{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br>Esas-Karar No: 2024/2194 - 2024/2108<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2024/2194 <br>KARAR NO\t: 2024/2108<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                K A R A R <br><br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 02/02/2021<br>NUMARASI\t\t: 2020/163 E.  -  2021/43 K.<br><br>DAVACI\t:<br>VEKİLİ\t:<br>DAVALI\t:<br>\t  <br>DAVANIN KONUSU\t: YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü<br><br>\tDairemizce verilen 01/06/2023 tarih ve 2021/873 Esas- 2023/772 Karar sayılı kararın Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 18/09/2024 tarih ve 2023/4713 Esas- 2024/6519 Karar sayılı ilamıyla bozulmuş olmakla, dava Dairemizin yukarıdaki esasına kaydı yapılıp incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t:Davacı vekili, müvekkili Şirketin 2000/10838, 126813, 144025 sayılı ve \"...\", \"...\", \"...\" ibareli  tanınmış markaların sahibi olduğunu, davalı Şirketin bu markalar ile karıştırılma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki “şekil\" unsurlu ibareyi marka olarak tescil ettirmek üzere diğer davalı Kuruma başvurduğunu, 2018/108474 kod numarasını alan başvuruya müvekkilince yapılan itirazın Markalar Dairesi Başkanlığınca reddedildiğini, bu kararın yeniden incelenmesi talebinin ise YİDK tarafından kısmen kabul edilerek başvuru kapsamından 21. sınıftaki bir kısım emtianın çıkarıldığını, kalan mallar yönünden ise itirazlarının reddedildiğini, oysa müvekkilinin \".../...\" ibareli ilk marka başvurusunun  1991 yılında yapıldığını, bu tarihten itibaren anılan markanın etkin şekilde kullanıldığını, davalı yanın bu marka dışında aynı unsurlu birçok marka başvurularının olduğunu, dilekçelerde yer verilen davalının marka başvurularının dahi kötü niyetinin ispatı niteliğinde bulunduğunu, müvekkili ile davalı firma arasında mevcut davalar sürmekte iken, davalı firmanın işbu dava konusu marka başvurusunu gerçekleştirmesinin de davalının kötü niyetini gösterdiğini, davalı şirket aleyhine ikame edilen Bakırköy Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2017/371 esas sayılı dosyasında mahkemece bilirkişi raporu alındığını ve raporda hükümsüzlüğü talep edilen davalı şirket markalarının hükümsüzlüğü koşullarının oluştuğu yönünde kanaat bildirildiğini, tescil müracaatına konu edilen markanın müvekkilinin 29 seneyi aşkın süredir tescilli markası olduğunu, markalar arasında iltibas doğacağını, müvekkillinin “...” ibaresini ... yemek takımlarında ve “...” ibareli markasını da çatal-bıçak takımları üzerinde senelerdir kullandığını, hem müvekkiline ait mağazalarda hem de davalıya ait mağazalarda aynı/benzer ürünlerin satıldığını, aynı tüketici kesimlerine hitap edildiğini ileri sürerek, YİDK'in 2020-M-2587 sayılı kararın reddedilen kısım yönünden iptaline, dava konusu 2018/108474 sayılı markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\t\t\t\t\t\t\t\t\t\tDavalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru kapsamında kalan mallar ile davacı markalarının kapsamlarındaki mal ve hizmetler arasında benzerlik olmadığını, itiraza gerekçe olarak gösterilen 2000/10838 sayılı marka yönünden başvuru sahibi tarafından 21. sınıfta yer alan mallar için kullanım ispatı talep edildiğini, davacının sunduğu delillerinin ise ilgili markanın işbu başvuru tarihinden önceki dönemde 21. sınıftaki mallar yönünden kullanımını ispatlayacak nitelikte olmadığını, başvuru ile 2000/10838 sayılı marka arasındaki karıştırılma ihtimalinin bu marka kapsamında bulunan ve kullanım ispatı talep edilmeyen 11 ve 19. sınıflardaki mallar yönünden değerlendirildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.<br>\t\t\t\t\t\t\t\t\t\tDavalı Şirket vekili, YİDK tarafından verilen çelişkili karardan görüleceği üzere aslında davacı şirketin markalarının, müvekkili şirketin işbu dava konusu markasının başvuru tarihinden önceki dönemde 21.sınıftaki mallar yönünden kullanıldığının ispat edilemediğini, buna rağmen 11. ve 19. sınıftaki mallarla ilişkilendirilecek türde benzer mallardan olduğu ve bu mallar yönünden markalar arasında karıştırılma ihtimalinin olduğunun kararda kabul edildiğini, asıl kötü niyetli olan tarafın bizzat davacı olduğunu, davacı tarafından redde mesnet olarak gösterilen markalar ile müvekkili başvurusunun birbirlerinden tamamen farklı bulunduğunu, ... istiridye şeklinin herkesçe bilinen bir deniz ürünü olduğu göz önüne alındığında bu şeklin tek bir kişinin tekeline verilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.<br> \t<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, itiraza aşamasında davaya konu 2018/108474 sayılı davalı Şirket markası ile davacı Şirketin 2000/10838 sayılı markası arasında 21. sınıfta yer alan \"Ev hayvanları için kafesler, akvaryumlar, vivaryumlar, terraryumlar. Püskürtmeli hortum başlıkları, sulama süzgeçleri için başlıklar, sulama aletleri, bahçe sulama süzgeçleri, musluklara takılan uçlar.\" malları açısından da iltibas ihtimalinin bulunduğunun değerlendirilmesi gerektiği, davaya konu marka tescil edilmiş olmakla, hükümsüzlük talebi açısından  davacı Şirketin 2000/10838 sayılı markası açısından kullanım ispat edilemediği, 126813 ve 144025 sayılı markalar da benzer görülmediği için davaya konu başvuru ile davacı markaları arasında iltibas ihtimalinin bulunmadığı, davacı markalarının tanınmış marka olarak değerlendirilemeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, YİDK'in 2020-M-2587 sayılı kararının 21. sınıftaki \"Ev hayvanları için kafesler, akvaryumlar, vivaryumlar, terraryumlar. Püskürtmeli hortum başlıkları, sulama süzgeçleri için başlıklar, sulama aletleri, bahçe sulama süzgeçleri, musluklara takılan uçlar.\" emtiası ile sınırlı olarak kısmen iptaline, fazlaya ilişkin talebin reddine, 2018/108474 sayılı markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkin davanın reddine karar verilmiştir.       <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, müvekkilin 2000/10838 sayılı markası bakımından kullanmama iddiasıyla iptal istemli olarak dava açıldığını, bu dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda, müvekkilinin ilgili markayı dava tarihinden geriye dönük olarak kullandığının açıklandığını, bu rapordaki tespitler dikkate alınmadan verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı Şirketin işbu dava konusu olan marka başvurusunun görseli ve ayrıca \".../...\" ibareli markalar bakımından sürekli olarak marka başvurularında bulunmasının kötü niyetli bulunduğunu, müvekkili ile davalı Şirket arasında mevcut davalar sürmekte iken davalının işbu dava konusu marka başvurusunu yapmasının da davalının kötü niyetini gösterdiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın tümden kabulüne karar verilmesini istemiştir.     <br>\tDavalı ... vekili, dava konusu marka başvurusu ile davacının itirazına dayanak markalar arasında, başvuru kapsamında kalan mal ve hizmetler bakımından karıştırılabilecek veya ilişkilendirilebilecek derecede benzerlik bulunmadığını, 21. sınıfta yer alan hizmetlerin özel bir alıcı çevresine hitap ettiğini, söz konusu mallardan yararlanacak tüketicilerin markaların farklı üreticilere ait markalar olduklarını anlayabilecek ve üreticiler arasında idari ve ekonomik bir bağ kurmayacak kadar bilinçli olduklarını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.    <br>\tDavalı Şirket vekili, davacının 2000/10838 sayılı markası aleyhine tescilli olduğu tüm sınıflarda açtıkları kullanmamaya dayalı iptal davasının, geçmişe yönelik etki doğuracak nitelikte iptal talepli olduğunu ve bu nedenle huzurdaki davanın esasını etkileyecek mahiyet taşıdığını, bu husus dikkate alınmaksızın iptal davasının bekletici mesele yapılması taleplerinin reddinin hukuka aykırı bulunduğunu, davacıya ait markalar ile müvekkiline ait başvuru arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik olmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.      <br><br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Dairemizin 01/06/2023 tarih 2021/873 Esas, 2023/772 Karar sayılı kararıyla, davacının itirazına mesnet markalarında kelime unsurları bulunurken başvuru konusu markanın sadece şekilden ibaret olduğu, taraf markalarında bulunan şekil unsurlarının ise birbirinden çok farklı bulunduğu, zira bu şekillerin konumlandırmalarının ve tertip tarzlarının aynı olmadığı, her iki şeklin farklı renkleri içerdiği, tarafların markalarında bulunan çizim şekillerinin birbirinden tamamen farklı bulunduğu, içinde ... bulunan istiridye şeklinin ayırt ediciliği zayıf olduğu gibi davacının tekeline de verilemeyeceği, bu itibarla da markalar arasında, markaların biçim, renk ve düzenleme tarzı itibariyle görsel, sescil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, ortalama tüketicilerin davalı Şirketin başvurusuna konu işareti davacının itirazına mesnet markaları ile ilişkilendirmeyeceği, dosya kapsamındaki delillere göre davacı markalarının tanınmış olduklarının ispat edilemediği gibi esasen taraf marka işaretleri arasında benzerlik olmadığından, SMK'nın 6/5 maddesi anlamında da bir tescil engelinin bulunmadığı, yine dava konusu başvurunun kötü niyetli olarak yapıldığının da ispat edilemediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalılar vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiştir.<br><br>YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ'NİN 18/09/2024 TARİH VE 2023/4713 ESAS- 2024/6519 KARAR SAYILI İLAMININ ÖZETİ: Dairemiz kararının, davacı vekilince temyizi üzerine anılan Yargıtay ilamı ile özetle, dava konusu çekişmeli başvuru “şekil\" unsurundan oluşurken; itiraza dayanak markaların standart karekterle yazılı \"...\", \"...\", \"...\"  ibarelerinden oluştuğu, tüketici nezdinde markalar arasında somut bir karıştırılma halinin meydana gelmesinin şart olmadığı, taraf markalarının aynı asli ve baskın unsuru içerdiği, buna bağlı olarak görsel, fonetik ve kavramsal açıdan yüksek benzerlik taşıdığı bir halde, benzer emtia gruplarında her iki marka ile karşı karşıya kalan tüketicinin ilk anda markalar arasında bu bağlamda bir ilişki kurmasının karıştırılma ihtimalini doğurabileceği, dava konusu başvuru ile davacı markalarını gören ve işiten tüketicinin sonraki markayı davacı yanın tescilli markalarının yeni bir serisi olarak algılayabileceği, bu durumun ise aralarında iktisadi bir bağ olduğu yanılgısını doğurabileceği ve imaj transferine yol açabileceği, o halde davalının \"şekil\" ibareli marka başvurusu ile davacıya ait markaların benzer görüldükleri emtialarda iltibasa neden olabilecek düzeyde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bir benzerliğin bulunduğu, aynı veya benzer mal ve/veya hizmetlerde kullanılması halinde o mal ve hizmetlerin aynı teşebbüsten ya da bağlı teşebbüsten geldiği yönünde iltibasa sebep olabileceğinin kabul edilmesi gerektiği ihtimali gözetilip bir değerlendirme yapılarak, benzer mallar ve hizmetler yönünden davanın kabulüne, diğerleri yönünden ise reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmasının doğru olmadığı gerekçesiyle Dairemiz kararının davacı yararına bozulmasına karar verilmiştir.  <br><br><br>GEREKÇE\t: Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tİlk derece mahkemesince, davacının 2000/10838 sayılı markası ile dava konusu başvuru arasında, başvuru kapsamındaki bir kısım mallar yönünden karıştırılma tehlikesi bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, Dairemizce ise taraf marka işaretleri arasında benzerlik ve iltibas tehlikesi bulunmadığı gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak davanın reddine dair hüküm kurulmuş, Dairemiz kararı yukarıda özetlenen gerekçe ile Yargıtay 11. Hukuk Dairesince bozulmuştur. Bu duruma göre gelinen aşama itibariyle somut uyuşmazlık yönünden tartışılması gereken husus, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunup bulunmadığıdır. <br>                           Somut olaya uygulanması gereken 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1. maddesi uyarınca, tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa tescil edilemez. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Burada öncelikle iltibas (karıştırılma) kavramı açıklanmalıdır. İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir. İltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerdir. Öte yandan, markaların ayırt edicilik güçlerinin de iltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde dikkate alınması gerekmektedir. Zira, ayırt edici niteliği zayıf olan markalar yönünden iltibas ihtimali daha düşük olacaktır. Diğer bir deyişle, tescili istenilen mal ve hizmetleri, diğer işletmelerin mal ve hizmetlerinden ayırt etme gücü düşük kalan, zayıf marka olarak nitelendirilebilecek markaların koruma alanı daha dar bulunmaktadır. Böyle durumlarda, küçük farklılıklar dahi tescil olunmak istenen markaya ayırt edicilik kazandırabilecektir.   <br>Somut olayda, dava konusu başvuru, içinde ... bulunan bir istiridye şeklinden oluşmaktadır. Başvuruda başkaca bir unsura yer verilmemiştir. Davacının 2000/10838 sayılı markası, Türkçe'de ... anlamına \"...\" ibaresi ile yine içinde ... bulunan bir istiridye şeklinden meydana gelmiştir. Bunun dışında, davacının 126813 tescil numaralı markası, üstte kendine özgü yazı karakteri ile \"...\" ibaresi, bu ibarenin altında tabak şekli ile yanında \"...\" ve \"...\" ibarelerinden, 144025 tescil numaralı markası ise beyaz zemin üzerine iki ayrı satıra gelecek şekilde siyah tonlarda \"...\" ve \"...\" ibarelerinden oluşmaktadır. Görüldüğü üzere, davacının 126813 ve 144025 tescil numaraları markaları kelime markaları olup, başvuruda yer alan şekil unsuru ile benzer bir şekil bu markalarda yer almadığından, bu markalar yönünden taraf markaları arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığı açıktır. <br>\tDavacının 2000/10838 sayılı markasında ise başvuruda olduğu gibi içinde ... bulunan bir istiridye şekli mevcuttur. Ancak, taraf markalarında bulunan şekil unsurlarının  birbirinden çok farklı olması, şekil unsurlarının konumlandırması ve tertip tarzlarının farklı bulunması, her iki şeklin farklı renkleri içermesi, tarafların markalarında bulunan çizim şekillerinin birbirinden tamamen farklı olması, içinde ... bulunan istiridye şeklinin ayırt ediciliğinin zayıf bulunması ve bu şeklin davacının tekeline bırakılmasının mümkün olmaması, bu itibarla markalar arasında, markaların biçim, renk ve düzenleme tarzı itibariyle görsel, sescil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmaması, ortalama tüketicilerin davalı Şirketin başvurusuna konu işareti davacının itirazına mesnet marka ile ilişkilendirme ihtimallerinin olmaması gözetildiğinde, bu marka yönünden de SMK'nın 6/1 maddesi kapsamında bir tescil engelinin bulunmadığı kanaatine varılmıştır. <br> Nitekim aynı taraflar arasında, işbu davaya konu şeklin aynen yer aldığı marka başvurusunun, yine bu davada dayanılan markalara dayalı olarak reddine dair YİDK kararının iptali istemli davada, yukarıda açıklanan aynı nedenlerle, markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı gerekçesiyle, ilk derece mahkemesinin davanın reddine dair kararının kaldırılarak, Dairemizce davanın kabulüne dair tesis edilen karar, Yargıtay 11. HD.'nin 20.11.2023 tarih ve 2022/2953 E.- 2023/6660 K. sayılı ilamı ile onanarak kesinleşmiştir. Görüldüğü üzere Dairemizin somut uyuşmazlıktaki kararında yer alan tüm bu gerekçeler, aynı taraflar arasındaki aynı nitelikteki bir başka uyuşmazlıkta, Yargıtay 11. HD.'nce de benimsenmiştir. Bu durumda, aynı şekli içeren markaya ilişkin kesinleşmiş mahkeme kararına rağmen, işbu dosyada markalar arasında karıştırılma tehlikesi bulunduğunun kabulü, Anayasa Mahkemesi kararları ile de güvence altına alınan belirlilik ve öngörülebilirlik ilkelerine de aykırılık teşkil edeceğinden, Dairemizce önceki kararda direnilmesine ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmasına karar verilmiştir.  <br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Dairemizin 01/06/2023 tarih, 2021/873 Esas, 2023/772 Karar sayılı kararında DİRENİLMESİNE,<br>\t2-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t3-Davalı ... Züccaciye Ticaret ve Sanayi Anonim Şirketi vekili ile davalı ... vekilinin istinaf başvurularının KABULÜ ile HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 02/02/2021 gün ve 2020/163 Esas   2021/43  Karar  sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>\t4-Davanın REDDİNE,<br>\t5-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL maktu karar ve ilam harcından, peşin alınan 54,40 TL’nin düşümü ile kalan 373,20-TL bakiye karar ve ilam harcının davacıdan alınarak Hazineye irad kaydına,<br>\t6-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 3/2 maddesi uyarınca belirlenen 40.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,<br>\t7-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderlerinin kendi uhdesinde bırakılmasına, <br>\t8-Davalılar tarafından ilk derece mahkemesinin yargılaması sırasında herhangi bir yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,<br>\t9-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine, (HMK m.333),<br><br>\t10-Davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiğinden alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafça istinaf başvurusunda yatırılan 59,30 TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile kalan 368,30-TL bakiye harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t11-İstinaf ve temyiz aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi uhdesinde bırakılmasına,<br>\t12-İstinaf aşamasında davalı ... Züccaciye Ticaret Ve Sanayi Anonim Şirketi tarafından yapılan 35,30 TL posta ücreti, 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı olmak üzere toplam 197,40 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak anılan davalıya verilmesine,<br>\t13-İstinaf aşamasında davalı ... tarafından yapılan 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcından ibaret yargılama giderinin davacıdan alınarak  davalı ... verilmesine,<br>\t14-Davalılar tarafından istinaf başvurusunda ayrı ayrı yatırılan 59,30 TL istinaf karar ve ilam harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalılara iadesine,\t<br>\t15-Davalılar kendilerini istinaf aşamasında vekille temsil ettirdiklerinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T' nin 2/4 maddesine göre hesaplanan 16.000,00-TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalılara verilmesine,<br>\tDair, duruşmaya katılan davacı vekili, davalı şirket vekili, davalı ... vekilinin yüzlerine karşı, yapılan açık yargılama sonucunda 25/12/2024 tarihinde HMK 361 maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde  TEMYİZ yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 25/12/2024<br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 25/12/2024   <br><br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br><br> <br><br>Üye<br><br> <br><br>Üye<br><br> <br><br>Katip<br><br> <br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"cb6ce94bb34fc2b8","SID":"0976648a87e2a270"}}