{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2024/1826 Esas<br>KARAR NO: 2025/192 Karar<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 3. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 25/09/2024<br>NUMARASI: 2023/5 E.  -  2024/144 K.<br>DAVANIN KONUSU: Fikir Ve Sanat Sanat Eseri Sahipliğinden Kaynaklanan Haklara Tecavüzün Ref'i, Önlenmesi Ve Tazmini<br>KARAR TARİHİ: 12/02/2025<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde;  müvekkili şirketin, Türkiye'nin müzik sektöründe müzik yapımı, dağıtımı ve organizasyonu ile uzun süredir iştigal eden en büyük firmalarından olduğunu, müvekkili Şirket, Türkiye'deki müzik yapımcılarının meslek birliği MÜ-YAP'ın, dünya genelinde ise Londra'da merkezi bulunan IFPI'nin (Uluslararası Fonogram Sanayisi Federasyonu - İngilizce: International Federation of the Phonographic Industry) üyesi olduğunu, davalı ... şirketinin, A.B.D.'de herhangi bir müzik faaliyetine sahip olmayıp, tamamen Türk sanatçı ve yapımcılar tarafından Türkiye Cumhuriyeti'nde yapımı gerçekleşmiş müzik albümleri üzerinde hak iddia eden, taciz amacıyla ..., ..., ... gibi dijital müzik platformları üzerindeki uyar-kaldır mekanizmalarından yararlanarak Türk müzik yapımcılarının müzik yayınlarını durdurarak onlara zarar verme amacı güden bir şirket olduğunu, davalı şirketin Kültür ve Turizm Bakanlığı'nda kaydının bulunmadığını ve ayrıca kanuni olarak zorunlu olan \"Yapımcı Belgesi\" ve \"Eser İşletme Belgesi\" belgelerine de sahip olmadığını, davalı şirketin Türkiye'de herhangi bir meslek birliğinde kaydının bulunmadığını ve tamamen Türk müzik sektörüne zarar verme amacıyla hareket ettiğini, davalı ... şirketinin, dava konusu müzik eserleri üzerinde hak sahibi olduğu iddiasıyla müvekkili şirketin müzik dağıtım faaliyetlerini durdurmaya çalıştığını, ayrıca ..., ..., ..., ..., ... gibi dijital platformlar nezdinde dava konusu müzik eserlerinin, ayrıca birçok Türkçe müzik albümünün hak sahibi olduğunu iddia ettiğini, davalı ...'nin  dava konusu müzik eserleri ve ayrıca birçok Türkçe albümün dijital yayınları üzerinde hak sahibi olduğunu iddia etmesi karşılığında müvekkili şirket ve başkaca birçok Türk yapım şirketinin, davalı şirket aleyhine ihtiyati tedbir ve tecavüzün durdurulması talepleri ile talep ve dava ikame ettiğini, davalı ... şirketinin, ... gibi dijital platformlar üzerinden Türk yapımcılarına istediği ölçüde zarar verememesi üzerine, bu sefer de A.B.D. Kaliforniya Mahkemeleri nezdinde tüm Türk müzik yapımcılarına, bunların yanında ... ve Google'a, ayrıca Türkiye dahil dünya çapında faaliyet gösteren ... ve ... gibi dijital müzik dağıtımcılarına dava açarak haksız sonuç elde etmeye çalıştığını, davalı ...'nin, Amerika Birleşik Devletleri'nin Kaliforniya eyaletinde 26.07.2022 tarihinde ... dosya numarası ile açtığı davada, işbu dava konusu müzik eserlerinin haklarının kendisine ait olduğunu açıkça beyan ettiğini, ayrıca işbu dava konusu albümler üzerindeki dijital yayın haklarını diğer davalı sanatçı ile yaptığı sözleşme ile aldığını, davalı sanatçı tarafından müzik albümlerinin dijital yayını için kendisine hak ve yetki tanındığını öne sürdüğünü, dava konusu müzik eserlerinin dijital veya dijital olmayan yollarla yayınının, müvekkili şirketin izin ve onayı olmaksızın yapılamayacağını, davalılar veya yetki verecekleri üçüncü kişiler tarafından yapılacak her türlü yayının, müvekkilinin sahip olduğu haklara tecavüz teşkil edeceğini, davalı ...'nin, eylemlerinin tecavüz teşkil etmesini umursamaksızın müvekkilinin fonogram yapımcısı haklarına sahip olduğu ve icracı sanatçısının dava dışı ... (...) olduğu müzik albümlerini yayınladığını,  tecavüz teşkil eden eylemlere karşı taraflarınca İstanbul 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2022/159 D.iş dosyası nezdinde delil tespiti talebinde bulunulduğunu beyan ederek, dilekçede bulunan tablo şeklindeki listesi bulunan dava konusu müzik eserlerine ilişkin FSEK'in 80/B maddesi kapsamında fonogram yapımcısı haklarına  müvekkili şirketin sahip olduğunun tespitini, davalıların açık beyanları, yazılı işlemleri ve eylemleri neticesinde müvekkilinden izin almaksızın dijital ve dijital olmayan tüm mecralarda yapılacak olası yayınlarının engellenmesi suretiyle FSEK'in 69. maddesi kapsamında olası tecavüzün önlenmesine, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının, dava konusu eserler üzerinde, uluslararası sözleşme ve kanunda fonogram yapımcısı olarak kabul edilmesi için belirlenen ilk tespit ve FSEK'in 52. maddesi kapsamında yazılı izin şartlarını sağlamadığından, ilgili eserlerin fonogram yapımcısı olmadığı ve bu nedenle de herhangi bir bağlantılı hakka da sahip olamayacağını, davacının sahip olduğu eser işletme belgelerinin, hak ihdas niteliği taşımadığı ve kanun önünde hiç bir hükmünün olmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, bir an için davacının bu eser işletme belgeleri dolayısıyla hak sahibi olduğu düşünülecek olsa dahi, bu hakların sadece kaset ve CD ile sınırlı olduğunu, ... Müzik Ve ...'den, ... Müzik'e ve ... Müzik tarafından da davacı ... Müzik'e, FSEK'in 48 ve 52. maddelerinde belirlenen şekil şartlarına uymadan, sanatçıdan yazılı muvafakat almadan yapılmış olan devirlerin FSEK'in 54. maddesi gereğince  geçersiz olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, bir an için ... Müzik tarafından davacıya yapılan eser işletme devirlerinin hukuka uygun olduğu düşünülecek olsa dahi, bu eser işletme belgelerinin ... Müzik şirketine geri döndüğünü, MÜ-YAP yazılarının resmi belge niteliğinin ve kanun önünde hiç bir hükmünün olmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, bir an için davacının eser işletme belgesi ve hak devri yoluyla hak sahibi olduğu düşünülecek olsa dahi, müvekkilinin hak kaybına uğramamak için davacıya gönderdiği cayma ihtarnamesine karşı 4 haftalık hak düşürücü sürede caymaya itiraz davası açılmadığı ve bu nedenle caymanın kesinleşerek eser üzerindeki tüm hakların sanatçıya dönmüş olacağını, davacının, ister FSEK'in 49., ister FSEK'in 80/B maddesi kapsamında hak sahibi olduğunu ancak FSEK'in 52. maddesinde belirlenen şekil şartlarına uygun, iki tarafın imzalarını taşıyan sözleşmeler ile ispat edebileceğini, ancak dosya kapsamına böyle bir belge sunamadığını, dava konusu eserlerin, 2001 yılında FSEK’e eklenen 25. maddedeki  \"Dijital İletim Hakkı\" ve 80. maddedeki \"Eser Sahibinin Haklarına Bağlantılı Haklar\"dan önce icra edildiklerini, bu nedenle FSEK'in 51 ve 25. maddeleri uyarınca sanatçının dijital haklar konusunda münhasıran hak sahibi olduğunu, dava konusu eserleri vücuda getiren sanatçının FSEK'in 52. maddesi kapsamında, şekil şartlarına uygun bir devir sözleşmesi ile benliğinde doğmuş dijital iletim haklarını müvekkili ...'ye devrettiğini ve müvekkilinin dava konusu eserler üzerindeki tek dijital hak sahibi olduğunu, davacının, kanunun öngördüğü şekil şartlarına uymadan yaptığı birden çok kazandırıcı işlemin ve baştan sona kanuna aykırı şekilde kendine hak doğurma çabasının yorum yoluyla meşru kılınmasının, FSEK'in doğuşundaki ana ilke olan \"Eser Sahibi Lehine Yorum İlkesi\"ni yerle bir edeceğini, davacının sunduğu Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararının mevcut dosyayla hiç bir ilgisi bulunmadığını, Meslek Birliklerinin, ancak kendilerine devredilen hakları yönetebileceği, dava konusu eserler yönünden ise dijital mecrada pazarlama hak ve yetkisinin bulunmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, bir an için meslek birliğinin dijital mecralardan telif toplama hak ve yetkisi olduğu düşünülecek olsa dahi, kanunen bunun Türkiye  ile sınırlı tutulduğunu, bir yabancı şirket olan müvekkilinin, yabancı ülkelerde doğan mali hak gelirlerini tahsil etmesine kanunen bir engel olmadığını, eser sahibinden FSEK'in 52. maddesine uygun sözleşmelerle dijital hakları devir veya kullanma yetkisi almayan fonogram yapımcısının, sanatçının arkasından dolanarak meslek birlikleri vasıtasıyla kullanamayacağını, davacının ilgili eserler üzerinde hak sahibi olmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla bir an için hak sahibi olduğu düşünülecek olsa dahi, bu hakkın kaset ve CD gibi fiziki ses taşıyıcılarla sınırlı olduğunu, dijital hakların ise münhasıran dava konusu icraların eser sahibi sıfatına sahip icracı sanatçıya ait olduğunu ve sanatçının bu hakkını kullanmasına veya dilediği şirkete devretmesine bir engel olmadığının ortaya konduğunu savunarak,  haksız şekilde dayanaksız olarak açılan  davanın reddini talep etmiştir.<br>MAHKEME KARARI: İstanbul 3.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 25/09/2024  tarihli 2023/5 E. - 2024/144 K.  sayılı kararıyla; \"... 05/06/2024 tarihi itibari ile takip edilmeyen davanın yenileninceye kadar  işlemden kaldırılmasına karar verilmiştir. Karar tarihinden itibaren üç aylık yasal süre içinde davanın yenilenmediği\" gerekçesiyle HMK'nın 150/5. maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği görülmüştür.<br>İSTİNAF İSTEMİ: Davacı  vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; Mahkemece 05 Haziran 2024 tarihli duruşmada hazır olmamaları nedeniyle işlemden kaldırılmasına karar verildiğini, duruşma tutanağı kendilerine tebliğ edilmediğini ve bu işlemden haberdar edilmediklerini, dosyanın yenilenebilmesi için işlemden kaldırıldığından haberdar edilmeleri gerektiğini, Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin 01/10/2020 tarihli, 2017/9643 Esas, 2020/5686 Karar sayılı ilamında işlemden kaldırma kararının tebliğ edilmesi gerektiğinin belirtildiğini, kendilerine bildirim yapılmadan davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş olduğundan işbu kararın kaldırılması gerektiğini beyan ederek, istinaf taleplerinin kabulüne, dosyanın yargılama yapılmak üzere yerel mahkemeye gönderilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLER: Dava;   icracı sanatçısının davalı ... olduğu, \"...\" \"...\" \"...\" adlı 3 adet müzik albümünün; FSEK'in 80. maddesi kapsamında fonogram yapımcısı haklarına davacı şirketin sahip olduğunun tespiti ile davacı şirketin yazılı izni olmaksızın dava konusu müzik albümlerinin davalılarca dijital platformlarda yayınlanması iddiasına dayalı olarak tecavüzün önlenmesi istemine ilişkindir. Davacı vekili 14/02/2024 tarihli duruşmaya mazeretsiz olarak katılmadığı, davalı vekilinin davayı takip ettiği, bu kez 05/06/2024 tarihli duruşmaya da davacı vekilinin mazeretsiz olarak katılmadığı, davalı vekilinin de davayı takip etmeyeceklerini beyan etmesi üzerine Mahkemece HMK'nun 150/1. maddesi uyarınca dosyanın yenileninceye kadar işlemden kaldırılmasına karar verildiği, dava üç aylık yasal süre içerisinde taraflarca yenilenmediğinden 25/09/2024 tarihinde HMK'nun 150/5. maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.<br>G E R E K Ç E: Dava, FSEK’ten kaynaklanan hak sahipliğinin tespiti ve bu haklara davalıların tecavüzünün önlenmesi davasıdır.Mahkemece HMK’nun 150/5. maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf yargı yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Her ne kadar davacı vekili dosyanın işlemden kaldırıldığına dair kararın verildiği 05/06/2024 tarihli duruşma tutanağının kendilerine tebliğ edilmediğinden davanın yenilenmesi için başvuramadıkları gerekçesiyle istinaf talebinde bulunmuşsa da, HMK’nun 150. maddesinde dosyanın işlemden kaldırılmasına dair ara kararın taraflara tebliğ edileceğine dair bir hüküm bulunmadığı, davacı vekilinin örnek olarak sunduğu Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin kararına konu davada, davacı vekilinin bildirdiği mazeretinin reddine karar verilerek dosyanın işlemden kaldırıldığının anlaşıldığı, işbu olayla benzerliği bulunmayan kararın emsal olarak kabul edilemeyeceği, Mahkemece süresinde yenilenmeyen davanın açılmamış sayılmasına karar vermesinin yerinde olduğu anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf talebinin reddine karar verilmiştir.<br>H Ü K Ü M: Yukarıda açıklanan gerekçe ile: 1-6100 sayılı HMK.'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gereken 615,40  TL maktu harçtan, peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL eksik harcın  davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına, 4-İstinaf yargılama giderleri olarak; Davacı tarafça yapılan masrafların üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda iş bu kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere 12/02/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"40b4576992c62ec9","SID":"cd91b60f58345d78"}}