{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/1093 Esas<br>KARAR NO:2025/37 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI:2021/51 Esas- 2022/99 Karar<br>TARİH:09/02/2022<br>DAVA:Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ:23/01/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ve diğer davalıların .... Şti.’nin ortakları olduğunu, şirketin ... Eski Ada ..., Parsel No... ve ... adresinde yer alan ve depolama hizmeti vermek üzere kullanılan ...’ndeki araziyi, 24 Nisan 2013 tarihinde kiraladığını, bunu takiben ... Şirketinin kıyı işletme iznini 2013 yılından beri yenileyemediğini ayrıca bu iznin yenilenerek tekrar alınması ihtimalinin de mümkün olmadığını, bu sebeple de ...’ın ana faaliyet konusunu gerçekleştiremediği ve operasyonlarına devam edemediğini, yıllık 813.836,00 USD bedelle kiralanan taşınmazı kiralanma amacına uygun olarak kullanamadığını ve bu durumun diğer davalılar tarafından da bilindiğini, komşu terminallerden boru hattı ile ürün ikmalinin de bir süre yapılabildiğini, İstanbul Defterdarlığı ile imzaladığı kıyı ve deniz tarafının kullanımına ilişkin “Kullanma İzni Sözleşmesinin”  sona erdiğini, izin ve ruhsatların alınamamasından ötürü tesisin tüm liman faaliyetlerine kapalı ve kullanılamaz hale geldiğini, Beyoğlu ...Noterliğinden keşide edilen 31.03.2015 tarihli ve ... yevmiye sayılı ihtarname ile depolama sözleşmesinin feshedildiğinin malik olan davalılara ve ...’a ihbar edildiğini, kira sözleşmesinde kiralanan yerin iş amacını gerçekleştirememesi sebebi ile sözleşmeyi tek taraflı fesih hakkı olmasına karşın bu kararın da alınamadığını, davacı şirketin üzerine düşen görevi yerine getirdiğini, kira gereği her yıl ödenen tutarın yarısını kar payından ödediğini, şirketin açıkça zarara uğradığını, davalı şirketlerin kira sözleşmesinin süresinin sonuna kadar devam etmesinde etkin bir rol oynayarak ...’ın uğramış olduğu zararı tazmin etmelerinin gerektiğini beyanla TTK 553 md ve devamı hükümleri gereğince; davalıların, ... tarafından kiralanan tesisin kullanılması imkânı kalmadığı halde maliki bulundukları kira sözleşmesini süresinin sonuna kadar feshetmeyerek, tesisatın açık tutulması sebebiyle ve kira bedeli tahakkuk ettirmeleri ve kira bedellerini tahsil etmek suretiyle, ortağı bulundukları ... Şti.’ni ve dolayısıyla davacıyı uğrattıkları zararın tespiti ile davalılardan tazmini ile ... Şirketine ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın belirsiz alacak davası olarak olarak açılmasının usule aykırı olduğunu, davanın davacının beyanları dikkate alındığında 9 Mart 2018 tarihi itibariyle zamanaşımına uğradığını, ...nin kullanım açısından bir sıkıntısının olmadığını, karayolu ile taşımanın yapılabileceğini, davacı şirketin fesih talebine rağmen ...'ın araziyi tahliye etmesi için herhangi bir girişimde bulunmadığını, ortada bir zarar varsa bunda davacının da kusurunun bulunduğunu, davacının alınan ortaklar kurulu kararında kira sözleşmesinin feshine ilişkin alınan kararlara karşı herhangi bir iptal ve dava yoluna gitmediğini beyanla haksız ve mesnetsiz davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına  karar verilmesini talep  etmiştir. Davalı ...Petrolleri tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; dava dışı ...'ın müdürü olarak ana sözleşmeye ve genel kurul kararlarına uygun hareket ettiğini, Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde 2017/136. E. 2017/994 K. sayılı dosyasında yine huzurdaki davanın tarafları olan müvekkili şirket ... ve ...'in davalı gösterildiği bir dava açıldığını, bahsi edilen davanın;\"...bilindiği gibi şirketin zarara uğratıldığı iddiasıyla şirket ortaklarının yöneticiler aleyhine açtığı davalarda hükmedilecek tazminatın zarara uğradığı iddia edilen ve davacının ortağı olduğu şirkete verilmesi istenebilir...\" gerekçesiyle reddedildiğini, kira sözleşmesinin feshedilmesi hususunun 17.10.2014 ve 17.03.2016 tarihli ...Toplantılarında gündeme geldiğini ve Genel Kurul tarafından kira sözleşmesinin feshedilmesi yönünde bir karar verilmediğini, davacının kira sözleşmesinin feshedilmemesi hususunun Genel Kurul tarafından alınmış bir karar olduğunu, dava dışı şirketi zarara uğratan bir eylemin de söz konusu olmadığını, ...'ın tek faaliyet konusunun deniz yolu ile petrol ürünü ikmal etmek olmadığını, şirketin birçok faaliyetinin bulunduğunu, olağan genel kurul toplantılarında davacı ortağın da oyuyla, oybirliğiyle ibra edildiğini, davacının davaya konu ettiği tazminat talebinin zamanaşımına uğradığını beyanla usul ve yasaya aykırı, hukuki ve maddi dayanaktan yoksun davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep  etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi'nin 09/02/2022 tarih 2021/51 Esas- 2022/99 Karar sayılı kararında;\"Dava şirket yöneticilerinin sorumluluğundan kaynaklanan zararın tanzimi istemine ilişkindir...Dava, şirket müdürlerinin sorumluluğu davası olup,  TTK 644/1-a maddesi atfı nedeniyle limited şirketler yönünden de uygulanması gereken anonim şirket yönetim kurulu üyelerinin ve yöneticilerin sorumluluğuna ilişkin TTK 553. maddesinde kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurlarının kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurları ile ihlal ettikleri takdirde hem şirkete hem pay sahiplerine hemde şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumlu olacakları düzenlenmiştir. 6102 sayılı TTK'nın 555/1.maddesinde; şirketin uğradığı zararın tazminini, şirket ve her bir pay sahibinin isteyebileceği, pay sahiplerinin tazminatın ancak şirkete ödenmesini isteyebilecekleri, 6102 sayılı TTK'nın 557/1.maddesinde; birden çok kişinin aynı zararı tazminle yükümlü olmaları hâlinde, bunlardan her birinin, kusuruna ve durumun gereklerine göre, zararın şahsen kendisine yükletilebildiği ölçüde, bu zarardan diğerleriyle birlikte müteselsilen sorumlu olacağı, 6102 sayılı TTK'nın 558/2.maddesinde; şirket genel kurulunun, sorumluluktan ibraya ilişkin kararının, ibranın kapsadığı açıklanan maddi olaylara ilişkin olarak, şirketin, ibraya olumlu oy veren ve ibra kararını bilerek payı iktisap etmiş olan pay sahiplerinin dava hakkını kaldıracağı, diğer pay sahiplerinin dava haklarının ibra tarihinden itibaren altı ay geçmesiyle düşeceği, düzenlemeleri yer almaktadır. Bilindiği üzere, yasa ve ana sözleşmenin kendilerine yüklediği görevleri gereği gibi yerine getirmeyen şirket yöneticileri bu yüzden oluşan zararlar nedeniyle ortaklığa, ortaklara ve ortaklık alacaklılarına karşı sorumludur. Yönetici aleyhine açılacak sorumluluk davasında asıl dava hakkı ortaklığa aittir. Ancak, zarar gören ortakların da yöneticiler aleyhine dava açma hakkı bulunmaktadır. Yöneticinin,  ortaklığın mal varlığını azaltan veya kötüleştiren yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışları, ortaklar ve alacaklıların da dolaylı zarar görmesine yol açar. Zira, bu tür tasarruflar payları oranında ortakları etkiler. Bir başka deyişle, ortaklığın doğrudan doğruya zarar görmesi, ortakların dolaylı zararı olarak sonuç doğuracaktır. Şirket yöneticisi hakkında ortakların ve şirket alacaklılarının tazminat davası açma hakkını düzenleyen 6102 sayılı TTK'nın 555. maddesi gereğince; şirketin uğradığı zararın tazminini, şirket ve her bir pay sahibinin isteyebilir. Pay sahipleri tazminatın ancak şirkete ödenmesini isteyebilecektir. Somut olayda, davacı ve davalıların ortağı oldukları dava dışı ... Şirketi ile davalıların müşterek mülkiyetindeki araziye ilişkin kira sözleşmesinin 24 Nisan 2013 tarihinde aktedildiği, taşınmazın Ekim 2013 tarihinden 01/10/2017 tarihine kadar kiralanma amacına uygun olarak kullanılamamış olmasına rağmen davalıların kira sözleşmesinin süresinden evvel feshine ilişkin karara katılmaktan kaçınmaları nedeniyle şirketin zarara uğratıldığı iddiasıyla işbu dava açılmıştır. Davalı taraf, zamanaşımı definde bulunmuştur. 6102 Sayılı TTK'nın 560.maddesi gereğince davacının zararı ve sorumluyu öğrendiği tarihten itibaren 2 ve her halde zararı doğuran fiilen meydana geldiği günden itibaren 5 yıl geçmekle zaman aşımına uğrayacağı düzenlenmiştir. Somut olayda, davacı yanın gerek zararı doğuran eylem ve işlemin ne olduğu ve kim tarafından gerçekleştirildiği ve gerekse de zararın kapsamı ve miktarı aynı anda ve tam açıkça belirlenebilecek durumdadır. Davalı taraf, iddiaya konu zararın öğrenme tarihinin 1 Nisan 2015 tarihi olduğundan bahisle davanın zamanaşımından reddi gerektiğini belirtmiş ise de, zararın kira sözleşmesinin feshedilmemiş olması nedeniyle oluştuğunun iddia edildiği, kira sözleşmesinin süresinin 01/10/2017 tarihinde dolduğu ve davanın zamanaşımı süresinde açıldığı anlaşılmakla zamanaşımı itirazının reddine karar verilmiştir. 6102 sayılı TTK'nın 558/2.maddesinde; şirket genel kurulunun, sorumluluktan ibraya ilişkin kararının, ibranın kapsadığı açıklanan maddi olaylara ilişkin olarak, şirketin, ibraya olumlu oy veren ve ibra kararını bilerek payı iktisap etmiş olan pay sahiplerinin dava hakkını kaldıracağı, diğer pay sahiplerinin dava haklarının ibra tarihinden itibaren altı ay geçmesiyle düşeceği, düzenlemeleri yer almaktadır.Dava dışı ... Şirketi'nin 12 Haziran 2014 tarihli ve 21 Aralık 2015 tarihli genel kurul toplantılarında şirketin 2013 ve 2014 yılı bilanço ve kar zarar hesaplarının oybirliğiyle tasdik edildiği anlaşılmaktadır. TTK'nun 424.maddesi gereğince bilançonun onaylanmasına ilişkin genel kurul kararının kararda aksine açıklık bulunmadığı taktirde yöneticilerin ibrası sonucu doğuracağı, anılan kararlarda aksine bir hüküm bulunmadığı, kararın oybirliği ile alındığı anlaşılmakla davacı tarafça 2013 yılı ve 2014 yılına ilişkin zarar tazmin talebinde bulunulması mümkün değildir. Davacı taraf, davalı ortakların gündemi \"... Kira Sözleşmesinin Feshi\" olan genel kurul toplantısının yapılmasının çeşitli sebeplerle sürüncemede bırakılarak olağanüstü genel kurul toplantısının 17 Mart 2016 tarihinde yapıldığını, yapılan toplantıda davalı ...şirketinin çekimser oy kullanmasından dolayı kira sözleşmesinin feshine ilişkin oybirliği ile karar alınamadığını ve sözleşmenin feshedilemediğini belirtmiştir. Dava dışı ... Şirketi'nin 17/03/2016 tarihli ortaklar kurulunun 2.maddesinde ... Aş'nin şirkette sahip olduğu hisseleri ile Çekmece ve Antalya arazisindeki haklarını bir bütün olarak satışa çıkarttığının belirtildiği, bu konuda ... AŞ ve ... AŞ'nin ilgilenip ilgilenmedikleri hakkında yanıt beklediği, davacı tarafından ..., ...ve ... arasında 24 Nisan 2013 tarihinde ... için aktedilen kira sözleşmesinin feshedilmesinin gündeme getirildiği, davacı taraf ile davalı ... AŞ'nin olumlu oyuna karşılık 2.maddede açıklanan durum nedeniyle ... AŞ karara katılmadığından oybirliği ile kararın alınmasının mümkün olmadığı belirtilmiştir. 2016 yılından dava tarihine kadar dava dışı şirkette genel kurul toplantısı yapılmamış olduğu anlaşılmıştır. TTK'nın 553. Maddesi gereğince kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları kanunda ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurları ile ihlal ettikleri takdirde, kusurlarının bulunmadığını ispatlamadıkça hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklarına karşı verdikleri zararlardan sorumludurlar. TTK'nın 644/1-a maddesi gereğince 553. Maddedeki sorumluluğa ilişkin hüküm limited şirketlerine uygulanacaktır. Uyuşmazlık hususu da limited şirketi müdürlerinin sorumluluğuna dayandığından TTK'nın 553. Maddesi gereğince sorumluluğun değerlendirilmesi gerekmektedir. TTK'nın 553. Maddesinde 26/06/2012 tarih ve 6335 Sayılı Yasanın 28. Maddesi ile yapılan değişiklikler \"kusurlarıyla\" ibaresi eklenmiş olup, bu maddeye göre sorumluluğun değerlendirilmesinde yöneticilerin kusurlarının bulunması da aranacaktır. Sorumluluğun doğabilmesi için zarar, hukuka aykırılık, illiyet bağı ve kusur unsurlarının birlikte bulunması gerekmektedir. Madde gereğince sorumluluk için, şirket yöneticilerinin kendilerine kanun ya da ana sözleşme ile verilen görevleri ihlal etmiş olmaları gerekmektedir. Kusurlu olup olmadıkları ölçütünün değerlendirilmesinde ise görevleri gereğince gereken özenin gösterilmiş olup olmadığının tespiti esastır.Dava dışı şirket limited şirket olup kararlar müdürler kurulu tarafından oybirliği ile alınmaktadır. Alınan kararlardan davacının da müdürler kurulu üyesi olarak sorumluluğu bulunmaktadır. 17/03/2016 tarihli ortaklar kurulu dışında bu husus gündeme alınmamış, görüşülmemiştir. 17/03/2016 tarihli ortaklar kurulunda ise davacı ve davalı ... AŞ'nin olumlu oyuna karşılık davalı ... AŞ çekimser kaldığından bahisle oybirliği sağlanamadığı anlaşılmaktadır. Bu tarihten itibaren dava tarihine kadar genel kurul toplantısı yapılmamıştır. TTK'nun 617.maddesinde genel kurulun müdürler tarafından toplantıya çağrılacağı, toplantıya çağrı bakımından anonim şirkete ilişkin hükümlerin kıyasen uygulanacağı belirtilmiştir. Bu madde gereğince davacı şirket tarafından kira sözleşmesinin feshini içerir gündemle genel kurulun toplantıya çağrılması hususunda yapılmış bir başvurusu da bulunmamaktadır. Davalıların kusurlu olduğu ispatlanamadığı gibi, kusur bulunmakta ise davacının da alınan ya da alınmayan kararlar nedeniyle davalılar kadar kusurunun olacağının kabulü gerekecektir. 17/03/2016 tarihinde davacının olumlu oyuna karşılık, davalı ... AŞ'nin çekimser oyu nedeniyle kararın alınamamış olmasının davacının alınmayan karar nedeniyle doğabilecek zararlardan bizatihi davalıların sorumlu tutulması da TMK'nun 2.maddesine de aykırılık teşkil edecektir. Zira, kira sözleşmesinin devam ettiği dönemde 2013, 2014 yılları hesap dönemleri için yöneticiler oybirliği ile  ibra edilmiş, sonraki tarihlerde ise genel kurul toplantısı yapılmamıştır. Bu sebeplerle TTK m.553'de düzenlenmiş sorumluluğun doğması için gerekli koşulların oluşmadığı kanaatine varılmıştır. Zira, dava tarihinden sonra taraflar arasında aktedilen devir teslim protokolünde de tarafların kira sözleşmesi adı altında herhangi bir alacağının kalmadığı taraflarca kabul edilmiştir.Dosya kapsamı kül olarak değerlendirildiğinde bu haliyle zarar koşulunun oluşmadığı da anlaşılmaktadır. Bu sebeplerle davanın reddine karar verilerek aşağıda yazılı olduğu biçimde hüküm kurulmuştur...\"gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ve davalıların, birlikte ... Şirketi’ni kurduklarını, müvekkili şirket, bu şirketin %50 ortağı iken davalılardan ...’nin hisse oranının %35 ve ...’in ise %15 olduğunu, bu şirket içerisindeki karar alma nisabının, ana sözleşmenin 8. maddesi uyarınca oybirliği şeklinde olduğunu, ...'ın, davalı ortakları ... ve ...’in müştereken maliki olduğu ...Eski Ada 9, Parsel No.2,3,6 ve 7 ..., ... adresindeki depolama hizmeti vermek üzere kullanılan ...’ndeki araziyi, 24 Nisan 2013 tarihinde kiraladığını, kira Sözleşmesinin 1. maddesi ile ...'ın, kiralamış olduğu bu araziyi ... ve ... olarak kullanmak amacıyla kiraladığı ve kullanım amacının da değiştirilemeyeceğinin taraflarca hükme bağlandığını ancak ...’ın, söz konusu araziyi bu amaçla kullanabilmesi için mevzuat gereği kıyı işletme izni alması zarureti olduğunu, söz konusu arazinin kiralanmasını takiben ... şirketinin kıyı işletme izninin 2013 yılından beri yenilenemediğini, ayrıca bu iznin yenilenerek tekrar alınması ihtimalinin hem değişen yönetmelik uyarınca hem de belediye ile yapılan görüşmelerde yapılan bildirime göre mümkün olmadığının, bu sebeple de ...’ın ana faaliyet konusunu gerçekleştiremediğinin ve operasyonlarına devam edemediğinin, en önemlisi de yıllık 813.836,00 USD bedelle kiraladığı taşınmazı Ekim 2013 tarihinden sona erdiği 01.10.2017 tarihine kadar kiralanma amacına uygun olarak kullanamadığının davalı diğer ortaklarca da bilindiğini;Buna ek olarak ...’ne Ekim 2013 tarihinden itibaren gemi ile Nisan 2014 tarihinden itibaren de komşu terminallerden boru hattı ile ürün ikmali yapılamadığı ve ...’ın 2014 Ocak ve 2014 Eylül tarihleri arasında, nakit akışı ve kar-zarar tablosu kapsamında ...’nin 2014 yılını yaklaşık 2.500.000 Türk Lirası zarar ile kapattığı ve bu nakit sorunun banka kredileri alınarak giderilmeye çalışıldığının da yine davalı diğer ortaklarca bilindiğini;...’ın İstanbul Defterdarlığı ile imzaladığı kıyı ve deniz tarafının kullanımına ilişkin “Kullanma İzni Sözleşmesinin” 01.10.2013 tarihinde sona ermesi ve devam eden süreç sebebiyle deniz tarafından yapılacak ikmaller konusunda idari izin ve ruhsatların alınamamasından ötürü tesisin tüm liman faaliyetlerinin kapalı hale geldiğini ve 25.03.2014 tarihine kadar komşu ...Şti.’ne ait tesislerin kullanıldığını, ancak bu tarihte adı geçen şirketin de Kıyı Tesisi Geçici İşletme İzni süresi dolduğundan, deniz yoluyla ikmal işlemlerinin yapılamaz hale geldiğini, bu sebeple 06.02.2015 ve 19.03.2015 tarihli Ortaklar Kurulu Kararları ile maalesef...’dan toplu işten çıkarma işlemleri yapılmak mecburiyetinde kalındığını, ...’ın, depolama terminalinin kullanılabilir kapasitesinin 4.831 tonluk kısmını müvekkili şirkete tahsis ettiğinden, bununla ilgili olarak ...’la müvekkili şirket arasında 01.09.2013 tarihli Depolama Anlaşması da aktedildiğini, ancak tesis kullanılamaz hale geldiğinden Beyoğlu ... Noterliğinden keşide edilen 31.03.2015 tarihli ve ... yevmiye sayılı ihtarname ile depolama sözleşmesinin feshedildiğinin malik olan davalılara ve ...’a ihbar edildiğini;Yukarıda bahsi geçen kira sözleşmesi sebebi ile ... şirketinin uğradığı zarar gün be gün artarken müvekkili şirketin, şirket ortağı olarak bu konuyu ... Müdürler Kurulu nezdinde defalarca gündeme getirdiğini ancak davalıların hisselerini temsil eden müdürlerin, kira sözleşmesinin süresinden evvel feshine ilişkin karara katılmaktan kaçınmaları üzerine müvekkili şirketin, şirket ortağı sıfatı ile ...’ı zarara uğratan bu durumu ortaklar nezdinde çözmek için genel kurul toplantısı yapmak istediğini, davalı diğer ortakların, gündemi “... kira sözleşmesinin feshi” olan genel kurul toplantısının yapılmasını uzun süre birtakım nedenlerden ötürü sürüncemede bıraktığını ve en nihayetinde çağrısız olarak olağanüstü toplantı yapılarak 17 Mart 2016 tarihinde bir araya gelindiğini, ... şirketi oybirliği ile karar alma mekanizmasına sahip olup yapılan bu olağanüstü genel kurul toplantısında davalılardan ... şirketinin çekimser oy kullanmasından dolayı kira sözleşmesinin feshine ilişkin oybirliği kararı alınamadığını ve sözleşmenin süresinden evvel feshedilemediğini;Mahkemece, her ne kadar müvekkili tarafından kira sözleşmesinin feshi gündemi ile genel kurulun toplantıya çağrılmadığından bahisle davalılara atfı kabil bir kusur bulunmadığından dava reddedilmişse de şirket ana sözleşmesi gereğince toplantıya çağrının da oybirliği ile yapılabilir olması ve 17.03.2016’da yapılan ortaklar kurulu toplantısında da fesih konusunda oybirliğinin sağlanamamış olması sebebiyle karar alınamadığı ve toplantı yapılamadığı hususunun göz ardı edildiğini, huzurdaki davanın da işbu sebeple açıldığını, Mahkemece eksik inceleme ile verilen kararın bu sebeple kaldırılmasını talep ettiklerini;... şirketi ve davalı diğer ortaklar arasındaki kira sözleşmesi uyarınca yıllık kira bedelinin 813.836,00 ABD Doları olarak belirlendiğini ve yıllık artışlardan sonra güncel kira bedelinin 07.02.2017 tarihli ... döviz alış kuru üzerinden; 813.836,00 ABD Doları karşılığı 3.018.924,65 TL olduğunu, müvekkili şirketin ... şirketinin yüzde elli (%50) ortağı olması sebebi ile bu kiranın her yıl yarısına katlandığını, söz konusu kiralanan yerin Ekim 2013 tarihinden itibaren kiralama amacına uygun olarak fiilen kullanılamadığını ve kira sözleşmesinin de süresinin sonuna kadar feshedilmediği için bu tutarın her yıl zarar olarak şirket hanesine yazıldığını, böyle bir durumda, şirket ortaklarının basiretli bir tacir gibi davranarak ... Şirketi yararına olmayan, ticari olarak devamında bir menfaat bulunmayan sözleşmeyi süresinden evvel fesh etmelerinin kendilerinden beklendiğini, hayatın olağan akışına uygun şekilde yapılması gerekenin; şirketi zarara sokan bu kira sözleşmesinin feshiyken, davalı diğer ortakların bu sözleşmenin feshi için gereken ortaklar kurulu kararını almaktan kaçınmış olmalarının açıkça hukuka aykırı olduğunu; Türk Ticaret Kanunu’nun 613. maddesinin ikinci fıkrasında bu hususun açıkça dile getirildiğini, maddede; \"Ortaklar, şirketin çıkarlarını zedeleyebilecek davranışlarda bulunamazlar. Özellikle, kendilerine özel bir menfaat sağlayan ve şirketin amacına zarar veren işlemler yapamazlar.\" hükmünün yer aldığını, Türk Ticaret Kanunu ilgili hükmü de gayet açıkken davalı diğer ortakların kiralayan sıfatına sahip olarak ... şirketini açıkça zarara uğratan bu sözleşmeyi süresinden evvel feshetmekten kaçınmalarının, bilerek ve isteyerek şirketi zarara soktuklarını açıkça ortaya koyduğunu;... şirketinin, kira sözleşmesinde kiralanan yerin iş amacını gerçekleştirememesi sebebi ile sözleşmeyi tek taraflı fesih hakkı olmasına karşın bu kararın da alınamadığını, karar için oybirliği gerektiğini, diğer davalıların karara katılmadıklarını, davalıların, ... ile aktettikleri kira sözleşmesinin 12. maddesinin: \"Kamulaştırma sonucu veya yetkili mahkeme ya da resmi merci kararı, emirleri veya yönetmelikleri de dahil olmak üzere Kiralayanların veya Kiracının takdir ve kontrolü dışındaki nedenlerle Kiracının ana iş amacının Kiralanan taşınmazda artık gerçekleştirememesi durumunda Kiralayanlar ve Kiracı, Kira Sözleşmesi’ni tek taraflı olarak feshetme veya yeni durumlara yönelik hükümleri karşılıklı olarak belirleme hakkına sahip olacaklardır.Kiralayanlar ve Kiracı sözleşmeyi feshetme hakkının kullanılması durumunda Kira süresinin geri kalanına tekabül eden kira bedellerinin geri ödenmesi haricinde her ne şekilde olursa olsun diğer taraftan hiçbir hak veya tazminat talep etmemeyi kabul ederler.” şeklinde olduğunu;Buna göre, ... şirketinin kiralama konusu yerdeki kıyı işletme iznini alamadığı ve o alanı artık fiilen işletemediği ve kullanamadığı için haklı olarak bu sözleşmeyi tek taraflı feshetme hakkına sahip olduğunu, hem sözleşmesel olarak hem de hukuken sözleşmeyi feshetme ve şirketi oldukça yüksek olan kira ödeme borcundan kurtarma imkânı var iken, şirketin diğer ortakları bu kira sözleşmesinden kiralayan olarak gelir elde ettikleri için sözleşmenin süresinden evvel feshine yanaşmadıklarını, davalı ortakların bu tutum ve davranışı ile sözleşmeyi fesih konusunda karar almaktan kaçınmaları sebebi ile şirketin zarara uğradığını, bu zararın %50’sinin ise şirketin hissedarı olarak müvekkil şirkete ait olduğunu,Mahkemece, kira sözleşmesindeki bu hükmün, davalılar tarafından uygulanmaması / hayata geçirilmemesi sebebiyle de şirketin zarara uğratılmış olduğu hususunun ise hiç göz önünde bulundurulmadığını, kararın bu sebeple de kaldırılmasını talep ettiklerini;Müvekkili şirketin, ortak olarak üzerine düşen görevi yerine getirdiğini ve şirketi açıkça zarara uğratan bu duruma son vermek amacıyla gerekli aksiyonların alınması için diğer ortaklarla iş birliği içinde çalışmaya çalışmışsa da diğer ortak davalıların buna katılmadıklarını;Müvekkili şirketin, ... şirketinin aleyhine olan bu duruma bir son vermek maksadı ile diğer ortaklar davalı ... ve ... ile görüşmeler yaptığını ve yapılan görüşmelerde, ...’ın operasyonunu ve faaliyetlerini ifa edemediği, ... bölgesinde daha fazla kira gideri olmaması adına kira sözleşmesinin süresinden evvel feshedilmesini gündeme taşıdığını, ancak davalılar ...ve ...in kendi çıkarlarını gözeterek ... şirketinin zararına sebep olan kira sözleşmesini süresinden evvel sona erdirmekten kaçındıklarını, bu durumun 22 Ağustos 2014 tarihli ... Müdürler Kurulu toplantısında ve akabinde 17 Ekim 2014 tarihli ... Ortaklar Kurulu toplantısında ve yine 28.11.2014 tarihli Müdürler Kurulu Toplantısında müvekkili şirket ... tarafından defaten gündeme getirildiğini ve talep edildiğini konuya ilişkin toplantı notları ve yazışmaların da müvekkili şirketin bu haklı talebini doğrular nitelikte olduğunu; Ancak davalı şirketlerin, konunun görüşülüp karara bağlanmasından kaçınması üzerine 10 Aralık 2014 tarihinde ... tarafından ... temsilcisi ... ve ... temsilcisi ... dikkatine keşide edilen ihtarname ile ...’ın nakit akış durumu, kira sözleşmesinin 12. maddesi ve ... ana sözleşmesinin maksat ve mevzu başlıklı 3. maddesi uyarınca kira sözleşmesinin süresinden evvel feshedilmesi gerektiğinin tüm tazminat ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla ihtar edildiğini, 2014 yılından itibaren devam eden bu müzakerelerin en son ... Şirket’inin ortaklarını gündemi “Kira Sözleşmesinin Feshi” olan Genel Kurul toplantısına davet ederek konunun bir an önce neticelendirmesi için tüm gayret ve çabayı gösterdiklerini, bu kapsamda müvekkili şirketin daveti ile ...’ın 17 Mart 2016 tarihli çağrısız olarak yapılan Olağanüstü Genel Kurul toplantısında da kira sözleşmesinin süresinden evvel feshi için oybirliği sağlanamadığını ve bu durumun ortaklar kurulu kararı ve toplantı tutanağı olarak karar altına alındığını, Mahkemece yapılan bu yazışmaların, ihtarların, toplantıya çağrıların ve taleplerin göz önünde bulundurulmadığını, eksik inceleme ile hüküm tesis edildiğini; Kira sözleşmesi gereği her yıl ödenen 813.836 ABD Doları’nın yarısının zarar olarak müvekkili şirketin kar payından mahsup edildiğini ve müvekkili şirketin açıkça zarara uğratıldığını,... şirketinin aynı zamanda malik olan davalılara yıllık 813.836 Amerikan Doları kira bedeli ödemesi gerektiğini, nitekim... olarak, Aralık 2015 tarihine kadar, davalılara nakit olarak kira ödemesinin yapıldığını, ancak Aralık 2015 tarihinden bu yana kiralayan şirketlerin cari hesaplarına nakit akışı sağlanamasa da ...’ın cari hesap tablosunda gider kalemi olarak kira bedelinin kaydedildiğini ve nihayetinde bakiye kira bedelinin de tamamen ödendiğini; ...’ın kiraladığı arazide operasyonlarını durdurmasını takiben derhal kira sözleşmesini feshetmek mümkün iken bunun yapılmadığını ve kira sözleşmesi süresinin sonuna kadar devam ettirildiğini, kira sözleşmesi sebebi ile uğranılan bu zararın yarısının müvekkili şirketin Çekisan şirketindeki kâr payından mahsup edildiğini, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (“TTK”) 613. maddesi gereğince ortağın kendisine özel menfaat sağlayan ve şirketin amacına zarar veren davranışlarının, bağlılık yükümlülüğünü ihlal eden ayrı bir kategori olarak kabul edildiğini, “Özel menfaat sağlanması” ile “şirketin amacına zarar verilmesi”nin birbirini tamamlayan şart olarak belirtildiğini;Şirket kurucuları davalılar ... ve ...'in, özen ve bağlılık yükümlülüklerine aykırı olarak hareket ederek ...’ı ve dolayısıyla pay sahibi olarak müvekkili şirketi zarara uğrattıklarını, TTK’nın 553. maddesinin 1. fıkrası uyarınca kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurlarının, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumlu olduklarını, davalı şirketlerin kanuna, iyiniyet ve hakkaniyet kurallarına aykırı şekilde ...’ın herhangi bir menfaati bulunmamasına rağmen kira sözleşmesinin süresinin sonuna kadar devam etmesinde etkin bir rol oynayarak ...’ın uğramış olduğu zararı tazmin etmeleri gerektiğini, aynı şekilde dolaylı olarak müvekkili şirketin bu kira ilişkisinden herhangi bir menfaat sağlamamasının, bilakis ... içerisinde bulunan hissesi oranında kira giderini yükleniyor olmasından dolayı uğranılan bu zararın da davalı şirketlerden tazmini gerekeceğini;Davalılar ile ... şirketi arasındaki kira Sözleşmesinin süresinin 01.10.2017 tarihi itibariyle sona erdiğini ancak kullanılmadığı halde, bu mecur için gerek ödenen kira bedeli borcu sebebiyle ve sözleşme feshedilmediğinden, tesisatın açık tutulması sebebiyle ...'ın malik olan davalılar tarafından zarara uğratıldığını, ancak Mahkemece karara esas alınan bilirkişi raporundaki eksik ve hatalı tespitler sebebiyle eksik inceleme ile hüküm tesis edildiğini, karara esas bilirkişi raporunun ikinci sayfasındaki “Tespitler” başlığının 2. maddesinde belirtildiği üzere; kiralanan depolama tesisinin kira süresi boyunca kullanıldığı hususunun doğru olmadığını, davanın özü ve uğranılan zararın kaynağının da burada olduğunu, bu deponun kiralanmasına rağmen kullanılamadığını ancak bilirkişilerin, keşif günü olan 18.08.2021 tarihinde âtıl olduğunun tespiti dışında, deponun 01.10.2013 tarihinden beri kullanılamadığı hususu ile ilgili dosyaya sunulan belgeleri incelemediklerini, beyanları dikkate almadıklarını, dolayısıyla deponun kira süresi boyunca kullanıldığı konusunda taraflar arasında ihtilaf olmadığı yolundaki tespitin doğru olmadığını, bunu kabul etmediklerini, bilakis taraflar arasındaki çekişmesiz olan hususun, mecurun 01.10.2013 tarihinden beri kullanılamadığı hususu olduğunu;Taraflar arasında kira bedelinin ödenmediği hususu ile ilgili bir ihtilaf bulunmamasına ve kira sözleşmesindeki kira bedeli de belli olmasına rağmen, karara esas alınan raporda, bankadan kira ödemesi yapılmadığının belirtilmesiyle yetinildiğini, tesisin işletilememesinden dolayı zarar ettiğinin tespit edildiğini,  ancak bu zararın içinde mecurun kullanılamamasına karşılık haksız olarak ödenen kira bedellerinin dahil olup olmadığı hususunun açıkça tespit edilmediğini, işbu davada davalıların ortağı bulundukları şirkete kiraladıkları kendi mülkleri olduğundan, tesisin kullanılamamasından doğan işletme zararı dışında, kira sözleşmesi süresi boyunca kullanılmayan mecur için davalı ortaklara ödenen kira bedelleri sebebiyle uğranılan zararın da söz konusu olduğunu, davalıların, mal sahibi olarak almadıkları kira alacakları olduğunu iddia etmediklerini, dolayısıyla kira sözleşmesinde yazılı kira bedelinin davalılara tam ve zamanında ödendiği hususunun tartışmasız olduğunu;Davalıların, “kira sözleşmesinin feshine ve terminalin tasfiyesine” ilişkin karar alınmasını engellemek suretiyle yarattıkları zararların, ilk olarak 16.02.2015 tarihli ortaklar kurulu kararı ile kabul edildiğini ve müvekkili şirket açısından da 01.04.2015 tarihli feshi ihbar ile sübut bulduğunu, Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/136 E. Sayılı dosyasında açılan ilk dava da 2 yıllık zamanaşımı süresi sona ermeden evvel 10.02.2017 tarihinde açılarak zamanaşımının kesildiğini, taraflar arasındaki kira sözleşmesinin 01.10.2017 tarihinde sona erdiğini, bu tarihe kadar kira bedelleri ödenmek suretiyle zarara maruz kalındığını, tarafların ortağı bulundukları ... Ltd.Şti. defterlerinde; 2013 yılına ait 18.04.2014 tarihli olağan genel kurul kararı ile müdürlerin 2013 yılı için ibra edildiklerini ve 2014 yılına ait 01.12.2015 tarihli olağan genel kurul kararı ile de müdürlerin 2014 yılı için ibra edildiklerini, 2015 ve devam eden yıllar için de genel kurul toplantısı yapılmadığını, bu sebeple de kararda belirtildiği gibi yöneticilerin ibra edilmediklerini, Mahkemenin bu husustaki değerlendirmelerinin de hatalı olduğunu;Tüm bunların dışında davalı ...AŞ’nin, işbu dava ile ilgili tahakkuk edecek olan borçlarından ibra edildiği şeklinde yorumladığı; ...AŞ ve müvekkili arasında akdedilen 13.07.2020 tarihli Pay ve Varlık Devir Sözleşmesinin 9.2/a maddesindeki yükümlülük ve sorumluluklardan ibra beyanının, şirketin iştigal ettiği iş ile sınırlı olarak verildiğini, halbuki işbu davada şirketin iştigal konusu sebebiyle doğan zararın değil, şirket ortaklığı sırasında, aynı zamanda malik ve hissedarı olduğu taşınmazdaki kira ilişkisi sebebiyle çıkar çatışması yaşayarak, kendi çıkarını üstün tutup, ortağı bulunduğu şirketi uğrattığı zararın talep ve dava konusu edildiğini, dolayısıyla, anılan sözleşmenin 9.2/a maddesinin işbu dava ile ilgili olarak ... A.Ş.’nin ibra edildiği şeklinde yorumlanamayacağını, ayrıca söz konusu Pay ve Varlık Devir Sözleşmesinde Şirketin davalı ...A.Ş.'yi ibrasının da söz konusu olmadığını, işbu davada da ...’ın uğradığı zararın tazminin talep edildiğini, dava konusu ...nin, kiracı ... tarafından malik davalılara devir ve teslimine ilişkin olarak; taraflarca akdedilen Devir ve Teslim Protokolünün 3.1 maddesinde Çekmece Terminalinin operasyon ve bakımı ile ilgili olarak gelebilecek taleplerle sınırlı olarak, davalıların ber’i kılındığının açıkça belirtildiğini, bu maddede de işbu dava konusu zarar ve taleple ilgili bir ibranın söz konusu olmadığını, bu maddeye dayanılarak ...’ın uğratıldığı zararın tazmin ettirilemeyeceği anlamı çıkarılamayacağını beyanla Yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava, TTK'nın 626 ve 644. maddesinin atfı ile 553 ve 555. maddeleri uyarınca davalı limited şirket müdürlerinin şirkete verdikleri zararın tespiti ile şirkete ödenmesi talebine ilişkindir. Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.TTK'nın 626. maddesi uyarınca limited şirketlerde, müdürler ve yönetimle görevli kişiler, görevlerini tüm özeni göstererek yerine getirmek ve şirketin menfaatlerini, dürüstlük kuralı çerçevesinde gözetmekle yükümlüdürler. Aynı Kanun'un 644/1-a maddesi uyarınca anonim şirket yönetim kurulu üyelerinin, yöneticilerinin ve tasfiye memurlarının sorumluluğunu düzenleyen 553. maddesi limited şirketler hakkında da uygulanır. TTK'nın 553. maddesi uyarınca; kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, hem şirkete, hem pay sahiplerine, hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zararlardan sorumludurlar. 555. maddesi uyarınca pay sahipleri şirketin uğradığı zararın tazminini şirkete ödenmek üzere isteyebilirler. TTK'nın 617. maddesi uyarınca, limited şirket genel kurulu müdürler tarafından toplantıya çağrılır. Olağan genel kurul toplantısı, her yıl hesap döneminin sona ermesinden itibaren üç ay içinde yapılır. Şirket sözleşmesi uyarınca ve gerektikçe genel kurul olağanüstü toplantıya çağrılır. Toplantıya çağrı, azlığın çağrı ve öneri hakkı konularında anonim şirketlere ilişkin hükümler kıyas yoluyla limited şirketler hakkında da uygulanır. Bu maddenin atıf yaptığı 410/2. maddesi uyarınca, yönetim kurulunun devamlı olarak toplanamaması, toplantı nisabının oluşmasına imkan bulunmaması veya mevcut olmaması durumlarında, mahkemenin izniyle tek bir pay sahibi genel kurulu toplantıya çağırabilir. Yine 411. maddesi uyarınca azınlık pay sahiplerinin yönetim kurulundan, yazılı olarak gerektirici sebepleri ve gündemi belirterek, genel kurulu toplantıya çağırmasını, genel kurul zaten toplanacak ise, karara bağlanmasını istedikleri konuları gündeme koymasını isteyebilmeleri mümkündür.Yapılan bu genel açıklamalardan sonra somut olaya dönüldüğünde; dava, davacı tarafından kendisinin %50, davalıların da birlikte %50 (yargılama sırasında oy nisapları değişmiştir.) pay sahibi oldukları dava dışı ... Şirketi'nin davalılar ile imzaladığı 24/04/2013 tarihli kira sözleşmesi süresince kıyı kullanma iznini yenileyememesi nedeniyle kiralama konusu taşınmazı kullanamadığı ve davalıların söz konusu kira sözleşmesinin feshine yanaşmayarak şirketin ve kendisinin zarara uğramasına sebep olduklarından bahisle açılmış bir yönetici sorumluluğu davasıdır. Dosyada mübrez ve dava dışı şirket ile davalılar arasında münakid kira sözleşmesinin 11. maddesi ile; tarafların takdir ve kontrolü dışındaki nedenlerle kiracının ana iş amacının artık gerçekleştirilememesi durumunda, kiralayanlar ve kiracının sözleşmeyi tek taraflı olarak feshetme hakkına sahip oldukları kabul edilmiştir. Öncelikle dava konusu kira sözleşmesini imzalayan ve sözleşmenin tarafı olan dava dışı ... A.Ş.'nin sözleşmeyi tek taraflı olarak feshetme hakkı mevcuttur. Bu dava, davalılara karşı sözleşmenin kiralayan tarafı olarak sözleşmesel bir yükümlülükten dolayı açılmamıştır. Davacı tarafından davalılara yönetilen iddia, dava dışı şirketin kararlarının oy birliği ile alınması ve davalıların şirketin ortağı ve müdürü olarak sözleşmenin feshi konusunda karar almamaları nedeniyle sözleşmenin feshedilemediği ve böylelikle şirketin zarara uğratıldığı iddiasıdır. Mahkemece gerekçeli kararda belirtildiği ve davacı tarafça da kabul edildiği üzere tüm müdürler 2013 ve 2014 yıllarına ilişkin genel kurul toplantılarında alınan kararlar ile ibra edilmişlerdir. Mahkemenin, davalıların sözleşmenin tüm süresi için ibra edildiklerine dair bir kabulü bulunmadığından davacı tarafın aksi yöndeki istinaf sebebi haksızdır. Öte yandan davacı tarafından bilirkişi kök raporuna itiraz olarak ileri sürülen hususlar istinaf sebebi olarak ileri sürülmüşse de, bu iddialar bilirkişi heyetinin ek raporunda incelenmiş ve karşılanmıştır. Mahkemenin ve bilirkişi heyetinin kira sözleşmesine konu kiralananın sözleşme süresi boyunca fiilen kullanıldığı ve davalılara kira bedeli ödenmediğine yönelik bir kabulü bulunmadığından davacının aksi yöndeki istinaf sebebi haksızdır. Mahkemece davalıların 2013 ve 2014 yılları için ibra edilmiş olmaları karşısında kalan yıllar, yani 2015, 2016  ve sözleşmenin sona erdiği tarihe kadar 2017 yılı için sorumluluklarının bulunup bulunmadığı yönünde değerlendirme yapılmış olup Dairemizin ilk kaldırma kararından sonra dosyaya sunulan hisse devir sözleşmesi ve kiralanan taşınmazın teslimine dair protokolde yer alan ibraya ilişkin hükümler nazara alınarak bir karar verilmemiş olup davacının bu yöndeki istinaf sebepleri de haksızdır.Son olarak her ne kadar davacı taraf, kendisinin şirket ortağı ve müdürü olarak şirketin kira sözleşmesinin feshi konusunda karar alabilmesi için gereken işlemleri yaptığını ancak davalıların kararın alınmasına engel olduklarını iddia etmiş ise de; 2015, 2016 ve 2017 yıllarında dava dışı şirketin olağan genel kurul toplantısı yapılmadığı gibi şirket genel kurulu, kira sözleşmesinin feshi konusunda karar almak üzere olağanüstü olarak da toplanmamıştır. Bu noktada davacı, şirketin genel kurul toplantısına çağrının da oy birliği ile yapılması gerektiğini iddia etmişse de, şirket ana sözleşmesinin sekizinci maddesi ile müdürler ve ortaklardan herhangi birisinin olağan genel kurul için asgari iş yılının sona ermesini takiben üç ay içinde ihbarda bulunmak, toplantı yeri, tarihi, saati ve gündemi belirtmek kaydıyla ortakları toplantıya çağırabileceği, yine müdürler ve ortaklardan herhangi birisinin olağanüstü genel kurul için asgari 14 gün önceden ihbarda bulunmak, toplantı yeri, tarihi, saati ve gündemi belirtmek kaydıyla ortakları olağanüstü toplantıya çağırabileceği kabul edilmiştir. Ayrıca aksi halde dahi yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler gereği davacı, müdürler kurulundan toplantı yapılmasını talep etmediği gibi, müdürler kurulunun toplanarak oy birliği ile genel kurul toplantısı yapılması konusunda karar alamadıkları iddiası ile Mahkemeden toplantıya çağrı izni almak üzere dava da açmamıştır. Dava dışı şirketin kira sözleşmesinin feshi konusunda aldığı tek karar 17/03/2016 tarihli ortaklar kurulu kararı olup bu kararda davalı ... Şirketi olumlu oy kullanmış, davalı ... Şirketi ise şirket hisselerini devredeceğinden olası bir zarar ve tazmin sorumluluğu nedeniyle çekimser kalmıştır. Dolayısıyla davacı, davalıların, dava dışı şirket tarafından kira sözleşmesinin feshi konusunda karar alınmasını ve sözleşmenin feshedilmesini engellediklerini, kusurları ile dava dışı şirketin kira sözleşmesine devam etmesine ve zarara uğramasına sebep olduklarını ispat edememiştir. Mahkemece verilen karar doğrudur. Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 23/01/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"94497b867327d456","SID":"c245ee3381925d0e"}}