{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2022/1834 <br>KARAR NO\t: 2024/2120<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                K A R A R <br><br>BAŞKAN \t\t: ... \t     ... <br>ÜYE\t\t: ...\t     ...<br>ÜYE \t\t: ...\t     ...<br>KATİP\t\t: ...\t     ...<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK <br>\t\t  MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 14/04/2022<br>NUMARASI\t\t: 2020/364 E.  -  2022/113 K.<br><br>DAVACI\t<br>VEKİLİ\t:<br>DAVALI\t<br>\t  <br>DAVANIN KONUSU\t: YİDK Kararının İptali<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 14/04/2022 Tarih ve 2020/364 Esas - 2022/113 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t:Davacı vekili, müvekkili şirketin \"...\" ibareli tanınmış markalarının sahibi olduğunu, davalı Şirketin bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki “... ...” ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere diğer davalı Kuruma başvurduğunu, 2019/69968 kod numarasını alan başvuruya müvekkilince yapılan itirazın, davalı Kurum tarafından reddedildiğini, oysa müvekkilinin tütün ürünleri sektöründe faaliyet gösterdiğini, alanında lider bir firma olarak ..., ..., ... ve ... gibi tanınmış markaların üreticisi ve tescilli hak sahibi olduğunu, müvekkilinin Türkiye dahil 110’dan fazla ülkede binlerce \"...\" kelimesi ve/veya deve şeklinden oluşan tescilli markasının bulunduğunu, \"...\" markasının tanınmışlığa ve ayırt ediciliğe sahip olduğunu, \"...\" kelimesi ve deve şeklinin Türkiye’de 1927 yılında tescil edildiğini, davalı Şirketin markasının \"... ...\" kelimeleri ve deve şeklinden oluştuğunu, başvuru markasında deve figürünün ve \"...\" ibaresinin ortak olduğunu, müvekkili markalarına ayırt edilemeyecek kadar benzer bulunduğunu, \"...\" ibaresinin Türkçe’de kına anlamına geldiğini, dolayısıyla bu ibarenin ayırt edicilikte tali unsur olduğunu, davalı markası ile müvekkili markasında tek hörgüçlü, sırt, bacak, boyun, kafa ve diz pozisyonları aynı olan deve figürünün bulunduğunu, ayırt edici başkaca bir unsurun bulunmadığını, davalı Şirketin müvekkiline ait markayı kopyaladığını, müvekkil markası tanınmış marka olduğundan iltibas ihtimali araştırılırken markaların aynı veya benzer mal ve hizmet sınıflarında olmalarının aranmayacağını, karıştırılmaya mahal verecek davalı markasının tesciline cevaz veren YİDK kararının iptalinin gerektiğini, müvekkili markasının uluslararası kuruluşlar tarafından da tanınmış kabul edildiğini, müvekkilinin markalarındaki deve şeklinin özgün ve yüksek derecede ayırt edici olduğunu, 4207 sayılı Tütün Ürünlerinin Zararlarının Önlenmesi ve Kontrolü Hakkında Kanun’un 3/15. maddesi ile tütün ürünlerini doğrudan çağrıştıran marka dahil her türlü isim ve alametlerin, tütün ürünleri harici mal ve hizmet sektörlerindeki firma ve ürünlerle ilişkilendirilebilecek şekilde kullanılamayacağının düzenlendiğini, bu hükmün yaptırımının satış lisansının iptali olabileceğini ve müvekkilinin böyle bir durumda ekonomik olarak zarara uğrayacağını, tanınmış markanın aynısının veya benzerinin kullanılmasının kötü niyete karine olacağını ileri sürerek, YİDK'in 2020-M-5790 sayılı kararın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tDavalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacı markaları arasındaki benzerliğin, ayırt ediciliği düşük, Türkçe’de deve anlamına gelen \"...\" ibaresiyle sınırlı bulunduğunu,  başvuruya konu işaret ile iddialara mesnet markaların kapsamında, aynı veya aynı türden mal ve hizmetler bulunmadığından, markalar arasında iltibas doğmayacağını, davacının diğer iddialarının da yerinde bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. <br>\tDavalı Şirket vekili, YİDK kararının iptali davalarında marka itiraz dosyasına sunulmayan evrakın sunulamayacağını, markaların iltibasının değerlendirilmesinde işaretsel ve sınıfsal benzerliğin aynı anda arandığını, müvekkili markası ile davacı markaları arasında sınıfsal benzerliğin bulunmadığını, başvuru markasının \"... ...\" ve deve figüründen oluştuğunu, şekil ve kelime markası olduğunu,  kullanılan deve figürünün genel bir deve şeklinden oluştuğunu, davacının kullandığı şekil markasının ayırt ediciliğinin bulunmadığını, davacı markaları ile müvekkiline ait markanın hitap ettiği tüketici kitlesinin farklı olduğunu, tanınmışlığa yönelik verilerin ortaya konmadığını, ibare üzerinde müvekkilinin kazanılmış hakkı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.<br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davacının itirazına mesnet markaları ile davalının 2019/69968 numaralı markası arasında, mal ve hizmet benzerliğinin bulunmadığı, bu sebeple davacı markaları ile başvuru markası arasında karıştırılma ihtimalinin olmadığı, davacı markalarının tanınmışlığı sebebiyle SMK'nın 6/5  maddesinde düzenlenen koşulların ortaya çıkacağına dair marka işlem dosyası içerisinde yeterli delile rastlanılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.          <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, zararın ve haksız yararın ortaya çıkma riskinden ziyade fiili zarar, fiili haksız yarar ve ayrıca sınıfsal benzerlik aranmasının kanunun lafzına ve ruhuna aykırı olduğunu, mahkeme tarafından SMK'nın 6/5 maddesi şartlarının incelenmesi esnasında, markalar arasında sınıfsal yönden benzerlik bulunmadığı belirtilmişse de, esasen anılan madde kapsamında bu bakımdan bir benzerliğe ihtiyaç bulunmadığını, somut olayda, müvekkili markalarının Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin<br> zedelenebileceği yönündeki ihtimallerin mevcut olduğunu, dava konusu markanın 03, 05, 31, 35. ve 44. sınıflar kapsamındaki mal ve hizmetlere yönelik, oldukça geniş kapsamda tescil edilmek istendiğini, bu nedenle müvekkili markalarının ayırt ediciliğinin zedelenme ihtimalinin son derece yüksek olduğunu, davalı Şirketin müvekkilinin tanınmış markalarını birebir kullanarak ve toplumun genelinde oluşan olumlu algıdan yararlanarak, müvekkili<br> markalarından haksız bir çaba sağlama girişimde bulunduğunu, başvurunun tescili halinde müvekkili markalarının itibarının da zedeleneceğini, markaların kapsamında kalan mal ve hizmetler arasında benzerlik aranması gibi ilgili tüketiciler arasında tam bir örtüşme aranmasının da doğru bulunmadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunun, açıklanan nedenlerle usule ve yasaya aykırı olduğu gibi son derece eksik bir inceleme sonucu oluşturulduğunu, marka başvurusuna itirazları ve dava dilekçesinde kötü niyete dayanmalarına rağmen mahkemece bu yönden bir değerlendirme yapılmadığını, oysa dava konusu başvurunun kötü niyetli olarak yapıldığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.    <br><br>GEREKÇE\t: 1-Dava, YİDK kararının iptali istemine  ilişkindir.<br>İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.                    <br>Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu başvuru kapsamında yer alan mal ve hizmetlerle, davacının itirazına mesnet markaların kapsamlarındaki mal ve hizmetler arasında benzerlik olmadığı, emtia benzerliğine ilişkin koşul gerçekleşmediğinden, SMK'nın 6/1 maddesi koşullarının somut olayda bulunmadığı, davacı markalarının, sigara ve tütün mamulleri mallarında tanınmış olduğu, ancak davacı markalarının tanınmışlık ve ayırt edicilik düzeyi, taraf markaları arasındaki benzerliğin seviyesi ve dava konusu başvuru kapsamındaki mal ve hizmetlerle davacı markalarının tanınmış olduğu mallar arasında hiçbir yakınlık bulunmaması, diğer bir deyişle başvuru kapsamındaki mal ve hizmetlerin, davacı markalarının tanınmış olduğu sektöre son derece uzak ve farklı olması karşısında, SMK'nın 6/5 maddesi koşullarının da somut olayda gerçekleşmediği anlaşılmakla, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair istinaf itirazlarının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. <br>2-Davacı tarafça, marka başvurusuna itiraz ve dava dilekçesinde, diğer iddiaların yanında dava konusu başvurunun kötü niyetli olduğu da ileri sürülmüş olup, bu hususta ilk derece mahkemesince olumlu-olumsuz bir değerlendirme yapılmamıştır.  <br>SMK'nın 6/9. maddesi uyarınca kötü niyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir. Tescil başvurusu sırasında kötü niyetin başlı başına bir itiraz sebebi olarak öne sürülebilmesi mümkün olduğu gibi, sonradan aynı nedenle hükümsüzlük davasının açılabilmesi de mümkündür.  <br>\tYargıtay HGK'nun 16.07.2008 gün ve 2008/11-501 E.-507 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi marka hukukunda genel olarak kabul gören anlayışa göre, tescil yoluyla sağlanan marka korumasının amacına aykırı biçimde kötüye kullanılması yoluyla başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanılmayıp yedekleme, marka ticareti yapmak amacına ya da şantaja yönelik başvuru ve tesciller kötü niyetli olarak kabul edilmektedir. Kötü niyetin varlığı, her somut olayın özellikleri göz önüne alınarak belirlenmelidir. Yine Yargıtay HGK.'nun 21.09.2005 gün ve 2005/11-501 E.-507 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi Türk Medeni Kanunu hükümleri uyarınca iyiniyetin asıl, kötüniyetin istisna olması sebebiyle davalının kötüniyetli olduğunun delil ve gerekçelerinin gösterilmesi gerektiğinden davacı, davalının kötü niyeti bulunduğunu kanıtlamalı ve mahkemece de bunun delil ve gerekçesi gösterilmelidir. <br>                       Bu açıklamadan sonra somut olay değerlendirildiğinde, yukarıda açıklandığı üzere, dava konusu başvuru ile davacı adına tescilli markalar arasında, emtia benzerliği şartı gerçekleşmediğinden, SMK'nın 6/1 maddesi anlamında bir karıştırılma ihtimali bulunmamaktadır. Kaldı ki benzer marka başvurusunda bulunmak dahi tek başına kötü niyetin varlığını kabul için yeterli değildir. Öte yandan, davacı markasının tanınmış olduğu sektörden tamamen farklı mallarda yapılan dava konusu başvuruda, sırf deve şeklinin ve \"...\" ibaresinin kullanılması da dava konusu başvurunun kötü niyetli olduğunu göstermez. Bunun dışında, davalı başvurusunun kötü niyetli olduğuna dair başkaca bir husus iddia ve ispat edilemediğinden, davacının kötü niyet iddiası yerinde görülmemiştir.  <br>HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse \"düzelterek yeniden esas hakkında\" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, diğer bir ifade ile kanun koyucu, temyiz kanun yolunda Yargıtay tarafından verilebilen, yerel mahkeme hükmünün gerekçesinin değiştirilerek düzelterek onanması kararını, istinaf mahkemeleri için öngörmeyip, bu halde istinaf mahkemesince yeniden esas hakkında karar verilmesi gerektiğini düzenlediğinden, Dairemizce davacı vekilinin istinaf başvurusunun, ilk derece mahkemesi hükmünün gerekçesine ilişkin olarak yerinde görülmekle kabulü ile HMK.'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.<br><br>\t<br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair istinaf itirazlarının, HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kabulü ile Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 14/04/2022 Tarih ve 2020/364 Esas - 2022/113 Karar sayılı kararın KALDIRILMASINA,<br>\t3-Davanın yukarıda açıklanan gerekçe ile REDDİNE,<br>\t4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60 TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 54,40.TL harcın mahsubu ile bakiye 373,2‬0.TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,<br>\t5-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden ve istinaf kanun yoluna başvuran tarafın aleyhine olacak biçimde karar verilemeyeceğinden, ilk derece mahkemesi karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan takdiren 7.375,00.TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,<br>\t6-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,\t<br>\t7-Davalılar tarafından ilk derece ve istinaf aşamasında yapılan herhangi bir yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine,<br>\t8-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333),<br>\t9-Davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70.TL istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,<br>\t10-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 27/12/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br><br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 07/01/2025 <br>\t\t\t\t<br> Başkan<br>...<br> <br> Üye<br>...<br> <br> Üye<br>...<br> <br> Katip<br>...<br> <br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"432f0bb15b961c0e","SID":"13dc934f839445bd"}}