{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br>Esas-Karar No: 2022/2105 - 2025/200<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20. HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO         : 2022/2105 <br>KARAR NO\t: 2025/200<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                       \t   K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 06/10/2022<br>NUMARASI\t\t: 2022/57 E.  -  2022/333 K.<br><br>DAVACI\t<br>VEKİLLERİ<br>DAVALI\t:<br><br>DAVANIN KONUSU\t: Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali, Marka Hükümsüzlüğü <br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 06/10/2022 tarih ve 2022/57 E. - 2022/333 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkili şirketin 2014/108592, 2014/108601, 2015/43274, 2015/43279, 2016/103882, 2016/103895, 2016/53090, 2016/53091, 2016/56650, 2018/80553 sayılı ve \"...\" ibareli tanınmış markalarının sahibi olduğunu, davalının bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki \"...\" ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere başvuruda bulunduğunu, 2020/59266 kod numarasını alan başvurunun ilanı üzerine müvekkili tarafından Markalar Dairesi Başkanlığına itirazda bulunulduğunu, itirazın reddedildiğini, bu kararın yeniden incelenmesi talebinin de nihai olarak YİDK tarafından reddedildiğini, oysa davalının 2020/59266 sayılı “...” ibaresi için 41. Sınıfta yer alan hizmetlerde başvuru yaptığını, bu başvuruya müvekkili tarafından yapılan itirazların Markalar Dairesi Başkanlığı ve YİDK tarafından reddedildiğini, oysa müvekkilinin Türkiye genelinde 140 adet ... Eğitim Kurumlarının bulunduğunu, ticaret unvanı ve işletme adlarının yanı sıra www.....com alan adının sahibi olduğunu, ... markasının 1997 yılından beri büyük emek harcanarak yoğun ve yaygın kullanımı, tanıtım çalışmaları sonucu eğitim ve öğretim hizmetleri ve ürünleri bakımından tanınmış marka haline geldiğini, davaya konu olan “...” markası ile müvekkiline ait markalarının ayırt edilmeyecek kadar benzer olduğunu, davalının markası ile müvekkilinin markalarının esaslı unsurunun “...” ibaresi olduğunu, davalının “...” ibareli marka başvurusu ve diğer başvurularının kötüniyetli olup müvekkilinin uzun yıllardır kullandığı ve kullanılmakla ayırt edicilik kazandırdığı ve tanınmış marka haline getirdiği “...” esas unsurlu markalarına yanaştırma ve müvekkilinin markalarının itibarından haksız yarar elde etme amaçlı olduğunu, davalının marka başvurusunun kötüniyetli olduğunu ileri sürerek YİDK'nın 2021-M-11264 sayılı kararın iptali ile dava konusu 2020/59266 başvuru numaralı \"...\" ibareli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tDavalı ... vekili, diğer davalı şirkete ait 2020/59266 başvuru markası ile davacı şirkete ait itiraza gerekçe olarak gösterilen markaların bütünüyle bıraktıkları izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimali dahil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzer markalar olmadığını, markalarda ortak olarak yer alan \"...\" ibaresinin ayırt edicilik vasfı nispeten zayıf bir unsur olduğunu, bu ibarenin, “Evrendeki olguları birbirine bağlayan sebepleri, bilimsel yasalarla (kanunlarla) açıklamaya çalışan, doğa olaylarının oluş nedenlerini ortaya koyan, gözlem ve deneye dayanan çalışmalarla elde edilen akademik disiplinler grubunun genel adı\" olduğunu, bilim dünyasında ve özellikle eğitim-öğretim hizmetleri alanında yaygın kullanılan, bu tür hizmetler için doğrudan tanımlayıcı olan ve ayırt edici niteliği bulunmayan bir ibare olduğunu, davacının SMK 6/5, 6/6 ve 6/9 maddeleri kapsamındaki itirazlarının mesnetsiz olduğunu savunarak,  davanın reddini istemiştir. <br>\tDavalı şirket, davacı tarafın belirttiği markalar incelendiğinde, markalar arasında karıştırılma ihtimalinin dahi bulunmadığını, “...” ibaresinin genel nitelikte olup tek başına esaslı unsur olarak değerlendirilemeyeceğini, ortalama tüketicinin “...” ibaresinin anlamını bileceğini, davacı marklarının esas unsuru \"...\" ibaresi olmadığı gibi ticaret unvanının da yalnızca bu ibare oluşmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalının tescil başvurusu kapsamında bulunan malların / hizmetlerin davacının tescilli markaları kapsamında aynı/aynı tür/benzer, ayrıca dava konusu markanın kapsamındaki 16. sınıfa ait mallar, davacının 2018/80553 sayılı markasının kapsamında yer alan 35. sınıftaki 16. sınıfa ait malların satış hizmetleri ile ilişkili olduğu, dava konusu markada ihtilaf konusu “...” ibaresinin yer almasına rağmen, taraf markalarında ek kelime/ şekil unsurlarının bulunması, tertip tarzlarının farklılaşması ve marka bütünlüğü açısından davacının mesnet markaları ile aralarında yeterli ayırt edicilik bulunduğu, her ne kadar ortak “...” ibaresi mesnet markalarda bulunuyor olsa da, soldan sağa, yukarıdan aşağıya okuma kuralı gereğince, davalı markasının “...” şeklinde seslendirilmeye başlıyor olmasının işitsel yakınlaşmaya engel düzeyde olduğu, davacı tarafından eğitim öğretim hizmetlerinde “...” ifadesine kullanım yolu ile ayırt edicilik kazandırılmışsa da, kavramsal olarak ayırt edici niteliği bulunmayan bu sözcük tamlamasının ayırt edici bir kısaltma/kelime grubu ile kullanılmasının SMK'nın 5/2. maddesi kapsamında bir korumaya dahil olmayıp davacının bu tescile katlanmak zorunda olduğu, dava konusu marka ile redde gerekçe markalar arasında işitsel, görsel ve anlamsal olarak iltibas oluşturacak düzeyde benzerlik bulunmaması nedeniyle dava konusu marka ile redde gerekçe markalar arasında karıştırılma ihtimalinin söz konusu olmadığı, davacının dava konusu markanın esas unsuru konumundaki bütüncül olarak “...” ibaresi üzerinde dava konusu mallar/hizmetler bakımından eskiye dayalı kullanımının bulunmadığı, davacının ticaret unvanı ile dava konusu marka arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığı, dolayısıyla davacının SMK 6/6 maddesi kapsamında yapmış olduğu itirazın da yerinde olmadığı, somut olayda, hem markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığı hem de dosya kapsamında yukarıda ifade edilenler doğrultusunda, davacının haksız rekabete ilişkin iddiasını kanıtlayacak somut delil olmadığı hususları birlikte değerlendirildiğinde, davacının haksız rekabete ilişkin itirazının yerinde olmadığı, davalının başvurusunun, davacı markaları açısından tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarına zarar verebileceği kanaatine varılamadığından, dosya içeriği itibari ile 6769 sayılı SMK’nın 6/5. maddesinde yer alan koşulların oluşmadığı gibi taraf markaları arasında 6769 sayılı SMK’nın 6/1 maddesi anlamında karıştırılma tehlikesi olmadığı ve dolayısıyla tanınmışlığın bu duruma bir etkisinin olmayacağı, davalı şirket  tarafından yapılan marka başvurusunun kötüniyetli olduğuna ilişkin somut veriler dosya kapsamında bulunmamakla ve markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, davacı veya iyiniyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacına  ilişkin herhangi bir olgu ve olay söz konusu olmadığından, davalı şirketin kötüniyetli olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkilinin “...” ibaresini içeren markalarını tescilli marka, ticaret unvanı ve işletme adı  olarak yoğun ve yaygın biçimde kullandığını, müvekkilinin eğitim ve öğretim hizmetleriyle ilgili olarak uzun süreli, yaygın ve yoğun kullanım ve tanıtım sonucu, sadece ... ibaresine dahi, gerek tescilden önce ve gerekse tescilden sonra, markasal anlamda 6769 sayılı SMK m.5/2 ve 25/4 hükümleri kapsamında ayırt edicilik kazandırdığını, müvekkilinin “...” esas unsurlu markalarının eskiye dayalı kullanım sonucu ayırt edicilik kazandığının ... tarafından da kabul edildiğini, davalı şirketin 2020/59266 numaralı başvurusunun müvekkilinin tescilli markaları ve tescilli ticaret unvanı ile kesinlikle iltibas oluşturduğunu, başvurunun kötüniyetle yapıldığını, davalının bu eyleminin tamamen kötüniyetli olup, müvekkilin uzun zamandan bu yana kullandığı, markasının bilinirliğinden ve itibarından haksız yarar sağlama amaçlı olduğunu, müvekkilinin markalarıyla davalının markasında, asıl ve ayırt edici unsurların her biri aynı şekilde göründüğünü, kavramsal olarak aynı algıyı yarattığını, öncelik hakkı kazanılan tescilli müvekkilinin markaları ile davalının marka başvurusu arasında karışıklığa sebebiyet verebilecek derecede görsel, işitsel ve kavramsal olarak ayırt edilemeyecek derecede benzerlik olduğunu, davalının başvurusu tamamen kötüniyetli olup, müvekkilin ilk defa oluşturup, uzun yıllardan bu yana yoğun ve yaygın olarak tanıtım faaliyetleri eşliğinde kullandığı ayırt edicilik ve tanınmışlık kazandığı markasından haksız yarar  sağlama  amaçlı olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.    <br><br>GEREKÇE\t: Dava, marka ile ilgili Kurum kararlarının iptali, marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosyada bulunan bilgi ve belgelere göre, davalı şirketin 16. ve 41. sınıf hizmetlerde tescili için 2020/59266 sayılı ve \"...\" ibareli marka başvurusunda bulunduğu, davacının iltibas, gerçek hak sahipliği, ticaret unvanı ve alan adına dayalı üstün hak, tanınmışlık ve kötüniyet vakalarına dayalı olarak başvuruya yaptığı itirazının Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından reddine karar verildiği, davacı Şirketin bu karara karşı yaptığı itirazının da YİDK'nın kararıyla reddedildiği, anılan kararın davacı vekiline tebliğ edildiği, iş bu davanın iki aylık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.<br>\tSomut uyuşmazlığa uygulanması gereken 6769 sayılı SMK'nın 6/1. maddesinde, tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvurunun reddedileceği belirtilmiştir. <br>\tAçıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak inceleme yapılmıştır. <br>\tDavalının tescil başvurusu kapsamında bulunan, “16. Sınıf: Kağıt, karton (mukavva); kağıt veya karton malzemeden mamul ambalajlama ve sarma malzemeleri, karton kutular; kağıttan yapılmış tek seferlik kullanıma mahsus ürünler (kırtasiye amaçlı ürünler hariç): kağıt havlular, tuvalet kağıtları, kağıt peçeteler. Plastik malzemeden mamul ambalajlama ve sarma malzemeleri. Matbaa ve ciltleme malzemeleri. Basılı yayınlar, basılı evrak: kitaplar, dergiler, gazeteler, faturalar, irsaliyeler, gelir makbuzları, takvimler, posterler, fotoğraflar, afişler, tablolar, çıkartmalar, pullar. Kırtasiye, büro, eğitim-öğretim, yazım, çizim, resim ve sanatçılar için malzemeler (mobilyalar ve cihazlar hariç): kırtasiye tipi kağıt ürünler, yapıştırıcılar, kalemler, silgiler, kırtasiye tipi bantlar, el işi için karton, yazı kağıtları, kopyalama kağıtları, yazarkasa kağıt ruloları, çizim aletleri, kara tahtalar, resim boyaları. Büro makineleri. Badana ve boya işleri için fırçalar ve rulolar. 41. Sınıf: Eğitim ve öğretim hizmetleri. Sempozyum, konferans, kongre ve seminer düzenleme, idare hizmetleri. Spor, kültür ve eğlence hizmetleri (sinema, spor karşılaşmaları, tiyatro, müze, konser gibi kültür ve eğlence etkinlikleri için bilet sağlama hizmetleri dahil). Dergi, kitap, gazete v.b.gibi yayınların basıma hazır hale getirilmesi, okuyucuya ulaştırılmasına ilişkin hizmetler (global iletişim ağları vasıtasıyla anılan hizmetlerin sağlanması da dahil). Film, televizyon ve radyo programları yapım hizmetleri. Haber muhabirliği hizmetleri, foto-muhabirliği hizmetleri. Fotoğrafçılık hizmetleri. Tercüme hizmetleri.” malları/hizmetlerinin davacının tescilli markaları kapsamında aynı/aynı tür/benzer olarak bulunduğu, ayrıca dava konusu markanın kapsamındaki 16. sınıfa ait malların, davacının 2018/80553 sayılı markasının kapsamında yer alan 35. sınıftaki 16. sınıfa ait malların satış hizmetleri ile ilişkili olduğu dosya kapsamında alınan bilirkişi raporu ile belirlenmiş olup dava konusu başvurunun kapsamında yer alan mal ve hizmetlerin, davacı ... A.Ş'nin devraldığı itiraza mesnet markalar kapsamında yer aldığından, somut olayda emtia benzerliğine ilişkin koşulun gerçekleştiği anlaşılmıştır. <br>İşaretlerin karşılaştırılmasına gelince, dava konusu marka \"...\" ibaresinden oluşmaktadır. Davacı ... A..Ş tarafından devralınan itiraza mesnet markalar da \"...\" ibareli olup, somut olayda uyuşmazlık, \"...\" ibaresinin taraf markalarında ortak olarak yer almasının iltibasa sebebiyet verip vermeyeceği noktasında toplanmaktadır. <br>Taraf markalarında ortak olarak yer alan \"...\" ibaresi, eğitim – öğretim alanın bir kolunu tanımlayan genel bir <br>ifade olduğundan, 41. sınıf hizmetler bakımından ayırt ediciliğinin tanımlayıcılığa yakın şekilde düşük olduğu hususunda tereddüt bulunmamaktadır. Ancak, bu şekilde ayırt edicili bulunmayan işaretlerin <br>sonradan yoğun kullanım ve tanıtım sonucunda bir  firma ile özdeşleşmesi, <br>cins, tür, nitelik bildirmek yerine bir firmanın mal ve hizmetini gösterir hale <br>gelmesi eş deyişle  ayırt edicilik kazanması mümkündür. <br>6769 sayılı SMK’nın 5/2. maddesine göre; Bir marka, başvuru tarihinden önce kullanılmış ve başvuruya konu mal veya hizmetler bakımından bu kullanım sonucu ayırt edici nitelik kazanmışsa bu markanın tescili birinci fıkranın (b), (c) ve (d) bentlerine göre reddedilemez. Buna göre, iki koşulun gerçekleşmiş bulunması gerekmektedir, birincisi tescil tarihinden önce markanın kullanılması, ikincisi ise bu kullanım sonucu kullanılan mallar itibari ile bir ayırt ediciliğin sağlanmasıdır. Ayırt ediciliğin sağlanmasından kasıt, markanın kullanıldığı mal ve hizmetler itibari ile meşhur ve maruf hale gelmesi veya kullanıcıları tarafından refleks olarak hatırlanmasıdır. Başka bir anlatımla; anılan madde anlamında ayırt edicilikten kasıt, ticari hayatta kendini, başlangıçta ayırt edici niteliği bulunmayan bir işaret ile tanıtıp kabul ettirmiş olmaktır. Gerçekten de; SMK’nın 5/2 maddesi anlamında kullanım yoluyla ayırt edicilik kazanılmış olması ve bu durumun iddia ve ispat edilmiş olması halinde, başlangıçta ayırt edici niteliği bulunmayan bir markanın tescili mümkündür. Bu kapsamda dosyada bilirkişi tarafından yapılan incelemede, dosya kapsamındaki faturalar, gazete haberleri, sertifikalar ve kataloglara göre davacının markalarını ve “...” ibaresini “eğitim ve öğretim” hizmetlerinde uzun yıllardır kullandığı, 6769 sayılı SMK’nın 5/2 maddesinde düzenlenmiş olan hukuki korumadan faydalanacağı belirlenmiştir. <br><br><br><br>Davacı tarafın aynı markalarına dayalı olarak, işbu davanın konusu oluşturan başvuru ile benzer şekilde oluşturulan 2019/68360, 2019/62391, 2019/65364 sayılı ve \"... ...\" ibareli başvurular hakkında Dairemize  intikal eden uyuşmazlıklarda, ilk derece mahkemelerince alınan bilirkişi raporlarında da aynı sonuca ulaşılmıştır. (Dairemizin 2024/227 E-2024/220K, 2023/2057 E-2023/1601 K, 2024/280 E2024/368 K sayılı ilamları)<br>Bu itibarla, gerek dava konusu başvurunun gerekse de davacı ........A.Ş tarafından devralınan itiraza mesnet markaların asli unsurlarının \"...\" ibaresinden oluştuğu, her ne kadar anılan ibarenin 41. sınıf hizmetler bakımından ayırt ediciliği zayıf ise de, yukarıda açıklandığı üzere davacının anılan ibareyi eğitim ve öğretim hizmetlerinde kullanım sonucu ayırt edici hale getirdiği, ayrıca dava konusu başvuruda farklı olarak yer alan \"...\" ibaresinin maruf bir yerleşim yerinin adı olup kimsenin tekeline bırakılamayacağı gözetildiğinde anılan ibarenin  dava konusu marka başvurusunu davacının  markalarından uzaklaştırmaya yetmediği, aksine tüketiciler nezdinde davacının \"...\" markasının  ... bölgesine özel olarak tasarlanmış ve oluşturulmuş, seri markalarından birisi olduğu algısını yaratacağı anlaşılmıştır. <br>Uyuşmazlık konusu 41. sınıf hizmetlerin tüketicisinin dikkat düzeyinin de varılan bu sonucu değiştiremeyeceği kanaatine varıldığından, dava konusu başvuru ile davacı ....... A.Ş tarafından devralınan itiraza mesnet marka işaretlerinin SMK'nın 6/1 maddesi anlamında benzer  bulunduğunun kabulü gerekmiş, akis yöndeki ilk derece mahkemesi kararı yerinde görülmemiştir.<br>6769 s. SMK’nın 6/3. maddesinde, başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir, düzenlemesine yer verilmiş olup, burada kastedilen marka tesciline konu edilmeksizin ve fakat markasal bir etki doğuracak mahiyette ve yeterlilikte, ticaret hayatında kullanılan ticaret unvanı, işletme adı, alan adı gibi işaretlerdir. Dosya kapsamında davacının YİDK iptali yönünden bu iddiaya dayanması mümkün olmamakla birlikte hükümsüzlük davası için böyle bir iddiaya dayanabileceği, ancak davacının “...” ibaresi üzerinde eğitim sektöründe eskiye dayalı kullanımının bulunduğu, davacı tarafından dava konusu markanın esas unsuru konumundaki bütüncül olarak “...” ibaresinin Türkiye’de uzun süredir dava konusu mallar/hizmetler üzerinde kullanıldığına dair herhangi bir delil sunulmadığı görülmüş, dolayısıyla davacının dava konusu markanın esas unsuru konumundaki bütüncül olarak “...” ibaresi üzerinde dava konusu mallar/hizmetler bakımından eskiye dayalı kullanımının bulunmadığı kanaatine varılmıştır.<br>6769 s. SMK’nın 6/6. maddesinde, tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.” düzenlemesine yer verilmiştir. Bu maddeden de anlaşılabileceği üzere başkasına ait ticaret unvanı, işletme adı, internet alan adı, endüstriyel tasarım tescili gibi sınaî hak sahiplerinin ve telif hakkı gibi fikri hak sahiplerinin, bu hak konularının bir başkası tarafından izinsiz olarak tescili taleplerine itirazda bulunarak tescili engellemeleri veya tescil gerçekleşmiş ise hükümsüzlüğünü talep etmeleri mümkündür. Bu halde, dava konusu marka tescillerinin davacıya ait telif hakkını veya herhangi bir fikri/sınai mülkiyet hakkını içermesi halinde, başvurunun önceki hak kapsamında kalıp kalmadığı incelenmelidir. Bu kapsamda, davacının YİDK iptali davası yönünden buna dayanamayacağı, ancak hükümsüzlük davası yönünden dayanabileceği, bu bağlamda da, hükümsüzlük davası açısından, dava konusu başvuru ile davacı ... A.Ş'nin ticaret ünvanının benzer  bulunduğu, zira esas unsurların ... olduğunun kabulü gerekmiş, akis yöndeki ilk derece mahkemesi kararı yerinde görülmemiştir.<br>Her ne kadar kararı istinaf eden  davacı taraf SMK'nın 6/5 ve 6/9 maddeleri uyarınca da dava konusu başvurunun reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüşse de dava konusu başvuru kapsamında yer alan tüm hizmetler yönünden iltibas koşulları oluştuğundan, Dairemizce davacının bu iddiasının, sonuca etkili bulunmaması nedeniyle değerlendirilmesine gerek görülmemiş, sırf benzer marka başvurusunda bulunmanın kötüniyet olarak kabul edilemeyeceği, bunun dışında davalı başvuru sahibinin marka başvurusunu gerçekleştirirken kötüniyetli olarak hareket ettiğine dair de bir delilin bulunmadığı anlaşıldığından, davacının bu iddiası da yerinde bulunmamıştır.<br> Sonuç olarak, yukarıda açıklanan nedenlerle, dava konusu \"...\" ibareli başvuru ile davacı ... Eğitim A.Ş tarafından devralınan \"...\" ibareli markalar arasında, başvurunun tescil edilmek istendiği 16 ve 41. sınıf mal ve hizmetler yönünden, SMK'nın 6/1 maddesi anlamında iltibas bulunduğu, bu bağlamda da dava konusu YİDK kararının iptali koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken  yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse \"düzelterek yeniden esas hakkında\" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, davacı ... Eğitim Hizmetleri A.Ş vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. <br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kabulü ile, Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 06/10/2022 tarih ve 2022/57 E. - 2022/333 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA;\t<br>\t2-Davanın KABULÜ ile, Türk Patent ve Marka Kurumunun 2021-M-11264 sayılı YİDK kararının İPTALİNE,<br>\t3-Davalı adına tescil edilen 2020/59266 sayılı \"...\" ibareli markanın HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE, Sicilden terkin edilmesine,<br>\t4-Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 615,40.TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 80,70.TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70.TL'nin davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına,<br>5-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 40.000,00.TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, <br>\t6-Davacı tarafından ilk derece yargılaması sırasında yapılan 2.300,00.TL bilirkişi ücreti, 273,48.TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 157,00.TL tebligat ve posta giderleri toplamından oluşan 2.951,18‬ TL yargılama gideri ve 80,70.TL başvurma harcı, 80,70.TL peşin harç tutarı eklenerek oluşan toplam 3.112,58‬.TL'nin davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine,<br>\t7-Davalılar tarafından ilk derece ve istinaf aşamasında yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, <br>\t8-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333),<br>\t9-Davacıdan peşin olarak alınan 80,70.TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,<br>\t10-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 31/01/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 31/01/2025<br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br><br> <br><br>Üye<br><br> <br><br>Üye<br><br> <br><br>Katip<br><br> <br><br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"fa38faf7ae33ae97","SID":"04517ce907fcad14"}}