{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    <br>T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>6. HUKUK DAİRESİ<br><br>T Ü R K   M İ L L E T İ   A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>DOSYA NO\t: 2024/5410 <br>KARAR NO\t: 2025/203<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 16/10/2020<br>ESAS NO \t: 2020/273<br>KARAR NO\t: 2020/638<br><br>DAVANIN KONUSU: Tazminat<br><br>KARAR TARİHİ       :30/01/2025<br><br>GEREKÇELİ KARAR TARİHİ : 30/01/2025<br><br>\tDavacı  vekili  Av. ...   tarafından yapılan 8.9.2021 tarihli  istinaf  kanun  yolu  başvurusu  ve  dosya  kapsamı  incelendi. <br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ  : <br>       Davacı, İstanbul merkezli şarküteri sektöründe faaliyet gösteren prestijli bir gıda tedarik firması olduğunu, 2010 yılında faaliyete geçen ....  Marina'nın işletmecisi davalı ... Marina AŞ davacı şirket yetkilisi ... 'a ricacı olarak ... Marina'da bir işletme açması için ikna ettiklerini, böylelikle 29.3.2010 tarihinde 5 yıllık kira sözleşmesinin akdedilerek davaya konu işyerinin kiralandığını, davacı şirket tarafından kiralanan iş yerine 450.000,00-TL tutarında yatırım yapıldığını, yaklaşık 1.000.000,00-TL tutarında makina ve teçhizat, yaklaşık 1.000.000,00-TL tutarında mal alımı yapıldığını, ancak marinanın tüm işyerleri ile çalışmaya başlamasına rağmen kiraladığı binanın mevzuata aykırılıkları ve yapı kullanma izin belgesinin alınmaması nedeniyle işyeri çalışma ruhsatının alınamadığını, bu nedenle 2010 yılı yaz sezonunda neredeyse hiç çalışamadığını, yapı kullanma izin belgesinin 2010 yılı yaz sezonu sonunda alınabildiğini, bu nedenle  çalışma ruhsatının geç verildiğini, bu durum karşısında davacının zor duruma düştüğünü, haftalık periyotlar ile satılması ve yenilenmesi gereken gıda ürünlerinin satış yapılamadığı için bozulduğunu, davacının bu ürünlerin bedelini zorlanarak ödemeye çalıştığını, ancak satış yapamadığı için yeni ürün de alınamadığını ve icra takiplerine maruz kaldıklarını, davalı ... yetkililerinin icra takiplerinin engellenmesi için davacının sözleşmeyi feshetmesi ve başka şirket adı altında yeniden davacı ile sözleşme yapılmasının iletildiğini, davacının başka nam altında yeniden kira akdi yapılacağı sözüne güvenerek İzmir 6. Noterliğinin 18.10.2010 tarih 13363 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile kira akdini feshettiğini, fesih ihtarında feshin haklı sebebe dayandığı 1.11.2010 tarihinden sonra geçerli olacağı, tazmin edeceği zararlar ile ilgili hakkını saklı tuttuğunu bildirdiğini, davalıların kötü niyetli yönlendirmesi ve talebiyle aynı ihtarnameye işyerinin tahliye edileceği 1.11.2010 tarihine kadar işyeri ile ilgili davalıların her türlü tasarrufuna itirazın bulunmadığı hususunun da yazıldığını, daha sonra davalıların ihtarnameye yazdırdıkları bu cümleyi kötü niyetli olarak kendi lehlerine yorumladıklarını, 1.11.2010 tarihine kadar hukuki hazırlık için verilen tasarruf yetkisinin 1.11.2010 tarihinden sonrasını kapsadığı şeklinde dayanaksız bir yorumla davalı ...  Marina A.Ş. Ve yetkililerinin işyerine rıza dışı girerek şirkete ait tüm menkul malları, demirbaşları bir depoya taşıyıp piyasaya satarak mal edindiklerini, sebepsiz zenginleştiklerini, bu arada davalı şirket yetkililerinin işyerinin yeni kira akdi yapılarak yeniden davacıya kiraya verileceği görüntüsünü vermek için davacı şirket hukukçularıyla davalı şirket mimarının yeni konsepte uygun mimari çalışma için uzun süre görüştüklerini, ardından amaçları hasıl olunca mimarın davacı hukukçularına işlerini bahane ederek çalışmayacağını bildirdiğini, bu durumun gerek telefon mesajları gerekse tanıklarla ispat edileceğini, davalı şirket yetkililerinin bu hileli davranışlarının  varlığının ortaya çıkması üzerine İzmir 27. Noterliğinin 22 Mart 2011 tarih 07234 yevmiye sayılı ihtarnamesinin keşide edilerek davalı şirkete dürüstlük kurallarına uygun hareket etmesinin ihtar edildiğini, ancak davalı şirketin Ankara 33. Noterliğinin 31.3.2011 tarih 09517 yevmiye numaralı cevabi ihtarnamesi ile kötü niyetli davranışların dayanağı olarak 18.10.2010 tarihinde keşide edilen ilk ihtarnamenin sonuna eklettirdikleri \"İşletmenin tahliyesine kadar işyeri ile ilgili her türlü tasarrufunuza hukuken bir itirazımız bulunmamaktadır\" cümlesine dayandıklarını, davalı şirketin bir kısım tutanaklara dayanmış ise de, bu tutanakların bir kısmının davacı şirket müdürüyken 12.8.2010 tarihinde temsil yetkisi kaldırılan davalı ... 'a sonradan imzalatıldığını, bir kısım tutanakların ise yeniden kira akdi yapılacağı sözüne inanan davacı şirket yetkililerine yasal prosedür tamamlanıyormuş inancıyla imzalattırıldığını, davalıların eylemlerinin özel evrakta sahtecilik olarak değerlendirilebileceğini, hileli olduğunu, söz konusu işyerinin daha sonra davacıya kiralanmadığını, 2011 Yaz sezonunda davacı şirketin yaptığı 450.000,00-TL bedelli dekorasyona hiçbirşey katmadan işletmenin tutanaklara imza atan davacının eski müdürü ... 'ın eşinin akrabası .... 'e kiralandığını ileri sürerek davacının büyük miktarda zararının oluştuğunu, bu kapsamda işletmeyi açabilmek için yaklaşıl 450.000,00-TL inşaat, dekorasyon, mimari harcama yaptığını, bundan kiralananı işletenlerin faydalandığını, 2010 yılı sezonunda yapı kullanma izni alınamadığını, bu nedenle çalışma izni alınamadığından davalı şirketin kusuruyla davacının çalışamayarak bu sezonda kazanacağı kardan mahrum kaldığını, ayrıca davalı şirket yetkililerinin sözüne güvendiğinden ve kendisiyle yeniden sözleşme yapılmadığından 2011-2012-2013-2014 yılı kazancından mahrum kaldığını, yıllık mahrum kalınan kazancın yaklaşık 800.000-EURO olduğunu, 2010 yılı için satışa zamanında sunamadığı için heder olan gıda malzemelerinin değerinin 1.000.000,00-TL olduğunu, yaklaşık 1.000.000,00-TL değerindeki menkul eşyanın ve makinanın davalılarca mal edinildiğini, yeni akdin yapılacağı inancıyla yaptığı hazırlık çalışmaları için masrafının olduğunu, yeni akit yapılsaydı 5 yıllık olacağı için 2015 yılı kazancından da mahrum kaldığını, davalı şirketin kusuruyla çalışamaması nedeniyle uğradığı icra takipleri için gereksiz faiz, masraf ve vekalet ücreti ödemek zorunda kaldığını, marka değerinin yok olduğunu, SGK prim ve vergilerden dolayı zararının olduğunu, bu zarara davalı şirketin yetkilileri ...  ve ... 'in ve davacı şirket müdürüyken davalıyla işbirliğine giren ... 'ın sebep olduğunu ileri sürerek daha sonra ıslah yoluyla artırmak kaydıyla şimdilik 25.000,00-TL maddi tazminatın 1.11.2010 tarihinden itibaren ticari faiziyle davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı ...  ve ... , ... 'nin çalışanları olduğunu, davacı şirket ile davalı şirket arasında imzalanan kira sözleşmesi nedeniyle açılmış iş bu tazminat davasında davacı şirketin talepleri yerinde olmamakla birlikte husumet yöneltilemeyeceğini, davanın reddine karar verilmesi savunmuşlardır.<br>Davalı ... , davacı ile  şirket arasında imzalanan 29.3.2010 tarihli kira sözleşmesi ile sözleşmeye konu bağımsız bölümün davacıya kiralandığını, davacının 24.5.2010 tarihli yer teslim tutanağı ile kiralananı kullanmaya başladığını, kira sözleşmesinin 6/2.maddesine göre sözleşmenin süresinin sözleşmenin başlangıç tarihinden itibaren kesintisiz 5 yıl olduğunu, marina ticari alanlarının hizmete açılış tarihine kadar geçen sürenin sözleşme süresine ekleneceğini, marina ticari alanlarının açılış tarihinin herhangi bir sebeple kiraya veren tarafından ertelenmesi durumunda kira ödemelerinin başlangıç tarihi ve sözleşme süresinin kendiliğinden ertelenen süre kadar uzatılmış sayılacağını, davacının bir süre sonra kirayı ödememeye başladığını, ödemenin yapılması gerektiği aksi halde durumun sözleşmeyi fesih nedeni olduğunun 13.10.2010 tarihinde kendilerine bildirildiğini, bunun üzerine davacının İzmir 6. Noterliğinin 18.10.2010 tarih 13363 yevmiye numaralı yazısıyla \"18/10/2010 tarihinde kira akdini feshettiğini en geç 1.11.2020 tarihinde işyerini teslim edeceğini, işletmenin tahliyesine kadar işyeriyle ilgili her türlü tasarrufumuza hukuken bir itirazının olmadığını\" bildirdiğini, bunun üzerine şirket tarafından davacı şirkete gönderilen şirket tarafından davacı şirkete gönderilen 25.10.2010 tarihli yazıda  şirkete olan borçların ödenmediği, tutanakla 22-23-24-25 Ekim 2010 tarihlerinde işyerinin kapalı tutulduğunun, satış yapılmadığının, davacı şirket alacaklılarının haciz işlemi yaptığının belirlendiği, durumun kira sözleşmesinin 28.6 maddesine aykırılık teşkil ettiği, davacı tarafın sözleşmeyi fesih talebinin sözleşmeden ve kanundan kaynaklanan her türlü alacak haklarının saklı tutularak uygun bulunduğunun bildirildiğini, bunun üzerine işyerinin anahtarlarının davacı şirket yetkilisi tarafından imzalanan tutanakla  şirkete teslim edildiğini, işyerinde bulunan malzemelerin de davacı şirket yetkilisinin ve hissedarlarının imza ettiği tutanaklarla kimi zaman kendilerine, kimi zaman da onların huzurunda bilgileri dahilinde alacaklılara teslim edildiğini, yine davacı şirket yetkilisi hissedarları ve şirket yetkilileri ile tanıkların huzurunda imzalanan 28.10.2010 tarihli tutanakta şirket tarafından gönderilen 25.10.2010 tarihli feshe ilişkin bildirimin kayıtsız şartsız kabul edildiğinin bildirildiği,  şirkete gönderilen İzmir 6. Noterliğinin 18.10.2010 tarihli sözleşmenin feshi isteği ihbarının şirket hissedarları olarak kabul ve teyit edildiği herhangi bir sebep göstererek müvekkil şirketten her ne nam adı altında olursa olsun zarar ve ziyan talebinde bulunmayacakları,  şirkete faturalanmış borçları ve kira sözleşmesi hükümleri ve kanuna dayalı olarak mevcut borçlara ilave olarak ileride doğacak borçlar nedeniyle hareketli ürünlerden 27.10.2010 tarihli tutanakta tespit edilen malzemelerin sahipliğinin ve mülkiyetinin  şirkete devrinin kayıtsız ve şartsız kabul edildiğini, akabinde söz konusu ürünlerin davalı şirkete cari hesap borcuna mahsuben devredildiğini, bu tutanakta davacı şirketin davalı şirketten her ne nam adı altında olursa olsun hiçbir şekilde zarar ve ziyan talebinde bulunmayacağını kabul etmiş olduğundan, bu davanın dayanaksız olduğunu, reddini savunmuştur.<br>Mahkemece, davalı ... aleyhindeki davanın feragat nedeniyle reddine, davalı ... Marina Yatırım ve Turz. A.Ş, ..., ... aleyhindeki davanın reddine karar verilmiştir. <br>Davacı istinaf dilekçesinde; Davada, ilk temlik eden ... Şti. nin taraf sıfatını yitirmiş olmasına karşın, yerel mahkeme, gerek yargılama süresince, gerekse işbu istinaf dilekçesine konu kararında, ...  Şti.ni, asıl dava dosyasında davacı sıfatıyla taraf gösterdiğini ve temlik suretiyle sıfatını kaybetmesine karşın aleyhinde hüküm tesis ettiğini, mübrez temlik sözleşmeleri uyarınca, huzurdaki dava yönünden yegane kendisinin olduğu fiili ve hukuki durumu karşısında, yerel mahkeme kararı HMKnun amir hükümlerine aykırı olduğunu, bu yönden kaldırılmasının usul yasa gereği olduğunu, bir sözleşmenin feshedilip ortadan kaldırılmasından sonra diğer tarafın sözleşmeyi feshedebileceğinden söz edilemeyeceğini, böyle bir feshe dayanılarak haklı fesih iradesini ilk ortaya koyan taraf aleyhine şart öngörülemeyeceğini, ... , İzmir 6. Noterliğinin 18.10.2010 tarih ve 13363 yevmiye no.lu ihtarnamesi Kira Sözleşmesini haklı nedenle feshettiğini, kira sözleşmesinin feshi ihtarı, muhatabı kiralayan ...  A.Ş.ne ulaştıktan sonra, feshin geçerliliği kiralayanın kabulüne tabi olmadığı gibi, kiralayanın 25.10.2010 tarihli cevabi yazısı ile kira sözleşmesini ikinci kez feshetmesi ve bu feshe şartlar bağlamasının hukuken kabul edilemeyeceğini, taraflarca itiraz edilmeyen mübrez deliller ile sabit olduğu üzere, ... , şarküteri işyeri ruhsatını 7.10.2010 tarihinde almış olmasına karşın, ...  Marina Yatırım Turizm ve İşletmeleri A.Ş., yapı kullanma iznini 18.7.2011 tarihinde aldığını, mübrez bilirkişi raporlarında da değerlendirmeye esas alındığı üzere, ... , 5 yıl süreli kira sözleşmesi akdetmiş olduğunda inandığından, kiralanana 45.000 TL tutarında dekorasyon ve sabit yatırım yaptığını 1.000.000 TL tutarında da, makine, teçhizat ve mal alımı yaptığını, ... nın 28.10.2010 tarihli mezkûr protokolü akdetmek üzere yetkili bir organ kararı almadığı, adeta apar topar şahsi imzalar ile protokolün akdedildiği de göz önüne alındığında, kiracı sıfatıyla ... ortaklarının düşürüldüğünün yanılgının apaçık ortada olduğunu, kira sözleşmesinin feshi ihtarı, muhatabı kiralayan ... Marina Yatırım Turizm ve İşletmeleri A.Ş.ne ulaştıktan sonra, feshin geçerliliği kiralayanın kabulüne tabi olmadığı gibi, kiralayanın adeta ikinci kez feshetmesi ve bu feshe şartlar bağlaması hukuken kabule edilemez. Her tacirin basiretli davranması beklenir. Ancak 28.10.2010 tarihli protokolü imza eden ...  şirketi ortaklarının basiretsiz tacir oldukları yönündeki yerel mahkeme değerlendirmesi somut olayın hususiyetlerini gözetmekten uzak olduğunu, kira sözleşmesinin feshine dair ...  şirketinin keşide ettiği ihtarı, muhatabı kiralayan ...  Marina Yatırım Turizm ve İşletmeleri A.Ş.ne ulaştıktan sonra, feshin geçerliliği kiralayanın kabulüne tabi olmadığını, kiralayanın adeta ikinci kez feshetmesinin ve bu feshe şartlar bağlaması hukuken kabule edilemeyeceği yönündeki borçlar hukuku temel ilkesini dahi değerlendirmeyen ve somut olaya uygulamayan yerel mahkeme kararında, her nasılsa ticaret hukukunun ilkelerinden basiretli tacir ilkesine vurgu yapıldığını üstelik soyut hüküm tesis edildiğini, somut olayın özellikleri, örneğin, protokolün imza tarihinde ...  şirketinin maruz kaldığı cebri icra tehdidi, ...  şirketinin ibra ve/veya feragat hakkında bir yetkili organ kararı almamış bulunması, yargılama aşamasında birbirini teyit eden bilirkişi raporları ile saptanan alacak miktarı vb bütün önemli unsurlarla birlikte fiili ve hukuki durumun değerlendirilmesi gerektiğini, mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini belirtmiştir. <br>1-HMK'nun 345.maddesi gereğince istinaf kanun yoluna başvurusu süresi iki haftadır. Bu süre  ilamın usulen taraflardan  her birine tebliğiyle  işlemeye başlar. Mahkeme  ilamı davacı  vekili Av. ... 'a  15.6.2021 tarihinde usulüne  uygun tebliğ edilmiştir. İstinaf kanun yoluna başvuru süresi  19.6.2021  tarihinde sona ermiştir. Davacı vekili tarafından , rahatsızlığı  nedeni ile süresi içerisinde  istinaf kanun yoluna başvuramadığını ileri sürerek  raporlar ibraz ederek, istinaf süresinin  raporlu gün kadar uzatılmasını  ve bu konuda eski hale getirilmesi talebinde bulunmuştur. <br>Eski hale getirme HMK'nun  altıncı bölüm  ikinci ayırım, 95,96,97,98,99,100 ve 101. maddelerinde düzenlenmiştir. <br>HMK 95. maddesinin 1.fıkrasında ''Elde olmayan sebeplerle, kanunda belirtilen veya hâkimin kesin olarak belirlediği süre içinde bir işlemi yapamayan kimse, eski hâle getirme talebinde bulunabilir.'' 96/1. fıkrasında ''Eski hâle getirme, işlemin süresinde yapılamamasına sebep olan engelin ortadan kalkmasından itibaren iki hafta içinde talep edilmelidir.'' şeklinde düzenlenmiştir. <br>Somut olayda; Davacı vekili tarafından rahatsızlığı  nedeniyle süresinde istinaf  kanun yoluna başvuramadığından  dolayı sürelerin eski hale getirilmesini talep etmiş ve raporlarını sunmuştur. Dosya içinde bulunan 28.6.2021  tarihli Kadın Hastalıkları  ve Doğum Uzmanı  Dr. ...   tarafından verilen raporda '' Local Anestezi  ile herni onarımı '' kararı verilerek 10 gün istirahat  raporu verilmiştir. Dr. ...  tarafından  9.7.2021  tarihli rapor ile '' Local anestezi ve herni onarımı ''  kararı verilen  10 gün istirahat raporu verilmiştir. 19.7.2021 tarihli raporda da  5 gün istirahat  uygun görülerek  rapor verilmiştir. Dr. ... 'in dosyaya sunulan 15.10.2021  tarihli yazısında ... 'ın kendisinin öz yeğeni olduğunu, doğumlarının  sezeryan ile gerçekleştiğini, yeğeni olduğu için herhangi bir ücret alınmamış, protokol defterine de kaydı işlenmediğini belirtmiştir. <br>Dr. ...  tarafından verilen istirahat raporlarında rapor tarihi ve istirahat süresinin belirtildiği, protokol kayıtları bulunmamaktadır. Raporlar süresince hastanede yatmadığı gibi  raporlarda da yatarak istirahat  süresinin geçirileceğinin belirtilmediği, rahatsızlığının  istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesini  vermesine engel olmadığı gibi,istinaf dilekçesinin Uyap üzerinden dahi verilmesi mümkün olduğu ve sunulan raporlar kapsamı  ile eski hale  getirme talebini kabule yeterli görülmemiştir. ( Yargıtay 4. HD 2019/2039-4181 E-K, Yargıtay 15. HD 2016/547 E-2017/555 K)<br>Davacı vekili Av. ... 'ın eski hale getirme talebinin  HMK'nun  95. ve devamı maddeleri  gereğince reddine, <br>2-İstinaf kanun yoluna başvurusu dilekçesi  ise HMK'nun  345.maddesi hükmünde  öngörülen  iki haftalık yasal süre geçirildikten sonra 5.8.2021 tarihinde  verilmiştir. <br>Açıklanan nedenlerle, davacının istinaf kanun yoluna başvurusunun süre yönünden reddine karar vermek gerekmiştir. \t<br><br>KARAR  :  Gerekçesi  yukarıda  izah  edildiği   üzere; <br>Davacının istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu  345.maddesi uyarınca süre yönünden REDDİNE,<br>Kararın taraflara tebliğine,<br>Peşin istinaf karar harcının istinaf kanun yoluna başvuran  tarafa iadesine,<br>    Dair dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonucunda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 366. maddesi yollaması ile 346. maddesi uyarınca  tebliğden itibaren iki haftalık süre içinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere  30.1.2025  günü oybirliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4c641e0f5c92f9c4","SID":"9d99047c2d856a79"}}