{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. DİYARBAKIR BAM   10. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2025/346 - 2025/449<br>T.C.<br>DİYARBAKIR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  10. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: 2025/346 <br>KARAR NO\t: 2025/449<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: DİYARBAKIR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>DAVANIN KONUSU\t: Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Maddi Tazminat<br>KARAR TARİHİ            : 06/02/2025<br>  <br><br>Taraflar arasındaki yapılan yargılamada ilk derece mahkemesince verilen ve yukarıda tarih ve numarası gösterilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş, dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere Dairemize gönderilmiş olmakla; 6100 sayılı HMK m.352 hükmü uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>\t\t\t\t\t\t\tTARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 26.04.2024 tarihinde davalı .... Sigorta A.Ş. Tarafından ZMMS sigorta poliçesi düzenlenen ve davalı .... Kooperatifi'nin maliki/işleteni ve davalı ....in  sürücüsü olduğu .... plaka sayılı araç ile davalı ... Sigorta A.Ş. tarafından ZMMS sigorta poliçesi düzenlenen davalı ....'nun maliki/işleteni olduğu ve davalı küçük ...'nun sürücüsü olduğu .... plaka sayılı aracın Çınar İlçesinde çarpışması sonucu meydana gelen trafik kazasında ... plaka sayılı araçta yolcu olarak bulunan müvekkilinin ağır şekilde yaralandığını,  kaza tespit tutanağına göre kazanın meydana gelmesinde her iki sürücünün kusurlu bulunduğunu, müvekkilinin yaralanması nedeniyle meydana gelen zararların karşılanması gerektiğini, davalı sigorta şirketlerine yapılan başvurulardan ve arabuluculuk sürecinden sonuç alınamadığını ileri sürerek fazlası saklı şimdilik 996.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ve 1.000,00 TL tedavi gideri ile 1.000,00 TL bakıcı gideri ve 1.000,00 TL tedavi amaçlı yapılan zorunlu diğer giderler (kira, aidat ve taksi ücreti) olmak üzere toplamda 1.000.000,00 TL maddi tazminatın davalı sigorta şirketleri yönünden poliçe limiti ile sınırlı olmak kaydıyla kaza tarihinden itibaren bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faizi ile birlikte tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini istemiştir. <br>Daval....Sigorta A.Ş cevap dilekçesinde özetle; Taraflarına ne başvuru aşamasında nede arabuluculuk aşamasında, Kanunda belirtilen belgelerin tebliğ edilmediğini, her ne kadar davacı geçici ödeme talebinde bulunmuş olsa dahi, TBK 76. madde hükmü şarlarına uygun  olmayıp, zmm poliçesi genel şartları ek-6’nın bedeni zararlar başlıklı 2.maddesinde belirtilen evraklar sigorta şirketine sunulmadan sigorta şirketi temerrüde düşmemiş olacağından davanın reddini talep ettiklerini, .... plakalı aracın müvekkili şirket nezninde KTK zorunlu mali mesuliyeti (trafik) sigorta poliçesi ile teminat altına alınmış olup, poliçenin kaza tarihi itibari ile şahıs başına daimi sakatlık/ölüm teminat limitinin belirlenen meblağlar ile  sınırlı olduğunu, sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve azami poliçe teminat limiti ile sınırlı sorumlu olduklarını, kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün kusursuz olduğunu, davacının ekonomik ve sosyal durumunun ispatlanması gerektiğini, müvekkili sigorta şirketinin, manevi tazminat taleplerinden, geçici iş görmezlik tazminatından, gelir kaybından, bakıcı ücretlerinden, ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplardan ve tedavi giderlerinden sorumlu olmadığını, kazaya konu kusur oranı ve zarar tespitinin (maluliyet oranının) adli tıp kurumu tarafından tespiti gerektiğini, her ne kadar davacının malul kaldığı iddiası varsada,  dosyaya  sunulan herhangi bir maluliyet raporu olmadığını, SGK'ca davacıya tazminat ödenip ödenmediği, gelir bağlanıp bağlanmadığı, bağlanmış ise miktarının sorulması ve çıkan tazminattan mahsubu gerektiğini, soruşturma ve kovuşturma dosyasının celp edilerek uzlaşma sağlanıp sağlanmadığının tespiti gerektiğini, şartlar mevcut ise müterafik kusur  indirimi ve hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini, kaza tarihinden itibaren faiz talebinin reddine karar verilmesi gerektiğini, ticari faiz talebinin reddine karar verilmesi gerektiğini beyanla davanın öncelikle usulden reddine, aksi halde davanın esastan reddine, müvekkili şirketin sorumlu olduğu azami poliçe teminat limiti ve sigortalı araç sürücüsünün kusur oranı dikkate alınarak yargılama giderine faize ve vekalet ücretine hükmolunmasını talep etmiştir.<br>Diğer davalılar davaya karşı cevap dilekçesi sunmamıştır. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: <br>Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; \"...Dava, davacının içerisinde yolcu olarak bulunduğu yolcu taşımacılığında kullanılan  minübüsün karışmış olduğu çift taraflı trafik kazası nedeniyle kazaya sebebiyet verdiği iddia edilen her iki aracın ZMMS sigorta poliçelerini düzenleyen sigorta şirketleri ile işleten ve sürücülerine yöneltilmiş maddi tazminat istemine ilişkindir. Dosya içerisinde yer alan kaza tespit tutanağı ile Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının nolu soruşturma dosyasına konu belgelerin incelenmesinden; davacının yolcu olarak bulunduğu... plaka sayılı aracın davalı kooperatif tarafından yolcu taşımacılığı faaliyetinde kullanıldığı esnada davaya konu kazanın meydana geldiği anlaşılmaktadır. Bu hali ile davacı ile davalı kooperatif arasındaki uyuşmazlığın taşıma sözleşmesinden kaynaklanan tazminat davası olduğu anlaşılmaktadır. Taşıma Sözleşmesi 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununda düzenlenmiş ise de; 28.05.2014 tarihi itibariyle yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 3/k maddesinde tüketici tanımlanmış \"Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi\" 3/ı maddesinde ise tüketici işlemi \"Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlem\" olarak tanımlanmıştır. Aynı Kanunun 73/1 maddesinde, tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemelerinin görevli olduğu belirtilmiş, 83/2 maddesinde ise taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve 6502 sayılı kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceğine değinilmiştir. HMK'nın 1. maddesinde ise görev hususunun kamu düzenine ilişkin olduğu, mahkemece yargılamanın her aşamasında resen gözetileceği belirtilmiştir. Ayrıca HMK'nın 114/1-c maddesi gereğince mahkemenin görevli olması dava şartları arasında sayılmış olup, HMK'nın 115. maddesi hükümleri gereğince dava şartlarının mevcut olup olmadığı, yargılamanın her aşamasında mahkemece re'sen dikkate alınması gereken hususlardandır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 30. maddesinde usul ekonomisi ilkesi düzenlenmiş, hâkimin, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlü olduğu belirtilmiştir. Aynı Kanun'un 57. maddesinde \"ihtiyari dava arkadaşlığına\" yer verilmiş, 166/4. maddesinde \"davaların aynı veya birbirine benzer sebeplerden doğması ya da biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunması durumunda, bağlantının varsayılacağı\" hükme bağlanmıştır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 61. maddesinde ise \"Birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde aralarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır\" düzenlemesine yer verilmiştir. Somut olayda, davanın açıldığı tarih itibariyle 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun yürürlükte olduğu, davacının ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket etmesi nedeniyle tüketici, dava konusu taşıma işleminin de tüketici işlemi sayıldığı, buna göre yukarıda belirtilen yasa hükümleri uyarınca işbu davaya bakma görevinin tüketici mahkemesine ait bulunduğu açıktır. Dava konusu olayda davalı sigorta şirketleri ile davacı arasındaki uyuşmazlığı inceleme görevi Ticaret Mahkemesine ait ise de işbu dava, taşıyan olan davalıya karşı birlikte açılmıştır. Bu durumda davalılar arasında bağlantı olduğu, biri hakkında verilecek kararın diğerini etkileyeceği de muhtemeldir. Hal böyle olunca usul ekonomisi, daha isabetli bir karar verilmesi ve davaların makul bir süre içinde bitirilmesi yükümlüğü açısından, davaların birlikte görülmesi gereklidir. Ayrıca davalı sigorta şirketleri hakkındaki davanın da ticaret mahkemesine göre daha özel nitelikteki tüketici mahkemesinde görülmesi, göreve ilişkin usul kurallarına da uygun düşecektir. Görev kamu düzenine ilişkin olduğundan, mahkeme, görevli olup olmadığını yargılamanın her aşamasında kendiliğinden inceler ve görevsiz olduğu kanısına varırsa kendiliğinden görevsizlik kararı verir. Taraflar da, yargılama bitinceye kadar görev itirazında bulunabilirler. Görev itirazı yapılmış ise veya yapılmamış olsa bile mahkemece re’sen, ilk önce görevli olup olmadığını inceleyip karara bağlamalıdır. Çünkü görev her halükarda dava şartlarındandır. Bu durumda davanın, davacı yolcunun, davalı ....'in sürücülüğünü yaptığı ve diğer davalı kooperatif tarafından taşımacılık faaliyetinde kullanılan yolcu minibüsünde yolcu iken meydana gelen trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkin olması, taraflar arasındaki ilişkinin taşıma sözleşmesinden kaynaklanması ve davacınında tüketici vasfına sahip olması nedeniyle davacı ile davalı taşıyan arasındaki temel ilişki olan taşıma sözleşmesinin dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında kalması nedeniyle davaya bakma görevi Tüketici Mahkemesine aittir. Açıklanan nedenlerle Diyarbakır Tüketici Mahkemelerine görevsizlik kararı verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur...\" gerekçesiyle \"1-Mahkememizin görevsizliği nedeniyle HMK.'nun 114/1-c maddesi ve 115/2. maddeleri gereğince davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, 2-Görevli mahkemenin Diyarbakır Tüketici Mahkemesi olduğuna, 3-6100 Sayılı HMK'nın 20.maddesi gereği kararın kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde kesinleşme tarihinden itibaren, kanun yoluna başvurulması halinde bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize veya bulunulan yer mahkemesine başvurularak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesinin talep edilmesi halinde dosyanın görevli Diyarbakır Nöbetçi Tüketici Mahkemesi'ne gönderilmesine, aksi takdirde dosyanın resen ele alınarak davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ihtarına, 4-HMK'nın 331/2. maddesi uyarınca harç, vekalet ücreti ve diğer yargılama giderlerinin görevli mahkemece değerlendirilmesine, 5-Davacının ön ödeme ve ihtiyati haciz talebinin görevli mahkemece değerlendirilmesine,\" şeklinde karar verilmiştir.  <br>  Karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>İstinaf kanun yoluna başvuran davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkemenin söz konusu kararının hukuka aykırı olup, bozulması gerektiğini, Asliye Ticaret Mahkemesinin kararının hukuka aykırı olduğunu, müvekkili ile ... plakalı araçta taşıma sözleşmesi ile seyahat etmekteyken kaza gerçekleştiğini, fakat davalılar arasında kazaya karışan.... ve .... plakalı araçların sigorta yaptırdıkları sigorta şirketlerinin de müşterek müteselsil sorumluluğu doğduğundan davanın asliye ticaret mahkemesinin görev alanına girdiğinin kanunda düzenlendiğini, davalının ticari şirket olmasının davanın niteliğini ticari dava olarak belirlemiş olacağından görevli mahkemenin de 6102 sayılı TTK'nın 5/1.maddesine göre Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, ayrıca Sigorta Sözleşmeleri 6102 sayılı TTK'nın 1483 ve devamı maddelerinde düzenlendiğinden görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, yani taraflar arasında sigortacı kurum var ise görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, hukukumuzda mahkemelerin görev konusunun kamu düzeninden olup kesin olduğunu, mahkemenin her aşamasında da ileri sürülebildiğini, 6102 sayılı TTK madde 4/1-a ve madde 5/1'e göre, trafik sigortasını yapan şirkete açılacak tazminat davalarında görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, Asliye Ticaret Mahkemesi olmayan yerlerde Asliye Hukuk Mahkemelerinde Ticaret Mahkemesi sıfatıyla dava açıldığını, 6502 Sayılı Kanunun 73. Maddesine göre bu kanunun uygulanması ile ilgili her türlü ihtilafa tüketici mahkemelerinde bakılacağının öngörüldüğünü, Ancak bir hukuki işlemin sadece 6502 sayılı kanunda düzenlenmiş olmasının tek başına o işlemden kaynaklanan uyuşmazlığın tüketici mahkemesinde görülmesini gerektirmeyeceğini, 6502 sayılı kanun kapsamında kaldığını kabul etmek için taraflardan birinin tüketici olmasının gerektiğini, Ticaret Kanunu hükümleri uyarınca sorumluluk sigortalarında, zarar görenin, doğrudan zarar verenin sigortasına başvurma hakkının bulunduğunu beyanla istinaf taleplerinin kabul edilerek, Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/1054 esas ve 2024/799 karar sayılı görevsizlik kararının ortadan kaldırılırak  uyuşmazlıkta  görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemesi olarak belirlenmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE:<br>6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca, istinaf sebepleri ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; <br>İddia ve savunmaya, mahkemece toplanıp değerlendirilen deliller ile duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere göre; istinaf incelemesine konu olan ve esas teşkil eden eldeki dava, meydana gelen trafik kazası sonucunda oluşan cismani zarardan kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir.  <br>Davaya konu olayda, davacının davalı .... Motorlu Taşımacılık Kooperatifi  tarafından işletilen ve bu davalının maliki olduğu.... plakalı araçta yolcu olarak bulunmakta iken ...tarihinde aracın ...plakalı araçla çarpışması sonucu kaza yapması neticesinde davacının yaralandığı, davacının, içerisinde yolcu olarak bulunduğu .... plakalı minibüsün sürücüsü davalı ...., minibüsün maliki ve işleteni davalı ....Kooperatifi, minibüsün  zorunlu mali sorumluluk sigortacısı ...Sigorta A.Ş,  ... plakalı aracın sürücüsü .... (velayeten annesi ....), ... plakalı aracın malik ve işleteni ...., .... plakalı aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı ....Sigorta A.Ş'ye karşı birlikte açıldığı anlaşılmaktadır.   <br>HMK'nın 1.maddesinde görev hususunun kamu düzenine ilişkin olduğu, mahkemece yargılamanın her aşamasında re'sen gözetileceği düzenlenmiştir. Aynı Kanun'un 355. maddesindeki \"İnceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Ancak, bölge adliye mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu resen gözetir.\" şeklindeki düzenlemeyle kamu düzenini ilgilendiren hususların istinaf incelemesi sırasında resen gözetileceğine işaret edilmiştir.<br>Mahkemelerin görevlerini belirleyen usul hukuku kuralları kamu düzenine ilişkindir; görev itirazı yargılamanın her aşamasında, usul hukukuna ilişkin hiçbir sınırlamaya tabi olmaksızın taraflarca ileri sürülebileceği gibi, davayı gören mahkeme de, bu yönde bir itiraz olmasa bile, görevli olup olmadığını kendiliğinden değerlendirmekle yükümlüdür. Her dava, usul hukukunun kamu düzenine ilişkin kurallarının gösterdiği görevli mahkeme hangisi ise orada görülür. Bu konuda kazanılmış hak da olmaz.<br>Taşıma sözleşmesinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunda düzenlenmiş olduğu uyuşmazlık dışıdır. Her ne kadar taşıma sözleşmesi TTK'da düzenlenmişse de, 28/05/2014 tarihi itibariyle yürürlüğe giren 6502 sayılı Yasa'nın 3/k bendinde \"Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi\" tüketici, 3/ı bendinde ise \"Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlem\" tüketici işlemi olarak tanımlanmıştır. Aynı Yasa'nın 73/1. maddesinde tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemelerinin görevli olduğu belirtilmiş, 83/2. maddesinde ise taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu  işlemler  ile  ilgili  diğer  kanunlarda  düzenleme  olmasının,  bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve 6502 sayılı Yasa'nın görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceğine değinilmiştir.<br>Somut olayda, davanın açıldığı 05/09/2024 tarihi itibariyle, 6502 sayılı Kanunun yürürlükte olduğu, davacının içerisinde yolcu olarak bulunduğu ... plaka sayılı minibüsün işleteninin davalılardan ... Kooperatifi olduğu, 26/04/2024 tarihinde meydana gelen kaza sonucu davacının yaralandığı, davacının kazaya karışan .... plaka sayılı minibüste yolcu olarak bulunduğu dikkate alındığında davacının ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket etmesi nedeniyle tüketici sıfatına haiz olduğu, dava konusu taşıma işleminin de tüketici işlemi sayıldığı kabul edildiğinden; davalılardan işleten ... Taşımacılık Kooperatifi yönünden yukarıda belirtilen yasa hükümleri uyarınca davaya bakma görevi Tüketici Mahkemesine ait bulunmaktadır.<br>Davanın müstakilen diğer davalılar olan, .... plakalı minibüsün sürücüsü davalı ...., minibüsün  zorunlu mali sorumluluk sigortacısı.... Sigorta A.Ş,  ....plakalı aracın sürücüsü ....(velayeten annesi....), .... plakalı aracın malik ve işleteni ..., .... plakalı aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı.... Sigorta A.Ş'ye karşı açılması halinde esasen sigorta sözleşmesinden kaynaklanan davalardaki özel yetki kuralı gereğince 6102 sayılı TTK 4.maddesi gereğince, sürücü, malik ve işleten ile birlikte sigortacıya karşı birlikte açılan davada sigorta şirketleri yönünden Ticaret Mahkemesi özel görevli mahkeme olması nedeni ile Asliye Ticaret Mahkemesinde davanın görülmesi gerektiği düşünülebilecek idi. Ancak, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 30. maddesinde usul ekonomisi ilkesi düzenlenmiş, hâkimin, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlü olduğu belirtilmiştir. Aynı Kanun'un 57. maddesinde \"ihtiyari dava arkadaşlığına\" yer verilmiş, 166/4. maddesinde \"davaların aynı veya birbirine benzer sebeplerden doğması ya da biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunması durumunda, bağlantının varsayılacağı\" hükme bağlanmıştır. Yukarıda açıklanan kanun hükümlerinde hangi davaların birlikte görüleceği ayrıntılı bir şekilde açıklanmıştır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 61. maddesinde ise \"Birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde aralarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır.\" düzenlemesine yer verilmiştir.<br>Somut uyuşmazlıkta, davacı ile ... plakalı yolcu minibüsünün trafik sigortacısı ve kazaya karışan... plakalı aracın trafik sigortacısı arasında yolcu taşıma sözleşmesi ve bir taşıma ilişkisi bulunmadığından; bahsi geçen davalı sigorta şirketleri yönünden uyuşmazlığı inceleme görevi tüketici mahkemesine ait değil ise de, iş bu dava, trafik sigortacıları ile araç işleteni ve taşıma hizmeti veren konumda olan diğer davalı  ... Taşımacılık Kooperatifi'ne karşı birlikte açılmıştır. Bu durumda davalılar arasında bağlantı olduğu, biri hakkında verilecek kararın diğerini etkileyeceği de muhtemeldir.<br>Hal böyle olunca usul ekonomisi, daha isabetli bir karar verilmesi ve davaların makul bir süre içinde bitirilmesi yükümlüğü açısından, davaların birlikte görülmesi gereklidir. Ayrıca, davaya konu temel uyuşmazlığın, tüketici işlemi sayılan taşıma ilişkisinden kaynaklanması ve anılan davalılar hakkındaki davanın da Asliye Hukuk Mahkemesi ve Ticaret Mahkemesine göre daha özel nitelikteki tüketici mahkemesinde görülmesi, göreve ilişkin usul kurallarına da uygun düşecektir. Nitekim, Yargıtay HGK'nın 14.02.2019 tarih, 2017/409 Esas, 2019/159 Karar sayılı ilamı da bu yöndedir. (aynı yönde Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2018/5725 Esas, 2019/601 Karar- Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2015/19421 Esas,  2018/9990 Karar- Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin  2016/6054 Esas,  2016/8577 karar sayılı vb. ilamları)<br>Yukarıda açıklanan olgular ve yasal düzenlemeler gözetilerek; davanın, davacı yolcunun, davalı Mehmet Ali Zirek'in sürücülüğünü yaptığı ve diğer davalı kooperatif tarafından taşımacılık faaliyetinde kullanılan yolcu minibüsünde yolcu iken meydana gelen trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkin olması, taraflar arasındaki ilişkinin taşıma sözleşmesinden kaynaklanması ve davacının da tüketici vasfına sahip olması nedeniyle davacı ile davalı taşıyan arasındaki temel ilişki olan taşıma sözleşmesinin dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında kalması nedeniyle davaya bakma görevinin Tüketici Mahkemesine ait olduğu anlaşıldığından mahkemece verilen görevsizlik kararının yerinde olduğu anlaşılmıştır. <br>Bu itibarla, dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK m. 355/1 gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1-b-1 gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.  <br>HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-)Davacı vekilinin İlk Derece Mahkemesinin yukarıda anılan kararına yönelik istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, <br>2-)492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar harcından davacı tarafından peşin olarak yatırılan 427,60 TL harcın MAHSUBUNA, bakiye 187,80 TL harcın davacıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,<br>3-)Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA,<br>4-)İstinaf incelemesi duruşma açılmadan yapıldığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,<br>5-)6100 sayılı HMK'nın 359(4) maddesi uyarınca kararın tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından YERİNE GETİRİLMESİNE,  <br>Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın m. 362(1)-a-c hükmü gereğince KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.06/02/2025  <br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"28b8d22d67e46bc6","SID":"19409a366d7de3db"}}