{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    21. HUKUK DAİRESİ     2024/1624 Esas  - 2024/1553 Karar<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br><br>ESAS NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2024/1624 <br>KARAR NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2024/1553<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br><br><br>İNCELENEN DOSYANIN\t<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 11/11/2024<br>NUMARASI\t\t:  2024/751 Esas (Ara Karar)<br>İHTİYATİ TEDBİR <br>TALEP EDEN DAVACI\t<br>VEKİLİ<br>ALEYHİNE TEDBİR <br>TALEP EDİLEN <br>DAVALI<br>DAVA\t: Ticari Şirket (Fesih İstemli)<br>DAVA TARİHİ\t: 07/11/2024<br>KARAR TARİHİ\t: 24/12/2024<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 27/01/2025<br><br>\t<br>\tTaraflar arasındaki şirketin haklı sebeple feshi davasında mahkemece ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen ara karara karşı davacılar vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü. <br>\tTALEP<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacıların davalı  ... Araştırma ve Madencilik Ltd. Şirketinde %20’şer oranında hisseye sahip olup,  ...’nun ayrıca şirket müdürlerinden birisi olduğunu, 20 Temmuz 2023 tarih ve 10875 sayılı Ticaret Sicili Gazetesi'nde tüm ortakların ...'na hisse devri yaptığını ve herkesin artık %20 oranında hisseye sahip olduğunun ilan edildiğini, söz konusu tarihten sonra davacıların dışındaki %60 hisseye sahip üç ortağın (..., ... ve ...), karar almak için yeterli hisseye sahip olmalarına da güvenerek davacıları zor durumda bırakmak için ellerinden geleni yaptıklarını, davacılar ile diğer ortaklar arasında güven problemi bulunduğunu, şirket kurulduğundan bu yana şirket organlarının işlevini yerine getirmediğini  ve genel kurul toplantısının hiç yapılmadığını, Türk Ticaret Kanunu'nun 617'nci maddesi gereğince genel kurul toplantısı yapılması ve defter, kayıt ve belgelerin incelenmek üzere kendilerine sunulması talebiyle Ankara 38. Noterliği'nin 03/10/2024 tarih ve 18502 yevmiye numaralı ihtarnamesinin  keşide edilerek  Şirket Müdürler Kurulu Başkanı ...'a 08/10/2024 tarihinde tebliğ ettiklerini, ... tarafından Ankara 79. Noterliği'nin 15/10/2024 tarih ve 26689 yevmiye numaralı cevabi ihtarnamesi ile 18/11/2024 tarihinde 2022 ve 2023 yılı şirket genel kurul toplantısının  yapılacağının gündem konuları ile birlikte bildirildiğini, ardından ise davacı ...'na kendisinin bilgisi ve rızası olmaksızın alınan Müdürler Kurulu kararının imzalatılmaya çalışıldığını, işbu kararda ise şirket sermayesinin 2.000.000 TL'den 5.000.000 TL'ye yükseltileceği, şirket temsilciğinde değişikliğe gidileceğinden bahsedildiğini, sermaye artırımı ile davacıların şirket hisselerinin %20'den %8'e düşürülmesi ve davacı ...'ndan şirket müdürlüğü yetkilerinin alınmasının  planlandığını, şirket müdürü ... hakkında görevi kötüye kullanmak suçundan Ankara CBS’ye suç duyurusunda bulunduklarını beyanla TTK m. 636/2 ve/veya 636/3 gereğince davalı şirketin feshine, Mahkeme aksi kanaatte ise davacıların paylarının gerçek değerlerinin ödenmesine ve ortaklıktan çıkarılmalarına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüm yoluna gidilmesine, bu süreçte şirketin yönetimi ve temsili için ivedilikle kayyım atanmasına, şirket mal varlığı üzerine ihtiyati tedbir uygulanmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br><br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece; davalı şirkette yönetim organı boşluğu mevcut olmayıp Şirketin müdürler kurulu başkanı olduğu belirtilen dava dışı ... halen görevde olup Şirkette yönetim organ boşluğu mevcut olmadığı gibi işbu davada kendisinin azlinin de talep edilmediği tartışmasızdır.<br>\tYukarıdaki açıklamalar ve yargısal içtihatlar çerçevesinde anılan müdürün müdürlük yetkisinin sınırlandırılmasının amacı, müdürlük görev ve  yetkisi dahilinde yaptığı işlerin kayyım onayına tabi tutulması değildir. Bu nedenle, davacının tedbiren yönetim kayyımı tayini isteminin yasal koşulları oluşmadığından, istemin reddine karar vermek gerekmiştir. <br>\tÖte yandan, her ne kadar davacı yan tarafından davalı Şirketin tüm malvarlığı üzerine ihtiyati tedbir konulması talep edilmiş ise de; tedbir istemine konu malvarlığı unsurları açıkça belirtilmediği gibi tedbir isteminin kabulünü gerektirir nitelikte HMK 390.maddesi bağlamında yaklaşık ispat koşuluna uygun delil de sunulmadığından, davacının sözkonusu ihtiyati tedbir talebinin reddine  karar verilmiştir.<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavacılar ... ve ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesinin ihtiyati tedbirin reddi ara kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacıların, ... Araştırma ve Madencilik Ltd. Şti.nde %20şer hisseye sahip olup ...'nun ayrıca şirket müdürlerinden biri olduğunu, ... ve ... şirketi müştereken temsile yetkili kılındığını, Müdürler Kurulu Başkanı'nın ise ... olarak seçildiğini, şirket Müdürler Kurulu Başkanı ... tarafından ortaklardan ... ve diğer şirket müdürü ...'na hiçbir bilgi verilmeksizin ve onayı alınmaksızın iş ve işlemler gerçekleştirildiğini, ...'ın şirket müdürü olarak tek başına böyle bir yetkisinin de bulunmadığını, şirket müdürleri ... ve davacı ...'nun şirketi müştereken temsile yetkili olduğunu, ... Araştırma ve Madencilik Ltd. Şti.nin bildikleri kadarıyla herhangi bir faaliyetinin henüz bulunmadığını, şirketin kasasında 2024 yılı verilerine göre 1.644.689,46 TL göründüğünü, ancak bu tutarın hayatın olağan akışında bankada vadeli hesapta ya da başka bir şekilde değerlendirilmesi gerekirken yıllardır kasa hesabında olan tutarların TL olarak ve herhangi bir şekilde değerlendirilmeksizin bekletilmesi ise başlı başına güven problemi oluşturabilecek nitelikte olduğunu,  ayrıca ... Mühendislik isimli firmayla ... arasında herhangi bir ticari ilişki olmaksızın sipariş avansı adı altında ödemeler alındığını, davalı şirkette yönetim organı boşluğu 'görünürde' bulunmasa bile ... kendine hasredilen temsil ve yönetim yetkisini görev gereklerine uygun kullanmayarak davacıları ve dolayısıyla şirketi zarara uğrattığını,   ... Araştırma ve Madencilik Ltd. Şti.nde kurulduğundan bu yana genel kurul toplantısı yapılmadığını, yapılması planlanan genel kurul toplantısı ise taraflarınca ihtarname yollanınca ve davacıların haklarını ellerinden almak üzere düzenlendiğini, bu sebeple madde 636/2 gereğince şirketin feshini talep ettiğini, söz konusu şirket malvarlığının korunması ve dava süreci sona erene kadar şirketin yönetim işlerinin görülmesinin sağlanması amacıyla   mahkemeden  kayyım atanmasını istediklerini,  uyuşmazlığa konu durum, şirketin feshi olmakla beraber mahkemece taleplerinin kabul edilmemesi halinde davacıların çıkma paylarının ödenerek şirketten çıkmaları gerektiğini, bu bakımdan üzerinde koruma talep ettikleri asıl unsurun şirketin tüm malvarlığını oluşturduğunu, ihtiyati tedbir bakımından yaklaşık ispat şartı öngörülmüş olmakla beraber ...'ın 'sipariş avansı' adı altında söz konusu davalı şirketi (...) kendisinin de müdür sıfatıyla ortak olduğu bir diğer şirket olan ... Müh. Taah. Tic. Ltd. Şti ne karşı borçlandırmış olması ve özellikle müdür olarak tabi olduğu rekabet yasağına aykırı hareket etmiş olması kanunun aradığı yaklaşık ispat şartını karşılar nitelikte olduğunu, şirkete ivedilikle kayyım atanmasını ve şirketin malvarlığına yönelik ihtiyati tedbir talep ettiğini bu nedenlerle ilk derece mahkemesi ara kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir. <br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tTalep; ihtiyati tedbirin reddine ilişkin ara kararın kaldırılması istemine ilişkindir. <br>\tHMK'nun 389/(1). maddesinde, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceği, <br>\tHMK'nun 390/(2). maddesinde de hakimin talep edenin haklarının derhal korunmasında zorunluluk bulunan hallerde karşı taraf dinlenmeden de tedbir kararı verebileceği hüküm altına alınmıştır. HMK'nın 390/(3). maddesinde ise tedbir talep eden taraf dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorunda olduğu düzenlenmiştir. <br>\tİhtiyati tedbir kesin hükme kadar devam eden yargılama boyunca tarafların dava konusu ile ilgili olarak hukuki durumunda meydana gelebilecek zararlara karşı öngörülmüş geçici nitelikte geniş veya sınırlı hukuki korumadır. <br>\tİhtiyati tedbir kararı verilebilmesinin diğer bir koşulu ise mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle bir hakkın elde edilmesi önemli ölçüde zorlaşacak ya da tamamen imkansız hale gelecek ise veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesidir. <br>\tGerek 6102 Sayılı TTK ve gerekse özel yasalarda limited şirkete temsil kayyımı, atanmasına ilişkin bir hüküm bulunmamakla birlikte 6102 Sayılı TTK'nın 1. maddesinde \"Türk Ticaret Kanununun, Türk Medeni Kanununun ayrılmaz bir parçası\" olduğuna ilişkin hükmü karşısında konu ile ilgili 4721 sayılı TMK hükümlerinin uygulanması gerekmektedir.<br>\tTürk Medeni Kanunun 426 maddesinde düzenlenen temsil kayyımlığı müessesesi, gerçek kişiler esas alınarak getirilmiş bir kurum olmakla birlikte tüzel kişiler içinde temsil kayyımı atanabileceği gerek öğretide (Türk Medeni Hukukunda Kayyımlık-Mustafa Alper Gümüş-Sh. 103) ve gerekse yargı kararlarında (Yargıtay 11.H.D.  1988 tarih 65-3848 sayı vb.) kabul görmektedir.<br>\tTürk Medeni Kanunu'nun 403/2. maddesinde kayyımın, belirli işleri görmek veya malvarlığını yönetmek için atanacağı, 426. maddesinde vesayet makamının, aşağıda yazılı olan veya kanunda gösterilen diğer hallerde ilgilisinin isteği üzerine veya re'sen temsil kayyımı atayacağı, kayyım atamasının yasal temsilcinin görevini yerine getirmesine bir engel olmayacağı, 427. maddesinde ise bir tüzel kişi gerekli organlardan yoksun kalmış ve yönetimi başka yoldan sağlanamamışsa kayyım atanacağına ilişkin düzenlemeler yer almaktadır.\t<br>\t6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun \"Sona erme sebepleri ve sona ermenin sonuçları\" başlıklı 636.maddesinde; <br>\t\"(2) Uzun süreden beri şirketin kanunen gerekli organlarından biri mevcut değilse veya genel kurul toplanamıyorsa, ortaklardan veya şirket alacaklılarından birinin şirketin feshini istemesi üzerine şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesi, müdürleri dinleyerek şirketin, durumunu Kanuna uygun hâle getirmesi için bir süre belirler, buna rağmen durum düzeltilmezse, şirketin feshine karar verir.<br>\t(3) Haklı sebeplerin varlığında, her ortak mahkemeden şirketin feshini isteyebilir. Mahkeme, istem yerine, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilir.<br>\t(4) Fesih davası açıldığında mahkeme taraflardan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alabilir.\" düzenlemeleri mevcuttur. <br>\tDavalı şirketi temsile yetkili organların bulunduğu ve hali hazırda organ boşluğunun söz konusu olmadığı, dosya kapsamı itibariyle yaklaşık ispat koşulu oluşmadığı anlaşılmakla ilk derece mahkemesince şirkete kayyım atanmasına yönelik talebin reddine ve  ihtiyati tedbir isteyen  tarafından, ihtiyati tedbirin dayandığı hakkın açıkça belirtilmesi ,ihtiyati tedbirin dayandığı sebep veya sebeplerin somut ve açık olarak tam olarak belirtilmesi,dilekçede bu hususların belirtilmesi yeterli olmayıp bunları en azından yaklaşık ispat seviyesinde ispata elverişli olarak dayanak ve delillerin gösterilmesi zorunlu olduğu dikkate alınarak,  şirketin malvarlığına yönelik ihtiyati tedbir talebinin reddine dair ilk derece mahkemesince   yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. <br>\tTüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesi ara kararında usul ve yasaya aykırı bir durum bulunmadığından ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>\tHÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-İhtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Alınması gereken 427,60 TL harç peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, <br>\t3-Yapılan istinaf yargılama giderlerinin istinafa başvuran taraf üzerinde bırakılmasına, varsa kullanılmayan gider avansının istek halinde kendisine iadesine,   <br>\t4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br> \t Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-f. maddesi uyarınca  kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.24/12/2024<br><br><br>Başkan-          Üye -                   Üye \t                 Zabıt Katibi -<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3a6943588526da3b","SID":"579ec7e2f791712a"}}