{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>20. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t\t: 2022/832 <br>KARAR NO\t\t: 2025/118<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 23/07/2020 (Dava) - 15/02/2022 (Karar) <br>NUMARASI\t\t: 2020/289 Esas - 2022/70 Karar<br>DAVA             \t\t: İtirazın İptali (Kooperatif Aidat Borcundan Kaynaklanan)<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 30/01/2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 30/01/2025<br>İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/02/2022 tarih ve 2020/289 Esas - 2022/70 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: <br>DAVA:<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili  kooperatifin ortağı olan davalı ...'in, 29.07.2007, 10.08.2008,04.10.2009, 26.09.2010 tarihlerinde yapılan genel kurul toplantılarında belirlenen parasal yükümlülüklerini yerine getirmediği için borçlu olduğunu,  13.800,00 TL'si asıl alacak, 34.383,77 TL'si işlemiş faiz olmak üzere, toplam 48.183,77 TL tutarındaki alacağı tahsil etmek üzere Karşıyaka 3. İcra Müdürlüğü'nün 2011/5102 sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını; 24.09.2019 tarihindeki yenilemeden sonra dosya numarasının 2019/11568 olarak değiştiğini davalının  itiraz ederek takibi durdurulduğunu, gecikme halinde uygulanacak faiz oranının genel kurulca belirlendiğini; 04.10.2009 tarihinde yapılan genel kurula kadar aylık 67 olan faiz oranının anılan genel kurulda aylık 410'a yükseltilip, 26.10.2010 tarihinde yapılan genel kurulda yeniden aylık %7'ye düşürüldüğünü,  Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 15.04.2015 tarih, E.2013/23-1758 K.2015/1190 sayılı kararı doğrultusunda, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihine kadar, genel kurulca belirlenen faiz oranları; 01.07.2012 tarihinden itibaren ise, anılan Kanun ile belirlenen faiz oranı (yıllık 618) esas alınarak hesaplama yapıldığını, talep edilen alacak, genel kurul kararlarına dayandığından likit olduğunu; davalının borçlu olduğunu bildiği halinde icra takibine itiraz ettiğini ileri sürerek, davalının  yapmış olduğu haksız ve kötü niyetli itirazın iptaline ve takibin belirtilen miktar üzerinden devamına ve icra  inkar tazminatına karar verilmesi talep ve dava etmiştir. \t<br>\tCEVAP:<br>\tDavalıya dava dilekçesi, tensip tutanağı ve ön inceleme duruşmasına davet  tutanağı tebliğ edilmiş, davalı vekili duruşmaya gelerek açılan davayı kabul etmediğini beyan etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:<br>İlk derece mahkemesince; \"...Her ne kadar davalıdan uzun süre para talep edilmemesi ve hakkında herhangi bir icra takibi veyahut ihraç işlemi yapılmamış olması söz konusu ise de kooperatif ortaklarına ayrıcalık tanıma hak ve yetkisinin Genel Kurula ait olduğunu,  sabit ve peşin ödemeli ortaklık konusunda alınmış bir genel kurul kararına rastlanmadığı, davalının da, diğer ortaklar gibi aidat ödemekle yükümlü olduğu alınan bilirkişi raporu ile  takip tarihi itibariyle talep edilebilecek asıl alacak miktarı 13.800,00 TL; işlemiş faiz miktarı 6.347,05 TL olarak hesap ve tespit edildiği...\"  gerekçesiyle Davanın KISMEN KABULÜ ile; Davalının Karşıyaka 3. İcra Müdürlüğü'nün 2019/11568 sayılı takip dosyasında yaptığı 13.800.00-TL aidat, 6.347,05TL gecikme faizi olmak üzere toplam 20.147,05TL'ye yapmış olduğu itirazın iptaline, Takibin asıl alacak  13.800,00-TL  üzerinden TBK 120 ve 3095 sayılı Kanunun faiz ve temerrüt faizine ilişkin Kanunun 2/1.maddesi uyarınca belirlenen yıllık faiz oranının %18'i geçmemek oranda faiz uygulanmak suretiyle devamına, Davacı yararına itirazı iptal edilen miktar üzerinden %20 ( 4.029,41-TL) tazminat verilmesine, Fazlaya ilişkin 28.036,72-TL  istemin REDDİNE karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olmadığını, yerel mahkemece uygulanan faiz oranının Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararlarına aykırı olduğunu, TBK yürürlük tarihine değin kooperatif genel kurul kararlarına itibar edilerek işleyen faiz hesabının da eksik hesaplandığını, kooperatif genel kurul kararlarının birbirinin devamı mahiyetinde olduğunu, aidat borçları için genel kurulda belirlenen faiz oranı ortadan kaldırılmadığı sürece diğer yıllarda uygulanmaya devam edeceğini, asıl alacak yönünden taleplerinin aynen kabul edilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tDavalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, denetime elverişsiz ve kendi içinde çelişkili ve bu sebeple de hükme esas alınamayacak nitelikteki bilirkişi raporuna dayandığını, bildirdiklerin eksik kayıt ve belgeler araştırılmadan karar verilmesinin doğru olmadığını, müvekkilinin kooperatif üyeliğinin dayanağı olan taşınmazı 2002 yılında devraldığını ve 2007 yılında üçüncü kişiye devrettiğini, ancak taşınmazın devri hususunun hiç araştırılmadığını, dava konusu olan borcun döneminin, müvekkilinin taşınmazı ve dolayısıyla kooperatif üyeliğini devrettiği 2007 yılı ve sonrası döneme ilişkin olduğunu, müvekkilinin fiilen ortaklığının bulunmadığı bir dönemde tahakkuk edecek bir borçtan ötürü sorumlu tutulmayacağı ve bu durumun hakkaniyet ilkesine de aykırı olduğunu, 2002 yılında kooperatif üyeliğini devralan müvekkilinden icra takibinin yapıldığı 2011 yılına kadar 9 yıl boyunca para talep edilmemesinin herhangi bir ödeme yapılmamasına rağmen davalı aleyhine icra takibi yapılmaması ve ortaklıktan çıkarılmasına yönelik işlemlerin başlatılmamasının sabit ve peşin ödemeli ortaklığın kabullenildiğini gösterdiğini, 29/12/2021 tarihli bilirkişi raporunda eksik kayıt ve genel kurul tutanağının sayfalarında farklılıklar olduğunun belirtildiğini, tespit edilen bu çelişkiler giderilmeden karar verilmesini doğru olmadığını, genel kurul tutanaklarında adı geçen kişilerin müvekkilinin inançlı işlem yapmasına neden olmaları ve bunun neticesinde haksız olarak tekrar aidat borcu ödeme yükümlülüğüne maruz bırakılmalarından ötürü davalı yan tarafından davaya  dahi edilmesi gerekirken yerel mahkemece ilgili kişilerin davaya dahil edilmediğini, bu durumun hakkaniyet ilkesine açıkça aykırı olduğunu, davacının davranışlarıyla kusurlu olduğu gerçeğe aykırı beyanlarla haksız menfaat temin etmeye çalıştığını, ayrıca hukuk düzenince davacının kötü niyetli davranışlarının korunamayacağını, davacının basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğünde olduğunu ve bu nedenle alacak-borç ilişkisine net ve tartışmasız bir şekilde bilmek ve kişiler aleyhine haksız yere veya gerçek olmayan borç miktarları ihdas ederek icra takibi yapmaması gerektiğini, davacı yararına %20 inkar tazminatına hükmedilmesine rağmen reddedilen kısım üzerinden lehimize hükmedilmemesinin eşitlik ve hakkaniyet ilkesine aykırı olduğunu belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava, kooperatif alacağının tahsiline yönelik başlatılan icra takibine yapılan itirazin iptali istemine ilişkindir. <br>Mahkemece; davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, hüküm taraf vekillerince ayrı ayrı istinaf edilmiştir.<br>İstinaf incelemesi HMK.nun 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır.<br>1-) 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren Türk Borçlar Kanunu, tarafların sözleşme ile kararlaştırdığı faiz oranına müdahalede bulunmuştur. 6098 sayılı TBK'nun 120. Maddesi; “Uygulanacak yıllık temerrüt faizi oranı, sözleşmede kararlaştırılmamışsa, faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre belirlenir. Sözleşme ile kararlaştırılacak yıllık temerrüt faizi oranı, birinci fıkra uyarınca belirlenen yıllık faiz oranının yüzde yüz fazlasını aşamaz. Akdî faiz oranı kararlaştırılmakla birlikte sözleşmede temerrüt faizi kararlaştırılmamışsa ve yıllık akdî faiz oranı da birinci fıkrada belirtilen faiz oranından fazla ise, temerrüt faizi oranı hakkında akdî faiz oranı geçerli olur” şeklinde düzenleme getirmiştir. Bu düzenleme ile kanun koyucu sözleşme ile kararlaştırılsa dahi aşırı oranlarla belirlenen faizin önüne geçmek istemiş ve bunu kamu yararı gerekçesiyle sınırlamak yoluna gitmiştir. Kooperatif genel kurullarında aidat ödemelerinin geciktirilmesi halinde alınması kararlaştırılan gecikme zammı, temerrüt faizi niteliğindedir. Kooperatif genel kurullarında belirlenen gecikme zammı oranlarının da anılan düzenleme kapsamında olduğu tartışmasızdır.  Asıl vurgulanması gereken düzenleme ise 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun’nun 7'nci maddesidir. Bu hükme göre: “Türk Borçlar Kanununun kamu düzenine ve genel ahlâka ilişkin kuralları ile geçici ödemelere ilişkin 76'ncı, faize ilişkin 88'inci, temerrüt faizine ilişkin 120 nci ve aşırı ifa güçlüğüne ilişkin 138 inci maddesi, görülmekte olan davalarda da uygulanır”. Bu düzenleme ile kanun koyucu açıkça aşırı faizin önüne geçmek yönündeki iradesini, derdest davalara da yansıtmıştır. <br>\tBu nedenle Yerel mahkemece, davacı yanca başlatılan takibin takip talepnamesinde, hem takip tarihine kadar genel kurullarında kabul edilen oranlara göre istenen, hem de takibin devamında istenen faiz bakımından açıklanan bu yönler gözetilmelidir. ( HGK, 15.04.2015 tarih, 2013/23-1758 E. - 2015/1190 K. )<br>\tBuna göre somut olayda mahkemece temerrüt faizinin yıllık %18'i aşamayacak şekilde hesaplandığı bilirkişi raporuna uygun şekilde karar verilmesi doğru olmuş, davacının istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir. <br>\t2-)  1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 23. maddesi hükmü uyarınca, ortaklar hak ve yükümlülüklerinde eşit konumdadırlar. Yönetim kurulu bu ilkenin dışına çıkmak istediği takdirde, bu hususu, genel kurul gündemine alarak, genel kurulun tartışmasına açıkça sunması gerekmekte veya genel kurulun yapılan uygulamayı açıkça veya zımnen benimsemesi icap etmektedir. Bu  nedenle, sabit ve peşin aidat ödemek suretiyle ortaklığa alınmadaki bu usule uyulmamışsa, böyle bir ortağın (devam eden inşaatların finansmanına katılım için) üyelik  aidat  yükümlülüğü  devam  eder. Açıklanan  usule uyulmuşsa, ortaklığa alımdaki bu farklılık, ortaklığa alındıktan sonra üyelik aidatı istenmesini  mümkün  kılmaz ise de kooperatifin amacına  ulaşıncaya kadar yapılan genel yönetim ve alt yapı giderlerinden ortağın sorumluluğu devam eder. Genel kurulca açık yetki verilmedikçe ya da benimsenmedikçe 1163 sayılı Yasa'nın 23. maddesine aykırı şekilde yönetim kurulunun diğer ortaklardan farklı statüde ortaklığa kabul kararı vermesine veya akçalı konularda bir ortağı farklı statüde konumlandırmasına geçerli hukuki sonuç bağlanamaz. <br>\tSomut olayda yapılan incelemede, davalının sabit/peşin ödemeli ortak olarak alınmasına yönelik bir genel kurul kararı bulunmadığı anlaşıldığından mahkemece bu gerekçe ile davalının bu yöndeki itirazlarının reddi doğru olmuştur. Bunun yanı sıra alacak likit olduğundan icra inkar tazminatına hükmedilmesi de yerindedir. Bu sebeplerle davalı istinaf itirazları haklı görülmemiş, aşağıda yazılı şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; <br>1-Taraf vekillerinin Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/289 Esas - 2022/70 Karar sayılı sayılı kararına yönelik istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>2-İSTİNAF AŞAMASINDA; Davacı istinafı yönünden; alınması gerekli 615,40  TL istinaf karar harcından peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL harcın davacıdan tahsili hazineye gelir kaydına, (harç işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine), <br>Davalı istinafı yönünden; alınması gerekli 942,68 TL istinaf karar harcından peşin alınan 822,86 harcın mahsubu ile bakiye 119,82 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, (harç işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine)<br>3-Taraflarca yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>4-HMK'nın 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan gider avansından kalan bakiyenin yerel mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine,<br>5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,<br>6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.  30/01/2025<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"33f1c04b41d49180","SID":"f6d701b8b185e8be"}}