{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2024/1082 <br>KARAR NO:2024/1926<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:13/03/2024<br>NUMARASI:2023/891 Esas -  2024/142 Karar<br>DAVA:Şirketin İhyası<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:27/12/2024<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı  vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... Şirketi'nin diğer davalılar ile müvekkili bankası arasında İstanbul Anadolu 30. Asliye Hukuk Mahkemesi 2014/474 Esas sayılı dosyasında projeye aykırılığın eski hale getirilmesi davası görülmekte iken dosyada görevsizlik kararı verildiği, taraflarınca kararın davalılara tebliği ve ardından dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesinin talep edildiği, ancak mahkemece davalı şirketin ticaret sicilinden TTK geçici m. 7 kapsamında resen terkin edildiğini, gerekçeli kararın tebliği ve dosyanın görevli mahkemeye gönderilebilmesi için davalı şirketin ihyasının sağlanması gerektiğinden, işbu davayı açmaları için taraflarına mehil verildiğini, ... Şti.'nin ihyasına karar verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep emiştir. <br>CEVAP:Davalı  vekili cevap dilekçesinde özetle; Ticaret Sicili Müdürlüğü'nün TTK.m.32 ve Ticaret Sicili Yönetmeliği m.34 hükmü çerçevesinde işlem yaptığını, Ticaret Sicili Müdürlüğü'nün Ticaret Sicili’ne tescil konusundaki talepleri, ilgili yasanın kendisine verdiği yetki ve görev alanı içinde değerlendirdiği ve sonuca bağladığı, yargı merci gibi hareket edemeyeceğini, yasal şartlar oluşmuşsa yapılan işlemle ilgili tescil kararı verildiği, aksi halde tescil talebini gerekçe göstererek reddedeceği, müvekkilinin resen terkin işlemini “6102 sayılı Kanunun Geçici 7’nci maddesinde “... Şirketler İle Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ’in 5’inci maddesi”, “6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 20/1 maddesi” ve “...Şirketlerin Sermayelerini Yeni Asgari Tutarlara Yükseltmelerine ve kuruluşu ve Esas Sözleşme Değişikliği İzne ... Şirketlerin Belirlenmesine İlişkin Tebliğ’in 7. Maddesi” kapsamında olduğu, tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, müvekkili Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne ...-... ticaret sicil numarası ile kayıtlı bulunan ....Şti.'nin dosyasında yapılan incelemede, şirketin “6102 sayılı Kanunun Geçici 7’nci maddesi ile “...Şirketler İle Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ”in 5’inci maddesi gereğince resen terkin kapsamına alındığı, tebligat ve ilan prosedürlerinin yerine getirilmesinin ardından 18.02.2015 tarihinde sicil kaydının resen terkin edildiğinin anlaşıldığını, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun Geçici 7’nci maddesi uyarınca, resen terkin kapsamına alınan şirketlerin, bu durumun kendilerine tebliğinden itibaren iki ay içerisinde münfesih olma sebeplerini ortadan kaldırarak buna ilişkin ispat edici belgeleri Ticaret Sicili Müdürlüğü'ne ibraz etmesi ya da şirketin faaliyetinin devamının mümkün olmaması halinde aynı süre içerisinde tasfiye memurunu bildirmesi, ayrıca şirketin davacı ya da davalı sıfatıyla sürmekte olan davasının bulunması halinde, (Müvekkili Ticaret Sicili Müdürlüğü’nce bu hususun tespit edilmesinin mümkün olmadığı) buna ilişkin yazılı beyanın Ticaret Sicili Müdürlüğü'ne verilmesi gerektiği, dava konusu şirketin ticaret sicilinden re'sen terkin edildiği sırada hakkında derdest bir davası bulunsa dahi bu hususun başlı başına müvekkili Müdürlüğün kusurlu olduğu ve davanın açılmasına sebebiyet verdiğinden bahsedilmesine sebep teşkil etmediğini, dava konusu şirketin ihyasına (ek tasfiyesine) karar verilmesi durumunda tasfiye memuru atanması gerektiği, davanın kabulüne kanaat getirilmesi hâlinde dava konusu şirketin anılan icra takibi kapsamında ek tasfiyesine ve tasfiye memuru atanması ile müvekkili Müdürlük aleyhine yargılama giderleri ve vekâlet ücretine hükmedilmemesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İlk derece mahkemesince davanın KABULÜ ile, İstanbul Ticaret Sicil müdürlüğünün ...-... sicil numarasına kayıtlı bulunup 09.10.2015  tarihinde 6102 Sayılı TTK'nın geçici 7. maddesi gereğince re'sen sicilden terkin edilen ... Şirketi'nin 6102 Sayılı TTK 547 maddesi gereğince İstanbul Anadolu 30. Asliye Hukuk mahkemesinin 2014/474 Esas sayılı dosyası ile sınırlı olmak üzere, terkin edilen şirket hakkında yürütülen davanın sonuçlanması, infazı ve bu uyuşmazlıkla ilgili  davacı yanca açılacak haksız işgal tazminatı istemli dava  bakımından sicilden terkinine ilişkin kararın kaldırılmak suretiyle ihyasına, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğüne yeniden tesciline, Kararın ticaret sicil gazetesinde ilan edilmesine,\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davalı müdürlük aleyhine yargılama giderleri ve vekâlet ücretine hükmedilmesi ve dava konusu şirkete tasfiye memuru atanmamasının hukuka ve mevzuata aykırı olduğunu, davacı tarafın ihya/ek tasfiye isteminde haklı olmasının, davalı müdürlüğün terkin işleminin haksız ve hukuka aykırı olduğu anlamına gelmeyeceğini ve yargılama giderleri ile vekâlet ücretinden sorumlu tutulmasının da HMK’daki temel ilkelerle ve hakkaniyetle bağdaşmadığını, davanın dayanağını teşkil eden hususun, 2014 yılında ikame edilen bir dava olduğunu, TTK Geçici m. 7/2 hükmüne aykırı bir husus dahi bulunmadığını, ilk derece mahkemesinin, \"adreste tesbit edilememesi/vergi kaydının terkin edilmesi\" hususunun re'sen terkin sebebi olmadığı şeklindeki değerlendirmesinin hukuka ve mevzuata aykırı olduğunu, dava konusu şirkete tasfiye memuru atanmasının kanun hükmü gereğince zorunluluk arz ettiğini, müdürlük aleyhine yargılama giderleri ve vekâlet ücretine hükmedilmemesi ile dava konusu şirkete tasfiye memuru atanması yönünde karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. <br>GEREKÇE:Dava, TTK'nın geçici 7. maddesine göre terkin edilen şirketin derdest dava dosyası nedeniyle tüzel kişiliğinin ihyası istemine ilişkindir.Mahkemece davanın kabulüne karar vermiş,tasfiye memuru atanması talebinin reddine karar verimiş, karara karşı davalı vekili  istinaf  yasa yoluna başvurmuştur.TTK'nın geçici 7. Maddesi uyarınca , 01.07.2015 tarihine kadar sayılan halleri tespit edilen ya da bildirilen şirketlerin tasfiyeleri, ilgili kanunlardaki tasfiye usulüne uyulmaksızın bu madde uyarınca yapılır.559 sayılı KHK gereğince  sermayelerini  öngörülen  tutara çıkarmamış bulunmaları,TTK'nın yürürlük tarihinden önce veya 01.07.2015 tarihine kadar münfesih olmaları, TTK'nın yürürlüğe girdiği tarihten önce tasfiye işlemlerine başlanılmış olmakla birlikte genel kurulun toplanamaması nedeniyle ara bilançoları genel kurula tevdi edilemediği için ticaret sicilinden terkin edilememeleri sebepleriyle resen terkin edilirler.TTK'nın geçici 7. maddesinde belirtilen şartların gerçekleşmesi halinde ticaret sicil memurluğu tarafından şirketin sicil kaydı terkin edilir. Terkin edilmeden önce, TTK'nın geçici 7/4-a maddesi uyarınca, kapsam dâhilindeki şirket ve kooperatiflerin ticaret sicilindeki kayıtlı son adreslerine ve sicil kayıtlarına göre şirket veya kooperatifi temsil ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere bir ihtar yollanır.Yapılacak ihtar, ilan edilmek üzere Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi Müdürlüğüne aynı gün gönderilir. TTK'nın geçici 7/2. maddesine göre, davacı veya davalı sıfatıyla devam eden davaları bulunan şirket veya kooperatiflere bu madde hükümleri uygulanmaz. TTK geçici 7/ 15. Maddesinde düzenlenen Hak düşürücü ancak yasa da düzenlenen geçerli bir terkin işlemine yönelik açılacak davalarda öngörülmüş olup  somut olayda olduğu gibi geçerli bir terkin işlemi   bulunmayan  haller TTK'nın geçici 7 maddesinde  öngörülen hak düşürücü süreye tabii olmadığı gibi henüz yeni bir yasal düzenleme yapılmasa da AYM'nin  22/06/2023 tarih ve 2023/33 Esas ve 2022/117 K sayılı kararı ile de TTK geçici 7/15. Maddesinde \"silinme tarihinden itibaren 5 yıl içinde\" ibaresi  iptal edilmiştir.23/5/2024 tarih ve 7511sayılı kanunun 16 maddesi ile TTK'nın geçici 7/15.maddesine \"....Bu maddede öngörülen usule uygun olarak kaydı silinen şirket veya kooperatifin ihyasına ilişkin yapılacak yargılamada ilgili ticaret sicili müdürlüğü aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmolunamaz\" düzenlemesi ekleTTK'nın geçici 7. maddesine uyarınca  yapılan terkin işlemine  karşı açılan davalarda husumetin yasal hasım olmayan  sicil müdürlüğü yöneltilmesi yeterli olup,ayrıca tasfiye memuruna yöneltilmesi zorunluluğu bulunmamaktadır.Re'sen sicilden terkin edilmiş şirketler bakımından ihya kararı verilmesi halinde Derdest dosya işlemlerine  hasren ihya  edilen münfesih konumda olan şirketin  ek tasfiye işlemlerinin yapılması içinTTK 547/2 maddesi uyarınca tasfiye memuru atanması gerekmektedir.Somut olayda davalı ... Sicil Müdürlüğü tarafından davaya konu  şirketin  30/12/2012 gün ve ... sayılı resmi gazetede yayınlanan \" Münfesih olmasına veya sayılmasına rağmen tasfiye edilmemiş ... Şirketler ile Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin\" Tebliğ uyarınca  09/10/2015  tarihinde münfesih olmaları nedeniyle  TTK geçici 7. Madde kapsamında Ticaret Sicil Gazetesinde gerekli ilan yapılarak süresi içerisinde bir başvuru yapılmadığından sicil kaydı resen terkin edilmiştir.  Davacı tarafından sicilden resen  terkin edilen şirket aleyhine   terkin edilmeden önce açılan  İstanbul 30.Asliye Hukuk Mahkemesi 'nin  2014/474 Esas sayılı dava dosyasının  bulunduğu  görülmüştür. Davacının   devam eden dava dosyası  nedeniyle  şirketin ihyasını istemekte haklı  ve   hukuki yararı mevcut olup, terkin edilen şirket yönünden ihya koşulları oluştuğunun kabulü gerekmiştir.Buna göre mahkemece davanın kabulü ile şirketin ihyasına karar verilmesi verilmesinde  bir  isabetsizlik görülmemiştir. Ancak  re'sen sicilden terkin edilmiş şirketler bakımından ihya kararı verilmesi halinde derdest dosya işlemlerine  hasren ihya  edilen münfesih konumda olan şirketin  ek tasfiye işlemlerinin yapılması içinTTK 547/2 maddesi uyarınca  tasfiye memuru atanması ( Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 19/04/2022 tarih 2022/2187 E. 2022/3135 K. )ve davalı aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiği   gözetilmeden  yazılı şekilde karar verilmesi doğru bulunmamıştırAçıklanan nedenlerle,  HMK 'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmiştir.<br>KARAR:Yukarıda açıklanan nedenlerle:1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE; istinaf incelemesine konu  kararının  HMK 353(1) a-6 gereği KALDIRILMASINA;2-Davalı tarafça yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine, 3-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)g maddesi uyarınca  kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.  27/12/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"724a3dc8a5854576","SID":"ac8b98aef6d8a365"}}