{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    21. HUKUK DAİRESİ     2022/1212 Esas  - 2024/1618 Karar<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br><br>ESAS NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2022/1212 <br>KARAR NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2024/1618<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br><br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ\t : ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t : 12/04/2022<br>NUMARASI\t\t : 2020/367  Esas  2022/220 Karar<br>DAVACI \t:<br>VEKİLİ\t<br>DAVALI <br><br>DAVA\t:Alacak (İşletme Hakkı Devir Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ\t: 27/08/2020<br>KARAR TARİHİ\t  : 27/12/2024<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t  : 27/12/2024<br><br>\tTaraflar arasındaki  işletme hakkı devir sözleşmesinden kaynaklanan rücuen alacak istemine  ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulüne  yönelik olarak verilen hükme karşı davalı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. <br>\tDAVA<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının özelleştirme yüksek kurulu kararı ile özelleştirme kapsamına alındığını, bu kapsamda düzenlenen 24/07/2016 tarihli işletme hakkı devir sözleşmesi ile davalı tarafından yürütülen elektrik dağıtım faaliyetlerinin davacıya devredildiğini, sözleşmenin 7.4 maddesi uyarınca dağıtım faaliyetinin davalı tarafından yürütüldüğü dönemde meydana gelen iş ve işlemlerin sorumluluğunun davalıya ait olduğunu, 7.6 maddesi uyarınca sözleşme imza tarihinden önceki her türlü hukuki ve cezai sorumluluğun davalıya ait olduğunu, devir sözleşmesi öncesinde düzenlenen kaçak elektrik tespit tutanağı sebebiyle açılan istirdat davası kapsamında mahkeme kararı uyarınca ödemeler yapıldığını, söz konusu ödemelere dayanak işlem tarihinin 2004 yılı olduğunu, yapılan bu ödemelerden davalının sorumlu olduğunu belirterek her bir ödeme yönünden ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınmasına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\t\t\t       CEVAP<br>\tDavalı vekili  cevap dilekçesinde özetle;  talebin zamanaşımına uğradığını, rücu edilecek bir zararın bulunmadığını, Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/1101 esas sayılı dosyasında davaya konu edilen paranın davacı tarafından fazladan tahsil edilen bedele yönelik olarak dava dışı üçüncü kişi tarafından açılan dava kapsamında iade kararı verildiğini, rücu davasına konu mahkeme kararında belirtilen alacağın işletme hakkı devir sözleşmesi kapsamında davalıya bırakılan alacaklardan olmadığını, davalıdan talepte bulunulmasını mümkün olmadığını belirterek davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini ve  davanın reddini istemiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece; davalının sorumluluğunun bulunduğu dönem içerisinde 10/07/2004 tarihinde düzenlenen kaçak elektrik tespit tutanağına ilişkin olarak dava dışı üçüncü kişi ... Tekstil ve Örme Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi tarafından açılan dava sonucunda davaya konu kaçak elektrik tespit tutanağı kapsamında dava dışı üçüncü kişinin kısmen borçlu olmadığının tespitine ve fazladan ödenen bedelin iadesine karar verildiği, iadesine hükmedilen bedelin ve mahkeme vekalet ücret ile yargılama giderlerinin başlatılan icra takibi sırasında menfi tespit ve istirdat davasını açan dava dışı üçüncü kişiye davacı tarafından ödendiği, mahkeme dosyası kapsamında yukarıda açıklanan ödemelerin de davacı tarafından yapıldığı, taraflar arasında düzenlenen işletme hakkı devir sözleşmesinin 7.1, 7.4 ve 7.6 maddeleri uyarınca davalının sorumluluğunun bulunduğu dönemde düzenlenen kaçak elektrik tespit tutanağı ile ilgili olarak dava dışı üçüncü kişi tarafından açılan dava nedeniyle yapılan ödemelerden davalının sorumlu olduğu, menfi tespit ve istirdat talebine ilişkin birinci davayı davacının iyi takip etmemesi, yani kusuru nedeniyle kaybettiği hususunun da iddia ve ispat edilemediği anlaşıldığından davanın kısmen kabulüne,  toplam 380.361,94 TL alacağın, karar düzeltme harcı olarak ödenen 52,40 TL'sinin 06/06/2014 tarihinden, gider avansı olarak ödenen ve kullanılan 70,05 TL'sinin 06/06/2014 tarihinden, bakiye karar harcı olarak ödenen 6.063,30 TL'sinin 21/11/2016 tarihinden, gider avansı olarak ödenen ve kullanılan 2,45 TL'sinin 20/10/2018 tarihinden, temyiz yoluna başvurma harcı olarak ödenen 1.741,60 TL'sinin 20/10/2018 tarihinden, onama harcı olarak ödenen 4.695,00 TL'sinin 23/02/2019 tarihinden, gider avansı olarak ödenen ve kullanılan 47,00 TL'sinin 25/02/2019 tarihinden, karar düzeltme harcı olarak ödenen 92,50 TL'sinin 25/02/2019 tarihinden, mahkeme ilamı gereğince ödenen 367.227,64 TL'sinin 25/03/2019 tarihinden, tashihi karar harcı para cezası olarak ödenen 370,00 TL'sinin 14/05/2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;  davanın zaman aşımına uğradığını,  sadece İHDS hükümleri esas alınarak uyuşmazlığın giderilemeyeceğini, rücuya konu ödemelerin davacıya ait kamu hisselerinin satışına ilişkin sözleşmenin imzalanmasından önce yapıldığını, müvekkilinin bu bedeli yeniden ödemesi durumunda mükerrer ödemenin söz konusu olacağını, devre esas bilançolarla geçmişe dönük alacak ve borç işlemlerinin kesinleştirildiğini, hisse satış sözleşmesi hükümlerinin değerlendirilmesi gerektiğini, rücuya dayanak kararda geçen alacağın müvekkiline bırakılan alacaklardan olmadığını, müvekkilinin dağıtım ve perakende satış lisansı olmadığından davanın muhatabı olamayacağını, dayanak davada hükmedilen vekalet ücretinin düşülmesi gerektiğini, icra takibine ilişkin giderler, vekalet ücreti, karara ilişkin masraf ve faizlerden sorumlu olunmadığını, avans faizine hükmedilemeyeceğini, ödeme tarihlerinden itibaren faize hükmedilmesinin isabetsiz olduğunu bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tDava;  istemine ilişkindir.<br>\t6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;  <br>\tBakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/1101 esas, 2018/862 karar sayılı dosyasının incelenmesi neticesinde, dava dışı ... Tekstil ve Örme Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi tarafından dosyamız davacısı hakkında açılan menfi tespit ve istirdat davası olduğu, yapılan yargılama neticesinde dava dışı üçüncü kişinin 10/07/2004 tarihli tutanak nedeniyle kısmen borçlu olmadığının tespitine ve tutanak nedeniyle fazladan ödenen 91.624,16 TL alacağın istirdatına karar verildiği, dosya kapsamında dosyamız davacısı tarafından 06/06/2014 tarihinde 52,40 TL karar düzeltme harcı, 21/11/2016 tarihinde 6.063,30 TL bakiye karar harcı, 20/10/2018 tarihinde 1.741,60 TL temyiz yoluna başvurma harcı, 23/02/2019 tarihinde 4.695,00 TL onama harcı, 25/02/2019 tarihinde 92,50 TL karar düzeltme harcı, 14/05/2019 tarihinde 370,00 TL tashihi karar harcı para cezası ödemesinin yapıldığı, davacı tarafından 20/10/2018 tarihinde yatırılan gider avansından 2,45 TL, 25/02/2019 tarihinde yatırılan gider avansından 47,00 TL ve 06/06/2014 tarihinde yatırılan gider avansından 70,05 TL'nin yargılama aşamasında mahkeme tarafından kullanıldığı anlaşılmıştır.<br>\tŞişli 8. İcra Müdürlüğünün 2019/12618 esas sayılı dosyasının incelenmesinde, takip dayanağının Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 11/09/2018 tarih, 2017/1101 esas, 2018/862 karar sayılı ilamı olduğu, dosya kapsamında icra dairesi tarafından yapılan hesap neticesinde 25/03/2019 tarihinde dosyamız davacısı tarafından 367.227,64 TL ödeme yapıldığı anlaşılmıştır.<br>\tTaraflar arasında akdedildiği hususunda her hangi bir ihtilaf bulunmayan 24/07/2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmesinin 7.1 maddesinde; sözleşmenin imza tarihinden önce başlamış idari ve hukuki ihtilafların takip edilmesi, çözüme kavuşturulması ve bundan kaynaklanan her türlü sorumluluğun ...'a ait olduğu, 7.4 ve 7.6 maddesinde de; dağıtım faaliyetinin ... tarafından yürütüldüğü dönemde bu faaliyetler nedeniyle üçüncü kişiler tarafından ileri sürülecek her türlü talebin muhatabının ... olduğu hükme bağlanmıştır.<br>\t... Genel Müdürlüğü ile Müessse Müdürlüklerinin ayrı tüzel kişi oldukları ve Müessese ile ilgili davalarda ...'a husumet düşmeyeceği yerleşmiş Yargı içtihadı haline gelmiştir. Bu konudaki  Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10/03/2010 gün ve  2010/13-89 esas 2010/134 kara sayılı ilamında\"<br>\t\"Davalı ... AŞ. 233 sayılı KHK.nin 3.maddesi uyarınca TEK kurumundan ayrılarak iki ayrı iktisadi devlet kuruluşu olarak 15.9.1993 tarihli 21699 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Bakanlar Kurulu kararı ile kurulduğu, 26.1.1994 günlü 21830 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan ana statüsü ile organlarının görev alanlarının belirlendiği, 01.05.1994 gününde yöntemince tescili yapılıp ilan edildiği, bilahare kendi mevzuatı ve 233 sayılı KHK.nin 15 ve devamı maddeleri uyarınca müesseseler oluşturarak faaliyetine devam ettiği, bu müesseselerin de ticaret siciline kaydı yapılarak ilan edildiği ve tüzel kişiliğinin bulunduğu, kendine ait sermayesi ve yönetim organları bulunan müesseselerin kendi faaliyet alanlarında kalan işlemlerle ilgili olarak yasal hasım olarak gösterilmeleri gerekir. Davalılardan ... Elektrik Dağıtım Müessese Müdürlüğü izah edilen şekilde kurulan ve diğer davalıdan bağımsız tüzel kişiliği bulunması, kendi faaliyet alanındaki enerji nakil hatlarının bedellerinin tahsiline ilişkin davanın da bu ilgili müesseseye yöneltilmesi gerekir. Diğer davalı müessesenin faaliyet alanı içinde kalan enerji nakil hatları bedelinden doğan alacağı tahsili hakkında açılan davada davalı ...’a husumet yöneltilmesi mümkün değildir. (HGK. 2000/21-1668- 2000/1763) Açıklanan nedenle davalı ... hakkındaki davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir...) gerekçesiyle Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin bozma kararına direnilmesi kararını aynı gerekçe atıfla bozmuştur.<br>\tMüessese Müdürlüklerini faaleyetlerin sürdürürken bu kez;<br>\tEnerji sektöründeki özelleştirmelerin 4046 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından gerçekleştirileceği 4628 sayılı yasa ile düzenlenmiş, 02.04.2004 tarih ve 2004/22 sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu Kararı ile ... özelleştirme kapsam ve programına alınmış, davacı şirketinde dahil olduğu 20 şirket, Türkiyedeki dağıtım bölgelerinde dağıtım lisansına sahip olarak 01.03.2005 tarihi itibariyle sermayesinin tamamı ...'a ait olmakla birlikte, ...'tan ayrı birer tüzel kişiliğe sahip olarak faaliyete başlamıştır.<br>\t... tarafından 20 adet dağıtım şirketi kurulduktan sonra herbiri ile ayrı ayrı 24.07.2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi imzalanmıştır.<br>\tDavacı şirket, tüm hisseleri davalı ...'a ait olmak üzere 28/05/2013 tarihine kadar faaliyet göstermiş, bu süreçte özelleştirme işlemleri yürütülmüş, özelleştirmenin tamamlanmasıyla birlikte davacı şirketin hisselerinin tamamı ... Enerji Elektrik Dağıtım ve Perakende Satış Hizmetleri Anonim Şirketi'ne devredilerek  28/05/2013 tarihli hisse satış sözleşmesi akdedilmiştir.  Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 15/11/2006 tarih ve 2006/10-722 Esas 2006/730 Karar sayılı ilamında açıklandığı üzere anlatılan hukuki sürece göre 01/05/1994 tarihinden sonraki işlemler müessese müdürlüğü Hukuk Genel Kurulunun kararlarında da belirtildiği üzere ayrı bir tüzel kişilik olan dağıtım şirketi tarafından gerçekleştirilmiştir. Bu dönemde dağıtım şirketlerinin hisselerinin tamamının ... genel Müdürlüğüne ait olması da şirketin ayrı bir tüzel kişisi olduğu gerçekliğini etkilememiştir. Nitekim bu kapsamda dağıtım şirketlerinin faaliyetlerinden kaynaklanan davalarda husumetin dağıtım şirketlerine düşeceği ve ... Genel Müdürlüğü aleyhine açılan davaların husumet yokluğundan red edileceğine dair  Yargıtay kararları yerleşmiş içtihat haline gelmiştir.<br>\tGerek özelleştirme öncesi dönemdeki müessse müdürlükleri gerekse özelleştirmeden sonra kurulan dağıtım şirketlerinin ayrı tüzel kişilikler olduğu ve kendi adlarına bağımsız iş ve işlemler yaptığı bunların iş ve işlemlerinden dolayı ... Genel Müdürlüğüne husumet düşmeyeceği açıktır.<br>\tİHDS'nin 7.4. maddesindeki, \"dağıtım faaliyetinin ... tarafından yürütüldüğü dönemde bu faaliyetin yürütülmesi amacıyla gerçekleştirilen her türlü iş ve işlemlerin sorumluluğunun ...’a ait olduğu, ... tarafından yürütülmüş bu faaliyetler nedeniyle üçüncü kişiler tarafından ileri sürülebilecek her türlü talebin muhatabının ... olduğu, bu talepleri konu alan icra takibi ve davaların ... tarafından yürütülüp sonuçlandırılacağı, bu takip ve davalardan doğacak her türlü mali yükümlülüğün ... tarafından karşılanacağı\" düzenlenmesi varsada Dairemiz bu atfın ve özellikle her türlü iş ve işlemlerin sorumluluğunun ...’a ait olduğu belirtmesinin ayrı bütçelere sahip özelleştirme sonrasında kurulan şirketlerin kasalarına giren paraları da kapsamadığı düşüncesindedir. Sözleşme hükmü sorumluluğu kapsamakta ancak kasadaki paranın sonuçlarını kapsamamaktadır. Dairemiz, ... Genel Müdürlüğü 7.4 ve 7.6 maddelerine göre 3. kişilerin açtığı dava ve takiplerin muhatabı ise de ödenen para dağıtım şirketinin bütçesinde ve kasasında ise davacının bu tutarı davalıya rucu edemeyeceği görüşüne dayanmaktadır. Bu aşamada üçüncü kişiden fazla tahsil edilen iletim bedeli dağıtım şirketlerinin kurulması ve akabinde hisselerinin satılması sürecinde Davalı ... Genel müdürlüğüne aktarılmamış ise halen dağıtım şirketinin kasasında bulunmakta olup davacı dağıtım şirketi bu parayı iade etmekle kasasına haksız girmiş paranın hak sahibine iadesini sağlamıştır. Anılan tutarın bu kez ...'tan istenilemsi ise davacının bu tutar kadar sebepsiz zenginleşmesine sağlayacaktır. <br>\tDavacı tarafından anılan tutarın ... Genel Müdürlüğüne aktarıldığı iddia ve ıspat edilmediği gibi davalı ... da bu tutarların genel müdürlüğe gönderilmediğini savunmaktadır.<br>\tBu nedenle kaçak elektrik bedeli tahakkukundan ötürü dava dışı 3. kişi tarafından söz konusu ödemenin bir kısmını dağıtım bölgelerine,  ağırlıklı kısmını  ise dağıtım bölgelerinin şirket haline dönüşmesinden sonra davacı dağıtım şirketine yaptığı, davacı şirketin gerek dağıtım bölgelerinin anonim şirkete dönüşmesinden önce tahsil edilen gerekse anonim şirket olarak kurulduktan sonra tahsil edilen tutarların ... genel müdürlüğüne aktarıldığını iddia ve ispat etmediği, ayrıca  davacı şirketin İHDS imzalanmasından sonra tahsil edilen tutarları zaten davalıya rucu da edemeyeceği, davacı şirketin kendi bütçesine giren ve muhasebeleştirilen bu bedeli ödemesinin  kendinde bulunan (haksız tahsil edilmiş) paranın hak sahibine iadesi olduğu, eş anlatımla davacı kasasında bulunan ve davalıya aktarıldığına ilişkin iddia ve belge bulunmayan haksız tahsil edilmiş parayı hak sahibine iade etmekle kendi kasasındaki haksız tahsil edilmiş paranın iadesini sağladığı, kesinleşen ilam  ile üçüncü kişiden haksız olarak fazla tahsil edildiği karar altına alınan tutarın (fazla alınan iletim bedelinin) davalıya önceden aktarıldığı ispatlanamadığına göre davacının ödediği  paranın davalıdan tahsiline karar verilmesinin davacı tarafı sebepsiz zenginleştireceği, diğer bir anlatımla  iletim bedeli olarak fazla alınan paranın yerini bu kez davalıdan tahsil edilecek paranın alacağı , bu durumda mahkemece, davacı şirketin kendi bütçesine giren ve muhasebeleştirilen bedeli daha sonra mahkeme ilamının icra takibine konulması sonucu ödemesi kendinde bulunan (haksız tahsil edilmiş) paranın hak sahibine iadesi olduğu, haksız tahsil edilen para ve faizinin davalıya rücu imkanı bulunmadığı anlaşılmakla mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır. <br>\tTüm bu nedenlerle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne,  ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.  <br>\tHÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;<br>\tA)1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun  KABULÜNE, <br>\t2-Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12/04/2022 tarih ve 2020/367  Esas  2022/220 Karar Karar sayılı kararının HMK'nın 353/(1)-b.2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,<br>\tB)1-Davanın REDDİNE, <br>\t2-Alınması gerekli 427,60 TL harçtan peşin alınan 6.498,29 TL harcın mahsubu ile fazla alınan 6.070,69‬ TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,<br>\t3-Davalı tarafından bakiye karar harcı olarak yatırılan   19.484,23 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalıya iadesine, <br>\t3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, <br>\t4- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5/A ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-13. maddesi uyarınca alınması gereken 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine,<br>\t4-Davalı tarafından ilk derece mahkemesi yargılamasında yapılan gider olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,<br>\t5-Davalının kendisini vekille temsil ettirdiği anlaşıldığından istinaf karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre hesap ve takdir edilen 60.882,79 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,<br>\tC)1-Davalının peşin yatırdığı 25.979,86‬ TL nispi istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine,<br>\t2-İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan 220,70 TL istinaf başvuru harcı yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,  <br>\t3-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davalı yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,  <br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda\tHMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 27/12/2024<br><br><br>Başkan-            Üye -            Üye -                    Zabıt Katibi -<br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"60c2370096a2f461","SID":"7eb44ceec05aa252"}}