{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: ANTALYA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ:22/04/2021<br>DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZIM TARİHİ:07/02/2025<br><br><br>İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde  istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.<br>Üye hakimin görüşü değerlendirildi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili, davacı ile davalı arasında 25.04.2018 tarihinde müşteri taşıt tanıma sözleşmesi imzalandığını, davalının sözleşmeye uymaması neticesinde Antalya 14. İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyası üzerinden takibe geçildiğini, davalının yetkiye ve borca itirazı neticesinde işbu davanın açıldığını, taraflar arasında imzalanmış olan sözleşme neticesinde müşterinin aylık 2 m3 akaryakıt tüketeceğini taahhüt ettiğini, ancak davalı tarafından taahhüde uyulmadığını, bu nedenle sözleşmenin davacı tarafından haklı sebeple tek taraflı olarak fesih edildiğini, sözleşmenin 5.2.10. maddesi ile bayinin sözleşmeyi tek taraflı feshi halinde müşterinin sisteme dahil ettiği her bir araç için bayiye beşyüz Amerikan doları ve katma değer vergisini cezai şart olarak koşulsuz ödeyeceğini beyan ve taahhüt ettiğini, bu nedenle sisteme kayıtlı 7 araç için 3.500 Amerikan Doları + KDV olarak cezai şart talep edildiğini, davalı borçlunun yapmış olduğu itirazın haksız olduğunu ve bu nedenle itirazın iptali ile davalı aleyhine en az %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.<br>DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>Davalı vekili, davalının tacir değil esnaf olduğunu, bu sebeple mahkemenin görevsizlik kararı vermesi gerektiğini, arabuluculuk son tutanağının geçerli olmadığını, yapılan sözleşmenin davalı tarafından okunmadan imzalandığını, bu nedenle sözleşmenin davalı menfaatine aykırı olan genel işlem koşullarının geçersiz olduğunu, talep edilen cezai şartın şartlarının gerçekleşmediği, talep edilmesi gereken bedelin sözleşme gereği satımdan dolayı yapılan iskontonun olması gerektiğini, bu nedenlerde davanın reddi ile davacı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; \" dava taraflar arasında 25.04.2018 tarihinde akdedilen sözleşme uyarınca davacının davalıdan cezai şart alacağının bulunup bulunmadığına ilişkindir. Öncelikle usuli itirazlar ele alınmış, davalının ticaret siciline kayıtlı şirket temsilcisi olduğunun anlaşılmasına göre aksi yöndeki savunmaya itibar edilmeyerek TTK 12 uyarınca davalının da tacir olduğu kabulü ile uyuşmazlığın mahkememiz görev alanına girdiği kabul edilmiştir. Arabuluculuk tutanağının usulsüz olduğuna ilişkin itiraz ele alındığında öncelikle cevap dilekçesinin süresinde olup olmadığı değerlendirilmiş olup, davalı yan itirazın iptali davasında dava dilekçesinin icra dosyasındaki vekile tebliğ edilmesi gerektiğinden bahisle usulsüz olduğunu öne sürmüş ise de yerleşik içtihatlar ışığında takibe vekil ile itiraz edilmiş olsa dahi açılan davanın asile tebliği gerektiğinden tebligat usulüne uygun şekilde yapılmış olup, davalı yan süresi içinde cevap vermediği kabul edilmiştir. Arabuluculuk tutanağının usulsüz olduğu iddiası yönünden yapılan değerlendirmede her ne kadar davacı savunmasının aksine başvuru formunda hatalı adres bildirildiği ve bildirilen telefonun da davalıya ait olmadığı, davacı tarafından bildirilen adresin sözleşmedeki adres de olmadığı anlaşılmış ise de bu savunmanın, iddianın ve savunmanın genişletilmesi yasağı kapsamında olduğu kabul edilmiştir. Arabuluculuk dava şartı olup davanın  her aşamasında bu şart yerine getirilmeden dava açıldığı hususu  ileri sürülebilir ve resen de denetlenmesi gerekir ise de yapılan arabuluculuk başvurusunun geçersizliği adresin doğru adres olmadığı hususu cevap dilekçesi ile sürülmelidir. Davalı yan dava dilekçesi tebliği ile arabuluculuk başvurusundan haberdar olmuş ancak cevap dilekçesi sunmamış ve  buna ilişkin savunma ileri sürmemiştir.  Bu hususun sonradan ileri sürülmesi ve ön inceleme duruşmasındaki sulhe teşvik sırasında davalının sulh olmak istemeyeceğini beyan etmesi karşısında hakkın kötüye kullanılması mahiyeti de taşır. Bu düşüncelerle bu savunmaya da itibar edilmemiştir. Esas yönünden yapılan değerlendirmede; icra dairesinin yetkisi yönünden yapılan değerlendirmede taraflar arasında sözleşme ilişkinin bulunması ve sözleşmede Antalya icra daireslerinin yetkili kılınması nedeniyle yetki itirazı yerinde görülmemiştir. Yine genel işlem koşullarının bilgilendirme eksiği nedeniyle geçersiz olduğuna dair savunmalar dvalının basiretli tacir olduğu nazara alınarak yerinde görülmemiştir. Sözleşme ve fesih ihbarı incelenmekle davalının sözleşmenin 5.2.2 ve 5.2.11 maddesinde düzenlenen taahhüdünü yerine getirmediği sunulan dökümlere göre taahhüt ettiği miktarda akaryakıt almadığı ve tek taraflı çıkmak istediğine dair dilekçe gönderdiği bu nedenle davacının 5.2.10 uyarınca tek taraflı fesih yetkisini kullandığı, cezai şart alacağı doğduğu kabul edilmiş, haklı fesih koşulları oluştuğu kabulü ile bilirkişi raporundaki hesaplama doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmiş, İİK 67 koşulları oluşmakla, takip tarihindeki kur üzerinden ( ödeme emrinde belirtilen kur) değerinin yüzde 20 si tutarında icra inkar tazminatına hükmedilerek davanın kabulüne\" şeklinde karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Karara karşı,  davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. <br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin adresinin ... İzmir olduğunu, takibin de ... İzmir adresinde başlatıldığını, ancak arabuluculuğa müracaat edilirken adresin kasıtlı olarak Bolu ili gösterildiğini, itiraz dilekçesinde de adresin İzmir olarak bildirildiği, telefon olarak arabuluculuk tutanağında bildirilen numaranın ... Sürücü kursuna ait olduğunu, arabuluculuğun yok hükmünde olduğunu ve müvekkilinin her ne kadar İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğündeki yazı gereğince tacir olduğu kabul edilmiş ise de esnaf tacir ayrımının Bakanlar Kurulu kararı ile Vergi Usul Kanunu 177. maddede belirtilen usule göre yapılması gerektiğini, buna göre müvekkilinin tacir olmadığını, esnaf olduğunu, sözleşmedeki cezai şartın ağır olduğunu ve müvekkilinin durumu ile alacaklının zararı arasında açık orantısızlık bulunduğunu, iş bu araç tanıma sözleşmesi ile ne kadar iskontolu yakıt aldığının dahi tespit edilmediğini, yapılan sözleşmenin geçersiz olduğunu, yine cezai şart olarak sözleşme gereği satıştan dolayı yapılan iskontonun istenmesi gerektiğini yıllık alışveriş yapılmış gibi gerçekleşmeyen indirimin istenmesinin mümkün olmadığını beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: <br>Dava, cezai şart alacağının tahsili amacı ile başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Taraflar arasında sözleşmenin haklı feshedilip edilmediği, cezai şart tutarının gerçeği yansıtıp yansıtmadığı, arabuluculuk sürecinin usulüne uygun olup olmadığı ihtilaflıdır. <br>Arabuluculuk  TTK'nın 5/A maddesi uyarınca dava şartı olup, arabuluculuğa başvuru yapılıp yapılmadığı, arabuluculuk sürecinin usulüne uygun sonuçlandırılıp sonuçladırılmadığı mahkemece resen dikkate alınmalıdır.<br>6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu' nun 18/A maddesi \" İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine aşağıdaki hükümler uygulanır.<br>Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir.\" şeklinde düzenlenmiştir.<br>Arabuluculuk Kanunun 8/1.maddesi ve arabuluculuk yönetmeliğinin 10/1.maddesi; \"Arabulucu, tarafların her biri ile ayrı ayrı veya birlikte görüşebilir ve iletişim kurabilir.\" şeklinde düzenlenmiştir.<br>Hukuk uyuşmazlıklarında dava şartı olarak yürürlüğe sokulan arabuluculuk göstermelik bir işlem niteliğinde olmayıp uyuşmazlık taraflarına her türlü iletişim yolu ile ulaşıldıktan sonra tarafların anlaşamaması üzerine açılan davada bu anlaşamamaya ilişkin son oturum tutanağı, tarafların iradelerinin yansıtıldığı belge niteliğindedir. Arabuluculuk aşamasında davalı adresine  usulüne uygun olarak tebligat yapılmaması arabuluculuk dava şartının yerine getirildiği anlamı taşımaz, aksi düşüncenin kabulü arabuluculuğu taraflara ulaşmadan olumsuz neticelendirilen göstermelik bir işleme dönüştürür. Arabuluculuğa başvuran tarafın arabuluculuk sürecini de kontrol etmesi, davalı tarafa ulaşılamama durumunda mernis adresine usulüne uygun olarak tebligat çıkartılmasını yada diğer iletişim yolları ile ulaşılmasını sağlamak için gerekli özen ve çabayı göstermesi gereklidir. Aksi halde arabuluculuk başvurusunun tamamlandığından bahsedilemeyecektir.<br>Somut olayda, davacı vekilinin arabuluculuğa başvurduğu, sürecin 26/02/2019 tarihinde başladığı, son oturumun 11/03/2019 tarihinde gerçekleştirildiği görülmekle, davalı sözleşmede belirtilen adresin ve icra takibinde bildirilen adresinin .../İzmir adresi olduğunu, icra takibine itiraz dilekçesinde de bu adresin kendileri tarafından bildirilmesine rağmen, davacı tarafın  kötüniyetli olarak arabuluculuğa başvururken davalı adresini .../Bolu olarak gösterdiğini, arabuluculuk tutanağındaki telefon numarasının ise ... sürücü kursuna ait olduğunu, iddia etmesine rağmen mahkemece bu hususta bir araştırma yapılmadan eksik inceleme ile karar verilmesi hatalı olmuştur.<br>25/04/2018 tarihli sözleşmenin 5.2.11. Maddesi\" müşteri aylık 2m3 akaryakıt  tüketeceğini  tahaahüt etmektedir\" şeklindedir.<br>Sözleşmenin 5.2.2. Maddesi \" müşteri mülkiyeti altındaki veya her hangi bir sebeple uhdesinde bulunan taşıtların akaryakıt tüketimine münhasıran ... taşıt tanıma sistemi ile ikmal edecektir\"şeklinde düzenlenmiştir. <br>Davacı taraf, davalının en son yakıt alımını 18/09/2018 tarihinde yaptığını, sonrasında yakıt alımı yapmadığını, bu nedenle sözleşmenin feshedildiğini, davalının sistemde kayıtlı 4 adet aracı için 3.500 USD + KDV olmak üzere cezai şart borcu bulunduğunu, bu bedelin takibe konu edildiğini, davalının icra  takibine itirazı üzerine eldeki davanın açıldığını  iddia etmesine rağmen mahkemece davalının aylık tüketim taahhüdüne uygun davranıp davranmadığı yani davacının sözleşmeyi feshinin haklı olup olmadığı araştırılmadan, bu hususta uzman bilirkişiden rapor alınmadan karar verilmesi hatalı olmuştur.<br>Kabule göre de;  3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 1 inci maddesinde ticari, sınaî, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde Türkiye'de yapılan teslim ve hizmetler ile bu maddenin 3 üncü bendinde sayılan teslim ve hizmetlerin katma değer vergisine tabi olduğu hükme bağlanmıştır. Buna göre, işlemin katma değer vergisine tabi olabilmesi için bir teslim veya hizmetin bulunması ve söz konusu teslim veya hizmetin katma değer vergisinin konusuna giren işlemlerden olması gerekmektedir. Konuya ilişkin açıklamaların yer aldığı 60 No.lu KDV Sirkülerinin \"1.2. Tazminatlar\" başlıklı bölümünde, herhangi bir teslim veya hizmetin karşılığı olarak ortaya çıkmayan tazminat ve benzeri ödemelerin prensip olarak KDV'nin konusuna girmediği, bu kapsamda, işin sözleşme şartlarına uygun yapılmaması, işin verilen süre içerisinde tamamlanmaması, sözleşmenin feshedilmesi gibi nedenlerle tazminat, cayma bedeli vb. adlarla yapılan cezai şart mahiyetindeki ödemelerin, herhangi bir teslim veya hizmetin karşılığını teşkil etmediğinden, KDV’ye tabi tutulmayacağı belirtilmiştir. Nitekim Yüksek Yargıtay’ın yerleşik kararlarında da belirtildiği üzere cezai şart miktarı hesaplanırken KDV’nin cezai şart bedeline dahil edilmesi mümkün değildir. Gelir İdaresi Başkanlığı’nın aşağıdaki özelgelerinde de bu durum belirtilmiştir:<br>“Cezai şart olarak alınan tazminatlar, bir teslimin veya hizmetin karşılığını teşkil etmediğinden, bu ödemeler KDV ye tabi olmayacaktır.” (GİB.in 05/09/2011 tarihli ve B.07.1.GİB.4.34.19.02-019.01-1476 sayılı Özelgesi)<br>“Bir mal teslimi veya hizmetin karşılığını teşkil etmeyen veya buna bağlı olarak ortaya çıkmayan dolayısıyla malın süresinde teslim edilmemesi nedeniyle sadece sözleşme şartlarına uyulmaması sonucu ortaya çıkan tazminatlar katma değer vergisinin konusuna girmediğinden, tazminat tutarı üzerinden katma değer vergisi hesaplanması söz konusu olmayacaktır.” (GİB.in 23/02/2012 tarihli ve B.07.1.GİB.4.35.16.01-176300-240 sayılı özelgesi)<br>“Sözleşme hükümlerine uyulmaması nedeniyle kesilen ceza bedelleri herhangi bir teslim veya hizmetin karşılığı olmadığından KDV nin konusuna girmemektedir. Dolayısıyla, ticari imtiyaz sözleşme hükümlerine istinaden tahsil ettiğiniz ancak bir teslim veya hizmetin karşılığı olmayan ceza ve tazminat bedelleri üzerinden KDV hesaplanmasına gerek bulunmamaktadır.” (GİB’in 13/07/2011 tarihli ve B.07.1.GİB.4.35.17.01-35-02-315 sayılı özelgesi)<br>3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu, yerleşik Yargıtay içtihadları ve Gelir İdaresi Başkanlı’ğının görüşleri doğrultusunda taraflar arasındaki sözleşmelerden kaynaklı cezai şart bedeli, bir hizmet veya mal karşılığı olmadığı, her ne kadar davalının araçlarına takılan cihazlar olsa da sözleşmenin 10. maddesine göre sözleşmenin feshi halinde cihazların iadesi şartının düzenlendiği anlaşıldığından bu alacak kalemi için KDV talep edilmeyeceği kanaatine varılmakla davacının cezai şart alacağına yönelik KDV talebinin yerinde olmadığının gözetilmemesi hatalı olmuştur,<br>Sonuç olarak,  davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davalı vekilinin ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN KABULÜNE,\t<br>2-6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince ANTALYA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 22/04/2021 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, <br>3-6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>4-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının ilk derece mahkemesince talebi halinde davalıya İADESİNE, <br>5-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesinde yapılacak yargılama sonunda dikkate ALINMASINA, <br>6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından  davalı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, <br>7-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan istinaf gider avansının ilk derece mahkemesince ilgiliye İADESİNE, <br>8-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE, <br>Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve HMK'nın 353/1-a maddesince kesin olarak karar verildi.<br>...</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b9d11dc2c23f66bf","SID":"17c1a8a0c7f02e5d"}}