{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/1198 Esas<br>KARAR NO: 2025/165 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI: 2020/605 Esas- 2022/134 Karar<br>TARİH: 09/02/2022<br>DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 06/02/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı borçluların müvekkili banka ile imzalamış olduğu Genel Kredi Sözleşmesi gereği, borçlular lehine açılan ve kullandırılan kredi hesaplarından kaynaklanan borcun ödenmemesi nedeniyle hesabın katı ile birlikte davalılara müvekkili banka tarafından; borçlunun bankalarına bildirdiği adrese Gebze ... Noterliği'nin 27.08.2018 tarih ve ... no'lu ihtarname keşide edilerek gönderildiğini, ihtarda öngörülen süreler içinde borcun ödenmemesi üzerine bu kez, Küçükçekmece ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı takip dosyasının açıldığını, ödeme emrini tebellüğ eden borçlunun yasal süresi içinde borca ve ferilerine itiraz ettiğini ve böylelikle takibin durduğunu, söz konusu itirazların iptali istemi ile huzurdaki davayı açma zorunluluğunun hasıl olduğunu, Kredi Garanti Fonu ile müvekkili banka arasında kefalet protokolü bulunduğunu, borçlu davalıların ... A.Ş. teminatlı kredisinin bulunduğunu, işbu .. teminatlı kredisine istinaden 15.02.2019 tarihinde 250.362,61 TL tazmin gerçekleştiğini, ... A.Ş. ile yapılan protokol gereği ... A.Ş.ye sorumluluklarının devam etmekte olduğunu, ... tarafından ödeme yapılması halinde bankalarınca kurum adına tahsil edilmek üzere takip edileceğini, Küçükçekmece ... İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı dosyası ile ilamsız takibe geçildiğini,, borçlular tarafından takibe itiraz edildiğini ve takibin durduğunu beyanla davalı borçluların Küçükçekmece ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına vaki itirazlarının iptaline, takibin devamına, davalılar aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı taraf davaya cevap vermemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi'nin 09/02/2022 tarih 2020/605 Esas- 2022/134 Karar sayılı kararında; \"Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptaline ilişkin olup, uyuşmazlık;Genel kredi ve teminat sözleşmesi kapsamında, davalının, dava dışı şirketin asıl borçlusu olduğu kredi nedeniyle, müteselsil kefil sıfatıyla davacıya borçlu olup olmadığı, kefaletin geçerli olup olmadığı, davalının temerrüte düşürülüp düşürülmediği, davalı borçlu ise miktarının ne kadar olduğu, uygulanacak faiz oranı ve miktarının ne olduğu hususlarındandır. .... Dosya kapsamı ve toplanan deliller hep birlikte değerlendirilmiştir. Davacı banka ile  dava dışı borçlu ...Tic. Ve San. Ltd. Şti. arasında genel kredi sözleşmesi imzalanmış, davalı ... müteselsil kefil olarak Genel Kredi sözleşmesiniimzalamıştır. Kredi sözleşmesine konu borcun, ödenmemesi üzerine davacı bankaca asıl borçlu ve davalılar hakkında hesap kat ihtarnamesi davalılara ve asıl borçluya ve davalıya tebliğe çıkarılmış ise de davalı kefile tebligatın yapılamadığı anlaşılmaktadır. Kefil, BK m.589'a göre kefalet limitini aşmamak kaydı ile sorumludur. Kefalet sözleşmesinin yazılı olması, kefilin sorumlu olacağı azami miktarın belirlenmiş olması, kefaletin tarihinin belli olması, ayrıca sorumlu olacağı miktarı sıfatı kendi el yazısı ile yazmış olması nedeniyle TBK 583 v 584 maddesindeki şartaların  mevcut olduğu anlaşılmıştır. Bu nedenle davalı kefilin sorumlu olduğu tespit edilmiştir. Bilirkişi kök raporunda ve ek rapordaki seçenekli hesaplamada davalı kefil yönünden yönünden temerrüt tarihinin icra takip tarihi olduğu belirlenerek icra takip tarihi itibariyle davacı bankanın genel kredi sözleşmesi kapsamında çekilen kredi alacağı yönünden hesaplama yapılmış, uygulanacak faiz oranları tespit edilmiştir. Davalı 14/04/2017 tarihli genel kredi sözleşmesini kefil olarak imzalamış olup, bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere, bahse konu krediler ve diğer işlemler davalının kefil olarak imzaladığı bu genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandırılmıştır. Davalı taraf yazılı eş rızasının olmaması sebebiyle kefaletin geçersiz olduğunu ileri sürmüşse de; Türk Borçlar Kanununun 584. maddesinde eş rızasının kural olduğu düzenlenmekle birlikte, devam fıkralarında bu düzenlemenin istisnaları sayılmakta olup, Ticaret siciline kayıtlı ticari işletmenin sahibi veya ticaret şirketinin ortak ya da yöneticisi tarafından işletme veya şirketle ilgili olarak verilecek kefaletler için eşin rızası aranmaz.'' hükmü gereği ticari işletme ortaklarının ortağı olduğu işletme adına kullanılan kredi için verdikleri kefaletlerde eş rızası aranmamaktadır. Dava konusu kredi de bu şekilde bir kredi olup, eş rızası zorunluluğu bulunmamaktadır. Davalı banka davalı kefile tebligat yapılamamış ise de, davalının sözleşmede belirtilen adresine yapılan tebligatın yeterli olduğunu ileri sürmüşse de; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2001/19-534 Esas, 2001/583 Karar sayılı ilamı ile Yargıtay 19.Hukuk Dairesi'nin 2010/14364 Esas, 2011/8139 Karar sayılı ilamında ifade edildiği gibi BK.nun 110.maddesinde düzenlenen başkasının fiilini taahhüt (garanti) sözleşmesi niteliğinde olmayıp BK.nun 483 ve devamı maddesinde düzenlenen kefalet sözleşmesi niteliğindedir. Bu durumda kefilin borcu kefalet limiti ve kendi temerrüdünün hukuki sonuçlarından ibarettir. Buna göre bilirkişi raporunda davalı kefilin temerrüt tarihinin icra takip tarihi olarak kabul edildiği hesaplamaya itibar edilmiştir. Buna göre bilirkişi raporu ve ek raporunda tespit edildiği üzere; davacının dava tarihi itibariyle 615.803,86-TL  asıl alacak,  19.453,02-TL  takip tarihine kadar işlemiş akdi faiz, 972,65-TL BSMV,1.557,00 masraf, 331,90-TL noter masrafı  olmak üzere alacaklı olduğu tespit edilmiş, bu miktarlar üzerinden davanını kısmen kabulüne ve likit olan asıl alacak üzerinden hesaplanan icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiştir...\"gerekçesi ile, <br>''A-Davalı ... İnşaat - ...  Sanayi Ltd. Şti. Adi Ortaklığı yönünden tensiple davanın tefriki ile ayrı bir esasa kaydına,  karar verilmiş olduğundan, infazda tereddüt oluşmaması açısından bu davalı yönünden iş bu davada  karar verilmesine yer olmadığına;<br>B- Davalılar ...'ya karşı açlan davanın kısmen kabulü ile;  Küçükçekmece ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı icra dosyasında yapılan takibe bu davalının itirazının; 1-Nakti Krediler için; 615.803,86 TL asıl alacak,19.453,02 TL  takip tarihine kadar işlemiş akdi faiz972,65 TL BSMV 1.557,00 masraf  331,90 TL notar masrafı yönünden iptaline, Takibin  bu miktarlar üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, Asıl alacağa takip tarihinden itibaren  %62,4 oranında temerrüt faizi ve faizin % 5 gider vergisi uygulanmasına  2-Gayrinakdi Kredi için;16.000,00. TL yönünden itirazın iptaline takibin devamına, <br>C-Asıl alacağın %20 si oranında 123.160,772 TL icra inkar tazminatının davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesi dosyasında bilirkişi tarafından yapılan alternatifli hesaplamada temerrüt tarihinin hesap kat tarihi ihtarından alınması taleplerinin Mahkemece reddedildiğini, anılan kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu; Hazırlanan 06.12.2021 tarihli ek raporda kök rapora itirazları doğrultusunda bilirkişinin talepleri doğrultusunda iki farklı hesaplama yapmış olup, takdirini mahkemeye bıraktığını, raporun ilgili kısmının ''27.08.2018-16.10.2018 tarihleri arası nakdi kredilerden dolayı davacının talebi yüksek mahkemenin uygun oması halinde 673.698,55 TL nakdi 16.000,00 TL gayri  nakdi olmak üzere toplam 689,698,55 olarak hesaplandığı takdirin yüksek mahkeme olduğu'' şeklinde olduğunu, temerrüt tarihinin genel kredi sözleşmesi ve yasal düzenlemeler gereği hesap kat ihtarından alınması gerekirken, takip tarihinden alınmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu; Hesap kat ihtarnamesinin kredi borçlusu ve müteselsil kefillerin genel kredi sözleşmesinde yazılı adreslerine tebliğe çıkarıldığını, bu nedenle müvekkili bankaca sözleşme adreslerine uygun bir şekilde tebliğe çıkarıldığını, bu nedenle hesap kat tarihi itibariyle tüm borçlular yönünden temerrüdün oluştuğunu, davalı ... yönünden de temerrütün ihtarname keşide edilmesi ile başladığını, çünkü imzalanan genel kredi sözleşmesi doğrultusunda müteselsil kefilin de aynı hüküm ve şartlara tabi olduğunu, müvekkili bankanın borçlunun bankaya bildirdiği adresine ihtarname keşide ederek temerrüt koşullarını sağladığını, borçlunun ihtarnamede verilen sürede borcu ödemediğinde temerrüde düştüğünü; Ayrıca bilirkişi tarafından yapılan hesaplamada asıl alacağın eksik tespit edildiğini, müvekkili bankanın asıl alacağının tespit edilen asıl alacaktan daha fazla olduğunu, bu nedenle tespit edilen asıl alacak miktarı için kök rapora ve ek rapora itiraz ettiklerini beyanla Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2020/605 E. ve 2022/134 K. sayılı kararının istinaf itirazları ve re’sen dikkate alınacak nedenlerle kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali ve icra inkar tazminatı taleplerine ilişkindir. Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; hesap kat ihtarnamesinin davalı kefilin genel kredi sözleşmesinde bildirdiği adresine gönderildiği, kat ihtarı davalıya tebliğ edilmemiş olsa bile kat ihtarında verilen sürede borç ödenmediğinden davalının temerrüde düştüğü, ayrıca bilirkişi tarafından yapılan hesaplamada asıl alacak miktarının eksik hesaplandığına ilişkindir. Mahkemece taraf delillerinin ibrazı sağlanarak, bilirkişi incelemesi yaptırılmış, kök ve ek rapor alınarak istinafa konu karar verilmiştir. HMK'nın 282. maddesinde \"Hakim bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir.\" yasal düzenlemesi yer almaktadır. Davacı tarafça ileri sürülen tüm istinaf sebepleri yargılama aşamasında sunulan dilekçeler ile de ileri sürülmüş, ilk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporlarında bu iddialar ve itirazlar değerlendirilmiştir. 6102 sayılı TTK'nın 7/1. maddesinde; \"kefile, taahhüt veya ödemenin yapılmadığı veya yerine getirilmediği ihbar edilmeden temerrüt faizi yürütülemez.\" şeklindeki düzenleme uyarınca asıl borçlunun borcunu ödemediği müteselsil kefile ihbar edilmedikçe, oluşan temerrüt faizinden müteselsil kefil sorumlu tutulamaz. Bu itibarla Mahkemece, davalı müteselsil kefilin, kendisine kat ihtarnamesi tebliğ edilmediğinden takip tarihi itibariyle temerrüte düştüğünün kabulü ile takip tarihine kadar akdi faiz işletilerek yapılan hesaplamanın hükme esas alınması isabetlidir. Davacı vekilinin ileri sürdüğü gibi İİK'nin 68. madde hükmü ve genel kredi sözleşmesine bu yönde eklenen düzenlenmenin asıl borçlu için uygulanması mümkün ise de söz konusu yasal ve akdi düzenleme müteselsil kefile uygulanamayacağından, davacının, davalı adına gönderilen kat ihtarına ilişkin tebligatın iade edilmesine rağmen tebliğ edilmiş sayılacağı ve ihtarnamede verilen sürenin sonunda temerrüdün oluştuğuna ilişkin aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacı bankanın kat tarihindeki asıl alacak miktarı kendisi tarafından düzenlenen kat ihtarnamesindeki miktarlara göre tespit edilmiş ve Mahkemece icra takip talebinde yer alan asıl alacak miktarının tamamının kabulüne karar verilmiş olması sebebiyle davacı vekilinin bilirkişi raporundaki asıl alacak miktarının tespitine yönelik istinaf sebebi de haksız bulunmuştur. Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacıdan alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından, istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına,  5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda  06/02/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"06b76836dd060d60","SID":"99026d5dddb66b33"}}