{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2021/1982 <br>KARAR NO:2025/243<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:20/04/2021<br>NUMARASI:2019/160 Esas - 2021/476 Karar<br>DAVA:Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:17/02/2025<br>Davanın reddine ilişkin verilen kararın davacı ve davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>DAVA:Davacı vekili, müvekkili ile davalı 08/10/2018 tarihli konşimento talimatından görüleceği üzere  42 palet ...cinsi malların Türkiye'den İtalya'ya taşınarak dava dışı İtalyan ...'ya teslimi hususunda anlaşıldığını ,08/10/2018 tarihli faturayla teslim edilen 20.649,04-Euro değerindeki özel üretim malzemeleri dava dışı alıcıya süresinde  teslim etmediğini, bunun üzerine alıcı şirketin üretim  hattı durduğundan müvekkiline ödemesi gereken 201.833,49-Euro borcunu ödemediğini; davalının hiçbir sebep göstermeden malları elinde tutarak teslim etmediğini; normal şartlarda İstanbul'dan İtalya'ya taşıma süresi  5-10 günken  malların yaklaşık 4 ay sonra 31/01/2019 tarihinde alıcıya teslim edildiğini; TTKnın 873'maddesine göre taşıyıcının, eşyayı kararlaştırılan sürede, bir süre kararlaştırılmamışsa şartlar dikkate alınarak özenli bir taşıyıcıya tanınabilecek makul bir süre içinde teslim etmekle yükümlü olduğunu;TTK nın 875' maddesine göre taşıyıcının, eşyanın teslimindeki gecikmeden doğan zarardan sorumlu olduğunu ve gecikme hâlinde herhangi bir zarar oluşmasa da taşıma ücretinin gecikme süresi ile orantılı olarak indirileceğinin; ihracat ürünleri süresinde teslim edilmediğinden,müvekkiline olan borcunu ödemeyeceğini söylediğini; aynı kapsamda İtalyan şirketin 65.000-Euro ve yarı mamül 20.000-Euro tutarındaki siparişlerini iptal edip müvekkilini tedarikçilikten çıkardığını; malların özel üretim olup başkaca bir firmaya satışının mümkün olmadığını, siparişler iptal edildiğinden müvekkilinin deposunda yüklemeye hazır 50.000-60.000-Euro değerinde 11.531 adet ambalajlı paletli  temper fırın camının müvekkilinin elinde kaldığını, bu ürünlere ilişkin zararın tespiti için delil tespiti yapılmasını istediklerini; müşterisinden alacağını alamayan müvekkilinin de piyasaya verdiği çekleri ödeyemediğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla tüm zararları için şimdilik 5.000-TL'lik kısmının reeskont faiziyle tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP:Davalı vekili, taşıma Türkiye'den İtalya'ya kara yoluyla yapıldığı için uyuşmazlığa CMR hükümlerinin uygulanması gerektiğini, CMRnin 30/3'maddesine göre yükün alıcının kullanımına verildiği tarihten sonraki 21 gün içinde gecikmenin yazılı olarak taşımacıya bildirilmesi gerektiğini, teslimden 3 ay sonra bu davayı açan davacının ihbar yükümlülüğünü yerine getirmediğinden tazminat istemeyeceğini; davacı gecikme nedeniyle zararını ve taşıyıcının kusurunu ispatlasa dahi CMR 23/5'e göre taşıma ücretini geçmemek kaydıyla sorumluluk atfedilebileceğini; yine CMR 17/2  madde uyarınca taşıyıcının sorumluluğu için gecikmenin yük ilgilisinin verdiği talimattan ileri gelmemesi gerektiğini, müvekkilinin 12/10/2018 tarihinde taşınmak üzere teslim aldığı emtiayı 18/10/2018 Cuma günü müvekkilinin personeli ... tarafından alıcıya gönderilen e-postada,18/10/2018 Cuma tarihinde teslimin mümkün olmadığı ancak pazartesi günü telim edilebileceğinin bildirildiği, devamla yazışmalarda malların 23 Ekim günü teslim edilebileceğinde mutabık kalındığını; buna mukabil 24/10/2019 tarihinde davacının müvekkiline gönderdiği e-postayla, müşteri ile görüşüldüğü ve ödeme bilgisini alır almaz dönüş yapılacağının şeklinde bilgilendirme yapıldığını; nitekim davacının, müvekkiline olan 55.300-Euro navlun borcunun alıcı tarafından ödeneceğine dair  müşteriye verdiği talimatı müvekkiline gönderdiğini; fakat ... tarafından, davacının verdiği ödeme talimatı ifa edilmediğinden müvekkili tarafından teslimat yapılmadığını, buna rağmen malların beklemeye devam etmesi üzerine Aralık 2018'de müvekkili tarafından malların ...'e teslim edilmek istendiğini ancak ...'in kabul etmediğini; nihayetinde ...'in müvekkiline 29/01/2019 tarihinde taşımayı yapan aracın navlun ücreti ve bir kısım depo ücretini ödemek kaydıyla (3.400-Euro navlun+ 400-Euro depolama ücreti) malları teslim alabileceğini bildirdiğini ve 31/01/2019 tarihinde malların teslim edildiğini; davacının ...'e verdiği talimatı ve talimatın müvekkiline bildirilmesi edeniyle mal tesliminin yapılmadığını, teslimdeki gecikmenin davacının talimatı nedeniyle oluştuğunu; davacının ...'in siparişlerini iptal ettiği iddiasının afaki olduğunu, teslimin çekince konulmadan yapıldığını, müvekkilinin davacıya karşı geçmişe dayalı navlun alacakları için başlattığı icra takibindeki haciz işleminde depoda hiçbir mal bulunmadığını; davaya konu taşımanın yapıldığı sırada davacının müvekkiline 55.300-euro navlun borcu bulunduğunu; ...'in geç teslimden dolayı hattının durduğunun gerçek dışı olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEME KARARI:Mahkemece, davacının müşterisine Türkiye'den İtalya'ya gönderdiği malların davalıya teslim tarihinin 08/10/2018 ve davalı tarafından malların alıcıya teslim edildiği tarihin ise 31/01/2019 tarihi olduğu hususlarının ihtilafsız olduğunu, davaya konu taşımanın ... teslim şekli ile yapıldığı, ücretinin davacı tarafından peşinen ödendiği, farklı işlerden kalan cari hesap alacağına dayanılarak kullanılan hapis hakkının yerinde olmadığı, bu nedenle davalının gecikmeden sorumlu olması gerektiği; davacının müşterisiyle ticari ilişkisinin zarar gördüğü ve siparişlerin iptal edildiğine dair delil sunmadığını, depodaki ürünlerin incelenmesine de gerek görülmediği zira gösterilecek ürünlerin gerçekten özel üretim ürünler olduğu tespit edilse dahi, bu ürünlerin ... şirketi için üretilip üretilmediğinin ispatlanamayacağını; buna göre davacının davalının sorumlu olduğunu ispatlayabildiği fakat kendi uğradığı zararı ispatlayamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ:1-Davacı vekili, davalının malları geç teslim ettiğinin ve gecikmeden sorumlu olduğunun ispat edildiğini; davalının geç teslimi nedeniyle malların bedelini müvekkiline ödemediğini, siparişlerini iptal ettiğini, tedarikçilikten çıkardığını, özel üretim malların başkasına satılmasının mümkün olmadığını, siparişler iptal edildiğinden müvekkilinin deposunda yüklemeye hazır 11.531 adet ambalajlı-paletli temper fırın camını elinde kaldığını, mahkemece bu hususların dikkate alınmadığını; davalının basiretli bir tacir gibi davranmadığını; dava dışı ... ile yapılan e-posta yazışmalarının dosyaya sunulduğunu ve anılan şirkete müzekkere yazılarak müvekkiliyle sözleşme feshi sebebinin davalının kusurundan kaynaklanıp kaynaklanmadığının sorulması taleplerinin mahkemece dikkate alınmadığını, zira alıcı şirketin davalının kusuru ile oluşan gecikmeden dolayı müvekkili sorumlu tutarak gerekli ödemeleri yapmadığını; TBK nın 50 madde gereğince zararın miktarının tam olarak tespit edilemediği durumlarda zararın hakim tarafından hakkaniyete uygun olarak belirleneceğini, mahkemece bu hüküm göz ardı edilerek zarar ispatlanamadığından bahisle davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığını belirterek, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. 2- Davalı vekili, taşıma süresinde malların teslim edilmesine kadar talep ve talimat hakkının gönderici davacıda olduğu, fakat bu talimatta tarih olmadığı için itibar edilmediği belirtilerek, malın teslim edilmemesinden sorumluluğun taşıyıcıda olduğu kabul edilmiş olmakla birlikte, talimata karşı davacının bir itirazı olmadığı gözetildiğinde artık tümüyle göndericinin talimatına istinaden hareket eden müvekkili taşıyıcıya kusur atfının hatalı olduğunu; sonuç olarak, davacının CMR 30/3 gereğince malın tesliminden sonraki 21 gün içinde taşıyıcıya gecikme nedeniyle yazılı bildirim yapılmadığından talep ve dava hakkının sona erdiği, CMR 23/5 uyarınca zararının (alıcı ile ticari ilişkisinin bozulmasına dayalı zarar iddiasının) gecikme sebebiyle oluştuğunun kanıtlanamadığı, CMR 17/2'ye göre göndericinin talimatıyla bağlı olduğu ve nihayetinde göndericinin talimatına istinaden malı teslim etmediği gözetilmek suretiyle, mahkemece gerekçeli kararda müvekkilinin gecikme nedeniyle sorumlu olduğunun kabul edildiğini, karardaki bu tespitin hatalı olduğunu belirterek, kararın bu gerekçe bakımından kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>GEREKÇE:Dava, davacı gönderen tarafından dava dışı alıcıya gönderilen malların davalı taşıyıcı tarafından geçe teslim edildiği iddiasıyla uğranıldığı iddia olunan zararın tazmini istemine ilişkindir.Taşımanın güzergahı itibariyle uyuşmazlığın CMR Konvansiyonu hükümlerine göre çözümü gerekir.CMR'nin 23/5 maddesinde, gecikme halinde, hak sahibinin zarar ve ziyanın bundan ileri geldiğini kanıtlaması halinde, taşımacının bu zarar ve ziyan için taşıma ücretini geçmemek üzere tazminat ödeyeceği hüküm altına alınmıştır. Söz konusu düzenleme gereğince taşıyıcının CMR hükümleri gereğince gecikmeden dolayı sorumlu tutulabilmesi için; taşıma süresinin aşılmasının yani gecikmenin yanı sıra, bu gecikmeden dolayı bir zararın doğmuş olması, ayrıca gecikme ile zarar arasında illiyet bağının bulunması gerekir.CMR'nin 19. maddesi hükmü dikkate alındığında gecikme, taşıyıcının taşınmak üzere teslim aldığı eşyayı kararlaştırılan sürede veya böyle bir süre yoksa taşımanın gerçekleştirilmesi için gerekli makul süre içerisinde teslim edememesi halinde söz konusu olur. Gecikme bir zarara yol açmamışsa, taşıyıcının sorumluluğu cihetine gidilemez.CMR'nin 30/3 maddesine göre ise, yükün alıcının kullanımına verildiği tarihten sonraki 21 gün içinde durumun yazılı olarak taşıyıcıya bildirilmemiş olması halinde, teslimdeki gecikmelerden dolayı tazminat ödenmeyecektir. Bu maddeye göre, eşyanın teslimindeki gecikmenin yazılı olarak ihbarı şarttır. Ancak taşımacı gecikmeyi bir tutanak ile teyit etmiş veya ihbar süresinde dava açılmış veya teslimdeki gecikme taşımacı tarafından ikrar edilmiş ise ihbara gerek yoktur. Dava konusu taşımada yükün dava dışlı alıcı şirkete bir teslim tarihi belirlenmemiş olup, yük davalı tarafından 12/10/2018 tarihinde Türkiye'de teslim alınmış, 30/01/2019 tarihinde ise İtalya'daki alıcıya teslim edilmiştir. Davalı taşıyıcı veya dava dışı alıcı tarafından CMR'nin 30/3 maddesine uygun olarak teslimden itibaren 21 günlük süre içerisinde davalıya yapılmış bir yazılı bildirim bulunmamaktadır. Ancak, eldeki dava; 10.04.2019 tarihinde açılmış olup; 31.01.2019 tarihinde teslimin yapıldığı, 12.02.2019 tarihinde arabulucuya başvuru yapıldığı; 20.03.2019 tarihinde arabulucu anlaşamama tutanağı tanzim edildiğine göre hak düşürücü süre içinde davalıya bildirimin yapıldığı anlaşılmakla, gecikme nedeniyle hakdüşürücü süre içinde bildirim yapılmadığına yönelik davalı savunması yerinde değildir.Uluslararası kara taşımacılığından kaynaklanan uyuşmazlıkların TTK hükümlerine göre değil, uluslararası bir anlaşma olan CMR hükümlerine göre çözümü gerekir.  CMR 13 (1)maddesi \"Yükün teslimi için belirtilen yere varışından sonra alıcı, makbuz karşılığında kendisine sevk mektubunun ikinci nüshasını ve yükü teslim etmesini istemek hakkına sahiptir. ....(2)Bu maddenin 1.paragrafında kendisine sağlanan haklardan yararlanan alıcı, sevk mektubundan doğan ödemeleri ödemekle yükümlüdür. Fakat bu konuda bir anlaşmazlık çıktığında taşımacı, alıcı tarafından teminat gösterilmedikçe yükü teslim etmek zorunda değildir.” şeklinde düzenlenmiştir.Dosyaya sunulanlardan aracın 17/10/2018 tarihinde İtalya'ya vardığı ve davalının alıcıya ihbarda bulunduğu, 23/10/2018 tarihinde teslim hususunda davalıyla alıcının sözleştiği ancak bu aşamada hangi sebeble teslimin sağlanamadığı dosyaya sunulanlardan belirlenememektedir.Ancak 24/10/2023 tarihinde davalı taşıyıcı davacı gönderene  55.300-euro cari hesap listesi gönderilmiştir.Cari hesap listesinde  24/10/2018 tarihini aşan 11 ve 12 aylarda vadesi dolan alacaklarda bulunmaktadır. Davalı tarafından tüm borçlar listesi 24/10/ 2018 tarihinde yani  teslim tarihi olarak kararlaştırılan günden bir gün sonra tüm borçlar listesi saat; 10.49 da  tablo halinde davacıya gönderilmiş, davalı tarafça  gönderilen aynı tarihli saat 11.18 de gönderilen e-mail de .. ile görüştüğü, ödeme teyidi alır almaz bildirileceğini ifade etmiştir.Ayrıca davacı tarafından mal alıcısı ...'e hitaben yazılan tarih yazılı olmayan  talimat ile ;... nezdinde ki alacaklarından 55.300-euronun davalıya nakden ödenmesi talimatı verilmiştir.Teslim aşamasını tesbite yarar başkaca bir veri bulunmamaktadır. 07/12/2018 tarihli e-posta ile davacı  33 palet emtianın (tarihli fatura muhteviyatı ) 3.400-euro navlun 400-500 euro depolama gideri  ödenmesi halinde teslimatın yapılabileceği ...'e  bildirilmiştir.Sonrasında  ...  29/01/2019 tarihinde malları teslim alabileceklerini bildirmiştir.Bunun  üzerine  davalının 3.400-euro navlun+400-euro depolama ücretini alıcıdan  talep ettiği, alıcının 4.000-euroyu  davalı taşıyıcıya ödediği anlaşılmaktadır.Davalı taşıyıcı tarafından  hapis hakkı ancak taşıma konusu emtianın navlun ücreti ve ferileri nedeniyle kullanılabilir. Bilirkişi raporunda tesbit edildiği üzere davacının davalıya gecikmiş navlun alacakları için hapis hakkı kullanması mümkün değil ise de 12/10/2018  tarihli ihtilaflı  taşımanın da navlun bedelinin de davacı tarafından  ödenmediği  anlaşılmaktadır.İhtilaflı taşıma  ile birlikte davalının davacıdan toplam 55.300- euro navlun alacağı  bulunduğu ;davanın taraflarının bu alacağın ne şekilde ödeneceği konusunda görüştükleri ;davacının alıcıdan olan alacaklarından borcun ödenmesi yolunda alıcıya talimat verdiği hususları sabittir. Yurt dışı alıcının da göndericinin talimatına rağmen ödemeyei yapmadığı teslimin bu şekilde gerçekleşmediği anlaşılmaktadır. Alıcının bu talimata neden uymadığı belirsizdir.Ancak ,yine maillerden ve sunulanlardan davacının ... adına düzenlenen faturaları... temlik ettiği ; temlik nedeniyle  ihtilaflı taşımaya konu son faturanın da ...'e bir kesinti yapılarak ödendiği alıcı tarafından davacı satıcıya bildirilmiştir.Yapı ...' den davacıya gönderilen maillerde 08.10.2008 tarihli fatura dahil olmak üzere toplamda 8 adet fatura 201.833,49-euro bedelli faturaların da önce ...'e  temlik edildiği, ... tarafından ... şirketleriyle iletişime geçtiklerini bildirmelerine göre davacının 24.10.2018 tarihinden hemen sonra verilen cari borç listesinde  önceki taşımalardan kaynaklanan taşımalar da bulunduğu ;... faturalarında eylül 2018 tarihli olanlarda bulunduğuna göre davacının esasen faturaları ...'e temlik ettiği ,temlik nedeniyle davalı taşıyıcıya bir ödeme yapılmadığı sonucuna varılmaktadır. ...'den ilk gönderilen mail tarihi 05.12.2018 tarihi olup bu tarih itibariyle alacaklı sıfatı ...dedir.Davacının faktoring şirketine temlik ettiği alacağı için bir kez de davalıya talimat verilmesi nedeniyle teslimin sağlanamadığı sonucuna varılmaktadır.Dava dışı alıcı ... tarafından davacı şirkete gönderilen maillerde ise; ... numaralı fatura bedelinin ...'e ödendiği bilgisi yanında, aslında ürünlerin 24 ekim 2018 tarihli e-mailde yazıştıkları üzere nakliye şirketi tarafından alıkonulduğu, 31 ocak 2019 tarihinde teslim edildiği, ürünleri teslim almak için nakliye ücretini ödedikleri hususunda bilgilendirdiği, mahsup edilen(kesinti) kısmın hasarlı ürünler nedeniyle ...'a kullandırılan krediden kaynaklandığını, ... ile imzaladığınız faktoring anlaşmasından sonra ... ilgili kredi/borç hususlarına ilişkin diğer taraf olan ... ile de iletişime geçtiklerini, buna ilişkin olarak sizden gelecek olan yazışmalar dikkate alınmayacak\" denilmiştir. Süreçte; davalının eski cari hesabından kaynaklanan alacağı için hapis hakkı kullanamaz ise de dava konusu taşımanın navlun ücretinin de alıcı ...  tarafından ödendiği böylelikle teslimin sağlandığı anlaşılmaktadır.Taşınan emtianın navlun bedeli ödendiğinde davalı taşıyıcı tarafından mal 31/01/2019 tarihinde teslim edilmiştir.Davalının  ödenmeyen 12.10.2018 tarihli  teslim aldığı mal üzerinde hapis hakkı kullanmasının yasal olduğu dikkate alındığında davacının tazminat talebi yerinde değildir. Tüm bunların yanında davacının davadışı ... den olan alacaklarını faktoring şirketlerine temlik ettiği, son fatura konusu muhteviyatı ürünler teslim alındıktan sonra hasarlı ürünler bedelinin mahsup edildiği, faktoring firmaları ile iletişimde olduklarının bildirilerek,davacıdan kendileriyle  iletişime geçilmemesi talep edildiğine göre, davacının zararının gecikme nedeniyle değil davalının yasal hapis hakkını kullanması nedeniyle gerçekleştiği anlaşıldığından; davanın bu gerekçeyle reddi gerekirken davalının gecikme nedeniyle sorumlu olduğu davacının zararını ispatlayamadığına yönelik gerekçe yerinde bulunmamış, davalı vekilinin gerekçeye  yönelik istinaf nedeni yerinde bulunmuştur.Açıklanan nedenlerle; dava konusu taşımaya ilişkin navlun bedelinin karşı yan alıcı tarafından ödendiği, davacının önce ki cari borcu nedeniyle hapis hakkı kullanılamaz ise de; davacının...şirketlerine temlik ettiği faturalarından 55.300-euronun davalıya ödenmesini istediği; davadışı alıcının faktoring şirketleriyle iletişime geçtiklerinden, iletişimin sonlandırıldığı,  son faturadan yapılan kesintinin sebebinin dava dışı ...'den sorulduğunda hasarlı ürün bedelleri nedeniyle mahsup yapıldığı ve navlun bedelinin de kendileri tarafından ödendiğinin bildirildiği, esasen tarihsiz talimat  içeriğinde ki davacının davalıya olan borçlarının alıcı tarafından ödenmesi talebinin neden olduğu ,alacakların  ...'e de temlik edildiğinin anlaşıldığı, geciktiği ileri sürülen taşımanın navlun bedelinin alıcı tarafından ödendiğinin davacının da kabulünde olması nedeniyle davalıdan gecikme tazminatı ödemekle  yükümlü olmadığı ,gecikme nedeniyle tazminattan sorumlu olduğunun kabulü yerinde bulunmamış,davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin kararın gerekçesine yönelik istinaf başvurusunun kabulüne; kararın gerekçesi nedeniyle kaldırılmasına, yapılan hata nedeniyle yeniden yargılama yapılmasına gerek olmadığından yeniden karar verilerek davanın reddine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK.'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 20/04/2021 tarih 2019/160 Esas - 2021/476 Karar sayılı kararın HMK 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA;\"Davanın reddine,\"İlk derece mahkemesine ilişkin olarak ;\"Alınması gereken 615,40-TL karar ve ilam harcından  yatırılan 85,39-TL peşin harcın mahsubuna kalan 530,01‬-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye ödenmesine,Davacı tarafından yapılan yargı  giderinin üzerinde bırakılmasına,Davalı vekili için takdir olunan 4.080-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak  davalıya ödenmesine,1.320-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına,\"Alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından yatırılan 59,30-TL peşin harcın mahsubu ile kalan 556,1‬0-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Yatırılan 59,30-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde davalıya iadesine,Davacı tarafça yapılan istinaf yargı giderinin üzerinde bırakılmasına, davalı tarafça yapılan 48,50-TL istinaf yargı giderinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda,gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde HMK'nin 361/1 maddesi gereği Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.17/02/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f97505c6347b5cf2","SID":"349389c5f06705f7"}}