{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    21. HUKUK DAİRESİ     2022/1254 Esas  - 2024/1599 Karar<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br><br>ESAS NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2022/1254 <br>KARAR NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2024/1599<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br><br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 6.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 31/05/2021<br>NUMARASI\t: 2018/718 Esas 2021/434 Karar<br>DAVACI<br>VEKİLLERİ<br>DAVALI\t:<br>DAVA\t: Alacak <br>DAVA TARİHİ\t: 11/10/2018<br>KARAR TARİHİ\t: 27/12/2024<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 27/12/2024<br><br>\tTaraflar arasındaki işletme hakkı devir sözleşmesinden kaynaklanan rücuen alacak istemine  ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulüne  yönelik olarak verilen hükme karşı taraf vekillerince süresinde ayrı ayrı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. <br>\tDAVA<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; 1990 yılında TEK'in elektrik üretim ve iletim hizmetlerini yapmak üzere TEAŞ ile elektrik dağıtım hizmetlerini yapmak üzere ... adı altında iki ayrı anonim şirkete dönüştürüldüğünü, tüm dağıtım müesseselerinin ...’a devredildiğini, 25.11.1993 tarih ve 93/T-103 sayılı kararı ile ...’a bağlı merkezi Konya’da olmak üzere ... EDAŞ unvanı altında davacı şirketin kurulduğunu, 02.04.2004 tarih ve 2004/22 sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu Kararı ile özelleştirme programına alındığını, 24.07.2006 tarihinde ... ile ... arasında işletme devir hakkı sözleşmesi imzalandığını, Özelleştirme Yüksek Kurulu’nun 30.04.2009 tarih ve 2009/16 sayılı kararı uyarınca %100 oranındaki hissesinin satışına ilişkin Özelleştirme İdaresi Başkanlığı ile ... Enerji Dağıtım ve Perakende Satış Hizmetleri A.Ş arasında 30.10.2009 tarihinde imzalanan Hisse Satış Sözleşmesi ile müvekili şirketin özelleştirildiğini, aynı isim altında ... EDAŞ olarak faaliyetlerini sürdürdüğünü, 24.07.2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmesinin 1. Maddesinde; Kırşehir, Nevşehir, Niğde, Aksaray, Konya ve Karaman illerinden oluşan Elektrik Dağıtım Bölgesinde yer alan ... uhdesinde bulunan Dağıtım Sisteminin Dağıtım Tesislerinin ve Dağıtım Tesislerinin İşletilebilmesi için varlığı zorunlu diğer taşınır ve taşınmazların mülkiyet hakkı saklı kalmak koşulu ile ...’ne İşletme Hakkının devredilmesi ile Dağıtım Tesislerinin ve gerekli diğer unsurların iyileştirilmesi, güçlendirilmesi ve yeni dağıtım Tesisi yapımının esaslarını ve tabi olduğu hükümleri belirlemektedir  denildiğini, ... ile imzalanan ... EDAŞ A.Ş’nin %100 oranındaki hissesinin ... Enerji Dağıtım ve Perakende Satış Hizmetleri A.Ş’ne satışına ilişkin 30.10.2009 tarihli sözleşmenin 8.6 maddesinde; “ Şirketin ... ile 24.07.2006 tarihinde imzalanmış olduğu İşletme Devir sözleşmesi işbu sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte ve geçerlidir “ denildiğini, 24.07.2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmesinin 7.4 maddesi gereğince dağıtım faaliyetinin hisselerinin tamamı ...’a ait olduğu dönemde ...’ın özelleştirilmesinden önce yani ... ile ...’ın ayrılmaz bir bütün olduğu yönetiminin ...’ta olduğu döneme rastlayan 24.08.2006 tarihinde 875 sayı ile EPDK kurul kararıyla onaylanan 20 Dağıtım Şirketi İçin Tarife Uygulamalarına İlişkin Usul ve Esaslar kapsamında kurumlann yanlış abone grubuna göre fiyatlandırıldığı iddiasıyla Sağlık Bakanlığı tarafından Konya 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/670 Esas, 2015/98 Karar sayılı dosyasıyla alacak davasımn açıldığını, mahkemece davanın kabulüne karar verildiğini, 27.05.2015 tarihinde Konya İl Sağlık Müdürlüğü’nün hesabına 1.420.835,21 TL ödemek zorunda kalındığını, bunun yanı sıra davanın takibi çerçevesinde masraflara katlandığını  beyanla Konya İl sağlık Müdürlüğü’ne 27.05.2015 tarihinde ödenmek zorunda kalınan 1.420.835,21 TL nin fazlaya dair haklan saklı kalmak üzere şimdilik 50.000,00 TL sinin ödeme tarihinden itibaren işleyecek en yüksek ticari avans faizi ile davalıdan alınarak müvekkile ödenmesine, müvekkil tarafından yapılan yargılama giderlerinin fazlaya dair hakları saklı kalmak üzere şimdilik 100,00 TL’sinin ödeme tarihinden itibaren en yüksek ticari avans faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\t\t\t       CEVAP<br>\tDavalı vekili  cevap dilekçesinde özetle; 4628 sayılı Kanunla, enerji sektöründeki özelleştirmelerin 4046 sayılı Kanun hükümleri Çerçevesinde Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından gerçekleştirileceği hükmü getirildiğini, Yüksek Planlama Kurulunun 17.03.2004 tarihli kararı ile kabul edilen \"Elektrik Eneıjisi Reformu ve Özelleştirme Stratejisi Belgesi Çerçevesinde ...'ın 02.04.2004 tarihli Özelleştirme Yüksek Kurulu kararı ile özeleştirme kapsam ve programına alındığını, davacı Şirketin de dahil olduğu 20 şirketin, Türkiye' deki dağıtım bölgelerinde dağıtım lisansına sahip olarak 01.03.2005 tarihi itibariyle sermayesinin tamamı davalı kuruma ait olmakla birlikte davalı kurumdan ayrı birer tüzel kişiliğe sahip olarak faaliyet göstermeye başladığını, Davacı ... EDAŞ'da elektrik dağıtım lisansına sahip olan ... Genel Müdürlüğü’nden ayrı bir tüzel kişiliğe sahip bir anonim şirket olduğunu, Danıştay 1. Dairesinin 26.11.2004 tarihli karan ile kabul edilen özelleştirme modeline uygun olarak 4628 sayılı Kanunun 14. Maddesinin ikinci fıkrasında “ ...’ın faaliyet alanında yer alan ve dağıtım faaliyeti için gerekli olan işletme varlıkları üzerinde, mülkiyeti saklı kalmak kaydı ile ... ile belirlenen dağıtım bölgelerinde faaliyet göstermek üzere kurulan elektrik dağıtım şirketleri arasında işletme hakkı devir sözleşmesi düzenlenebilir “ hükmünün amir olduğunu, söz konusu düzenlemeye istinaden gerekli işlemlerin tamamlanmasını müteakiben ... ile %100 hisselerine sahip olduğu 20 elektrik dağıtım şirketi arasında dağıtım varlıklarının işletilmesine ilişkin İşletme Devir Hakkı Sözleşmesi imzalandığını, ... EDAŞ 25.09.2008 tarihinde de Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından gerçekleştirilen ihale sonucunda şirketin %100 hissesi 30.10.2009 tarihinde ... Enerji Dağıtım ve Perakende Satış Hizmetleri A.Ş tarafından devralındığını, dağıtım Şirketlerinin özelleştirilmesine ilişkin uygulamalarda Hisse Satış Sözleşmesinin imzalanması ile hisseleri el değiştirerek özel sektöre devredilen şirketin tüzel kişiliği, hakları, borçları ve yükümlülüklerinde herhangi bir değişiklik olmamakla şirketin hisse devri öncesi ve sonrasına ilişkin sorumluluklarının aynen devam ettiğini, ... EDAŞ’nin ihale sürecinin tamamlanmasının ardından 24.07.2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi ve Özelleştirme İdaresi talimatları doğrultusunda taraflarca takip edilen dosyalara ilişkin aynm çalışmalarının başlandığını, dosyalara ilişkin listeler hazırlanarak davalı kurum ile ... EDAŞ arasında dava dosyalarına ilişkin tespit tutanağı imzalandığını, iş bu tespit tutanakları ekindeki dava ve icra dosyalarına ilişkin liste her iki şirketin Yönetim Kurulunun onayından geçmek suretiyle kesinleştiğini, listelerde yer alan davaların ayrımında İşletme Hakkı Devir Sözleşmesinin 7. maddesi ile Özelleştirme İdaresi Başkanlığı talimatları esas alındığını, daha sonra açılacak olan davaların kim tarafından takip edileceği de aynı hususlar doğrultusunda belirlendiğini, dolayısıyla iş bu davadaki uyuşmazlık davacının alacağına dayanak olarak gösterdiği Konya 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/670 E. Sayılı dava dosyasının İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi kapsamında taraflardan hangisinin sorumluluğunda olduğu noktasında toplandığını, işletme hakkı Devir Sözleşmesinin davaya dayanak teşkil eden İşletme Hakkı Devir Sözleşmesinin “ Üçüncü kişilerin Hak İddiaları “ başlıklı 7. Maddesinde sorumluluğun taraflardan hangisine ait olacağına ilişkin kriterler yer almakta olduğunu, kriterler gereğince 3. Kişi zararından ...’ın sorumlu olabilmesi için zarar neden olan olayın dağıtım faaliyetine ilişkin olması ve söz konusu olayın dağıtım faaliyetinin ... tarafından yürütüldüğü dönemde yani İşletme Hakkı Devir Sözleşmesinin imza tarihi olan 24.07.2006 tarihinden önce gerçekleşmiş olmasının gerektiğini, 24.07.2006 tarihinden sonraki dağıtım faaliyetinin davacı şirket tarafından yürütüldüğünden 24.07.2006 sonrasında meydana gelen zararlara ilişkin olarak sorumluluk sözleşmede açıkça belirtildiği üzere dağıtım faaliyetini yürütmekte olan ... EDAŞ’a ait olacağını, EPDK Kurul kararıyla onaylanan 20 Dağıtım Şirketi İçin Tarife Uygulamalarına İlişkin Usul ve Esaslar kapsamında kuramlarının yanlış abone grubuna göre fiyatlandırıldığı iddiasıyla Sağlık bakanlığı tarafından açılan Konya 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/670 Esas, 2015/98 Karar sayılı karar gereğince ... tarafından ödenen meblağın davalıdan tahsiline yönelik olduğunun belirtildiğini, yanlış abone grubuna göre fiyatlandırmadan kaynaklanan yani dağıtım faaliyetinin ... EDAŞ tarafından yürütüldüğü dönemde meydana gelen olaydan kaynaklandığından davalı kurumun sorumluluğundan bahsetmenin mümkün olmadığını, İşletme Hakkı Devir Sözleşmesinin hiçbir maddesinde hisse devir tarihine kadar sorumluluğun davalı kuruma ait olduğuna ilişkin bir hüküm bulunmadığını, hatta hisse devrine ilişkin bir atıf da yer almadığını, aksi durumun kabulü İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi hükümlerinin açıkça yok sayılması anlamına geleceğini, öte yandan gerekçeli kararda da belirtildiği üzere rücu davasına dayanak olayda 24.08.2006 tarihinde 875 sayı EPDK Kural kararıyla onaylanan 20 Dağıtım Şirketi İçin Tarife Uygulamalarına İlişkin Usul ve Esaslar kapsamında yanlış abone grubuna göre fiyatlandırma nedeniyle davacı Sağlık Bakanlığı tarafından alacak talep edildiğini, söz konusu davaya konu edilen ve davacının ödediğini bahsettiği bahsi geçen bedel zaten haksız tahsilat nedeniyle fazladan tahsil ettiği bedel olduğunu, bu nedenle söz konusu bedelin davalı kurumdan talep edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davanın kabulü anlamına gelmemekle birlikte ödendiği iddia edilen bedelin ödeme tarihinden itibaren işleyecek en yüksek ticari faiziyle birlikte talep edilmesi işletme Hakkı Devir Sözleşmesine aykırı olduğunu, üçüncü kişilerle mülkiyet hakkına dayalı olarak ortaya çıkan ihtilaflar İşletme Hakkı Devir Sözleşmesinin 7.1, 7.2 ve 7.3 maddesinde düzenlendiğini, dava konusu mahkeme kararının sözleşmenin 7.2 maddesi çerçevesinde değerlendirilmesinin gerektiğini, davacı tarafça alacağa ödeme tarihinden itibaren faiz talep edilmesinin de Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına ve usul ve yasaya aykırı olduğunu beyanla davanın reddini istemiştir. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece; alınan bilirkişi raporu ile 24/07/2006 tarihine kadar ki dönem için Sağlık Bakanlığından yanlış abone grubu uygulanması nedeniyle tahsil edilen ve Konya 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin kararına konu tutar ayrıca hesaplattırıldığı, neticede Konya 1. Asliye Hukuk mahkemesinin kesinleşen kararında hükmedilen 1.006.733,81 TL tazminatın 114.581,30 TL lik kısmının 24/07/2006 tarihine kadar yapılan faturalarla ilgili olduğu, Konya 1. Asliye hukuk Mahkemesince hükmedilen tutar içerisinde 114.581,30 TL üzerinden faiz, yargılama ve vekalet ücretlerinden de davalının sorumlu olacağı ve yapılan oran dikkate alındığında davalı hissesine düşen vekalet ücreti ve yargılama giderinin ve faiz tutarının 23.197,80 TL olduğu 1. Ek raporda yapılan bu yöndeki hesabın yerinde olduğu mahkememizce kabul edilmiş olmakla birlikte davacı tarafın 08/03/2021 tarihli talep artırım dilekçesindeki talebi ile bağlı kalınmak suretiyle (davacı açıkça İHDS öncesi dönem için 137.774,10 TL, işletme hakkı devir sözleşmesine kadar 50,00 TL ve 100,00 TL yargılama gideri talep etmiş olduğundan) 24/07/2006 tarihli işletme hakkı devir sözleşmesi öncesine ait ödenen 114.581,30 TL nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlı avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesi gerektiği anlaşıldığından davanın kısmen kabulüne, 114.681,30 TL nin 27/05/2015 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlı avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya dair istemin reddine  karar verilmiştir.<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın tam kabulüne karar verilmesi gerekirken ilk derece mahkemesince kısmen kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu ... Genel Müdürlüğünün 24/01/2011 tarih ve 445 sayılı yazısı ile sorumluluğun tamamen kabul edildiği hususunun dikkate alınmadığını, müvekkili şirketçe katlanılan takip öncesi faiz ve yargılama giderlerine yönelik hüküm kurulmamasının hatalı olduğunu bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.<br>\tDavalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;  davanın zamanaşımına uğradığını,  gerekçeli kararın eksik inceleme sonucu tesis edildiğini,  dava konusu alacağın sözleşmenin 7.maddesi kapsamına girmediğini, dilekçelerde yeralan bilanço düzenlemelerine ilişkin açıklamaların değerlendirilmediğini, verilen kararın şirket açısından sebepsiz zenginleşmeye yol açacağını, talep edilen alacağın hisselerinin tamamının ...'a ait olduğu dönemde gerçekleştirildiğini, devre esas bilanço kayıtlarında yer aldığını, müvekkili tarafından tekrar ödeme yapılmasının mükerrer ödemeye yol açacağını, hisse satış sözleşmesi, ihale şartnamesi, İHDS hükümlerinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini, davacının ihbar yükümlülüğünü yerine getirmediğini, ödenen bedelin tamamını ödeme tarihinden itibaren faizi ile birlikte talep edemeyeceğini, ödeme döneminde müvekkiline ihbar yapılmadığından icra takibine ilişkin giderlerden, vekalet ücretinden, karara ilişkin olarak yapılan diğer masraflardan ve faizden sorumlu olmadığını, ilam sonrası faiz, icra takibi ve buna ilişkin giderler kısmına ilişkin ilamın takibe konu edilmesinde davacı kusurlu olduğundan müvekkiline rücuun mümkün olmadığını, ödeme tarihinden itibaren avans faizine hükmedilemeyeceğini, müvekkili kurum aleyhine hükmedilen harç, yargılama gideri ve vekalet ücretinde de hatalar olduğunu bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir.<br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tDava; işletme hakkı devir sözleşmesinden kaynaklanan rücuen alacak istemine ilişkindir.\t<br>\t6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;  <br>\tKonya 1. Asliye Hukuk  Mahkemesi'nin 2011/670 esas 2015/98  Karar sayılı ilamının incelenmesinde; SGK tarafından ... EDAŞ'a karşı 01/01/2006-17/02/2010 tarihleri arasında yanlış tarife uygulanmak suretiyle hesaplanan elektrik faturaları nedeniyle fazladan ödenen miktarın tahsili istemiyle açılan istirdat   davasında mahkemece  davanın kabulüne dair verilen kararın  Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 07/12/2017 tarih 2017/15430 2017/17299 sayılı kararı ile onanarak kesinleştiği ,  ilama istinaden davacı tarafından SGK'ya 27/05/2015 tarihinde toplam 1.420.835,21 TL'nin iade edildiği  anlaşılmıştır.  \t<br>\tTaraflar arasında akdedildiği hususunda her hangi bir ihtilaf bulunmayan 24/07/2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmesinin 7.1 maddesinde; sözleşmenin imza tarihinden önce başlamış idari ve hukuki ihtilafların takip edilmesi, çözüme kavuşturulması ve bundan kaynaklanan her türlü sorumluluğun ...'a ait olduğu, 7.4 ve 7.6 maddesinde de; dağıtım faaliyetinin ... tarafından yürütüldüğü dönemde bu faaliyetler nedeniyle üçüncü kişiler tarafından ileri sürülecek her türlü talebin muhatabının ... olduğu hükme bağlanmıştır.<br>\t... Genel Müdürlüğü ile Müessse Müdürlüklerinin ayrı tüzel kişi oldukları ve Müessese ile ilgili davalarda ...'a husumet düşmeyeceği yerleşmiş Yargı içtihadı haline gelmiştir. Bu konudaki  Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10/03/2010 gün ve  2010/13-89 esas 2010/134 kara sayılı ilamında\"<br>\t\"Davalı ... AŞ. 233 sayılı KHK.nin 3.maddesi uyarınca TEK kurumundan ayrılarak iki ayrı iktisadi devlet kuruluşu olarak 15.9.1993 tarihli 21699 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Bakanlar Kurulu kararı ile kurulduğu, 26.1.1994 günlü 21830 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan ana statüsü ile organlarının görev alanlarının belirlendiği, 15.1994 gününde yöntemince tescili yapılıp ilan edildiği, bilahare kendi mevzuatı ve 233 sayılı KHK.nin 15 ve devamı maddeleri uyarınca müesseseler oluşturarak faaliyetine devam ettiği, bu müesseselerin de ticaret siciline kaydı yapılarak ilan edildiği ve tüzel kişiliğinin bulunduğu, kendine ait sermayesi ve yönetim organları bulunan müesseselerin kendi faaliyet alanlarında kalan işlemlerle ilgili olarak yasal hasım olarak gösterilmeleri gerekir. Davalılardan... Elektrik Dağıtım Müessese Müdürlüğü izah edilen şekilde kurulan ve diğer davalıdan bağımsız tüzel kişiliği bulunması, kendi faaliyet alanındaki enerji nakil hatlarının bedellerinin tahsiline ilişkin davanın da bu ilgili müesseseye yöneltilmesi gerekir. Diğer davalı müessesenin faaliyet alanı içinde kalan enerji nakil hatları bedelinden doğan alacağı tahsili hakkında açılan davada davalı ...’a husumet yöneltilmesi mümkün değildir. (HGK. 2000/21-1668- 2000/1763) Açıklanan nedenle davalı ... hakkındaki davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir...) gerekçesiyle Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin bozma kararına direnilmesi kararını aynı gerekçe atıfla bozmuştur.<br>\tMüessese Müdürlüklerini faaleyetlerin sürdürürken bu kez;<br>\tEnerji sektöründeki özelleştirmelerin 4046 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından gerçekleştirileceği 4628 sayılı yasa ile düzenlenmiş, 02.04.2004 tarih ve 2004/22 sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu Kararı ile ... özelleştirme kapsam ve programına alınmış, davacı şirketinde dahil olduğu 20 şirket, Türkiyedeki dağıtım bölgelerinde dağıtım lisansına sahip olarak 01.03.2005 tarihi itibariyle sermayesinin tamamı ...'a ait olmakla birlikte, ...'tan ayrı birer tüzel kişiliğe sahip olarak faaliyete başlamıştır.<br>\t... tarafından 20 adet dağıtım şirketi kurulduktan sonra herbiri ile ayrı ayrı 24.07.2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi imzalanmıştır.\t<br>\tDavacı şirket, tüm hisseleri davalı ...'a ait olmak üzere 30/10/2009 tarihine kadar faaliyet göstermiş, bu süreçte özelleştirme işlemleri yürütülmüş, özelleştirmenin tamamlanmasıyla birlikte davacı şirketin hisselerinin tamamı ... Enerji Dağıtım ve Perakende Satış Hizmetleri Anonim Şirketi'ne devredilerek  30/10/2009 tarihli hisse satış sözleşmesi akdedilmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 15/11/2006 tarih ve 2006/10-722 Esas 2006/730 Karar sayılı ilamında açıklandığı üzere anlatılan hukuki sürece göre 01/03/2005 tarihinden (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2000/21-1668 Esas 2000/1763 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzre ... genel müdürlüğü bağımsız tüzel kişiliği bulunan müessese müdürlüğü ve akabinde şirket)  sonraki tüm iş ve işlemler ayrı bir tüzel kişilik olan dağıtım şirketi tarafından gerçekleştirilmiştir. Bu dönemde dağıtım şirketlerinin hisselerinin tamamının ... genel Müdürlüğüne ait olması da şirketin ayrı bir tüzel kişisi olduğu gerçekliğini etkilememiştir. Nitekim bu kapsamda dağıtım şirketlerinin faaliyetlerinden kaynaklanan davalarda husumetin dağıtım şirketlerine düşeceği ve ... Genel Müdürlüğü aleyhine açılan davaların husumet yokluğundan red edileceğine dair  Yargıtay kararları yerleşmiş içtihat haline gelmiştir.<br>\tGerek özelleştirme öncesi dönemdeki müessse müdürlükleri gerekse özelleştirmeden sonra kurulan dağıtım şirketlerinin ayrı tüzel kişilikler olduğu ve kendi adlarına bağımsız iş ve işlemler yaptığı bunların iş ve işlemlerinden dolayı ... Genel Müdürlüğüne husumet düşmeyeceği açıktır.<br>\t\tYargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun  15.11.2022  tarih ve  2020/11-593 Esas 2022/1517    Karar sayılı ilamında;  \"..14. Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle işletme hakkının devrine ilişkin yasal düzenlemeler ile hukukî kavram ve kurumların ortaya konulmasında yarar vardır.<br>\t15. İşletme hakkının verilmesi 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun’un 18/A-c maddesinde; “Kuruluşların bir bütün olarak veya aktiflerindeki mal ve hizmet üretim birimlerinin mülkiyet hakkı saklı kalmak kaydıyla bedel karşılığında belli süre ve şartlarla işletilmesi hakkının verilmesidir” şeklinde tanımlanmıştır. Anılan Kanun’un “Kamu Hizmetlerinin Gördürülmesinin Özelleştirilmesi” başlıklı 15. maddesi ile kamu hizmetlerinin gördürülmesinin özelleştirilmesinde, işletme haklarının verilmesi veya kiralanması ve mülkiyetin devri dışındaki benzeri diğer yöntemlerle özelleştirme usulü benimsenmiştir. Buna göre, işletme haklarının verilmesi veya kiralanması ve benzeri diğer yöntemlerle özelleştirme, anılan Kanun’a göre yapılacaktır. Ayrıca bu madde gereğince işletme hakkı verilmesi, kiralama veya benzeri diğer yöntemlerle kullanma hakkının devri süresi kırk dokuz yılı geçemez.<br>\t16.  İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi de 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun’un 18/A-c maddesinden doğan bir sözleşme türü olup işletme hakkının verilmesi ile gerçekleştirilen özelleştirme uygulamasıdır. İHDS kamu hizmetinin gördürülmesine yönelik birçok sektörde kullanılsa da en yaygın olarak kullanıldığı sektör, enerji piyasası ve özellikle de elektrik piyasasıdır. 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun kapsamında, elektrik üretim, iletim ve dağıtım hizmetleri özelleştirme programına alınmış ve bütünleşik bir yapıda hizmet vermesi için düzenlemeler yapılan Türkiye Elektrik Kurumu (TEK) bölünerek Elektrik Üretim A.Ş. (EÜAŞ), Türkiye Elektrik İletim A.Ş. (TEİAŞ) ve Türkiye Elektrik Dağıtım A.Ş. (...) adlı iktisadi devlet teşekkülleri oluşturulmuştur.<br>\t17. Üretim tesisleri ile dağıtım bölgeleri arasındaki (elektrik enerjisinin gerilim seviyesi 36 kV üzerindeki hatlar üzerinden naklini içeren) iletim hizmetinin zorunlu tekel konumu gözetilerek iletim hizmeti TEİAŞ bünyesinde yürütülmek üzere özelleştirme kapsamı dışında tutulmuş; elektrik üretim ve dağıtımında ise rekabetçi bir piyasanın oluşması benimsenmiştir. Bu kapsamda elektrik üretimi kamu hizmetinin, ruhsat usulü ile özel hukuk kişilerine gördürülmesi benimsenirken, elektrik dağıtımı kamu hizmetinin ise Danıştay’dan alınan görüşe uygun olarak, özelleştirilmesinin işletme hakkı devri usulü ile yapılması benimsenmiştir.<br>\t18. Özelleştirme İdaresi Başkanlığının talebi üzerine, dağıtım bölgelerinde gerçekleştirilecek özelleştirme uygulaması da dahil elektrik özelleştirilmelerinde izlenecek modelin belirlenebilmesi açısından, elektrik üretim tesislerinden hidroelektrik ve akarsu santralleri ile termik santrallerin ve ...’a ait elektrik dağıtım bölgelerinin mülkiyetinin devri suretiyle özelleştirilmesinin hukuken mümkün olup olmadığı hususunda istenilen görüşe Danıştay 1. Dairesinin 05.03.2004 tarihli ve 2004/17 E., 2004/24 K. sayılı kararı ile dağıtım bölgelerinin mülkiyetinin devri dışında işletme hakkının devir suretiyle özelleştirilmesinin mümkün bulunduğu belirtilmiştir. Bunun üzerine ..., Özelleştirme Yüksek Kurulunun 02.04.2004 tarihli ve 2004/22 sayılı kararı ile özelleştirme kapsam ve programına alınmıştır. Bu karar gereğince dağıtım bölgesi sınırları içerisinde dağıtım hizmetlerini görmek üzere dağıtım şirketi kurularak bu şirkete kırk dokuz yıl süre ile dağıtım lisansı ve işletme hakkı verilmesinin, dağıtım tesisleri dışında kalan duran varlıkların da (araç, bina, taşıt, demirbaş vb.) bu şirkete devir edilmesinin ve söz konusu bu şirketin hisselerinin satışı suretiyle özelleştirilmesinin mümkün olup olmadığı hususu Danıştay 1. Dairesinin 26.11.2004 tarihli ve 2004/444 E., 2004/409 K. sayılı kararı ile uygun bulunmuştur. <br>\t19.  Danıştay 1. Dairesinin 26.11.2004 tarihli ve 2004/444 E., 2004/409 K. sayılı kararı ile kabul edilen özelleştirme modeline uygun olarak, 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu’nun 14. maddesine “...’ın faaliyet alanında yer alan ve dağıtım faaliyeti için gerekli olan işletme varlıkları üzerinde, mülkiyeti saklı kalmak kaydı ile ... ile belirlenen dağıtım bölgelerinde faaliyet göstermek üzere kurulan elektrik dağıtım şirketleri arasında işletme hakkı devir sözleşmesi düzenlenebilir” hükmü ikinci fıkra olarak eklenmiştir. <br>\t20. Öte yandan özelleştirmenin işletme hakkı devir usulü ile yapılacağının kararlaştırılmasından sonra tüm ülkede elektrik dağıtımı hizmeti veren müesseselerin bir araya getirilmesi ile oluşturulan ... muhafaza edilerek, bu kez yirmi ayrı bölgede %100 hissesi ...’a ait olan Elektrik Dağıtım A.Ş.’ler (EDAŞ) kurulmuş; bu şirketler dağıtım lisansına sahip olarak 01.03.2005 tarihi itibariyle ticaret siciline tescil edilmek suretiyle faaliyet göstermeye başlamıştır. <br>\t21. 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu’nun 14/2 maddesine istinaden ... ile %100 hisselerine sahip olduğu yirmi EDAŞ arasında dağıtım varlıklarının işletilmesine ilişkin olarak ayrı ayrı 24.07.2006 tarihli İHDS imzalanmıştır. ... ile EDAŞ’lar arasında imzalanan İHDS’nin “Üçüncü Kişilerin Hak İddiaları” başlıklı 7. maddesi ile üçüncü kişilere karşı sorumluluk paylaşımı yapılmıştır. ... ile EDAŞ’lar arasındaki, üçüncü kişilere karşı sorumluluk paylaşımını gerektiren maddi olaylar; kamulaştırmasız el atma, dağıtım faaliyeti ya da dağıtım tesislerinin işletilmesi nedeni ile üçüncü kişilere verilen zararlar (örneğin, elektrik telinin kopması ile bir tarlanın yanması ya da direğin araba üzerine düşmesi vb.) gibi olaylardır. İHDS’nin 7. maddesinde üçüncü kişilerin, dağıtım faaliyetinin yürütülmesi amacıyla gerçekleştirilen iş ve işlemler (7.4) ile dağıtım tesislerinin mülkiyetinden (7.1, 7.2) ve işletilmesinden (7.6) doğan tazminat taleplerinin, bu talepleri doğuran olay İHDS öncesinde doğmuş ise EDAŞ’lar tarafından ...’a, bu talepleri doğuran olay İHDS sonrasında doğmuş ise ... tarafından EDAŞ’lara rücu edilebileceği düzenlenmiştir.<br>\t22. Özelleştirme Yüksek Kurulu’nun 07.11.2005 tarihli ve 2005/125 sayılı kararı ile; özelleştirme programına alınan ...’ın özelleştirilmesi ile ilgili olarak; sermayesinin %100'ü ...'a ait olan ve elektrik dağıtım bölgelerinde dağıtım lisansı ile ...'ın uhdesinde bulunan dağıtım sisteminin işletme hakkına sahip olan veya ileride sahip olacak dağıtım şirketlerinin hisselerinin blok olarak satış yöntemi ile özelleştirilmesine karar verilmiştir. Bu kapsamda özelleştirmeler, blok satışı ile yöntemi ile yapılarak yirmi ayrı EDAŞ’ın hisselerinin satışı ile gerçekleştirilmiş; en erkeni 2009 olmak üzere 2013 yılında özelleştirmeler tamamlanmıştır. EDAŞ’ların hisselerinin satışına ilişkin hisse satış sözleşmelerinin 9.4. maddesinde, alıcının ihale konusu hisseleri devraldığı tarihten önceki döneme ilişkin olarak İşletme Hakkı Devir Sözleşmesindeki hükümlerin saklı olduğu belirtilmiş;  ayrıca özelleştirme sürecinde, ihale şartnamelerinin 24/f maddesinde de, alıcının ihale konusu hisseleri devraldığı tarihten önceki döneme ilişkin olarak İşletme Hakkı Devir Sözleşmesindeki hükümler saklı olduğu yer almıştır.<br>\t23. Yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; elektrik dağıtımına ilişkin özelleştirmenin işletme hakkı devir usulü ile yapılacağının kararlaştırılmasından sonra yirmi ayrı bölgede %100 hissesi ...’a ait olan Elektrik Dağıtım A.Ş.’ler (EDAŞ) kurulmuş; bu kapsamda davacı şirkette %100 hissesi ...’a ait olarak 01.03.2005 tarihi itibariyle ticaret siciline tescil edilmek suretiyle faaliyet göstermeye başlamıştır. Davacı şirketin ...’a ait olan %100 oranındaki hissesi Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından 31.08.2010 tarihli “Hisse Satış Sözleşmesi” ile ... Enerji Dağıtım ve Perakende Satış Hizmetleri A.Ş.’ye devredilmiştir. <br>\t24. Hisse satışından sonra davacı şirket, eldeki dava ile dağıtım faaliyetinin davalı tarafından yürütüldüğü dönemde davalının yaptığı hatalı işlem neticesinde ödemek zorunda kaldığı toplam 24.473.595,30 TL'nin İHDS’nin 7.4. maddesi gereğince davalıdan tahsilini talep etmektedir. Dosya kapsamından dağıtım faaliyetinin ... tarafından müesseseler aracığıyla yapıldığı dönemde dava dışı ... Enerji Elektrik Üretim A.Ş.’ye hatalı olarak iletim sistemi kullanım bedeli tahakkuk ettirildiği, anılan şirketin bu bedelleri Nisan 2003 ile Ağustos 2006 tarihleri arasında her ay ödediği anlaşılmaktadır. ... Enerji Elektrik Üretim A.Ş. tarafından fazla yapılan tahsilatın iadesi amacıyla Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2007/52 E. sayılı dosyasında açılan davanın kabulüne karar verilmiş, kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşmesi üzerine davacı tarafından 12.06.2014 tarihinde ödeme yapılmıştır. <br>\t25. Dosya kapsamında aldırılan bilirkişi raporunda tespit edildiği üzere davalının yaptığı hatalı işlem neticesinde tahakkuk ettirilen iletim sistemi kullanım bedellerinin ödemesinin bir kısmı davalının bölgedeki müessesesine yapılmış, bir kısmının ödemesi ise davacının ayrı bir tüzel kişilik kazandığı 01.03.2005 tarihinden sonra davacı şirkete yapılmıştır. <br>\t26. Hemen belirtilmelidir ki 233 sayılı Kamu İktisadi Teşebbüsleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 2/4 maddesinde müessese; sermayesinin tamamı bir iktisadi devlet teşekkülüne veya kamu iktisadi kuruluşuna ait olup, ona bağlı işletme veya işletmeler topluluğu olarak tanımlanmıştır. Anılan KHK’nın 15. maddesi gereğince; sermayesinin tamamı Devlete ait teşebbüsler, işletmelerini müessese hâlinde teşkilatlandırabilirler. Müesseseler, statülerinin ticaret sicillerine kayıt ve ilanı ile tüzel kişilik kazanır (233 sayılı KHK m. 15/5). Yukarıda da bahsedildiği üzere Özelleştirme Yüksek Kurulunun 02.04.2004 tarihli ve 2004/22 sayılı kararı ile bölgede dağıtım faaliyetini yürüten müesseseler varlıklarının sürdürmeye devam ederken dağıtım bölgesi sınırları içerisinde dağıtım hizmetlerini görmek üzere Türk Ticaret Kanunu hükümlerine tabi olan %100 hissesi ...’a ait ayrı birer anonim şirket kurulması kararlaştırılmıştır. Nitekim davacı şirketin esas sözleşmesinin geçici 3. maddesinde şirket sermayesindeki kamu payı %50’nin altına düşünceye kadar Balıkesir, Bursa, Çanakkale ve Yalova müesseseleri idari, hukukî ve malî açıdan davacı şirkete bağlanmıştır. <br>\t27. Görüldüğü üzere dağıtım faaliyetini yürüten müesseselerin ayrı birer tüzel kişiliği olsa da faaliyetlerini ... kapsamında yürütmektedirler. Oysa 01.03.2005 tarihinde tescil edilen EDAŞ’ların %100 hissesi ...’a ait olsa da müesseselerden farklı olarak ayrı tüzel kişiliğe sahiptirler. Dolayısıyla hatalı olarak iletim sistemi kullanım bedeli tahakkuk ettirilen dava dışı ... Enerji Elektrik Üretim A.Ş.’nin hatalı işlem nedeniyle ödemelerini Nisan 2003 ile Ağustos 2006 tarihleri arasında yaptığı gözetildiğinde bu ödemelerin 01.03.2005 tarihinden önce ve sonra yapılanların ayrı olarak değerlendirilmesi gerekir. <br>\t28. Bu kapsamda dava dışı ... Enerji Elektrik Üretim A.Ş. tarafından 01.03.2005 tarihinden önce yapılan ödemelerin davacıya aktarıldığı davalı tarafından ispatlanmadığına göre taraflar arasında düzenlenen İHDS’nin 7.4. maddesi gereğince davalının dava konusu ödemenin tümünden sorumlu olabilmesi için dava dışı ... Enerji Elektrik Üretim A.Ş. tarafından 01.03.2005 tarihinden sonra yapılan ödemelerin davalıya aktarıldığının davacı tarafından ispatlanması gerekir. Dosya kapsamında davacı bu hususu iddia ve ispat edememiştir. Bu itibarla taraflar arasında düzenlenen İHDS’nin 7.4. maddesi gereğince davalı sadece dava dışı ... Enerji Elektrik Üretim A.Ş. tarafından 01.03.2005 tarihinden önce yapılan ödemelerden sorumludur. Zira müesseseler ile EDAŞ’lar ayrı tüzel kişilikler olduklarından 01.03.2005 tarihinden sonra yapılan ödemeler davacıya yapılmış olup davacı 12.06.2014 tarihinde aldığı bir kısım ödemeleri iade etmiş bulunmaktadır.<br>\t29.  O hâlde mahkemece, müesseseler ile EDAŞ’ların ayrı tüzel kişilikler oldukları, dava dışı ... Enerji Elektrik Üretim A.Ş. tarafından bir kısım ödemenin davacının tüzel kişilik kazandığı 01.03.2005 tarihinden sonra davacıya yapıldığı, davacının kendisine yapılan ve davalıya iade edildiği ispat edilemeyen bu ödemeyi İHDS’nin 7.4. maddesi gereğince davalıdan talep edemeyeceği gözetilerek 01.03.2005 tarihinden önce ve sonra yapılan ödemeler tespit edilip, anılan işlem nedeniyle ödenen yargılama giderleri de buna göre oranlanıp sonucuna göre karar verilmelidir. <br>\t30. Öte yandan her ne kadar Özel Dairece bozma ilamının üçüncü bendinde, davacının dava dışı şirkete ödeme yaparken 4.026.285,19TL’yi mahsup ettiği, ancak davalıdan bu tutarı hesaba katarak talepte bulunduğu, bu hususun karar yerinde tartışılmadığı belirtilmiş ise de bölge adliye mahkemesince bu hususun gerekçeli kararda tartışıldığı anlaşılmaktadır. Gerçekten de davacı, dava dışı şirkete kesinleşen mahkeme kararı gereğince ödeme yaparken 4.026.285,19TL’yi mahsup etmiştir. Ancak mahsup edilen bu bedel dava dışı şirketin, başka bir mahkeme kararı gereğince davacıdan alacağına ilişkin olup bu miktarın eldeki davada davalıdan tahsilinin talep edilmesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır. <br>\t31.  Hâl böyle olunca direnme kararının yukarıda açıklanan değişik gerekçe ve nedenlerden dolayı bozulması gerekmiştir....\" denilmek suretiyle  müesseseler ile EDAŞ’ların ayrı tüzel kişilikler oldukları, dava dışı ... Enerji Elektrik Üretim A.Ş. tarafından bir kısım ödemenin davacının tüzel kişilik kazandığı 01.03.2005 tarihinden sonra davacıya yapıldığı, davacının kendisine yapılan ve davalıya iade edildiği ispat edilemeyen bu ödemeyi İHDS’nin 7.4. maddesi gereğince davalıdan talep edemeyeceği gözetilerek 01.03.2005 tarihinden sonra yapılan ödemelerin davalıdan talep edilemeyeceği kabul edilmiştir. <br>\t\"Dağıtım faaliyetinin ... tarafından yürütüldüğü dönemde bu faaliyetin yürütülmesi amacıyla gerçekleştirilen her türlü iş ve işlemlerin sorumluluğunun ...’a ait olduğu, ... tarafından yürütülmüş bu faaliyetler nedeniyle üçüncü kişiler tarafından ileri sürülebilecek her türlü talebin muhatabının ... olduğu, bu talepleri konu alan icra takibi ve davaların ... tarafından yürütülüp sonuçlandırılacağı, bu takip ve davalardan doğacak her türlü mali yükümlülüğün ... tarafından karşılanacağı\" düzenlenmesi varsa da Dairemiz bu atfın ve özellikle her türlü iş ve işlemlerin sorumluluğunun ...’a ait olduğu belirtmesinin ayrı bütçelere sahip özelleştirme sonrasında kurulan şirketlerin kasalarına giren paraları da kapsamadığı düşüncesindedir. Sözleşme hükmü sorumluluğu kapsamakta ancak kasadaki paranın sonuçlarını kapsamamaktadır. Dairemiz, ... Genel Müdürlüğü 7.4 ve 7.6 maddelerine göre 3. kişilerin açtığı dava ve takiplerin muhatabı ise de ödenen para dağıtım şirketinin bütçesinde ve kasasında ise davacının bu tutarı davalıya rucu edemeyeceği görüşüne dayanmaktadır. Bu aşamada üçüncü kişiden fazla tahsil edilen iletim bedeli ayrı bir tüzel kişiliğe sahip müessese müdürlüklerinin tescil ve ilanı, dağıtım şirketlerinin kurulması ve akabinde hisselerinin satılması sürecinde Davalı ... Genel müdürlüğüne aktarılmamış ise halen dağıtım şirketinin kasasında bulunmakta olup davacı dağıtım şirketi bu parayı iade etmekle kasasına haksız girmiş paranın hak sahibine iadesini sağlamıştır. Anılan tutarın bu kez ...'tan istenilmesi ise davacının bu tutar kadar sebepsiz zenginleşmesine sağlayacaktır. <br>\tDavacı tarafından anılan tutarın ... Genel Müdürlüğüne aktarıldığı iddia ve ıspat edilmediği gibi davalı ... da bu tutarların genel müdürlüğe gönderilmediğini savunmaktadır.<br>\tBu nedenle 01/01/2006'dan sonra  fazla tahakkuk ettirilen elektrik fatura bedelinden  ötürü dava dışı 3. kişi tarafından söz konusu ödemenin davacı dağıtım şirketine yaptığı, davacı şirketin anonim şirket olarak kurulduktan sonra tahsil edilen tutarların ... genel müdürlüğüne aktarıldığını iddia ve ispat etmediği, ayrıca  davacı şirketin İHDS imzalanmasından sonra tahsil edilen tutarları zaten davalıya rucu da edemeyeceği, davacı şirketin kendi bütçesine giren ve muhasebeleştirilen bu bedeli ödemesinin  kendinde bulunan (haksız tahsil edilmiş) paranın hak sahibine iadesi olduğu, eş anlatımla davacı kasasında bulunan ve davalıya aktarıldığına ilişkin iddia ve belge bulunmayan haksız tahsil edilmiş parayı hak sahibine iade etmekle kendi kasasındaki haksız tahsil edilmiş paranın iadesini sağladığı, kesinleşen ilam  ile üçüncü kişiden haksız olarak fazla tahsil edildiği karar altına alınan tutarın (fazla alınan iletim bedelinin) davalıya önceden aktarıldığı ispatlanamadığına göre davacının ödediği  paranın davalıdan tahsiline karar verilmesinin davacı tarafı sebepsiz zenginleştireceği, diğer bir anlatımla  iletim bedeli olarak fazla alınan paranın yerini bu kez davalıdan tahsil edilecek paranın alacağı , bu durumda mahkemece, davacı şirketin kendi bütçesine giren ve muhasebeleştirilen bedeli daha sonra mahkeme ilamının icra takibine konulması sonucu ödemesi kendinde bulunan (haksız tahsil edilmiş) paranın hak sahibine iadesi olduğu, haksız tahsil edilen para ve faizinin davalıya rücu imkanı bulunmadığı anlaşılmakla mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olduğundan davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmemiş, davalı vekilinin istinaf itirazlarının kabulüne karar vermek gerekmiştir  (Emsal Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 27/10/2022 tarih 2021/3576 Esas 2022/7514 Karar sayılı ilamı). <br>\t\t\t\tTüm bu nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>\tHÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;<br>\tA)1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Davacıdan alınması gerekli olan 427,60 TL harçtan peşin alınan 1.958,47 TL harcın mahsubu ile fazla alınan 1.530,87‬ TL harcın davacıya iadesine, <br>\t3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>\tB)1-Davalı  vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, <br>\t2-Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 31/05/2021  tarih ve 2018/718 Esas 2021/434 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/(1)-b.2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,<br>\tC)1-Davanın  REDDİNE,<br>\t2-Alınması gereken 427,60 TL harçtan peşin alınan  855,59 TL peşin harç ile ıslah harcı olarak yatırılan 1.500,00 TL harcın mahsubu ile fazla alınan 1.927,99‬ TL harcın davacıya iadesine, <br>\t3-Davalı tarafından kaldırılan ilk derece mahkemesi kararında yer alan ve istinaf aşamasında yatırıldığı anlaşılan 5.478,29 TL bakiye karar harcının talebi halinde davalıya iadesine, <br>\t4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, <br>\t5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden istinaf karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca belirlenen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa ödemesine, <br>\t6-Kullanılmayan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,<br>\tC)1-İstinafa başvuran davalı tarafından yatırılan 1.958,47 TL istinaf maktu karar harcının kararın kesinleşmesi ve talep halinde davalı tarafa iadesine,<br>\t2-İstinafa başvuran davalı tarafından yapılan 220,70 TL istinaf başvuru giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, <br>\t3-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,  <br><br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda\tHMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 27/12/2024<br>Başkan-              Üye -                           Üye -           Zabıt Katibi <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"cd999785e03349c1","SID":"89148b147283a665"}}