{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: ANTALYA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ: 24/10/2024<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZIM TARİHİ: 17/01/2025<br><br><br>İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde  istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.<br>Üye hakimin görüşü değerlendirildi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Antalya 10. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasından davalı ... aleyhine icra takibi başlatıldığını, söz konusu icra dosyasından takip borçlusuna gönderirken ödeme emrinin bila iade edildiğini, takip borçlusu ... vekili ...ın Antalya 10. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı icra dosyasından başlatılan takipten müvekkilinin 02/06/2017 tarihinde haberdar olduğunu beyan ederek yetkiye, borca, faize ve tüm ferilerine itiraz ettiğini, takip borçlusunun borca, yetkiye, faize ve alacağın tüm ferilerine itiraz etmesi üzerine iş bu itirazın iptali davasını açma zorunluluklarının doğduğunu, açıklanan nedenlerle davalı ... tarafından Antalya 10. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyasına yapılan itirazın iptalini ve takibin devamını, takip talebinde belirttikleri asıl alacak 20.000,00-€+3.500,00-$) ve asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesini, alacak mitarının likit olması ve davalı tarafın itirazının haksız olması nedeniyle takibe konu asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalı tarafından alınarak davacı tarafa ödenmesini, iş bu davanın itirazın iptali davası olması nedeniyle dava açılırken alınması lazım gelen nispi harçtan, daha önce icra takibi başlatılırken taraflarınca yatırılan 477,07-TL nispi harcın mahsup edilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın adaleti yanıltmaya çalıştığını, müvekkiline borç vermediğini, müvekkilinin Ukrayna'da bulunan ...'nin %50'sini 100.000,00 TL karşılığında ortak olduğunu, davaya konu edilen ödemelerin bu ortaklık payı için olduğunu, bunun kanıtının Ukrayna'da yapılmış 31/12/2014 tarihli resmi ortaklık sözleşmesi olduğunu, davaya konu edilen paraların müvekkiline borç olarak gönderilmediğini, yapılan ödemelerin ... ortaklığı için olduğunu, davacı tarafın banka dekontlarını kendisini yazdırdığını, davacı tarafın kötüniyetli olduğunu, bu nedenlerle davanın reddini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Karara karşı, davacı  vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesince borcun muaccel olmadığına ilişkin tespitin hatalı olduğunu, taraflar arasında yapılan anlaşmaya göre paranın ödenmesinin talep edildiği tarihin muacceliyet tarihi olduğunu, mahkemece davanın reddine karar verilmesinin adil yargılanma hakının ihlali olduğunu, müvekkilinin alacağına kavuşmasını engellediğini, taraflar arasındaki sözleşmenin TBK m. 19 gereği yorumlanması sonucu muacceliyet zamanına ulaşılabildiğini, gerekçeye esas alınan HGK kararının somut olayla aynı nitelikte olmadığını, davalının davayı uzatmaya çalıştığını, müvekkilinin mülkiyet hakkının ihlal edildiğini beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: <br>Davacı eldeki davada, davalıya borç olarak verdiği paranın tahsili için yaptığı icra takibine vaki itirazın iptalini istemiştir.<br>Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Dava, ilk olarak, Antalya 10. Asliye Hukuk Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasında açılmış, mahkemece, ticaret mahkemesine yönelik görevsizlik kararı verilmiş, Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas, ... Karar sayılı ilamı ile karşı görevsizlik kararı vermiş, Antalya BAM 5. HD'nin  ... Esas, ... Karar sayılı ilamı ile Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi uyuşmazlıkta görevli kılınmış, Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas, ... Karar sayılı ilamı ile özetle; Davanın kısmen kabulüne kısmen reddine, davalının Antalya 10. İcra Müdürlüğü' nün ... esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın 3.500 USD asıl alacak yönünden iptali ile , takibin bu tutar üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, hükmolunan 3.500 USD asıl alacağın takip tarihi itibari ile belirlenen kur üzerinden %20 si oranında olan 2.148,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak, davacıya verilmesine karar verilmiş, verilen hüküm, Antalya BAM 11. HD'nin ...  Esas, ... Karar sayılı ilamı ile özetle,  taraf teşkilinin sağlanması, harç eksikliğinin tamamlanması ve hukuki yararın değerlendirilmesi gerektiğinden bahisle ortadan kaldırılmış, Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi yeniden yaptığı yargılamada ... Esas, ... Karar sayılı ilamında, davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar vermiş, verilen hüküm bu sefer Antalya BAM 11. HD'nin ...  Esas, ... Karar sayılı ilamı ile özetle; davalı tarafa yemin teklif etme hakkı olduğu hususu hatırlatılmadan karar verildiği gerekçesiyle tekrar ortadan kaldırılmış, Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi istinaf incelemesine konu  ... Esas, ... Karar sayılı dosyası ile özetle; davalı yemin deliline dayanmadığından, davanın hukuki yarar yokluğundan usulden reddine karar vermiştir.<br>Yasal dayanağını 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 67 nci maddesinden alan itirazın iptali davası, alacaklının icra takibine karşı, borçlunun itirazının iptali ile 2004 sayılı Kanun’un 66 ncı maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlamayı amaçlayan, icra takibine sıkı sıkıya bağlı, takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir (Yargıtay HGK, 31.05.2023 tarih, 2022/11-66 Esas, 2023/534 Karar sayılı kararı).  Dava yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan; ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. İtirazın iptali davasında  yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; ancak takibin iptali ya da devamı hükmünü de içerecektir.<br>Hukuki yarar konusu mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nda düzenlememişken 6100 sayılı Kanun’un 114 üncü maddesinin (h) bendinde dava şartları arasında sayılmıştır ve davacının talep ettiği şeye bağlanan, hukuki ve meşru, doğrudan ve kişisel, doğmuş ve güncel olması durumunda bu talebi kabule şayan kılan ve yokluğu hâlinde davacının dava yetkisinin olmadığı değer olarak tanımlanabilir (..., Davada Menfaat, Ankara 2009, s.345).<br> Mahkemeye başvurmada korunmaya değer yararın bulunup bulunmadığı ise davanın açıldığı ana ilişkin bir değerlendirmedir. Bu nedenledir ki kural olarak hukuki yararın davanın açıldığı anda mevcut olması gerektiği kabul edilir. Ancak icra takibi ile aralarındaki sıkı bağ nedeniyle itirazın iptali davalarında, davacının takip tarihinde de hukuki yararının mevcut olması aranır (İtirazın İptali Davaları, İcra İnkar ve Kötüniyet Tazminatı: .../..., Ankara 2013, s.110). Daha açık bir anlatımla konu şu şekilde izah edilebilir: İtirazın iptali davalarında borca itiraz nedeniyle duran takibi devam ettirmek isteyen davacı alacaklı takip anında alacağının varlığını ve muaccel, istenilebilir durumda olduğunu ispatla yükümlüdür. Muacceliyet kelime anlamı olarak hem alacaklının borçludan eda talep edebileceği zamanı hem de borçlunun edada bulunmaya hakkı olduğu zamanı ifade eder (Türk Hukuk Lûgatı, s. 543, 807) ve alacaklı, ifa zamanı gelmeden yani alacak muaccel olmadan borçludan edimini ifa etmesini isteyemeyeceği için henüz muaccel hâle gelmemiş bir borç için takip başlatmasında da korunmaya değer bir menfaati olduğundan söz edilemez. Böyle bir durumda itirazın iptali davasını gören mahkemenin, takipte ve buna bağlı olarak da davada hukuki yararın bulunmadığını kendiliğinden gözetmesi ve davayı usulden reddetmesi gerekir.<br>6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun ise 392 nci maddesi gereğince; ödüncün geri verilmesi konusunda belirli bir ödeme günü, ihbar süresi belirlenmemiş veya istenildiği zaman muaccel olacağı kararlaştırılmamış ise ödünce konu paranın ilk istemden başlayarak altı hafta içinde geri verilmesi gerekir. Yani, madde metninde yazılı hususlar söz konusu değilse ödünç alan, ilk istemden başlayarak altı hafta geçmedikçe ödüncü geri vermekle yükümlü değildir. Yine madde gerekçesinde bu husus; \"...818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 312 nci maddesinde kullanılan “altı hafta içinde geri verilmek lâzımdır.” şeklindeki ibare, geri verme borcunun ödünç verenin ilk isteminden başlayarak altı hafta sonra muaccel olacağı göz önünde tutularak, Tasarıda “altı hafta geçmedikçe, ödüncü geri vermekle yükümlü değildir.” şeklinde düzeltilmiştir...\" şeklinde açıklanmıştır. Ayrıca Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 26.02.1975 tarihli ve ... E., ... K. sayılı ilamında da; \"...Borçlar Kanunu'nun 312 nci maddesi ilk talepten itibaren 6 hafta içerisinde borcun geri verilmesi gerekeceğini kabul ettiğinden zamanaşımının başlangıç tarihinin borcun verildiği tarihe, 6 hafta eklenerek tespiti gerekir...\" şeklinde açıklanmıştır. Bu durumda  ödüncün geri verilmesi konusunda belirli bir ödeme günü, ihbar süresi belirlenmemiş veya istenildiği zaman muaccel olacağı kararlaştırılmamış ise ilk istemden başlayarak 6 hafta sonra alacak muaccel olmaktadır.  Öte yandan; 6098 sayılı Kanun'un 555 ve devamı maddelerinde düzenlenen \"havale\" bir ödeme vasıtasıdır. Eş söyleyişle, mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapıldığı yolunda yasal karine mevcuttur. Bu yasal karinenin tersini (havalenin borcun ödenmesinden başka bir amaçla yapıldığını) ileri süren havaleci, bu iddiasını kanıtlamakla yükümlüdür (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 12.03.2003 tarihli ve 2003/3-118 E., 2003/158 K. sayılı ilamı).<br>İstinaf incelemesine konu dosyadaki yargılama sonucunda, mahkemece, davacıya ödüncün geri verilmesi konusunda belirli bir gün veya bildirim süresi olup olmadığı veya borcun geri istendiği anda muaccel olacağına dair delili bulunup bulunmadığı sorularak, temerrüte ilişkin kesin süre verildiği ve yemin delilinin hatırlatıldığı, davacının ödüncün geri verilmesi konusunda belirli bir gün veya bildirim süresi olup olmadığı veya borcun geri istendiği anda muaccel olacağına dair delil sunmadığı ve yemin deliline dayanılmadığı gerekçesiyle hukuki yarar yokluğundan davanın reddine karar verilmesi dosya kapsamına uygundur.<br>HMK'nın 359/3 maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK'nın 355/1 maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, mahkemece istinaf incelemesi sonucu verilen kararlara uygun yargılama yürütülmesine, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davacı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 615,40 TL maktu / nispi istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL istinaf karar harcının davacı taraftan tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA, harç tahsil müzekkeresinin ilk derece mahkemesince YAZILMASINA,<br>3-Davacının istinaf başvurusu nedeniyle yaptığı yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA, <br>4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE, <br>5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından davalı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,<br>6-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara TEBLİĞİNE,  <br>Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince dava değerinin  544.000,00 TL'nin altında olması nedeniyle kesin olarak karar verildi.<br>...</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f699c0cdf2beed59","SID":"d894889baf3605d7"}}