{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO:2022/1198 <br>KARAR NO:2025/204<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İstanbul 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ:29/03/2022<br>NUMARASI:2018/272 E. - 2022/58 K.<br>DAVANIN KONUSU:Marka (Marka İtibarının Kaybı Nedeniyle Tazminat İstemli)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:30/01/2025<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA DİLEKÇESİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ... Şirketi \"...\" 1991 yılında kurulmuş bir turizm şirketi olduğunu, 2 ve 3 nolu davalıların geçmişte davacı şirketin ortaklarından olduğunu 4 ve 5 numaralı davalıların da geçmişte davacı şirketin çalışanları olduğunu; 1 numaralı davalı ... A.Ş. (\"...\") firmasının davacı firma  ortaklığından ayrılan 2 ve 3 numaralı davalılar tarafından kurulduğunu, davacının 1991 yılında işletme adı olarak “...” adını edindiğin, davacının “...” ibaresini içeren markayı tescil ettirdiğini (tescil no. ...); davalıların davacının markası ve işletme adı ile ayniyet taşıyan unvanda şirket kurduklarını, davalı gerçek kişilerin davalı firmada çalıştıkları dönemde davalı firma tarafından temin edilmiş ..., ..., ... ve... şeklindeki elektronik mail (“e-mail') adreslerini kullanmak istedikleri ve bu isteklerindeki amacın davacının müşteri portföyünü kendi adlarına kanalize etmek olduğunu, 1 nolu davalı unvanının davacının işletme adına ve markasına tecavüz oluşturduğu 2 ve 3 numaralı davalıların davacı firmadan ayrıldıktan sonra kurdukları 1 numaralı davalı firmaya davacı firmanın çalışanları olan 4 ve 5 numaralı davalıları alarak davacı firmaya zarar verdiklerini iddia ve bayan ederek davalıların davacı markasına tecavüzünün tespitini, davalıların davacıya ait alan adı (domain) ve web adresine tecavüzlerinin men'ini, ayniyet izlenimi verecek mahiyetteki  davalılar adına kayıtlı alan adının terkinini, davacıya ait web adresinin davalı kayıtlarından terkinini ve ilanını, davalı bireylerin davacı tarafından oluşturulmuş olan ... adreslerinin terkinini, tecavüz oluşturan davalılar kullanımlarının men'i, toplatılması ve imhasını, SMK 151/2-a kapsamında 5.000 TL  maddi ve 20.000 TL manevi tazminat ve  itibar tazminatına hükmedilmesini, davalı ... unvanından davacı markasının terkinine karar verilmesine talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP DİLEKÇESİ:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı firmanın kuruluş tarihinin 20.05.2015 olduğunu ve bu firma kurulmadan önce kurulacağının 08.05.2015 tarihinde  davacı firma yetkilisi l ... tarafından bilindiği, davacının öğrenme tarihi olan 08.05.2015 tarihinden dava tarihine kadar bu 2 yıllık sürenin geçmiş olması nedeni keza  davalı firmanın kuruluşuna dayalı haksız rekabete ilişkin taleplerin de TTK 60 hükmü kapsamında zaman aşımına uğradığını ve dolayısı ile bu çerçevedeki tazminat taleplerinin ret edilmesi gerektiğini, ... isminin davacı 1 nolu firma tarafından kullanıldığını ve dolayısı ile bu çerçevede diğer davalı bireylere husumet yöneltilemeyeceği için onlar açısından davanın usulden reddinin gerektiğini, davacı firma ortaklığından ayrılan 2 ve 3 nolu davalılar tarafından ... adına bir firmanın kurulacağı konusunda bu firma kurulmadan önce davacı ile 2 ve 3 numaralı davalılar arasında bir mutabakatın bulunduğu ve bu mutabakat çerçevesinde 1 nolu davalı firmanın kurulduğunu, davacı ile 1 nolu davalının 30.04.2016 tarihine kadar birlikte çalışmaya devam edeceği konusunda tarafların mutabakatının bulunduğu ve bu çerçevede birlikte çalışma süresinin 1 ay daha uzatılmak sureti ile 31.05.2016 tarihine kadar devam ettiğini, birlikte çalışma süresi içerisinde taraflar arasındaki iş ayrılığının müşterilere hissettirilmemesi konusunda taraflar arasında mutabakatın bulunduğu ve davalıların davacı markası ile birlikte davacı firma ... adresine kayıtlı e-mail adresleri ve davacı internet sitesi adını birlikte iş yapılan süre içerisinde mutabakat çerçevesinde kullandıklarını; taraflar arasında mutabakat çerçevesinde birlikte iş yapılan 30.04.2016 ve 31.05.2016 tarihinden sonra davalıların davacı markasını, davacı ... adresine kayıtlı e-mail adresleri ve davacı internet sitesi adını kullanmadıklarını beyan ederek davanın reddini talep etmişlerdir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İlk Derece Mahkemesince \"Yine dosyada mübrez davacı tarafından sunulan 30.04.2016 tarihli fatura ile davalılar tarafından sunulan 2015 yılına ait fatura suretleri incelendiğinde her bir faturada... web sitesinin kullanıldığı görülmektedir. Bu kullanımında  08 Mayıs 2015 tarihli davacı şirket yetkilisi ... tarafından 1 ve 3 no'lu davalılara gönderilen  mail içeriğinde yer alan tarafların mutabık kaldığı  hususlar kapsamında yer aldığı hususu da bilirkişilerce isabetli bir şekilde tespit edilmiştir. Öte yandan maile göre  kullanım hakkı 30.04.2016 tarihine kadar geçerli olsa da 31.05,2016 tarihli fatura ile taraflar arasındaki ilişkinin bu tarihe kadar sürdüğü dikkate alındığında davalı şirketin bu kullanımının  taraflar arasındaki uzlaşının kapsamında kaldığı , izinsiz olmadığı anlaşılmaktadır. 31.05.2016 tarihli faturanın davacıya tebellüğ tarihi İtibariyle davacının bu kullanımlardan haberdar olduğu, dosyada da  bu tarihten  sonrasında ilişkin markasal bir kullanım olmadığı, davacının bilgisi dahilinde uzlaşıya dayalı kullanım nedeniyle marka hakkına tecavüzden söz edilemeyeceği , tazminat talep edilmesinin şartlarının oluşmadığı keza teknik olarak yapılan incelemede de davacının iddiasının aksine ... şeklinde bir alan adının bulunmadığının tespit edildiği, ... alan adı üzerinde yapıları tespitte ise bu sitenin “...\" isimli bir şirket tarafından oluşturulan güncel bilim, spor, ekonomi, teknoloji vb. haberleri içeren bir  web sitesi olduğu, davalıyla herhangi bir ilgisi olmadığı , ... uzantılı e mailler bu e mail adresinin bağlı olduğu ... adresinin sahibi davacı olup, bu maillere ilişkin tüm idari kontrol ve denetimin  davacı tarafa  ait olduğu, bu kapsamda, davacı şirketin yönetim ve denetiminde bulunan ..., ..., ..., ... alan adlarının iptal ve terkini taleplerinin de yerinde olmadığı, bizatihi davacı kontrolünde olan hususlarda davacının alan adlarına ilişkin iptali idari makamlar aracılığıyla sağlayabileceği , somut dava dosyasında davacının açılan davada ispat hukuku ilkelerine göre marka hakkının ihlal edildiğini ispat edemediği, davalının kullanımının davacının bilgisi ve onayı dahilinde gerçekleştiği  gözetilerek Bilirkişiler ..., ... ve ...'in 25/06/2019 tarihli bilirkişi raporları ile Bilirkişi heyeti  ..., ... ve ...'in 14/08/2020 tarihli kök ve ek raporları HMK 266 madde kapsamında mahkememizce hükme dayanak olarak alınmış ve sübut bulmayan davanın reddine\" şeklindeki gerekçeleri ile;-Davanın reddine, şeklinde hüküm kurulmuştur.<br>İSTİNAF:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;  14.8.2020 tarihli bilirkişi raporuna karşı sunulan itirazları doğrultusunda inceleme yapılmadığını vergi dairesine yazılan müzekkereye verilen cevabın yetersiz olmasına cevap verilmesine müsaade edilmeden sözlü yargılamaya geçilmesinin usuli kazanılmış hakka aykırı olduğunu, dava konusu taleplerden, müvekkilinin tescilli markasının \"markasal\" kullanımı nedeniyle marka hakkına tecavüz edildiği ve bunun men'i talebinin gerekçesiz olarak reddedildiğini, 24.12.2019 tarihli bilirkişi raporunda ayrıntılı olarak bu hususun irdelendiğini, hükümde ve hükmün isnad ettirildiği diğer iki bilirkişi raporunda her ne kadar taraflar arasındaki yazışmalarda yer alan mutabakata atıf yapılmış olsa da; bu yazışmaların hiçbir yerinde müvekkiline ait markanın kullanımına doğrudan ya da dolaylı izin verildiğine dair bir mutabakat olmadığını, diğer talepler değerlendirilirken bir mutabakattan söz edilebilse dahi, bu talebin diğer taleplerle birlikte değerlendirilmesini haklı kılacak bir neden bulunmadığını, markasal kullanım yönünden müvekkili markasına tecavüz olduğu ve bunun iltibas ihtimalinin bulunduğunu, 24.12.2019 tarihli bilirkişi raporunda saptanamadığını beyan ederek, kararın esastan kaldırılarak, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAFA CEVAP:Davalılar vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Yerel mahkeme tarafından davanın reddine karar verildiğini mahkeme kararı usul ve yasaya uygun olduğunu, yerel mahkeme tarafından usulüne uygun şekilde raporlar arasındaki çelişki yeni bir heyet tarafından rapor alınarak giderildiğini, mahkeme tarafında davacının tüm itirazları değerlendirildiği ve itirazlar haksız olduğundan davacı itirazları reddedildiğini beyan ederek, davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE:İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Davanın konusu,  davalıların eylemlerinin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespiti, önlenmesi, men'i, davacıya ait domain ve web adresine davalılarca gerçekleştirilen tecavüzün men'i, ayniyet derecesindeki alan adlarının terkini, kep adreslerinin terkini, 24/01/2019 tarihli beyan dilekçesi dikkate alınarak davalı...firmasından  6769 Sayılı Yasanın 151/2-a maddesine göre fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak 5.000 TL maddi, 20.000 TL manevi tazminat ile itibar tazminatının tahsili, davalı ... ünvanından davacıya ait markanın terkini,talep ve davasıdır.Bilirkişiler ...,... ve ...'in 25/06/2019 tarihli bilirkişi raporlarında özetle :Davacıya ait “...” adının, davacıya ait davacı alan adına bağlı ve davacı kontrolünde  bulunan  ..., ..., ... ve ... e-mail adreslerinin, davacıya ait “...” alan adının davalılar tarafından dosya kapsamına giren kullanımlarının davacı rızası kapsamında bulunduğu, davacı ile haksız rekabet oluşturmadığı ve dahi davacının ... tescil numaralı “A (şekil) ...” markasına tecavüz teşkil etmediği, Davalı tarafından ... Şirketi isminin ticaret unvanı olarak seçilmesi ve kullanılmasının davacı rızası kapsamında bulunduğu, davacı ile haksız rekabet oluşturmadığı ve dahi davacının ... tescil numaralı “A (şekil) ...” markasına tecavüz teşkil etmediği, Dava dilekçesinde iddia edilmesine rağmen “...” şeklinde bir alan adının bulunmadığı, dolayısı ile bu çerçevede haksız rekabet ve/veya marka tecavüzü analizi yapılamayacağı\" belirtilmiştir.İkinci bilirkişi heyeti..., ... ve ...'nın 24/12/2019 tarihli bilirkişi raporlarında özetle: Taraflar arasında internet ortamında yazılan mutabakatta, davacıya ait markasının davalı tarafça kullanılmasına izin verildiğine ve bu iznin sınırlarına ilişkin herhangi bir koşul veya açıklama ve muvafakatin bulunmadığı, bir an için taraflar arasındaki mutabakatta yer alan “Müşterilere bu ayrılık sadece şirket içerisinde operasyon bölünme diye anlatılacak” ve “..., ... uzantılı mail adreslerini 30 Nisan 2016 tarihine kadar kullanacak ” şartlarının davacı adına tescilli markanın kullanımına icazet verildiği anlamına geldiği düşünülse dahi; Davalı şirketin 30 Nisan 2016 tarihinden  sonra tanzim ettiği 31/05/2016 tarihli faturalarında şeklin kullanılmaya devam ettiği,  davalının kullandığı şekil...: şeklindeki kullanımlarının, davacının ... ve ... no ile tescilli markasına görsel, fonetik ve kavramsal olarak benzer olduğu, 39. Sınıfta yer alan “Kara, deniz ve hava taşımacılığı hizmelleri ve kara, deniz ve hava taşıtlarının anması hizmetleri, tur düzenleme, seyahat için yer ayarlama, seyahal ile ilgili bilet sağlama,” hizmetleri için kullanıldığı, bu hizmetlerin orta düzeyde tüketiciye hitap eden hizmetler olduğu, bu haliyle tüketicide iltibas yaratma ihtimalinin bulunduğu\" belirtilmiştir. görüş ve kanaatine varılmıştır.Üçüncü Bilirkişi heyeti  ..., ... ve ...'in 14/08/2020 tarihli bilirkişi raporunda özetle:Davalı şirketin kullanımları davacıya ait ... ve ... markaları ile ayırt edilmeyecek derecede benzer olup, tüketici nezdinde iltbasa sebebiyet verecek nitelikte olduğunu ancak, davacının iddialarına dayanak gösterdiği davalı şirket tarafından davacı adına düzenlenen faturanın 30.04.2016 tarihli olması ve davalının sunduğu 01 Mayıs 2015 tarihli faturanın varlığı karşısında, dosyada bu tarihten sonrasına ilişkin kullanım olduğuna dair bir delil olmadığı ve huzurdaki davanın 25.06.2018 tarihinde açılmış olduğu hususları gözetildiğinde davacının  taleplerinin zaman aşımına uğradığı hususundaki takdirin  Mahkeme'ye ait olduğunu, Davacı şirket yetkilisi tarafından 2 ve 3 no'lu davalılara gönderilen e mail ile mutabık kalınan hususlarda 1 no'lu davalı şirketin “...” kök sözcüğü ile tescil edileceğinden haberdar olması ve buna izin vererek birtakım işlerde ortak ticari faaliyet yürütülmesi hususlarında anlaştığı dolayısıyla marka sahibinin izni olduğu görüldüğünde davalının ticaret unvanında yer alan \"....” ibaresinin davacının markasına tecavüz oluşturmadığı, dosya kapsamımda yer alan, davacı tarafından sunulan 30.04.2016 tarihli fatura ile davalılar tarafından sunulan daha 2015 yılma ait fatura suretleri incelendiğinde her bir faturada ...com web sitesinin kullanıldığı tespit edildiği, ancak, bu hususun davacı şirket yetkilisi ... tarafından 2 ve 3 no'lu davalılara gönderilen 08 Mayıs 2015 tarihli e mailde tarafların mutabık kaldığı hususlar kapsamında yer alması nedeniyle haksız kullanım kapsamında değerlendirilemeyeceğini, yaptıkları incelemede “...” şeklinde bir alan adının bulunmadığının tespit edildiğini,  ... alan adı üzerinde yapıları tespitte ise bu sitenin “...\" isimli bir şirket tarafından oluşturulan güncel bilim, spor, ekonomi, teknoloji vb. haberleri içeren bir  web sitesi olduğu, davalıyla herhangi bir ilgisi olmadığı tespit edildiğini, ... uzantılı e mailler bu e mail adresinin bağlı olduğu ...adrasinin sahibi davacıya ait olup, bu maillere ilişkin tüm idari kontrol ve denetim davacı tarafa  ait olduğunu, Bu kapsamda,davacı şirketin yönetim ve denetiminde bulunan ..., ..., ...,... iptal ve terkini davalılar ya da Mahkeme kanalı ila değil, davacı tarafından sağlandığı\" belrtilmiştir.Aynı bilirkişilere ait  15/04/2021 tarihli bilirkişi ek raporda özetle: kök rapordaki tespitleri tekrar ile görüşlerinde bir değişiklik olmadığını bildirmişlerdir.Her iki şirketin de aynı alanda faaliyet gösterdikleri, .. Ltd. şirketinin  ortağının ... ...,  tek yetkilisinin İsmail...olduğu, eski ortakların ..., ... da dahil olmak üzere 12 ortaklı olduğu,  bu şirketin eski unvanının da ... olduğu, alan adının .... olup, odaya 28.2.1991 tarihinde kayıt olduğu ve yolcu taşımacılığı ve seyahat acenteleri kodu ile faaliyet gösterdiği anlaşılmıştır. Davalı,... A.Ş' nin  oda kayıt tarihinin  20/05/2015, yönetim kurulu üyesi ve yetkililerin ...,... olduğu, iş konusunun turizm , seyahat… olduğu anlaşılmıştır. 6769 SMK 29 madde de markaya tecavüz halleri düzenlenmiştir.  Marka sahibinin izni olmadığı durumlarda gerçekleştirilen  kullanımlar marka hakkına tecavüz kapsamında değerlendirilmektedir.Davalı şirketin kullanımlarının davacıya ait ...  ve...  markaları ile ayırt edilmeyecek derecede benzer olup, tüketici nezdinde iltibasa sebebiyet verecek nitelikte olduğu, ancak, davacının iddialarına dayanak gösterdiği davalı şirket tarafından davacı adına düzenlenen faturanın 30/04/2016 tarihli olması ve davalının sunduğu 01 Mayıs 2015 tarihli faturanın varlığı karşısında, dosyada bu tarihten sonrasına ilişkin kullanım olduğuna dair bir delil olmadığı davalı tarafından da 31/05/2016 tarihinden sonra kullanımının bulunmadığını ileri sürdüğü, dosya kapsamına da bu tarihten sonra davacı markalarının kullanıldığına dair delil sunulmadığı anlaşılmıştır.Davacı şirket yetkilisi tarafından 2 ve 3 no’lu davalılara gönderilen e mail ile mutabık kalınan hususlarda, 1 no’lu davalı şirketin “...” kök sözcüğü ile tescil  edileceğinden haberdar olması ve buna izin vererek birtakım işlerde ortak ticari faaliyet yürütülmesi hususlarında anlaştığı, kısacası marka sahibinin izni olduğu görüldüğünden davalının ticaret unvanında yer alan “...” ibaresinin davacının markasına tecavüz oluşturduğunun ileri sürülemeyeceği anlaşılmıştır.Dosya kapsamında yer alan, davacı tarafından sunulan 30/04/2016 tarihli fatura ile davalılar tarafından sunulan daha 2015 yılına ait fatura suretleri incelendiğinde her bir faturada ... web sitesinin kullanıldığının tespit edildiği, ancak bu hususun davacı şirket yetkilisi ... tarafından 2 ve 3 no’lu davalılara gönderilen 08 Mayıs 2015 tarihli e- mailde tarafların mutabık kaldığı hususlar kapsamında yer alması nedeniyle haksız kullanım olarak değerlendirilemeyeceği kanaatine varılmıştır.Davacı tarafından davalıların 30/04/2016 tarihinden sonra markasal kullanımları ispat edilememiştir.Mahkemece 14/09/2021 tarihli ara kararı ile, davacı yanın 30/04/2021 tarihli beyan dilekçesindeki talebi nazara alınarak dosyadaki 11 nolu delil dikkate alınrak davalının bağlı bulunduğu vergi dairesine yazı yazılmasına, cevap geldikten sonra ek rapor alınıp alınmayacağı hususunun değerlendirilmesine karar verildiği, akabinde ara kararından sarfı nazar edilmeden karar verilmiş ise de, dosyada ilk alınan heyet raporu ile ikinci alınan heyet raporu arasında mübayenet bulunduğu, mübayenetin giderilmesi için üçüncü heyete dosyanın tevdi edildiği mübayenetin giderildiği ek rapor da alındığı, Vergi Dairesine yazılan yazı cevabında gönderilen belgelerin davanın sonucuna etkisinin bulunmadığı gözetildiğinde, davacının bu istinaf sebebine itibar edilmemiştir.Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla  yapılan inceleme neticesinde davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine  karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 1. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 29/03/2022 tarih ve 2018/272 E., 2022/58 K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,7‬0 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davacıdan tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 30/01/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"51030652bbc9fb10","SID":"783fc5b402049b5d"}}