{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>20. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t\t: 2022/695 <br>KARAR NO\t\t: 2024/1968<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 26/12/2018 (Dava) -10/12/2021 (Karar) <br>NUMARASI\t\t: 2018/748 Esas - 2021/702 Karar <br>DAVA\t\t: Maddi ve Manevi Tazminat (Cismani Zarar Sebebiyle)<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 19/12/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 19/12/2024<br>İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesinin 10/12/2021 tarihli 2018/748 Esas ve 2021/702 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: <br>DAVA :<br>Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; 17.10.2015 tarihinde Mavişehir bölgesinde meydana gelen trafik kazasında davalı ... Ltd. Şti. adına tescil kaydı bulunan ve diğer davalı ...'ın kullanmakta olduğu ... plaka sayılı kamyonet tipi araç seyir halindeyken, motosikletle seyir halinde olan müvekkili davacı ...'ya çarparak yaralanmasına neden olduğunu, kazaya neden olan ... plaka sayılı aracın davalı sigorta şirketi poliçesi ile ZMMS kapsamında olduğunu, kazayla ilgili ceza yargılamasının Karşıyaka 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/215 E.- 2017/423 K. sayılı dosyasında yapıldığını, yargılama sırasında yapılan keşif ve alınan bilirkişi raporuna göre kazada davalı sürücü ...'ın asli kusurlu olduğunu, davacı sürücünün ise tali kusurlu olduğunu, ceza yargılaması sonucunda davalı sürücünün cezalandırılması yoluna gidildiğini, kararın kesinleştiğini, kaza nedeniyle davacı ...'nın ağır yaralandığını,  ceza yargılamasındaki adli rapora göre bu yaralanmanın basit tıbbi müdahale ile giderilmeyecek ölçüde, kemik kırığı yaratacak şekilde ve kırığın yaşam fonksiyonlarına etkisinin ağır düzeyde olduğu biçiminde tanımlandığını, davacı ...'in 23.10.2015 tarihinde, çenede oluşan kırık nedeniyle çene ameliyatı yapılarak taburcu edildiğini, taburcu edildikten sonra 25.12.2015 tarihine kadar, geçici iş göremezlik raporu verildiğini, davacı müvekkilinin bu tarihe kadar çalışamadığını, kaza nedeniyle burunda da kırık oluşmasına rağmen, aynı anda 2 ameliyat yapılamadığını, çene ameliyatından sonraki iyileşme sürecinin beklendiğini ve Mayıs 2016'da bu kez Ege Üniversitesi Hastanesinde burun ameliyatı gerçekleştirildiğini, bu ameliyat nedeniyle de davacı müvekkilinin 11 gün geçici iş görmezlik raporu aldığını, kaza nedeniyle davacı ...'de 2 adet çene kırığı meydana geldiğini, müvekkilinin Ege Üniversitesi Hastanesinde çene ameliyatı olduğunu, burun kırığı meydana geldiğini, çene ameliyatından bir süre sonra bu kez burun ameliyatı olduğunu, sağ kulaktan kıkırdak alınmak suretiyle buruna aktarıldığını, ön üst iki adet dişinin kırıldığını, dolgu yapıldığını, alt çenede 5 ön dişte doku kaybı olduğunu, kanal tedavisi ile diş köklerine plastik sinir konulduğunu, boyunda ağrıların oluştuğunu, yapılan muayenede 5 adet boyun fıtığı olduğunun anlaşıldığını, fizik tedavi uygulandığını, ağrıların devam ettiğini, boyun ağrısının tedavi süreci ve fizik tedavisinin Menemen Devlet Hastanesinde devam ettiğini, burnunda eğrilik oluştuğunu, çenede ağrısının olduğunu, halen elma, fındık, et vb gıdaları çiğneyemediğini, beslenme sorunu yaşadığını, dudağında uyuşma hissi sorunu yaşadığını, davacı ...'in kaza geçirdiğinde ... adlı işyerinde motosikletli kurye olarak çalıştığını ve haftalık olarak 350-TL + yemek + bahşiş aldığını, kaza nedeniyle müvekkilinin çalışamadığını, raporunun bitmesinin ardından, motosiklet kullanmaktan çok korktuğu için ve eşinin de motosiklet kullanmasına izin vermediği için işe devam edemediğini, bir süre işsiz kalan davacı ...'in, daha sonra fabrikada çalışmaya başladığını, ancak çıkarıldığını, tedavi sürecinde müvekkiline eşinin baktığını, ancak eşinin de yeni doğum yaptığından bakım işini eşi ile birlikte babasının da üstlendiğini, müvekkilinin kaza tarihinden beri sürekli hastanelere gidip geldiğini, yol masrafı yaptığını, çeşitli tedavi gideri ödediğini, davacı ...'te kalıcı şekilde boyun ağrısı, boyun fıtığı, diş ve çene ağrısı, burunda eğrilik ve estetik bozukluk oluştuğunu, keza dudaktaki doku kaybının da kalıcı durumda olduğunu, davacının halen bir fabrikada rüzgar santrali kanat üretimi işi yaptığını, 8 saat ayakta çalıştığını, özellikle havanın soğuması ile birlikte yoğun boyun ağrıları yaşadığını, bu ağrıların omuz, sırt ve kollarda uyuşmaya neden olduğunu, davacı ...'in çalışmasında verimsizlik oluştuğunu, ağrıları nedeniyle efor kaybı yaşayan müvekkilinde kalıcı işgücü kaybı olması ihtimalinin mevcut olduğunu, davacı ...'in kaza nedeniyle uğradığı maddi zarar kapsamında, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 2.000- TL maddi tazminatın (1.000-TL geçici işgöremezlik, tedavi, bakım, yol, iaşe bedeli ve 1.000-TL işgücü/efor kaybı için) kaza tarihinden itibaren işlemiş ve işleyecek yasal faizi ile birlikte tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ettiğini, kaza nedeniyle davacıların yaşamının alt-üst olduğunu, kaza tarihinde davacı ...'in henüz doğum yapmış olmasının hem de manevi açıdan kazanın olumsuz etkilerini kat be kat arttırdığını, ailenin bakım ve geçimini davacı ...'in babasının ve eş dostun üstlendiğini, yakın arkadaş ve akrabalarının kendi aralarında para toplayarak bebeğin ihtiyaçlarını karşıladığını, davacı<br> ...'in bir yandan lohusalık yaşadığını, bir yandan küçük bebeğine diğer yandan yaralı eşine bakmaya çalıştığını, davacı ...'in yaralanması yanında bebeği ile ilgilenememesinin üzüntüsünü yaşadığını, davacıların anne-baba olmanın sevincini bu kaza nedeniyle yaşayamadıklarını, kazanın üzerinden 3 yıl geçmiş olmasına rağmen davacıların yaşamındaki etkilerinin devam ettiğini, davacıların yaşadığı acı, üzüntü nedeniyle, davacı ... için 50.000-TL, davacı ... için 30.000-TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işlemiş ve işleyecek yasal faizi ile tüm davalılar ... ve ... San. Tic. Ltd. Şti'den müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ettiğini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılar üzerine bırakılmasına karar verilmesini istemiştir. <br>Davacılar vekili 18/10/2021 tarihli ıslah dilekçesi ile; davacı için toplamda 44.335,50-TL  olarak davayı ıslah etmiştir. <br>CEVAP :<br>Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesi ile;  davaya konu kazaya karışan ... plaka sayılı aracın müvekkili ... Sigorta A.Ş. nezdinde 0001-0210-11651150 numaralı Trafik Sigorta Poliçesi ile 02.05.2015/2016 tarihleri arasında sigortalı olduğunu, müvekkili şirketin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası gereğince dava konusu zararlara ilişkin olarak sorumluluğunun poliçe limiti ile sınırlı olup sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve zarar nispetinde olduğunu, poliçeye müstenit müşterek müteselsil sorumluluğunun poliçe limitiyle sınırlı olmakla beraber; masraf, vekâlet ücreti sorumluluğunun da bu miktara isabet eden oranlarda olacağını, poliçe limitinin maktuen ödenecek rakam olmadığını, poliçe limiti üzerindeki zararlardan müvekkili şirketin sorumluluğu bulunmadığını, 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanununun 86. Maddesinde \"İşleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bir bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın, kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya bir üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulur,\" denildiğini, anılan madde gereğince araç işleteninin ve sürücünün kusursuz olduğu hallerde sigortacının da tazminat ödeme yükümlülüğü bulunmadığını, davacının sigortalı araç sürücüsüne ait kusur ve zararının kanıtlanması gerektiğini, zararın kanıtlanamaması halinde müvekkili şirketin sorumluluğu olmadığını, davacı vekilinin müvekkilinin daimi sakatlığının bulunduğu iddiası ile müvekkili şirketten sakatlık tazminatı talep ettiğini, ancak; davacı vekilinin dava açılmadan önce tazminat taleplerine yönelik müvekkili şirkete başvurduğunu ve hasar dosyası açıldığını, davacı tarafın başvurularına konu ettikleri Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi tarafından düzenlenen raporların uzman medikal eksperler tarafından incelendiğini, tıbbi mütalaada yapılan inceleme neticesinde dava konusu kaza sonucunda davacının herhangi bir maluliyetinin bulunmadığının tespit edildiğini, bunun yanında kabul anlamına gelmemekle; özürlülük ölçütü, sınıflandırılması ve özürlülere verilecek sağlık kurulu raporları hakkında yönetmeliğe göre, sağlık kurulu raporlarının  düzenlenmesi gerektiğini, müvekkili şirket nezdindeki trafik sigorta poliçesi 02.05.2015 tarihinde tanzim edilmiş olduğundan bu poliçenin 01.06.2015 tarihli Trafik Sigorta Poliçesi Genel Şartlarına tabi olduğunu, mahkemece bilirkişi incelemesine başvurulması halinde, hazırlanacak raporda TRH 2010 yaşam tablosu ve %1,8 teknik faiz oranının esas alınması gerektiğini,  meydana gelen kaza nedeniyle davacının talep ettiği geçici iş göremezlik giderinden müvekkili şirketin sorumlu tutulamayacağını, zira bu hususta sorumluluğun Sosyal Güvenlik Kurumuna ait olduğunu, dolayısıyla davacı yanın bu husustaki talebinin reddi gerektiğini, davacının herhangi bir sosyal sigorta kurumuna bağlı olup olmadığının araştırılması gerektiğini, davacının, bir sosyal sigorta kurumuna bağlı olması halinde, bu kurum tarafından yapılan ödemeleri sigorta şirketinden talep edilemeyeceğinden dolayı mükerrer ödemeden imtina amacıyla bu hususun tespiti gerektiğini, gelir durumuna ilişkin olarak somut belge ve delil sunulamaması halinde yasal asgari ücret esas alınarak hesaplama yapılması gerektiğini,  kabul anlamına gelmemekle birlikte, müvekkili şirketin sigorta bedelini ödeme yükümlülüğünün dava tarihinde muaccel hale geldiğini, bu sebeple mahkemece faize hükmedilmesi halinde hükmedilecek faizin dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiz olması gerektiğini, Karayolları Trafik Kanunu'nun 99. Maddesi ve yerleşmiş Yargıtay Kararları gereğince, gerekli belgelerin eklenmesi sureti ile şirkete müracaat tarihinden öncesinde şirketin temerrüdünün söz konusu olmadığını, sigortacı yönünden sigorta bedelini ödeme yükümlülüğünün belgelerin ibrazından itibaren (15) iş günü içinde, böyle bir başvuru olmadığı takdirde dava tarihinde muaccel hale geldiğinden bu tarihler öncesinde müvekkili sigorta şirketi açısından faiz sorumluluğu da bulunmadığını, davacı yanca müvekkili şirkete geçerli bir başvuru yapılmadığını, dolayısıyla başvuru şartı yerine getirilmediğinden müvekkili şirketin temerrüdünün söz konusu olmadığını, mahkemece faize hükmedilmesi halinde, faiz başlangıç tarihinin dava tarihi olması gerektiğini, açıklanan nedenlerle; aleyhe açılan davanın reddine, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini istemiştir.<br>Davalılar ... San. Tic. Ltd. Şti. ve ... vekili cevap dilekçesi ile; davacıların maddi ve manevi  taleplerinin zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, davacıların taleplerinin KTK 109/1 maddesi gereğince zamanaşımına uğradığını, trafik tespit tutanağında kazaya karışan ... plakalı araç sürücüsü davalı ...'ın asli, ... motosiklet sürücüsü davacı ... için tali kusurlu olduğunun belirtildiğini, ceza davası da aynı kusur oranına göre sonuçlanmış ise de bu kusur belirlemelerinin HMK Yargıcını bağlamayacağını, kazanın meydana gelmesinde ... plakalı motosiklet sürücüsünün tali kusurlu değil asli kusurlu olduğunu, öte yandan davacı ...'nın kazanın meydana gelmesindeki kusuru yanında bedeni zararının artmasındaki en önemli sebebin kusura itirazda kaza anında motosiklet sürücüsünün başına tam korumalı şekilde takmanın zorunlu olduğu kaskını yüzünü açık bırakacak şekilde yarım fonksiyonlu olarak takmış olmasından dolayı olduğunu, bu durumun davacının zararının kendi kendi kusuruyla artmasına neden olduğunu, tarafların kusur oranlarının yeniden belirlenmesini, davacıların maddi ve manevi tazminat taleplerinin haksız, dayanaksız ve fahiş olduğunu, öncelikle davacılardan ...'nın eşi ...'nın trafik kazası sonucu yaralanması ile ilgili olarak manevi tazminat talep hakkının olmadığını, davacı ...'nın trafik kazasında eşi ...'nın yaralanması nedeniyle istemiş olduğu 30.000,00 TL manevi tazminatın ise çok fahiş olduğunu, kaza anında motosiklet sürücüsünün başına tam korumalı şekilde takmak zorunda olduğu kaskını yüzünü açık bırakacak şekilde yarım fonksiyonlu, yani sadece başının üstünde göstermelik olarak takmış olmasının davacının zararının kendi kusuruyla artmasına neden olduğunu, davacılardan geçirdiği kaza sonucu mağdur olduğunu belirten ...'nın geçici iş göremezlik nedeniyle 1.000,00 TL iş gücü ve güç kaybı nedeniyle 1.000,00 TL maddi tazminat talep etmesinin somut hiçbir dayanağının olmadığını, talep ettiği manevi tazminatın ise hem çok fahiş hem de hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, açıklanan nedenlerle; davanın reddine, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davacı karşı yana yükletilmesine karar verilmesini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :<br>Mahkemece, ''....Davacının davasının KISMEN  KABULÜ İle ; 43.062,00 TL alacağın (38.418,62-TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 3.369,88-TL geçici iş göremezlik tazminatı ve geçici bakıcı gideri  olarak 1.273.50 TL) davalılar ... ve  ... San  tic.Ltd Ştinden  kaza tarihi olan 17/10/2015  tarihinden itibaren, davalı ... Sigorta A.Ş. yönünden ise 30/11/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, Fazlaya ilişkin 1.273,50 TL bakıcı gideri talebinin reddine , davacı ... için 8.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 17/10/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...  San. Ve Tic. Ltd Şti  den alınarak davacıya verilmesine, davacı ... için 4.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 17/10/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ... San. ve Tic. Ltd. Şti.nden  alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat talebinin reddine...'' şeklinde karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ  :<br>Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; her iki davacı için hüküm altına alınan manevi tazminat miktarlarının oldukça düşük oluşu ve vekalet ücreti hesabının hatalı olduğu, TBK.'nun 56. md. hükmü gereğince, uygun illiyet bağı ile, hukuka aykırılık bağı koşullarının gerçekleştiği, davacıların doğrudan doğruya manevi zarara maruz kaldığını, manevi tazminata temel olan ana düşünce, cismani zarar sonucu bozulmuş olan ruhi ve bedeni huzurun kısmen ve imkan dairesinde elde edilmesinin sağlanması olup toplumun sosyal ve ekonomik yapısı, özellikle de tarafların gerçek durumlarının gerektirdiği hak ve adalete uygun olarak, duyulan elem ve ızdırabın derecesi, haksız eylem ile meydana gelen sonucun ağırlığı tazminatın takdirinde göz önünde tutulması gereken unsurlar olduğunu, bu ilkeler ışığında tarafların sosyal, ekonomik ve ailevi durumları, tanık beyanları ,davacının yaralanmalarından dolayı duydukları elem ve üzüntü, eylemin ağırlığı ve sonucu, zarar verenin kusur oranı  nazara alınarak, bozulmuş olan ruhi ve bedeni huzurun, kısmen ve imkan derecesinde yeniden elde edilmesini sağlamaya yönelik olması gerektiği, Mahkemece, manevi tazminata hakim tüm bu kıstaslar gerekçeli kararda gösterilmesine rağmen, kıstaslara aykırı olarak, kaza sonucunda 4 ay iyileşme süreci ve kalıcı sakatlık yaşayan davacı ... için 8.000-TL, henüz doğum yapmışken hem bebeği hem de davacıya bakmak zorunda kalan, davacının çektiği acılara tanık olan davacı ... için 4.000-TL manevi tazminatın takdir edilmesinin haksız ve adalet duygusuna aykırı olduğunu, öte yandan, davacılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı söz konusu olup,  davacılar için ayrı ayrı hüküm altına alınan manevi tazminat miktarları için de AAÜT gereğince ayrı ayrı vekalet ücretinin hesaplanarak hüküm altına alınması gerektiğini, bunun aksine, davacılar yararına hükmedilen manevi tazminat miktarlarının tümü üzerinden tek bir vekalet ücretinin hüküm altına alınmasının yerinde olmadığını belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, istinaf talebi doğrultusunda yeniden hüküm kurulmasına, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına  karar verilmesini talep etmiştir. <br>DELİLLERİN  DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: <br>Dava, trafik kazasından kaynaklı bedeni zarar nedeni ile maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.<br>İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Mahkemece, davanın maddi ve manevi tazminat talepleri yönünden kısmen kabulüne karar verilmiş olup, karar davacılar vekili tarafından istinaf edilmiştir. <br>6098 sayılı TBK'nun 56. maddesi hükmüne göre, hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Manevi tazminat, zarara uğrayanda, manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.6.1976 günlü ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar açıkça  gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hakim bu konuda takdir hakkını kullanır iken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.<br>Davaya konu edilen kazada, davacıların kaza nedeni ile duydukları acı ve elem, kazanın oluş biçimi, kazanın meydana gelmesinde davalı sürücünün kusur durumu, davacı ...'in yaralanmasının niteliği ve maluliyet durumu; olay tarihindeki paranın alım gücü, tarafların dosyaya yansıyan sosyal ve ekonomik durumları  ve manevi tazminatın yukarıda ifade edilen amacı da göz önünde bulundurularak davacılar için takdir edilen manevi tazminatın hak ve nesafet kurallarına uygun olduğu anlaşılmakla, davacılar vekilinin manevi tazminatların miktarına yönelik istinaf itirazları reddedilmiştir. <br>Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davacılar vekilinin istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>\tHÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>\t1-Davacılar vekilinin Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10/12/2021 tarihli 2018/748 Esas ve 2021/702 Karar sayılı kararına yönelik istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>\t2-İSTİNAF AŞAMASINDA; alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından peşin alınan 80,70-TL'nin mahsubu ile eksik kalan 346,90-TL'nin davacılardan alınarak Hazineye gelir kaydına (harç işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine),<br>\t3-Davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,<br>\t4-HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan gider avansından  kalan bakiyenin yerel  mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine,<br>\t5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,<br>\t6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 19/12/2024<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a12ceacea1fee806","SID":"22e92d6d91c66f6a"}}