{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi  35. Hukuk Dairesi     Esas-Karar No: 2023/1361 - 2025/175<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>35. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: 2023/1361 <br>KARAR NO\t: 2025/175<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 28/04/2023<br>NUMARASI\t\t: 2022/129 Esas 2023/305 Karar<br><br>DAVACILAR\t  <br>VEKİLLERİ\t<br>DAVALI\t:<br>\t<br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat <br>KARAR TARİHİ\t: 13/02/2025<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 13/02/2025<br><br>\tMahalli mahkemesince verilen karara karşı  taraf vekilleri tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile  anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;<br>\tTARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI<br>\tDavacılar vekili dava dilekçesinde;  17.11.2021 günü Ankara İli, Etimesgut İlçesi Topçu Mahallesi, Ahimesut Bulvarı üzerinde davacıların içerisinde yolcu olarak bulunduğu ... plaka sayılı araç ile ... plakalı araçların kaza yapması sonrasında davacıların desteği ...'ın vefat ettiğini, ...'ın söz konusu kazada kazaya karışan araçlardan ... plaka sayılı araçta yolcu olarak bulunduğunu, kazada bir kusuru olmadığı gibi müteveffanın kazanın meydana gelmesinde bir etkisi de bulunmadığını, ...'ın vefatı öncesinde öğrenci olup ailesi ile ikamet ettiğini ve davacılara destek olduğunu, davalı ... Sigorta A.Ş’nin   ZMSS sigortacısı olduğu ... plakalı araç sürücüsü ile davalı ... Sigorta A.Ş’nin  ZMSS sigortacısı olduğu ... plakalı araç sürücülerinin kusurları sonucunda meydana gelen kazada davacıların desteği olan oğullarının vefat etmesi nedeniyle oluşan destekten yoksun kalma zararlarının tazmini amacıyla HMK 107. maddesi uyarınca belirsiz alacak davası olmak üzere şimdilik, davacı ... için 5.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı ve davacı ... için şimdilik 5.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının 07.12.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı sigorta şirketlerinden müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep  etmiştir.<br>\tDavalı ... Sigorta AŞ vekili cevap dilekçesinde; davadan önce davalı sigorta şirketine usulüne uygun başvuru yapılmamış olduğundan, dava şartı noksanlığı nedeniyle başvurunun usulden reddi gerektiğini, müteveffanın destek olduğunun ispatlanması gerektiğini, davalının sigortalısının kusuru oranında sorumlu olduğunu, Sigortalı araç sürücüsünün kazanın oluşumunu engellemek için gerekli tüm tedbirleri aldığını, taşıtını buna uygun sevk ve idare ederken kazanın meydana geldiğini, müteveffanın bulunduğu aracın kurallara riayet etmeden, ani bir şekilde yola çıkarak, harekete geçmeden önce yolun müsaitliğini kontrol etmediğini ve neticede kazanın meydana geldiğini, hal böyle olunca sigortalı araç sürücüsüne kusur atfetmenin hakkaniyete aykırı olacağını, davalıya sigorta poliçesi ile bağlı aracın kusurlu olduğunun tespiti halinde tazminat hesabı için müteveffanın gerçek gelirinin tespiti gerektiğini, trafik kazası sonucu hak edilen destek tazminatı ticari bir işten kaynaklı olmadığından yasal faiz uygulanması gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.<br>\tDavalı ... Sigorta AŞ vekili cevap dilekçesinde: dava açılmadan önce sigorta şirketine başvuru şartı yerine getirilmediğinden davanın öncelikle usulden reddi gerektiğini, davacıların destekten yoksun kalma tazminatı talep hakları bulunmadığını, müteveffanın ortaya çıkan sonuçta müterafik kusurunun bulunup bulunmadığı hususlarının mahkemece tespiti gerektiğini, hatır taşıması nedeniyle zarar miktarından indirim yapılması gerektiğini, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte, destekten yoksunluk tazminatı hesaplaması için mahkeme tarafından gerekli inceleme ve araştırmanın yapılması gerektiğini, davacılar tarafından destekten yoksun kaldıkları makul ve muteber delillerle ispatlanmak zorunda olduğunu, davalı şirketin sorumluluğunun sigortalısının kusuru ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, davalının sigortalısının kusuru oranında tazminat ödemesi yapmakla yükümlü olduğundan davacılar tarafından öncelikle ... plakalı araç sürücüsünün başvuru konusu kazanın meydana gelmesinde kusuru bulunduğunun ispat edilmesi gerektiğini, dava konusu kazanın ... plakalı araç sürücüsü ...'ın kusuru ile gerçekleştiğini, destekten yoksun kalma tazminatı belirlenirken, bilinen ücret, belirlenebilir bir ücret bulunmaması halinde asgari ücret olarak hesaplamaya esas alınması gerektiğini, davalının yalnızca dava tarihinden itibaren yasal faizden sorumlu olabileceğini, dava konusu olaya uygulanması gereken faizin yasal faiz olduğunu belirterek, davanın reddini talep etmiştir.  <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece, alınan kusur raporunda  davalı ... Sigorta A.Ş.'ye sigortalı aracın dava dışı sürücüsü ...'in, meydana gelen olayda % 60 (Yüzde altmış) oranında kusurlu, davalı ... Sigorta A.Ş.'ye sigortalı aracın dava dışı sürücüsü ...'ın ise, olayda % 40 (Yüzde kırk) oranında kusurlu, olayda hasarlanan ... plakalı araç sürücüsünün kusursuz oldukları görüş ve kanaatine varıldığı, hesap yönünden trafik kazasının 09.06.2021 tarihinden sonra olduğu için ZMSS genel şartları dikkate alınarak 1,65 teknik faiz ile  aktüer hesap raporu düzenlendiği,  ZMSS genel şartlarına göre müteveffa 18 yaşından küçük olduğundan dolayı kaza tarihi ile 18 yaşı arası için yetiştirme gideri hesaplandığı,  Ankara Batı 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2022/114 Esas, 2022/319 Karar sayılı dosyasının incelenmesinde, dava dışı sanık ... hakkında taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma suçundan dolayı açılan kamu davasında, sanığın sürücüsü olduğu ... plakalı araç ile müteveffa ...'in sürücüsü olduğu ve müteveffa ...'ın yolcu olarak bulunduğu ... plakalı araca kaza tarihi olan 17.11.2021 tarihinde çarpması neticesinde ölümlere yol açtığı, sanığın meydana gelen kazada 0,80 promil alkolün etkisi altında olarak asli kusurlu kabul edildiği, netice olarak 7 yıl 6 ay hapis cezası ile tecziyesine karar verildiği  mahkemece TRH 2010 yaşam tablosuna göre hazırlanan hükme esas alınan18.09.2022 tarihli bilirkişi raporuna göre davacı ...'ın 262.129,53 TL, davacı ...'ın ise 216.850,77 TL olarak destekten yoksun kalma tazminat alacakları olduğunun hesaplandığı, davacı yan tarafından ise davacı ... için 230.673,98 TL, davacı ... için ise 190.828,66 TL olarak talepte bulunulduğu anlaşılmakla davalı ... Sigorta AŞ. yönünden müterafık kusura ilişkin iddianın ispat edilememesi neticesinde talep edilen miktar göz önüne alınarak davanın kabulüne karar verildiği, ancak kaza sonrasında süren ceza soruşturmasında alınan ifadelerin incelenmesinde kazada vefat eden ...'in davacıların desteğinin dayısı olduğu, kaza anında yapılan taşımada herhangi bir menfaat karşılığı olmaksızın karşılıksız olarak taşındığının kabulü ile bilirkişi raporunda hesaplanan tazminat miktarı üzerinden %20 oranında hatır indirimi yapıldığı  gerekçesiyle;\"1-Davanın kısmen kabulü ile davalı ... için 230.673,98 TL, davalı ... için 190.828,66 TL tazminat toplamı 421.502,64 TL destekten yoksun kalma tazminatının tamamından davalı ... Sigorta AŞ yönünden alacağın tamamı, davalı ... Sigorta AŞ yönünden 383.184,24 TL üzerinden sorumlu olması koşulu ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine, alacağa tüm davalılar yönünden 07/12/2021 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, 2-Fazlaya ilişkin talebin reddine\" karar verilmiştir.<br>\tİLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavacılar\t\t...  ve \t... vekili istinaf dilekçesinde,  dosyaya sunulan 02/12/2022 tarihli dilekçede dosya kapsamında alınan aktüer hesabı üzerinden kusur oranına göre belirlenmesinin ardından müvekkillerin desteği ...’IN hatır taşımasına dair %20’lik indirim gerçekleştirilmek sureti ile dava değerinin artırımı gerçekleştirilmiş ise de yerel mahkeme tarafından hatır taşıması indirimi hüküm ile tekrarlanmış olmakla haksız şekilde davalı ... Sigorta A.Ş lehine iki kez hatır taşıması indirimi yapıldığının  açık olduğunu, zira her ne kadar dosyada bulunan bilirkişi raporunda davacı ... için belirlenen tazminat miktarı 262.129,53-TL ise de dava değerinin ... için toplam 230.673,98-TL’ye, davacı ... için ise belirlenen tazminat miktarı 216.850,77-TL ise de kendileri tarafından dava değerinin toplam 190.828.66-TL’ye artırıldığını,  dosya kapsamında yer alan bilirkişi raporu ile dava değerinin artırılmasına dair dilekçe dikkate alındığında yerel mahkeme tarafından davalı ... Sigorta A.Ş lehine Yargıtay kararlarında belirlenenden daha fazla hatır taşıması indirimi yapılmış olduğu açık olup, belirlenen nedenle kararın kaldırılmasını istemiştir.<br>\tDavalı\t... Sigorta  A.Ş.  vekili istinaf dilekçesinde, usulüne uygun başvuru yapılmadığını, .aleyhe beyan ve davayı kabul anlamına gelmemek üzere, dosyada mübrez bilirkişi raporunda müvekkil ... Sigorta A.Ş. sigortalısı %60 kusurlu bulunmasına karşın, yerel mahkeme tarafından verilen kararda herhangi bir hukuki nedene dayanmaksızın müvekkil şirket sigortalısı %100 kusurlu imiş gibi hesaplanan tüm tazminat üzerinden yalnızca %20 hatır taşıması indirimi yapılarak hüküm kurulduğunu,  ancak  müvekkil sigorta şirketinin sorumluluğunun sigortalısının kusuru ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu,  dosyada mübrez 18.09.2022 tarihli bilirkişi kurulu raporunda olayın kusur ve tazminat yönünden incelemesinin yapıldığını ve ... Sigorta A.Ş.'ye sigortalı araç sürücüsünün %60 kusurlu olduğu yönünde görüş bildirildiğini, bununla birlikte davacılar ...  ve ... için toplam 478.980,30 TL tutarında maddi tazminat hesabı yapıldığını, aynı raporda, ... Sigorta A.Ş.'nin, %60 kusur oranı için 287.388,18 TL tutarında maddi tazminattan sorumlu olacağı yönünde kanaat bildirildiğini, davacılar ... ve ... için ayrı ayrı hesaplanan tazminat tutarları baz alındığını  ve fakat bu tutarlar üzerinden kusur oranına göre garamaten paylaşım yapılmaksızın yalnızca %20 hatır taşıması indirimi yapıldığını, poliçeden dolayı sorumluluğun, sigortalının kusuru oranında olduğunu,  müteveffanın ortaya çıkan sonuçta müterafik kusurunun bulunup bulunmadığı hususlarının tespiti gerektiğini,  müteveffanın emniyet kemeri kullanmadığı tespit edilmiş olup,  müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğinin  sabit olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir. <br>\tDavalı ... Sigorta AŞ vekili istinaf dilekçesinde, kusur durumunun  kabul edilemeyeceğini, hükme esas alınan kusur durumunda   52/1a maddesine göre sigortalı araç sürücüsüne kusur atfedildiğini, ancak sigortalı araç sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde kusuru bulunmadığını, \t52.maddeye göre kusur izafesi yapılırken herhangi bir somut delil öne sürülmediğini ve varsayım üzerinden değerlendirildiğini, bu hususun kabulü mümkün olmamakla beraber dosyanın genişletilmiş uzmanlar heyeti eliyle kusur değerlendirmesi yapılması gerekirken eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte tazminat hesabı yapılırken müteveffanın askerlik süresinin dikkate alınmadığını, müteveffanın olay tarihindeki yaşı dikkate alınarak 21 yaşında askere gideceği ve bu nedenle (askerlik+iş bulma süresi) yaklaşık 1 yıl çalışamayacağının dikkate alınması ve söz konusu süre için herhangi bir hesaplama yapılmaması gerektiğini, SEDDK’ya yazı yazılarak hangi hesaplama cetveli ve hangi teknik faiz esas alınması ile yapılan hesaplamanın gerçek zararı gösterir nitelikte olduğuna ilişkin görüş sorulması gerektiğini, sorumluluğu ve davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte söz konusu hesaplamanın %1,8 teknik faizli peşin değer hesabı ile yapılması gerektiğini,  kabul anlamına gelmemekle beraber tazminattan müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir. <br>\tDELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE<br>\tDava, trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir. <br>\tDavacılar, zararın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini istemişlerdir.<br>\tTaraflardan biri hakkından hatır taşıması uygulanması durumunda hükmün ne şekilde kurulacağı Yargıtay kararlarında açıklanmış olup; “zarardan müteselsilen sorumlu olan ancak bunlardan biri hatır taşıyıcısı durumunda bulunan davalıların birbirleri aleyhine haiz oldukları rücu haklarının şümulünün derecesinin Borçlar Kanunu'nun 50. maddesinin birinci fıkrası uyarınca belirlenmesi gerekmektedir. Bunun için yapılacak iş, iki aşamada gerçekleştirilebilir. Önce davacıların hak kazanmış oldukları tazminat belirlenmeli sonra davalıların kusur oranlarına göre sorumlu oldukları miktar tespit edildikten sonra,  hatır taşıyıcısı olmayan fakat müteselsil sorumlu bulunan davalının kendi kusur oranına göre tazminattan ne kadar sorumlu olacağı tespit edilmelidir. Tazminatın geri kalan kısmından hatır taşıyıcısı olan taraftan yukarıda açıklandığı gibi Borçlar Yasası'nın 43. maddesi gereğince hatır taşıması nedeniyle uygun bir miktar indirim yapılarak hatır taşıyıcısının sorumlu olacağı nihai miktar tayin edilmeli ve sonuçta hatır taşıyıcısı durumunda olmayan müteselsil sorumlu kendi kusuru oranına göre belirlenen miktar ve hatır taşıyıcısı durumunda olan müteselsil sorumlu ise kendi kusuruna isabet edenden hatır taşıması nedeniyle indirim yapıldıktan sonra geri kalan miktarla sorumlu olmak üzere tazminat alacaklısına karşı müteselsilen sorumlu olacak biçimde karar verilmelidir.<br>\tÖrnek verilecek olursa; trafik kazasında iki araç (B) ve (C) çarpışmış, üçüncü kişi (A) bir zarar görmüştür. (A)'nın zararı 100.000 TL'dir. (B) ve (C) %50 oranında kusurludurlar. (C) aynı zamanda hatır taşıyıcısıdır. Zarar 100.000 TL olarak belirlendiğine göre (B) bunun  50.000 TL'sinden (C) de geri kalan 50.000 TL'sinden sorumlu olacaktır. Ancak (C) aynı zamanda hatır taşıyıcısı olduğundan payına düşen 50.000 TL'den de bir indirim yapılacaktır. Bu indirim oranı da beşte bir olarak takdir edildiğinde sonuçta (C) 40.000 TL'den sorumlu olacaktır. Bu durumda hükmedilecek tazminatın toplamı 90.000 TL olacak ve iç ilişkilerinde bunun 50.000 TL'sinden (B) ve 40.000 TL'sinden (C) sorumlu olmak üzere (A)'ya karşı her ikisi 90.000 TL'den müteselsilen sorumlu tutulacaktır.” (Yargıtay \t17. Hukuk Dairesi’nin   21.10.2015 tarih ve 2015/10172  Esas,  2015/10969 Karar sayılı ilamı) <br>\tMahkemece, yanılgılı değerlendirme ile davalıların teselsülen sorumlu olacakları miktarın yanlış belirlenmesi isabetsiz olup, taleple bağlı olarak ve infaza elverişli hüküm kurulmalıdır. Hatır taşıması indiriminin  müteveffanın içinde bulunduğu araç yönünden yapılması gerektiği göz ardı edilmemelidir. <br>\tHesaplama yöntemine gelince, tarafların bilirkişi raporunda kullanılan yaşam tablosuna ve tatbik edilen esaslara açık itirazları olmasa dahi TBK 51. maddesi uyarınca tazminatın kapsamının hâkim tarafından belirlenmesi zaruridir.<br>\t04.12.2021 Tarih, 31679 Sayılı Resmi Gazetede yürürlüğe giren Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarında Değişiklik Yapılmasına Dair Genel Şartlar’ın, \"Sakatlık Tazminatları Hesaplaması\" başlıklı Ek 2. kısmının 4. maddesi; “Hesaplamalarda, esas alınacak iskonto oranı %1,65’tir.” şeklinde düzenleme içermekte olup, aynı Genel Şartlar'ın 18. maddesi uyarınca, bu Genel Şartların yayımı tarihinde yürürlüğe gireceği düzenlemesine yer verilmiştir.<br>\tKaza tarihinde yeni genel şartlar yürürlüğe girmediği gibi, ayrıca KTK 90/1-c maddesinde belirtilen \"...Sürekli sakatlık tazminatı, ulusal doğum ve ölüm istatistikleri kullanılarak hazırlanan hayat tablosu, zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarında yüzde 2’yi geçmemek üzere belirlenen iskonto oranı ve sürekli sakatlık oranı esas alınarak hayat anüiteleri ile genel kabul görmüş aktüerya kurallarına uygun olarak hesaplanır...\" şeklindeki maddenin 09.06.2021 tarihinde kanuna eklendiği, ancak 14/02/2023 Tarih 32104 Sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Anayasa Mahkemesi’nin 29/12/2022 Tarih  2021/82 Esas, 2022/167 Karar sayılı iptal kararı ile iptaline karar verildiği anlaşılmak TRH 2010 tablosu ve progressif rant yöntemi kullanılarak hesaplama yapılması gereğinin gözetilmemesi isabetsiz bulunmuştur. <br>\tMüterafik kusur konusunda,  zararın meydana gelmesinde veya artmasında mağdurun da kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur 6098 sayılı TBK'nın 52. maddesinde düzenlenmiştir. Mağdurun kusurunun zararın meydana gelmesinde başlıca etken olması halinde zarar verenin sorumluluğunun kalkması söz konusu olabileceği gibi, belirlenen kusura göre zarar ve ziyandan indirim yapılmasını da gerektirebilir. Müterafik kusura ilişkin savunma bir defi olmadığından bu yönde bir savunma olmasa dahi resen araştırılması ve tartışılması gerekmektedir. <br>\t2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 78. maddesinde; \"belirli sürücülerin ve yolcuların, araçların sürülmesi sırasında koruyucu tertibat kullanmaları zorunludur... kullanma ve yolların özelliği gözetilerek hangi tip araçlarda sürücülerinin ve yolcularının şehiriçi ve şehirlerarası yollarda hangi şartlarda hangi koruyucu tertibatı kullanacakları ve koruyucuların nitelikleri ve nicelikleri ile emniyet kemerlerinin hangi araçlarda hangi tarihten itibaren kullanılacağı yönetmelikte belirtilir\" düzenlemesi yapılmıştır. <br>\tDavalı taraf,  müteveffanın  emniyet kemeri takmaması nedeniyle müterafik kusurlu olduğunu savunmuştur. Mahkemece bu konuda bir değerlendirme yapılmadığı anlaşılmakta olup, emniyet kemeri takılıp takılmadığı araştırılarak ceza dosyası içeriği de irdelenmek ve ölüm sebebi araştırılmak  suretiyle  mahkemece, KTK'nın 78. maddesi ve emniyet kemeri takılmayışı ile ölüm sebebi  arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığı irdelenerek gerektiğinde konusunda  uzman  doktor  bilirkişi  heyetinden  rapor  alınması, koruyucu  ekipmanın takılmayışının ölümle illiyeti bulunduğunun saptanması halinde, TBK'nın 52. maddesi uyarınca tazminattan müterafik kusur indirimi yapılmak suretiyle  karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle karar verilmesi isabetsiz bulunmuştur.  \t<br><br>\tDiğer taraftan, ölenin askerlik döneminde anne ve babasına destek olmayacağı  gözetilmek suretiyle bilirkişiden ek rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. <br>\tYukarıda belirtilen hukuki ve fiili durumlar ışığında dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebebine göre taraf vekillerinin sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. <br>\tHÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;<br>\t1-Taraf vekillerinin  istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen, 28/04/2023 tarihli, 2022/129 Esas 2023/305 Karar sayılı kararın, HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,<br>\tKararın kaldırılma sebebine göre, taraf vekillerinin sair istinaf sebeplerinin İNCELENMESİNE YER OLMADIĞINA,<br>\t2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>\t3-İstinaf edenler tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde istinaf eden taraflara iadesine,<br>\t4-İstinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesinde değerlendirilmesine, <br>\t5-İİK'nın 36. maddesi gereğince Ankara 16. İcra Dairesi'nin 2023/16810 Esas sayılı dosyasına depo edilen 710.000,00-TL bedelli teminat mektubunun yatıran tarafa iadesine,<br>\t6-Karar tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK.nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 13/02/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br>\t<br>\t\t\t\t<br><br>Başkan <br>Üye<br>Üye<br>Katip <br> <br><br><br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c5f2744b2abd7f16","SID":"6ac06cc995f49a1e"}}