{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  23. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2025/199 - 2025/171<br>                                    T.C.      <br>                            A N K A R A                                 <br>B Ö L G E    A D L İ Y E    M A H K E M E S İ\t<br>              23. H U K U K    D A İ R E S İ     <br>\t            \t\t         (İ S T İ N A F    B A Ş V U R U S U N U N  <br>\t\t\t  E S A S T A N    R E D D İ)<br>ESAS NO\t: 2025/199 <br>KARAR NO\t: 2025/171<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN:<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ARA KARAR TARİHİ\t: 04/11/2024<br>ESAS-KARAR NUMARASI : 2024/247 E.<br>KONKORDATO<br>İSTEYENLER               \t:<br>VEKİLLERİ\t<br>ALACAKLI\t<br><br>Alacaklı vekili tarafından, yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK m.) 352. maddesi  uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra, dosya incelendi.<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ\t:<br>İSTEMİN ÖZETİ\t: <br>Alacaklı ... A.Ş. vekili; istemcilerin konkordato talebi üzerine mahkemece önce üç aylık geçici mühlet ve 04.07.2024 tarihli ara kararı ile de İİK'nın 289/3. maddesine göre bir yıl kesin mühlet verilmesine karar verilmişse de, yasa, usul ve içtihatlara aykırı olarak 18.04.2024 tarihli ara kararı ile teminat mektuplarının nakde çevrilmesinin önlenmesi yönünde ihtiyati tedbir konulmasına karar verildiğini, itirazları üzerine kararın kesin olduğundan bahisle karar verilmesine yer olmadığına karar verildiğini, teminat mektuplarının genellikle banka müsterisi bulunan lehtarın talebiyle, banka ile muhatap arasında akdedilen bir sözleşme olduğunu, bankanın lehtarın muhataba karşı yükümlü olduğu edimi ifa etmemesi veya mektup metninde yer alan başkaca bir riskin gerçekleşmesi durumunda belirli bir meblağ ile sınırlı olarak muhataba ödeme yapmayı taahhüt ettiğini, İİK'nın 287. maddesindeki, \"Mahkemenin borçlunun malvarlığının muhafazası için gerekli gördüğü bütün tedbirleri alacağı\" yönündeki düzenlemenin Yasadan kaynaklanan ve Mahkeme tarafından re'sen alınması gereken tedbirleri ifade ettiğini, doğrudan doğruya 3. kişilerin haklarının ve yükümlülüklerinin etkilendiği durumlarda, onları HMK'nın 389 ve devamı maddelerinde yer alan korumalardan ve tedbir kararına karşı itiraz ve kanun yoluna başvurma hakkından mahrum bırakmamanın hukukun evrensel kurallarının bir sonucu olduğunu, kaldı ki teminat mektuplarının paraya çevrilmesinin borçlunun mal varlığı bütünlüğüne bir etkisi olmadığını, dolayısıyla bu yönde bir tedbir kararına da gerek olmadığını, 3. kişilerin maddi hukuktan doğan haklarına müdahale edecek şekilde ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceğini, ilgili düzenlemede muhafaza tedbirleri ile Mahkemenin durum ve şartlara göre takdir edeceği ihtiyati tedbir kararlarının karıştırıldığını, Anayasa'nın 36. maddesindeki iddia ve savunma hakkının Medeni Usul Hukukundaki görünümü olan \"Hukuki Dinlenilme Hakkı\"nın temel bir hak olduğunu, İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde düzenlenmiş olan \"Adil Yargılanma Hakkı\"nın da Anayasa tarafından korunduğunu, yine \"Eşitlik\" ilkesinin tarafların davada eşit tutulması yanında esasta eşitliği de gerektirdiğini belirterek, ihtiyati tedbir kararının müvekkili uhdesinde bulunan teminat mektupları açısından kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir. <br>YARGILAMANIN SEYRİ VE SONUCU      \t: <br>İlk derece Mahkemesinin 18.04.2024 tarihli Ara Kararıyla; \"Yukarıda da izah edildiği gibi; Bankalar teminat mektuplarını lehdara ödedikleri takdirde, ödedikleri miktarda alacaklı konuma gelip, alacağın konkordato geçici mühlet kararından sonra olması nedeniyle konkordatoya tabi olmadan alacaklarını talep hususunda icra takibi yapabilecekleri ve mevcut diğer yasal yollara başvurabilecekleri düşünüldüğünde; borçlunun malvarlığında azalma meydana geleceği ve alacaklılar arasında eşitsizlik yaratacağı kuşkusuzdur. Böylece aslında konkordato hükümlerine tabi olması gereken bir alacak, konkordato hükümleri dışına çıkarak tahsil imkanına kavuşmaktadır. Bu durum ise; konkordato hükümlerini içeren yasal mevzuata ve konkordatonun amacına aykırılık teşkil edecektir.\" gerekçesiyle, istemciler vekilinin teminat mektuplarının paraya çevrilmesinin tedbiren önlenmesi talebinin kısmen kabulü ile karar ekinde belirtilen ve aralarında istinaf yoluna başvuran alacaklıya verilenlerin de bulunduğu teminat mektuplarının paraya çevrilmesinin tedbiren önlenmesi yönünden ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmiştir. <br>Alacaklı ... A.Ş. vekilince istinaf yoluna başvurulması üzerine İlk derece Mahkemesinin 04.11.2024 tarihli Ara Kararıyla; \"Mahkememizce verilen 18/04/2024 tarihli karara karşı ... A.Ş. vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş ve istinaf kaydının 2024/298 sırasına kaydı yapılmıştır. <br>İİK'nun 7101 Sayılı Yasa ile değişik \"Geçici mühlet\" başlıklı 287. maddesinin birinci ve altıncı fıkraları, \" Konkordato talebi üzerine mahkeme, 286. maddede belirtilen belgelerin eksiksiz olarak mevcut olduğunu tespit ettiğinde derhâl geçici mühlet kararı verir ve 297. maddenin ikinci fıkrasındaki hâller de dahil olmak üzere, borçlunun malvarlığının muhafazası için gerekli gördüğü bütün tedbirleri alır.<br>...Geçici mühlet talebinin kabulü, geçici komiser görevlendirilmesi, geçici mühletin uzatılması ve tedbirlere ilişkin kararlara karşı kanun yoluna başvurulamaz.\" hükmünü içermektedir.  <br>İstinafa konu edilen işbu kararın da tedbirlere ilişkin olduğu tartışmasızdır. <br>İstinaf dilekçesinin reddi başlıklı HMK'nın 346'ncı maddesi \"istinaf dilekçesi, kanuni süre geçtikten sonra verilir veya kesin olan bir karara ilişkin olursa, kararı veren mahkeme istinaf dilekçesinin reddine karar verir ve 344 üncü maddeye göre yatırılan giderden karşılanmak suretiyle ret kararını kendiliğinden ilgiliye tebliğ eder\" düzenlemesini içermektedir.\" gerekçesiyle, alacaklı vekilinin istinaf dilekçesinin HMK'nın 346. maddesi uyarınca reddine karar verilmiştir. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ\t:<br>Alacaklı vekili istinaf dilekçesinde; itiraz dilekçesindeki iddia ve açıklamalarını tekrar ederek, 30.10.2024 tarihli komiserler kurulu raporunda borçluların borca batık durumda olmadıklarının tespit edildiğini, böylece borçluların mal varlığının muhafazası için tedbirlere gerek olmadığının ortaya çıktığını, HMK'nın 396. maddesi kapsamında durum ve koşulların değiştiğini, istemcilerin iyi niyetten yoksun şekilde alacaklıları mağdur etmek ve alacaklarına kavuşmalarını engellemek için konkordato talebinde bulunduklarını, teminat mektupları sürli olup, süresi geçtikten sonra teminat mektuplarının hiç bir hukuki önemi ve değerinin kalmayacağını, davacı şirket müvekkiline karşı Sözleşme ile üstlenmiş olduğu edimlerini tam ve zamanında ikmal ve ifa edemediğinden teminat mektuplarının nakde tahvili zaruretinin doğduğunu, teminat mektuplarının konkordato kararı verilmişse dahi nakde çevrilebileceğini, bu yönde Yargıtay ve BAM kararları bulunduğunu, geçici mühleti düzenleyen İİK'nın 287. maddesi hükmünde yer alan, \"Mahkemenin borçlunun malvarlığının muhafazası için gerekli gördüğü bütün tedbirleri alacağı\" yönündeki düzenlemenin Yasadan kaynaklanan ve Mahkeme tarafından re'sen alınması gereken tedbirleri ifade ettiğini, bu tedbirler dışında Mahkemece HMK'nın 389 ve devamı maddelerinde öngörülen prosedür izlenerek ihtiyati tedbir kararı verebileceğini, üçüncü kişilerin haklarının ve yükümlülüklerinin etkilendiği durumlarda onların, HMK'nın 389 ve devamı maddelerinde yer alan korumalardan, itiraz ve kanun yoluna başvurma hakkından mahrum bırakılamayacağını, kaldı ki teminat mektuplarının paraya çevrilmesinin borçlunun mal varlığı bütünlüğüne bir etkisi olmadığını, mühlet içinde maddi hukuka ilişkin ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceğini, somut olayda üçüncü kişilerin başta mülkiyet hakkı olmak üzere maddi hukuktan kaynaklanan haklarını savunmasız bırakacak şekilde ihtiyati tedbir kararı verildiğini, İlk derece Mahkemesince yasanın belirlediği muhafaza tedbirleri ile mahkemenin durum ve şartlara göre takdir edeceği ihtiyati tedbir kararları karıştırılarak kararı kesin olduğundan bahisle itirazlarının reddedildiğini belirterek, İlk derece Mahkemesinin 04.11.2024 tarihli Ara kararının kaldırılmasına ve taleplerinin kabulüyle, ihtiyati tedbir kararının müvekkili uhdesinde bulunan teminat mektupları açısından kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ,<br>HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE\t:<br>İlk derece Mahkemesince; konkordato isteyenlerin talebiyle teminat mektuplarının nakde çevrilmesinin ihtiyati tedbir yoluyla önlenmesine karar verilmiş olup, bu karara itirazın reddine dair 04.11.2024 tarihli Ara Kararı istinaf başvurusuna konu edilmiştir. <br>HMK'nun, \"İstinaf yoluna başvurulabilen kararlar\" başlıklı 341/(1). maddesi, \"İlk Derece Mahkemelerinde verilen nihai kararlar ile ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz taleplerinin reddi ve bu taleplerin kabulü halinde itiraz üzerine verilecek kararlara karşı istinaf yoluna başvurulabilir.\" hükmünü,<br>İİK'nun 7101 Sayılı Yasa ile değişik \"Geçici mühlet\" başlıklı 287. maddesinin birinci ve altıncı fıkraları, \" Konkordato talebi üzerine mahkeme, 286. maddede belirtilen belgelerin eksiksiz olarak mevcut olduğunu tespit ettiğinde derhâl geçici mühlet kararı verir ve 297. maddenin ikinci fıkrasındaki hâller de dahil olmak üzere, borçlunun malvarlığının muhafazası için gerekli gördüğü bütün tedbirleri alır.<br>...Geçici mühlet talebinin kabulü, geçici komiser görevlendirilmesi, geçici mühletin uzatılması ve tedbirlere ilişkin kararlara karşı kanun yoluna başvurulamaz.\" hükmünü içermektedir.  <br>Pozitif hukukta aynı konuyu düzenleyen birden fazla yasal düzenlemenin bulunması durumunda, hangi düzenlemenin uygulanacağı konusunda özel yasa-genel yasa ölçütü esas alındığında özel yasa hükmünün; önceki yasa-sonraki yasa ölçütü bakımından değerlendirme yapıldığında ise sonraki yasa hükmünün uygulanması gerektiği genel hukuk ilkelerindendir.<br>Buna göre, 6100 sayılı HMK'nun 12.01.2011 tarihinde kabul edildiği ve 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe girdiği; 2004 sayılı İİK'nin 287. maddesinin uygulanması gereken hükmünü değiştiren 7101 sayılı Yasanın ise 28.02.2018 tarihinde kabul edilerek 15.03.2018 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdiği, buna göre 2004 sayılı İİK'nin 287. maddesinin altıncı fıkrasının sonraki bir düzenleme olduğu açıktır. Ayrıca 6100 sayılı HMK, hukuk davalarındaki yargılama usulünü düzenlemesi bakımından genel bir kanun iken, 7101 sayılı Yasa ile değişik 2004 sayılı İİK'nin 287. maddesinin altıncı fıkrası usule ilişkin özel bir düzenlemedir.<br>Bu durumda, HMK'nin 341. maddesinin (1) numaralı fıkrasının lafzı ile bağlı kalınıp buna göre yorum yapılarak, sonraki değişikliği yok saymak suretiyle adi konkordato talebi sırasında tedbire yönelik istemlerin reddine ilişkin kararlarda istinaf kanun yolunun açık olduğu sonucuna ulaşmak hukuken mümkün değildir.<br>Gerek özel yasa-genel yasa ilişkisi, gerekse önceki yasa-sonraki yasa ilişkisi ve gerekse kanun koyucunun amacı birlikte değerlendirilerek, konkordato istemlerinin süratle sonuçlandırılması gereği nazara alındığında, İlk Derece Mahkemesince verilen, konkordato istemi sırasındaki ihtiyati tedbirlere yönelik istemlerin reddine ilişkin kararlara karşı istinaf kanun yoluna başvurulması yasal olarak mümkün bulunmamaktadır.<br>Bu açıklamalara ve dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine  aykırılığın da tespit edilmemesine göre, İlk derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, HMK.'nın 353/(1)-b.1 ve 359/(3) maddeleri uyarınca, alacaklı ... A.Ş. vekilinin 04.11.2024 tarihli Ara Kararına yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM\t:<br>Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-HMK.'nın 353/(1)-b.1 ve 359/(3) maddeleri uyarınca, alacaklı ... A.Ş. vekilinin 04.11.2024 tarihli Ara Kararına yönelik  İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,<br>2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL. istinaf karar harcından peşin alınan 427,60 TL'nin mahsubuyla kalan 187,80 TL.'nin alacaklı ... A.Ş.'den alınarak Hazine'ye gelir kaydına, <br>3-Alacaklı ... A.Ş. tarafından yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde gideri içerisinden alınarak iadesine, <br>4-Alacaklı ... A.Ş. tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>5-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine,     <br>19.02.2025 tarihinde, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu KESİN olmak üzere,  oybirliği  ile karar verildi.<br>GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ           \t:  19/02/2025\t\t\t<br>    <br>Başkan <br> e-imza<br>Üye<br> e-imza<br>Üye<br> e-imza<br>Katip <br> e-imza<br>      <br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c187b75c9e1000fe","SID":"abc93d51da942f3f"}}