olduğunu, davacı iş sahibi kayseri 7. noterliğinin ... tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile kendisi de sözleşmeyi feshetmiş olduğunu, bu nedenle davacı iş sahibinin tazminat davası hukuki mesnetten yoksun olduğunu, davacı iş sahibi ile davalı şirket arasında imzalanan ilk sözleşmede tkdk tarafından onaylı proje olduğunu, sözleşme ekinde proje sunulmuş olduğunu ama davacı iş sahibi proje üzerinde tadilat yapıldığını bildirdiği için iş devam ettirilememiş, iş davacının proje tadilatını beklediği için durmuş olduğunu, işin durduğu süreye kadar davalı şirket davacı iş sahibinin inşaat alanında kendisine yapılan ödeme kadar veya daha üzerinde bir tutarda iş yaparak teslim etmiş olduğunu, inşaat %90 seviyesinde tamamlanmış olduğunu,  tkdk'dan gelecek kayıtlar ile bu durum sabit olduğunu, davacı iş sahibi tarafından 20.10.2022 tarihinde tadilat işlemleri tamamlanarak projeye yeni ruhsat alınmış olduğunu, bundan sonra taraflar arasında ek protokol imzalanmış, davalı şirket ilk sözleşmeyi feshetmesine rağmen iyiniyetli olarak işi bitirmek adına ek protokol imzalamaya razı olmuş olduğunu ancak davacı iş sahibi işi bitirmek maksadından ziyade sırf tazminat davası açabilmek, kalan tutarı ödememek ve cezai şart alabilmek adına iş bu davayı ikame etmiş olduğunu, davacı iş sahibi tamamen kötü niyetli olarak hareket etmekte olduğunu, yapım işleri tedair sözleşmesi ek protokol taraflar arasında imzalanmasına rağmen davalı şirkete tadilat projesindeki keşif özeti ve projeleri teslim etmemiş olduklarını, davacı iş sahibi inşaat alanını da çalışmaya hazır vaziyete getirmemiş, iş yeri teslim tutanağı düzenlememiş olduğunu, ilk sözleşmeye göre yapılan işlerde davacı iş sahibi belediyeden jeneratör temin ederek inşaat alanında elektrik kullanılmasını sağlarken ek protokolden sonra elektrik temin etmemiş olduğunu, inşaat çalışma alanında elektrik, su ve yol bulunmadığını, mevsim itibariyle arazinin çamurlu olması, inşaat araçlarının girememesi, nakliyenin sağlanamaması gibi bir çok zorlu durum karşısında davacı iş sahibi kolaylık sağlamayarak, inşaat alanını çalışmaya hazır vaziyete getirmeyerek davalı şirketi çalışamaz duruma sokmuş olduğunu, davalı şirket keşif özetleri, projelerin kendisine teslim edilmemesi ve inşaat alanının çalışmaya hazır vaziyete getirilmemesi, elektrik su gibi temel çalışma olanaklarının sağlanamaması nedeniyle işe başlayamadığını, davacı iş sahibi böylelikle kötü niyetli olarak hareket ederek ek protokol imzalandıktan sonra keşif özeti ve projeleri vermeyerek, inşaat alanını çalışmaya hazır hale getirmeyerek tazminat davası açmak adına davalı şirket aleyhine haksız ve hukuka aykırı yöntemlere başvurmuş olduğunu, davacı iş sahibinin 27/02/2023 tarihli düzenlenen bilirkişi raporu ve içeriğini kabul etmediklerini, herşeyden evvel yokluklarında yapılan keşfe ve alınan bilirkişi raporuna itiraz ettiklerini, bilirkişi raporunda tonaj hesaplamaları projeye ve fiziki duruma aykırı olduğunu, hesaplamalarda 2022 bayındırlık birim fiyatları baz alınması gerektiğini,  piyasada lmw 89x2 ebatlarında boru olmamasına rağmen kataloglar üzerinden rapor verildiği aşikar olduğunu, bu nedenle yapılan işe, gerçek duruma ve ticari teamüllere aykırı hazırlanan bilirkişi raporu hükme esas alınamayacağını, taraflar arasındaki sözleşmenin kuruluş tarihi 01.12.2021 tarihi olduğunu, dava dilekçesinin 6. maddesinde \"3 ay içerisinde teslim edilmesi gereken ahırın 16 gibi süre geçmesine rağmen teslim edilemediği\" şeklinde iddia gerçek duruma aykırı olduğunu, herşeyden evvel davacı iş sahibinin sözleşmede yazılı ödeme planına sadık kalmadığı sabit olduğunu, sonrasında 20.10.2022 tarihinde tadilat projesi ile projeyi değiştirdiği sabit olduğunu, davacı iş sahibi bunlara rağmen yapılan işleri görmeyerek ödeme konusuna odaklansa da gününde yapılmayan ödemeler nedeniyle malzeme fiyatlarındaki fahiş artışlardan davalı şirket olumsuz yönde etkilenmekte olduğunu, bu hususta uyarlamaya da davacı iş sahibi yanaşmamakta olduğunu, tüm bu hususlar dikkate alındığında davacı iş sahibinin kendi tutum ve davranışlarından dolayı işin süresinde yapılamadığı açıkça ortada olduğunu, yine davalı şirket tarafından ek protokol ile işin bitirilmesi yönünde kararlılık gösterilmesine rağmen davacı iş sahibinin bu aşamaya kadar taraf sıfatı olmayan davalı ...'yı müşterek kefil yapmaya çalıştığı, keşif özeti ve projeleri teslim etmediği, inşaat sahasını çalışmaya hazır vaziyete getirmediği, elektrik su yol olanakları sunmadığı ortada olduğunu, davacı iş sahibinin gerçek amacı ek protokol ile tadilat projesini davalı şirkete onaylatmak ve sonrasında da zorluk çıkartarak kötü niyetli olarak tazminat hakkı elde etmek olduğunu, Kanun davacının kötü niyetini korumayacağını, davacı iş sahibi tamamen kusurlu ve hatalı ve kötü niyetli olup tazminat iddiaları haksız ve yersiz olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla; cevap dilekçesinin kabulü ile davanın reddine karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ :<br>Mahkemece;davacının Çekerek Mal Müdürlüğü’nün yazı cevabına göre sözleşme ilişkisi tarihi itibari ile işletme hesabına göre defter tutuyor olması nedeni ile VUK Madde 177/4 kapsamında tacir sayılmasını gerektirir miktarlarda hasılatı olmadığından ortada nispi bir ticari dava olmadığı gibi, davanın esasının eser ilişkisinden kaynaklanıyor olmasından kaynaklı mutlak bir ticari davada bulunmadığı anlaşılmakla dava konusu talep yönünden Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilerek, dosyanın Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğundan ilgili mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEP VE GEREKÇESİ :<br>Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; tarafların her ikisinin de ticari işletme sahibi tacir olduklarını, davacı TKDK onaylı ticari işletmesi için teşvikli ahır yaptırdığını, davalı müvekkili şirket olarak eseri yapmayı üstlendiğini, taraflar arasında ticari işletmeleri alakalı ticari bir iş olduğunu, yine taraflar arasında yapılan sözleşmelerde  teminat senedi, cari hesap ilişkisi, kambiyo senedi vasıflı senetlerle ödemeler olduğunu, tüm bu hukuk ilişkiler çerçevesinde davanın ticari iş olarak kabulü zorunlu olduğunu, bu kapsamda görevsizlik kararı yasa ve usule aykırı olduğunu, diğer bir husus davalı ... davanın tarafı olmamasına rağmen onun yönünden husumet itirazları değerlendirilmeden  hüküm tesis edildiğini, sözleşmenin tarafları davacı ile davalı şirket olduğunu, davalı ...'nın davada taraf sıfatı olmadığını, tüm bu nedenlerden dolayı mahkemece verilen kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br>DELİLLER :<br>İddia, savunma,  bilirkişi raporu ve  dosyada mevcut diğer bilgi ve belgeler.<br>İSTİNAF NEDENLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : <br>HMK'nun 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebepler ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesinde;<br>Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.<br>Mahkemece yazılı gerekçe ile görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu belirtilerek dava dilekçesinin görev dava şartı nedeniyle reddine karar verilmekle, kararın davalılar vekilince istinaf edildiği görülmüştür.<br>Davacı ile davalılardan ... firması arasında TKDK (Tarım Ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu) onayı ile yürürlüğe giren 01.12.2021 tarihli TKDK kapsamında teşvikli ahır yapımı işine ilişkin sözleşme olduğu, davacının iş sahibi davalı şirketin ise yüklenici olduğu noktasında uyuşmazlık bulunmamaktadır.<br>Uyuşmazlık davacının tacir olup olmadığı, görevli mahkemenin Ticaret Mahkemesi olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.<br>Dava eser sözleşmesinden kaynaklandığından, 6102 sayılı TTK’nın 4. maddesinde tahdidi olarak sayılan mutlak ticari davalardan değildir. Dolayısıyla, bu türden uyuşmazlığın ticari dava sayılabilmesi ve ticaret mahkemesinde görülebilmesi için tarafların her ikisinin de tacir ve dava konusunun tarafların ticari işletmeleriyle ilgili olması gerekir. Davalı taraf tüzel kişi tacir ise de, davacının tacir olup olmadığının tespit edilmesi gerekmekte olup; dosya kapsamından davacının   tacir sıfatına haiz olmadığı anlaşılmaktadır.<br>Açıklanan nedenlerle davacının tacir sıfatı bulunmadığından uyuşmazlığın Asliye Hukuk Mahkemesince görülerek sonuçlandırılması gerektiğine dair mahkeme kararında isabetsizlik bulunmamaktadır.<br>İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılan yargılamaya, toplanan delillere, dosya içeriğine, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye göre delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından davalılar vekilinin yerinde olmayan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı Hmk'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. <br>H Ü K Ü M:Yukarıda açıklanan nedenlerle,<br>1-Davalılar vekilinin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,<br>2-Davalının istinafı nedeniyle alınması gerekli 615,40-TL harçtan peşin yatan 427,60-TL'nin mahsubu ile bakiye 187,8‬0-TL harcın davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, <br>3-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, <br>4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>5-Kullanılmayan gider avansı var ise; 6100 Sayılı HMK' nun 333. Maddesi ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliği'nin 59. Maddesi uyarınca karar kesinleştikten sonra başvuranlara iadesine,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1-a maddesi gereğince kesin mahiyete olmak üzere  oybirliği ile karar verildi.22/01/2025<br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4b7c5b9ee059218a","SID":"6a3cade52ad9d25c"}}