{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   <br>T.C.<br>TEKİRDAĞ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br> 4. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: 2025/75 <br>KARAR NO\t: 2025/99<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br>BAŞKAN\t:<br>ÜYE\t:<br>ÜYE\t: <br>KATİP\t:<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: TEKİRDAĞ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 24/10/2024<br>NUMARASI\t: .... Esas - .... Karar<br><br>DAVACI\t: <br>VEKİLİ\t: <br>DAVALI\t: <br>VEKİLİ\t: <br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ\t: 08/12/2022<br>KARAR TARİHİ \t: 06/02/2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 07/02/2025<br><br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla  HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>A-)TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>TALEP;<br> Davacı vekilinin ..... ASHM'ye (ASTCM Sıf.) sunduğu dava dilekçesinde özetle taraflar arasında \"çeşitli ebatlarda parketaş ve bodur taşı satım sözleşmesi\" imzalandığını, ödemelerin 120 gün vadeli çekler şekilde yapılacağının kararlaştırılıp cari hesap tablosuna göre bedelin tamamının davalıya zamanında yapıldığını, sözleşmeye göre belirlenen malın teslimini defalarca istenmesine rağmen yerine getirilmediğini, noterden ........'de   teslimin gerektiğinin ihtar edildiğini, davalının ihtara kendilerinin alacaklı olduğu şeklinde cevabi ihtar gönderdiğini, davalının temerrüte düşürülüp mallar teslim edilmediği gibi zararın da giderilmediğini, davacının aynı malları piyasadan temininden oluşan enflasyon farkından da zarara uğradığını belirterek, ....... metrekare ...... cm'lik kilit taşı teslim etmemesi nedeniyle uğranan zarar ile cari hesap alacağının, 110.000,00 TL'sinin 11/10/2021 tarihli ihtarname tarihinden aylık ticari temerrüt faizi ile davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP:<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı ve hak düşürücü sürenin dolduğunu, parke taş alımı için kapora alındığını, ilk bildirilen adrese bir kısım malın teslim edildiğini, kalan malların teslimi için adres bildirilmesinin beklendiğini fakat bildirim yapılmadığını, ihtarname ile adres bildirilmesi halinde teslimat yapılacağı bildirilmişken hem adres bildirilmeyip hem de malların teslim alınmadığını, sözleşmede teslim için kesin bir adres söz konusu olmadığını, teslim edemediği malları depoda koruduklarını, davacı ilk teslimattan sonra yaptığı işin niteliğinin değişmesi sonucu sözleşmeye konu malzemelere ihtiyacı kalmadığını, başka malzeme alıp işe devam edeceklerini bildirmiş fakat hangi malzeme olacağı ve nereye teslim edileceğini yine bildirmediğini, davacının oyalayıcı nedenler ileri sürerek ürünlerin teslimini istemediğini, sözleşmeye göre 3 gün önce adresin bildirilerek teslimatın da buraya yapılacağını, ancak böyle bir bildirimde bulunulmadığından sorumlu olmadıklarını, teslim almadıkları veya teslim için adres bildirmedikleri ortadayken enflasyon farkı istemelerinin dayanağı bulunmadığını belirterek, haksız davanın reddini savunmuştur.<br>B-)MAHKEMENİN KARAR ÖZETİ: mahkemece denetime ve hükme elverişli olduğu anlaşılan bilirkişilerce düzenlenen rapor ile tarafların karşılıklı kayıtlarında çek ve fatura bedellerinin aynı tutarlar ile yer aldığı ve her iki tarafın kayıtlarından doğrulandığı üzere davacının davalıdan 13//09/2021 tarihinde düzenlenmiş en son faturadan itibaren dava tarihine kadar 93.406,48 TL alacaklı olduğu, davacının malzemeleri teslim almamasından dolayı zarar talebine yönelik olarak yapılan hesaplamada davacı zararının hesap alacağı olan 3.441,65 m2 ürünün sözleşme tarihindeki 23 TL/m2 değeri ile dava tarihindeki 76 TL/m2 değerinin farkı kadar yani ((76-23) x 3441,65) = 182.407,45 TL olabileceği belirtildiğinden, bu rapor doğrultusunda davacı tarafça ıslah dilekçesi sunulduğu, davalının yer tesliminde davacıyı temerrüde düşürdüğüne dair dosyada bir delil bulunmadığından TBK'nın 106.'daki koşullarının gerçekleşmediğini, davacının sözleşmenin tam ifa edilmemesinden kaynaklı müspet zararı alacağı olduğu yönünde kanaat oluşup bilirkişi raporu ile hesaplanan cari hesap ve zarar tazminatı yönünden kısmen kabul kararı verildiğini, davalıya çekilen ihtarnamede<br> sözleşmenin feshedileceği ve zarar tazmin edileceği yazıp herhangi bir bedel ödenmesi istenmediğinden davacının faiz yönünden istemi kabul edilmeyip, faiz başlangıç tarihinin dava ve ıslah harcının yatırıldığı tarih olduğu dikkate alınarak davanın kısmen kabulü ile;<br>Cari hesap alacağına dair davanın kısmen kabulü ile 93.406,48 TL'nin, dava tarihi olan 08/12/2022 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile,<br>Davacının zarara ilişkin talebinin kabulü ile; 10.000,00 TL'nin dava tarihi olan 08/12/2022 tarihinden itibaren, 172.407,45 TL'nin 17/07/2024 tarihinden işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verildiği görülmüştür. (2 kalemde toplam 93.406,48 TL + 182.407,45 TL = 275.813,93 TL)<br>C-) İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ; <br>Davalı vekilinin sunduğu istinaf dilekçesinde özetle; yukarıda ayrıntıları açıklanan cevap dilekçesindeki hususları tekrar ederek ilaveten sözleşmeye göre 3 gün önce adres bildirilip bu adrese teslimat yapılacağını, ancak bildirimde bulunduğuna ve bu bildirime rağmen olumsuz dönüş aldığına dair dosyada bir delil olmamasına rağmen Mahkemece bu gözetilmeden davalının kusurundan bahisle hüküm kurulduğunu, davacının malzemeleri teslim almayıp teslim için adres de bildirmediğini, bu hususta tarafların görüşmeleri dosyaya sunulmuşken bu iddiaya ilişkin tanıklarının dinlenmediğini, malzemelerin teslim edilmeme nedeninin davalıdan kaynaklandığına dair bir delil mevcut olmadığını, davacıya ve personeline ulaşma çabası olumsuz sonuçlandığından malzemeler teslim edilememişken davalı hatalıymış gibi hazırlanan rapor ve ek raporların hükme esas alındığını, bilirkişi ek raporunda 8'lik kilit taşının dava tarihi<br> 08/12/2022'deki rayiç bedeli 76 TL olarak belirtilmişse de bunun TÜİK verileri baz alınarak belirlendiği hususunun hatalı olduğunu, sözleşmede 01/03/2021 tarihinde 8'lik kilit taşının değeri 23 TL iken 08/12/2022 tarihindeki bedelin sözleşme bedelinin 3 katından fazla olmasının isabetli olmadığını, piyasa şartlarında böyle bir değer artışı olmadığını, tarafların bahçe bördürü taşı ve 8lik kilit taşı satımında anlaştıklarını, iş sırasında ihtiyaç olan bahçe bördürü taşlarının davacıya teslim edildiğini, teslim edilen taşlara ait bedelin yapılan alacak hesabından mahsup edilmeden hazırlanan bilirkişi ek raporunun hükme esas alındığını, mahsup yapılması gerektiğini,<br> davacının kesin süre içerisinde ıslah dilekçesi sunmayıp ıslah harcını da yatırmadığını, davacının ıslah ile hem ticari alacaktan kaynaklı alacağını, hem de parke taşlarının teslim edilmemesinden doğan zararı talep ettiğini, her iki talebin de aynı sözleşmeden doğan aynı alacak kalemine dayandığından mükerrer talep olduğunu, TBK'nın 125.maddesi gereği hem müspet hem menfi zararın birlikte istenemeyeceğini, davacının ticari defter ve kayıtlarının usulüne uygun tutulmadığından defter ve kayıtların delil olarak değerlendirilemeyeceğini, hükmün kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.  <br>D-)DELİLLER; ....... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...... Esas - ....... Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.<br>E-)İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ;<br>              Dava; ticari satım nedeniyle cari hesap alacağı ve fiyat farkından doğan zararın tahsili talebine ilişkindir.<br> Öncelikle belirtmek gerekir ki, inceleme konusu karar başlığında; davacı şirketin ve taraf vekillerinin adreslerinin yer almaması ile Mahkeme bilgisinin altında \"2 nolu kalem\" ibaresinin yer alması 6100 sayılı HMK'nın 297.maddesine aykırı ise de, mahallinde her zaman düzeltilmesi mümkün bulunduğundan bu hususlar eleştirilmekle yetinilmiştir.<br>İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355.madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Davacı, taraflar arasındaki sözleşme gereği bordür taş ve kilit taşı teslimi için çekler vasıtasıyla ödeme yapılmasına rağmen mallar teslim edilmediğinden, cari hesaptan doğan alacağı ve fiyat farkından doğan zararı talep etmiş, davalı ise bir kısım malları teslim ettiğini, kalan mallar da hazır olduğu halde adres bildirilmediğinden teslim yapılmamasında kusurlu olmadıklarını, müspet ve menfi zararın birlikte istenemeyeceğini savunmuştur.  <br>O halde uyuşmazlık, sözleşmeye konu malların tesliminde kimin temerrüte düştüğü ile talep edilebilecek zararın kapsam ve niteliği noktalarındadır. <br>Davaya konu 01/03/2021 düzenleme tarihli sözleşmenin incelenmesinde; satıcının davacı ......, alıcının davalı ... olduğu, malların teslim yerinin ....... içinde park bahçelere ait yapılacak yerler olduğu, sözleşme konusu mal kalemlerinin 8 cm'lik gri kilitli taş 5.000 metrekare birim fiyatı 23 TL, 20x50'lik gri bahçe borduru 2.000 metrekare birim fiyatı 15 TL, ahşap palet 675 adet birim fiyatı 24 TL, nakliye 38 adet birim fiyatı 220 TL olarak (tümü KDV hariç) belirlendiği, (buna göre KDV hariç toplam bedel 169.560 TL) ödeme şeklinin 30, 60, 90 ve 120 gün vadeli çekler olacağı, alıcının malzeme talebini teslim edilmesini istediği günden 3 gün önce bildireceğinin kararlaştırıldığı anlaşılmıştır.<br>Davacı Şirketçe, davalı Şirkete ........'de noterden keşide edilen ihtarnamede sözleşmeye göre teslim edilmeyen 4.435 metrekarelik 8 cm'lik gri kilitli taşın tebliğden itibaren 3 gün içerisinde teslim edilmesi, aksi halde sözleşmenin feshi ve uğradıkları zararın tahsili için yasal yollara başvuracaklarının bildirildiği, davalı Şirketin ....... tarihli cevabi noter ihtarnamesinde .......'de ihtarnamenin tebellüğ alındığı, sözleşmenin imzalanmasından sonra malların davacı firmaca bir türlü talep edilmediğini, söz konusu<br> malzemeler geniş yer tuttuğundan depoda 7 ay 16 (228 gün) gün bekleyip stok alanını işgal ettiği, aylık 7.500 TL'den toplam 52.500 TL zarara uğradıklarını, halen de yazılı olarak ürün talebi olmadığını, sevkıyatın talep edilmemesi ve yer gösterilmemesi nedeni ile gerçekleşmediğini, stoklamada ciddi sıkıntılar yaşandığını, talep edilen siparişlerin süresinde ulaştırıldığını, 7 aylık sürede  maliyet artışı nedeniyle asıl kendilerinin mağdur olduklarını, borçları bulunmadığını bildirdikleri görülmüştür.<br>Davalı şirket vekilinin ........ tarihli delil dilekçesinde; davacı Şirketin üç çalışanı ile davalı Şirket çalışanı arasındaki 3 ayrı cep nosu arasındaki konuşma kayıtları denilerek dilekçe ekinde sunulduğunun belirtildiği, ayrıca davalı şirket çalışanı ........'ın tanık olarak bildirildiği, Mahkemece tanık dinletme talebinin reddedildiği görülmüştür.<br>Dosya kapsamında alınan SMM ve inşaat mühendisinden oluşan bilirkişi heyeti kök raporunda; davacının 2021-2023 yıllarında tüm defterlerinin açılış tasdiklerini zamanında yaptırdığı, ..... yılında yevmiye ve kebir defterlerini e-defter olarak tuttuğu, ...... ve ....... yıllarında yevmiye defterlerinin kapanış tasdikini yaptırmadığından lehine delil teşkil edemeyeceği,  davacının incelenen dönemlerdeki defterlerinin kendi içinde birbirlerini doğruladıkları, usulüne uygun tutuldukları, davalının, davacıya ...... TL toplam bedelli kendi keşide ettiği 4 adet çekini verdiği ve çeklerin tahsil edildiği, davalının ...... ile ...... arasında muhtelif cins ve miktarda sözleşme ile belirlenmiş veya farklı ebatlarda betondan mamul KDV dahil toplam ....... TL'lik ürünü sevk ettiği, teslim edilmesi kararlaştırılan ürünler ile teslim edilmiş ürünler farklı çeşit ve miktarlarda olduğu, dava dilekçesindeki 4.250 m2 8 cm'lik kilitli taş bakiye miktarına ulaşılamadığını, zira 8cm'lik taş bakiyesi sözleşmedeki 5.000 birimden sadece 32 birimin teslim edildiğini, ancak<br> sözleşmede yer almayan ürünlerin teslim edildiğini, davalının ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, açılış ve kapanış tasdiklerinin zamanında yapıldığı, davalının teslim etmesi gereken 4.435,00 m2 8 cm'lik kilit taşın 01/03/2021 sözleşme tarihi itibarı ile 23.00 TL/m2, dava tarihi olan 08/12/2022 tarihi itibarı ile 76,00 TL/m2 olabileceği, tarafların karşılıklı kayıtlarında çek ve fatura bedellerinin aynı tutarlar ile yer aldığı, her iki tarafın kayıtlarından 93.406,48 TL alacaklı olduğunun doğrulandığı bildirilmiştir.<br> Ek raporda ise; davacının malzemeleri teslim alamamasından dolayı zararına ilişkin 3.441,65 metrekare ürünün sözleşme tarihindeki 23 TL/m2 değeri ile dava tarihindeki kabul edilmiş 76 TL/m2 değerinin farkı kadar yani 182.407,45 TL olabileceğinin bildirildiği, 2.ek raporda da 8'lik kilit taşının dava tarihi 06/12/2022 itibarı ile yapılan değerlendirmenin serbest piyasa araştırmalarıyla bulunduğunu, 2023 yılı fiyatlarının 105 TL/m2 olduğunu, yapılan değerlendirmenin Yİ-ÜFE fiyat endekslerine uygun olduğunu, dava tarihi 06/12/2022 itibarı ile 76,00 TL/m2 olduğunun bildirildiği anlaşılmıştır. <br>Davanın cari hesap alacağı için 100.000 TL, zarar için 10.000 TL bedelle açıldığı, Mahkemenin 16/05/2024 tarihli celsesinde taraf vekillerinin mazeret sundukları, mahkemece davacı vekiline ıslah dilekçesi sunmak ve harcı tamamlamak için 1 haftalık kesin süre verildiği, sürenin duruşma zaptının tebliği ile başlayacağının belirtildiği, buna ilişkin e-tebligatın 22/05/2024 tarihinde yapıldığı, 30/05/2024 tarihinde ticari hesap alacağının 113.894,49 TL'ye, teslimat yapılmaması nedeniyle uğranan zararın 182.407 TL olduğuna ilişkin ıslah dilekçesinin sunulduğu, ıslah harcının 17/07/2024 tarihinde; 18/07/2024 tarihli duruşma öncesi yatırıldığı anlaşılmıştır.<br>Tüm bu açıklamalara göre yapılan değerlendirmede; davalı vekili teslimattan 3 gün önce davacı tarafça bildirim yapıldığına ilişkin delil bulunmadığını ileri sürmüştür. Yine dava konusu beton ürünleri özellikleri ile ayrıca belirtildiğinden ifanın konusu parça borcudur. Taraflar teslim yeri olarak ........ içi olarak belirtilmiş, davacının ürün<br> talebini 3 gün önce bildireceği kararlaştırılmış, ancak bildirim şekli belirtilmemiştir. Yine dosya kapsamında öncesinde davalının, davacıya teslim ettiği bir kısım ürünlere ilişkin bildirimin nasıl yapıldığına ilişkin bir delile rastlanmamıştır.<br> Davalı, ürünlerin depoda beklediğini, bu nedenle muhafazadan ve süre nedeniyle maliyet artışı nedeniyle zarara uğradığını savunmuştur. 6102 sayılı TTK'nın \"Tacir olmanın hükümleri\" başlıklı 18.maddesinde \"...(2) Her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerekir.<br>(3) Tacirler arasında, diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe, sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbarlar veya ihtarlar noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılır.\" hükmü mevcuttur. Yine 6098 sayılı TBK'nın 97.maddesine göre; karşılıklı borç yükleyen bir sözleşmenin ifası isteminde bulunan tarafın, sözleşmenin koşullarına ve özelliklerine göre daha sonra ifa etme hakkı olmadıkça, kendi borcunu ifa etmiş ya da ifasını önermiş olması gerekir. Alacaklının temerrüdünü düzenleyen TBK'nın 106.maddesinde yapma veya verme edimi gereği gibi kendisine önerilen alacaklı, haklı bir sebep olmaksızın onu kabulden veya borçlunun borcunu ifa edebilmesi için kendisi tarafından yapılması gereken hazırlık fiillerini yapmaktan kaçınırsa, temerrüde düşmüş olur. <br>Böyle bir durum karşısında borçlunun ne yapması gerektiği 107.maddede belirtilmiş olup, alacaklının temerrüde düşmesi durumunda borçlu, hasar ve giderleri alacaklıya ait olmak üzere, teslim edeceği şeyi tevdi ederek borcundan kurtulabilir. Tevdi yerini, ifa yerindeki hakim belirler. Bununla birlikte ticari mallar, hakim kararı olmadan da bir ardiyeye tevdi edilebilir. Diğer bir deyişle tevdi mahalli tayinini istemek temerrüde düşen alacaklıya karşı, borçluyu koruyan ve onu borcundan kurtulmasını sağlayan bir hak olup ancak bu nedenle hakimden tevdi mahalli tayini isteyebilmektedir. Başka bir anlatımla borçlunun hakimden tediye mahalli tayini isteyebilmesinin ön koşulu alacaklının temerrüde düşmüş olmasıdır. Somut olayda davacı tarafından çek vasıtasıyla ödeme yapılmış, davalı tarafından da kısmi ifa gerçekleşmiştir. Kalan mallar teslim edilmediğinden bunların davacı şirketçe alınmadığını ispat yükü davalı şirkettedir. Eğer davalı tacir şirket beton mamulleri üretip hazırladığı halde davacı şirket bunları talep etmemiş yada teslim yeri belirtmemişse, davalı şirketçe yapılması gereken TTK 18/3 hükmündeki yolları kullanarak davacı ... temerrüte düşürüp, makul sürede cevap alamazsa TBK'nın 107 hükmü gereği tevdi mahalli talep etmektir. Bu yapılmamış bilakis davacı şirketçe, davalı şirkete ihtarname keşide edilerek ürünlerin 3 gün içinde teslimi istenmiştir. Bu durumda davalı şirket yukarıda açıklanan vasıtalarla temerrüte ilişkin hukuki yollara başvurup tevdi mahalli isteyebilecek ticari nitelikli malların ardiyeye teslimini yapabilecek iken bu da yapılmadığından, asıl temerrüte düşenin davacı şirket olduğu yönündeki davalı istinafı yerinde görülmemiştir.  <br>Davalı vekili, davacı ıslahı bakımından da istinafa gelmiştir. 6100 Sayılı HMK'nın 181. maddesine göre 1 haftalık süre, ıslah işlemine ilişkin usuli işlemlerinin yapılması bakımından  verilmesi gereken bir süre olup, tahkikat sona erinceye dek ıslah işlemi yapılabilecektir. Davacı taraf 1 haftalık kanuni sürede ıslah dilekçesi sunup, 18/07/2024 tarihli duruşma öncesinde celse kaybı olmaksızın ıslah harcını da yatırdığından, usul ekonomisi ve hak arama özgürlüğü ilkeleri dikkate alınarak, bu yönlü davalı istinafı yerinde bulunmamıştır.<br>Davalı vekili müspet ve menfi zararın birlikte talep edilemeyeceğini istinafa getirmiştir. Somut olayda davacı, sözleşme konusu teslim edilmeyen 4.435 metrekarelik 8 cm'lik gri kilitli taşın 3 gün içinde teslim edilmesi, aksi halde sözleşmenin feshi ve uğradıkları zararın tahsilini talep etmiş, Mahkemece 93.406,48 TL cari hesap alacağı ile 172.407,45 TL zarar talebinin davalıdan tahsiline hükmedilmiştir. Müspet zarar; borçlu edayı gereği gibi ve vaktinde yerine getirseydi alacaklının mameleki ne durumda olacak idiyse, bu durumla eylemli durum arasındaki farktır. Diğer bir anlatımla müspet zarar, sözleşmenin hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesinden doğan zarardır: kuşkusuz kâr mahrumiyetini de içine alır. Menfi zarar ise, uyulacağı ve yerine getirileceğine inanılan bir sözleşmenin hüküm ifade etmemesi ve yerine<br> getirilmemesi yüzünden güvenin boşa çıkması dolayısıyla uğranılan zarardır. Başka bir anlatımla sözleşme yapılmasaydı uğranılmayacak olan zarardır. Bu kapsamda sözleşme konusu beton mamullerin sözleşme tarihi itibari ile toplam bedeli KDV hariç 169.560 TL, davacı şirketin verdiği çek bedelleri toplamı 152.600 TL'dir. Bilirkişi heyet raporunda davalının teslim ettiği mamuller toplamının 59.193,52 TL olduğu, her iki tarafın ticari defterlerinde birbirine uygun olarak davacının 93.406,48 TL alacaklı olduğu belirtilmiş, Mahkemece bu bedele hükmedilmiştir. Bunun dışında davalıdan temini talep edilen 4.250 metrekare 8 cm'lik kilit taşının, sözleşme tarihi ile dava tarihi arasındaki fiyat farkı da zarar kalemi olarak belirtilmiştir. Ancak yine bilirkişi raporunda davacı tarafça talep edilen 4.250 metrekarelik miktara ulaşılmadığını, çünkü sözleşmedeki 5.000 birimden sadece 32 birimin teslim edilip ayrıca sözleşmede yer almayan<br> başka ürünlerin davacıya teslim edildiği belirtilmiştir. Bu hükümler gereğince davacı talebinin, davalının sözleşme şartlarını ihlal edip mamulleri süresinde üretip teslim etmemesi sonucu, sözleşmenin davalının kusuru nedeniyle feshi ve mamullerin piyasadan başka satıcılardan yeni fiyatlarla alınması sebebiyle TBK'nın 125.maddesi kapsamındaki menfi zarar olduğu anlaşılmaktadır. Yani; davacı talepleri arasında kazanç kaybını içeren müspet zarar talebi bulunmadığından, mükerrer nitelikli bir zarar talebi mevcut değildir.  <br>Ancak hükme esas alınan bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere; davacı davalının teslim etmediği beton mamulleri 8 cm'lik kilit taşa hasretmiş, bilirkişi heyetince de  menfi zarar hesabı 3.441,65 metrekare ürün esas alınarak hesaplama yapılmış, Mahkemece bu rapor hükme esas alınmıştır. Davacı şirket cari hesap alacağını usulünce ispatlamış ise de kilit taşların teslim edilmemesinden doğan menfi zararı ortaya konamamıştır. Şöyle ki sözleşmede 5.000 metrekare 8 cm'lik kilit taşın düzenlendiği, davalıca 32 metrekare teslim edildiği halde ihtarnamede 4.250 metrekarenin talep edilip, bilirkişilerce hesaplamanın ise 3.441,65 metrekare üzerinden yapıldığı görülmekle, 8 cm'lik kilit taşlarla ilgili davacı talebinin ve delillerinin Mahkemece yanılgılı şekilde değerlendirildiği anlaşılmıştır.   <br>Bu nedenle Mahkemece yapılması gereken iş; davacı şirkete sadece ...... içi park ve bahçelerde üstlendiği işler için 18/10/2021 ile dava tarihi olan 08/12/2022 tarihleri arasında davalı şirket dışında piyasadan temin ettiği 8 cm'lik kilit taşların miktar ve bedellerine ilişkin delil ve belgelerini sunmak üzere süre vermek, bu hususta davacı şirketin defter ve kayıtlarında aynı bilirkişi heyetine inceleme yaptırmak, gerekirse Mahkemece davacı şirketin üstlendiği iş alanlarında (şantiye, park, bahçe vs.) keşif yaparak kullandığı 8 cm'lik kilit taş miktarını tespit etmek, yine davalıca itiraz edilen dava tarihindeki 8 cm'lik kilit taşın metrekare bedeline ilişkin de piyasa araştırmasına ilişkin belgeleri dosyaya ekleyerek, davacı şirketin davalının süresinde teslim etmemesi nedeniyle sözleşmedeki fiyattan yüksek bedelle temin etmek zorunda kaldığı 8 cm'lik kilit taşlara ilişkin menfi zarar miktarını doğru tespit etmekten ibarettir. <br>HMK'nın 355.maddesi gereğince istinafa başvuranın sıfatı, istinaf konusu yapılan nedenler ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda, mahkemenin  davanın kısmen kabulüne dair kararının usul ve yasaya aykırı olup, davalı vekilinin istinaf başvurusunun bu sebeplerle esas bakımından kabulü ile; HMK’nın 353.maddesinin 1.fıkrasının a-6 bendi gereğince, Mahkemece uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış olması hükmü  gereğince mahkeme kararının kaldırılarak, yukarıda ıslah konusundaki açıklama da dikkate alınarak, belirtilen eksiklik giderilerek davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.\t\t<br>H Ü K Ü M: gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere, <br>1-) Davalı vekilinin .......  Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ....... Esas ........ Karar sayılı ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun, HMK'nın 353-(1)-a)-6) maddesi gereğince ESASTAN KABULÜ ile anılan kararın KALDIRILMASINA,<br>b-Dosyanın açıklanan eksikliklerin giderilmesi için, ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>2-)İstinafa gelirken peşin alınan istinaf karar harcının, talebi halinde ve ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine,<br>3-)İstinaf eden tarafından yapılan istinaf başvuru giderlerinin, esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesi tarafından değerlendirilmesine,<br>4-)Karar ilamının, 6100 sayılı HMK'nın 359-(4). maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine,<br>5-)İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>6-)Dosyanın mahkemesine iadesine,<br>Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362-(1)-g) maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 06/02/2025<br><br><br>Başkan<br>E-imzalı<br><br>Üye<br>E-imzalı<br><br>Üye<br>E-imzalı<br><br>Katip<br>E-imzalı<br><br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4286cb17d9f24fe6","SID":"9fc27252d011008f"}}