{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2022/2121 <br>KARAR NO\t: 2025/156<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                               K A R A R <br><br>BAŞKAN\t  : ... (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ... (...)<br>KATİP\t\t: ... (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 25/10/2021<br>NUMARASI\t\t: 2021/34 E.  -  2021/383 K.<br><br>DAVACI\t:  <br>VEKİLLERİ\t<br>DAVALI\t:<br>DAVANIN KONUSU\t: Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali)<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 25/10/2021 Tarih ve 2021/34 Esas - 2021/383 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı şirket ve davalı ...  tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t: Davacı vekili, müvekkilinin 2008 yılından bu yana lüks çanta, aksesuar ve giyim ürünleri üreticisi olarak faaliyet gösterdiğini, New York, İstanbul, Bodrum ve Londra’da şubelerinin bulunduğunu, ürünlerinin hem yerel hem de yabancı tüketiciler tarafından büyük ilgi gördüğünü, ülkemizde de devlet kurumları tarafından desteklendiğini, dünyaca ünlü kişilerin davacının ürünlerini kullandığını, dava konusu 2020/27419 sayılı marka başvurusu kapsamında tescil edilmek istenilen \"zigzaglı monogram desen\" şeklinin davacı ile özdeşleştiğini, ilgili tüketiciler açısından söz konusu şeklin sektörün normlarından hatırı sayılır ölçüde ayrılmış, genel geçer tekstil desen ve formlarından farklı ve özgün bir desen olduğunu, dava konusu markanın hitap ettiği gelir seviyesi yüksek tüketici kesiminin dikkat düzeyinin ve algısının da yüksek  olduğunu, lüks ürün üreticisi firmaların ürünlerinin çoğu zaman o firmanın ürünü olduğunu gösteren bir “imza”, “köken belirleyici işaret” taşıdığını, dava konusu edilen şeklin de davacının klasikleşmiş markası ve deseni olduğunu, davacının hitap ettiği “A SES (A sosyo-ekonomik statü)”ye sahip tüketicileri arasında yapılan pazar araştırması raporunu işlem dosyasına sunduklarını, bu araştırmaya muhatap tüketici sayısının 65 ile sınırlı olmasının, ürünlerin hitap ettiği tüketici kitlesi gereği yeterli kabul edilmesinin gerektiğini, davalı ...’in somut olaydaki gibi desen şekillerini marka olarak tescil edegeldiğine dair birçok emsal karar bulunduğunu ileri sürerek, TÜRKPATENT YİDK’nın 07.12.2020 tarihli ve 2020-M-9943 sayılı red kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.  <br>Davalı ... vekili, alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.<br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından,  balık sırtı deseni görünümlü  başvuru markasının hedef kitle yani ortalama tüketici kitlesi nazarında  bu işareti marka olarak,  yani bir  ticari işletmenin mallarını tanıtan ve diğer işletmelerin aynı tür mallarından  ayırt edildiğini algılamasına yol açan şekilde ayırt ediciliğinin bulunmadığı, nitekim bilirkişi raporunda bu hususun \"... işaretin genel görünümü itibariyle alelade bir balıksırtı desenini algılattığı ve desenin bu ayrıntısının ilk bakışta göze çarpmadığı, hatta ancak ve sadece ciddi bir inceleme sonucunda fark edilebildiği düşünüldüğünden, böyle bir özgünlükten söz etmek mümkün görülmemiştir...\" şeklinde izah da edildiği, Türk Patent YİDK  tarafından davaya konu marka başvurusunun yukarıda belirtilen mallarda  SMK 5/1-b kapsamında ayırt edicilik niteliği  taşımadığı tespitinin  yerinde ve doğru olduğu sonucuna varıldığı, ( her ne kadar raporda \" cep telefonları\" açısından somut ayırt ediciliği olduğu belirtilmiş ise de  soyut ayırt ediciliğinin olmadığı) SMK 5/2 maddesi açısından \"balık sırtı deseni\" görünümlü  başvuru markasının benimsenen bilirkişi raporunda da geçtiği şekilde \" davacının markasının kapsamındaki  “Derilerden, deri taklitlerinden veya diğer malzemelerden mamul taşıma amaçlı başka sınıflarda yer almayan eşyalar: çantalar, cüzdanlar, deri veya kösele kutular ve sandıklar, anahtar muhafazaları, bavullar, valizler” emtiaları bakımından kullanım sonucu ayırt edici nitelik, yani söz konusu emtialar özelinde, markasal anlamda hukuken korunması gereken ekonomik bir değer kazandırdığı, bu emtialar bakımından 6769 sayılı SMK’nın 5/2 maddesinde düzenlenen “kullanım sonucu ayırt edicilik kazanılmış olması” halinin somut olayda gerçekleşmiş olduğu,\" şeklinde özetlenen görüşe aynı gerekçe ile iştirak edilerek bu mallar açısından SMK 5/2 maddesindeki koşullar oluştuğundan bu kısımlardan davanın kabulünün gerektiği, yine bilirkişi raporunda da geçtiği şekilde, davacının markasının kapsamındaki   “Cep telefonları ve bunları kılıfları; taşınabilir bilgisayar kılıfları. İşlenmiş veya işlenmemiş deri ve postlar, yapay deriler, köseleler, astarlık deriler; dokunmuş veya dokunmamış kumaşlar; ev tekstil ürünleri.” emtiaları açısından ise ayırt edicilik kazanmış olduğunun dava/itiraz dosyasına sunulan deliller doğrultusunda söylenemeyeceği şeklinde özetlenen görüşe aynı gerekçe ile iştirak edilerek bu mallar açısında  SMK 5/2 maddesindeki koşullar oluşmadığından  bu kısımlardan ise davanın reddinin gerektiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, dava konusu Türk Patent'in 2020-M-9943 sayılı YİDK kararının dava konusu edilen 2020/27419 sayılı markanın kapsamında yer alan \" Derilerden, deri taklitlerinden veya diğer malzemelerden mamul taşıma amaçlı başka sınıflarda yer almayan eşyalar: çantalar, cüzdanlar, deri veya kösele kutular ve sandıklar, anahtar muhafazaları, bavullar, valizler\" yönünden iptaline,  diğer kısımlar yönünden ise davanın reddine karar verilmiştir.<br>\t<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili  istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkilinin Türkiye'de ilk mağazasını 2012 yılında İstanbul Pera'da, ikinci mağazasını 2014 yılında Bodrum'da, üçüncü mağazasını 2019 yılında Londra'da açtığını, lüks çanta, aksesuar ve giyim ürünlerinin üretim ve satışını gerçekleştirdiğini, ürünlerinin dünya ölçeğinde ünlü isimler tarafından kullanıldığını, dava konusu \"zigzaglı monogram deseni\"nin müvekkili ile özdeşleştiğini, tescil kapsamındaki tüm emtia bakımından kullanımla ayırt edici hale geldiğini, tüketicilerin dava konusu markayı ayırt ettiklerinin sayısız yazı/röportaj ve Ipsos raporu ile de kanıtlandığını, müvekkilinin markasının başından beri sahip olduğu özgünlük ve ayırt ediciliğe ek olarak, uzun yıllara dayanan kullanımları sonucu da pekiştirilmiş bir ayırt ediciliği haiz hale geldiğini, öte yandan davacı markasının hitap ettiği lüks tüketim ürünlerinin alıcı kitlesinin sınırlı olduğunu, hızlı tüketim ürünleri gibi geniş kitlelere hitap ettiği yönünde değerlendirme yapılmasının hatalı olduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.<br>\tDavalı Kurum vekili istinaf başvuru dilekçesinde; davacının dosya kapsamında sunduğu belgelerin çeşitli dergilerde yer alan haberler, ürün görselleri, işaretin ayırt edici olduğuna dair 2019 yılında yapılmış Türkiye'de ilgili çevrenin algısına dair 65 kişilik pazar araştırması, ürün katalogları, mağaza resimleri olduğu, sunulan pazar araştırması çalışmasının toplam 65 kişi üzerinde yapıldığı, bu kişilerin 41'inin başvuruya konu deseni başvuru sahibi ile ilişkilendirdiği görülmekle birlikte tescili talep edilen malların genel tüketici kitlesinin 65'den çok daha büyük bir sayıda olduğu dikkate alındığında, söz konusu araştırma sonucunun başvurunun yoğun ve yaygın kullanımla markasal ayırt edicilik kazandığı iddiasını ispatlayamadığını, dava konusu şeklin \"balıksırtı deseni\" olarak tabir edilen ve kumaş, giyim ve aksesuar gibi alanlarda kullanımı bulunan bir desen olduğunu, ret konusu mallar üzerinde desen algısı yarattığını, marka algısı oluşturmadığını, ticari kaynak belirtmediğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br><br>GEREKÇE\t:1-Dava, marka başvurusunun reddine dair  YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>                           Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, 6769 sayılı SMK'nın 5/1-b maddesinde, herhangi bir ayırt edici niteliğe sahip olmayan işaretlerin marka olarak tescil edilemeyeceklerinin düzenlendiği, madde gerekçesinde de açıklandığı üzere bu hükme göre, sicilde gösterilebilir olmasına rağmen ilgili mal veya hizmetler için ayırt ediciliğe sahip olmayan, dolayısıyla tüketiciler tarafından marka olarak algılanmayacak işaretlerin, marka olarak tescil edilmelerinin mümkün olmadığı, dava konusu başvurunun bilirkişi raporunda da açıklandığı üzere genel görünümü itibariyle alelade bir \"balıksırtı deseni\" olarak algılandığı,  markasal bir algı yaratmadığı, diğer bir deyişle bir işletmenin mal ve hizmetlerini bir başka işletmenin mal ve hizmetlerinden ayırt etmeye elverişli olmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br>2-Davalı ... vekilinin istinaf itirazlarının incelenmesine gelince; ilk derece mahkemesince, dava konusu başvurunun SMK'nın 5/1-b maddesi anlamında ayırt ediciliği bulunmadığı ancak tescili istenen  “Derilerden, deri taklitlerinden veya diğer malzemelerden mamul taşıma amaçlı başka sınıflarda yer almayan eşyalar: çantalar, cüzdanlar, deri veya kösele kutular ve sandıklar, anahtar muhafazaları, bavullar, valizler” emtiaları açısından davacının dava konusu başvuruyu kullanım sonucu ayırt edici hale getirdiği gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmiş, olup taraflar arasındaki uyuşmazlık sayılan hizmetler yönünden dava konusu ibarenin kullanım sonucu ayırt edici hale gelip gelmediği noktasındadır.<br>  SMK'nın 5. maddesinin 2. fıkrasına göre bir marka başvuru tarihinden önce kullanılmış ve başvuruya konu mallar veya hizmetlerle ilgili olarak bu kullanım sonucu ayırt edici bir nitelik kazanmış ise aynı maddenin birinci fıkrasının b,c ve d bentlerine göre tescili reddedilemeyecektir. Buna göre, başlangıçta marka olarak tescil edilebilmesi için gerekli koşulları taşımayan bir işaretin zamanla kullanılarak ayırt edicilik kazanması mümkündür. Ancak; buradaki kullanımla ayırt edicilik kazanma SMK'nın 5. maddesinin 1. fıkrasının (b), (c) ve (d) bentlerinde yazılı mutlak ret nedenlerinden birinin varlığı dolayısıyla tescil edilemeyecek bir işaretin kendisine ait olduğunu ticaret alanında kabul ettirmiş olması anlamına gelmektedir. “Kendisine ait olduğunu kabul ettirme” kavramının aynı Kanun'un 5/1-b maddesinde belirtilen “ayırt etmeyi sağlamaktan” daha güçlü olduğu ve ilgili sektör bakımından da bütün Türkiye’yi kapsadığının kabulü zorunludur. SMK'nın 5 maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen kullanma ile ayırt edicilik kazanıldığını iddia eden kişinin bunu kanıtlaması gerekir.<br>Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde,   başvuru 04.03.2020 tarihinde yapıldığından, dava konusu başvurunun bu tarih itibariyle  kullanım sonucu ayırt edici hale geldiğinin ispatlanması gerekir. Davacının bu minvalde sunduğu delillerin Harper’s Bazaar, Vogue Haber, Instyle, L’officiel, Elle, Şamdan, You Mag, Country Life gibi dergilerde çıkan haber ve paylaşımlar ile <br>davacı şirket kurucusu ile yapılmış röportajlar, davacının mağazalarının görüntüleri, ürünlerinin görselleri, katalogları, davacının ürünlerini kullanan ünlülerin fotoğrafları, tanıtım ve reklam görselleri, davacının ürünlerinin ilgili tüketiciler nezdinde bilinirliği üzerine yapılan ve katılımcıların % 63'ünün dava konusu deseni davacı ile ilişkilendirdiği 65 kişilik pazar <br>araştırması sonucu, T.C. Ticaret Bakanlığı İhracat Genel Müdürlüğü’nün davacının “tasarımcı şirket” <br>olarak destek kapsamına alındığına dair yazısının örneği olduğu görülmüştür. Ne var ki bahsi geçen delillerin, davacının, herkesçe bilinen balıksırtı deseninin kendisine ait olduğunu kabul ettirdiğini ve ilgili sektör bakımından da bütün Türkiye’yi kapsadığını söylemenin mümkün olmadığı, başka bir deyişle dava konusu şeklin başvuru tarihinde kullanım sonucu ayırt edici hale geldiğini ispata elverişli olmadığı kanaatine varılmıştır. Zira Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 30.09.2019 tarih, 2018/4681 E., 2019/6004 K. sayılı kararında da vurgulandığı üzere, bu denli tanımlayıcılığı yüksek ve somut ayırt ediciliği bulunmayan ibarelerin çok yoğun kullanımla dahi ayırt edici kılınmaları oldukça güçtür. Dava konusu ibarenin  <br>kullanım sonucunda ayırt ediciliğinin yükseldiği ve artık tüketiciler nezdinde <br>doğrudan davacı taraf ile özdeş hale geldiği yönünde bir tespit için sunulan <br>delillerin çok daha somut ve yoğun olması gerekmektedir. Nitekim Dairemizin aynı kabulden hareketle benzer uyuşmazlıklara ilişkin bulunan kararlarının onandığı Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2023/5451 E.- 2024/7183 K., 2023/264 E.- 2024/3830 K. ve 2023/1141 E.- 2024/4765 K. sayılı ilamları da aynı yöndedir.  <br>Bu itibarla yukarıda açıklanan nedenlerle dava konusu başvurunun SMK'nın 5/1-b maddesi anlamında ayırt ediciliğinin bulunmadığı, SMK'nın 5/2 maddesi anlamında kullanım sonucu ayırt edici hale getirildiğinin de ispatlanamadığı, bu bağlamda dava konusu YİDK kararının yerinde olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 25/10/2021 gün ve 2021/34 Esas - 2021/383 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,\t<br>\t2-Davanın REDDİNE,<br>\t3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu karar ve ilam harcından, peşin alınan 59,30-TL’nin düşümü ile kalan 556,10-TL bakiye karar ve ilam harcının davacıdan alınarak Hazineye irad kaydına,<br>\t4-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 40.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,<br>\t5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına,  <br>\t6-Davalı ... tarafından istinaf aşamasında yapılan  82,00-TL posta ücreti, 220,70-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı olmak üzere  302,70-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı ...'na verilmesine,<br>\t7-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine, (HMK m.333),<br>\t8-Harçlar Kanunu uyarınca davacıdan alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, peşin alınan 80,70-TL’nin düşümü ile kalan 556,10-TL bakiye karar ve ilam harcının davacıdan alınarak Hazineye irad kaydına,<br>\t9-Davalı ... tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde  davalı ... Kurumuna iadesine,<br>\t10-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 30/01/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br>\t<br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 21/02/2025<br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Katip<br>...<br> <br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0b530cb006d95c86","SID":"0b0f8862c01344ac"}}