{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    21. HUKUK DAİRESİ     2024/1372 Esas  - 2025/99 Karar<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t\t: 2024/1372<br>KARAR NO\t\t: 2025/99<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br>BAŞKAN\t\t: ...\t      ...<br>ÜYE\t\t: ... \t      ...<br>ÜYE\t\t: ...\t    ...<br>KATİP\t\t: ...  ...<br>İNCELENEN DOSYANIN\t<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 16/05/2024<br>NUMARASI\t\t: 2023/145 Esas 2024/339 Karar<br>DAVACI \t<br>VEKİLİ\t:<br>DAVALILAR <br><br>DAVA\t: İtirazın İptali / Genel Kredi Sözleşmesine Dayalı <br>DAVA TARİHİ\t: 01/03/2023<br>KARAR TARİHİ\t: 14/02/2025<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 14/02/2025<br><br>\tTaraflar arasındaki itirazın iptali istemine  ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın usulden reddine yönelik olarak verilen hükme karşı taraf vekillerince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. <br>DAVA<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı banka ile davalı ... Petrol Ürünleri Ltd. Şti arasında akdedilen kredi sözleşmeleri uyarınca davacı bankaca borçluya krediler kullandırıldığını, davalı ...'ın ise işbu sözleşmelere müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imza attığını, sözleşmelerden doğan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi üzerine borçlulara Beşiktaş 17. Noterliği'nin 03/06/2019 tarih ve 40988 yevmiye numarası ile kat ihtarnamesi keşide edildiğini ancak davalıların verilen süre içerisinde borçlarını ödemeyerek temerrüte düştüklerini, davalılar hakkında Ankara 20. İcra Dairesi'nin 2020/8138 sayılı icra dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, davalılar tarafından takibe kısmi itirazda bulunulduğunu ve takibin durduğunu beyanla; itirazın iptali ile takibin takip talebindeki şekli ile devamına, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalılara müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.<br>CEVAP<br>Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın yasal hak düşürücü süre içerisinde açılmadığından davanın usulden reddi gerektiğini, davacı banka ile davalılar arasında akdedilen protokolde anlaşma bedeli 2.392.221,60 TL ve taksitli ödeme bedeli de 3.258.412,30 TL olarak belirlenmesine karşın takipte ve iş bu davada davalıların sorumlu bulundukları tutarın haksız ve mesnetsiz olarak genişletildiğini, yine 20/07/2017 tarihli kefalet sözleşmesinde davalı ...'ın 2.500.000,00 TL ile sorumlu olmasına karşın ve daha öncesinde ödenmemiş borç bulunmamasına rağmen davalıların sözleşmeye aykırı tutarda borçlandırıldığını, yapılan kısmi ödeme dikkate alınmaksızın takip tutarı üzerinden itirazın iptali talep edilmesinin usul ve hukuka aykırı olup davanın bu nedenle reddi gerektiğini, alacak likit olmadığından icra inkar tazminatı talep edilmesinin hukuka aykırı olduğunu beyanla; davanın reddine, davacı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>Mahkemece ve bilirkişi ek raporunda yapılan değerlendirme ve hesaplamanın dosya kapsamına, taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine ve yargısal uygulamalara uygun olduğu anlaşılmış olup, davacı bankanın talebinin davalı kefil yönünden 4.796.710,41 TL üzerinden kısmen kabulüne, davalı asıl borçlu şirket yönünden, davacının itirazın iptali davası açmakta hukuki yararının bulunmadığı anlaşılmakla, hukuki yarar yokluğundan davanın usulden reddine  karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, alacaklı bankaya 3.258.412,30 TL borcunun bulunduğu, bu nedenle takip konusu alacağın 11.150.645,55 TL'lik kısmına itiraz ettiklerini beyan ettikleri dikkate alındığında, asıl borçlu için hesap edilen alacak tutarının kabul edilen tutar kapsamında kaldığının belirtildiğini, baz alınan faiz oranı ve işletilmesi şeklinden dolayı gerek asıl alacakları, gerek temerrüt faizi, gerekse BSMV alacaklarının eksik hesaplanmış olup takip sonrası, dava öncesi ipotekli taşınmazların fek bedeli olarak yapılan tahsilat 7.206.000,00 TL olmasına rağmen kümüle hesaptan ipotek limiti olan 10 milyon TL düşüldüğünü, bu durumun da oldukça hatalı bir hükmün kurulmasına neden olduğunu, dava açılırken ipotekli taşınmazlara ilişkin yapılan tahsilat usulüne uygun, İİK 100 madde gereği borçtan düşülmesine, ipotekler fek edilmiş olmasına rağmen, hesapta 10 milyon TL ipotek limiti dikkate alınarak alacakalrından mahsup edildiğini, alacaklı bankaya 3.258.412,30 TL borcun bulunduğu, bu nedenle takip konusu alacağın 11.150.645,55 TL'lik kısmına itiraz ettiklerini beyan ettikleri dikkate alındığında, 11.145.968,48 TL toplam alacak - 3.258.412,30 TL kabul edilen borç = 7.887.556,18 TL olarak hesaplandığının belirtildiğini, bu hesaplamalarda uygulanan faiz oranlarının yanı sıra tazmin tahsilat ve her türlü hesap hareketleri, tam ve eksiksiz şekilde, tarihlerine göre dikkate alınması gerekirken bunun yapılmaması çok hatalı ve eksik alacak tespitine neden olduğunu, takip ve dava tarihindeki bankanın hesap ekstrelerine yeniden yer verildiğini, bu ekstrelerde banka sisteminde ve fiilen gerçekleşen her türlü işlem yer aldığını, bu verilere göre otomatik hesaplama yapıldığını, buna göre, takip tarihindeki alacakları 14 Milyon TL'nin, dava tarihindeki alacakları ise 19 Milyon TL'nin üzerinde olduğunu, bu hesaplamada takip sonrası, dava öncesi yapılan ipotek fek bedeli tahsilatı ve varsa diğer tahsilatlar da bulunduğunu, bu husus hesap ekstrelerinin tahsilatlar kısmında açıkça gözüktüğünü, bilirkişi tarafından baz alınan faiz oranının eksik olmasının yanı sıra hesaplama yöntem hatasından dolayı çok yüksek fark çıktığını, bilirkişi raporlarında ve hükümde, temerrüt faiz oranı banka temerrüt faiz oranından düşük bir oran olarak dikkate alındığını, karara esas bilirkişi raporunda K9000484 no’lu karton için geciken anapara için hesaplanan gecikme faizi asıl alacağa dahil edilmediğini, ancak asıl alacak hesabında, geciken anapara tutarı ile taksit tarihinde taahakkuk olmuş olan faiz tutarına gecikme faizi işletilmesi ve asıl alacağa dahil edilmesi gerektiğini, K9000527 no’lu karton için kat tarihine kadar hesaplanan akdi faiz hesabında bilirkişi raporunda 1 gün valör koyulmadığını, banka uygulamasında ise 1 gün valörlü olarak hesap yapıldığını, baz alınan temerrüt faiz oranının olması gerekenden düşük olduğunu, dava tarihi itibarıyla alacak hesabı yapılırken bilirkişi tarafından yapılan hesaplamada, bu müşteriye uygulanan en yüksek akdi faizin (%22) %50 fazlası dikkate alınarak temerrüt faizi %33 oranında belirlendiğini, oysa ki KÇS’nin 2.2 maddesi gereği temerrüt faizi, TCMB’ye bildirilen aynı tür kredilere uygulanan en yüksek cari akdi faizin %50 fazlası oranında temerrüt faizi uygulanacağı maddesinin geçerli olduğunu, bankaca ekte yer aldığı üzere söz konusu tarihte işletme kredileri için TCMB’ye bildirilen en yüksek cari faiz oranı % 38 olup, temerrüt faizi, %38 oranının %50 fazlası yani %57 olduğunu, bankanın Finansal Muhasebe Daire Başkanlığı’nın TC Merkez Bankası İstatistik Genel Müdürlüğü Veri Yönetim Müdürlüğü’ne 15/08/2018 tarih 494 sayılı yazısı ekinde sunduğu tabloya TL kredilerde fiilen uygulanabilecek en yüksek faiz %38 olup buna göre bu oranın %100 fazlası %76 olduğunu, bu halde, icra takibinde istenilen %57 faiz, ödenmeyen krediler için başlatılan icra takiplerinde söz konusu mevzuata uygun şekilde talep edilen faiz olduğunu, yine aynı sözleşmelerin kredi faizine ilişkin hükümlerinde BSMV’nin bankaca belirli dönemlerde tahakkuk ettirilerek tahsil edileceğine ilişkin hükümler de ayrıntılı ve anlaşılır biçimde açık olduğunu bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir. <br>Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, vekalet ücretinin eksik ve hatalı hesaplandığını, şirket yönünden -   11.151.762,10 TL ve kefil yönünden 11.145.968,48 TL alacak bulunduğunun tespiti ile usule dair olmak üzere gerek ipotek limitinin şirket borcundan düşülmesi ve gerekse kısmi tahsilatın her iki borçlu borcundan düşülmesi ve kabul edilen borç tutarı üzerinden itirazın iptali davası açılamayacağı gibi hukuki yarar yokluğuna dair tespitler de yine 11.151.762,10 TL ve 11.151.762,10 TL üzerinden yapıldığını, dolayısıyla bilirkişi usule yönelik olarak yukarıdaki üç ayrı durumu hukuki yarar yokluğu durumunu tespit eder iken şirket yönünden 3.257.295,75 TL fazla alacak talebi ve kefil yönünden 3.263.089,37TL fazla alacak talebinde bulunulduğunu tespit etmiş yani icra takibinde talep edilen alacağın esasına yönelik olarak fazla alacak talebinde bulunulduğunun tespit ettiğini, mahkemece sadece hukuki yarar yani usule yönelik fazla alacak talebi için maktu vekalet ücretine hükmeder iken esasa yönelik olarak şirket yönünden 3.257.295,75 TL fazla alacak talebi ve kefil yönünden 3.263.089,37 TL  fazla alacak talebinde bulunulduğuna dair tespitin karşılığı olarak nispi vekalet ücretine hükmetmemiş olması usul ve yasaya aykırı olduğunu, hem usule yönelik olarak hem esasa yönelik olarak reddedilen tutarlar için davalılar lehine %20 tazminata hükmedilmemiş olmasının da hatalı olduğunu, hükme esas alınan rapordaki hükme esas alınan alternatif hesaplama dava tarihi itibarı ile olan hesaplama olup, hükme esas alınması gereken hesaplama takip tarihi ile dava tarihi arasındaki kısmi tahsilata göre yapılan hesaplamanın icra takip tarih tarihine indirgenmesi metodu olduğunu, zaten hükme esas alınan bu hesaplama da hatalı olduğunu, takip tarihinden sonra dava tarihinden önce yapılan kısmi ödemeler düşülerek dava açılacağını, esasen bu alternatif hesabın da hatalı olduğunu matematik formül ve somut hesaplama ile ortaya koyan 22/01/2024 tarihli rapora itiraz dilekçesinde yaptıkları hesaplama sonucu 3.711.233,45 TL toplam borç hesaplaması ve borca kısmi itirazda bulunmuş olunduğu nazara alınarak borcun 3.258.412,30 TL'si kabul edilmiş olmakla kalan tutara itiraz edilmiş olduğu noktada bu durumda itirazın iptali davasına esas olmak üzere müddeabihe esas olacak olan alacak toplamı (Kesinlikle davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla) 3.711.233,45 TL - 3.258.412,30 = 452.821,15 TL olması gerektiğini, şirket yönünden - 11.151.762,10 TL ve kefil yönünden 11.145.968,48 TL alacak bulunduğunun tespiti ile usule dair olmak üzere gerek ipotek limitinin şirket borcundan düşülmesi ve gerekse kısmi tahsilatın her iki borçlu borcundan düşülmesi ve kabul edilen borç tutarı üzerinden itirazın iptali davası açılamayacağı gibi hukuki yarar yokluğuna dair tespitler de yine 11.151.762,10 TL ve 11.151.762,10 TL üzerinden yapıldığını, dolayısıyla bilirkişi usule yönelik olarak yukarıdaki üç ayrı durumu hukuki yarar yokluğu durumunu tespit eder iken şirket yönünden 3.257.295,75 TL. fazla alacak talebi ve kefil yönünden 3.263.089,37TL fazla alacak talebinde bulunulduğunu tespit etmiş yani icra takibinde talep edilen alacağın esasına yönelik olarak fazla alacak talebinde bulunulduğunu tespit ettiğini, hükme esas alınan bu bilirkişi raporunda takip tarihi ile tahsilat tarihi arasındaki temerrüt faizi yanında kısmi tahsilat tarihi ile dava tarihi arasında da faiz yürütülerek bulunan rakam üzerinden itirazın iptaline karar verildiğini, kefil yönünden itirazın iptaline karar verilen 4.796.710,41 TL tutar içinde ne kadarının ana paraya ne kadarının faize ilişkin olduğu belli olmadığını, kabul ettikleri tutar ana paraya inhisar etmekte olup, bu hesaplamaya göre itirazın iptaline karar verilecek olan tutar 4.470.690,62 – 3.258.412,30 TL = 1.212.278,32 ana para tutarı olup, 4.796.710,41 – 1.212.278,32 = 3.584.432,09 TL‘sı ise işlemiş faiz yönünden iptale karar verilmesi gerektiğini, davalının takip tarihi itibarıyla kabulünde olan 3.258.412,30 TL dışında davacıya bir borcu olmayıp, takip sonrası yapılan kısmi tahsilat ile bu borç da sona erdiği gibi davalı alacaklı duruma geçtiğini, davalı takip tarihi itibariyle kabulünde olan 3.258.412,30 TL dışında davacıya bir borcu olmayıp, takip sonrası yapılan kısmi tahsilat ile bu borç da sona erdiği gibi davalı alacaklı duruma geçtiğini, dosyada bu yönü amaçlayan bilirkişi raporlarına itirazlarının dikkate alınmadan hazırlanan soyut ek raporlar ile sonuca gidilmesi hatalı olduğunu, bu nedenlerle istinaf kanun yoluna başvurma zorunluluğu hasıl olduğunu bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir. <br>HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>Dava;genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için girişilen takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>İstinaf kanun yoluna başvuran davalılar vekili tarafından istinaf başvuru dilekçesi ile adli yardım talep edilerek nispi istinaf karar harcı ile istinaf kanun yoluna başvurma harcı yatırılmamıştır. Adli yardım talebi Dairemizin 16/10/2024 tarih ve 2024/1352 Esas sayılı ara kararı ile HMK'nın 334. maddesi gereği reddedilmiştir.<br>Bunun üzerine Dairemizce 6100 sayılı HMK'nun 344. maddesi gereğince istinaf kanun yoluna başvuru esnasında alınması gerekli olan 327.663,29 TL harcın en az 1/4'ü olan 81.915,82 TL nispi istinaf karar harcı ile 1.169,40 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve 300,00 TL gider avansının ikmali için gereği yapılmak üzere ilk derece mahkemesine müzekkere yazılmış, anılan müzekkere üzerine işlem muhtırasının yargılamanın yenilenmesini talep eden davalılar vekiline 29/12/2024 tarihinde tebliğ edildiği görülmüştür.<br>Muhtıra ile verilen bir haftalık kesin sürede muhtıra ile bildirilen istinaf maktu karar harcı ile istinaf kanun yoluna başvurma harcı davalılar tarafından yatırılmamıştır.<br>Tüm bu nedenlerle istinaf kanun yoluna başvuran davalıların adli yardım talebinin reddedilmiş olması ve süresi içerisinde harç yatırılmadığından Dairemizce HMK'nun 352. maddesi gereğince HMK'nun 346/1 madde kapsamında istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verme yetkisi bulunduğu görüşünde ise de, emsal Yargıtay kararı doğrultusunda 6100 Sayılı HMK'nın 346/1. maddesi gereğince gerekli kararın verilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine geri çevrilmesine karar vermek gerekmiştir (Emsal mahiyette Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 26/01/2021 tarih ve 2021/85 Esas 2021/463 Karar sayılı ilamı).<br>HÜKÜM : Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;<br>1-İstinaf kanun yoluna başvuran davalıların adli yardım talebinin reddedilmiş olması ve süresi içerisinde harç yatırılmadığından 6100 Sayılı HMK'nın 346/1.maddesi gereğince gerekli kararın verilmesi bu karar için prosedürün tamamlanması; istinaf kanun yoluna başvuran davacının istinaf isteminin değerlendirilmesi ve her halukarda dosyanın geri gönderilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine GERİ ÇEVRİLMESİNE,<br>2-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderinin ilk derece mahkemesince değerlendirilmesine,<br>HMK'nın 352. maddesi gereğince kesin olmak üzere dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi.14/02/2025<br><br> Başkan- ... <br>Üye - ... <br>Üye - ...   <br>Zabıt Katibi -... <br>         ...           ...      ...    ... <br><br> <br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1dc91d71e4553e9c","SID":"f67d0fb2f72aedfe"}}