{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2021/1374 <br>KARAR NO:2025/53<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:25/03/2021<br>NUMARASI:2019/524 Esas -  2021/256 Karar<br>DAVA:Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (İtirazın İptali)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:16/01/2025<br>Taraflar arasındaki İtirazın İptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı ve davalılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;....Şti. ile müvekkil banka arasında imzalanan ... kaynaklı kredi borcunun ödenmemiş olması nedeniyle ... sayılı dosyasıyla kefiller ... ve ... aleyhine icra takibi başlatıldığını, borçlulardan...Şti.’nin ise derdest konkordato başvurusu bulunduğundan bu borçlu hakkında işlem yapılamadığını, borçlulardan ... ve ...’un haksız ve kötü niyetle takibe, borca ve tüm ferilerine itiraz ettiklerini, Davalılar ile müvekkil banka arasında imzalanan sözleşmede faiz oranları ve diğer hususlara ilişkin gerekli bildirimler borçlulara yapıldığından ve borçlular tarafından sözleşme imzalandığından, itirazın süre kazanmak amacıyla yapılmış bir itiraz olduğunu,borçlu şirkete ve kefile borcun ödenmesi için müvekkil banka tarafından Üsküdar ... Noterliği’nin 8.04.2019 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamenin keşide edildiğini belirterek icra takibine yapılan haksız ve mesnetsiz itirazın iptaline, takibin devamına ve alacağın tahsiline, % 20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkumiyetine ve yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Müvekkil ile davacı arasındaki uyuşmazlıkta yetkili mahkemenin Büyükçekmece Mahkemeleri ve görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, Davacı takip alacaklısının bu tarih itibari ile yazılı bir belgeyle borç miktarını ve muaccel durumunu belgelemesi gerektiğini, Karşı taraf usulüne ve kanuna uygun olmayan Üsküdar 16. Noterliği’nin 18.04.2019 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesini keşide etmiş ise de, müvekkillerinin Bakırköy ... Noterliği’nin 30.04.2019 tarih ve ... yevmiye numaralı cevabi ihtarnamesini gönderdiğini ve borca ve diğer tüm hususlara itiraz ettiklerini, Müvekkillerin yetkilisi veya ortağı olduğu ...Şti. hakkında Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2019/246 E. sayılı dosyası ile (Konkordato) 03.09.2019 tarihinde Kesin Mühlet verilmiş olduğundan, hangi nedene dayalı olursa olsun takip yapılmasının önlenmesine karar verildiğini, müvekkiller ile şirket arasında zorunlu hukuki arkadaşlık bulunduğunu, dolayısıyla müvekkiller hakkında takip yapılmasının hukuka aykırı olduğunu belirterek karşı tarafın açmış olduğu haksız ve hukuka aykırı davanın öncelikle usulden ve devamında esasa girilecek olursa esastan tümüyle reddini, masraf ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \" ..Tüm dosya kapsamına göre davacı banka ile dava dışı kredi borçlusu ...Şti.arasında Genel Kredi Sözleşmeleri akdedildiği, bahse konu ...Teri davalı kefiller ... ve ... un da müteselsil kefil sıfatıyla imzalamış olduğu,Sözleşmenin kefalet sözleşmesi bölümünün, 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı TBKfnun 583.Maddesi’ne göre düzenlendiği, TBK’nun 20-27 Maddeleri uyarınca genel işlem şartlarına yönelik olarak gerekli bilgilendirme yapılıp tüm maddelerde mutabık kalındığının belirtildiği, dolayısıyla takdiri Sayın Mahkemenizde olmak üzere geçerli bir kefaletin mevcut olduğu, Anılan sözleşmeler kapsamında kullandırılan nakdi kredilerin öngörülen süre içinde ödenmemesi nedeniyle, davacı bankanın davalılar hakkında takip ve dava hakkının bulunduğu, takip tarih itibariyle, davalı kefiller ... ve ...’un Genel Kredi Sözleşmelerinde gösterilen kefalet limitinin ayrı ayrı 750.000,00 TL olduğu, taleple bağlılık ilkesi de gözetilerek yapılan hesaplamalarda, ticari Kredilerden kaynaklanan 256.822,05 TL, diğer asıl alacaklarından (banka yükümlülük tutarı ödenen çek yaprakları) kaynaklanan 6.248,74 TL, ticari Kredili Mevduat Hesabı’ndan kaynaklanan 19.345,77 TL, şirket Kredi Kartı’ndan kaynaklanan 17.524,16 TL olarak tespit edilen takip tarihi itibariyle toplam 300.440,72 TL borcun kefalet limitinden daha düşük seviyede olması nedeniyle davalı kefillerinden her birinin bunun tamamından sorumlu olduğu, takip talebinde 467.239,91 TL nakit alacak talep edildiği, bu durumda 166.799,19 TL = (467.239,91 TL-300.440,72 TL) fazla talebin yerinde olmadığı, farkın, davacı bankanın elinde bulunan teminat çeklerinden yapılmış olan toplam 143.800,00 TL tahsilatın takip talebinde asıl alacak tutarından düşülmemesinden, ayrıca iskonto kredilerinin vade tarihlerine kadar işleyecek faiz tutarları, kullandıran aşamasında davacı bankaca peşin olarak tahsil edilmiş olmasına rağmen, bu krediler için 18.04.2019 tarihinden takip tarihine kadar ayrıca temerrüt faizi işletmesinden kaynaklandığı, takip tarihi itibariyle borç hesaplanırken iskonto kredilerinin teminatında bulunan çeklerden tahsil olanlar için temerrüt faizi hesaplanmadığı, karşılıksız çıkanlar için ise hesaplandığı, hem davalı hem davacının önceki bilirkişi raporuna bu yöndeki itirazlarının haksız olduğu, teminatta bulunan çeklerden 190.000,00 TL tutarında kısmın takipten sonra ancak dava tarihinden önce tahsil olduğu, Yargıtay emsal kararlarına göre bu tutarın öncelikle faiz ve vergi olmak üzere takip tarihi itibariyle hesaplanan borçtan düşülmesi gerektiği, (bu çekler, faizi önceden tahsil edilmiş iskonto kredilerinin teminatını oluşturduğundan ilgili iskonto kredilerinin anapara ve faiz borcundan düşülmüştür) Ayrıca, faiz talebi olduğundan davacının önceki bilirkişi raporuna haklı itirazı da dikkate alınarak iskonto kredileri için karşılıksız çıkan çek tutarları kadar ve kredili mevduat, şirket kredi kartı ve diğer kredilerden kaynaklanan borçlar için takip tarihinden itibaren temerrüt faizi de hesap edilerek yapılan hesaplamalarda Dava tarihi itibariyle toplam 130.643,56 TL nakit borcun bulunduğu, ...’nin 3.5.1.Maddesinde açık ve net bir şekilde sorumluluk içeren düzenleme bulunduğundan davacı bankanın davalı kefillerden gayrinakit alacaklardan (18 adet iade edilmemiş çek yaprağı) kaynaklanan 36.540,00 TL tutarındaki depo talebi hakkının bulunduğu, dava tarihi olan 09.08.2019 tarihinde sonra davacı banka tarafından 66.840,94 TL tahsilat yapıldığı, bu tutarın infaz aşamasında icra müdürlüğünce dikkate alınması gerektiği sabit bulunmuştur...sayılı takip dosyasında davalılar arasında  tahsilde tekerrür olmamak üzere 130.643,56 TL nakdi alacak ve 36.540 TL gayrinakdi alacak üzerinden itirazın iptaline takibin devamına fazla istemin reddine,  67.322,05 TL iskonto krediler asıl alacağına takip tarihinden itibaren  takip koşullarında % 90 faiz yürütülmesine ve faizin %5 BSMV si ile tahsiline,18.913,22 TL ticari kredili mevduat hesabı asıl alacağına takip tarihinden itibaren  % 31,80 faiz yürütülmesine ve faizin %5 BSMV si ile tahsiline,5.924,41 TL asıl alacağına (2 numaralı) takip tarihinden itibaren  % 90 faiz yürütülmesine ve faizin %5 BSMV si ile tahsiline,17.132,34 TL şirket kredi kartı asıl alacağına takip tarihinden itibaren  % 31,80 faiz yürütülmesine ve faizin %5 BSMV si ile tahsiline, Nakde dönüşmeyen 18 adet çek teminat bedeli 36.540 TL nin takip koşullarında davalılar tarafından depo edilmesine, hüküm altına alınan 130.643,56 TL nakdi alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davacı lehine davalılardan tahsiline, dava tarihinden sonra yapılan 66.840,94 TL ödemenin infaz aşamasında icra müdürlüğü tarafından dikkate alınmasına\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkeme tarafından hükme esas alınan bilirkişi raporunda, icra takibine konu edilen alacak miktarının düşük hesaplanarak talepleriyle ciddi fark oluşturacak şekilde belirlendiğini, buna bağlı olarak icra takibinden sonra fakat dava tarihinden önce yapılan tahsilatlar mahsup edildiğinde alacak miktarının  gerçek alacağa göre 336.596,35 TL eksik tespit edildiğini, mahkeme tarafından hükme esas alınan bilirkişi raporunda, takip tarihi ile dava tarihi arasında yapılan tahsilatların doğrudan asıl alacaktan mahsup edildiğini, tahsilatların hangi kredi türüne mahsup edildiğinin açıkça belirtilmediğini, öncelikle faizden mahsup yapılması gerekirken tahsilatların doğrudan anaparadan düşürülmesinin usule aykırı olduğunu, bu hususlar bakımından bilirkişi raporuna karşı itirazları dosyaya sunulduğu halde, mahkemece dikkate alınmayarak henüz dosyadaki çelişkiler giderilmeden hüküm kurulduğunu, dolayısıyla söz konusu kararın istinafen incelenerek kaldırılmasına, davanın tamamının kabulüne karar verilmesi gerektiğini beyanla İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/524 E., 2021/256 K. Sayılı ve 25.03.2021 tarihli kararıyla reddedilen kısmına ilişkin kararın kaldırılmasına, davanın tamamen kabulüne, karar kesinleşinceye kadar tehir-i icra kararı verilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini  talep ve istinaf etmiştir. Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; yetkili mahkemenin müvekkillerinin yerleşim yeri mahkemesi yani Büyükçekmece Mahkemeleri olduğunu, bu nedenle davanın yetki yönünden reddi gerektiğini, görevli mahkemenin asıl  borç ilişkisine göre  değil, kefalet sözleşmesine göre belirlenmesi gerektiğini, kefalet sözleşmesinden doğan tüm davalar malvarlığına ilişkin olduğundan, bu davaların değerine bakılmaksızın Asliye Hukuk Mahkemesinin görev alanına girdiğini, dolayısıyla davanın görev yönünden reddi gerektiğini, müvekkillerinin karşı tarafa borcu bulunmadığını, karşı tarafın usulüne ve kanuna uygun olmayan Üsküdar ... Noterliği'nin 18/04/2019 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesini keşide etmiş ise de taraflarınca Bakırköy ... Noterliği'nin 30/04/2019 tarihli ve ... yevmiye numaralı cevabi ihtarnamesi gönderildiğini ve borca ve diğer tüm hususlara itiraz edildiğini, alacağın varlığı ve miktarının tartışmalı hale geldiğini , alacağın  ispatlaması gerektiğini, bu kapsamda karşı tarafça alacak ispat edilememiş olduğundan davanın reddi gerektiğini, müvekkillerin yetkilisi veya ortağı olduğu ... Şti. hakkında Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2019/246 E. Sayılı dosyası ile 10/04/2019 tarihinde geçici mühlet kararı verildiğini, işbu mühlet 03/07/2019 tarihinde 2 ay uzatıldığını ve 03/09/2019 tarihinde kesin mühlet verilmiş olduğundan hangi nedene dayalı olursa olsun takip yapılmasının önlenmesi kararı verildiğini, akabinde işbu kesin mühlet süresi içerisinde konkordatonun tasdiki kararı verildiğini, davacının konkordato projesi ile bağlı olup; müvekkillerine başvurmasının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, ilk derece mahkemesince konkordato projesinde ödenen miktar olup olmadığı ve ne kadar ödeme olduğu hususu da sorulmamış olduğundan kararın bu yönüyle de haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davacı ile müvekkiller arasındaki Genel Kredi Sözleşmesindeki kayıtların genel işlem koşulları kapsamında değerlendirilmesi gereken hususlar olup hukuken geçerli olmadığını, müvekkillerin gayri nakdi alacak kalemine dair hukuki sorumluluğu bulunmadığını, müvekkilleri ile davacı banka arasındaki kefalet sözleşmesi geçersiz olup, ilk derece mahkemesince verilen kararın bu yönüyle de kaldırılması gerektiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda çok açık ve fahiş nitelikteki %90  temerrüt faizi oranı tespiti ve bu oran üzerinden hesaplama yapılmasının hukuka aykırı olduğunu, borcu kati şekilde kabul etmemekle birlikte karşı tarafın iddiasına konu alacak likit ve belirli olmadığından karşı tarafın icra inkar tazminatı talebinin reddi gerektiğini  beyanla İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/524 E. ve 2021/256 K. Sayılı ve 25/03/2021 tarihli  kararının  duruşmalı olarak yapılarak usul ve yasaya aykırı olan kısmen kabul yönündeki kararın kaldırılmasını, yapılacak olan yeniden yargılama sonrasında davanın tümüyle reddi yönünde karar verilmesini, tüm yargılama masraflarının ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE:Dava, genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandırılan kredi alacağının kefillerden tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, karara karşı taraf vekillerince  istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, mahkemenin görevli ve yetkili olup olmadığı, kefalet sözleşmesinin genel işlem koşullarına aykırı olup olmadığı, asıl borçlu için konkordato davasının eldeki davaya etkisinin olup olmadığı, takip tarihi ile dava tarihi arasında yapılan tahsilatların mahsubunun doğru bir şekilde yapılıp yapılmadığı, temerrüt faiz oranının doğru bir şekilde belirlenip belirlenmediği, davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesinin yerinde olup olmadığı noktalarındadır.Davacı banka ile dava dışı ... Şti. ile 16.12.2016 tarihinde 750.000 TL tutarlı Genel Kredi Sözleşmesi imzalanmış, davacı banka tarafından akdedilen genel kredi sözleşmesi kapsamında dava dışı borçlu şirkete iskonto kredisi, kredili mevduat hesabı, çek kredisi, kredi kartı kullandırılmıştır. Davalılar, bu sözleşmeye kredi limiti kadar kefil olmuşlardır. 01.07.2012 tarihinden sonra akdedilen genel kredi sözleşmesi yönünden 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 583.maddesi uygulanacak olup, 583.maddeye göre kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır. Somut olayda 01.07.2012 tarihinden sonra akdedilen kefalete ilişkin sözleşme, yazılı şekilde yapılması, kefalet tarihi, müteselsil kefil ifadesi ve davalı kefillerin sorumlu olduğu miktarın belirtilmesi ve 28.03.2013 tarihinde yapılan değişiklikten sonraki TBK'nın 584. maddesi gereği  şirket ortaklarının kefaleti için eşin rızasına gerek olmaması sebebiyle kanunda belirtilen şekil şartlarına uygundur.Dava ve icra takibine konu kredi borcuna ilişkin olarak davacı banka  Üsküdar ... Noterliği'nin 18.04.2019 tarih ve ...yevmiye sayılı ihtarnamesiyle 15.04.2019 tarihinde hesabı kat ettiğini belirterek ödeme için 1 günlük süre vermiş, dava dışı asıl borçlu şirkete ve davalı kefillere 20.04.2019 tarihinde ihtarname tebliğ edilmiş, ödeme yapılmaması nedeniyle 22.04.2019 tarihinde davalılar yönünden temerrüt oluşmuştur.Davacı takip alacaklısı tarafından, davalılar  ve dava dışı asıl borçlu hakkında ... sayılı takip dosyasında iskonto kredisi yönünden 398.300 TL asıl alacak, 24.552,74 TL işlemiş faiz; 5.924,41 TL asıl alacak, 365,20 TL işlemiş faiz ; ticari kredili mevduat hesabı yönünden 18.913,22 TL asıl alacak, 411,95 TL işlemiş faiz; kredi kartı yönünden 17.132,34 TL asıl alacak, 373,16 TL işlemiş faiz, 1.266,89 BSMV olmak üzere toplam 467.239,91 TL alacağın tahsilde tekerrür etmemek kaydıyla tahsili ve borçlu tarafından alacaklıya iade edilmemiş bulunan 18 adet çek yaprağına ilişkin 36.540 TL gayri nakit alacağın depo edilmesi  istemiyle 13.05.2019 tarihinde ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur.Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. Davalı taraf, mahkemenin görevli ve yetkili olmadığını, kefalet sözleşmesinin genel işlem koşullarına aykırı olduğunu, asıl borçlu hakkında konkordato davasında verilen kesin mühletin sonuçlarının kendileri için de dikkate alınması gerektiğini savunmuştur.6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)’nun 4/1-a. maddesine göre her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanununda öngörülen veya TTK'nın 4/1 alt bentlerinde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. TTK'nın 5/1. Maddesine göre de aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın tüm ticari davalara asliye ticaret mahkemesi bakmakla görevlidir. TTK'nın 4/1-f maddesi, bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde, öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır, şeklindedir.Somut olaya konu dava, bankalara ilişkin düzenlemelere dayalı olup, ticari dava niteliğindedir. Bu nedenle uyuşmazlığın çözümünde asliye ticaret mahkemesi görevli olup,  davalıların aksi yöndeki istinaf istemi yerinde görülmemiştir.Dosyaya sunulan genel kredi sözleşmesinin 6.2  maddesinde \"işbu sözleşmeden doğan her türlü anlaşmazlıklarda İstanbul Merkez Mahkemeler (Çağlayan) ve icra dairelerinin yetkili olacaktır. Ancak yukarıda anılanı yerdeki Mahkeme ve İcra Dairelerinin yetkili kılmması, genel mahkemelerin yetkisini bartaraf etmez. Banka tarafından Müşteri'nin veya müşterek borçlu va müteselsil kafillerin yarleşimyrinin vaya mal varlığının bulunduğu veya kredinin nakledildiği şube yerleşim yerindeki Mahkeme ve İcra Müdürlüklerine başvurmasına ve adli kovuşturma yapılmasına engel değildir\" şeklinde düzenleme bulunmaktadır.HMK'nun 17. maddesine göre; tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır, düzenlemesine yer verilmiştir. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça, yapılan yetki sözleşmesi, münhasır yetki sözleşmesi olacaktır. Taraflar, yetkili kıldıkları mahkemenin ve icra dairelerinin yanında, kanunen yetkili kılınan genel veya özel yetkili mahkeme ve icra dairelerinin de yetkisinin devam etmesini istiyor ise diğer bir anlatımla münhasır olmayan yetki sözleşmesi yapmak istiyorlarsa, bu durumun yetki sözleşmesinde ayrıca belirtilmesi gerekir. Eldeki uyuşmazlıkta az yukarıda metni verilen yetki şartının münhasır yetki olmadığı anlaşılmaktadır. Dava dışı kredi borçlusu ile davacı banka arasında imzalanan kredi sözleşmesine göre İstanbul (Çağlayan) Adliyeleri de yetkili olduğundan davalıların aksi yöndeki istinaf istemi yerinde görülmemiştir.Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 20 vd. maddelerinde düzenlenen genel işlem koşullarına ilişkin hükümler tacirler hakkında da geçerli olmakla birlikte genel işlem koşullarının TTK'nın 18/2. Maddesinde düzenlenen her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etme yükümlülüğü ile birlikte değerlendirilmesi gerekir.Genel işlem koşulları, bir sözleşme yapılırken düzenleyenin, ileride çok sayıdaki benzer sözleşmede kullanmak amacıyla, önceden, tek başına hazırlayarak karşı tarafa sunduğu sözleşme hükümleridir. Buna göre bir sözleşmede genel işlem koşulları bulunması bu düzenlemeleri geçersiz kılmaz. Ancak sözleşme kapsamındaki karşı tarafın menfaatine aykırı genel işlem koşullarının geçerli olması, sözleşmenin yapılması sırasında düzenleyenin karşı tarafa, bu koşulların varlığı hakkında açıkça bilgi verip, bunların içeriğini öğrenme imkânı sağlamasına ve karşı tarafın da bu koşulları kabul etmesine bağlıdır. Sözleşmenin niteliğine ve işin özelliğine yabancı olan genel işlem koşulları da yazılmamış sayılır.Somut olayda davalıların ortağı olduğu şirketin kullandığı ticari kredi sözleşmesini imzalayan davalıların şirketi adına bu krediyi kullandıkları, genel kredi sözleşmesindeki hüküm ve koşulların tüm bankacılık işlemlerinde yaygın olarak kullanıldığı gözetildiğinde yöneticisi olduğu şirket adına ticari kredi sözleşmesi imzalayan davalıların sözleşme şartlarını basiretli bir iş adamı gibi davranarak incelemiş olması gerekir.Davacı banka tarafından sözleşme şart ve koşullarının içeriğinin öğrenilmesine imkân sağlanmadığı kabul edilemeyeceği gibi kredinin sözleşme şart ve koşulları altında dava dışı şirkete kullandırılması nedeniyle genel işlem koşullarının geçersiz olduğunun kabul edilmesi mümkün değildir. Bu nedenle davalıların   aksi yöndeki istinaf istemi yerinde görülmemiştir.Taraflar arasındaki Genel Kredi Sözleşmesinin 3.5.1.maddesinde \"... Kefiller, kefalet limiti ile sınırlı olmak üzere müteselsil kefaletin, anapara ve akdi faizini, meri teminat mektupları, çek kredisi gibi tüm gayrinakit kredileri bilcümle işlemiş işleyecek temerrüt faizlerini, fonları komisyonları, her türlü masrafları, vergi ve resimleri, diş işlemlerde kur artışı nedeniyle ortaya çıkacak ilave miktarları kanuni takip giderlerini ve avukatlık ücretlerini de kapsadığını, bu sözleşmenin 4. Maddesindeki koşullar gerçekleştiğinde nakdi kredinin ödenmesinin, gayrinakdi kredilerin depo edilmesinin talep edilebileceğini kabul ve taahhüt eder\", 5.17.1 maddesinde \"müşteriye teslim edilen çek karnesindeki her bir yaprak için bankanın ilgili mevzuat kapsamında ödemekle sorumlu olduğu tutarlar nedeni ile müşteri hesabına gayrinakdi kredi risk çıkışı yapılır .Çek sorumluluk bedelinin ödenerek riskin nakde dönüşmesi ...gayrinakdi risk sona erene kadar bu gayrinakdi risk hesabı müşteri hesabında devam eder.\" şeklinde düzenlemeler bulunmakta olup, bu açık düzenlemeler karşısında gayrinakdi alacağa ilişkin olarak depo talebinden müteselsil kefillerin sorumlu oldukları anlaşılmakla  davalıların  aksi yöndeki istinaf istemi yerinde görülmemiştir. Dava dışı asıl borçlu şirket hakkında Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2019/246 Esas sayılı dosyasında konkordato davası görülmekte olup, yapılan yargılama sonunda konkordatonun tasdikine karar verilmiştir. Mahkemece genel kredi sözleşmesinin asıl borçlusu şirket hakkında açılan bir itirazın iptali davası bulunmadığından Bakırköy 2 ATM nin 2019/246 Esas sayılı dosyasındaki kesin mühlet sürecinin beklenmesine yer olmadığına karar verilmiş ise de İİK'nun 303/1. Maddesinde konkordatoyu reddeden alacaklının borçtan birlikte sorumlu olanlara karşı bütün haklarını muhafaza edeceği hükmü doğrultusunda Mahkemece herhangi bir değerlendirme yapılmadan eksik incelemeyle karar verilmesi isabetsiz olmuştur.İskonto kredilerinde kredi tutarının tamamı için kredi lehdarından kambiyo evrakının temlik alınması söz konusu olup,  temlik alınan her bir kambiyo senedinin vadesine kadar işleyecek faiz, BSMV ve diğer masraflar peşin olarak hesaplanarak kredi lehdarına kullandırılan krediden en başta mahsup edilir .Temlik alınan her bir kambiyo senedi vadesi geldiğinde bankaca tahsil edilerek kredi borcundan düşülür ve tüm kambiyo senetleri vadesi geldiğinde tahsil edilmiş ise kredi borcu kapatılır. (Özen, Burak; Kredi Açma Sözleşmeleri, Vedat Kitapçılık, İstanbul, 2017, s.1902 vd,) Somut olayda iskonto kredisi yönünden hükme esas alınan bilirkişi raporunda, takip tarihinden önce ve vadesinde ödenen 143.800 TL tutarındaki çek bedelleri takip tarihi itibariyle talep edilen iskonto kredisi asıl alacağından ;  takip tarihinden sonra dava tarihinden önce tahsil edilen  190.000 TL tutarındaki çek bedelleri de takip tarihi itibariyle talep edilen iskonto kredisi asıl alacağı ve  faiz toplamından mahsup edilmiştir. Yine anılan raporda,  dava tarihi itibariyle de hesaplama yapılmış olup, mahkemece bu hesaplama dikkate alınarak karar verilmiştir.İtirazın iptali davasında alacak, icra takip tarihi itibariyle belirlenir. Ancak dava tarihine kadar bir ödeme yapılmış ise yapılan ödeme düşüldükten sonra kalan alacak yönünden itirazın iptali davası açılmalıdır. Hukuki yarar  dava şartlarından olup , 6100 sayılı HMK'nın 114. maddesine göre, davacının dava açmakta hukuken korunmaya değer bir yararının bulunması gerekir. Takipten sonra ancak dava açılmadan önce yapılmış olan ödemeler yönünden dava açılmasında, davacı tarafın hukuki yararı yoktur. (Yargıtay 19.Hukuk Dairesinin 21.12.2015 tarih ve 2015/6000 Esas, 2015/17381 Karar sayılı kararı) Somut olayda mahkemece dava tarihi itibariyle yapılan hesaplama dikkate alınarak  karar verilmesi isabetsiz olduğu gibi iskonto kredisi yönünden takip tarihinden önce ve takip tarihinden sonra ancak dava tarihinden önce tahsil edilen bedellere ilişkin mahkemece herhangi bir değerlendirme yapılmaksızın karar verilmesi  hatalı olmuştur.Dosyada bulunan 16.12.2016 tarihli  genel kredi ve teminat sözleşmesinin temerrüd başlıklı 2.7.1 maddesinde; \"..Müşteri temerrüdün doğduğu tarihten itibaren filli ödemeyi gerçekleştirdiği güne kadar geçecek günler için, temerrüt tarihinde aynı tür TL krediler ve hesaplar için bankanın ... Bankasına bildirmiş olduğu kısa, orta ve uzun vadeli cari kredi faizlerinden en yüksek olanın %50 fazlası olarak hesaplanacak oranda temerrüt faizi ödemeyi kabul ederler.\" düzenlemesi  bulunmaktadır. Davacı banka tarafından ...'na  ticari kredilerde uygulanacak en yüksek akdi faiz oranını %60 olarak  bildirildiği iddia edilmiş ise de ...'ye bildirilen değil, davacı bankanın fiilen uyguladığı akdi faiz oranı üzerinden temerrüt faiz oranının belirlenmesi gerekir. Zira bildirilen faiz oranının faiz oranı tavanına ilişkin olduğundan, kat tarihindeki benzer kredilere fiilen  uygulanan faiz oranının esas alınması hakkaniyete uygun olur. (Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 07.02.2023 tarih ve 2021/9135 Esas, 2023/655 Karar, 08.12.2022 tarih ve 2020/4966  Esas, 2022/8843 Karar, 26.11.2020 tarih ve 2020/2889 Esas, 2020/5460 Karar sayılı kararı).  Bu halde dava dosyasının yeniden bilirkişi heyetine tevdi ile bilirkişilere banka kayıtları üzerinde yerinde inceleme yapma ve örnek alma yetkisi verilerek bilirkişilerden, genel kredi sözleşmesinde akdi faiz tespit edilmişse sözleşme hükümlerine göre, sözleşmede akdi faiz oranı belirlenmemişse de akdi faize ilişkin hükümde bankanın aynı tür ticari krediler için aynı dönemde uygulamış olduğu akdi faiz oranının belirlenmesi suretiyle iskonto kredisi ve bankaca yükümlülük tutarı ödenen çek yapraklarına ilişkin nakdi alacağın tespiti ile ilgili ayrıntılı ve hüküm kurmaya elverişli rapor alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken mahkemece temerrüt faizi oranı % 90  kabul edilerek  karar verilmesi hatalı olmuştur. 6100 sayılı HMK 297. Maddesinde hükmün kapsamı açıklanmış, anılan maddenin 2.fıkrasında  hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerektiği düzenlenmiştir. Ancak ilk derece mahkemesince 130.643,56 TL nakdi alacak ve 36.540 TL gayrinakdi alacak üzerinden itirazın iptaline takibin devamına karar verilmiş olmasına rağmen hüküm kısmında işlemiş faiz ve BSMV miktarları yönünden ayrı ayrı hüküm kurulmaksızın sadece asıl alacak kalemleri hakkında karar verilmesi suretiyle HMK'nın 297.maddesine aykırı davranılması doğru  olmamıştır.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, Mahkemece eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı ve davalılar vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın işaret edilen hususlarda yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, kaldırma sebebine göre davacı ve davalı vekillerinin sair istinaf sebeplerinin şimdilik değerlendirilmesine yer olmadığına dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. <br>KARAR:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davacı  ve davalılar vekilinin istinaf başvurularının ayrı ayrı KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine,2-Taraflarca  yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendilerine iadesine,3-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)g maddesi uyarınca  kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.16/01/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a95aed6327f15713","SID":"ee6267870324b296"}}