{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>7. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/4528 <br>KARAR NO: 2025/154<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ARA KARAR TARİHİ: 19/07/2024<br>NUMARASI: 2024/302 Esas (derdest)<br>DAVA TÜRÜ: İnanç Sözleşmesinden Kaynaklanan Alacak<br>KARAR TARİHİ:  22/01/2025<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; İnanç sözleşmesi, 05.02.1947 tarihli ve 20/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca ancak, yazılı delille kanıtlanabilir. Bu yazılı delil, tarafların getirecekleri ve onların imzalarını taşıyan bir belge olması gerektiğini, davada sunmuş olduğu tapu senetleri el yazısıyla yazılmış ıslak imzalı kesin delil olduğunu, davanın  özü itibariyle inançlı işleme dayalı tazminat alacağı olduğunu,  Yine sözleşmeden anlaşılacağı üzeredir ki taşınmazların yarı hissesi bizzat müvekkili ''...'' ait olduğu belirttiğini, davalılar murisi inançlı işleme ilişkin seneti müvekkilinin şahsına düzenlendiğini,  kesin delil niteliğinde olan inançlı sözleşmesi bizzat müvekkili ''...'' namına düzenlendiğini, davalılar ile 07.05.2024 tarihinde ... Arabuluculuk Dosya Numarası ile arabuluculuk toplantısı yapılmış olup, anlaşılamadığını, müvekkili ve davalılar murisi kendi öz kaynaklarıyla farklı zamanlarda  İnanç Sözleşmesine konu yapılan taşınmazları satın aldıklarını, müvekkilinin Tayvan vatandaşı olması sebebiyle Türkiye Cumhuriyeti Sınırlarında kendi adına taşınmaz alamadığını, dava konusu ettiği taşınmazları müvekkilinin bu sebeple 25 yılı aşkın süredir ortağı olduğu davalılar murisine inanarak taşınmazlardaki hissesini  davalılar murisi adına tescil ettirdiğini, davalılar murisi tapu senetlerinin arkasına ıslak imzalı el yazısı ile'' taşınmazların yarı hissesinin ''...'' e ait olduğunu belirtmiştir'. davalılar murisi daha sonra bu gayrimenkulleri müvekkilinden habersiz bir şekilde sattıklarını, satışından elde edilen gelirin müvekkilim hissesine düşen %50 lik kısmını müvekkilime ödemediği gibi sattığını da gizlediğini, davalılar murisi adına kayıtlı olup, davalılar murisi tarafından iyi niyetli 3. kişilere satılan dava konusu taşınmazlara ait tapu senetlerinin tamamının üzerinde yarı oranında hissenin müvekkiline ait olduğunun bizzat davalılar murisi tarafından yazılı olarak belirtildiğini, Bugüne kadar da davalılar ve murisleri bu hususun aksini iddia etmediğini, davalılar murisinin imzalı el yazısı kesin delil niteliğinde olduğunu, davalılar murisinin imzalı el yazısının bulunduğu tapu senetleri, müvekkilimin dava konusu taşınmazların %50 oranında hissedarı olduğu her türlü şüpheden uzak olarak teyit ettiklerini, her ne kadar yabancı uyruklu vatandaşların Türkiye de taşınmaz temininde kanuni sorunlar yaşandığından bahisle taşınmazların tescilli hissedarı olmasa da gerçekte taşınmazın %50 maliki durumunda olduğunu, dosyaya sunmuş olduğu  tüm delil ve beyanlarından anlaşılacağı üzeredir ki Yaklaşık ispat koşulu oluştuğundan ihtiyati haciz kararı verilmesinin zaruri olduğunu,  davalılar murisi ve müvekkili arasında imza edilen mutabakat şartlarının gereği yasalar çerçevesinde tazmin edilmesi ve bu alacağın değerini tam ve kesin olarak belirlenmesinin  mümkün olmadığı, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere ve taşınmazların değerinin belirlenebilmesi için bilirkişi raporu alınması ve bilirkişi marifetiyle belirlenen tutarın ½ hissenin müvekkiline gayrimenkullerin satış  tarihinden itibaren işleyecek reaskont faizi ile birlikte tazmin edilmesi zorunlu hale geldiğini, açıklanan nedenlerle fazlaya ilişkin talep ve dava  hakkı saklı kalmak kaydıyla; öncelikle  davanın kabulüne,  mahkemece yapılacak keşif sonucu belirlenecek bedele (keşif tarihinde belirlenen bedel göz önüne alınarak) göre yarı oranında tazminat alacağının, gayrimenkullerin satış tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalılardan alınarak müvekkiline ödenmesine, davalıların taşınır, taşınmaz ve banka hesap sorguları yapılarak alacağı karşılayacak nitelikteki mallarına  tedbiren ihtiyati haciz konulmasına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:Yerel mahkemece 08/07/2024 tarihli ara karar ile \"...Davacının ihtiyati haciz  talebinin  KABULÜ ile, Davaya konu alacak 1.000.000,00 TL'nin %20'si oranında hesaplanan 200.000,00  TL nakdi veya kesin ve süresiz banka teminat mektubu olarak teminat  nedeniyle, davalıların  menkul, gayrimenkul ve üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarına İHTİYATİ HACİZ KONULMASINA, teminat önceki karar nedeniyle yatırıldığından yeniden alınmasına yer olmadığına \" şeklinde karar verilmiştir. Davalı vekili ihtiyati tedbir kararına itirazla ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasını, talep etmiş,  duruşmalı yapılan inceleme sonucunda  19/07/2024  tarihli celse ara kararı ile \"Dosyamız ekindeki İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/374 esas sayılı dava dosyasının kapsamı, davalı murisi ile davacının ortak olduğu dava dışı ... şirket adresini mahkememiz yetki alanında bulunması, uyuşmazlığın şirket ortaklığından kaynaklanıyor olması, dayanılan muris el yazısı ve  imzasına yönelik davalıların açık bir inkarının olmaması ve bu henüz bu konuda bir rapor alınmamış olması nazara alınarak, davalı tarafın ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına yönelik talebinin REDDİNE\" şeklinde karar verilmiştir. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı  ... ile  ... vekili istinaf dilekçesinde özetle;  ... ile ..., müteveffa ...'nın eşi ve kızı olduğunu,  ... geçmişten bugüne kadar ev hanımı, kızı ise hekimlik mesleğini ifa ettiğinden müteveffa ...'nın davacı ile arasındaki şirket ortaklığı hakkında bilgi sahibi olmadığını, müteveffa ... hasta yatağında iken, davacının ikame ettiği davalar yoluyla ilk kez haberdar oldukları ve yaklaşık 20 yıl önce ... tarafından düzenlendiği iddia edilen -her yönüyle varlığı ve doğruluğu özellikle ispata muhtaç olan- belgelere istinaden verilen ihtiyati haciz kararı müvekkillerinin  mülkiyet hakkına ağır müdahale teşkil ettiğini,  huzurdaki davanın temeli soyut ve açıkça gerçeğe aykırı beyanlara  dayandığını, davacının iddiaları yaklaşık ispat ölçüsünde dahi ispatlanamadığından ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, kabulü yönünde kurulan hüküm hatalı olduğunu,  davacının ikrar niteliğindeki beyanları da uyuşmazlık konusu 2(iki) taşınmazın (istanbul/bağcılar'da bulunan taşınmaz ile Başakşehir/İkitelli'de bulunan taşınmaz) satışından elde edilen gelirin şirket kayıtlarına yansıtıldığını ve hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemekle birlikte; bir an için taraflar arasında bir inanç sözleşmesi varsa da ...'nın inanç sözleşmesine uygun olarak iade  yükümlülüğünü yerine getirdiğinin kabulü gerektiğini,  uyuşmazlık konusu taşınmazlardan bir diğeri ... tarafından  1992 yılında satın alınmış olup, ... ile davacı arasındaki tek  ilişki olan şirket ortaklığı 1996 yılında başlamasına rağmen nasıl hak  iddiası ileri sürüldüğü anlaşılamadığını, taşınmazın satın alındığı tarihte ortada ... Ltd. Şti. olmadığı gibi, taraflar arasında herhangi bir ilişki de bulunmadığından, davacının iddia  ettiği gibi bir inanç sözleşmesinin kurulması mümkün olmadığını, ihtiyati hacze itirazımızın reddedilmesine gerekçe olarak gösterilen, “İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/374 E. sayılı Dosyası”; aksine davacının iddialarının ne kadar tutarsız ve çelişkili olduğunu, ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmesi gerektiğini ortaya  koyduğunu, açıklanan nedenlerle istinaf başvurusunun  kabulü ile İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 19/07/2024  tarihli ihtiyati hacze itirazının reddine ilişkin kararının ve ihtiyati haczin kaldırılmasına, yargılama gideri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>DELİLLER: Tüm dosya kapsamı.<br>DOSYADA YER ALAN DELİLLER VE DEĞERLENDİRME: Dava;  İnançlı işleme dayalı alacak istemine ilişkindir. Davalılar vekili İDM'nin  19/07/2024  tarihli  ihtiyati hacze itirazının ve ihtiyati haczin kaldırılması talebinin reddine ilişkin ara kararını istinaf etmiştir. 6100 sayılı HMK'nun 341/1. maddesi uyarınca ilk derece mahkemelerinden verilen nihai kararlar ile ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz taleplerinin reddi kararları, karşı tarafın yüzüne karşı verilen ihtiyadi tedbir ve ihtiyati haciz kararları, karşı tarafın yokluğunda verilen ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararlarına karşı yapılan itiraz üzerine verilen kararlara karşı istinaf yoluna başvurulabilir. İİK'nun 257.maddesinin 1.fıkrası uyarınca ''rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacakları ile diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir.'' bu hükme göre bir para alacağının vadesinin gelmesi halinde alacaklı ihtiyati haciz talebinde bulunabilecektir. İİK'nun 258.maddesinin 1.fıkrası uyarınca ''alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeye mecburdur...'' bu hükme göre ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için kesin bir ispat aranmamakta ise de özellikle hukuki bir işlem söz konusu olduğunda alacağın varlığının ve muaccel olduğunun yazılı bir belgeye veya belgeler zincirine dayanması tercih edilmesi gereken bir seçenektir. İİK'nun 257. Maddesi uyarınca ihtiyati hacze hükmedilebilmesi için vadesi  gelmiş olan  para borcunun rehinle temin  edilmemiş olması gerekir. Öte yandan borcun vadesi gelmemiş ise borçlunun muayyen yerleşim yerinin bulunmaması veya borçlunun taahhütlerinden kurtulmak amacıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisinin kaçmaya hazırlanması hallerinde de ihtiyati haciz kararı verilebilir. İhtiyati haciz geçici koruma önlemi olup yargılama ile kesinleşmiş bir alacağın varlığı aranmayıp İİK 257.maddesindeki koşulların bulunması halinde ya da İİK'nun 258.maddesinde açıklandığı üzere kanaat getirecek deliller sunulması yeterlidir. İİK'nin 257. maddesinde ihtiyati haczin koşulları sayılmıştır. Buna göre ihtiyati haciz isteyebilmek için, alacak muaccel olmalı ve rehinle temin edilmemiş olmalıdır. Aynı Yasa'nın 258. maddesi uyarınca  alacaklının, alacağın varlığı ile haciz sebepleri hakkında mahkemede olumlu şekilde kanaat uyandırması gerekli ve yeterli olup, buradaki ispat  asıl davadaki gibi tam bir ispat olmayıp yaklaşık ispattır. Somut olayda, inanç sözleşmesi kapsamında gayrımenkullerin keşif sonucu belirlenecek bedeline göre yarı oranında tazminat alacağının, satış tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya ödenmesinin talep edildiği, dava dilekçesinin deliller bölümünde, \"davalıların murisinin ıslak imzalı el yazısını taşıyan inanç sözleşmesi, tapu kayıtları, ticari defterler ve belgeler, tanık, keşif ve  bilirkişi incelemesi  ve sair her türlü yasal deliller\" şeklinde delillerin belirtildiği, dilekçe ekinde ibraz edilen muris el yazısı ve  imzasının bulunduğu belgeye yönelik davalıların açık bir inkarının olmaması ve bu henüz bu konuda bir rapor alınmamış olması, davacı vekilinin delil listesinde belirtilen  İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/374 esas sayılı dava dosyasının kapsamı, davalılar murisi ile davacının dava dışı Linfer şirketinin ortakları olması dikkate alındığında, İhtiyati haczin yasal koşullarının oluştuğu kanaatine varılmıştır. İhtiyati haciz geçici koruma önlemi olup yargılama ile kesinleşmiş bir alacağın varlığı aranmayıp İİK 257.maddesindeki koşulların bulunması halinde ya da İİK'nun 258.maddesinde açıklandığı üzere kanaat getirecek deliller sunulması halinde talebin kabulüne karar verilmesi mümkün bulunduğundan İlk Derece Mahkemesi'nin  ihtiyati haciz kararında ve karara itirazın reddine ilişkin ara kararında  usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmıştır.Açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin ara karara yönelik istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine kesin olarak karar vermek gerektiği kanısına varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-İstanbul 21. Asliye Ticaret  Mahkemesi'nin 19/07/2024 tarih ve  2024/302 esas sayılı ara kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar tarifesi gereğince alınması gereken 615,40TL istinaf maktu karar ve ilam harcından peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,8‬0TL harcın davalılardan tahsiline, 3-Davalılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından kendisini vekille temsil ettiren davacı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1 bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.22/01/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d9bd09ddf0b4e565","SID":"60c199ba85c5146e"}}