{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">  T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi               21.Hukuk Dairesi  2022/1245 Esas 2024/1486  Karar <br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2022/1245 <br>KARAR NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2024/1486<br><br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br><br>İNCELENEN DOSYANIN\t<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA BATI ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ\t<br>TARİHİ\t\t: 24/05/2022<br>NUMARASI\t\t: 2021/1106 Esas 2022/465 Karar <br>DAVACI \t<br>VEKİLİ<br>DAVALI \t:<br><br>DAVA\t: İpoteğin Fekki<br>DAVA TARİHİ\t: 18/08/2021<br>KARAR TARİHİ\t: 19/12/2024<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 17/01/2025<br><br>\tTaraflar arasındaki ipoteğin fekki istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.  <br>\tDAVA<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ipotek yüküyle satın aldığı taşınmazı satın almadan önce davalının ipotekli alacak miktarının 25.000,00 TL olduğu yönünde müvekkiline bilgi verildiğini, müvekkilinin ipotekli alacak miktarını kabul ederek taşınmazı satın aldığını, davalının satışa cevaz verdiğini, müvekkilinin davalı bankaya 25.000,00 TL ödediğini, buna rağmen davalının hukuka aykırı olarak ipoteği kaldırmadığını, taşınmazın satın alındığı dava dışı ...'in kredi kartı borcunun da kapatılması koşuluyla ipoteğin kaldırılabileceğini belirttiğini, bunun üzerine müvekkili tarafından davalı bankaya 20.000,00 TL daha ödeme yapıldığını, toplamda 45.000,00 TL tutarında ödeme yapılmasına rağmen davalının ipoteği fekketmediğini belirterek müvekkilinin taşınmazı üzerindeki ipoteğin kaldırılmasına, aksi kanaat halinde yapılan ödemeler de dikkate alınarak ipoteğe bağlı borç miktarının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\t\t\t       CEVAP<br>\tDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, davacının davasını taşınmazı satın aldığı kişiye yöneltmesi gerektiğini, taşınmaz üzerindeki ipotek tutarının 75.000,00 TL olduğunu, ipoteğin müşterinin bankaya olan borcunun tamamını teminat altına aldığını, dava dışı borçluya ait 12/11/2012 tarihi itibarıyla 63.405,00 TL borç bulunduğunu, tüm riskler ortadan kalkmadan müvekkili tarafından fek işleminin gerçekleştirilmeyeceğini, davacının müvekkilinin dava dışı borçlunun diğer borçlarını da üstlenmesi karşılığında ipoteğin kaldırılacağı yönünde beyan verildiği iddiasının gerçeği yansıtmadığını, davacının ipotek fek talebi dilekçesindeki taahhütlerine uymadığını bildirerek davanın reddini istemiştir. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece, davalı banka ile dava dışı ... arasında ticari kredi sözleşmesi imzalandığı, sözleşme kapsamında dava dışı ...'e kredi kullandırıldığı, davaya konu taşınmazın da ipotek senedinden anlaşılacağı üzere davalı banka lehine fekki davalı bankaca bildirilinceye kadar ipotek verildiği, bankacı bilirkişinin raporuna göre dava tarihi itibariyle dava dışı ...'in kullanmış olduğu krediden ötürü davalı bankanın herhangi bir alacağının bulunmadığı, kredi borcunun kapanmış olduğunun anlaşıldığı, davacı tapu malikinin alacaklı bankadan ipoteği terkin ettirmesinin yasal koşulları oluştuğu, her ne kadar davalı banka alacağını temlik ettiğinden bahisle husumet itirazında bulunmuşsa da, tapu kayıtlarında halen ipotek lehtarı olarak göründüğü, temlik sözleşmesini dosya kapsamına sunmadığı, dava dışı varlık şirketi bakımından devam eden riskin ipotek alacaklısı bankayı ilgilendirmediği, karar tarihi itibariyle ipoteğin halen banka lehine göründüğü gerekçesiyle davanın kabulüne, davacı adına kayıtlı taşınmaz üzerine 10/12/2010 tarihli 35027 yevmiye numaralı 75.000,00 TL bedelli olarak konulan ipoteğin kaldırılmasına karar verilmiştir.<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, dava konusu taşınmazda ipoteğin fekki talebi için gerekli koşulların sağlanmadığını, davacı tarafın müvekkili nezdinde bulunan ipotekli taşınmaz için fek talep hakkı bulunmadığını, buna karşın davacı tarafından mahkemede görülmekte olan ve dava dosyasına sunulan dava dilekçesinde müvekkilinin davalı olarak gösterildiğini, müvekkiline hiçbir kusur atfedilemeyeceğini, ipoteğin fekki işlemine ilişkin şartların sağlanmamış olmasından bahisle somut olayda dava açmaya sebep bir husumet bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken mahkemece davanın kabulüne karar verildiğini, davacının ipoteğin kaldırılmamasından dolayı bir hak kaybına uğradığını iddia ediyor ise, davasını taşınmazı satın aldığı ...’e yöneltmesi gerektiğini, işbu uyuşmazlığa konu taşınmaz üzerindeki ipotek tutarının 25.000,00 TL olmadığını, davacı tarafından müvekkiline sunulan fek talep yazısında da taşınmaz üzerinde 75.000,00 TL’lik ipotek bulunduğunun yazılı olarak ikrar edildiğini, davacı tarafından müteselsil kefil sıfatı ile imzalandığını, davacı tarafından dava dilekçesinde; \"…banka tarafından müvekkilime ipotek alacaklarının 25.000,00 TL olduğu bilgisi verilmiştir.\" şeklinde gerçeklikten uzak bir iddiada bulunulduğunu, müvekkili tarafından davacıya borç bilgisinin 25.000,00 TL olduğunu bildirir herhangi bir yazı verilmediğini, bu yönde şifahen de bir bildirimde bulunulmadığını, resmi senet gereği ipoteğin ilgili müşterinin bankaya olan borcunun tamamını teminat altına aldığını, taşınmaz mal üzerindeki ipoteğin, borcun tamamından sorumluluğu gerektirdiğini, borcun kısmen ödendiği durumlarda ancak müvekkilinin muvafakati varsa ipoteğin fekki işleminin gerçekleştirilebileceğini, riski sonlandırılmayan ve tamamı ödenmeyen borçlar için ipoteğin kaldırılması işleminin gerçekleştirilmesinin mümkün olmadığını, müvekkiline herhangi bir kusur yahut yükümlülük atfedilemeyeceğini, ...’e ait mevcutta bulunan 12/11/2012 tarihli 63.405,00 TL tutarındaki borç bilgisinin elden verildiğini, davacının üstlenmiş olduğu tüm risklere ait teminatın riski sonlandırılmadığını, bununla birlikte ipotek fek bedelinin de tamamı ödenmediğini, davacı tarafından müvekkiline verilen teminatın risklerin tamamını kapsadığını, tüm risklerin ortadan kalkmaması sebebi ile müvekkili tarafından fek işleminin gerçekleştirilmediğini, davacı tarafından, müvekkiline dava dışı ...’in diğer borçlarını da üstlenmesi karşılığında ipoteğin kaldırılacağı yönünde beyan verildiği iddiasının gerçeği yansıtmadığını, davacının ipotek fek talebi dilekçesindeki taahhütlerine uymadığını, bilirkişi raporuna karşı itirazlarının mahkemece değerlendirilmediğini, dosyanın eksikliklerin tamamlanarak yeniden bilirkişiye tevdi gerekirken davanın kabulüne karar verilmesinin hukuka aykırılık teşkil ettiğini, bilirkişi raporunun kredi riski başlığında yazılı olan dava dışı varlık şirketi bakımından devam eden riskin ipotek alacaklısı bankayı ilgilendirmediği belirtilmiş ise de, varlık şirketine temlik edildiğini gösteren sözleşmenin dosyaya kazandırılması halinde yeniden bir inceleme yapılmasının mümkün olduğunun belirtildiğini, bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere varlık şirketine temlik edildiğini gösteren sözleşmenin dosyaya kazandırılması halinde yeniden bir inceleme yapılmasının mümkün olduğunu, bilirkişi raporuna itirazlarında cevap dilekçesinin ekinde sunmuş oldukları yazıyı temlik sözleşmesinin ... A.Ş.'ye müzekkere yazılarak istenmesinin talep edildiğini, eksikliğin tamamlanmadığını, bilirkişi raporunda açık bir şekilde söz konusu temlik sözleşmesinin dava dosyasına kazandırılması sonucu yeniden bir değerlendirilme yapılabileceği belirtilmesine rağmen, ... A.Ş.'ye müzekkere yazılmadan eksik kalan bilirkişi raporu esas alınarak doğrudan karar verilmesinin müvekkilinin mağduriyetine yol açtığını, eksik inceleme sonucu düzenlenen raporun esas alındığını, davanın açılmasına sebebiyet veren tarafın müvekkili olmamasına rağmen müvekkilinin yargılama giderleri ve karşı vekalet ücretinden sorumlu tutulduğunu, müvekkilinin riskinin devam etmesi ve resmi senet gereği ipoteğin borcun tamamını kapsaması sonucu davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, mahkemede görülen işbu emsal davamızda davacı tarafından verilen teminatın, tüm risklere ait teminatı teşkil ettiğini, riskler ortadan kalkmadan yahut ipotek fek bedeli kadar ödeme yapılmadan ipoteğin fek işleminin gerçekleştirilmesinin mümkün olmadığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tDava; genel kredi sözleşmesinin teminatı niteliğindeki ipoteğin fekki istemine ilişkindir.\t<br>\tDava Ankara Batı 2. Tüketici Mahkemesinde açılmış olup, 2021/540 Esas 2021/847 Karar sayılı kararıyla ticaret mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiş, kararın kesinleşmesi ve davacı vekilince dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesinin talep edilmesi üzerine dosya Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesine tevzi edilmiştir. <br>\t6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;  <br>\tDava konusu taşınmazın tapu kaydı, ipotek belgeleri, yargılama aşamasında bankacı bilirkişiden alınan 11/04/2022 tarihli rapor, banka dekontları, davalı bankanın ...'e hitaben hazırladığı 12/11/2012 tarihli yazı sureti, davalı banka müzekkere cevabı dosya içerisinde yer almaktadır.<br>\tDavacının ipotek yüküyle satın aldığı taşınmazı üzerinde 10/12/2010 tarihinde davalı banka lehine dava dışı ...'in bankaya doğmuş ve doğacak borçlarının teminatını teşkil etmek üzere 75.000,00 TL limitli üst sınır ipoteği tesis edilmiştir. <br>\tDavalı banka tarafından davacının taşınmazı ipotek yüküyle satın aldığı eski malik ...'e hitaben hazırlanan 12/11/2012 tarihli yazıda 63.405,00 TL kredi borcunun bulunduğu, bu borcun yatırılması halinde taşınmazdaki ipoteğin fekkedileceği bildirilmiştir.<br>\tDavacı tarafından davalı bankaya 04/03/2013 tarihinde 25.000,00 TL, 07/03/2021 tarihinde 10.000,00 TL, 08/03/2021 tarihinde 10.000,00 TL olmak üzere toplam 45.000,00 TL ödendiği banka dekontlarıyla sabittir.<br>\tYargılama aşamasında banka kayıtları üzerinde yerinde yapılan inceleme ile alınan bilirkişi raporunda, davacı tarafından davalı bankaya toplam 45.000,00 TL ödeme yapıldığı, dava dışı asıl borçlunun kullandığı taksitli ticari kredinin 28/02/2013 tarihinde tamamen ödenmek suretiyle kapandığı, her iki kredinin kontrat durumunun kapalı olduğunun belirtildiği, bireysel kredi kartından kaynaklı riskin ise 07/12/2019 tarihinde tasfiye hesabına alındıktan onra varlık şirketine temlik edilerek tasfiye edildiği, temlik sırasında kredi kartı riskinin 31.643,47 TL olduğu, söz konusu riskin dava dışı Varlık şirketi üzerinde bulunduğu, inceleme tarihi itibarıyla davalının dava dışı müşteriden bir alacağının kalmadığı, ipoteğin güvence altına aldığı bir banka alacağı bulunmadığı, yerinde inceleme sürecinde talep edilmesine rağmen temlik sözleşmesinin temin edilmediği, kredi kartı alacağını hangi tarihte hangi varlık şirketine temlik edildiği, sözleşmede ne gibi hükümlerin bulunduğu, ipotek akıbetinin ne şekilde düzenlendiği hakkında görüş beyan edilmesinin mümkün olmadığı, tapu ve banka kayıtlarında davalının halen ipotek alacaklısı olduğu, temlikle birlikte ipotek alacaklısının da değiştiği yönünde bilimsel bir veriye rastlanmadığı, ipoteğin davalı yönünden devamını gerektirir bir maddi olgu bulunmadığı yönünde kanaat bildirilmiştir. <br>\tİpoteğin fekki talep edilen taşınmazın güncel tapu kayıtlarında, ipotek alacaklısı davalı ... Bankası A.Ş olarak yer almakta olup, davalı vekilince ileri sürülen alacağın temliki sözleşmesi gereğince ipoteğin temlikinin tapu kayıtlarına işlenmediği dosya içeriğiyle sabittir. <br>\tDavalı bankaya yazılan müzekkereye verilen 17/09/2021 tarihli yazı cevabında, müşterinin riskleri ortadan kalkmadığından, yahut ipotek fek bedeli kadar ödeme yapılmadığından ipoteğin fek işleminin henüz gerçekleştirilmediği bildirilmiştir.<br>\tDavacı yan müvekkilinin taşınmazı üzerinde davalı banka lehine ipotek bulunduğunu, bankaya borcun kalmadığını, ipoteğin haksız olarak fekkedilmediğini iddia etmiş, davalı yan ise ipoteğin teminat altına aldığı risklerin ortadan kalkmadığını, ipotek fek koşullarının oluşmadığını savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda yukarıda özetlenen gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir. <br>\tTaraflar arasında davacının taşınmazı üzerinde eski malik olan dava dışı ...'in doğmuş ve doğacak borçlarını teminat altına almak üzere davalı banka lehine 75.000,00 TL limit ile 10/12/2010 tarihinde ipotek tesis edildiği, davacının taşınmazı ipotek yükü ile satın aldıktan sonra davalı bankaya toplam 45.000,00 TL ödeme yaptığı, ipoteğin fekkedilmediği hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır. <br>\tUyuşmazlık, dava tarihi itibarıyla  davalı bankanın davacıdan ipotek ile teminat altına alınan herhangi bir alacağı bulunup bulunmadığı, ipotek fek koşullarının oluşup oluşmadığı hususlarından kaynaklanmaktadır. <br>\tDavalı vekilinin istinaf başvurusu incelendiğinde, işbu dava davacı tarafından davalı banka hasım gösterilerek taşınmaz üzerindeki ipoteğin fekki talebi ile açılmıştır. <br>\tİpoteğin fekki davası ipotekle yükümlü taşınmaz maliki tarafından lehine ipotek tesis edilen, tapu kayıtlarında ipotek lehtarı olarak şerh edilene karşı açılabilecektir. <br>\tFekki talep edilen ipotekle yükümlü taşınmazın güncel tapu kayıtları incelendiğinde, taşınmazda davalı bankanın ipotek lehtarı olarak tapu kayıtlarında yer aldığı görülmüştür. Bir başka anlatımla, ipoteğin teminat altına aldığı kredi kartı alacağının dava dışı varlık şirketine temlik edildiği ileri sürülmüş ise de, alacağın temlikine dair herhangi bir sözleşme dosyaya ibraz edilmediği gibi, alacağı teminat altına alan ipoteğin temliki de tapu kayıtlarına işlenmemiştir. Tapu kayıtlarında ipotek lehtarı kim ise ipoteğin fekki davasının ona yöneltilmesi gerekir. <br>\tBu durumda mahkemece, açılan işbu ipoteğin fekki davasında hasmın dava dilekçesinde davalı olarak yer alan ... Bankası A.Ş. olduğu, tapu kayıtlarında davalı bankanın ipotek lehtarı olarak yer aldığı, yargılamanın davalı bankaya karşı yürütülmesi gerektiğinin gözetilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. <br>\tÖte yandan, işbu ipoteğin fekki davası menfi tespit davası niteliğinde olup, ispat külfeti davalı banka üzerindedir. Davalı banka açılan işbu davada, dava tarihi itibarıyla ipoteğin dava dışı ...'in doğmuş ve doğacak borçlarının teminatı olması nedeniyle ...'den ipotekle teminat altına alınan alacağının bulunduğunu usulüne uygun delillerle ispatlamakla yükümlüdür. <br>\tYargılama aşamasında alınan bilirkişi raporunda, banka kayıtlarında dava dışı asıl borçlunun kullandığı taksitli ticari kredinin 28/02/2013 tarihinde tamamen ödenmek suretiyle kapandığı, her iki kredinin kayıtlarda kapalı durumda olduğu, kredi kartından kaynaklanan riskin tasfiye hesabına alındıktan sonra varlık şirketine temlik edilerek tasfiye edildiği, temlik sırasındaki riskin dava dışı varlık şirketi üzerinde bulunduğu, inceleme tarihi itibarıyla davalının dava dışı müşteriden bir alacağının kalmadığı, ipoteğin güvence altına aldığı bir banka alacağı bulunmadığı tespit edilmiştir. <br>\tYukarıda açıklandığı üzere işbu davada ispat yükü davalı banka üzerindedir. İspat yükünün sonucu olarak davacı ipoteğin teminat altına aldığı kredi borcunu ödediğini değil, davalı bankanın dava dışı asıl borçlu ...'den ipotek ile teminat altına alınan kredi alacağı bulunduğunu usulüne uygun delillerle ispatlaması gerekir. <br>\tBanka kayıtları üzerinde yapılan incelemeler sonucu ise, banka kayıtlarında davalı bankanın dava dışı asıl borçlu ...'den dava tarihi itibarıyla herhangi bir kredi alacağı bulunduğuna ilişkin bir kayıt bulunmamaktadır. <br>\tBu durumda, mahkemece ispat külfeti üzerinde olan davalı bankanın dava tarihi itibarıyla dava konusu ipotek ile teminat altına alınan bir kredi alacağı bulunduğunu usulüne uygun delillerle ispatlayamadığı, davalı tarafından alacağın temliki sözleşmesinin dosyaya sunulmadığı, ipoteğin tapu kayıtlarında halen davalı banka lehine kayıtlı bulunduğu gözetilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. <br>\tTüm bu nedenlerle davanın kabulüne ilişkin ilk derece mahkemesi kararında bir isabetsizlik görülmediğinde davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>\tHÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Davalıdan alınması gerekli olan 5.123,25 TL harçtan peşin alınan 1.280,81 TL harcın mahsubu ile bakiye 3.842,44 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, <br>\t3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davacı yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,  <br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında HMK'nın 362. maddesi gereğince kesin olmak üzere, tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi.19/12/2024<br><br>Başkan -              Üye -                      Üye -             Zabıt Katibi - <br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden  elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4b2c5fdd7941fc1f","SID":"daf1d24f74430106"}}