{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2021/1396 <br>KARAR NO:2025/46<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:20/04/2021<br>NUMARASI:2017/779 Esas -  2021/490 Karar<br>DAVA:İtirazın İptali <br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:16/01/2025<br>Taraflar arasındaki İtirazın İptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı taraf ile davacı şirketin  davacının satışını yaptığı ürünlerin taşınması ve teslimi yönünde anlaştığını, davalı tarafın taahhüdüne aykırı fiilleri neticesinde davacı şirketin müşterilerine eksik teslimatlar yapıldığını, belgeli olduğu halde eksikliklerin bedelinin davalı tarafından kabul edilmediğini, bunun üzerine ... sayılı dosya üzerinden icra takibi başlatıldığını, davalı tarafın haksız itirazı üzerine takibin durduğunu, davacı şirketin ticari defter ve kayıtları incelendiğinde alacağın net bir şekilde anlaşılacağını belirtmiş, davalı şirketin itirazının iptali ile %20 oranında kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı şirket üzerinde bırakılmasına karar verilmesini; talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ile davalı şirket arasında 06/01/2014 tarihinde \"Lojistik Hizmetleri Sözleşmesi\" imzalandığını, sözleşme çerçevesinde davalının üstüne düşen tüm edimleri yerine getirdiğini, davalının davacı şirkete iddia edildiği üzere herhangi bir borcunun bulunmadığını, aksine davacının davalı şirketten alacaklı olduğunu, eksik teslimata ilişkin herhangi bir belgenin dosyaya sunulmadığını, tespit edilen hasar veya eksikliğin müşteri tarafından sevk irsaliyesi üzerine yazılı olarak kaydedilmesi ve araç sürücüsü ile birlikte imza altına alınmasının zorunlu olduğunu, davalının davacı şirketten 1.783,96 TL cari hesap alacağı bulunduğunu, takas ve mahsup talep edildiğini belirtmiş, davanın reddine, davacının kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yüklenmesine karar verilmesini; talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda,\"...Taraflar arasında 06.01.2014 tarihli taşıma sözleşmesi akdedildiği, sözleşmenin 13. maddesinde, kayıp hasar tazmini düzenlendiği, 15. maddesinde ise hasar tespiti hususunun kararlaştırıldığı anlaşılmaktadır. Buna göre davacı tarafından, davalıya, tek taraflı olarak düzenlendiği anlaşılan yukarıda ayrıntısı belirtilen 16.143,28 TL fiyat farkı açıklamalı faturanın taraflar arasındaki sözleşmede ayrıntısı düzenlenen prosedüre uyularak düzenlendiği davacı yanca ileri sürülmediği gibi buna dair bir kanıtın da sunulmadığı anlaşılmaktadır.(Benzer yönde; İstanbul BAM. 14. HD. 2018/1493 Esas, 2019/1428 Karar)Tüm dosya kapsamındaki delil durumuna göre; taraflar arasındaki sözleşme uyarınca mal ve hizmetin eksik teslim edildiğinin ispat edilemediği, eksik teslimata ilişkin herhangi bir tutanak düzenlenmediği, sevk irsaliyeleri üzerine kayıt düşülmediği, fiyat farkı faturasının davalı ticari defter ve kayıtlarında bulunmadığı, anılan faturanın davalı tarafından da kabul edilmediği, bu itibarla takibe konu alacağın varlığının ispatlanamadığı (Benzer yönde; Yargıtay 11. HD. 2017/4994 Esas, 2019/3883 Karar, 20/05/2019) anlaşıldığından davanın reddine, koşulları oluşmayan kötüniyet tazminatı talebinin reddine\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;Bilirkişi ek raporunda davalının 2016 yılı yevmiye ,defter-i kebir, envanter  defter ve belgeleri bulunmadığı halde raporun 4.sayfasında sanki davalının 2016 yılı defterleri de incelenmiş gibi bir izlenim doğduğunu, bilirkişiye verilen görevin yalnızca davalıya ait defter ve belgeleri incelemek iken bilirkişi verilen görevin sınırlarını aşarak davacı müvekkilin defterlerinin incelendiği 26.02.2019 tarihli rapor hakkında da  yorumda bulunduğunu, eksik belge ve defter ile yapılan davalı taraf bilirkişi incelemesinin  incelendiği hükme dayanak yapılmasının mümkün olmadığını, taraflar arasındaki ilişkinin müvekkilinin  davalıya kestiği 21/03/2016 tarihli ve 1828 seri nolu 10.294,59 TL'lik fatura ile son bulduğunu, dosya kapsamında alınan ve (muvafakat etmedikleri halde)  süresinden sonra sunulan davalı defter ve belgelerinin incelendiği raporla hüküm kurulmuş olmasının esas bir tarafa usulen kararın kaldırılması için yeterli olduğunu, aralarında çelişki bulunan iki raporun çelişkisinin giderilmeden karar verilmesi de ayrıca yerel mahkeme kararının da kaldırılması için yeterli olduğunu beyanla Yerel mahkeme kararının kaldırılmasına yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasını  talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE:Dava, cari (açık) hesaptan kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davacının açık hesap alacağının bulunup bulunmadığı, açık hesap alacağı içinde yer alan fiyat farkı faturasının dayanağının bulunup bulunmadığı noktasındadır.Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, İstanbul Anadolu ... İcra Dairesi'nin ... sayılı takip dosyasında, \"cari hesap\" sebebine dayalı olarak 14.359,48 TL asıl alacağın tahsili istemiyle 16.12.2016 tarihinde ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine  takip durmuştur.Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.Mahkemece uyuşmazlığın çözümü için tarafların ticari defterlerinin incelenmesine karar verilmiştir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222/2,3. Maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca usulüne uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. Bilirkişi aracılığıyla incelenen davacı ticari defterlerine göre takip tarihi itibariyle  davacı, davalıdan 14.359,48 TL alacaklı, davalının 2014-2015 yılı ticari defterlerine ve davalı nezdindeki davacıya ait 2016 yılı muavin defter dökümlerine göre takip tarihi itibariyle davalı, davacıdan 1.783,96 TL alacaklı görünmektedir. Taraflar arasındaki ticari ilişki 28.01.2014 tarihinde başlamış ve 21.03.2016 tarihinde sona ermiş olup , usulüne uygun tutulan taraf ticari defterlerindeki mutabakatsızlık 22.10.2015 tarihli 16.143,28 TL tutarındaki fiyat farkı açıklamalı iade faturasından kaynaklanmaktadır. Davalı, dava konusu döneme ilişkin tüm ticari defter, kayıt ve dayanak belgelerini mahkemece kararlaştırılan  inceleme gününde ibraz etmiş olup, süresinde sunulan davalı ticari defterlerinin incelenmesinde usul ve yasaya aykırılık olmadığı gibi davacının 2016 yılında düzenlediği tek fatura olan 10.294,59 TL tutarlı faturanın davalının 2016 yılı  muavin defter dökümlerinde dahi kayıtlı olduğu gözetildiğinde davalının 2016 yılı yevmiye, defter-i kebir ve envanter defterlerinin incelenmiş olmasının sonuca etkisi yoktur. Taraflar arasında 06.01.2014 tarihinde “lojistik hizmetleri sözleşmesi” imzalanmış olup, sözleşme davalının sözleşme hükümlerine uygun olarak davacının yüklerini, davacının bildireceği fabrikadan alıp yine davacının bildireceği noktadaki müşteriye teslim etme işine ilişkindir. Anılan sözleşmenin 15.maddesinde, teslimat sırasında hasar veya eksiklik tespit edilmesi halinde müşterinin durumu sevk irsaliyesi üzerine yazılı olarak kaydetmesi ve araç sürücüsü ile birlikte imza altına alması gerektiği, bu maddede belirtilen şekilde tespit edilmeyen hasar ve eksiklik bildirimlerin davalı tarafından kabul edilmeyeceği düzenlenmiştir.Davacı, davalının müşterilerine eksik teslimatlar yaptığını, eksikliklerin bedelinin davalı tarafından kabul edilmediğini beyan ederek davalıdan açık hesap alacağını talep etmiş, davalı ise tespit edilen hasar veya eksikliğin müşteri tarafından sevk irsaliyesi üzerine yazılı olarak kaydedilmesi ve araç sürücüsü ile birlikte imza altına alınması zorunlu iken bunun yapılmadığını, davacının alacaklı olduğu kanaat edilmesi halinde davacı şirketten olan 1.783,96 TL cari hesap alacağının takas ve mahsup edilmesi gerektiğini savunmuştur.Somut olayda davacı, eksik teslim nedeniyle tanzim edildiğini belirttiği fiyat farkı açıklamalı 22.10.2015 tarihli 16.143,28 TL tutarlı iade faturasının düzenlenmesine esas olan dayanak belgelerini dosyaya ibraz etmediği gibi davacının müşterilerine eksik teslim nedeniyle ödeme yaptığı veya borçlarından mahsup ettiği yönünde iddia ve ispatı da bulunmamaktadır. Davalı iade faturasını kabul etmeyip, Üsküdar .... Noterliğinin 30.10.2015 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi aracılığıyla faturaya itiraz da etmiştir.Davacı  22.10.2015 tarihli 16.143,28 TL tutarlı iade faturası nedeniyle kendi ticari defterlerine göre takip tarihi itibariyle alacaklı gözükmekte ise de  davalı defterlerinde kayıtlı olmayan iade faturası dayanağının davacı tarafça ispatlanmaması karşısında mahkemece davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik yoktur .Mahkemece talimat mahkemesi aracılığıyla davacının ticari defterleri incelendikten sonra davalı ticari defterlerinin incelenmesi sırasında  bilirkişiden taraf ticari defterlerinin analizi istenmiş olup, bu husus dikkate alınarak düzenlenen 12.02.2021 tarihli bilirkişi ek raporunun  hükme esas alınması  isabetli olup, davacı vekilinin aksi yöndeki tüm istinaf istemlerinin reddi gerekmiştir. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. <br>KARAR:Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.16/01/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"920470d076b38cf5","SID":"f489712c0b08bf44"}}