{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2022/2122 <br>KARAR NO\t: 2025/157<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                    K A R A R <br><br>BAŞKAN\t\t: ... (...)<br>ÜYE\t\t: ... (...)<br>ÜYE\t\t: ... (...)<br>KATİP\t\t: ... (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 28/02/2022<br>NUMARASI\t\t: 2021/64 E.  -  2022/71 K.<br><br>DAVACI\t  <br>VEKİLİ\t<br>DAVALI\t: <br>\t  <br>DAVANIN KONUSU\t: Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali), Hükümsüzlük<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 28/02/2022 Tarih ve 2021/64 Esas - 2022/71 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı  tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t: Davacı vekili, müvekkilinin 1998 yılından bu yana “gıda/ temizlik ve her türlü tüketim maddesi üretimi ve satışı\" alanında İstanbul'un çeşitli ilçelerinde ve çevre illerde olmak üzere toplamda 55 mağazası bulunan bir şirket olduğunu,  \"...\" markasını gerek 55 şubede tabela, katalog, fatura vs. her türlü ticari, özel, resmi evrak üzerinde, gerek internet sitesinde kullandığını, www...com internet sitesi kayıtları incelendiğinde de \"...\" markasının davacıya ait seri marka olduğunun anlaşılacağını, davalının 2019/56904 numaralı “... ...” ibareli marka başvurusuna, müvekkilinin “...” ibaresini münhasır ya da esas unsur olarak içeren 2019 04501, 2016 23694, 2016 20081, 2006 58474, 2006 58473, 2004 44979 sayılı \"...\", \"... şekil\", \"her semte bir ...\", \"... ...\", \"... ...\", \"...\" ibareli muhtelif markalar mesnet gösterilerek SMK'nın 6/1, 6/5, 6/6 ncı hükümleri uyarınca itiraz edildiğini,  “...” asli unsurlu itiraza gerekçe olarak gösterilen markaları ile itiraza konu asli unsuru “...” olan “... ...” markası tüketici nezdinde iltibas teşkil edecek düzeyde benzerlik arz ettiğini, başvurunun yayına çıktığı 35. sınıf bakımından reddedilirken 25. sınıf yönünden tescile devam edildiğini, oysa bu sınıfın tam da davacının ana iştigal alanını oluşturduğunu, \"...\" ibaresinin aynı zamanda müvekkilinin ticaret unvanında da kullanıldığını, müvekkiline ait markaların tanınmış marka olması sebebiyle ortalama tüketicinin başvuru markasını, müvekkili markasının serisi gibi algılayacağını ve haksız rekabet oluşacağını, başvurunun kötüniyetle yapıldığını ileri sürülerek, TÜRKPATENT YİDK'nin 30.12.2020 tarih ve 2020-M-10848 sayılı  kararının iptali ile 2019/56904 sayılı \"... ...-şekil” markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı ... vekili, alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.<br>Diğer davalı Şirket vekili, müvekkilinin \"... -... ...” ünvanlı işletmesinde 08.05.2006-03.07.2020 döneminde Denizli Pamukkale Vergi Dairesi mükellefi olarak ... ve çocuk konfeksiyonu imal ve satıcılığı faaliyetinde bulunduğunu, 03.07.2020'de işyerini eşine devrettiğini, başvuru markasına itirazına kadar davacı şirketin varlığından dahi haberdar olmadığını, “... ...” ibareli başvurunun davacı markası ile hiçbir ilgisinin olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davalının \"Şekil+... ...\" ibareli marka başvurusu ile davacıya ait  \"...\"  ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/1 maddesindeki  iltibasın oluşmadığı,  davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen  markadan \" haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceğinin \" ve davacı tarafın \"  Şekil+... ...   \" ibareli  başvuru üzerinde SMK 6/6 maddesi anlamında ticaret ünvanı dahil  diğer fikri ve sınai mülkiyet hak iddiasının kanıtlanmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.  <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde,   mahkemece bilirkişi raporuna itirazlarının karşılanmadığını, müvekkilinin 2016/20081, 2016/23694, 2019/04501 sayılı markalarının dava konusu 25.sınıfla aynı/aynıtür/benzer mal ve hizmetleri içerdiğinin bilirkişi raporunda da açıklandığını, davacının \"...\" asli unsurlu markalarında olduğu gibi dava konusu başvuru bakımından marka korumasından yararlanması istenen asli unsurun \"...\" ibaresi olduğunu, müvekkilinin \"...\" ibareli  tanınmışlık vasfı kazanmış seri marka ailesinin bulunduğunu,  dava konusu başvurusunun müvekkiline ait mağazaların bir şubesi olduğu izlenimi yaratacağını, söz konusu marka başvurusunun müvekkili markaları ile tüketici nezdinde iltibasa mahal vereceğini, davalının müvekkilinin markalarının tanınmışlığından yararlanmaya çalıştığını, aynı emtiaların 25. ya da 35.sınıfta tescilli olmasının ilgili tüketici kesimi bakımından farklılık arz etmediğini, davacı Şirket'in  “gıda/ temizlik ve her türlü tüketim maddesi üretimi ve satışı” konusunda 1998 yılından bu yana faaliyet gösterdiğini, İstanbul’un çeşitli ilçelerinde ve çevre illerde olmak üzere  55'in üzerinde şubesinin bulunduğunu, mağazalarında satışa sunduğu ürünlerin birçoğunda kendi markasını kullandığını, müvekkiline ait www...com üzerinden yapılacak kısa bir araştırma ile dahi iddialarının gerçekliğinin görüleceğini, \"...\"ibaresi aynı zamanda müvekkilinin ticaret unvanı da olduğundan SMK'nın 6/6.maddesindeki şartların gerçekleştiğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br><br><br>GEREKÇE\t:Dava, marka ile ilgili kurum kararının iptali ile marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tİşlem dosyasının incelenmesinden, davalı gerçek kişinin, \"... ...+şekil\" ibaresinin, 25 ve 35. sınıf mal ve hizmetlerde tescili için diğer davalı Kuruma başvurduğu, MDB tarafından SMK'nın 5/1-ç maddesi uyarınca başvuru kapsamından 35.sınıfın 5.alt sınıfının çıkarıldığı, davacının \"...\" asli unsurlu markalarına dayalı olarak başvuruya itiraz ettiği, davacının itirazının Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından SMK'nın 6/1.maddesi yönünden kabul edilerek başvuru kapsamından 35.sınıfın 1,2,3,4.alt sınıflarının çıkarılmasına karar verildiği, davacının bu karara itirazının da, YİDK'nın 2020-M-10848 sayılı kararıyla reddedildiği, anılan kararın davacıya 04.01.2021 tarihinde tebliğ edildiği ve işbu davanın iki aylık hak düşürücü süre içerisinde 03.03.2021 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.  <br>İlk derece mahkemesinin kabulü ve istinaf itirazları gözetildiğinde, taraflar arasındaki uyuşmazlık dava konusu  \"... ...+şekil\" ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet \"...\" ibareli markalar arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi uyarınca iltibas bulunup bulunmadığı, aynı Kanun'un 6/5 maddesindeki koşulların gerçekleşip gerçekleşmediği, başvurunun SMK'nın 6/6. maddesi anlamında davacının ticaret unvanıyla iltibas oluşturup oluşturmadığı ve dava konusu başvurunun kötü niyetli olup olmadığı noktasındadır.<br>6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1 maddesi uyarınca, tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa tescil edilemez. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Burada öncelikle iltibas (karıştırılma) kavramının da açıklanması gerekmektedir. İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408- 409). İltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerdir.<br>\tSomut olayda işbu davanın konusu olan emtia, 25. sınıf mallara ilişkindir. Davalı tarafça YİDK sürecinde kullanım ispatı talep edilmiş, davada kullanmama def'inde bulunulmamıştır. Ne var ki gerek davada gerekse itiraz sürecinde davacı tarafından mesnet gösterilen ve tescil tarihleri itibariyle kullanım ispatına tabi olmayan örneğin 2016/20081, 2016/23694 ve 2019/04501 sayılı markalar 25.sınıf mallarda tescilli olmamakla birlikte, kapsamlarınında yer alan 35. sınıftaki mağazacılık hizmetleri, 25. sınıfta yer alan bir kısım mallara özgülenmiştir. Dolayısıyla davacının anılan mesnet markalarının kapsamındaki 25. sınıftaki bir kısım mallara özgülenmiş mağazacılık hizmetleri ile başvuru kapsamındaki bu malların benzer olup olmadıklarının değerlendirilmesi gerekmektedir. Bilindiği üzere 35. sınıftaki mağazacılık hizmetleri, farklı malların bir araya getirilerek satışına ilişkin bulunmaktadır. Burada markanın, mal üzerinde kullanılması söz konusu olmayıp, malın satışa sunulduğu fiziki veya sanal ortam üzerindeki bir markasal kullanım mevcuttur. Bununla birlikte, bir malı üreten kişinin, onu satması ticari hayatın gereği olduğundan, mal sınıfında tescilli marka ile bu malın satışına özgülenmiş  hizmet markasının ilişkili olduğu kabul edilmelidir. Nitekim, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin yerleşik uygulaması da bu yöndedir (Örneğin 2020/1004E.,2020/5605 K.-2021/4262 E.,2022/8110 K.-2021/1239 E., 2022/5093 K. sayılı ilamlar). Buradan hareketle belirli bir malın satışına özgülenmiş mağazacılık hizmetinde tescilli marka ile o malı kapsayan mal markası arasında da benzerlik olduğunun kabulü yerinde olacaktır. (Bkz. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2022/4179 Esas, 2024/311 Karar sayılı ilamı) Bu nedenle taraf markaları arasında emtia benzerliği şartının gerçekleştiği kabul edilmiştir.<br>Taraf markaları arasındaki işaret benzerliğine gelince; dava konusu başvuru \"... ...\" ibaresinden oluşmaktadır. Başvuruda yer alan \" ..., ...\" kelimeleri  tanımlayıcı ve ayırt ediciliği bulunmayan tali unsur niteliğinde olduğundan, dava konusu başvurunun asıl unsuru \"...\" ibaresidir. Davacının itirazına mesnet markaları da \"...\" asıl unsurludur. Buna göre yapılan değerlendirmede, davacının itiraza mesnet markalarının esas unsuru olan \"...\" ibaresi dava konusu başvuruda aynen yer almaktadır. Bu hali ile taraf markaları arasında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle benzer olup, Dairemizce, taraf markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında ilişkilendirilme ihtimalini de dahil karıştırılmaya sebebiyet verebilecek derecede benzerlik bulunduğu sonucuna ulaşılmış, ilk derece mahkemesinin aksi yöndeki kabulü yerinde görülmemiştir.<br>Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve 2014/11-696 E.- 2016/778 K. sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan Dairemizce bu yönden dosyada mevcut bilirkişi raporundaki tespitlere itibar edilmemiş, ayrıca bir bilirkişi incelemesine de gerek görülmemiştir.<br><br>Her ne kadar davacı vekilince, dava konusu başvuruya SMK'nın 6/5, 6/6 ve 6/9. maddesi uyarınca da itiraz edilmiş ise de, SMK'nın 6/5. maddesindeki koşullarının oluşacağı, davacı şirketin belgelediği iştigal alanının ve internet sitesi kullanımlarının 25.sınıf ile ilgili olmadığı ve başvurunun kötü niyetle gerçekleştirildiğinin kanıtlanamadığı anlaşıldığından, davacı vekilinin bu itirazları yerinde görülmemiştir.  <br>Sonuç olarak, taraf markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında iltibas bulunması nedeniyle, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, ilk derece mahkemesince yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse \"düzelterek yeniden esas hakkında\" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.   <br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 28/02/2022 gün ve 2021/64 Esas - 2022/71 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>\t2-Davanın KABULÜ ile ...nun 30/12/2020 tarih ve 2020-M-10848 sayılı YİDK kararının İPTALİNE, <br>\t3-Dava konusu 2019/56904 sayılı “... ...” ibareli markanın HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE ve SİCİLDEN TERKİNİNE,<br>\t3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 615,40-TL maktu karar ve ilam harcından peşin alınan 59,30-TL harcın mahsubu ile kalan 556,10-TL'nin davalılardan alınarak Hazineye irat kaydına,<br>\t4-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre belirlenen 40.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, <br>\t5-Davacı tarafından ilk derece yargılaması sırasında yapılan 2.100,00-TL bilirkişi ücreti, 155,00-TL tebligat ve posta gideri, istinaf aşamasında yapılan  161,00-TL tebligat ve posta ücreti, 220,70-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcından oluşan toplam 2.636,70-TL yargılama giderine, 59,30-TL peşin harç, 59,30-TL başvurma harcı eklenerek oluşan toplam 2.755,30-TL'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,<br>\t6-Davalı şirket ile davalı ... tarafından yargılaması sırasında herhangi bir yargılama gideri yapılmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına,<br>\t7-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333),<br>\t8-Davacıdan peşin olarak alınan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,<br>\t9-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 30/01/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. \t<br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 21/02/2025<br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br>...<br> <br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Katip<br>...<br> <br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a070e9f1b5a95960","SID":"756147b646e94d89"}}