{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ADANA BAM   3. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2024/3216 - 2025/406<br>T.C.<br>ADANA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  3. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: 2024/3216 <br>KARAR NO\t: 2025/406<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I  <br><br><br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>KATİP\t\t: ...  (...) <br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ADANA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 22/10/2024<br>NUMARASI\t: 2021/181 Esas, 2024/800 Karar <br><br>DAVACILAR\t: 1- ... - <br>\t: 2-... - <br>VEKİLİ\t: Av. ...-<br><br>DAVALI\t: ... -   <br>VEKİLİ\t: Av. ... - <br>DAVA\t: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan)<br> <br>KARAR TARİHİ\t: 20/02/2025<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 20/02/2025<br><br>Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 22.10.2024 tarih ve 2021/181 Esas, 2024/800 Karar sayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve Mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla HMK 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda;<br>                                                 GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>Tarafların iddia ve savunmalarının özeti:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 11.04.2017 günü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı motosikleti ile seyir halinde iken yaya geçidinden geçmekte olan müvekkillerine çarpması sonucu müvekkillerinin ağır şekilde yaralandığını, kazanın oluşumunda davalı ...'ın asli kusurlu olduğunun tespit edildiğini, müvekkillerinin tedavilerinin basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek nitelikte olduğunu, müvekkili ...'nın dudağında 2 - 3 cm'lik kesi ve sağ humerus kemiğinde kırık mevcut olduğunu ve mevcut kırığın hayat fonksiyonlarını etkileyecek nitelikte olduğunu, müvekkili ...'nin ise böbrek yaralanması sonucu ameliyat ile bir böbreğinin alındığını  belirterek 200,00 TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br><br>CEVAP: Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; meydana gelen kazanın oluşumunda müvekkili şirketin herhangi bir kusurunun bulunmadığını, müvekkili şirketin sorumluluğunun poliçe limiti ile sınırlı olabileceğini, tarafların soruşturma aşamasında uzlaştıklarını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davacı ...'ün maddi tazminat talepli davasının kabulü ile; 4.163,40 TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 325.386,60 TL kalıcı iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 330.000,00 TL alacağın 16/06/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, davacı ...'ün maddi tazminat talepli davasının reddine karar verilmiştir. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı davalı vekili istinaf dilekçesinde; kaza tarihi 11.04.2017 olduğundan 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Trafik Sigortası Genel Şartları'nın işbu davada uygulanması gerektiğini, kazaya sebebiyet veren motosiklet sürücüsü ... ile davacıların karşılıklı olarak taleplerinden vazgeçmeleri sureti ile uzlaşma sağlamaları nedeni ile davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, mahkemece kazaya sebebiyet verdiği iddia edilen taşıtın cinsinin tespitinin gerektiğini, dosyada bulunan kusur raporlarında farklı kusur oranları tespit edilmesine rağmen çelişkiler giderilmeden müvekkili kurumun %100 kusur oranına göre sorumlu tutulmasına karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, aktüerya hesaplanmasında 1,65 teknik faiz uygulanması gerektiğini, davacı tarafından talep edilen geçici işgöremezlik zararından müvekkilinin sorumluluğunun bulunmadığını, mahkemece SGK tarafından davacıya ödeme yapılıp yapılmadığının araştırılmadığını, hükme esas alınan maluliyet raporunun usulüne uygun olmadığını, maluliyet raporunun kaza tarihindeki yönetmeliğe uygun olarak ATK 3. İhtisas Dairesinden alınması gerektiğini, ıslah ile artırılan kısmın zamanaşımına uğradığını, müvekkili kurum aleyhine dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerektiğini, kazaya sebebiyet veren ve sigortasız olduğu iddia edilen araç sürücüsü ve işletenine davanın ihbar edilmesi gerektiğini, reddedilen kısım bakımından müvekkili kurum lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek açıklanan nedenlerle usul ve yasaya aykırı kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir .<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: <br>Dava, trafik kazası nedeni ile meydana gelen maluliyetten kaynaklı geçici iş göremezlik ve kalıcı iş göremezlik tazminatı istemine ilişkindir. <br>  Mahkemesince ilk kurulan  26.06.2018 günlü davanın uzlaşma nedeni ile reddine dair verilen karara karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusu üzerine Dairemizin 05.03.2019 günlü kararı ile davacının yaralanması nedeni ile yapılan uzlaştırmanın sadece soruşturma dosyasına ilişkin olarak yapıldığı, uzlaştırmanın sonuçlarının hatırlatılmadığından usulüne uygun olmadığı gerekçesi ile delillerin toplanması ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile ilk derece mahkemesi kararının HMK 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına karar verilmiştir. <br>  Dairemizce verilen karara karşı davalı ... vekili tarafından temyiz başvurusunda bulunmuş olup, dairemizce 09.04.2019 günlü ek karar ile  dairemiz kararının kesin olarak verildiğinden davalı vekilinin temyiz talebinin temyiz yolu açık olmak üzere reddine karar verilmiştir. Davalı vekili tarafından dairemizin 09.04.2019 günlü kararına karşı davalı vekili yeniden temyiz yoluna başvurmuş, Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2019/2886 Esas - 2020/4947 Karar sayılı 08.09.2020 günlü ek kararı ile davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddine dairemizin 09.04.2019 günlü kararının onanmasına karar verilmiştir. <br>Mahkemesince dairemizin kaldırma kararından sonra yeniden yapılan yargılama neticesinde 22.10.2024 günlü karar ile bu kez davacı ...'ün maddi tazminat talepli davasının kabulü ile; 4.163,40 TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 325.386,60 TL kalıcı iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 330.000,00 TL alacağın 16/06/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, davacı ...'ün maddi tazminat talepli davasının reddine karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur. <br><br>Davalı vekilinin davanın uzlaşma nedeni ile reddine karar verilmesi gerektiği yönündeki istinaf başvurusu yönünden yapılan incelemede; <br>Davalı vekili her ne kadar kazaya sebebiyet veren motosiklet sürücüsü ... ile davacıların uzlaşma sağlamaları nedeni ile davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüş ise de, dairemizin 05.03.2019 günlü kaldırma kararında iş bu husus inceleme konusu yapılmış olup, davacının yaralanması nedeni ile yapılan uzlaştırmanın sadece soruşturma dosyasına ilişkin olarak yapıldığı, uzlaştırmanın sonuçlarının hatırlatılmadığından uzlaşmanın usulüne uygun olmadığı kanaatine varılmıştır. Kaldı ki, 5271 sayılı CMK'nın 253/19. Maddesinde yer alan uzlaşma halinde tazminat davası açılamayacağına ilişkin hükmün Anayasa Mahkemesince 2023/43 Esas 2023/141 Karar sayılı kararı ile iptaline karar verilmiş olup, davacının dava dışı sürücü ile uzlaşmış olması halinde tazminat isteyebileceği anlaşılmakla davalı vekilinin bu yöndeki istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir. <br>Davalı vekilinin kazaya sebebiyet veren aracın cinsinin belirlenmesi gerektiğine yönelik istinaf başvurusu yönünden yapılan inceleme; <br>Davalı vekili kazaya sebebiyet veren aracın cinsinin belirlenmediğini ileri sürmüş ise de, Adana C. Başsavcılığının 2017/24388 Soruşturma sayılı dosyasında kazaya sebebiyet veren ... plakalı aracın motosiklet olduğu, kaza tarihi itibarı ile aracın ZMMS poliçesinin bulunmadığı, ruhsat kaydına göre 97 cc motor hacmine sahip olduğunun tespit edildiği anlaşılmakla davalı vekilinin bu yöndeki istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.<br>Davalı vekilinin kusura yönelik istinaf başvurusu yönünden yapılan incelemede;  <br>Davalı vekili her ne kadar müvekkili kurumun %100 oranında kusurlu kabul edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürmüş ise de, dosyada alınan usul ve yasaya uygun, denetime olanak verir, hüküm kurmaya elverişli  ATK Trafik ihtisas Dairesinin 18.11.2021 günlü kusur raporuna göre davalının yaya geçidinde geçen davacıya ilk geçiş hakkını vermediği için tam kusurlu olduğu tespit edilmiş olup, iş bu tespit olayın oluş ve özelliklerine uygun olduğundan davalının kusura yönelik istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir. <br>Davalı vekilinin tazminat hesaplamasında teknik faiz uygulanması gerektiği yönündeki istinaf başvurusu yönünden yapılan incelemede; <br>Davalı vekili aktüer hesaplamında 04.12.2021 tarihinde yayınlanan genel şart kapsamında 1,65 teknik faiz uygulanması gerektiğini ileri sürmüş ise de; <br>2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 90.maddesined yer alan “…Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamında tazminatlar bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir.Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun ve genel şartlarda düzenlenen hususlar hakkında 11/01/2011 tarihli ve 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır…” hükmü ile aynı Kanunun 92/i maddesinde yer alan;  “… Bu Kanun çerçevesinde hazırlanan zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları ve ekleri ile tanımlanan teminat içeriği dışında kalan talepler…”  şeklindeki düzenleme Anayasa Mahkemesinin 17.07.2020 tarih ve 2019/40 Esas, 2020/40 Karar sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanununun 90.maddesinin birinci cümlesinde yer alan “…ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki  “…ve genel şartlarda…” ibaresinin ve 92.maddesinin (i) bendinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir. Bu durumda mağdurların zararının ve zararın kapsamının 2918 Sayılı Kanun ve 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiile dair hükümleri ve Yargıtay uygulamalarına göre belirlenmesi gerekmektedir.<br>Bu çerçevede Yargıtay tarafından verilen emsal kararlarda mağdurların zararının ve zararın kapsamının belirlenmesinde TRH 2010 mortalite tablosunun uygulanması ve progresif rant yönteminin kullanılması içtihat edilmiştir.( Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin 24.02.2021 tarih ve 2019/3292 Esas, 2021/1848 Karar Sayılı kararı, Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin 14.01.2021 tarih ve 2020/2598 Esas, 2021/34 Karar Sayılı kararı, Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin 22.12.2020 tarih ve 2019/5206 Esas, 2020/8874 Karar Sayılı kararı, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 21/06/2021 gün ve 2021/ 2457 esas ve 2021 / 3304 karar sayılı kararı, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/13625 esas ve 2022/8912 karar sayılı 16/06/2022 günlü kararı) <br>İlk derece mahkemesi tarafından tarafından hükme esas alınan 10.09.2021 tarihi hesap bilirkişi raporu incelendiğinde; bilirkişinin davacının zararın belirlenmesine ilişkin olarak “...TRH 2010 mortalite tablosu ve ayrıca progresif rant yönteminin...” tespitlerile davacının kalıcı maluliyet zararı belirlenmiştir. Şu durumda, yukarıda açıklanan yerleşik Yargıtay kararları ile mağdurların zararının ve zararın kapsamının belirlenmesinde TRH 2010 mortalite tablosu ve ayrıca progresif rant yönteminin uygulanması içtihad edildiğinden, hesaplama yöntemine ilişkin istinafı haklı görülmemiştir.<br>Davalı vekilinin geçici iş göremezlik zararından sorumlu olmadığı yönündeki istinaf başvurusu yönünden yapılan incelemede; <br>Davalı vekili her ne kadar davacı tarafından talep edilen geçici işgöremezlik zararından müvekkilinin sorumluluğunun bulunmadığını ileri sürmüş ise de, 09/10/2020 günlü resmi gazetede yayınlanan Anayasa Mahkemesinin 2019/40-2020/40 Esas-Karar sayılı 17/07/2020 günlü kararı dikkate alındığında davacının zararının belirlenmesinde 01/06/2015 günlü ZMSS genel şartlarının tümü ile  dikkate alınamayacağı anlaşılmaktadır. Bu yönüyle davacının tedavi sürecinde uğramış olduğu geçici iş görmezlik zararının davacının gerçek zararı niteliğinde olduğu, dolayısıyla davalı sigorta şirketi tarafından davacının uğramış olduğu bu zararın karşılanması gerektiği anlaşıldığından bu miktar yönünden davanın kabulüne karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır bu yönü ile buna dair istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir.(Aynı yönde  Yargıtay  17. Hukuk Dairesinin  2019/6271  esas ve  2020/8104 karar sayılı 03/12/2020 günlü kararı)<br>Davalı vekilinin SGK tarafından davacıya ödeme yapılıp yapılmadığının araştırılması gerektiği yönündeki istinaf başvurusu yönünden yapılan incelemede; <br>Davalı vekili davacının SGK'dan ödeme alıp almadığının tespit edilmesi gerektiğini   ileri sürmüş ise de, dosya içerisinde mevcut Adana Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünün 29.11.2017 günlü cevabı yazısı ve eki belgeler incelendiğinde davacıya geçirmiş olduğu kaza nedeni ile bağlanmış herhangi bir maaşının bulunmadığı bilgisinin verildiği anlaşılmıştır. Bu nedenle davalı vekilinin bu yöndeki istinaf talebinin reddi gerekmiştir. <br>Davalı vekilinin maluliyet raporuna yönelik istinaf başvurusu yönünden yapılan incelemede; <br>Davalı vekili her ne kadar hükme esas alınan maluliyet raporunun usulüne uygun olmadığını ileri sürmüş ise de, <br>01/06/2015 ile 20/02/2019 tarihleri arasındaki meydana gelen kazalar için 30/3/2013 tarihli ve 28603 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu alınması gerekmektedir. .(Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2018/4121 Esas ve 2018/8559 Karar sayılı kararı, yine Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/13431 Esas ve 2022/8667 Karar sayılı kararları da aynı yöndedir.) <br>Eldeki dosyaya baktığımızda Mahkemesinde hükme esas alınan 12.10.2022 tarihli İstanbul ATK 2. İhtisas Kurulundan alınan 15.01.2024 günlü maluliyet raporunun, kaza tarihi olan 11.04.2017 tarihinde yürürlükte bulunan, 30/03/2013 tarihli ve 28603 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik  hükümlerine usulüne uygun şekilde düzenlendiği anlaşılmıştır. Bu yönüyle davalı vekilinin maluliyet raporunun hatalı yönetmeliğe göre düzenlendiği yönündeki istinaf talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. <br>Davalı vekilinin ıslah ile arttırılan kısmın zamanaşımına uğradığı yönündeki istinaf başvurusu yönünden yapılan incelemede; <br>Davalı vekili hen re kadar ıslah ile arttırılan kısmın zamanaşımına uğradığını ileri sürmüş ise de, <br> 2918 sayılı yasanın 109/2. maddesi gereğince davacının trafik kazası neticesinde yaralanmış olduğu anlaşılmakla olayda ceza zamanaşımı dikkate alınacaktır. Bu durumda 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunun 89 ve 66. maddeleri nazara alındığında 8 yıllık zamanaşımı süresi dikkate alınmalıdır. <br>Kaza tarihinde yürürlükte olan 818 sayılı yasanın zaman aşımının kesilmesi sebeplerinin düzenlenmiş olduğu 133. Maddesi ( 6098 sayılı yasanın 154. maddesi) \" Aşağıdaki hallerde müruru zaman katedilmiş olur:<br><br>    1-Borçlu borcu ikrar ettiği, hususiyle faiz veya mahsuben bir miktar para veya rehin yahut kefil verdiği takdirde.<br>    2-Alacaklı dava veya defi zımnında mahkemeye veya hakeme müracaatla veya icrai takibat yahut iflas masasına müdahale ile hakkını talep eylediği halde.\" şeklindedir. <br>Zamanaşımı kesilince, kesilmeden itibaren yeni bir süre işlemeye başlar (BK m. 135/1). Zamanaşımının kesilmesinden sonra işleyecek yeni zamanaşımı süresi, eski (kesilen) zamanaşımının aynıdır. <br>Buna göre eldeki dosyaya baktığımızda davacının yaralanmasına sebebiyet veren kazanın 11.04.2017 gününde meydana geldiği, 8 yıllık zamanaşımı süresinin 11.04.2025 tarihinde dolduğu, eldeki davanın 09/11/2017 gününde açıldığı, davacı vekili tarafından ıslah dilekçesinin ise 16.07.2024 tarihinde 8 yıllık zamanaşımı süresi dolmadan sunulduğu anlaşılmakla davalı vekilinin bu yöndeki istinaf başvurusunun da reddine karar vermek gerekmiştir.  <br>HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak,  istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;<br>İlk Derece Mahkemesince açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve delillerin taktirinde ve değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş olmasında, usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaati ile aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 22.10.2024 tarih ve 2021/181 Esas, 2024/800 Karar sayılı kararı usul ve yasaya uygun olduğundan, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 22.511,56 TL istinaf karar harcından, peşin yatırılan 5.635,75 TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubuyla, bakiye 16.875,81‬ TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,<br>3-Davalı tarafından yapılan istinaf giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>4-Artan gider avansının bulunması halinde, karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine, <br>5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br><br>Dair, Eldeki dosya hakkında mahkemesince verilen 26/06/2018 günlü ilk karara karşı yapılan istinaf başvurusu üzerine Dairemizce yapılan istinaf incelemesi sonucunda 05/03/2019 gününde verilen kaldırma kararı sonrasında mahkemesince yeniden yargılama yapılarak karar verilmiş olduğu anlaşıldığından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun EK 1/3 maddesinde yer alan \"İstinaf ve temyiz kanun yoluna başvuruda esas alınan parasal sınırda yeniden değerleme nedeniyle meydana gelen artış, bölge adliye mahkemesinin kaldırma veya Yargıtayın bozma kararları üzerine yeniden verilen kararlar hakkında uygulanmaz, ilk karar tarihinde geçerli olan parasal sınırlar esas alınır.\" hükmü dikkate alındığında ilk kaldırma tarihindeki parasal sınır ( 58.800,00TL) dikkate alınarak 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361.maddesi gereğince; Dairemizin kararının taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 Hafta içinde kararı veren Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesine yahut temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesine veya Dairemize gönderilmek üzere İlk derece Mahkemesine verilebilecek bir dilekçe ile Yargıtay İlgili Hukuk dairesi  nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere, dosya üzerinde yapılan  inceleme sonucunda oy birliği ile karar verildi. 20/02/2025<br>       <br>      ...                ...               ...                ...      <br>  Başkan ...                  Üye ...                  Üye ...                Katip ...  <br>  ¸e-imzalıdır                 ¸e-imzalıdır             ¸e-imzalıdır              ¸e-imzalıdır   <br>                          İş bu karar 5070 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"816e4de38fb01f93","SID":"96d577eb94b3d723"}}