{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1685 <br>KARAR NO: 2025/95<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 02/12/2019<br>NUMARASI: 2017/88 E. - 2019/949 K. <br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali <br>Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davacının davlıya taşıma hizmeti verdiğini,  taraflar arasındaki bu ticari ilişki neticesi oluşan cari hesap borcunun davalı yanca ödenmediğini, bu sebeple  İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas  sayılı dosyasıyla icra takibi yapıldığını, ancak  davalının haksız şekilde borca itiraz ettiğini ileri sürerek,  itirazın iptaline ve alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; davalı müvekkilinin madeni yağ dağıtımı (ikmali/satışı) yaptığını,  bayilerine satışını yaptığı madeni yağların  davacı  tarafından taşınarak teslim edildiğini, madeni yağların taşınması sırasında hasar görmesi halinde oluşan hasarlarda davacının  sorumlu olduğunu,  davalının bayilerine teslim edilmek üzere davacı tarafından taşınan madeni yağların gönderilene teslimi sırasında zaman zaman hasarlar oluştuğunu, oluşan hasarların tutarının davacıya  fatura edilerek, fatura tutarı davacının alacaklarından mahsup edilmek suretiyle hesaben ödendiğini,  oluşan hasarlar için davacıya zaman zaman hasar tutanağı dahi düzenlenmeden email veya telefonla bilgi verildiğini, fatura düzenlenerek tutarının davacı tarafından (hesaben) ödendiğini, uzun yıllar devam eden ilişki sırasında bu teamülün oluştuğunu,  bunun davacının sunduğu hesap ekstresi ile de kanıtlandığını, bu davanın hasarlar karşılığında  davacı tarafından düzenlenen faturaların davacının kayıtlarına alınmaması ve mahsup edilmemesinden kaynaklandığını,  davacının  bu alacaklarının mahsup edilmesi halinde, davacının müvekkilinden bir talep hakkı kalmadığını, 27/11/2012 tarihli 5 adet faturaya ilişkin olarak; davalının  hasarlı ürünlere dair düzenlediği faturaları davacıya gönderdiğini, davacının faturaları hesaplarına işlemediğini, her iki şirket yetkilileri arasında hesap mutabakatı için mail ortamında yazışmalar yapıldığını,  04.02.2013'de  davalı çalışanı ...nun davacı çalışanı ile hesap mutabakatı yaparken 27/11/2012 tarihli faturaların davacı kayıtlarında olmadığınını tespit ettiğini, 05.02.2013'te davacı çalışanının incelemek için faturaların taranarak  mail atılmasını  istediğini,   aynı gün  fatura görsellerinin davacıya gönderildiğini,  bundan sonra davacının sessiz kalarak  davalının beyanlarını kabul ettiğini, 31/10/2013 tarihli,  5.205,0-TL bedelli faturaya ilişkin olarak,; davacıya 02/10/2013 tarihli tutanak ile teslim edilen ürünlerin  bayiye  davacı yanca hasarlı olarak ulaştırıldığını,  ürünlerin hasarlı olduğunu fark eden bayinin (gönderilen) ürünleri teslim almadığını, 07.10.2013 tarihinde davacı çalışanı ...'ın davalı  çalışanı ...' e mail göndererek, bayi ... Petrol'ün hasardan dolayı ürünleri teslim almadığını belirttiğini, bu belgenin, eşyanın taşıma sırasında hasar gördüğünü, gönderilen tarafından kabul edilmediğini ve bu durumları davacının bildiğini kanıtladığını, 07.10.2013 tarihinde davalı çalışanı ...'in diğer çalışan ...r'e mail göndererek, bayi ...'na  hasarlı olarak teslim edilen ürünlerin, davalı deposuna çekilmesi için hasarlı ürünlerin bulunduğu davacının Malatya Şubesinin iletişim bilgilerini verdiğini, 09.11.2013 tarihinde davalı  çalışanı ... tarafından davacı çalışanı ...' a gönderilen mailde, hasarlı ürünlerin davalıya ait Dolayoba , Pendik / İstanbul'da bulunan depoya gönderilmesinin talep edildiğini,  iş bu maile istinaden hasarlı ürünlerin davacı tarafından davalının deposuna sevk edilmesi beklenmişse de, davacının hasarlı ürünlerin iadesinden kaçındığını,  bunun üzerine madeni yağları hasara uğratan davacıya 31/10/2013 tarihli 5.205,0-TL. bedelli faturann düzenlenerek  gönderildiğini, davacı çalışanı ...'ın 01/11/2013 günü bu faturayı teslim aldığını,  faturanın alınmasının ardından davacının faturaya yasal süresi içinde itiraz etmediğini,  bu faturanın davacıya tebliğ edilerek işleme alındığına ilişkin kayıt bulunduğu halde, davacının ticari defterlerine kayıt yapılmadığını, 24/01/2014 tarihli 195,00 TL, 04/02/2014 tarihli, 492.00 TL ve 07/03/2014 tarihli, 115,00 TL bedelli faturalara ilişkin olarak; 19.11.2014 tarihinde davalı çalışanının gönderdiği mail ile bu üç faturanın  davacı kayıtlarında görünmediğini sorduğunu, 12.12.2014 tarihinde davacı çalışanlarından ...'in kayıtların incelendiğini ve söz konusu bu 3 adet faturaların kayıtlarında olduğunu, mail ekinde de güncel ekstrelerinde bu durumun açıkça görüldüğünü belirttiğini, bu durumların davacının taşıma sırasında verdiği hasarlar nedeniyle düzenlenen faturaları tebellüğ ettiğini ve herhangi bir itirazda bulunmadığı halde ticari defterlerine kaydetmediğini, alacak iddiasının haksız olduğunu kanıtladığını, savunarak, davanın reddi ile %20'den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...Dava; hizmet sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali istemine ilişkindir. İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyası getirtilerek incelendiğinde; davacı tarafından davalı aleyline 8.898,44 TL üzerinden takip başlatıldığı anlaşılmıştır. Dosya  bir taşıma -lojistik alanında uzman bilirkişi ile mali müşavir  bilirkişilerden oluşan bilirkişi heyetine tevdi olunmuş, düzenlenen 07/11/2017 tarihli raporda;  tarafların madeni yağların taşınması hususunda 2011 yılından bu yana cari hesap şeklinde çalışmakta oldukları, aralarında 01/05/2011 tarihli sözleşme akdedildiği, davalı tarafın mevcudiyetini iddia ettiği hasarlar ile ilgili usulüne uygun şekilde tutulan hasar tutanaklarının bulunmadığı, bu itibarla dosyadaki belge ve yazışmalar kapsamında davalının hasar iddiasını ortaya koyamadığı, davalı tarafça düzenlenen faturalardan ... nolu ... A.ş. Tarafından düzenlenen muhatabı ... Dağ.  A.ş. olan  satış faturasının; ... nolu Ambar Tesellüm fişi ile düzenlenen ... tarafından teslim alındığı, diğer faturaların da kayda alınmadığı, iade faturası düzenlenmediği ya da noter kanalı ile itiraz edilmediği, durumun 2014 yılında taraflar muhasebe departmanları arasında yapılan mutabakat sonucu fark edildiği, hem davalı hemde davacı taraf için yerinde inceleme yetkisi verilen davaya konu yasal defterler için davacı tarafa ulaşılamadığı ve davalı taraf yasal defterleri kayıtları incelendiği, davalı taraf yasal defterlerinin açılış - kapanış tasdiklerinin yasal süresinde yaptırılmış olduğu, defterlerin birbirlerini teyit ettiği  dolayısı ile TTK hükümlerine göre usule uygun tutulmuş ve kendi lehine delil olma üzelliğine sahip olduğu kanısına varıldığı, sunulan ticari defterler VUK 228-226 md gereğince muhasebe usul ve tekniğine uygun tutulup işlenmiş, kazıntı ve silintiye rastlanmadığı, davalı taraf  yasal defterlerine göre düzenlenen faturaların mahsup edilmeis neticesinde davacı  tarafa  borcunun olmadığı ''0'' bakiye ile 2014 yılını kapatmış olduğu, davacı tarafa ait yasal defterlerin incelenmediği ancak dava dosyasına ek olarak sunulduğu görülen davalı şirkete ait cari hesap ekstresi olduğu anlaşılan kaşe ve imzasız yasal  defter kaydı olmayan davalı taraf hesap muavinine göre davalı tarafın davacıya 8.792,20 TL borçlu olduğu, davacı tarafın davasında haklı görülmesi halinde davacıya yapılan son ödeme tarihinden dava tarihi olan 26/10/2017 tarihine kadar olan 505 günlük süre ile 8.792,20 TL asıl alacak için 1.094,91 TL faiz hesaplandığı ve 9.887,01 TL anapara + faiz olmak üzere talep edilebileceği belirtilmiştir. Sunulan bilirkişi raporuna karşı davacı tarafın 23/11/2017 tarihli, davalı tarafın ise 04/12/2017 tarihli dilekçeleri ile itirazda bulunmaları üzerine tarafların itirazları kapsamında ve davacı tarafın ticari defter ve belgeleride incelenmek üzere ek rapor alınması için dosya bilirkişi heyetine tevdi olunmuş, sunulan 27/08/2018 tarihli ek raporda; davacı tarafın ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin kanuni süresinde yaptırılmış olduğu ve davacı lehine delil olarak kullanılabileceği,  e- posta yazışmaların takdirinin mahkememize ait olduğu belirtilerek bu yazışmalardaki taşımalarda hasarın söz konusu olup olmadığı ve şayet var ise miktarı dosya kapsamından anlaşılamadığı, davalı tarafın taşıma sırasında gerçekleşen açıkça görülen hasarları teslim sırasında, açıkça görülmeyen hasarları ise en geç 7 gün içeresinde davacıya ihbar etmesi gerektiği halde davalı tarafın hasar iddiasını ve bunun usulüne uygun olarak taşıyıcıya ihbar şartını yerine getirmediği, TTK md. 862'ye göre eşyanın niteliği kararlaştırılan taşıma dikkate alındığında ambalaj yapılmasını gerektiriyorsa ; gönderen eşyayı ziya veya hasardan koruyacak ve taşıyıcıya zarar vermeyecek şekilde ambalajlamak zorunda olduğu, olayda taşınan yükün madeni yağ olduğu dikkate alındığında akmayı önleyecek şekilde özel bir ambalajlama gerektirdiği, bu itibarla bu yükle ilgili ambalaj sorumluluğun davalı göndericiye ait olduğu, davalı tarafın yasal defterlerine göre düzenlenen faturaların mahsup edilmesi neticesinde davacı tarafa borcunun olmadığı ''0'' bakiye ili 2014 yılını kapatmış olduğu, davacı taraf yasal defterlerinde davalı taraf hesap muavinine göre davalı tarafın davacıya 8.792,20 TL borçlu olduğu, tarafların 12/12/2014 tarihinde mail ile mutabakat yaptıkları ve mail tarihinde mutabık kaldıklarını beyan ettikleri, ... isimli madeni yağ depo sorumlusu tarafından ... Akaryakıt adına 27/11/2012 tarihinde göndermiş olduğu e-mail de ürünlerin hasarlı olduğunu aslında bildikleri ancak yasal bir bildirim yapılmadığı, davacı tarafın  davasında haklı görülmesi halinde davacıya yapılan son ödeme tarihinden dava tarihi olan 26/10/2017 tarihine kadar olan 505 günlük süre ile 8.792,20 TL asıl alacak için 1.094,91 TL faiz hesaplandığı ve 9.887,01 TL anpara + faiz olmak üzere talep edilebileceği belirtilmiştir. Bilirkişi raporu taraf vekillerine tebliğ olunmuş, davalı vekili rapora karşı beyan ve itirazlarını dosyaya sunmuş, dosya yeniden bilirkişi heyetine tevdi edilerek davalı vekilinin beyan ve itirazlarını da karşılar şekilde ek rapor tanzimi istenmiş, düzenlenen 17/06/2019 havale tarihli 2.ek raporda, kök ve ek rapordaki görüşlerini değiştirebilecek bir sonuca varılamadığı belirtilmiştir. Tarafların iddia ve savunmaları, alınan bilirkişi kök ve ek raporları ve tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; taraflar arasında 01/05/2011 tarihli madeni yağ taşıma sözleşmesi akdedildiği, sözleşmenin hasar prosedürü ek-4 başlıklı ekinde ürünlerde taşımadan kaynaklanan hasar gerçekleşmesi halinde hasara ilişkin tutanak düzenleneceğinin ve hasarların faturalandırılacağının düzenlendiği, TTK 889.maddesine göre davalı tarafın açıkça görülen hasarları teslim sırasında, açıkça görülmeyen hasarları ise en geç 7 gün içinde davacıya ihbar etmesi gerektiği, davalı tarafça taşınan madeni yağların gönderilene teslimi sırasında zaman zaman hasarlar oluştuğu, hasarlar karşılığında davalı tarafa düzenlenen faturaların davacının kayıtlarına alınmaması ve mahsup edilmemesinden kaynaklı alacak oluştuğu iddia edilmekle birlikte davalının hasar iddiasını gerek aralarındaki sözleşme hükümlerine gerekse TTK 889.maddesindeki yasal düzenlemeye uygun şekilde davacıya ihbar etmediği, kaldı ki taşınan emtia madeni yağ olmakla TTK.862.maddeye göre eşyanın niteliği, kararlaştırılan taşıma dikkate alındığında ambalaj yapılmasını gerektiriyorsa eşyayı zıya ve hasardan koruyacak ve taşıyıcıya zarar vermeyecek şekilde ambalajlama sorumluluğunun göndericiye ait olduğu dikkate alındığında davalı tarafın hasar iddiasını ve miktarını ispatlayamadığı, delil olarak dayanılan e-mail yazışmalarından da bu durumun tespit edilemediği, mali müşavir bilirkişi tarafından tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde yapılan inceleme sonucunda davalının davacıya 8.792,20 TL borçlu olduğu anlaşılmakla davalının itirazının bu miktar üzerinden iptaline, alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi uygulanmak suretiyle takibin kaldığı yerden devamına, davalının itirazında haksız olduğu ve alacak likit olduğu inkar tazminatının şartları oluştuğu anlaşılmakla asıl alacak miktarının  %20 si oranında alacaklı lehine inkar tazminatına hükmolunarak aşağıdaki şekilde hüküm tesis olunmuştur. ... gerekçesiyle, davanın kabulü ile; davalının İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın 8.792,20 TL asıl alacak üzerinden kısmen iptaline, bu miktar alacağı takip tarihinden itibaren avans faizi uygulanmak suretiyle takibin kaldığı yerden devamına, asıl alacak miktarının %20'si oranında hesaplanan 1.758,44 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; kök ve ek  bilirkişi raporlarında yer verilen değerlendirme ve tespitlerin  hatalı olduğunu, 31/10/2013 tarihli,  5.205,0-TL bedelli faturaya ilişkin olarak; davacıya 02/10/2013 tarihli tutanak ile teslim edilen ürünlerin  bayiye  davacı yanca hasarlı olarak ulaştırıldığını, ürünlerin hasarlı olduğunu fark eden bayinin (gönderilen) ürünleri teslim almadığını, 07.10.2013 tarihinde davacı çalışanı ...'ın davalı  çalışanı ...' e mail göndererek, bayi ... Petrol'ün hasardan dolayı ürünleri teslim almadığını belirttiğini, bu belgenin, eşyanın taşıma sırasında hasar gördüğünü, gönderilen tarafından kabul edilmediğini ve bu durumları davacının bildiğini kanıtladığını, 07.10.2013 tarihinde davalı çalışanı ...'in diğer çalışan ...'e mail göndererek, bayi ...'na  hasarlı olarak teslim edilen ürünlerin, davalı deposuna çekilmesi için hasarlı ürünlerin bulunduğu davacının Malatya Şubesinin iletişim bilgilerini verdiğini, 09.11.2013 tarihinde davalı  çalışanı ... tarafından davacı çalışanı ...' a gönderilen mailde, hasarlı ürünlerin davalıya ait Dolayoba, Pendik / İstanbul'da bulunan depoya gönderilmesinin talep edildiğini,  iş bu maile istinaden hasarlı ürünlerin davacı tarafından davalının deposuna sevk edilmesi beklenmişse de, davacının hasarlı ürünlerin iadesinden kaçındığını,  bunun üzerine madeni yağları hasara uğratan davacıya 31/10/2013 tarihli 5.205,0-TL. bedelli faturanın düzenlenerek  gönderildiğini, davacı çalışanı ...'ın 01/11/2013 günü bu faturayı teslim aldığını,  faturanın alınmasının ardından davacının faturaya yasal süresi içinde itiraz etmediğini,  bu faturanın davacıya tebliğ edilerek işleme alındığına ilişkin kayıt bulunduğu halde, davacının ticari defterlerine kayıt yapılmadığını, kaldı ki, ek raporun 3.sayfasının sonunda da iş bu faturaya ilişkin ürünlerin hasarlı olduğunun aslında bilindiğinin açıkça belirtildiğini,  27/11/2012 tarihli 5 adet faturaya ilişkin beyanlarının ek raporda göz ardı edildiğini, tüm bu itirazlarına rağmen ek ve kök raporlara dayanılarak  karar verildiğini, TTK'nın 21. maddesinde, faturayı alan kişinin, tebliğ tarihinden itibaren 8 gün içerisinde faturanın içeriği hakkında itirazda bulunmaması halinde içeriğini kabul etmiş sayılacağının açıkça hüküm altına alındığını, 27/11/2012 tarihli 5 adet faturaya ilişkin olarak; davalının  hasarlı ürünlere dair düzenlediği faturaları davacıya gönderdiğini, davacının faturaları hesaplarına işlemediğini, her iki şirket yetkilileri arasında hesap mutabakatı için mail ortamında yazışmalar yapıldığını,  04.02.2013'de  davalı çalışanı ...nun davacı çalışanı ile hesap mutabakatı yaparken 27/11/2012 tarihli faturaların davacı kayıtlarında olmadığınını tespit ettiğini, 05.02.2013'te davacı çalışanının incelemek için faturaların taranarak  mail atılmasını  istediğini,   aynı gün  fatura görsellerinin davacıya gönderildiğini,  bundan sonra davacının sessiz kalarak  davalının beyanlarını kabul ettiğini, 24/01/2014 tarihli 195,00 TL, 04/02/2014 tarihli, 492.00 TL ve 07/03/2014 tarihli, 115,00 TL bedelli faturalara ilişkin olarak; 19.11.2014 tarihinde davalı çalışanının gönderdiği mail ile bu üç faturanın  davacı kayıtlarında görünmediğini sorduğunu, 12.12.2014 tarihinde davacı çalışanlarından ...'in kayıtların incelendiğini ve söz konusu bu 3 adet faturaların kayıtlarında olduğunu, mail ekinde de güncel ekstrelerinde bu durumun açıkça görüldüğünü belirttiğini,   kaldı ki ek raporda da, mail ve yazışmaların dikkate alınması durumunda aslında tarafların 12/12/2014 tarihinde mail ile mutabakat yaptıkları ve olağan haliyle mutabık kaldıklarını beyan ettiklerinin kabulü gerektiğine açıkça yer verildiğini,  dava konusu faturalar üzerinde davacı yetkilileri ile mutabakat sağlandığını, hatta davacı çalışanının faturaların sistemlerinde kayıtlı olduğunu belirttiğini,  bu yönüyle faturalar üzerinde ihtilaf kalmadığını,  davacının sorumluluğunu kabullendiğini,  bu sebeple hasarlı eşyaya ilişkin faturalardan, hasar bildiriminde bulunulmadığından bahisle davacının sorumluluğuna gidilemeyeceğine ilişkin değerlendirme ve bu değerlendirmeyi temel alarak davanın kabulü ile itirazın kısmen iptaline dair  verilen kararın hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, taşıma ilişkisinden kaynaklanan alacağının tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf  nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Dosya kapsamında bulunan İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasının incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu  aleyhine 8.898,44 TL asıl alacak yönünden 20.04.2016 tarihinde icra takibi başlatıldığı, takip dayanağı olarak 8.898,44 TL alacağın gösterildiği, ödeme emrinin 26.04.2016 tarihinde tebliğ edildiği, davalı 02.05.2016  tarafından tarihinde süresinde verilen itiraz dilekçesi ile borcun tamamına ve ferilerine itiraz edildiği, itiraz üzerine takibin durduğu ve davanın bir yıllık yasal hak düşürücü sürede açıldığı anlaşılmıştır. Davacı vekili; müvekkili tarafından  davalıya  taşıma hizmeti verildiğini, ancak davalının bu hizmet karşılığı borcunu ödemediğini ileri sürerek, ilamsız icra takibi başlatmış, itiraz üzerine eldeki davayı açmıştır. Davalı vekili ise; davalıya ait madeni yağların bayilerine davacı yanca taşındığını, ancak söz konusu emtiaların bazılarında taşıma sırasında hasarlandığını, oluşan hasarların tutarının davacıya  fatura edilerek, fatura tutarı davacının alacaklarından mahsup edilmek suretiyle hesaben ödendiğini,  oluşan hasarlar için davacıya zaman zaman hasar tutanağı dahi düzenlenmeden email veya telefonla bilgi verildiğini,  uzun yıllar devam eden ilişki sırasında bu teamülün oluştuğunu, ancak davacının bu fatura bedellerini dikkate almadan ve mahsup yapmadan alacak talebinde bulunduğunu, hasarın davacı yanca bilindiğini, davalının borcu olmadığını  savunmuştur.Dosya kapsamında bulunan  01.05.2011 tarihli madeni yağ taşıma sözleşmesi uyarınca taraflar arasında taşıma ilişkisi bulunduğu, zira davalının da taşıma hizmetinin verildiğini, ancak taşınan malların hasarlandığının savunduğu, buna göre taraflar arasında taşıma ilişkisi bulunduğu konusunda ihtilaf bulunmadığı, ihtilafın, davalıya ait malların taşıma sırasında  hasarlanıp hasarlanmadığı, hasarlanmış ise bu konuda davalı yanca hasarın süresinde ihbar edilip edilmediği noktalarında toplandığı anlaşılmaktadır. Taraflar arasındaki sözleşmenin  ''Hasar Prosedürü'' başlıklı ek 4 kısmında; taşımadan kaynaklı hasarlar için nakliye ve transfer sırasında oluşabilecek ve davacı tarafından tespit edilen hasarlarda, hasara ilişkin  tutanak düzenleneceği ve davalıya bilgi verileceği,  teslimat noktasında oluşabilecek  veya önceden oluşup teslimat noktasında tespit edilebilecek nakliye hasarlarında davacı yetkilisi ve alıcı müşteri tarafından  hasar ilişkin tutanak düzenleneceği, hasarlı ürünlere ilişkin ekspertiz çalışması yapılacağı ürünün tamamı fatura edilecek ise ürünün alıkonularak maliyet bedeli üzerinden tazmin edilecek şekilde davacıya fatura edileceğinin kararlaştırıldığı, buna göre taşıma sırasında meydana gelen hasarlara ilişkin olarak tutanak düzenleneceği hükme bağlanmıştır. HMK'nın 190. maddesinde ispat yükünün, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğu, TMK'nın 6. maddesinde ise taraflardan her birinin hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olduğu belirtilmiştir. Eldeki davada taşıma hizmeti verdiğini  ispat yükü davacı tarafta, taşıma hizmetinin sözleşmeye uygun verilmediğini, verildi  ise ödeme yapıldığını veya taşıma hizmetinin kusurlu verildiğini ispat yükü davalı taraftadır. Davacı, taşıma hizmetinin verildiğini ancak hizmet bedelinin ödenmediğini  iddia etmiş; davalı, taşıma hizmetinin verildiğini ancak malların taşınması sırasında  zarar gördüğünü, bu kapsamda faturalar düzenlediğini, bu fatura bedellerinin davacı yanca mahsup edilmeden alacak talebinde bulunulduğunu, borcu olmadığını savunmuştur. Taraflar arasında taşıma sözleşme ilişkisinin bulunduğu ihtilafsızdır. Sözleşmeye göre davacıya ait emtianın taşınması işini davalı taşıyıcının üstlendiği tartışmasızdır. TTK'nın 875. maddesinde; \"Taşıyıcı, eşyanın taşınmak üzere teslim alınmasından teslim edilmesine kadar geçecek süre içinde eşyanın zıyaından,  hasarından veya teslimindeki gecikmeden doğan zararlardan sorumludur.\" Aynı Kanun'un 876/1. maddesinde ise taşıyıcının özeni başlığı altında yer alan hüküm fıkrasında; \"Ziya, hasar ve gecikme, taşıyıcının en yüksek özeni göstermesine rağmen kaçınamayacağı ve sonuçları önleyemeyeceği sebeplerden meydana gelmişse, taşıyıcı sorumluluktan kurtulur.\" denilerek taşıyıcının hangi halde sorumluluktan kurtulacağı net şekilde ortaya konulmuştur. TTK'nın 889.maddesine göre ise,  eşyanın zıyaı veya hasara uğramış olduğu açıkça görülüyorsa, gönderen veya gönderilen en geç teslim anına kadar zıyaı veya hasarı bildirmezlerse, eşyanın sözleşmeye uygun olarak teslim edildiği varsayılır. Bildirimde, zararın gerekli açıklıkla belirtilmesi ve nitelendirilmesi şarttır.  Bu karine, zıya veya hasarın açıkça görünmemesi ve eşyanın tesliminden sonra yedi gün içinde bildirilmemesi hâlinde de geçerlidir.Bu bilgilere göre somut olayın değerlendirilmesinde; somut olayda davalı tarafça hasarın varlığına dair teslim anında veya sonrasında davacıya bildirim yapıldığına dair bir delil sunulamamıştır. Her ne kadar davalı vekili 07.10.2013 tarihli mail ile hasardan davacının haberdar olduğunu istinaf sebebi  olarak ileri sürmüş ise de, söz konusu mail incelendiğinde davalı yanca davacıya yönelik usulünce yapılmış bir hasar ihbarı niteliğinde olmadığı, davacı çalışanın malın teslim alınmadığına dair kesin bir tespit içermeyen bilgi maili niteliğinde olduğu,  davacı yanca hasarın varlığına dair sözleşmede  belirtildiği gibi bir hasar tutanağının  düzenlenmediği, davacıya yapılmış bir ihbarın bulunmadığı anlaşıldığından davalının hasar savunmasını ispatlayamadığı anlaşılmaktadır.   Her ne kadar davalı vekili faturaların mail yoluyla davacı yanca kabul edildiği ve 31.10.2013 tarihli faturanın ayrıca teslim alındığı  ileri sürülmüş ise de, faturanın teslim alan kısmında imza bulunmadığı gibi  mahkemece tarafların ticari defterleri bilirkişi marifetiyle incelenmiş olup  alınan kök ve  ek rapora göre davacının usulüne uygun tutulan ticari defterlerinde davalı yanca ileri sürülen bu faturanın ve diğer faturaların yer almadığı görülmektedir. Davalı vekilince, 12.12.2013 tarihli mail kapsamında tarafların mutabık kaldıklarını ve davacı alacağının bulunmadığını ileri sürmüş ise de, söz konusu mail içeriğinden davalının düzenlediği faturaların davacı yanca kabul ediliği sonucu çıkmadığı gibi karşılıklı kabul edilip imzalanan bir mutabakatın da bulunmadığı anlaşıldığından aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Kaldı ki, davacı ticari defterlerinde davalı yanca düzenlenen faturaların yer almadığı görülmektedir. Bu sebeplerle, mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından  davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddi gerekmiştir. Açıklanan bu nedenlerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalı  tarafından yatırılan istinaf başvuru harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 450,29 TL istinaf nispi karar harcının davalıdan tahsiline,3-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi  üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.29.01.2025<br>KANUN YOLU: HMK'nın 362/1.a. maddesi uyarınca, dava konusunun değerine göre  karar kesindir.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"7cc3cd5af570a6f4","SID":"efcc172688575542"}}