{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/125 <br>KARAR NO: 2025/69<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 12/10/2021<br>NUMARASI: 2014/150 Esas - 2021/674 Karar <br>DAVA: İtirazın İptali (Genel Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 16/01/2025 <br>Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili ve Müteveffa davalı ... mirasçısı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>DAVA: Davacı vekili, müvekkiline devredilen ... ile dava dışı ... Ltd. Şti. arasında imzalanan genel kredi sözleşmesi kapsamında krediler verildiğini,  davalıların murisi ...'ın kredi sözleşmesini müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, kredi borçları ödenmediğinden hesabın kat edildiğini, borçlulara 20/12/1996 ve 03/09/2009 tarihli ihtarnameler gönderildiğini; kredi borçlusu ve ... dışındaki diğer kefillerin aleyhine Beyoğlu ... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyasında takip başlatıldığını,icra dairesinin kapanması nedeniyle  takibe İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyasında devam edildiğini; kefil ...'in mirasçıları aleyhine 125.172,99-TL nakit alacak ve 2.057,35-TL gayrinakit alacak için davalılar aleyhine İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyasıyla tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla ilamsız takip başlatıldığını, ancak davalıların takibe haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, davalıların takibe  itirazının iptaline ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP: 1- Davalı ... vekili, kredi sözleşmesine kefil olan ...'ın 06/10/1999 tarihinde vefat ettiğini ve müvekkilinin teyzesi olduğunu, müvekkilinin ... mirasçılığının 10/09/2011 tarihinde vefat eden annesi ...'dan (...) geldiğini, kök muris ...'ten müvekkilinin annesine veya müvekkiline bir malın mirasen intikal etmediğini; ...'in vefat ettiğinde geride miras bırakmadığını, ödemeden aciz içinde bulunduğunu, 14 yıldan beri bir malvarlığına ulaşılamadığını, takip miktarı olan 127.230,34-TL de gözetildiğinde kök murisin aciz içinde ve terekenin de borca batık olduğunun görüldüğünü; TMK nın 605/2 maddesine göre müvekkilinin mirası reddettiğini, bu kapsamda takibe itiraz edildiğini, Yargıtay HGK'nın 2008/4-332 E., 2008/436 K. sayılı ve 16/04/2008 tarihli ilamında TMK 605/2'deki mirasın hükmen reddine göre müvekkilinden  talepte bulunulamayacağını; ayrıca müvekkili tarafından ...'in ölüm tarihi itibariyle ödemeden aczi açıkça belli olduğundan mirasın reddinin hüküm altına alınması talebiyle İstanbul 4. AHM'nin 2013/349 esas sayılı dosyasıyla açılan davanın derdest olduğunu; alacağın zamanaşımına uğradığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. 2- Müteveffa davalı ..., diğer davalı ... ile benzer savunmaları belirterek TMK 605/2'de düzenlenmiş mirasın hükmen reddine göre kendisinden bir talepte bulunulamayacağını belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ..., yargılama aşamasında 04/05/2018 tarihinde vefat etmiş, tek mirasçısı olan kızı ... vekili 10/09/2018 tarihli dilekçesiyle, dosyaya sunduğu veraset ilamı ve vekaletnamesine istinaden, davaya ... mirasçısı olarak davaya devam ettiklerini, ayrıca müteveffa ...'in açtığı İstanbul 4. AHM'nin 2018/86 esas sayılı mirasın reddi davası sonucunun bekletici mesele yapılmasını talep etmiştir. 3- Davalı ..., kendisine icra takip dosyasında ödeme emri tebliğ edilmediğini, itiraz ettiği bir dosya olmadığından itirazın iptali davasının açılmayacağını ve diğer davalı ... ile benzer savunmalarda bulunarak TMK 605/2'ye göre müvekkilinin mirası reddettiğini, bu nedenle takibe itiraz edildiğini ve kendisine takip yapılamayacağını belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece, Fon alacakları 20 yıllık zamanaşımına tabi olduğundan davaya konu alacağın zamanaşımına uğramadığı; Yargıtay HGK'nın 2008-4-332 Esas, 2008-336 Karar sayılı ve 16/04/2008 tarihli ilamında, miras borca batık ise mirasın hükmen reddedilmiş sayılacağı ve ayrıca mirasın reddi davası açmaya gerek olmadığının ifade edildiği; davalılardan ...'in açtığı mirasın hükmen reddi davasının İstanbul 4. AHM'nin 2013/349 esas ve 2015/378 karar sayılı dosyasında kabul edildiği, kararın 24/09/2020 tarihinde onanarak kesinleştiği, bu kararla muris ...'ın mirasının borca batık olduğunun tespit edildiği, diğer davalılar yönünden aynı araştırmanın yapılmasına gerek olmadığı, davalıların cevap dilekçelerinde terekenin borca batık olduğunu bildirdiklerini, bu konuda davalı ... yönünden de ayrı bir araştırma olmaksızın murisin mirasının borca batıklığının sabit olduğu ve davalıların cevaplarında bu itirazı yaptıkları gerekçesiyle, davanın reddine ve davalı ... lehine vekalet ücretine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ: 1- Davacı vekili, davalı ...'in cevap dilekçesinde icra takibindeki itiraz dilekçesinin kendisine ait olmadığı beyanı üzerine itirazın geçersiz olduğu gözetilerek, o davalı hakkındaki davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini; davalıların borca batıklık itirazlarının bu davanın konusu olamayacağını, mirasın reddine ilişkin kesin hüküm sunulması gerektiğini, davalı ...'in açtığı mirasın reddi davasının derecattan geçerek kesinleştiğini, davalı ...'ın açtığı mirasın reddi davasının İstanbul BAM 7. HD tarafından kaldırıldığını ve kesinleşmediğini, davalı ...'in bu hususta açtığı bir dava bulunmadığını, mirasçıların terekenin sahiplenildiğine dair bir davranış gösterip göstermediğine bakılmasının gerektiğini, davalılar ... ve ...'in annesi ...'in ...'in mirasçısı olduğundan mirasla geçen malvarlığı açısından her iki şahıs için de araştırma yapılması gerektiğini, mahkemece bu araştırmanın eksik yapıldığını, ...'ın ... Ltd. Şti., ... Ltd. Şti., Tas. H. ... Ltd. Şti. ve ... Ltd. Şti.'de ortak olduğunu, ...'in ... Ltd. Şti.'de ortak olduğunu, ... ve ...'in bu şirketlerdeki hisselerinin mirasçılarına devredilip devredilmediğinin tespiti gerektiğini, bu konuda yeterli araştırma yapılmadığını, İstanbul BAM 7. HD'nin de araştırma hususunda kararı kaldırdığını; kabul anlamına gelmemek üzere, mahkeme tarafından terekenin borca batık olduğu gerekçesi ile red kararı verilmesi karşısında müvekkil Banka aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı ...'in açtığı mirasın reddi davasında Yargıtay 14. HD'nin 19/11/2018 tarihli kararında müvekkilinin murisin borca batık olup olmadığını bilemeyeceğinden aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirttiğini; yargılama devam ederken vefat etmiş davalı ...'ın mirasçısının davaya devam etmek üzere dilekçe sunmuş olmasına rağmen, mahkemece bu hususun göz ardı edilerek hüküm kurulduğunu; dosyaya sundukları 29/12/2016 tarihli dilekçeyle davaya konu mer'i teminat mektuplarının dava açıldıktan sonra iade edildiğini ve gayri nakdi riskin bulunmadığının bildirildiğini, bu beyanlarına göre kabul anlamına gelmemek kaydıyla ret kararının doğru olmadığını; teminat mektupları iade edilene kadar doğmuş komisyon borçlarının müvekkili bankanın yasal hakkı olduğunu, bu borcun GKS'den kaynaklandığını ve bilirkişi raporundaki görüş ve hesaplamalara itiraz ettiklerini; müvekkilinin alacağının banka kayıtlarıyla sabit olduğunu belirterek,kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. 2- Davalı müteveffa ... mirasçısı ... vekili, davanın reddine karar verilmesine rağmen müvekkili lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinin hatalı olduğunu belirterek, kararın bu yönden düzeltilmesine karar verilmesini istemiştir.  <br>GEREKÇE: Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla borçlunun mirasçılarına karşı başlatılmış icra takibine davalıların itirazını iptali istemine ilişkindir.Davaya dayanak İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı ilamsız takip dosyasında, takip tarihinin 18/06/2013,  alacaklının davacı banka, borçluların davalılar ..., ..., ... ve dava dışı ..., 20/12/1996 ve 03/09/2009 tarihli ihtarlarda açıklandığı üzere ...'ın müşterek borç-müteselsil kefaleti olan genel kredi sözleşmesiyle ... Ltd. Şti lehine kullandırılan kredilerden ve teminat mektuplarından dolayı 18/06/2013 tarihi itibariyle anapara, işlemiş faiz ve BSMV olmak üzere 125.172,99-TL nakdi alacağın tahsili ve 2.057,35-TL mer'i teminat mektubu alacağının depo edilmesinin istenildiği, şirket ve kefiller aleyhine İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı takibiyle tekerrür etmemek kaydıyla takip yapıldığı belirtilmiştir. Ödeme emrinin davalı-borçlu ...'e tebliği üzerine vekili aracılığıyla takibe mirasçının itiraz ettiği ve takibin 25/06/2013 tarihinde durduğu; ödeme emrinin tebliği üzerine borçlu-davalı ...'ın takibe itiraz ettiği takibin 07/08/2013 tarihinde durduğu anlaşılmıştır. Takip dosyası içinde mevcut takip dosyası fotokopisinde ve UYAP'ta borçlu-davalı ...'e ödeme emrinin tebliğine ilişkin tebliğ parçası olmadığı, davalı ...'in imzasını içerdiği görülen İstanbul Anadolu ... İcra Dairesi aracılığıyla takibe itiraz dilekçesinin 27/06/2013 tarihinde sunulduğu, dilekçenin üzerinde \"Dilekçeyi ... ibraz etti.\" kaydı yazıldığı, ekinde davalının nüfus cüzdanının ve işyeri kimliğinin fotokopisinin bulunduğu ve 12/07/2013 tarihinde takibin ... açısından durdurulmasına karar verilmiştir. Buna göre davalı ... dosyaya sunduğu cevap dilekçesinde, kendisine ödeme emri tebliğ edilmediğini ve itiraz dilekçesi de sunmadığından, davacı vekili davalı ...'in takibe itiraz etmediğini belirterek onun açısından davanın kabulünün gerektiğini ileri sürmüştür. Ancak görüldüğü gibi davalı ...'in itiraz dilekçesi üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği ve bu karar karşı ne davacı alacaklının ne de davalı ...'in bir şikayet yoluna başvurmadığı gözetildiğinde, davacı vekilinin söz konusu istinaf nedeni yerinde bulunmamıştır. Takip talebinin ekinde İstanbul 3. SHM'nin 2013/303 esas, 2013/4 karar sayılı ve 10/01/2013 tarihli   veraset ilamı 10/09/2011 tarihinde vefat eden ...'a ait olup mirasçıların davalı ... ve ... ile dava dışı ... olduğu görülmüştür. Davacı tarafın aynı kredi borcu kapsamında yaptığını belirttiği İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... (öncesi Beyoğlu ... İcra Dairesi'nin ...) esas sayılı ilamsız takip dosyasında, takip tarihinin 05/11/2009, alacaklının davacı banka, borçluların kredi asıl borçlusu olarak ... Ltd. Şti., müşterek borçlu-müteselsil kefil olarak davalı ..., dava dışı ..., ..., ..., ... ve eldeki davada muris ...  alacağın eldeki davaya konu takiple aynı sebepten kaynaklandığı, 30/09/2009 itibariyle toplam 64.487,41-TL nakit alacağın tahsili ve 17 adet teminat mektubu bedeli 5.242,52-TL gayrinakdi alacağın depo edilmesinin istenildiği; borçlulardan ...'in 10/09/2011 tarihinde vefat ettiğinin belirlendiği; sonrasında 10/01/2013 tarihli veraset ilamı sunularak ...'in mirasçıları ..., ... ve ...'in borçlu olarak gösterildiği yeni ödeme emrinin düzenlendiği, ödeme emrinin ...'e tebliğ edildiği ve takibe itiraz edildiği, ... ve ...'e gönderilmiş tebligatların bila tebliğ iade geldiği görülmüştür.İstanbul 4. AHM'nin 2013/349 esas ve 2015/378 karar sayılı dosyasının UYAP üzerinden incelenmesinde, dava tarihinin 02/07/2013 olduğu, davacının (eldeki davanın davalısı) ..., davalının (eldeki davanın davacısı) banka, talebin davacı aleyhine banka tarafından 125.172,99-TL talepli takip başlatıldığı, davacının teyzesi olan ...'in 06/10/1999 tarihinde vefat ettiği,  davacının annesi ... de 10/09/2011 tarihinde vefat edince teyzesinden annesine intikal eden mirasın davacıya geçtiği, kök muris ...'in geride hiç bir şey bırakmadığı, ölüm tarihi itibariyle ödemeden aczi açıkça belli olduğundan TMK 605/2'ye göre davacının mirası reddetmiş sayılacağının hüküm altına alınmasının talep edildiği; mahkemece hem kök muris (teyze) ... hem de davacı ...'in annesi muris ... hakkında ilgili kurum ve bankalardan malvarlığı ile vergi kaydı araştırmalarının yapıldığı, bu kapsamda ... ve ...'in mirasının benimsendiğini gösteren bir delile rastlanılmadığı ve murislerin malvarlığının ölüm tarihinde borca batık olduğu gerekçesiyle, 10/09/2015 tarihinde davanın kabulü ile davacı ...'in ...'ın borca batık olan mirasını reddettiğinin tespitine ve mirası ret doğrultusunda işlem yapılmasına karar verildiği; kararın davalı banka tarafından temyiz edildiği, kararın Yargıtay 14. HD'nin 20116/3191 E., 2018/7925 K. sayılı ve 19/11/2018 tarihli ilamıyla \"davanın niteliği gereği yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına ve davacı lehine vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına\" kaydıyla düzelterek onanmasına karar verildiği; yine davalı vekilinin karar düzeltme başvurusu üzerine Yargıtay 14. HD'nin 24/09/2020 tarihli ilamıyla talebin reddedildiği ve kesinleşme şerhine göre kararın belirtilen tarihte kesinleştiği görülmüştür.Söz konusu dosyanın içinde mevcut İstanbul 6. SHM'nin 2015/512 esas, 2015/496 karar sayılı ve 12/05/2015 tarihli kök muris ...'ın veraset ilamına göre mirasçıların müteveffa davalı ..., davalılar ... ve ... ile dava dışı kişiler ..., ..., ... ve ... olduğu anlaşılmıştır. İstanbul 4. AHM'nin 2013/349 esas ve 2015/378 karar sayılı dosyasının UYAP üzerinden incelenmesinde, dava tarihinin 02/07/2013 olduğu, davacının (eldeki davanın davalısı) ..., davalının (eldeki davanın davacısı) banka, talebin davacı aleyhine banka tarafından 125.172,99-TL talepli takip başlatıldığı, davacını teyzesi olan ...'in 06/10/1999 tarihinde vefat ettiği,  davacının annesi ... de 10/09/2011 tarihinde vefat edince teyzesinden annesine intikal eden mirasın davacıya geçtiği, kök muris ...'in geride hiç bir şey bırakmadığı, ölüm tarihi itibariyle ödemeden aczi açıkça belli olduğundan TMK 605/2'ye göre davacının mirası reddetmiş sayılacağının hüküm altına alınmasının talep edildiği; mahkemece hem kök muris (teyze) ... hem de davacı ...'in annesi muris ... hakkında ilgili kurum ve bankalardan malvarlığı ile vergi kaydı araştırmalarının yapıldığı, bu kapsamda ... ve ...'in mirasının benimsendiğini gösteren bir delile rastlanılmadığı ve murislerin malvarlığının ölüm tarihinde borca batık olduğu gerekçesiyle, 10/09/2015 tarihinde davanın kabulü ile davacı ...'in ...'ın borca batık olan mirasını reddettiğinin tespitine ve mirası ret doğrultusunda işlem yapılmasına karar verildiği; kararın davalı banka tarafından temyiz edildiği, kararın Yargıtay 14. HD'nin 2016/3191 E., 2018/7925 K. sayılı ve 19/11/2018 tarihli ilamıyla \"davanın niteliği gereği yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına ve davacı lehine vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına\" kaydıyla düzelterek onanmasına karar verildiği; yine davalı vekilinin karar düzeltme başvurusu üzerine Yargıtay 14. HD'nin 24/09/2020 tarihli ilamıyla talebin reddedildiği ve kesinleşme şerhine göre kararın belirtilen tarihte kesinleştiği görülmüştür.İstanbul 4. AHM'nin 2018/86 esas ve 2021/367 karar (Öncesi: 2016/316 esas ve 2017/144 karar) sayılı dosyasının UYAP üzerinden incelenmesinde, dava tarihinin 12/07/2016 olduğu, davacının (eldeki davanın davalısı) müteveffa ..., ölümünden sonra muris kızı ..., davalının (eldeki davanın davacısı) banka, talebin davacı aleyhine banka tarafından 125.172,99-TL talepli takip başlatıldığı, davacı ...'in kardeşi olan ...'in 06/10/1999 tarihinde vefat ettiği, ...'in geride hiç bir şey bırakmadığı, ölüm tarihi itibariyle ödemeden aczi açıkça belli olduğunu, mirasçı ...'in açtığı mirasın reddi davasında muris ...'in terekesinin borca batık olduğunun belirlendiğini, bu nedenlerle TMK 605/2'ye göre davacının ...'in mirası reddetmiş sayılacağının hüküm altına alınmasının talep edildiği; mahkemece muris ... hakkında ilgili kurum ve bankalardan malvarlığı ile vergi kaydı araştırmalarının yapıldığı, murisin  acz içinde olduğunun tespit edildiği gerekçesiyle, 11/04/2017 tarihinde davanın kabulü ile mirasın hükmen reddine karar verildiği; kararın davalı banka tarafından istinaf edildiği, kararın İstanbul BAM 7. HD'nin 2017/1475 E., 2017/1843 K. sayılı ve 21/12/2017 tarihli ilamıyla \"muris ...’ın 06/10/1999 tarihinde vefatı  nedeni ile tapu kaydı , araç trafik kaydı, SGK kaydı, vergi kaydı, araştırmasının ölüm tarihi itibari ile yapılmadığı veraset intikal vergisinin mirasçılar tarafından verilmediği, davalı vekili murisin ölmeden önce 4 adet şirket ortağı olduğu bildirildiği ve şirketlerin tescil kaydı getirtildiği, murisin ölümünden sonra şirket ortaklarının mirasçılara intikal edip etmediği araştırılmadığı, muris hissesinin aktif ve pasif araştırması yapılarak artı bakiye kalıp kalmadığı, defter ve kayıtların gerekirse bilirkişi tarafından incelemesinin yaptırılmak sureti ile araştırılmadığı, İstanbul 4. AHM'nin 2013/349 esas sayılı dosyası üzerinden diğer mirasçılar tarafından açılan davanın karara çıkıp halen kesinleşmediği, UYAP üzerinden tespit edilen dosyanın akıbeti sorulmadığı, gerekirse dosyada yapılan işlemlerin bu dosyada delil olarak değerlendirilmesi, tüm bu işlemlerin yapılmaması terekenin aktif ve pasifinin belirlenmesinin yapılmasını zorunlu\" kıldığı ve söz konusu eksikliklerin giderilmesi gerektiği gerekçesiyle, kararın kaldırılmasına karar verildiği; kaldırma kararından sonra mahkemece, mirasçı ...'in açtığı mirasın reddi davasında terekenin borca batık olduğu tespiti üzerine verilen mirasın reddi kararının kesinleştiği ve yapılan araştırmalar soncunda terekenin borca batık olduğunun belirlendiği, davacı tarafından tereke üzerinde tasarrufta bulunulduğuna dair elde edilemediği gerekçesiyle, davanın kabulü ile muris ...'in terekesinin borca batık olduğunun tespitine, davacı ... mirasçısı ...'nin murisinin mirasını hükmen reddettiğinin tespitine karar verildiği; karara karşı davalı banka vekilinin istinaf başvurusu üzerine, İstanbul BAM 6. HD'nin 2022/668 esas, 2024/630 karar sayılı ve 28/03/2024 tarihli ilamıyla istinaf isteminin esastan reddine karar verildiği ve kesinleşme şerhine göre kararın belirtilen tarihte kesinleştiği görülmüştür. Söz konusu dosyada, hem kök muris ... hem de eldeki davanın davalılar ... ve ...'in annesi muris ... hakkında malvarlığı ve vergi kayıtları araştırmaları yapılmıştır. Buna göre kök muris ...'in her hangi bir malvarlığı bulunmadığı belirlenmiş ve Yeditepe Veraset ve Harçlar Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün 16/11/2016 tarihli cevabi yazısıyla, ...'in varisleri tarafından veraset ve intikal vergi beyannamesinin verilmediği bildirilmiştir. Yine ticaret sicilinin 03/08/2018 tarihli cevabi yazısına göre, ...'in ... Ltd. Şti.'de ortak olduğu bildirilmiştir. Ancak belirtilen şirketin ticaret sicil kayıtlarına göre 31/07/2013 tarihinde resen terkin işleminin resen tescil edildiği, bundan önceki en son tescil işleminin 1996 tarihine ait olduğu ve şirkette eldeki davanın davalıları açısından hiç bir kayıt bulunmamaktadır. Ayrıca ...'in başkaca bir şirkette hissesinin olmadığı anlaşılmıştır. Davalılar ... ve ...'in annesi muris ... hakkında yapılmış araştırmada da, banka mevduatı, araç ve tapu varlığının olmadığı, ... Ltd. Şti.'de, ... Ltd. Şti.'de ve ... Ltd. Şti.'de hissedar olduğu, bildirilmiştir. Ancak ticaret sicil kayıtlarına göre ... Ltd. Şti.'nin 07/07/2014'te resen terkin işleminin resen tescil edildiği, sicildeki en son işlemin 2000 yılına ait olduğu, davalı ...'in şirkette kuruluştan beri ortak olduğu; ... Ltd. Şti.'nin 31/07/2013'te resen terkin işleminin resen tescil edildiği, sicildeki en son işlemin 1998 yılına ait olduğu; ... Ltd. Şti.'nin 31/07/2013'te resen terkin işleminin resen tescil edildiği sicildeki en son işlemin 2000 yılına ait olduğu; yine ...'in ortağı olduğu Tasfiye Halinde ... Ltd. Şti.'nin de tasfiyesinin 30/12/2005'tarihinde tescil edildiği görülmüştür. Ayrıca Yeditepe Veraset ve Harçlar Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün 16/11/2016 tarihli cevabi yazısıyla, ...'in varisleri tarafından veraset ve intikal vergi beyannamesinin verilmediği bildirilmiştir. Davacı vekilinin istinaf dilekçesinde belirttiği kök mirasçı ...'in ortak olduğu 1 şirkette ve davalılar ... ile ...'in annesi muris ...'ın ortak olduğu 4 şirketin de, eldeki davaya dayanak olan icra takibinden önceki veya sonrasındaki çok yakın bir tarihlerde sona erdiği, şirketlerde davalıların mirası kabul ettiklerine ilişkin bir işlemin bulunmadığı anlaşılmıştır. Yine vergi dairesinden verilen cevaplarda da davalıların davaya konu mirası kabul ettiklerine dair veraset beyannamesi vermedikleri belirlenmiştir. TMK'nın mirasın reddine ilişkin \"Ret hakkı\" hakkı başlıklı 605/2. maddesinde ölümü tarihinde miras bırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise, mirasın reddedilmiş sayılacağı; \"Ret hakkının düşmesi\" başlıklı 610/2. maddesinde de ret süresi sona ermeden mirasçı olarak tereke işlemlerine karışan, terekenin olağan yönetimi niteliğinde olmayan veya mirasbırakanın işlerinin yürütülmesi için gerekli olanın dışında işler yapan ya da tereke mallarını gizleyen veya kendisine mal eden mirasçının mirası reddedemeyeceği  kabul edilmiştir. Mirasın gerçek reddinde, red süresi içinde mirasın kayıtsız şartsız reddedildiğinin sulh hakimine açıklanması ve reddin tescil ettirilmesinin gerekmesi, bu konuda iş yapılmamasının veya suskun kalınmasının mirası kabul etmiş olunacağı kuralına karşın, terekenin borca batık olmasının herkesçe, mirasçılarca bilinmesi ve bu konunun sabit olması hâlinde suskunluk, terekeye sahip çıkmama yani mirasın reddedildiği anlamına gelmektedir. O halde, mirasın hükmen reddinde, reddin açıklanması ve hakime tescil ettirilmesi gerekmediği gibi, bu konudaki irade açıklaması da bir süreye tabi değildir. Ancak mirasçı yasal üç aylık süre içinde terekenin borca batık olduğunu ileri sürerek mirası kayıtsız şartsız reddettiğinin tespit ve tescilini de isteyebilir. Buna engel bir kural yoktur. Mirasın hükmen reddinde mirasçının red iradesini açıklama zorunluluğu yoktur. Mirasçı alacaklılara karşı bir süreye bağlı kalmaksızın terekenin borca batık oldu tespitini açacağı bir dava ile isteyebilir. Hükmen red adından da anlaşıldığı gibi ancak alacaklılara karşı açılacak bir dava ile tespit edilebilir. İtiraz veya savunma yolu ile de ileri sürülebilecektir. Davalı mirasçılar yargılama sırasında mirasın hükmen reddini savunma yolu ile ileri sürmüştür. TMK’nın 605. maddesine göre, ölüm tarihinde miras bırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya tespit edilmiş ise ancak o zaman miras reddedilmiş sayılacaktır. Ödemeden aczin varlığı ise miras bırakanın ölüm tarihi itibari ile mal varlığındaki aktif ve pasiflerin net bir şekilde ortaya konulması ile tespit edilebilecektir. Nitekim bu yasal karine miras bırakanın mal varlığındaki pasif fazlalığının herkes tarafından biliniyor olması nedeni ile yasal veya atanmış mirasçıların borca batık olan bu mirası kabul etmeyecekleri yönündeki inançtan kaynaklanmıştır. Bu nedenle borca batıklığın başka bir anlatımla ödemeden aciz durumunun her türlü delille ispat edilebileceği kabul edilmiştir (Yargıtay HGK'nın 2019/(19)11-719 E., 2022/752 K. sayılı ve 26/05/2022; 2017/3-438 E., 2018/770 K. sayılı ve 11/04/2018; 2014/12-1036 E., 2016/551 K. sayılı ve 27/04/2016  2008/4-332 E., 2008/336 K. sayılı ve 16/04/2008 tarihli ilamları). Buna göre davalılar ... ve müteveffa ..., TMK nın 605/2 maddesi  kapsamında davaya konu genel kredi sözleşmesinin kefili olduğundan bahisle borçlu olduğu iddia edilen muris ...'ın ödemeden aczinin açıkça belli olduğu gerekçesiyle mirasın reddinin tespiti hususunda davacı bankaya karşı dava açmışlardır. Davalı ...'in açtığı davanın kabulüne dair karar, eldeki davada karar verilmesinden önce kesinleşmiş ve mahkemenin red gerekçesini oluşturmuştur. Aynı şekilde mahkemece karar verilmesinden sonra müteveffa davalı ...'ın açtığı dava da kabulle sonuçlanmış ve istinaf mahkemesinin başvurunun esastan reddi kararı sonucunda, işbu dosya istinaf aşamasındayken kesinleşmiştir. Bu nedenle davalılar ... ve müteveffa ... mirasçısı ... açısından, TMK'nın 605/2. maddesine göre mirasın reddedildiğinin kabulü gerektiği tartışmasızdır (Yargıtay 19. HD'nin 2013/18475 E., 2014/701 K. sayılı ve 07/01/2014 tarihli ilamı). Davalı Emel ise, diğer davalılar gibi mirasın reddedilmiş sayılması hususunda dava açmamış ancak cevap dilekçesinde bu hususu savunma yoluyla ileri sürmüştür. Diğer davalıların açtığı her iki davada da yapılan araştırmalar sonucunda, murisin ödemeden aczinin açıkça belli olduğu kesinleşmiştir. Ayrıca davacının istinaf dilekçesindeki iddialarıyla ilgili olarak, yukarıda yapılan zikredilmiş incelemelere göre davalı ...'in terekeyi kabul ettiğine dair hiç bir husus bulunmamaktadır. Bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.HMK'nın 327/2. maddesine göre; bir kişi davada sıfatı olmadığı hâlde, davacıyı, davalı sıfatı kendisine aitmiş gibi yanıltıp, kendisine karşı dava açılmasına sebebiyet verirse, davanın sıfat yokluğu nedeniyle reddi hâlinde, davalı yararına yargılama giderlerine hükmedilemez. Zamanında mirasın reddi yoluna gitmeyip aleyhlerine mirasçı sıfatıyla takip başlatılmasına veya devam olmasına sebebiyet veren, davalılar lehine  karar verilmiş olsa dahi  lehlerine yargı gideri ve lehine vekalet ücreti takdir edilmemesi gerekir. Bu nedenle mahkemece davalı ... lehine vekalet ücreti takdir edilmesi yerinde bulunmamış, davalı ... vekilinin müvekkili lehine vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiğine  ilişkin istinaf nedeni yerinde görülmemiş; davacı vekilinin ise bu konudaki istinaf nedeni haklı  bulunmuştur. Yargılama devam ederken 04/05/2018 tarihinde vefat eden davalı ... mirasçısı ...'in karar başlığında gösterilmemesi de doğru değil ise  de  karar kaldırılıp  yeniden karar verildiğinden Dairemizin karar başlığında bu hata düzeltilmiştir. Mirası red koşullarının oluştuğu kabul edilerek davanın reddine karar verildiğinden, davacı vekilinin gayrinakdi riskin kalmadığına ve esasa yönelik istinaf nedenlerinin de incelenmesine gerek bulunmamıştır. Açıklanan nedenlerle, davalı ... mirasçısı ... vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine; davacı vekilinin istinaf başvurusunun vekalet ücreti yönünden kabulüne, yapılan hata nedeniyle yeniden yargılama yapılması  gerekmediğinden, kararın kaldırılarak yeniden karar verilerek davanın reddi ile davalılar yararına yargı gideri ve vekalet ücreti takdirine yer olmadığına karar verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: Müteveffa davalı ... mirasçısı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE, Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12/10/2021 Tarih 2014/150 Esas - 2021/674 Karar sayılı kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi gereği KALDIRILMASINA; \"Davanın reddine,\" İlk derece yargılamasına ilişkin olarak;  \"Davacı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, Davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Davalılar yararına yargı gideri ve vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Talep halinde kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine\" Alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 59,30-TL harcın mahsubu ile kalan 556,1‬0-TL harcın davalı .... mirasçısı ...'den alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı ve davalılar tarafından yapılan yapılan istinaf yargı giderinin kendi üzerlerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.16/01/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"36f518b359dac00c","SID":"a1f13df31ed476a0"}}