{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1684 <br>KARAR NO: 2025/94<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 15/12/2020<br>NUMARASI: 2018/1154 E. -  2020/684 K. <br>DAVANIN KONUSU: İtirazın iptali (Ticari satımdan kaynaklı)<br>Taraflar arasındaki  itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davacının davalıya davalının siparişleri uyarınca kumaş üretimi ve satımı yaptığını, bu ilişki kapsamında davalıya  pek çok kez mal teslimi yapılmasına ve bu durum uyarınca fatura kesilmesine rağmen davalının borcunu ısrarla ifa etmediğini, bunun üzerine  İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile takibe başlandığını, davalının takibe borcu bulunmadığını belirterek haksız itirazda bulunduğunu, takibin  fatura alacaklarına istinaden açıldığını,  faturaların tamamının davalıya teslim edildiğini, davalının herhangi bir itirazda bulunmadığını,  icra takibinin taraflar  arasındaki ticari ilişkiye dayalı  mal satımından kaynaklandığını, taraflar  arasında ticari ilişki dışında herhangi bir bağ bulunmadığını,davacının davalı şirketten bakiye 70.046,51 TL cari hesap alacağı bulunduğunu, taraf defterlerinin incelenmesi sonucunda alacağın tespit edileceğini ileri sürerek, itirazın iptali ile  %20'den aşağı olmamak üzere icra  inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle;  davacının alacağı bulunmadığı gibi, aksine davalının davacıdan  62.005.62 TL cari hesap alacağı bulunduğunu,   bu alacak haklarını saklı tuttuklarını, taraflar arasındaki kumaş alışverişi dolayısıyla,  davacı tarafından teslimi yapılan kumaşların eksik olması dolayısıyla  teslim sırasında  davacı yetkilileri huzurunda eksikliklerin tespit edilerek  irsaliyeler  üzerine yazılmak suretiyle davacıya bilgi verildiğini, akabinde  eksik  malların iadesi için iade faturası düzenlendiğini, bunların davacıya tebliğ edildiğini, ancak davacının  15 gün sonrasında, 01.08.2018 tarihinde  faturaları geri gönderdiğini,  ardından davalı müvekkili tarafından Bakırköy ... Noterliğinin 06.09.2018 tarih ve ... yevmiye  sayılı ihtarnamesinin gönderildiğini,  aynı ihtarnamede iade faturaları ile ödemesi yapılan 27.07.2018 vadeli, ... nolu çek bedelinin defter ve kayıtlarına işlenmesi sonucunda, davalının  davacıdan  62.005.62 TL cari hesap alacağı bulunduğu ve bu bedelin ödenmesinin  talep edildiğini, buna rağmen haksız davanın açıldığını savunarak, davanın reddini ve  alacağın   %20'si oranında kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...Dava; cari hesap alacağına istinaden başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. ...  Davacı firmanın ticari defterlerinde takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 70.046,51 TL alacaklı olduğu gözükse de davalı firmanın ticari defterlerinde  takip tarihi itibariyle davalının davacıdan 201.792,44 TL alacaklı olduğu, taraf kayıtlarının birbirini doğrulamadığı, taraflar arasındaki cari hesap farkının takip tarihi itibariyle 271.838,95 TL olduğu, bu farkın 250.000,00 TL'sinin 27.07.2018 tarih, ... nolu davalı firma çekinin iadesine ilişkin davacı defterlerindeki kayıttan kaynaklandığı, kalan 21.838,95 TL'nin de davalıya ait 04.07.2018 tarihli 12 adet iade faturasından kaynaklandığı, davalı tarafından davacıya 250.000,00 TL tutarındaki çek bedeline istinaden 30.07.2018 tarihinde aynı tutarda ödeme (EFT) yapılmakla birlikte ... nolu 250.000,00 TL tutarındaki çekin davalıya iade edildiğine ilişkin herhangi bir belgenin tespit edilemediği, davacı firma defterlerinde çekin iadesine dair yapılmış olan muhasebe kaydının dayanağı belgenin ibraz edilmediği, davalı ticari defterlerinde de çekin iade alındığına dair herhangi bir kaydın bulunmadığı, ayriyeten 13.07.2020 tarihli  banka müzekkere cevabına göre, 250.000,00 TL tutarındaki çekin davacı şirket yetkilisi ... tarafından ... Bankası Başakşehir/İstanbul Şubesine 27.08.2018 tarihinde takasa ibraz edildiği, bu kapsamda davacı ticari defterlerinde yer alan çekin davalıya iade edildiği yönündeki kaydın yersiz olduğu, bu kayda itibar edilemeyeceği, bu çek bedelinin davacı ticari defterlerinde yer alan bakiyeden tenzil edilmesi gerektiği, toplam 21.838,95 TL tutarındaki 04.07.2018 tarihli 12 adet iade faturasına konu malların davacı tarafından davalıya eksik teslim edildiğine ve/veya sevk irsaliyeleri üzerinde eksikliklerin taraflarca tespit edildiğine dair dosyada herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı belirlenmekle 21.838,95 TL tutarındaki davalı iade faturası bedelinin davacı ticari defterlerinde yer alan bakiyeden tenzil edilmesine gerek bulunmadığı, buna göre davacı firmanın takip tarihi itibariyle  davalıdan alacağının bulunmadığı, aksine davalı yanın 179.953,49 TL alacaklı olduğu sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır. Bu nedenler ile davanın reddine karar verilmiştir. Davalı yanca kötü niyet tazminat talebinde bulunulmuş ise de kötü niyetli takip yapıldığı hususunda mahkememizde yeterli kanaat oluşmadığından bu talebin de reddine karar verilmiş ve bu kapsamda aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.\"  gerekçesiyle davanın reddine, davalı yanın kötü niyet tazminat talebinin reddine, karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davalının dava konusu borcunu davacıya ifa etmediği ve borçlu olduğu sabitken, mahkemece  davalının düzenlediği çeke ilişkin mükerrer ödeme yapılmışcasına değerlendirme yapıldığını, uyuşmazlık konusu çekin bedelsiz kaldığını,  işbu çeke ilişkin müvekkiline mükerrer ödeme yapılmadığını, davalının  cari hesap borcuna karşılık ... no'lu, 27.07.2018 keşide tarihli, 250.000,00 TL tutarlı çek ile ödeme yaptığını,  bu çeki 18.06.2018 tarihli tahsilat makbuzu ile davacıya teslim ettiğini, her  iki tarafın ticari defterlerinde de bu durumun görüldüğünü, davalının hesapta karşılık olmadığını ve çekin haricen ödeneceğini beyan ederek müvekkilinden çekin yazdırılmamasını istemesi üzerine müvekkilinin  iyi niyet göstererek söz konusu çekle alakalı olarak karşılıksız işlemi yaptırmadığını, davalının söz konusu bu çeke ilişkin 30.07.2018 tarihinde banka yolu ile müvekkiline  ödeme yaptığını, bu ödemenin tutarı tam olarak çek tutarı kadar olup ödemenin açıklamasında çekin numarası ve tarihi belirtildiğini, açıkça anlaşılmaktadır ki davalının 30.07.2018 tarihli ödemesinin çeke istinaden yapılmış bir ödeme olduğunu,  müvekkilinin  bu  çek için davalı tarafından kendisine yapılan 250.000 TL nakit ödemeyi cari hesabına alacak kaydı olarak kaydettiğini, bu durumda hem 250.000 TL'lik nakit ödemenin hem de çekin cari hesapta yer alması davalı tarafından yapılan tek ödemenin mükerrer şekilde sayılmasına durumuna yol açtığını,  27.07.2018 tarihli çeke istinaden  30.07.2018 tarihli banka havalesi haricinde başka bir ödeme yapılmamışken cari hesapta ayrı ayrı 250.000,00 TL'lik iki ödemenin yer almasının ticari hayatın olağan akışına aykırılık teşkil edeceğinden çekin müvekkili tarafından davalı cari hesabından çıkarıldığını,  mahkemenin ise söz konusu çekin davalıya iade edilmemiş olmasından bahisle müvekkilinin ticari defterlerinde yer alan çekin iade edildiği yönündeki kaydın yersiz olduğuna ve  bu kayda itibar edilemeyeceğine hükmettiğini,  bu değerlendirmenin tümüyle hatalı olduğunu, davacı defter kayıtlarında herhangi bir yersizlik bulunmadığını, çeke istinaden yapılan söz konusu ödemenin davacı tarafından ticari defterlere ve davalının cari hesabına 250.000,00 TL alacak kaydı olarak kaydedildiğini, davalı tarafın borcu yalnızca 250.000,00 TL için sona ermişken cari hesapta 500.000,00 TL'lik ödemenin yer almasının ne müvekkilinden ne de herhangi bir basiretli tacirden beklenemeyeceğini,  açıklanan durumda, hem 250.000,00 TL tutarındaki nakit ödemenin hem de çekin müvekkili davacı tarafından tutulan cari hesapta yer almasının davalı tarafından yapılan tek bir ödemenin sanki mükerrer şekilde yapılmışçasına yanlış anlaşılmasına sebep olduğunu, 27.07.2018 tarihli çeke istinaden davalı tarafından tek bir ödeme yapılmışken cari hesapta ayrı ayrı 250.000,00 TL'lik iki ödemenin yer almasının söz konusu olamayacağının aşikar olduğunu, davalı tarafından ödemesi banka havalesi ile gerçekleştirilmiş olan ve artık ödeme aracı olarak vasfını yitiren çekin cari hesaptan çıkarılması ticari hayatın bir gereği olup bu durumun ne mahkemenin beyan ettiği üzere herhangi bir yersizlik teşkil ettiğini, ne de davalı tarafından 250.000,00 TL tutarındaki çeke ilişkin 500.000,00 TL ödenmiş olduğunu ortaya koymadığını,  bunun yanı sıra, çek için ödeme yapılmışken bu çekin halen müvekkilin elinde olmasının hiçbir faydası ve mantıklı açıklaması bulunmadığını,  artık bu çekin herhangi bir talebe veya icra takibine konu olamayacağını, icra takibine konu edilmesi halinde müvekkilin bedelsiz senedi takibe koymaktan ceza alacağının şüphesiz olduğunu, davalı tarafından söz konusu çek sebebiyle müvekkiline  yalnızca 250.000,00 TL'nin  ödenmiş olduğuna ilişkin bir ihtilaf bulunmazken, ve hem müvekkili hem de davalının ticari kayıtlarında ilgili çeke ilişkin yalnızca tek bir 250.000 TL tutarında ödeme yer almaktayken önce bilirkişi ardından  mahkeme tarafından hangi dayanaklar ile aynı çekten dolayı iki kere ödeme yapıldığı sonucuna varıldığının anlaşılamadığını,   davacının hatalı bilirkişi raporu nedeniyle alacaklı iken borçlu duruma düştüğünü,   durumun detaylı bir şekilde dilekçelerinde açıklanmasına rağmen  itirazlarının  mahkeme tarafından hiçbir surette dikkate alınmadığını, çekin süresinde ibraz edilmediği ve karşılıksız işlemi görmediğinin banka cevabından açıkça anlaşıldığını, mahkemeninin bilirkişi ek raporunda yer alan hatalı değerlendirmeyi olduğu gibi kabul ederek ... Bankası tarafından müzekkere ekinde gönderilen çek görüntüsünü incelemediğini,  çekin yasal ibraz süresi geçtikten sonra ibraz edildiğinin, ayrıca karşılıksız işlemi görmediğinin açıkça anlaşıldığını, çekin kambiyo senedi vasfını  yitirdiği ve adi havale niteliğinde olduğunu, mahkeme tarafından işbu hususlar dikkate alınmadan, yalnızca çekin müvekkili tarafından bankaya ibraz edildiği gerekçesine dayanılarak çek bedelinin  müvekkili tarafından bankadan tahsil edilmişçesine karar alınmasının eksik ve hatalı olduğunu, davalı tarafından müvekkili aleyhine başlatılan icra takibinde dahi çek bedeli düşülerek takip başlatılmış olduğunu, davacı tarafından davalı şirket aleyhine dava konusu borca ilişkin icra takibinin başlatılmasının ardından, davalı şirket tarafından  gerçeğe aykırı birtakım faturalar düzenlenerek müvekkili aleyhine cari hesap alacağı bulunduğu iddiasıyla Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında takip başlatıldığını, bu takibe itiraz ettiklerini, cari hesabın davalı defterlerinde kayıt altına alındığı haliyle dahi davalının alacaklı kabul edilmesinin  mümkün  olmadığını, kök bilirkişi raporunda yer alan davalı taraf muavinine göre davalının davacının takip tarihinde 201.792,44 TL alacaklı gözüktüğünü, muavinde takip öncesi yer alan son kaydın bahse konu çek için davalı tarafından yapılan 250.000,00 TL'lik ödemeye ilişkin olduğunu, ancak bu 250.000,00 TL'lik ödemenin davalı defterinde zaten yer alan 18.06.2018 tarihli \"... İp Çek Çıkışı\" açıklamalı 680.000 TL'lik kayıtla mükerrer olduğunu, 680.000 TL'lik bu kaydın  250.000 TL'lik çekin de aralarında bulunduğu 3 çek için girilen borç kaydı olduğunu, davalının da kendi defterlerinde 250.000,00 TL'lik ödemeyi mükerrer şekilde borç kaydı olarak girdiğini,  ortada 250.000,00 TL'lik yalnızca tek ödeme bulunmaktayken davalının defterlerinde iki adet 250.000,00 TL ödeme gözüktüğünü, ancak davalının da bu haksız durumun bilincinde olduğunu ve kendi cari hesap alacağını -tarafımızca itiraz edilmiş olup asla kabul edilmemektedir- 250.000,00 TL'lik çeki dikkate almadan hesap ettiğini, bu şekilde takibe koyduğunu, bu durumda davalının da kabulünde olan bu haksız kaydın göz ardı edilmesi halinde davalının defterlerinde dahi takip tarihinde müvekkilin 48.207,56 TL alacaklı olduğunun gözüktüğünü, takip tarihi öncesinde de davalı tarafından herhangi bir dayanağı olmaksızın ve  kendilerince kabul edilmeyen 04.07.2018 tarihli muhtelif iade faturaları toplamı olan 21.838,95 TL de eklendiğinde alacaklarının  davalı taraf defterlerine göre de 70.046,51 TL olduğunun sabit olduğunu,  bilirkişi tarafından tüm bu hususlar göz ardı edilerek davalıyı alacaklıymış gibi gösteren rapor düzenlendiğini, davalının kendisi tarafından başlatılan takipte 12.11.2018 tarihi itibarıyla cari hesap alacağının 62.005,62 TL olduğunu ileri sürdüğünü,  halbuki düzenlenen bilirkişi raporunda davalının muavin defterinin davalı tarafından başlatılan takip tarihinde 312.005,62 TL alacak gösterdiğinin tespit edildiğini, aradaki farkın 250.000 TL'lik çekten kaynaklandığını,  yani davalı tarafın başlattığı takip tarihinde bu şekilde bir alacağı bulunmadığını ve bu alacak kaydını sonradan defterlerine mükerrer olarak işlediğinin ortada olduğunu, davalı şirket takip tarihinde kendi defterlerinde gözüken 312.005,62 TL'lik tutarda değil de bu tutardan 250.000 TL'lik çek bedeli düşüldükten sonra ortaya çıkan 62.005,62 TL tutarında alacaklı olduğunu ileri sürdüğünü,  davalının dahi bahse konu çekten dolayı herhangi bir alacağı olmadığını kabul etmişken bu çekin müvekkilinin defterlerinde borç kaydı olarak yer almasının izahtan uzak olduğunu,  çeke ilişkin ödeme yapıldıktan sonra dahi davaya konu borcun varlığı davalı tarafından kabul edilmişken yerel mahkeme'nin bu durumu yok sayan tespitlerinin  hukuka aykırı olduğunu,  mahkeme tarafından verilen kararda yer alan tespitlere göre müvekkilin defterlerinde yer alan çek ve bu çeke dair yapılan ödemeyle birlikte davacının davalıdan herhangi bir alacağı kalmamış, aksine davalı tarafın çeke istinaden gerçekleştirdiği ödemenin ardından davacıdan 179.953,49 TL alacaklı konuma geldiğini,  bilirkişinin kök ve ek raporlarında yer alan ve  mahkeme tarafından benimsenen çekin çıkış/iade kaydının yersizliği tespitinin bir neticesi olan bu durumun doğru olmadığının bizzat davalının ikrarıyla anlaşıldığını, davacıya ait defter kayıtlarına bakıldığında da 18.06.2018 tarihinde 680.000,00 TL çek girişi yapıldığı, söz konusu çekin de bu çekler arasında yer aldığı, yine söz konusu çeke ilişkin yapılan ödemenin 30.07.2018 tarihinde defter kayıtlarından düştüğü, davalı taraf gelip çeklerini teslim almadılarsa bunun çekin mükerrer tahsil edildiği anlamına gelemeyeceğinin  izahtan vareste olduğunu, davalı şirket çalışanı tarafından müvekkiline gönderilen 02.08.2018 tarihli maillerde davalının kendilerince 30.07.2018 tarihinde 250.000 TL'lik ödeme yapıldıktan sonra dahi bakiye borçları bulunduğunu kabul ederek bakiye borcun 10.08.2018 tarihinde ödeneceğini beyan ettiğini,  davalı tarafın işbu borç ikrarına karşılık ne bilirkişi ne de  mahkeme tarafından konuya ilişkin hiçbir değerlendirme yapılmadan davalının 179.953,49 TL alacaklı hale geldiğine ilişkin tespit ile bu tespitinin dayanağı olan çekin iade kaydının yersiz olduğu değerlendirmesinin maddi gerçeğe aykırı olduğunu,  ek bilirkişi raporunda davalının bu maillerine ve ikrarlarına yer verilmiş ancak değerlendirmeye alınmadığını,  taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklı bütün alacak ve ödeme kalemlerinin baştan itibaren yeniden hesap edilmesini ve mevcut borcun tespit edilmesini sağlamak üzere dosyanın yeni bir bilirkişiye tevdii edilmesini sağlaması gerekirken eksik ve hatalı bilirkişi raporlarını esas alarak hatalı bir karar verildiğini, işbu durumun davalı tarafın haksız kazancına sebebiyet verdiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, ticari satım faturalarına ilişkin açık hesap alacağının tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın İİK'nın 67.maddesi uyarınca iptali istemine  ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf  nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Dosya kapsamında bulunan İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasının incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu  aleyhine 70.046,51 TL asıl alacak yönünden 28.08.2018 tarihinde icra takibi başlatıldığı, takip dayanağı olarak 70.046,54 TL'nin gösterildiği, ödeme emrinin 03.09.2018 tarihinde tebliğ edildiği, davalı tarafından 05.09.2018 tarihinde süresinde verilen itiraz dilekçesi ile borcun tamamına ve ferilerine itiraz edildiği, itiraz üzerine takibin durduğu ve davanın bir yıllık yasal hak düşürücü sürede açıldığı anlaşılmıştır. Davacı taraf; davalı ile kumaş satışına ilişkin ticari ilişki bulunduğunu, davalının teslim edilen bir kısım malların bedelini ödemediğini, bu sebeple cari hesap alacağı bulunduğunu ileri sürmüş; davalı ise teslimi yapılan kumaşların eksik olması sebebiyle iade faturaları düzenlendiğini, davacının alacağı bulunmayıp kendisinin cari hesap nedeniyle davacıdan 62.005,62 TL alacağı bulunduğunu savunmuştur. Mahkemece, alınan bilirkişi kök ve ek raporu uyarınca; davalı tarafından davacıya 250.000,00 TL tutarındaki çek bedeline istinaden 30.07.2018 tarihinde aynı tutarda ödeme (EFT) yapılmakla birlikte ... nolu 250.000,00 TL tutarındaki çekin davalıya iade edildiğine ilişkin herhangi bir belgenin tespit edilemediği, davacı firma defterlerinde çekin iadesine dair yapılmış olan muhasebe kaydının dayanağı belgenin ibraz edilmediği, davalı ticari defterlerinde de çekin iade alındığına dair herhangi bir kaydın bulunmadığı,  davalının davacı firmanın takip tarihi itibariyle  davalıdan alacağının bulunmadığı, aksine davalı yanın 179.953,49 TL alacaklı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Taraflar arasında ticari ilişki bulunduğu, davalının davacıya 18.06.2018 tarihli  tahsilat makbuzunda belirtildiği üzere 27.07.2018 tarihli,  ... nolu, 250.000,00 TL tutarında çek verdiği, 30.07.2018 tarihinde ise davalının davacıya, banka kanalıyla, açıkça bilgilerine yer verilerek  bu çeke istinaden yapıldığı belirtilen 250.000 TL tutarlı  ödeme yapıldığı, çekin davacı uhdesinde bulunduğu konularında ihtilaf bulunmamaktadır. Her ne kadar mahkemece davacının elinde davalı yanca verilen 27.07.2018 tarihli,  ... nolu, 250.000,00 TL  bedelli çekin bulunduğu, aynı çeke ilişkin davalının ödemesi bulunduğu,  çekin de davacıda olduğu ve bu sebeple  davanın reddine karar verildiği görülmekteyse de, iş bu çek eldeki davanın konusu değildir. Ayrıca davalı yanca bu çek bilgileri açıkça belirtilerek bu çeke ilişkin banka kanalıyla davacı hesabına  30.07.2018 tarihinde 250.000 TL ödeme yapıldığı  ihtilafsız olup çekin davacı elinde olması cari hesap alacağını etkilememektedir.  Davalı bu çekin iadesini he zaman davacıdan isteyebilecektir.  Bu sebeple mahkemece,  davacı iddiası ve davalı savunması kapsamında açık hesap alacağının bulunup bulunmadığı konusunda inceleme ve araştırma yapılarak ve ek rapor alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle  davanın reddi hatalı olmuştur. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, işin esası incelenmeksizin, yukarıdaki açıklamalar ışığında  davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir. <br>KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.a.6. maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, 2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı  veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talebi hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine, 4-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair; HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonunda, oy birliğiyle ve  kesin olarak karar verildi. 29.01.2025<br>KANUN YOLU:HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca karar kesindir. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"be9fd1f334d01343","SID":"c99f1007c35b7d7d"}}