{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. SAKARYA BAM   3. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2024/194 - 2025/321<br>T.C.<br>SAKARYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  3. HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2024/194 <br>KARAR NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2025/321<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t:...\t(...)<br>ÜYE\t:...\t(...)<br>ÜYE\t:...\t(...)<br>KATİP\t:...\t(...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: KOCAELİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 31.10.2023<br>NUMARASI\t\t: 2022/396 Esas -  2023/566 Karar<br><br>İSTİNAF YOLUNA<br>BAŞVURAN DAVACILAR\t: 1-.......<br>\t                       \t  2-.......\t\t<br>\t \t  3-.......<br>\t                       \t4-.........\t <br>                                                  5-........<br>VEKİLİ\t: Av. ........<br><br>İSTİNAF YOLUNA<br>BAŞVURAN DAVALI\t: 1 -.......<br>VEKİLİ\t: Av. .........<br><br>DAVALI\t: 2  -TÜRK NİPPON SİGORTA ANONİM ŞİRKETİ\t  <br>VEKİLİ\t: Av. ..........<br><br>BİRLEŞEN 2022/446 ESAS SAYILI DOSYA<br>İSTİNAF YOLUNA<br>BAŞVURAN DAVACILAR\t: 1-........<br>\t\t2-.........\t\t<br>\t\t3-.........<br>\t\t4-........<br>\t                        5-........<br>VEKİLİ\t: Av. ........<br><br>İSTİNAF YOLUNA<br>BAŞVURAN DAVALI\t: 1 -......<br>VEKİLİ\t: Av............<br><br>DAVALI\t: 2 -AK SİGORTA ANONİM ŞİRKETİ -   Poligon Cad. Buyaka 2 Sitesi No:8 Kule 1 Kat :0-6  Ümraniye/ İSTANBUL<br><br><br>İHBAR OLUNAN\t: ANADOLU ANONİM TÜRK SİGORTA ŞİRKETİ <br>VEKİLİ\t: Av. ........<br><br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazm.)<br>BAŞVURU TARİHİ\t: 28.12.2023-29.12.2023<br>İSTİNAFA GELİŞ TARİHİ     : 01.02.2024<br>KARAR TARİHİ\t: 14.02.2025<br>YAZIM TARİHİ\t: 14.02.2025<br><br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyadaki tüm belgeler ve dairemiz üyesi tarafından hazırlanan raporlar incelendi. Davanın dairemizin görev alanına girdiği, ilk derece mahkemesi kararının kesin olmadığı, istinaf başvurusunun süresi içinde yapıldığı, başvuru şartlarının yerine getirildiği anlaşılmakla;<br><br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ\t: <br>Davacılar vekili dava dilekçesinde; 25.02.2021 günü saat 19:23 sularında ...'ın sevk ve idaresinde ki ... plaka sayılı aracın Sapanca Yolu Caddesi Sapanca istikametine katılmak üzere Özdemir Ataman Caddesinde durduğu esnada davalı ...'ın sevk ve idaresinde ki ... plaka sayılı aracın Sapanca Yolu Caddesi Sapanca istikametinde seyir halinde iken ... sevk ve idaresinde ki ... plaka sayılı aracın ise Sapanca Yolu Caddesi Akmeşe istikametinde seyir halinde olduğu esnada ... plaka sayılı aracın Sapanca Yolu caddesinden Özdemir Ataman Caddesine doğru sola dönüş yapmak için seyir halinde bulunduğu yolda sola dönüş için bulunan cebe yanaşarak yavaşladığı (sinyal verip vermediği izleme tutanağında belirlenememiş) sonrasında Özdemir Ataman Caddesine doğru dönüş alıp yola atladığı sırada Sapanca Yolu Caddesi Akmeşe istikametine seyir halinde olan ... plaka sayılı aracın ... plaka sayılı araca sağ ön kapısından çarptığını, çarpmanın etkisiyle savrulan ... ve ... plaka sayılı araçların ... plaka sayılı araca çarptıklarını, olaydan sonra ...'ın alkol muayenesinde 1,22 promil alkollü olduğunun anlaşıldığını, elim olay esnasında ... sevk ve idaresinde bulunan aracın içindeki ..., ..., ... ve ...'ün yaralandığını belirterek, davacıların sürekli iş göremezlik, geçici iş göremezlik, bakıcı ihtiyaçları ne kadar süre ihtiyacının olmuşsa ve tedavi, iyileştirme giderlerinin ayrı ayrı tespitine, her bir alacak kalemi ve her davacı için fazlaya ilişkin hak ve alacakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik; davalı ... yönünden olay tarihinden; sigortacı yönünden sigorta limitini aşmamak üzere temerrüt tarihinden işletilecek avans faizi ile birlikte davalılardan her davacı ve her alacak kalemi için ayrı ayrı 10,00 'ar TL alınarak (HMK 107'ye göre harca esas alınmak üzere- toplam 160,00 TL) davacılara verilmesine  karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davalı ... yönünden arabuluculuk görüşmesinin gerçekleşmediğini, bu hususta davanın arabuluculuk şartı yokluğu sebebi ile usulden reddini talep ettiklerini, davalının 25.01.2021 günü saat 18:00 sıralarında çalıştığı şirketin kiralamış olduğu araç ile Sapanca istikametine gittiği sırada Akmeşe sapağından dönerek D-100 istikametine bağlanmak istediğini, kavşaktan dönecekken durup sinyalini vermiş olduğu etkiyle herhangi bir aracın geldiğini göremediğini, kontrol sonrasında sola doğru hareketlendiğini, ancak ... sevk ve idaresindeki aracın kavşak olmasına rağmen hızını azaltmaksızın kavşağa giriş yaptığından davalının aracının sağ ön tarafına çarparak kaza yaşandığını, bu çarpışma neticesinde aracın savrulduğunu ve cadde üzerinde sabit şekilde duran ...'ın sevk ve idaresindeki aracın da kazaya dahil olduğunu, üç araçlı bir kazanın meydana geldiğini, her ne kadar davalının KTK'dan doğan yükümlülüklerin ihlali nedeniyle kusuru bulunduğu iddia edilmiş olsa da; davacının bu iddiasının yalnızca olay yerinde düzenlenen KTK'ya dayandığını belirterek, davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, davacının haksız, mesnetsiz ve hukuki dayanaktan yoksun davasının reddine, davanın Anadolu Anonim Türk Sigorta Şirketi'ne ihbar edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı Türk Nippon Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; açılan davada mahkemenin yetkisiz olduğunu, davalı şirketin genel merkez yerleşim yeri sebebiyle İstanbul Anadolu Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, davanın husumet yokluğu nedeniyle reddinin gerektiğini, davalı şirket tarafından dava konusu aracın kaza tarihinde poliçeli olmayıp davalı şirketin sorumluluğu bulunmadığından haksız davanın reddini talep ettiklerini, 25.02.2021 tarihinde kaza meydana geldiğini, kaza tarihinde davalı sigorta şirketinden sigortalanan kazaya karışmış herhangi bir araç bulunmadığını, bu durumda husumet yokluğundan davanın reddi gerektiğini, davalı şirketin kaza tarihi itibariyle yalnızca sürekli iş göremezlik tazminatından sorumlu olduğunu, geçici iş göremezlik- bakıcı ve tedavi giderleri- yol masrafı sorumluluk kapsamı bulunmadığını, SGK tarafından karşılanması beklenen bakıcı, tedavi ve geçici iş göremezlik giderlerinin davalıdan talep olunmasında hukuki yarar bulunmadığını belirterek, haksız, mesnetsiz, usul ve yasaya aykırı davanın usulden reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br><br>BİRLEŞEN KOCAELİ 2. ATM 2022/446 ESAS SAYILI DOSYASINDA;<br>Davacı vekili dava dilekçesinde; 25.02.2021 günü saat 19:23 sularında ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı aracın Sapanca Yolu Caddesi Sapanca istikametine katılmak üzere Özdemir Ataman Caddesi'nde durduğu esnada ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı aracın seyir halinde iken ... sevk ve idaresindeki ...  plaka sayılı aracın ise Sapanca Yolu Caddesi Akmeşe istikametinde seyir halinde olduğu esnada ... plaka sayılı aracın Sapanca Yolu Caddesinden Özdemir Ataman Caddesine doğru sola dönüş yapmak için seyir halinde bulunduğu yolda sola dönüş için bulanan cebe yanaşarak yavaşladığını (sinyal verip vermediği izleme tutanağında belirlenememiş) sonrasında Özdemir Ataman Caddesine doğru dönüş alıp yola atladığı sırada Sapanca Yolu Caddesi Akmeşe istikametinde seyir halinde olan ... plaka sayılı aracın ... plaka sayılı araca sağ ön kapısından çarptığını, çarpmanın etkisiyle savrulan ... ve ... plaka sayılı araçların ... plaka sayılı araca çarptığını, olaydan sonra ...'ın alkol muayenesinde 1,22 promil alkollü olduğunun anlaşıldığını, olay esnasında ... sevk ve idaresinde bulanan aracın içindeki  ... , ... , ... ve ... ve ...'ün yaralandığını, olay sonrası alınan raporlarda davacılar hakkında bir takım maluliyetler ve tedavi süreçlerinin başladığını, davacıların olay sonrasında maddi manevi çok fazla zorlandıklarını, davalı kusurlu sürücünün alkollü olması, davacıların uğradıkları kalıcı bedensel zararlar, kazada aynı araç içinde olan aile  ... ve ...'te gerek elim kazada yaralanmaları gerekse çok sevdikleri aile bireylerinin ömür boyu malul kalması nedeniyle davacılar ... adına 50.000,00 TL, ... adına 40.000,00 TL , ... adına 30.000,00 TL, ... adına 15.000,00 TL, ... adına 15.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi itibariyle işleyecek en yüksek faiz oranı ile birlikte, davalılardan alınarak davacılara ödenmesine  karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı sigorta şirketi vekili cevap dilekçesinde; somut olayda davalı şirkete herhangi bir başvuru yapılmadan davanın ikame edildiğini, bu durumda dava şartı yerine getirilmediğinden davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davalı şirketin ticari merkezi itibariyle söz konusu davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, asla davayı kabul anlamına gelmemek üzere davalı şirketin poliçe limiti ile sınırlı sorumlu olduğunu, davacının sürekli sakatlığının AATK 3.İhtisas Dairesi'nden alınacak rapor ile ispatlanması gerektiğini, kusur incelemesinin Adli Tıp Kurumu tarafından yapılmasının talep edildiğini, talep edilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu, hükmedilecek faizin dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiz olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu üç aracın karıştığı trafik kazasında davacının davalının kusurlu olduğunu beyan ettiğini, bu kusurun yalnızca olay yerinde tutulan kaza tespit tutanağına dayandığını, aksi ispat oluncaya kadar davalının kusurunun bulunmadığını, kaza neticesinde oluşan zararlardan davalının tek başına sorumlu olmadığını, araç sürücüsü ...'ün de kavşağa yaklaşırken yavaşlamadığını için kusurlu olduğunu, sürücünün aldığı alkol oranının doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığından, kazanın salt alkolle gerçekleşip gerçekleşmediğinin, alkol dışında başka unsurların da olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması gerektiğini, kaza tespit tutanağında kazaya karışan yolcu bölümünde ... isminin bulunmadığını, maluliyet oranları ve maluliyetin kaza ile ilgisinin ispatlanması gerektiğini, tek hekimle hazırlanan maluliyet raporlarının kabul edilmediğini, davacı tarafın talep ettiği manevi tazminat miktarının çok fazla olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br> İlk derece mahkemesi tarafından Asıl Dava Yönünden; Davacı ...’ün açmış olduğu davada aktif husumet ehliyeti bulunmadığından Reddine, Diğer davacıların açmış olduğu maddi tazminat istemli davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, Birleştirilen 2022/446 Esas sayılı dosya yönünden; Davacı ...’ün açmış olduğu davada aktif husumet ehliyeti bulunmadığından Reddine, Diğer davacıların AK Sigorta A.Ş’ye karşı açmış oldukları davanın Reddine, Diğer davacıların açmış oldukları Manevi Tazminat Davasının Kabulüne, davacı ... için 50.000,00 TL , davacı Murat  ... için 40.000,00 TL , davacı ...  ... için 30.000,00 TL ve davacı ... için 15.000,00 TL manevi tazminatın 25.02.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile ...’tan alınarak anılan davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmiştir. <br>Yerel mahkemenin bu kararına karşı davacılar vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. <br>Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; yerel mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı ...'ün çocukları, meydana gelen kaza neticesinde malul kaldığını, vücutlarında ömür boyu kalıcı hasar meydana geldiğini, tüm bu hastalık süreçlerinde ve evde bakım süreçlerinde davacının gözlerinin önünde acı çeken çocuklarıyla ilgilendiğini, çaresiz kaldığını, davacının manevi tazminat talep etme koşulları oluştuğunu, Ak Sigortaya karşı açılmış olan davanın ise Ak Sigortanın poliçesinde manevi tazminat klozunun olmadığı, ... plakalı aracın genişletilmiş kasko poliçesi olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de bu tespitin doğru olmadığını, kazaya karışan ... plakalı bir araç bulunmadığını, gerekçeli kararda maddi hata yapılmamışsa, değerlendirme hatası yapıldığını, Ak Sigorta, ... plakalı aracın genişletilmiş kasko poliçesi olduğunu, ...'ın 11.06.2023 tarihli raporunda; ... plaka sayılı araç sürücüsü ...'ın olayda %100 oranında kusurlu olduğu tespit edildiğini, bu doğrultuda kusurlu tarafın genişletilmiş kasko poliçesi Ak Sigorta'ya açılan davanın kabulü gerektiğini, genişletilmiş kasko poliçesinde manevi tazminatın riziko kapsamında olduğu gerekçesi de yerinde olmadığını belirterek, Yerel mahkemece usule, yasaya ve maddi gerçekliğe aykırı değerlendirme sonucu verilen kararın kaldırılmasını talep etmiştir. <br>Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde; Yerel mahkemece yapılan yargılama sırasında davacılar ve diğer davalı sigorta şirketi  anlaşmış olduğundan maddi tazminat yönünden  her ne kadar davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmiş ise de; gerek müteselsil sorumlulukta iç ilişki nedeniyle gerekse manevi tazminat yönü ile dava konusu olayda tarafların kusur durumları ve maluliyet oranları davalının hukuki durumunu ilgilendirdiğinden ve bu hususlarda yerel mahkemece yeteri kadar araştırma ve inceleme yapılmadan karar verildiğini, dava konusu trafik kazasının meydana gelmesinde davalının tam kusuru bulunmadığını, yargılama sırasında kusur durumuna ilişkin alınan bilirkişi raporunda her ne kadar davalının %100 kusurlu olduğu sonucuna varılmış ise de bu raporun hükme esas alınmaya elverişli olmadığını, mahkemece  keşif yapılmaksızın ve dosyanın uzman bilirkişilerden oluşan üçlü bir heyete tevdi edilmeksizin, sadece Makine Yüksek Mühendisi tarafından düzenlenen kusur raporunun hükme esas alındığını, hükme esas alınan rapor ile kaza tespit tutanağı ve ceza dosyasından alınan kusur raporu arasında çelişki bulunduğunu, raporlar arasındaki arasındaki çelişki giderilmeden hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, maluliyet oranının tespiti için Adli Tıp Kurulu  3. İhtisas Dairesinden kaza tarihinde yürürlükte olan yönetmeliğe göre rapor alınması gerektiğini, mahkemece hükmolunan manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu, gerekçeli kararın 16,17,18 ve 19. maddelerinde her bir davacı için ayrı ayrı vekalet ücreti verilmesinin hatalı olduğunu, davacılar tek vekil ile temsil edilmekte olup gerek AAÜT gerekse Yargıtay'ın yerleşik kararları uyarınca aynı davada aynı vekil tarafından temsil edilen birden fazla davacı olması halinde tek bir vekalet ücreti tayin edilmesi gerektiğini belirterek usul ve yasaya aykırı yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. <br><br>Dava ve birleşen dava; haksız fiil (trafik kazası) nedeniyle cismani zarardan  kaynaklı maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.<br>Davaya konu, 25.02.2021 tarihinde meydana gelen birden fazla aracın karıştığı, maddi hasarlı ve yaralanmalı trafik kazasında davacılardan ... dışındaki davacıların yaralanmış olduğu anlaşılmaktadır.<br>Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; Mahkemesince, oluşa ve dosya kapsamına uygun olarak düzenlenen ve trafik kolluğu tarafından düzenlenen kusur tespitine dayanılarak; davalı araç sürücüsünün tam kusurlu eylemi ile kazanın gerçekleşmesine neden olunduğunun kabul edilmesinde ve  kaza tarihinde yürürlükte olan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkındaki Yönetmeliğe dayalı olarak Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Hasstanesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığın'dan alınan ve itiraz uğramayan maluliyet raporunun benimsenmesinde, davacıların davacılar .... ,   ..... ve ...'ün kazadan kaynaklı kendi ağır bedelsel zararları ve yaralanmaları nedeniyle oluşan manevi zararlarından, davacılardan ... yönünden ise beraber yaşamış oldukları kazada ağır bedelsel zarar uğrayan yakınları nedeniyle, davalı sürücünün sorumluluğunun kabul edilerek manevi tazminata karar verilmesinde, olay tarihi, olayın oluş şekli, tarafların sosyal ekonomik durumları ve tazminat hukukuna ilişkin yukarıda yer verilen prensipler gözetilerek; davacılar yararına olaya ve hakkaniyete uygun olarak  bir miktar manevi tazminata hükmedilmesinde bir usulsüzlük bulunmamasına göre; davalı vekilinin anılan yönlere değinen tüm istinaf sebepleri yerinde bulunmamıştır.<br>Ancak, davalılardan Ak Sigorta A.Ş. nezdinde Genişletilmiş kasko poliçesi kapsamında dava konusu ... Plakalı araç için 300.000,00 TL poliçe limitli İMM teminat sunulduğunun anlaşılması göre, davalı Ak Sigorta A.Ş.'nin manevi tazminattan araç sürücüsü ile birlikte sorumlu tutulması gerekirken sigorta şirketi yönünden manevi tazminat talepli davanın reddine karar verilmesi ve davacılardan ...'ün eldeki davayı kazada ağır şekilde yararlanan çocukları nedeniyle 6098 sayılı TBK 56/II.maddesinde düzenlenen \"ağır bedensel zarar\" nedeniyle açtığı gözetilmeden; davacının davaya konu araç içerisinde olmadığı şeklinde yasa ve hadiseye uygun düşmeyen bir gerekçe ile anılan davalı yönünden davanın reddine karar verilmesi hatalı bulunduğundan davacılar vekilinin istinaf talebinin kabulü gerekmiştir.<br>Kabule göre de incelenen kararda olduğu gibi Hukuk uygulamamızda \"taraf sıfatı\" ve \"taraf ehliyeti\" kavramları sıkça karşılaştırılarak iki usûli kavram birbiri yerine kullanılmaktadır. Oysa ki taraf sıfatı bir itiraz olup, dava şartı olan ve medeni hakları kullanabilme şartına bağlanan taraf ehliyetinden farklı bir kavramdır. Bu nedenle taraf sıfatı dava şartlarından sonra, işin esasına girilerek değerlendirilebilecek bir konudur.<br>Taraf sıfatı, bir başka deyişle husumet , dava konusu hak ile kişiler arasındaki ilişkiyi ifade eder. Sıfat, bir maddi hukuk ilişkisinde tarafların o hak ile ilişkisinin olup olmadığının belirlenmesi anlamına gelir. Davacı sıfatı, dava konusu hakkın sahibini, davalı sıfatı ise dava konusu hakkın yükümlüsünü belirler. Uygulamada davacı sıfatı, aktif husumeti, davalı sıfatı ise pasif husumeti karşılayacak şekilde değerlendirilmektedir. Dava konusu şey üzerinde kim ya da kimler hak sahibi ise, davayı bu kişi veya kişilerin açması ve kime karşı hukuki koruma isteniyor ise o kişi veya kişilere davanın yöneltilmesi gerekir. Bir kimsenin davacı veya davalı sıfatına sahip olup olmadığı tıpkı hakkın mevcut olup olmadığının tayininde olduğu gibi maddi hukuka göre belirlenir. <br>Dava dilekçesinde davacı veya davalı olarak gösterilen kişiler, şekli taraf kavramına göre  davanın tarafı iseler de, bu her zaman o kişilerin taraf sıfatına sahip oldukları anlamına gelmez. Zira az yukarıda da ifade edildiği üzere, taraf sıfatına sahip olmak için dava konusu hakkın sahibi olmak gerekir. Örneğin, alacak davasında davalı tarafta yer alabilme sıfatı o alacağın gerçek borçlusuna aittir. <br>Taraf sıfatının bu anlamda önemli özelliği ise, def'i değil itiraz niteliğinde olması nedeniyle taraflarca süreye ve davanın aşamasına bakılmaksızın her zaman ileri sürülebileceği ve taraflar ileri sürmemiş olsalar bile mahkemece re'sen nazara alınmasıdır.<br>Husumet ya da taraf sıfatı olarak nitelendirilen tarafların davaya konu hak veya hukuki ilişki ile subjektif bağı ve ilişkisisidir. Hukuk Doktrininde, hukuki himaye talep olunan hak veya hukuki ilişki ile taraflar arasında subjektif olarak varlığı zorunlu bağ ve menfaat ilişkisi olarak olarak da izah edilen taraf sıfatı kavramı en basit haliyle bir hakkın korunması talep edebilme veya bir hakkın korunması kendisinden talep edilebilme olgusudur. Bu konu şu soruya verilecek cevap ile belirginleştirilebilecektir. Bir hak herkes tarafından yargı mercilerinde ileri sürülebilir mi veya herkese karşı ileri sürülebilir mi ? Konunun daha iyi açıklığa kavuşturulabilmesi için Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin emsal kararının gerekçesinde: \"....Taraf sıfatı (husumet) ise, maddi hukuka göre belirlenen, bir subjektif hakkı dava etme yetkisini ya da bir subjektif hakkın davalı olarak talep edilebilme yetkisini gösteren bir kavramdır. Taraf ehliyeti; davada taraf olabilme, usulî hukuki ilişkinin süjesi olabilme ehliyetidir. Taraf ehliyetine sahip olan kişi, davada davacı veya davalı olabilecektir. Bu  nedenle, taraf ehliyeti usûli bir kavramdır. Taraf ehliyetine sahip olabilmek için medeni hukuktaki hak ehliyetine sahip olmak gerekir. HMK'nın 50. maddesine göre, medeni haklardan yararlanma ehliyetine sahip olan, taraf ehliyetine de sahiptir. Buna  göre tüm insanlar, hak ehliyetine ve dolayısıyla taraf ehliyetine sahiptir. Dava ehliyeti ise, medeni hakları kullanma ehliyetine göre belirlenir. (HMK'nın 51) Fiil ehiyetine sahip olan kişi, dava ehliyetine de sahiptir ve davayı yürütebilir, usûl işlemlerini yapabilir. Reşit olan ve temyiz kudretine sahip olan kişiler fiil ehliyetine sahiptir. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve dava takip yetkisi davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu halde, taraf sıfatı dava konusu subjektif hakka ilişkindir. Davacı tarafta yer alan taraf için aktif dava sıfatı, davalı tarafta yer alan taraf için  pasif taraf sıfatından söz edilebilir. <br>Uygulamada, \"sıfat\" yerine \"husumet\" terimi de kullanılmaktadır. Sıfat dava şartı olmayıp, itirazdır. Çünkü bir kimsenin hak sahibi veya borçlu olup olmadığı davanın esasına girildikten sonra tespit edilebilir. Bu durumda ise dava esastan ret veya kabul edilir. Oysa, dava şartları davanın esasına girilmesini engelleyen niteliktedir. Ancak sıfat bir itiraz olduğundan, hâkim diğer itirazlar gibi taraf sıfatını da dava dosyasından anlayabildiği  sürece kendiliğinden nazara alır. Sıfat, davada taraflardan birinin davaya konu subjektif dava hakkının bulunup bulunmadığı ile ilgili bir husustur. Tarafların sıfatının yargılama sonuna kadar devam etmesi zorunludur. Bu husus mahkemece re'sen göz önünde bulundurulmalıdır. Bir davada, taraflardan birinin, davacı ya da davalı sıfatının (aktif ya da pasif husumet ehliyetinin) olmadığı belirlenirse, artık bu davanın esasının çözümüne girilmeden, davanın husumet yokluğundan reddi gerekir. Bir kişinin belli bir davada davacı ya da davalı sıfatını haiz olup olmadığı şeklinde nitelendirilen husumetin, ileri sürülme zamanı Yasa ile kabul edilen bir ilk itiraz olmadığı gibi, davalı tarafından ileri sürülmesi gerekli bir def'i de değildir. Davanın her aşamasında ileri sürülmesi mümkün veya mahkemece vakıf olunduğu takdirde re'sen nazara alınması gerekli hukuki bir durumdur. (Yargıtay 23. HD 2015/374 E, 2016/2930 K .sayılı ilamı)<br>Bu bağlamda, davacılardan ... yönünden mahkemesince tazminat şartlarının bulunmadığının düşünülmesi halinde bile verilmesi icap eden karar davanın reddine olması gerekirken aktif husumet ehliyeti nedeniyle davanın reddine denilmesi de usûl ve yasaya aykırı görülmüştür.<br>İlk derece mahkemesince birleşen manevi tazminat talepli davada, davacı ...'ün manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesi ve davalılardan Ak Sigorta A.Ş'ne yöneltilen  davanın reddine karar verilmesi hatalı bulunmuş  ise de, ilk derece mahkemesinin kararındaki anılan hataların giderilmesi için yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığından; 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, davacılar vekilinin istinaf talebinin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiş ve davacıların her iki davalı aleyhine yönelttikleri manevi tazminat taleplerinin kabulü yönünde yeniden esas hakkında hüküm kurulması gerekmiştir. <br>\t<br>  H Ü K Ü M\t                    : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-A) Davalı ... vekilinin istinaf başvurusu yerinde görülmediğinden ESASTAN REDDİNE,<br> B) Yürürlükteki Yargı Harçları Tarifesi uyarınca davalı ...'dan alınması gereken 9.221,85 TL harçtan peşin alınan 2.305,50 TL harcın mahsubu ile bakiye 6.916,35 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, <br>C) Davalının istinaf başvurusu için yaptığı giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,<br><br>2-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE,  Kocaeli 2. Asliye  Ticaret Mahkemesi'nin 31.10.2023 tarih 2022/396 Esas, 2023/566 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,<br>3-HMK'nun 353/1-b-2 maddesi gereğince yeniden hüküm kurulması gerektiğinden,<br>I) ASIL DAVA  (2022/396 Esas) YÖNÜNDEN;<br>a)Davacı ...’ün açmış olduğu davada aktif husumet ehliyeti bulunmadığından REDDİNE,<br>b)Diğer davacıların açmış olduğu maddi tazminat istemli davanın konusuz kalması nedeniyle Karar Verilmesine Yer Olmadığına,<br>c)Davacılar yönünden hüküm tarihinde alınması gerekli 269,85 TL harçtan peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile kalan 189,15 TL harcın davacılardan alınarak hazineye irad kaydına, <br>d)Davacı ... için maddi tazminat talebi yönünden davalılar kendilerini bir vekil ile temsil ettirdiğinden 40,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,<br>e)Diğer davacılar yönünden dava konusuz kaldığından vekalet ücreti hakkında karar verilmesine yer olmadığına, <br>f)Davacılar tarafından yapılan 2.000,00 TL bilirkişi ücreti, 674,25 TL posta ve tebligat ücreti olmak üzere toplam 2.674,25 TL yargılama giderinin talepleri olmadığından  davacılar üzerinde bırakılmasına,<br>g)Davalı ... tarafından yapılan 80,00 TL yargılama giderinin dava açılmasına sebebiyet verdiklerinden üzerine bırakılmasına,<br>h)Kullanılmayan gider avansının yatıranlara iadesine, <br>ı)6325 sayılı HUAK 18/A-13,14. maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden Adana Arabuluculuk Bürosu 2022/517 numaralı dosyasında ödenen 1.600,00 TL arabuluculuk ücretinin anlaşmaya varılmaması halinde haksız bulunan taraftan tahsil edilmesi gerektiğinden mevcut delil durumu, davalıların dava açılmasına sebebiyet vermesi ve anlaşma gözetilerek davacı ... ve davalılardan tahsili ile hazineye irad kaydına,<br><br><br>II) BİRLEŞEN  2022/446  ESAS SAYILI  DAVA YÖNÜNDEN;<br>A) Davacıların açmış oldukları Manevi Tazminat Davasının KABULÜNE, <br>a)Davacı ... için 50.000,00 TL manevi tazminatın 25.02.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, <br>b)Davacı ... için 40.000,00 TL manevi tazminatın 25.02.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile  davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak alınarak davacıya verilmesine,<br>c)Davacı ... için 30.000,00 TL manevi tazminatın 25.02.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak alınarak davacıya verilmesine,<br>d)Davacı ... için 15.000,00 TL manevi tazminatın 25.02.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile  davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak alınarak davacıya verilmesine,<br>e)Davacı ... için 15.000,00 TL manevi tazminatın 25.02.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile  davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak alınarak davacıya verilmesine,<br>B)Yürürlükteki Yargı Harçları tarifesi gereğince alınması gerekli 10.246,50 TL harçtan peşin alınan 512,33 TL harcın mahsubu ile eksik kalan 9.734,17‬ TL harcın davalılardan  alınarak hazineye irat kaydına,<br>C) Davacılar tarafından yapılan 512,33 TL peşin harç, 80,70 TL başvurma harcı olmak üzere toplam 593,03‬ TL harç+ 299,00 TL müzekkere ve tebligat giderleri toplam ‭892,03‬ TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, <br>D) Vekalet Ücretleri;<br>  a) Davacı ... kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde manevi tazminat yönünden AAÜT'e göre hesaplanan 17.900,00 TL maktu vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, <br>b)Davacı ... kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde manevi tazminat yönünden AAÜT'e göre hesaplanan 17.900,00 TL maktu vekalet ücretinin  davalılardan müştereken ve müteselsilen  alınarak davacıya verilmesine, <br>c)Davacı ... kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde manevi tazminat yönünden AAÜT'e göre hesaplanan 17.900,00 TL maktu vekalet ücretinin  davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, <br>d)Davacı ... kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde manevi tazminat yönünden AAÜT'e göre hesaplanan 15.000,00 TL nispi vekalet ücretinin  davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, <br>e)Davacı ... kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde manevi tazminat yönünden AAÜT'e göre hesaplanan 15.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, <br>E) Kullanılmayan gider avanslarının yatıranlara iadesine,<br>F) 6325 sayılı HUAK 18/A-13,14. maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden Adana Arabuluculuk Bürosu 2022/514 numaralı dosyasında ödenen 1.560,00 TL arabuluculuk ücretinin anlaşmaya varılmaması halinde haksız bulunan taraftan tahsil edilmesi gerektiğinden davalılardan müştereken ve müteselsilen  tahsili ile hazineye irad kaydına,<br><br>4-Davacılar tarafından yatırılan istinaf karar harcının talebi halinde iadesine,<br>5-Davacılar tarafından yapılan 513,00 TL istinaf yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacılara verilmesine,<br>6-Kullanılmayan istinaf gider avansının hesaplanarak yatırana iadesine,<br>7-Karar tebliği, harç takibi ve avans iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, <br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK.362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 14.02.2025<br>\t\t\t<br>...<br>Başkan ...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>Üye ...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>Üye ...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>Katip ...<br> ¸e-imzalıdır<br><br><br>            *İşbu evrak 5070 sayılı Kanunun 5. Maddesi gereğince Güvenli Elektronik İmza ile imzalanmıştır*<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e68f37bee3143780","SID":"55d69038a20170d1"}}