{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ADANA BAM   3. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2023/85 - 2025/396<br>T.C.<br>ADANA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  3. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2023/85 <br>KARAR NO\t: 2025/396<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>KATİP\t\t: ...  (...)<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ADANA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 27/10/2022<br>NUMARASI\t: 2020/837 Esas, 2022/948 Karar<br><br>DAVACI\t: ... - <br>VEKİLİ\t: Av. ... - <br>DAVALI\t: ... -<br>VEKİLİ\t: Av. ... - <br>DAVA\t: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)<br>KARAR TARİHİ\t: 18/02/2025<br>GEREKÇELİ KARARIN <br>YAZILDIĞI TARİH\t: 19/02/2025<br><br>Adana\t1. Asliye Ticaret Mahkemesinin  27/10/2022 tarih ve 2020/837 Esas, 2022/948 Karar sayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla; HMK'nın 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>Tarafların iddia ve savunmalarının özeti:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 06.09.2018 tarihinde müvekkili ...'ın plakasını alamadığı bir aracın aniden yola çıkması ile müvekkilinin kullandığı elektrikli bisiklete çarpması sonucunda müvekkilinin düşerek yaralandığını, kaza sonucunda sürücüsü ve plakası belli olmayan aracın olay yerinden uzaklaştığını, davacının kaza sonucu kalıcı biçimde yaralandığını, davalı ...'na müvekkili adına yapılan başvuru neticesinde hasar dosyası açıldığı fakat herhangi bir ödeme yapılmadığını, fazlaya ilişkin talep ve dava haklarının saklı kalmak ve ıslaha tabi olmak üzere müvekkilinin davalıdan kalıcı sakatlık nedeniyle uğranılan zarar için 100,00 TL ve geçici iş göremezlik zararı için 100,00 TL olmak üzere 200,00 TL maddi tazminatın sigorta şirketi yönünden başvuru tarihini müteakip temerrütün oluştuğu tarih itibariyle işletilecek yasal faizi, yargılama giderleri ve vekalet ücretiyle birlikte davalıdan alınarak davacıya ödetilmesine karar verilmesini  talep ve dava etmiştir.<br>ISLAH: Davacı vekili 01/09/2022 tarihli dilekçesi ile dava değerini 164.392,23 TL'ye yükseltmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili kuruma usulüne uygun başvuru yapılmadığını, ....nın geçici iş göremezlik tazminatından sorumlu olmadığını, öncelikle usulden reddine mahkeme aksi kanaatteyse esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece davanın kısmen kabul ve kısmen reddi ile, sürekli iş göremezlikten kaynaklanan 157.293,48 TL maddi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının geçici iş göremezlik sebebine dayanan fazlaya ilişkin maddi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı davacı vekili; dayanaksız, gerekçesiz ve hukuka aykırı olarak geçici iş göremezlik yönünden davanın reddine karar verildiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. <br>Karara karşı davalı vekili; kazaya plakasız aracın sebebiyet verdiğinin ispatlanamadığını, başvuru şartının uygun bir şekilde yerine getirilmediğini, dosyada çelişkili iki rapor bulunmakla hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, davacının mütefarik kusuru sabitken mahkeme tarafından kusur indirimi yapılmadığını, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: <br>Dava, trafik kazasına dayalı kalıcı ve geçici iş göremezlikten kaynaklı maddi tazminat talebine ilişkindir. <br>İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiştir.<br>Kararı, davacı vekili ve davalı vekili istinaf etmiştir. <br>Davacı vekilinin geçici iş göremezlik talebine yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde;<br>Davacı vekili davacı lehine geçici iş göremezlik tazminatına hükmedilmesi gerektiğini savunmuştur.<br>Dosya kapsamına alınan, İstanbul Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Dairesi'nin 17/09/2021 tarih ve 15135 sayılı raporunda kaza tarihinde yürürlükte bulunan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırılması ve Özürlülere verilecek  Sağlık Kurulu Raporları hakkındaki yönetmeliğe göre davacıda  tüm vücut engellilik oranının %7 olduğu, iyileşme süresinin ise 4 aya kadar uzayabileceği belirtilmiş, raporun hükme esas alınmış olduğu anlaşılmıştır.<br>6098 sayılı TBK'nun 54.maddesinde, \"..Bedensel zararlar özellikle şunlardır: 1. Tedavi giderleri.   2. Kazanç kaybı. 3. Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar. 4. Ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar.\" şeklinde düzenlenmiştir. <br><br> 09/10/2020 günlü resmi gazetede yayınlanan Anayasa Mahkemesinin 2019/40-2020/40 Esas-Karar sayılı 17/07/2020 günlü kararı dikkate alındığında davacının zararının belirlenmesinde 01/06/2015 günlü ZMSS genel şartlarının dikkate alınamayacağı anlaşılmaktadır. Bu yönüyle davacının tedavi sürecinde uğramış olduğu geçici iş görmezlik zararının davacının gerçek zararı niteliğinde olduğu, dolayısıyla davalı ... tarafından davacının uğramış olduğu bu zararın karşılanması gerektiği anlaşıldığından, dosya kapsamında mevcut 15/08/2022 tarihli aktüerya bilirkişisinin raporunda TRH-2010 Yaşam Tablosu kullanılmak suretiyle Prograsif Rant yöntemiyle usule ve Yargıtay içtihatlarına uygun yapılan hesaplamaya göre tespit edilen 7.098,75 TL miktar yönünden davacının geçici iş göremezlikten kaynaklı tazminat talebinin kabulüne karar verilmesi gerekmekle davacı vekilinin bu yönlü istinaf başvurusu yerinde görülmüştür.<br>Davalı vekilinin usulüne uygun başvuru yapılmadığı iddiasına yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde;<br>Davalı ... vekili kaza tarihinden önce davacının usulüne uygun bir şekilde başvuruda bulunmadığını ileri sürmüş ise de, dosya kapsamı incelendiğinde davacı vekilinin dilekçe ekinde soruşturma dosyası evrakları, daimi arama kararı, görgü tespit tutanağı, epikriz raporları, nüfus kaydı ve 30/03/2013 tarih ve 28603 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Kurulundan alınan maluliyet raporunu sunmuş olduğu, davalı tarafça da 07/11/2019 tarihli başvuruya cevap dilekçesi sunulmuş olduğu anlaşılmış olup, davalı vekilinin bu yönlü istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.<br>Davalı vekilinin zamanaşımına ilişkin istinaf başvurusunun incelenmesinde;<br>2918 sayılı KTK.nin 109/1. maddesinde \"Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar.\" denilmektedir. <br>Aynı kanunun 109/2. maddesinde ise, \"Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise, bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir.\" hükmüne yer verilmiştir.<br>Yukarıda açıklandığı gibi 2918 sayılı yasanın 109/2. maddesi gereğince davacının trafik kazası neticesinde yaralanmış olduğu anlaşılmakla olayda ceza zamanaşımı dikkate alınacaktır. Bu durumda TCK'nun 89 ve 66. maddeleri nazara alındığında 8 yıllık zamanaşımı süresi dikkate alınmalıdır. <br>Bu açıklamalara göre, kazanın 06/09/2018 tarihinde meydana geldiği,  2918 sayılı yasanın 109/2. maddesi ve 5237 sayılı yasanın 89 ve 66. maddeleri birlikte değerlendirildiğinde 8 yıllık zamanaşımı süresinin 06/09/2026 tarihinde dolacağı, davanın ise 28/12/2020 tarihinde zamanaşımı süresi dolmadan açılmış olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.<br>Davalı vekilinin kusur oranlarına ilişkin istinaf başvurusunun incelenmesinde;<br>Mahkemece alınan 28/06/2021 tarihli kusur bilirkişisi raporunda, sürücüsü ve plakası tespit edilemeyen kamyonet sürücüsünün, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununda belirtilen ( Madde 46, Sürücüler: c- Trafiği aksatacak veya tehlikeye sokacak şekilde şerit değiştirmemek zorundadırlar ve Madde 53, a- Sağa dönüşlerde sürücüler; 1. Sağa dönüş işaretini vermeye, 2. Sağ şeride veya dönüşe ayrılmış şeride girmeye, 3. Hızını azaltmaya, 4. Dar bir kavisle dönmeye zorunludurlar.) kurallarını ihlal ettiğinden, % 100 oranında asli kusurlu olduğu, elektrikli bisiklet sürücüsü davacı ...'in ise bu kazanın oluşumunda herhangi bir kusurunun olmadığı belirtilmiştir.<br>Ankara Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nin 24/02/2022 tarih ve 1204 sayılı raporunda, davacı sürücü ... sevk ve idaresindeki elektrikli bisiklet ile meskun mahalde seyri sırasında kurallara aykırı bir şekilde banket üzerinde seyrederek olay mahalli kavşağa geldiği esnada, önünde sağ şerit üzerinde seyreden ve kavşaktan sağa dönüş yapmak isteyen araca karşı etkin tedbir almayarak bu araca çarptığı olayda % 80 oranında asli kusurlu olduğu, sürücüsü ve plakası tespit edilemeyen kamyonet sürücüsü sevk ve idaresindeki kamyonet ile seyri sırasında olay mahalli kavşaktan sağa dönüş yaptığı esnada gerisinden gelerek aracını geçmek isteyen elektrikli bisiklet ile çarpıştığı, dönüş yapmadan önce yeterli çevre kontrollerini yapmadan dönüşe geçtiği olayda % 20 oranında tali kusurlu olduğu belirtilmiştir.<br>Karayolları Fen Heyeti'nden alınan 20/05/2022 tarihli bilirkişi raporunda ise; plakası ve sürücüsü belirlenemeyen araç sürücüsünün, yönetimindeki araç ile seyrederken sağa dönüşe başlamadan önce emniyetli bir mesafe öncesinde yolun en sağ şeridine girmesi, en sağ şeride girmeden önce burada düz giden araçların geçişini beklemesi, daha sonra dar kavisle sağa dönüşünü tamamlaması gerekirken aksine davranışla, sebebiyet verdiği olayda 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun; 53/a, 46/b maddelerini ve Yönetmeliğin 94/A-h, 84/j maddelerini ihlal ettiğinden olayda tamamen % 100 kusurlu olduğu, davacı sürücü ...'ın ise, elektrikli bisiklet ile yolun en sağ şeridinde, düz seyirle ilerlerken meydana gelen olayda kural ihlali görülmediğinden kusursuz olduğu, 28/06/2021 tarihli bilirkişi raporuna iştirak edilmekle Adli Tıp Kurumunun görüşüne iştirak edilmediği belirtilmiştir.<br>Mahkemece aldırılan Karayolları Fen Heyeti'nin 20/05/2022 tarihli raporu dosya kapsamına ve olayın oluşuna uygun olduğu gibi 28/06/2021 tarihli kusur bilirkişisi raporuyla da uyumlu olduğu, Karayolları Fen Heyeti'nin raporu ile bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin giderilmiş olduğu, kazanın plakası ve sürücüsü belirlenemeyen araç sürücüsünün hatalı davranışından kaynaklandığı anlaşılmıştır.<br>Diğer yandan davalı vekili kazaya bir plakasız aracın sebep olduğuna yönelik iddianın da ispat edilemediğini ileri sürmüş ise de, 07/11/2018 tarihli Güvenlik Kamerası Görüntü İzleme Tutanağı dosyada mevcut olup bilirkişilerce rapor tanzim edilirken bu tutanak dayanak yapılmak suretiyle dosyanın incelenmiş olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin kusura yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.<br>Davalı vekilinin müterafik kusur inidirimine ilişkin istinaf başvurusunun incelenmesinde;<br>Zararın meydana gelmesinde veya artmasında zarar görenin de kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur  6098 sayılı TBK'nın md. 52. maddesinde düzenlenmiştir. Zarar görenin kusurunun, zararın meydana gelmesinde başlıca etken olması halinde zarar verenin sorumluluğunun kalkması söz konusu olabileceği gibi belirlenen kusura göre zarar ve ziyandan indirim yapılmasını da gerektirebilir. <br>Müterafik kusur indiriminde her somut olayın özelliğine göre olayın meydana geliş tarzı ve zararın artmasında zarar görenin kusurlu davranışının sonuca etkisi değerlendirilerek uygun oranda bir indirim yapılmasını gerektirir.<br>Somut olayda davacının 06/09/2018 günü sevk ve idaresindeki elektrikli bisiklet ile seyir halindeyken sürücüsü ve plakası belirlenemeyen bir araçla yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana gelmiştir. Davacının koruyucu tertibat/ kask takıp takmadığı tespit edilememekle birlikte dosya kapsamına alınan maluliyet raporuna göre maluliyetinin sol dirsek arızasına bağlı olduğu anlaşılmakla davalının müterafik kusur nedeniyle tazminattan indirim yapılması talebinin yerinde olmadığı, buna ilişkin davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddi gerektiği kanaatine varılmıştır.<br>Davalı vekilinin hesap raporuna yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde;<br>Davalı vekili TRH-2010 ve 1,8 teknik faiz nazara alınarak hesap raporunun tanzim edilmesi gerektiğini savunmuştur.<br> Anayasa Mahkemesinin 2019/40-2020/40 E.K sayılı 17/07/2020 günlü kararı sonrasında Yargıtay 17. Hukuk ve sonrasında Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin istikrarlı kararlarında (örneğin 17/06/2021 gün ve 2021/9757 Esas ve 2021/3262 karar sayılı kararları, 2021/3173 Esas ve 2944 Karar sayılı kararları) davacının gerçek zararının belirlenmesi noktasında davacının muhtemel bakiye yaşam süresinin TRH 2010 Yaşam Tablosu'na göre belirlenerek ve prograsif rant tekniği kullanılmak suretiyle tazminat miktarının hesaplanması gerektiğine işaret edilmiştir. Buna göre eldeki dosyaya baktığımızda mahkemesince hükme esas alınan hesap raporunda TRH 2010 yaşam tablosu ve prograssif rant yöntemi kullanılmak sureti ile davacının zararının belirlendiği, raporun bu yönüyle hüküm kurmaya elverişli olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. <br>HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak,  istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;<br>Yukarıda açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye göre, ilk derece mahkemesince yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, HMK 353/1-b-2. maddeleri gereği ilk derece mahkemesi kararının yeniden hüküm kurulmak üzere ortadan kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile,<br><br> 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b/2. maddesi hükmü uyarınca  düzelterek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere Adana\t1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 27/10/2022 tarih ve 2020/837 Esas, 2022/948 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>2-Davanın  KABULÜ ile,<br>-Davacının sürekli iş göremezliğinden kaynaklanan 157.293,48 TL, davacının geçici iş göremezliğinden kaynaklanan 7.098,75 TL olmak üzere toplam 164.392,23‬ TL maddi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>3- a-)Harçlar Kanunu uyarınca davalıdan alınması gereken 11.229,63 TL karar harcından, peşin yatırılan 615,20 TL harcın mahsubu ile bakiye 10.614,43‬ TL harcın davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına,<br>b-)İlk derece mahkemesince 27/10/2022 günlü karar ile davalıdan tahsiline karar verilen harcın davalıdan tahsil edilmemiş olması ve fakat harç tahsil müzekkeresi çıkartılmış olması halinde söz konusu harç tahsil müzekkeresinin tahsil edilmeksizin iadesinin ilk derece mahkemesince istenilmesine, dairemiz kararına göre yeniden harç tahsil müzekkeresi yazılmasına,<br>4-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin 13.fıkrası uyarınca zorunlu arabuluculuk giderleri yargılama giderlerinden sayıldığından arabuluculuk tutanağının düzenlendiği tarihte yürürlükte bulunan Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca maktu 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,<br>5-Davacı tarafından yapılan peşin harç, ve tebligat, bilirkişi masrafı, posta gideri olmak üzere toplam 5.662,4‬0 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>6-Davacı lehine hüküm tarihindeki AAÜT uyarınca hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>7-HMK'nın 333. Maddesi uyarınca hükmün kesinleşmesinden sonra taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avanslarının bulunması halinde ilgililerine iadesine,<br>İstinaf giderleri açısından;<br>8-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 10.744,72 TL istinaf karar harcının, peşin yatırılan 2.686,18 TL istinaf karar ve ilam harcından mahsubuyla, bakiye 8.058,54 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,<br>9-Davacı tarafça yatırılan istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep  halinde iadesine,<br>10-İstinaf aşamasında duruşma yapılmadığı için istinaf incelemesi için vekalet ücreti  takdirine yer olmadığına,<br>11-Davacı tarafından yapılan 165,50 TL istinafa dosya gönderme ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, <br>12-Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği, avans iade ve harç tahsil işlemlerinin HMK'nın 359/3. maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,<br><br>Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi gereğince; miktar veya değeri beş yüz kırk dört bin (544.000,00) Türk Lirasını geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından miktar itibari ile KESİN olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi.18/02/2025<br><br>...         ...       ...          ...<br>    Başkan ...\t \t\t\t    Üye ...                     \t Üye ...\t                    Katip ...     ¸e-imzalıdır            ¸e-imzalıdır                ¸e-imzalıdır                      ¸e-imzalıdır  <br><br><br><br><br><br> İş bu karar 5070 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"43800eb2f68a1de0","SID":"9b554abddec9777e"}}