{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/1784 Esas<br>KARAR NO: 2025/49 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>NUMARASI: 2023/110 Esas- 2023/237 Karar<br>TARİH: 30/03/2023<br>DAVA: Tespit (Sözleşmenin geçerli olduğunun tespiti)<br>KARAR TARİHİ: 23/01/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket eğitim alanında faaliyet gösteren köklü ve güvenilir bir kurum olup, ülkenin farklı illerinde uzun yıllardır birçok eğitim kurumu işletmekte olduğunu, \"...\" adıyla işletilmekte olan okulların, yaşanan bir takım olaylar neticesinde kamuoyunda da yer aldığı üzere iflasa sürüklenmeye başladığını, okullara her gün hacizlerin geldiği, öğretmen ve personel maaşlarının ödenemez bir hal aldığını, bu olaylar neticesinde, basına yansıdığı üzere Milli Eğitim Bakanlığı'nın da devreye girmesi ile \"...\" adıyla işletilmekte olan okullar/işletmelerin İstanbul Teknik Üniversitesi’nin de hissedarları arasında bulunduğu davalı şirkete devredildiğini, davalı şirketin yetkililerin müvekkili şirket ile iletişime geçerek, müvekkili şirketin Kahramanmaraş'ta \"...\" adı altında işlettiği okulun son derece başarılı olduğunu, bu başarının \"...\" markasına değer kattığını, \"...\" markasının eski başarılı günlerine dönmesini arzu ettiklerini ve bu kapsamda \"...\" adı altında işletilen 20 kampüsteki 64 okulu (yani Türk Ticaret Kanunu anlamında 64 işletmeyi) müvekkili şirkete devretmeyi önerdiklerini, bu kapsamda, müvekkili şirket ile davalı şirket arasında 03.01.2022 tarihli \"İşletme Devir Sözleşmesi\"nin imzalandığını, taraflar arasında İşletme Devir Sözleşmesi ve diğer sözleşmelerin imzalanmasından sonra müvekkili şirketin, üzerine düşen tüm edimleri yerine getirdiğini, işletme devir sözleşmesinde belirtilen devir bedelini, vadeleri geldikçe vadelerinde davalı tarafa ödediğini ayrıca devir aldığı okulları/işletmeleri işletmeye başladığını, bu kapsamda gerekli yatırımları yaptığını, okullarda/işletmelerde görev alan personel ve öğretmenlerin maaşlarını ödediğini, giderleri de karşıladığını, ayrıca müvekkili şirketin ortağı ve yetkilisi ...'un, devralının 66 okulun/işletmenin SGK borçlarının yapılandırılması ve ödenmesini teminen Sosyal Güvenlik Kurumu lehine kendi taşınmazları üzerinde ipotek tesis ettirdiğini, ayrıca müvekkili şirketin, İşletme Devir Sözleşmesi ile devraldığı okullara/işletmelere ait ruhsatların devri prosedürünü de başlattığını ve Milli Eğitim Bakanlığına yazılı olarak müracaat ettiğini, davalı şirketin %100 yani tek hissedarı olan dava dışı ... A.Ş.'nin, davalı şirkette sahip olduğu bütün hisselerini 07.02.2022 tarihinde ... İşletmeciliği A.Ş. ile ... Lojistik Hizmeleri A.Ş'ye devrettiğini, söz konusu hisse devri gerçekleşir gerçekleşmez, davalı şirketin yeni hissedarlarının bir anda İşletme Devir Sözleşmesi'nin ve bununla bağlantılı bütün sözleşmelerin hukuken batıl olduğu iddiası ile müvekkili şirkete ihtarname keşide ettiğini, akabinde davalı şirketin İşletme Devir Sözleşmesi ile müvekkili şirkete devredilen ve müvekkili şirketin işletmeye başladığı 66 okulu/işletmeyi fiilen ve zor kullanarak elinden aldığını ve müvekkili şirketin söz konusu 66 okula/işletmeye girmesine izin vermediğini, dahası davalı şirketin, bir yandan işletme devir sözleşmesi ve bağlantılı sözleşmelerin batıl olduğunu iddia ederken, diğer yandan müvekkili şirketin ödediği bedelleri, masrafları iade etmediğini beyanla taraflar arasındaki 03.01.2022 tarihli İşletme Devir Sözleşmesinin ve ayrıca bu sözleşme ile bağlantılı Kadıköy ... Noterliği'nin 04.01.2022 tarihli  ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... yevmiye numaralı ve 02.02.2022 tarihli ... yevmiye numaralı sözleşmelerinin yürürlükte olduğunun tespitine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile karşı taraf “... San ve Tic. A.Ş. arasında 03.01.2022 tarihli “İşletme Devir Sözleşmesi” ve 10.01.2022 tarihli “03.01.2022 Tanzim Tarihli İşletme Devir Sözleşmesi’nin 5.3 ve 5.4. Maddelerinin Tadil Edilmesi Hakkında Ek Protokol'ün akdedildiğini, davacı tarafın eda davası ikame edebilecek iken, harç ödemekten kaçınmak amacıyla kötü niyetli bir şekilde tespit davası ikame ettiğini, tespit davası ile istenen hukuki koruma, eda davası ile de elde edilebilecekse ayrı bir tespit davası ikame edilemeyeceğinden işbu davanın usulden reddi gerektiğini, davacının arabuluculuk şartının yerine getirmediğini, devirlerin resmi olarak gerçekleşmediğini, davacının davasında alacak talebi olmamakla birlikte; tamamen gerçek dışı beyanlara dayalı bir şekilde müvekkilinden yüksek tutarda alacaklı olduğunu ileri sürmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, devam eden cari hesap ilişkisi nedeniyle müvekkilinin davacıdan alacağının olduğunu, işbu alacaklar ile ilgili İstanbul Anadolu 10. ATM'nin 2023/122 E sayılı dosyası dava ikame edildiğini beyanla harca esas değeri gösterilmeyen ve eksik harç ile ikame edilen davanın usulden reddine, aksi halde ise harca esas değerin gösterilmesi ve harcın tamamlatılması için davacıya kesin süre verilmesine, zorunlu arabuluculuk dava şartı yerine getirilmeden ikame edilen davanın usulden reddine, davacının dayanaksız ve tespit davasının konusunu iştigal etmeyen tüm tedbir taleplerinin reddine, davanın esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi'nin 30/03/2023 tarih 2023/110 Esas- 2023/237 Karar sayılı kararında;\"... Somut olayda davacı, davalı ile imzaladığın işletme devir sözleşmelerinin ayakta kalmasını ve uygulanmasını talep ettiği için feshin geçersiz olduğunun tespitini, sözleşmenin ayakta olduğunun tespitini talep etmektedir.  Sözleşme ile bağlı kalmak istemeyen davalının sözleşme tarafı olmaya zorlanması, davalı adına mahkemenin irade ortaya koyması mümkün değildir. Mahkemenin davalıya sözleşmeden dönemezsin demesi de hukuken mümkün değildir. Sözleşme hürriyeti kapsamında davalı, sözleşmeyle bağlı kalmaya ve devamına zorlanamayacaktır. Fesih yahut dönme haksız ve kötüniyetli ise davacının bundan doğan zararlarını talep hakkı mevcut olup; davalı haksız ediminin hukuki sonuçlarına katlanacaktır. Mahkemece kurulacak tespit hükmü,  davalının devir prosedürlerini tamamlamayı reddetmesini, ortadan kaldırmaya elverişli olamayacaktır. (Davacının dava dilekçesinin 16. Sayfasında emsal gösterdiği Yargıtay 11 ve 19 HD kararlarına da bakılmış; eldeki somut olaya uygulanabilir nitelikte  olmadıkları görülmüştür). Özetle, davalının hukuki yarar yokluğuna dair itirazı isabetli olup, davalının açtığı itirazın iptali davasında sözlemenin geçersiz olup olmayacağının tartışılacağı, davacı tarafından alınan kayıt bedellerinin sözleşmesel dayanağının tartışılacağı anlaşılmakla,  davacının tespit davası açmakta hukuki yararı bulunmadığından HMK'nın 115/2. Maddesi uyarınca davanın dava şartı yokluğundan usulden reddi gerekmiştir. (Davalı zorunlu arabuluculuğa başvurulmadığı için de dava şartı itirazında bulunmuş ise de, dava dilekçesinin yazılış şekli itibariyle talebin konusu para veya tazminat olmadığından davalının arabuluculuk dava şartı yokluğundan davanın reddi istemi, mahkememizce  yerinde görülmemiştir.)...\"gerekçesi ile davanın usulden reddine karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkeme tarafından haksız ve hukuka aykırı bir şekilde; müvekkili şirketin tespit davası açmasında hukuki yararının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiğini; Taraflar arasında İşletme Devir Sözleşmesi ve diğer sözleşmelerin imzalanmasından sonra müvekkili şirketin, üzerine düşen tüm edimleri yerine getirdiğini, İşletme Devir Sözleşmesi'nde belirtilen devir bedelini, vadeleri geldikçe vadelerinde davalı tarafa ödediğini, ayrıca müvekkili şirketin, İşletme Devir Sözleşmesi uyarınca devir aldığı okulları/işletmeleri işletmeye başladığını, bu kapsamda gerekli yatırımları yaptığını, okullarda/işletmelerde görev alan personel ve öğretmenlerin maaşlarını ödediğini, giderleri karşıladığını, ayrıca müvekkili şirketin ortağı ve yetkilisi ...'un, devralınan 66 okulun/işletmenin SGK borçlarının yapılandırılması ve ödenmesini teminen Sosyal Güvenlik Kurumu lehine kendi taşınmazları üzerinde ipotek tesis ettirdiğini, ayrıca müvekkili şirketin, İşletme Devir Sözleşmesi ile devraldığı okullara/işletmelere ait ruhsatların devri prosedürünü de başlattığını ve Milli Eğitim Bakanlığına yazılı olarak müracaat ettiğini, müvekkili şirket tarafından devir alınan bu okulların/işletmelerin hem biriken borçlarının ödendiğini ve yükümlülükleri yerine getirildiğini hem de bu okullar/işletmeler için bir bedel ödendiğini ve genel merkeze de finansal olarak destek verildiğini, bu bağlamda, müvekkili tarafından yapılan bu ödemeler ve yapılan masraflar sayesinde hem bu okulların/işletmelerin mevcut halinin sürdürüldüğünü hem de müvekkili şirket sözleşmesel yükümlülüklerini yerine getirdiğini; Bu süreçler yürütülürken dava dışı ... A.Ş.'nin, davalı şirkette sahip olduğu bütün hisselerini 07.02.2022 tarihinde ... İşletmeciliği A.Ş. ile ...  A.Ş.'ye devrettiği günden bir gün önceye kadar İşletme Devir Sözleşmesinin gereklerini yerine getiren ve müvekkili şirketin yaptığı ödemeleri, masrafları ve işlemleri hiçbir çekince veya itiraz ileri sürmeksizin kabul ettiğini, lakin devrin gerçekleştiği aynı gün davalı şirketin, bir anda İşletme Devir Sözleşmesi'nin ve bununla bağlantılı bütün sözleşmelerin hukuken batıl olduğu iddiası ile müvekkili şirkete ihtarname keşide ettiğini; Bu süreçte, davalı şirketin, İşletme Devir Sözleşmesi ile müvekkil şirkete devredilen ve müvekkil şirket tarafından işletilmeye başlanan 66 okul/işletmeyi fiili müdahaleyle ve zor kullanarak müvekkil şirketin elinden aldığını, müvekkil şirketin bu okullara/işletmelere erişimini engellediğini, ayrıca, davalı şirket, Milli Eğitim Bakanlığı nezdinde devam eden ruhsat devri işlemlerini yarıda bırakmış ve bu sürecin tamamlanmasına engel olduğunu, müvekkil şirket, İşletme Devir Sözleşmesi ve ilgili sözleşmelerin imzalanmasının ardından bazı okullara fiziken yerleşip faaliyetlerine başlamışken, davalı şirketin ortaklık yapısındaki değişimden hemen sonra kötü niyetli davranışlar sergileyen davalı şirket, müvekkil şirketi bu okullardan/işletmelerden hızla ve zorla çıkarmış, müvekkil şirketin bu okullarda herhangi bir faaliyet yürütmesine izin vermediğini, Davalı şirketin, bir yandan İşletme Devir Sözleşmesi ve ilgili sözleşmelerin geçersiz olduğunu ileri sürerken, diğer yandan müvekkili şirketin ödediği bedelleri ve yaptığı masrafları geri ödemediğini, ayrıca müvekkili şirketin yetkilisi ve ortağı ...’un söz konusu okullar için kendi taşınmazları üzerine koydurduğu ipoteklerin bedelini de karşılamadığını,  müvekkili şirketin söz konusu okullara tahsis ettiği araçları kullanmaya devam ettiğini, davalı şirketin, aslında müvekkili şirkete devredildiğini ve hukuki olarak halen müvekkili şirkete ait olan 66 okul/işletmeyi haksız ve hukuksuz bir şekilde elinden aldığını, bu okullara ilişkin borçları ve yükümlülükleri ise müvekkili şirketin sorumluluğunda bıraktığını, bu durumun dahi tek başına, davalı şirketin kötü niyetini açıkça ortaya koyduğunu, davacı tarafından ileri sürülen ve gerçeği yansıtmayan iddialar esas alınmak suretiyle müvekkil, şirketin Yerel mahkeme nezdinde tespit davası ikame etmekte hukuki yararı olmadığı yönünde tesis edilen kararın kabulünün mümkün olmadığını; Davalı şirketin, Yerel mahkemeyi yanıltmak ve esasa ilişkin ileri sürebileceği iddiası ve cevabı olmadığından mütevellit davanın harç ödemesi yapılmaması için tespit davası olarak açıldığını ileri sürerek esasa girilmesini engellemek istediğini, halbuki müvekkili şirketin Yerel mahkemede açılan davayı açmakta hukuki yararı bulunduğunu, zira, işbu davanın sonuçlanması akabinde elde edilecek sonucun, eda davası açılması halinde elde edilecek sonuçtan farklı olduğunu; Gerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 106. maddesi ve gerekse Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarında ifade edildiği üzere, sözleşmenin yürürlükte olduğunun tespiti davasının ikame edilebileceğini, Yargıtay'ın sayısız içtihadı ile sabit olduğu üzere, bir sözleşmenin yürürlükte olduğunun tespiti davası ikame edilmesinde herhangi bir engel bulunmadığını, uygulamada, taraflardan birinin mevcut sözleşmeyi hukuka aykırı olarak feshetme gayreti içerisine girdiği veya mevcut sözleşme hakkında geçersizlik ileri sürdüğü durumlarda \"sözleşmenin yürürlükte olduğunun tespiti\" davasının ikame edildiğinin sıklıkla karşılaşılan bir durum olduğunu; Davalı şirketin, taraflar arasındaki İşletme Devir Sözleşmesinin en başından beri batıl olduğunu iddia ettiğini ve bunun sonucu olarak devir prosedürünü ilerletmeye yanaşmadığını, oysa ki, dava dilekçesinde ayrıntılarıyla açıklanıp ispatlandığı üzere, davacının söz konusu iddiasının külliyen hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, dolayısıyla, davacının ileri sürdüğü bu haksız ve hukuki dayanaktan yoksun iddia karşısında, müvekkili şirketin Yerel mahkeme nezdinde görülen davayı ikame etmesi ve taraflar arasındaki İşletme Devir Sözleşmesi ile bağlantılı diğer sözleşmelerin yürürlükte olduğunun tespitini talep etmesinde hukuki yarar olduğu aşikar olup eksik inceleme ve değerlendirme yapılarak tesis edilen kararın ortadan kaldırılması gerektiğini; Davacı tarafından sözleşmelerin batıl olduğu iddia edilse de taraflar arasında akit ve imza edilen işletme devir sözleşmesi ve diğer sözleşmelerin hukuken geçerli olduğunu; şekil şartlarına uygun olduğunu, davalı şirketin, hisselerinin ...’dan dava dışı ... Holding’e devredildiği aynı gün olan 07.02.2022 tarihinde, Kadıköy ... Noterliği vesilesiyle keşide ettiği ... yevmiye no.lu ihtarname ile müvekkili şirket ile davalı şirket arasında akdedilen İşletme Devir Sözleşmesi ile tüm ek ve tadil protokolleri ile birlikte geçersiz olduğunu (batıl olduğunu) ihtar ettiğini, davalı şirketin kötü niyetli bir şekilde kendi kusurundan kaynaklı ve de kendinden sadır hususları kullanarak müvekkili aleyhine kötü niyetli bir şekilde menfaat elde etmeye çalıştığını, ayrıca ani edimli bir sözleşme niteliği taşıyan devir sözleşmesinde fesih değil, ancak sözleşmeden dönmenin söz konusu olabileceğini; ancak bu bağlamda, dönme şartlarının gerçekleşmediğinin açıkça ortada olduğunu, bu nedenle, hukuki açıdan dikkate alınabilecek tek hususun, sözleşmelerin geçersizliğine yönelik iddialar olduğunu, lakin, bu iddiaların hem maddi hem de hukuki açıdan dikkate alınmasının mümkün olmadığını; Müvekkili şirket sözleşmeden kaynaklı tüm yükümlülüklerini yerine getirmiş olmasına rağmen, davalı şirketin hukuka aykırı bir şekilde sözleşmeleri feshetmesi hukuka aykırı olup kendileri tarafından sözleşmelerin yürürlükte olduğu taleplerinde hukuki yararlarının olduğunu, davalı şirketin, taraflar arasındaki İşletme Devir Sözleşmesinin en başından beri batıl olduğunu iddia ettiğini ve bunun sonucu olarak devir prosedürünü ilerletmeye yanaşmadığını, oysaki davacının söz konusu iddiasının külliyen hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, dolayısıyla, davacının ileri sürdüğü bu haksız ve hukuki dayanaktan yoksun iddia karşısında, müvekkili şirketin işbu huzurdaki davayı ikame etmesi ve taraflar arasındaki İşletme Devir Sözleşmesi ile bağlantılı diğer sözleşmelerin yürürlükte olduğunun tespitini talep etmesi zorunluluğu hasıl olduğunu beyanla İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/110 E. ve 2023/237 K. sayılı kararının kaldırılmasını, taraflar arasındaki akdedilen 03.01.2022 tarihli İşletme Devir Sözleşmesinin ve işbu sözleşme ile bağlantılı Kadıköy ... Noterliği'nin 04.01.2022 tarihli  ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... yevmiye numaralı ve 02.02.2022 tarihli ... yevmiye numaralı sözleşmelerinin yürürlükte olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, taraflar arasında imzalanan 03.01.2022 tarihli İşletme Devir Sözleşmesi ve bu sözleşme ile bağlantılı olarak imzalanan bir kısım sözleşmenin geçerli ve yürürlükte olduğunun tespiti talebine ilişkindir. Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın hukuki yarar dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Dava HMK'nın 106/1. maddesi uyarınca açılmış bir tespit davasıdır. Tespit davası ile davalı bir şeyi yapmaya veya bir şeyden kaçınmaya mahkum edilemez, sadece taraflar arasındaki hukuki ilişkinin varlığı veya yokluğu ya da tereddütlü olan içeriği tespit edilir. Kanunla belirtilen istisnai durumlar dışında tespit davası açan davacı, eda davası ile inşai davalardan farklı olarak, dava açmakta hukuken korunmaya değer güncel bir menfaatinin bulunduğu hususunu açıkça ortaya koymak, hukuki yararını ispatlamak durumundadır. Tespit davasında davacı, kendisi için söz konusu olan tehlike veya tereddütlü durumun ortaya çıkaracağı zararın ancak tespit davası ile giderilebileceğini ispat etmelidir. Bu dava ile elde edilecek hukuki koruma başka bir yolla veya başka bir davayla sağlanabiliyorsa, davacının tespit davası açmasında hukuki bir yararı yoktur. Bir dava içerisinde iddia ve savunma olarak ileri sürülebilecek hususlar tespit davasının konusu olamaz.( Pekcanıtez/Atalay/Özekes, Medeni Usul Hukuku, 2011, s.300-302) Somut olayda; taraflar arasında imzalanan 03/01/2022 tarihli İşletme Devir Sözleşmesi ile, sözleşmenin 3.2. maddesinde sıralanan okulların sözleşmenin 4. maddesinde düzenlenen bedel mukabilinde davalı tarafından davacıya devri konusunda anlaşma sağlanmış, ardından taraflar arasında münferit şekilde Düzenleme Şeklinde Eğitim Kurumları Devir Sözleşmeleri, alt kira sözleşmeleri ve tadil protokolü imzalanmıştır. Davalı taraf, davacıya gönderdiği 07/02/2022 tarihli Noter ihtarnamesi ile; taraflar arasında imzalanan işletme devir sözleşmesi ve ek protokolün açıkladığı sebeplerle baştan itibaren geçersiz ve batıl olduğunu, bu sözleşmeler nedeniyle herhangi bir yükümlülüğünün bulunmadığını beyan ederek sözleşmelere dayalı olarak herhangi bir işlem yapılmamasını, başlatılan süreçlerin sonlandırılması için kurumlardan talepte bulunulmasını, post cihazlarından herhangi bir tahsilat yapılmamasını, tahsil edilen bedellerin iki gün içerisinde iade edilmesini aksi halde ise yasal yollara başvuracağını ihtar etmiştir. 09/02/2022 tarihli Noter ihtarnamesi ile de; taraflar arasındaki devir sözleşmelerinin geçersizliğinin ve taraflarınca feshedildiğinin 07/02/2022 tarihli ihtarname ile bildirildiğini beyan ederek, bu kez taraflar arasındaki franchsing sözleşmesini feshettiğini ihtar etmiş, cevap dilekçesinde de sözleşmelerin taraflarınca feshedildiğini beyan etmiştir. Buna göre her ne kadar davalı tarafından davacıya gönderilen 07/02/2022 tarihli ihtarnamede sözleşmelerin geçersiz/batıl olduğu iddia edilmiş ve fakat feshedildiği ihtar edilmemiş ise de, bundan iki gün sonra gönderilen ihtarname ve cevap dilekçesi ile sözleşmelerin feshedildiği beyan edilmiş, fesih iradesi açıkça ortaya konmuştur. İlk derece mahkemesince de açıklandığı üzere davalı tarafın, mahkeme aracılığıyla imzalamış olduğu sözleşmeler ile bağlı kalmaya zorlanması mümkün değildir. Sözleşme serbestisi ilkesi, bir kişinin dilediği kişi ile sözleşme yapma özgürlüğünün yanında, yapmış olduğu sözleşmeyi sona erdirme özgürlüğünü de ifade etmektedir. Elbette ki, feshin haklı veya haksız olmasının sonuçları birbirinden farklıdır. Sözleşmeyi haksız olarak fesheden taraf, bu haksızlığın sonuçlarına katlanacaktır. Davacı taraf, dava dilekçesi ile sözleşmelerin haksız şekilde feshedildiğini iddia etmemiş, sözleşmelerin yürürlükte/geçerli olduğunun tespitini talep etmiş olup, ilk halde dahi yukarıda açıklandığı üzere tespit davası açılmasında bir hukuki yarardan bahsedilmesi mümkün değil iken, bu halde, yani sözleşmenin tarafı olan davalının iradesini geçersiz sayarak sözleşmeler ile bağlı kalmaya zorlayacak şekilde bir tespit kararı verilmesi mümkün olmadığından, davacının davada herhangi bir hukuki yararı mevcut değildir. Sözleşmeler feshedilmiş olduğundan davacı ancak açacağı bir eda davası ile feshin haksızlığını ileri sürerek, varsa zararının tazminini talep edebilir. Bu itibarla Mahkemece verilen karar usul ve yasaya uygundur. Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 23/01/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"fd1ff25fa6e4d4e3","SID":"4e364f4ed65f5276"}}