{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO:2022/1149 <br>KARAR NO:2025/200<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:29/03/2022<br>NUMARASI:2021/372 E. - 2022/257 K.<br>DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit (İnanç Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:30/01/2025<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA DİLEKÇESİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: 26.09.2014 vadeli 20.000,00 TL 21.10.2014 vadeli 13.800,00 TL 20.11.2014 vadeli 18.000,00 TL 15.12.2014 vadeli 13.650,00 TL tutarlı bonolar olmak üzere 65.450,00 TL bono alacağı 100,00 TL protesto gideri, 2.625,89 TL faiz, 196,35 TL komisyon olmak üzere 68.372,24 TL alacağın tahsili talebi ile müvekkili ... aleyhine ... sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını, icra takibine konu senetler  müvekkili ... cirantadır, takibe konu senetler arasında 26.09.2014 vadeli 20.000,00 TL 15.12.2014 vadeli 13.650,00 TL senetler için ödememe protestosu çekilmediğini, 33.650,00 TL asıl alacak ve ferileri açısından müvekkilin ödeme yükümlülüğü olmadığını, müvekkili ile ... arasında herhangi bir ticari ilişki ve borç ilişkisi bulunmadığını, müvekkilinin 26.09.2014 vadeli 20.000 TL 15.12.2014 vadeli 13.650 TL senetler için kambiyo hukuku uyarınca sorumluluğu da bulunmadığını, icra takibine konu senetlerde zaman aşımı süresi dolduğunu, zaman aşımı itirazlarının kabulüne karar verilmesini, müvekkili ...'in alacaklısı olduğu... sayılı dosyasına ... sayılı dosyasından haciz konulduğunu, dosyadaki para sıra cetveli yapılmak üzere ... sayılı dosyasına gönderildiğini, gönderilecek paranın davalı yana ödenmemesi için tedbir kararı verilmesini, ... sayılı dosyasında 26.09.2014 vadeli 20.000,00 TL 15.12.2014 vadeli 13.650,00 TL senetler ve ferileri bakımından müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitini, zaman aşımı itirazların kabulünü, takibin tedbiren durdurulmasını, davalıdan %20 kötü niyet tazminatının tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP DİLEKÇESİ:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  takibe konu bonolar davacı tarafından ciro yolu ile müvekkile verildiğini, vadelerinde ödenmemesi üzerine davacı aleyhine ... sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, ödeme emri ve bono suretleri borçluya usulüne uygun olarak tebliğ edildiğini, yasal süresi içerisinde itiraz edilmediğini ve takiplerin kesinleştiğini, kambiyo  senetlerine mahsus takip yolunda ödeme emrinin borçluya tebliğinden itibaren İİK 168/5 ve 170 maddesi uyarınca 5 gün içinde  İcra Mahkemesine itiraz edilmesinin gerektiğini, davacı süresi içerisinde takibe itiraz etmediğini, alacaklının takip hakkı bulunmadığı ne de zaman aşımı itirazında bulunduğunu, süresi içerisinde itiraz edilmediğini, takibin kesinleştiğini, davacı iddiaları dinlenemediğini, kesinleşen hususlarda menfi tespit davasına dayanak yapılması yasaya ve usule aykırı olduğunu, bonoların vadelerinde ödenmediğini, müvekkili bugün-yarın diyerek oyalaması neticesinde bir kısım bonolar protesto edilmediğini, ödemelerin yapılmaması neticesinde takip yapılmak zorunda kalındığını, davacının borca ve takibe itiraz etmediğini, aradan geçen 6 yılın sonunda satış işlemlerini durdurmak ve müvekkilinin alacağını temin etmesini engellemek için huzurdaki davayı ikame ettiği ve bu hususta kötü niyetli olduğunu, kötüniyet ile alacağın tahsilini geciktirmek için ikame edilen bu davanın reddini, davacı aleyhine % 20'den aşağı olmamak kaydı ile kötüniyet tazminatına karar verilmesini, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.   <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İlk Derece Mahkemesince\"Tüm dosya kapsamının birlikte değerlendirilmesi neticesinde; davacı tarafça, takibe konu 2 adet senet nedeniyle davalı yana borçlu olunmadığının tespitinin talep edildiği; davalı tarafça, davanın reddinin talep edildiği anlaşılmıştır.Davacı taraf, senedin süresinde protesto edilmediğinden kendisine müracaat hakkının yitirildiğini ve davalı ile aralarından herhangi bir ilişki olmadığını iddia etmekte; davalı yan ise, takip ve dava  konusu senetlerin yapılacak ortak iş karşılığında davacı tarafından ciro edilerek kendisine verildiğini savunmaktadır.TTK'nun 778. Maddesi yollaması ile aynı yasanın 714. Ve 730. Maddeleri uyarınca hamilin ciranta aleyhine takip başlatabilmesi için keşideciye karşı süresi içinde ödememe protestosu çekmesi gerektiği, anılan hükmün emredici nitelikte olduğu, süresi içinde ödememe protestosu çekilmemesi halinde hamilin cirantalara karşı müracaat hakkını yitirdiği, dava konusu senetlerde davacının ciranta olduğu, davalının isim ve imzasının tespit edilemediği, davacı taraf davalıyla herhangi bir ticari bir ilişkisinin veya borç ilişkisinin bulunmadığını ileri sürdüğü, davalı tarafın ise dava konusu senetlerin davacıyla yapılacak ortak iş karşılığında davacıya elden verilen paraların karşılığı olarak senetlerin alındığını, davacının kendisini oyalaması nedeniyle protesto çekilmediğini beyan ettiği, dava konusu senetlerin protesto edilmediği, bu hali ile davalının anılan madde hükümlerine göre cirantaya karşı başvuru hakkını yitirdiği, ancak davalının davacı ile aralarındaki temel ilişkiye dayalı olarak talep hakkının bulunduğu (Yargıtay 19. H.D. 2016/14210 E. 2018/616 K. Sayılı İlamı), bu durumda davalı yanın davacı ile arasındaki temel ilişkiyi ispat etmesi gerektiği, davaya konu 2 adet senedin yazılı delil başlangıcı niteliğinde olduğu, bu hali ile davalının temel ilişkiyi tanık dahil her türlü delil ile ispat edebileceği, ancak davalı tarafça aradaki temel ilişkiyi ispata yarayacak tanık delili haricinde başkaca herhangi bir delilin gösterilmediği, davalı vekiline tanıklarını bildirmek üzere ihtaratlı olarak kesin süre verilmiş ise de, davalı vekilince verilen kesin süreye rağmen tanıklarının bildirilmediği, davalı tarafça yemin deliline de dayanılmadığı, bu hali ile davalının davacı ile olan temel ilişkiyi ispat edemediği anlaşılmıştır.Davacı tarafça icra dosyasına herhangi bir ödeme yapılmadığının belirtildiği anlaşılmakla yukarıda açıklanan nedenlerle davanın kabulü ile davacının ... sayılı dosyasına konu takip nedeniyle davalıya 26/09/2014 vade tarihli, 20.000,00 TL bedelli ve 15/12/2014 vade tarihli 13.600,00 TL bonolar nedeniyle borçlu olmadığının tespitine karar vermek gerektiği, dava borçlu lehine sonuçlanmışsa da davalı alacaklının kötüniyetli olduğu ispatlanamadığından davacı tarafın kötüniyet tazminat talebinin reddine, dava kabul olduğundan davalı tarafın kötüniyet tazminat talebinin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.7155 sayılı Yasa ile 6102 sayılı Yasaya  5/A maddesi eklenerek  ticari davalarda arabuluculuk dava şartı haline getirilmiş olsa da menfi tespit davalarında davadan önce arabuluculuğa başvuru zorunlu olmadığı zorunlu olmadığı, ancak davacının buna rağmen davadan önce arabuluculuk yoluna başvurmuş olsa da dava şartı olmayan arabuluculuk nedeniyle arabuluculuk masrafının davalıya yüklenemeyeceği anlaşıldığından davacı üzerinde bırakılmasına\" şeklindeki gerekçeleri ile;Davanın KABULÜNE, Davacının ... sayılı dosyasına konu takip nedeniyle davalıya 26/09/2014 vade tarihli, 20.000,00 TL bedelli ve 15/12/2014 vade tarihli 13.600,00 TL bonolar nedeniyle borçlu olmadığının tespitine,Davacı tarafın kötüniyet tazminat talebinin reddine,Davalı tarafın kötüniyet tazminat talebinin reddine,  şeklinde hüküm kurulmuştur.<br>İSTİNAF:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; takip borçlusu davacının takibe konu senetlerde ödememe protestosu çekilmediğini, bu sebeple başvuru borçlusu olarak kendisine başvurulamayacağı gerekçesi ile müvekkil aleyhine menfi tespit davası açtığını, takibe konu bonolar, davacı ... tarafından ciro yolu ile müvekkiline verildiğini, vadesinde ödenmemesi üzerine davacı aleyhine ... sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını yasal süresi içerisinde itiraz edilmediğinden takibin kesinleştiğini, kambiyo  senetlerine mahsus takip yolunda ödeme emrinin borçluya tebliğinden itibaren İİK 168/5 ve 170 maddesi uyarınca 5 gün içinde  İcra mahkemesine itiraz  edilmesi gerektiğini, ancak davacı, süresi içerisinde takibe itiraz etmediğini, bu aşamada zaman aşımı itirazında bulunamayacağını, müvekkili ile davacı borçlu arasında  ortak iş yapma amacı ile anlaşma sağlandığını  ve bu iş için davacıya nakit para verildiğini, müvekkilin eşi ... ile davacı ...'in uzun yıllardır tanıştığını, davacı şirketlerinin kara ve deniz vinç yükleme vs. işi ile ilgilendiğini, şirketlerinin finansal sıkıntı içerisinde olduğu dönemde davacının, müvekkilinin eşine sermayeye ihtiyacı olduğunu, nakit sıkıntısını giderdiği takdirde yeni liman işletmelerinden iş alacağını  nakit olarak destek olmasını, şirketin borçlarını ödeyeceğini ve kendilerine şirketlerinden hisse vereceğini söyleyerek teklifte bulunduğunu, müvekkilin eşi ...yaşı ve sağlık durumu nedeni ile kendisinin bu işlerle ilgilenemeyeceğini ancak eşi ile birlikte iş yapabileceklerini söylediği ve bunun üzerine müvekkili ile  ... aralarında sözlü olarak anlaştığını ve istenilen paranın nakit olarak kendisine verildiğini, her ne kadar ortaklık yapmak üzere kendisine para verilmiş ise de bu ortaklığın hayata geçirilemediğini, müvekkile şirketlerinden hisse de verilmediğini, bu nedenle peyder pey davaya konu bonolar da dahil olmak üzere alacağın karşılığı bonoların davacı tarafça ciro yolu ile müvekkile verildiğini, söz konusu bonolar dava konusu senetlerle sınırlı kalmayıp farklı tarihlerde ciro edilmiş birden çok bono bulunduğunu,  tüm bonolar takip konusu yapıldığını ve bir kısmının da tahsil edildiğini, davacının tüm malvarlığı üzerine haciz uygulandığını, üzerlerinde birden çok haciz bulunması nedeni ile satış talep edilmediğini, satış avansı yatırılarak satış talebinde bulunulduğunu ve dosya infazen kapatıldığını, takip tarihinden bugüne 7 yıl geçtiğini, 7 yılın sonunda iş bu davanın açılması haksız ve kötü niyetli olduğunu, Yerel Mahkeme bu hususu dikkate almadan hüküm tesis ettiği ve verilen kararın kaldırılması gerektiğini, İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 29/03/2022 tarih ve 2021/372 E.-2022/257 K. Sayılı kararının istinafen incelenerek kabul kararının kaldırılması ile yeniden yargılama yapılarak talepleri doğrultusunda davanın reddine karar verilmesini, talep etmiştir.<br>İSTİNAFA CEVAP:Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; ... Sayılı takibinden kaynaklı protesto edilmemiş senetler açısından borçlu olmadığının tespiti talebi ile açılan davada müvekkilin ciranta konumunda olduğu çek sebebiyle bononun asıl borçlusu değil, müracaat borçlusu olduğunu, TTK 778 göndermesi ile TTK 714 ve 730 maddeleri uyarınca hamilin cirantayı aleyhine takip yapabilmesi için keşideciye süresi içerisinde ödememe protestosu keşide etmesi gerektiğini, emredici nitelikteki kanun hükmünün her aşamada uygulanacağını, davalının süresi içerisinde ödememe protestosu keşide etmediğinden müvekkile karşı müracaat hakkını kaybettiğini, bu durumda davalının müvekkil ile arasındaki hukuki ilişkiyi ispat etmesi gerektiğini, müvekkil ile davalı arasında ticari ilişkinin mevcut olmadığını ve davalı da buna dair tek bir delil dahi sunmadığını, sunulmuş olan Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, 2016/14017 E., 2017/7694 K. Sayılı kararı ve Yargıtay'ın yerleşik içtihatları ile de uyumlu olduğunu, İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 29.03.2022 tarih ve 2021/372 E. 2022/257 K. Sayılı kararına karşı davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE:İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davanın konusu  İİK'nun 72. Maddesi uyarınca açılmış menfi tespit davasıdır. ... sayılı icra dosyasında; davalı ... tarafından borçlular davacı  ... ile dava dışı ... Şti ve... Şti  aleyhine 4 adet bonoya dayalı toplam 68.372,24 TL alacağın tahsili amacıyla 16/03/2015 tarihinde  kambiyo senedine dayalı icra takibi başlatılmıştır.Dava konusu 2 adet bono olup,  bonoların; Vade tarihinin 26/09/2014, 20.000,00 TL bedelli olduğu, senet üzerinde malen kaydının bulunduğu, senedin dava dışı ... Şti. tarafından keşide edildiği,  lehtarın ...Ltd Şti olup, senedin arka yüzünde lehdarın cirosundan sonra ...'in cirosunun bulunduğu, vade tarihinin 15/12/2014, keşide tarihinin 25/06/2014, 13.650,00 TL bedelli olduğu, senet üzerinde malen kaydının bulunduğu, senedin dava dışı ... Şti. tarafından keşide edildiği,  lehtarın ...Ltd Şti olup, senedin arka yüzünde lehdarın cirosundan sonra ...'in cirosunun bulunduğu görülmüştür.Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer. Davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukukî ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m.6).Fakat, menfi tespit davasını açan davacı (borçlu), davalının (alacaklı) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkinin hiç doğmadığını iddia etmeyip, bilakis bu ilişkinin doğduğunu bildirerek başka bir nedenle hukukî ilişkinin geçersiz olduğunu veya son bulduğunu ileri sürmekte ise bu iddiayı ispat yükü TMK’nın 6. maddesi gereğince davacıya düşer. Örneğin; alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (Kuru-El Kitabı, s.370 ilâ 372). Takip dayanağı belge, kambiyo senedi niteliğinde bono olduğundan  6102 sayılı TTK.nun 778/1-h. (6762 Sayılı TTK.nun 690.) göndermesiyle bonolar hakkında da uygulanması gereken TTK. nun 661/1. maddesi gereğince poliçeyi kabul eden muhataba (bonoyu düzenleyen keşideciye) ve onun gibi sorumlu olan aval verene karşı yapılacak takiplerde zamanaşımı süresi vadeden itibaren 3 yıldır. 6102 sayılı TTK'nun 778. maddesi yollaması ile bonolar hakkında uygulanması gereken aynı Kanun'un 714. ve 730. maddeleri uyarınca, belirli bir günde veya düzenleme gününden ya da görüldükten belirli bir süre sonra ödenmesi şartını içeren bir bonoya dayanarak hamilin lehtara ve cirantalara müracaat edebilmesi, ödeme gününü takip eden iki iş günü içinde senet keşidecisinin protesto edilmesine bağlıdır. Alacaklı hamil, anılan madde koşullarında protesto keşide etmeksizin, lehtar ve cirantaları takip edemez. Alacaklı hamil, anılan madde koşullarında, senedi düzenleyene protesto keşide etmediği takdirde, ciranta olan borçluya karşı müracaat hakkını kaybeder. TTK 730/1 maddesinde hamilin, kabul etmeme veya ödememe protestosunu düzenleme belirli süreleri geçirirse, kabul eden kişi hariç olmak üzere, cirantalara, düzenleyene ve diğer borçlulara karşı sahip olduğu hakları kaybedeceği düzenlenmiştir. İcra takibine konu bonoda, davacının ciranta, davalı alacaklının ise hamil olduğu, senedin TTK 714. Madde gereğince protesto edilmediği , TTK 730/1 maddesi gereğince davalının davacıya bonodan kaynaklanan müracaat hakkını kaybettiği, ödememe protestosu çekilmeyen senedin kambiyo senedi vasfını yitirdiği, yazılı delil başlangıcında olduğu, bu durumda ispat yükümlülüğünün davalı alacaklıda olduğu,  alacaklı tarafından temel ilişkiye dayanabileceği, davalı alacaklı  tarafından alacağın varlığının ispatı yönünden delil ibraz edilemediğinden mahkemece  menfi tespit davasının kabulüne dair verilen karar hukuken yerindedir.Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla  yapılan inceleme neticesinde davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine  karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 29/03/2022 tarih ve 2021/372 E., 2022/257 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 2.390,85 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 597,72 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.793,13‬ TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,  3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 30/01/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0b6d2222c7ae8ee2","SID":"b74b34597d367d4c"}}