{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    21. HUKUK DAİRESİ     2022/1020 Esas  - 2024/1303 Karar<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br><br>ESAS NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2022/1020 <br>KARAR NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2024/1303<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br>BAŞKAN\t\t: ...\t      ...<br>ÜYE \t\t: ...\t\t      ...<br>ÜYE\t\t: ...\t    ...<br>KATİP\t\t: ...\t    ...<br><br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA BATI ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 17/03/2022<br>NUMARASI\t\t: 2021/545 Esas 2022/263 Karar<br>DAVACI \t:<br>VEKİLİ\t:<br>DAVALILAR \t<br>DAVA\t: Tazminat <br>DAVA TARİHİ\t: 12/07/2021<br>KARAR TARİHİ\t: 05/12/2024<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 05/12/2024<br><br>\tTaraflar arasındaki tazminat istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın  kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalı ... ve davalı ... vekilince süresinde ayrı ayrı  istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. <br>\tDAVA<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; 07.08.2019 tarihinde ...'a ait ve ... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın, Ankara'da müvekkili şirket sigortalısı ...'a ait ve sürücü ... sevk ve idaresindeki ... yabancı plakalı araca çarpması sonucunda maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, kazadan sonra düzenlenen maddi hasarlı trafik kazası tespit tutanağına göre, kazanın meydana gelmesinde müvekkil şirket sigortalısının aracını kullanan sürücü kusursuz, davalı taraf ise kusurlu olduğunu, müvekkili şirket sigortalısının aracında kaza nedeniyle ağır hasar meydana geldiğini, 05.10.2019 tarihli ekspertiz raporuna göre araçta KDV hariç 41.500,00TL hasar olduğunun tespit edildiğini, müvekkili şirket sigortalısının aracının kaza tarihindeki rayiç değerinin 26.11.2019 tarihli ekspertiz raporuna göre, 6.000,00 Euro olduğunu, müvekkili şirketi sigortalısını, 13.02.2020 tarihli ibraname ile 5.520,00 Euro ödeyerek tazmin ettiğini ve müvekkili şirketin zararının 5.520,00 Euro olduğunu, davalı tarafın aracının, ... Sigorta A.Ş. tarafından 1578945009 numaralı 17.05.2019 başlangıç tarihli ZMM sorumluluk poliçesi ile sigortalandığını, dava açılmadan önce, davalı ... şirketine başvuruda bulunulduğunu, davalı ... şirketinin ödeme yapmadığını belirterek, 5.520,00 Euro maddi tazminatın fiili tahsil tarihinde aynen Euro olarak ve müvekkili şirketin sigortalısına ödeme yaptığı tarih olan 13.02.2020 tarihinden itibaren TCMB'nin bir yıl vadeli döviz mevduat hesabına fiilen uygulanacağı bildirilen en yüksek faizi ile birlikte davalı ... şirketinin sorumluluğu poliçe limitleri ile sınırlı olmak üzere davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini  talep ve dava etmiştir.<br>\t\t\t       CEVAP<br>\tDavalılara dava dilekçesinin tebliğ edildiği, davaya karşı cevap verilmediği görülmüştür. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece; dava konusu meydana gelen 07.08.2019 tarihli maddi hasarlı trafik kazasında; davalı tarafa ait ... plakalı araç sürücüsü otan ...'ın sevk ve idaresindeki aracı ile karışmış olduğu trafik kazasının oluşumunda sorumluluğu itibariyle, asli ve tam kusurlu (%100 oranında) olduğu, aynı kazanın oluşumunda ... plakalı diğer araç sürücüsü olan ...'ın herhangi bir kusur ihlalinin bulunmadığı, bilirkişi raporu ile tespit edildiği üzere hasar miktarının 6.224,54 Euro olduğu,  dava konusu hasar tutarından davalı ... şirketinin poliçe limitleri ile diğer davalıların (... plakalı araç maliki ve sürücüsü) ise hasarın tamamından sorumlu olduğu gerekçeleriyle  davanın kabulüne, 5.520,00 Euro tazminatın (fiili ödeme tarihindeki TCMB efektif alış kuru üzerinden hesaplanacak Türk Lirası karşılığı) davalılardan müştereken ve müteselsilen (davalı ... yönünden poliçe limitleri dahilinde) tahsiline, hükmedilen tazminata davalı ... yönünden temerrüt tarihi olan 25/09/2020 tarihinden itibaren, diğer davalılar yönünden ödeme tarihi olan 13/02/2020 tarihinden itibaren TCMB tarafından bir yıl vadeli mevduata verilen en yüksek faizin işletilmesine karar verilmiştir.<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının aracın onarımını yaptırmak yerine aracı Türkiye'de trafikten terk ederek Fransa'da bulunan davalı ... şirketinden aracın değerini aldığını, ancak kaza yeri yani haksız fiil yeri Türkiye'de olmakla haksız fiilin işlendiği yer hukuku olan Türk Yasalarının uygulanması gerektiğini, sigortalı araç sahibinin müvekkiline ya da müvekkilinin sigorta şirketine herhangi bir başvuruda bulunmadığını, eğer bulunsaydı ve Türkiye'de yapması gereken işlemleri yapsaydı davacı şirketin belki de daha az tazminat ödeyeceğini, aracın hurda halinin sigorta şirketine iade edilmediğini, aracı gümrüğe terk etmenin sigortalının seçimi olup, bir zorunluluk olmadığını, hurda değerinin mahsubu gerektiğini, bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, mahkemece Euro üzerinden hüküm kurulmasının da hatalı olduğunu bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.<br>\tDavalı ... istinaf dilekçesinde özetle; kazaya karışan ... plakalı aracı diğer davalı ...'ye emaneten verdiğini, bu nedenle sorumlu olmadığını, mahkemece kusur tespitinin hatalı yapıldığını, aracın Türkiye'de tamir edilmesi gerekirken Fransa'ya götürülerek tamir edilmesinin kötü niyetli olduğunu, aracın hurda değerinin mahsubu gerekirken yapılmadığını, bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, kaza Türkiye'de olduğundan masrafların Türk Hukukuna göre hesaplanması gerektiğini, Euro üzerinden hüküm kurulmasının da hatalı olduğunu bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.\t<br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tDava; trafik kazası sonucu kasko sigorta poliçesi kapsamında sigortalıya ödenen hasar bedelinin TTK'nun 1472.maddesi gereğice rücuen tahsili istemine ilişkindir. <br>\t6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;  <br>\tKasko sigorta poliçesi, hasar dosyası, kaza tespit tutanağı, ekspertiz raporu, 13/12/2020 tarihli ibraname, trafik tescil kayıtları, nüfus kayıtları, Ankara 4. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2024/154 Esas 2024/388 Karar sayılı kararı, gümrük belgeleri, araca ait fotoğraflar ve sair deliller dosya arasında mevcuttur. <br>\tDosyada mevcut nüfus kaydının incelenmesinde davalı ...'ın 01/01/2024 tarihinde vefat ettiği, geriye mirasçı olarak eşi ... ile çocukları ..., ...\t ve ...'ın kaldığı anlaşılmıştır. <br>\tAnkara 4. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2024/154 esas 2024/388 Karar sayılı kararının incelenmesinde;  davalı ...'ın 01/01/2024 tarihinde ölümü üzerine mirasçısı ...'ın mirasın gerçek reddi istemiyle açtığı davada mahkemece 18/03/2024 tarihli karar ile talebin kabulü ile ... tarafından mirasın reddinin tesciline karar verildiği  görülmüştür. \t<br>\t05.19.2019 tarihli Kasko Kesin Ekspertiz Raporu'nun incelenmesinde; 07.08.2019 tarihinde meydana gelen kaza neticesi, hasara uğrayan ... plakalı 2005 model ... marka 530 d ... şasi nolu hususi kullanımlı ve 212.662 km'de ve trafiğe çıkış tarihi 01.01.2005 olan bu aracın, ekspertiz çalışmaları neticesinde belirlenen hasarları ile ilgili değişen parça ve malzemeler olarak; sağ ön kapı ve camıyla fitili, sağ ön kapı döşemesi, sağ ön kapı airbag ve lastiği, kapı kilidi, kapı fitili, sağ ön kapı krikosu, sağ ön çamurluk, sağ ön marşpiyel ve kaplaması, sağ ön direk, kapı fitili, tavan döşemesi, sağ ön tavan airbag, airbag beyni, ön cam, ön cam sağ direk kaplaması değişimleriyle KDV hariç 35.000,00TL ile onarım ve montaj işçiliklerinin de 6.500,00TL olmak üzere aracın toplam hasar tutarının KDV hariç 41.500,00TL (KDV dahil 48.970,00 TL.) olduğu anlaşılmıştır.<br>\t25.02.2021 tarihli Oto Mecburi Mali Mesuliyet Ekspertiz Raporu'nun incelenmesinde; tazminat talep eden araç bilgileri doğrultusunda, ... plakalı 2005 model ... maska 530 d ... şasi nolu hususi kullanımlı ve 212.662 km'de bir araç olduğu, 07.08.2019 tarihinde meydana gelen kaza neticesinde yapılan hasar tespitinde; değişmesi gereken hasarlı parça ve malzemelerin iskontolu olarak KDV hariç 26.642,08TL, yapılan işçiliklerin KDV hariç 5.850,00TL olmak üzere, toplam KDV hariç 32.492,08TL (KDV dahil 38.340,65 TL) hasar tutarı olduğu anlaşılmıştır. <br>\t02/02/2022 tarihli bilirkişi raporunun incelenmesinde, dava konusu kazanın meydana gelmesinde davalı ...'ın asli ve tam kusurlu olduğu, sigortalı sürücünün kusur ihlalinin bulunmadığı, ekspertiz raporlarında belirtilen değişmesi gereken hasarlı parça ve malzemeler ile işin bedelinin uygun ve makul olduğu, buna göre KDV dahil toplam 38.340,65  TL hasar bulunduğu,  kaza tarihi itibariyle (07.08.2019) hasar tutarının Merkez Bankası efektif satış kuruna göre 1 Euro = 6,1596TL karşılığı olduğu kur üzerinden; 38.340,65TL / 6,1596 TL =  6.224,54 Euro olduğu, ancak 5.520,00 Euro ödeme yapılarak tazmin edildiği bildirilmiştir. <br>\tDavalı ...'ın 01/01/2024 tarihinde ölümü üzerine mirasçısı ... Dairemize sunmuş olduğu 25/11/2024 tarihli dilekçesi ile Ankara 4. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2024/154 esas 2024/388 Karar sayılı ilamı ile reddi miras talebinin kabulüne karar verildiğinden dosyada taraf sıfatı bulunmadığından taraf kaydının silinmesini talep etmiştir. <br>\tDosya kapsamından,  07.08.2019 tarihinde davalı taraf olan ve mülkiyeti ...'a ait sürücüsü ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı aracı ile Şazmaz Bulvarını takipen Ümitköy istikametinde ışık kontrollü kavşağa geldiğinde, beyanına göre sarı ışıkta geçtiğini belirtse de, seyrine göre yolun solunda kavşak içinde kırmızı ışıkta bekleyip grup halinde harekete geçen araçların sağ tarafta en başta duran ... plakalı araç sürücüsü ...'ın yeşil ışıkta geçtiği beyanı ile kavşağa girmesiyle çarpışmaları sonucunda meydana gelen olay sonucu tanzim edilen trafik kazası tespit tutanağında  ... plakalı araç sürücüsü 2918 Sayılı K.T.K.'nın 49/1-b kırmızı ışık ihlalinin görüldüğünün , ... plakalı araç sürücüsünün kural ihlalinin bulunmadığının belirtildiği, yine mahkemece alınan bilirkişi raporu ile tespit edildiği üzere kazanın meydana gelmesinde davalı sürücü ...'ın asli ve tam kusurlu (%100 oranında) olduğu,  sigortalı sürücüye atfedilebilecek bir kusurun bulunmadığı, kaza nedeniyle sigortalı araçta işçilik ve KDV dahil toplam 38.340,65 TL hasar meydana geldiği, aracın ağır hasarlı olduğunun ekspertiz raporu ve bilirkişi raporu ile tespit edildiği gibi Dairemizce dosyada mevcut sigortalı araca ait renkli fotoğrafların incelenmesinde aracın hava yastıklarının da patladığı, bu haliyle aracın pert total olarak kabul edilmesi gerektiği, sigortalı sürücünün aracı 19/08/2019 tarihinde gümrüğe terk ettiği ve aracın gümrükte bulunduğu, bu haliyle aracın gerçek zararının davacı tarafından sigortalıya ödenen 5.520,00  Euro olduğu, davalı ...'ın haksız fiil hükümleri uyarınca, davalı ... şirketinin ise kazaya karışan ve ölü davalı ...'a ait ... plakalı aracın ZMMS poliçesini  düzenlemesi nedeniyle poliçe limiti ile sınırlı olarak sorumlu olduğu anlaşılmakla ilk derece mahkemesince davalı ... ve sigorta şirketi yönünden davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediğinden davalı ...'ın bu yönlere ilişkin istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir. \t<br>\tDavalı ...'ın hükmün \"TL\" cinsinden kurulması gerektiğine ilişkin istinaf itirazlarının incelenmesine gelince;\t<br>\tUyuşmazlık; davacı şirkete kasko sigortalı ve geçici olarak Türkiye’de bulunan yabancı plakalı araçta, trafik kazası neticesinde oluşan hasarın onarımının Türkiye’de yapılmasının zorunlu olup olmadığı ve zararın belirlenmesinde yurt dışında tespit edilen gerçek zarar miktarının mı yoksa Türkiye’de tespit edilen gerçek zarar miktarının mı dikkate alınacağı  noktasında toplanmaktadır.<br>\tUyuşmazlığın çözümünde öncelikle sigortacının rücu hakkının hukuksal niteliğinin açıklanmasında yarar bulunmaktadır.<br>\tYargıtay Hukuk Genel Kurulunun 24/06/2015 tarih ve 2014/17-28 Esas 2015/1745 Karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere; \"...Sigortacının rücu hakkı mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda (TTK) düzenlenmiştir. TTK.m.1301’e göre, “Sigortacı sigorta bedelini ödedikten sonra hukuken sigorta ettiren kimse yerine geçer. Sigorta ettiren kimsenin vaki zarardan dolayı üçüncü şahıslara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel nispetinde sigortacıya intikal eder. <br>\tSigorta ettiren kimse, 1 inci fıkra gereğince sigortacıya intikal eden haklarını ihlal edecek bir hal ve harekette bulunursa sigortacıya karşı mesul olur. Sigortacı zararı kısmen tazmin etmiş ise sigorta ettiren kimse kalan kısmından dolayı üçüncü şahıslara karşı haiz olduğu müracaat hakkını muhafaza eder.” şeklinde düzenleme yapılmıştır.<br>\tSigortacının rücu hakkı, zarar sigortalarında geçerli olan halefiyet ilkesinden kaynaklanır. Halefîyet ilkesine göre sigortacı ödediği tazminat dolayısıyla sigortalının haklarına sahip olur ve üçüncü kişilere karşı doğrudan doğruya dava açabilir. Bu ilkenin bir sonucu olarak sigortacı, sigorta bedelini ödedikten sonra hukuken sigorta ettiren kişinin yerine geçer, onun halefi olur. Böylece, zarara neden olan kişilere karşı sigorta ettirenin açabileceği tüm davaları sigortacı açar ve meydana gelen zararın tazminine ilişkin talep haklarını kullanır. Ancak, sigortacı, zararın tamamını karşılamamışsa sigortalının ödenmeyen kısma ilişkin talep hakları sona ermez (TTK.m.1301/II). Bu durumda sigortacı, tazmin ettiği zarar ölçüsünde sigortalının halefi olur ve zarardan sorumlu olan kişilere karşı rücu hakkını kullanır. <br>\tSigortacının rücu hakkı kanundan doğan bir hak olmakla birlikte, sigortacının, sigortalının yerine geçerek zarardan sorumlu olan kişilere rücu edebilmesi için zararın sigorta teminatı kapsamında olması, zarar görenin dava hakkının mevcut olması ve sigorta tazminatının ödenmiş olması şartları aranmaktadır. <br>\tSigortacının rücu hakkı, ödediği tazminat ölçüsünde ve gerçek zarar miktarını aşmamak kaydıyla geçerlilik taşır. Sigorta şirketi, sözleşmede öngörülen muafiyetler çerçevesinde sigortalısına zarar miktarının bir kısmını ödemişse, ödediği tutarın dışında zarar sorumlusuna rücu edemez. Ayrıca, sigortacının gerçek zararı aşan tazminat talepleri de haksız olduğundan istenemez. (Mustafa Çeker; Sigortacının Rücu Hakkı, Legal Hukuk Dergisi, Yıl:4 S.48, s.3707-3718, Omağ, M.K.; Türk Hukukunda Sigortacının Kanuni Halefiyeti, İstanbul 1983, Arseven, H.; Sigorta Hukuku, İstanbul 1987, Bozer, A.; Sigorta Hukuku, Ankara 1981)...\"<br>\tYine 6100 sayılı HMK'nın \"Taleple Bağlılık İlkesi\" başlıklı 26/1. maddesinde \"Hakim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan  daha azına karar verebilir\" hükmü düzenlenmiştir. <br>\t6098 sayılı Borçlar Kanunun 99/3.maddesinde \"Ülke parası dışında başka bir para birimi ile belirlenmiş ve sözleşmede aynen ödeme ya da bu anlama gelen bir ifade de bulunmadıkça, borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklı, bu alacağını aynen veya vade ya da fiili ödeme günündeki rayiç üzerinden ülke parası ile ödenmesini isteyebilir.\" düzenlemesi mevcuttur.<br>\tYargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2012/12-1072 Esas 2013/496 sayılı kararında \"Alacaklının, BK'nun 83 ve TTK'nın 623.maddesi uyarınca seçimlik hakkını fiili ödeme tarihindeki kur üzerinden ödeme yapılması yönünde kullanması halinde, dava konusu alacak tahsil tarihine kadar yabancı para alacağı olarak değerlendirileceğinden alacaklı bu alacağı 3095 sayılı kanunun 4/a maddesi gereğince vade tarihinden fiili ödeme tarihine kadar devlet bankalarının o para birimi ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranına göre faiz isteyebilir.\" denilmiştir. <br>\tDavacı şirkete sigortalı araç yabancı plakalı araç olup, 07/08//2019 tarihinde riziko meydana gelmiştir. Türkiye’ye geçici süreyle giriş yapan aracın tekrar kayıtlı olduğu ülkeye dönmesi gerekmektedir.<br>\tDavacının dava dışı sigortalısına 13/02/2020 tarihinde 5.520,00  Euro ödeme yaptığı dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. Yurt dışında ikamet eden, tatilini geçirmek üzere Türkiye'de bulunan ve geçici olarak getirdiği aracı trafik kazası sonucu hasara uğrayan sigortalının aracının onarımını Türkiye'de yapması konusunda zorlanamayacağının kabulü gerekir. Sigorta ettiren, aracını Türkiye'de veya ikamet ettiği ülkede tamir ettirme konusunda seçimlik hakka sahiptir.  Somut olayda,  sigorta ettirenin bu seçimlik hakkını ikamet ettiği ülkedeki rayiç bedelini alma yönünde kullandığı ve davacının söz konusu bedeli \"Euro\" olarak ödediği anlaşılmaktadır. Yabancı para cinsinden yapılan harcamalar, yabancı para alacağı olarak dava edilebilir ve ödeme günündeki kura göre işlem görür. Bu durumda mahkemece hüküm altına alınan tazminat bedelinin fiili ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden TL karşılığının tahsiline karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir durum bulunmadığından davalı ...'ın buna istinaf itirazları da yerinde görülmemiştir  (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin  03/10/2022    tarih ve 2022/8597  Esas  2022/11345 Karar;  Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 24/06/2015 tarih ve 2014/17-28 Esas 2015/1745 Karar sayılı  emsal ilamları).  <br>\tDavacı dava dilekçesinde 5.520,00 Euro'nun fiili ödeme günündeki Türk Lirası karşılığının ödeme tarihi olan 13.02.2020 tarihinden itibaren TCMB'nin bir yıl vadeli döviz mevduat hesabına fiilen uygulanacağı bildirilen en yüksek faizi ile birlikte davalı ... şirketinin sorumluluğu poliçe limitleri ile sınırlı olmak üzere davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.<br>\t3095 Sayılı Yasa'nın \"Yabancı para borcunda faiz\" başlıklı 4/a – (Ek: 14/11/1990 - 3678/30 md.) maddesinde; \"Sözleşmede daha yüksek akdi veya gecikme faizi kararlaştırılmadığı hallerde, yabancı para borcunun faizinde Devlet Bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı uygulanır.\" hükmü düzenlenmiştir. <br>\tMaddenin düzenleniş amacı ve niteliği gözetildiğinde, emredici nitelik taşıdığı ve taraflar ileri sürmese de re'sen gözetileceğinin kabulü gerekir. O halde yabancı para borcunda  faize ilişkin 3095 Sayılı Yasa'nın 4/a.maddesinin uygulama şeklinin irdelenmesinde;  sözleşmede daha yüksek akdi veya gecikme faizi kararlaştırılmamışsa, faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan 3095 sayılı Kanunî Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanunun 4/a.maddesine göre belirlenecektir. Mahkemece bu husus gözetilmeksizin hükmedilen alacağa \"TCMB tarafından 1 yıl vadeli mevduata verilen en yüksek faizin işletilmesine\"  karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan kamu düzenine aykırı bu hususun re'sen gözetilmesi gerekmiştir. <br>\tDavalı ...'ın 01/01/2024 tarihinde ölümü üzerine mirasçısı ... Dairemize sunmuş olduğu 25/11/2024 tarihli dilekçesi ile Ankara 4. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2024/154 esas 2024/388 Karar sayılı ilamı ile reddi miras talebinin kabulüne karar verildiğinden dosyada taraf sıfatı bulunmadığından taraf kaydının silinmesini talep etmiş olmakla davalı ... yönünden yapılan değerlendirmede; <br>\tYalnız ölen tarafı ilgilendirmeyen, yani mirasçıları da ilgilendiren, mirasçıların malvarlığı haklarını etkileyen davalar, tarafın ölümü ile konusuz kalmaz. Bu davalara, ölen tarafın mirasçılarına karşı(veya mirasçılar tarafından) devam edilir. Mirasçıları da ilgilendiren davalar, ölen tarafın mirasçılarına karşı geçen alacakları, hakları veya mallarına (MK m.599)ilişkin davalardır. Bunlar malvarlığı haklarına ilişkin davalardır.<br>\tSomut olayda,  davalı ...'ın 01/01/2024 tarihinde öldüğü, geriye mirasçı eşi ..., ..., ... ve davalı ...'ın kaldığı, ...'ın da Ankara 4. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2024/154 esas 2024/388 Karar sayılı kararı ile mirası reddettiğinin tespit ve tesciline karar verildiği anlaşılmıştır. Yasal mirasçılardan biri mirası reddederse, onun payı miras açıldığı zaman kendisi sağ değilmiş gibi varsa alt soyuna, yoksa diğer mirasçılara geçer. Murisin eşi ve çocukları olan davalılar mirası reddetmekle, mirasın açıldığı andan geçerli olacak şekilde mirasçılık sıfatını kaybetmişlerdir. Bu nedenle yasal mirasçı sıfatı kalmayan davalı ...'ın (mirasçılık sıfatı nedeniyle) işbu dava yönünden pasif husumet ehliyetinin bulunmadığından ... mirasçısı ...  yönünden davanın reddine, mirasçılar ..., ... ve ... yönünden kabulüne karar vermek gerekmiştir (Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2017/1077 Esas 2018/11857 Karar ve 21/11/2018 tarihli; 17. Hukuk Dairesinin 2015/15477 Esas 2018/768 Karar sayılı ve 12/09/2018 tarihli; 17. Hukuk Dairesinin 2015/13908 Esas 2017/10407 Karar sayılı ve 13/11/2017 tarihli; 23. Hukuk Dairesinin 2012/2917 Esas 2012/5046 Karar sayılı ve 12/09/2012 tarihli emsal ilamları).\t<br>\tTüm bu nedenlerle davalı ... mirasçısı ...'ın  ile davalı ... vekilinin istinaf başvurularının kamu düzeni gözetilerek kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, mirasçı ...  yönünden davanın reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>\tHÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\tA)1-Davalı ... mirasçısı ... ile davalı ... vekilinin istinaf başvurularının kamu düzeni gözetilerek KABULÜ ile,<br>\tAnkara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17/03/2022 tarih ve 2021/545 Esas 2022/263 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/(1).b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,<br>\tB)1-Davalı ... mirasçısı ...  hakkında açılan  hakkında açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle REDDİNE,  <br>\tC)1-Davanın davalı ..., davalı ... mirasçıları ..., ..., ... ile diğer davalı ... yönünden KABULÜNE,<br>\t5.520,00 Euro tazminatın (fiili ödeme tarihindeki TCMB efektif alış kuru üzerinden hesaplanacak Türk Lirası karşılığı)  davalı ... yönünden temerrüt tarihi olan 25/09/2020 tarihinden itibaren,  davalı ... mirasçıları ..., ..., ... ile diğer davalı ... yönünden ödeme tarihi olan 13/02/2020 tarihinden itibaren   3095 sayılı yasanın 4/a maddesi gereğince  devlet bankalarının Euro ile açılmış 1 yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faizi ile birlikte  davalı ..., davalı ... mirasçıları ..., ..., ... ile diğer davalı ...'tan  (davalı ... şirketinin sorumluluğunun 36.000,00 TL poliçe limitini aşmamak üzere) müştereken ve müteselsilen tahsiline,<br>\t2-Harçlar Kanunu gereği alınması gereken 3.870,26TL karar ve ilam harcından peşin alınan 967,57 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.902,69TL harcın  davalı ..., davalı ... mirasçıları ..., ..., ... ile diğer davalı ...'tan (davalı ... şirketinin sorumluluğunun 1.844,37 TL olmak üzere)  müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye irat kaydına, <br>\t3-Davacı tarafından yatırılan 967,57TL peşin harç, 59,30TL başvurma harcı ve 8,50TL vekalet harcı olmak üzere toplam 1.035,37TL'nin davalı ..., davalı ... mirasçıları ..., ..., ... ile diğer davalı ...'tan  müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,<br>\t4-Zorunlu arabuluculuk nedeniyle Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddesi gereği ödenecek ve Arabuluculuk AÜT nin Birinci Kısmına göre taraf sayısı gözetilerek belirlenen 1.360,00 TL'nin  davalı ..., davalı ... mirasçıları ..., ..., ... ile diğer davalı ...'tan (davalı ... şirketinin sorumluluğunun 864,14 TL olmak üzere) müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye irat kaydına, <br>\t5-Davacının kendisini vekil ile temsil ettirdiği görülmekle, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve takdir olunan 8.165,45TL vekalet ücretinin  davalı ..., davalı ... mirasçıları ..., ..., ... ile diğer davalı ...'tan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,<br>\t6-Davacı tarafından sarf edilen 700,00TL bilirkişi ücreti, 162,20TL tebligat ve posta gideri olmak üzere toplam 862,20TL yargılama giderinin davalı ..., davalı ... mirasçıları ..., ..., ... ile diğer davalı ...'tan  (davalı ... şirketinin sorumluluğunun 547,84 TL olmak üzere) müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,<br>\t7-Taraflar tarafından yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmın yatırana iadesine,<br>\tC)1-Davalı ... tarafından istinaf karar harcı olarak alınan 967,57  TL harcın talep halinde davalı ...'a iadesine, <br>\t2-Müteveffa ... tarafından istinaf karar harcı olarak alınan 967,57  TL harcın talep halinde  ... mirasçılarına iadesine, <br>\t3-Davalı ... ve müteveffa ... tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kararın kaldırılma gerekçesi gözetilerek üzerilerinde bırakılmasına, <br>\t4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,   <br><br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında HMK'nın 362. maddesi gereğince kesin olmak üzere, tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi. 05/12/2024<br><br><br><br>Başkan- ...             Üye - ...                 Üye - ...                      Zabıt Katibi -...<br>...              ...                ...       ...<br><br><br><br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"853100115af46d73","SID":"9b6df4da824a475f"}}